Yapım Tarihi - 2022
Süre - 00:16:25
Format - Kurmaca, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Ümit Güç
Yönetmen Yardımcısı - Arzu Görgülü
Yapımcı - Ümit Güç
Senaryo - Ümit Güç
Danışmanlar - Doç. Dr. İlke Şanlıer Yüksel, Doç Dr. Aydın Çam
Müzik - Ciwan Haco, Mohaammed Esfahani, Mohsen Namjoo
Görüntü Yönetmeni - Necati Öz
Kameraman - Cihan Kar
Işıkçı - Fırat Erez, Onur Güç
Sesçi - Tuncay Ayvaz
Sanat Yönetmeni - Esra Fidantek
Kurgu - Necati Öz
Alt Yazı Operatörü - Mümtaz Kirik
Uygulayıcı Yapımcı - Mert Eşberk, Mümtaz Kirik
Reji - Fırat Yetişgin, İlker Cengiz Gül
Time Code - Görkem Yazgan
Set Amiri - Muzaffer İnanduğçar
Set Fotoğrafçısı - Mahsun Tosun
Afiş Tasarım - Gökçe Tavus
Ulaşım Sorumluları - Meysem Sayın, Süleyman Aslan, Yaşar Sarı, Abdullah Aslan
Oyuncular
Gurbet Kancak .... Evin
Mahir Aslan .... Barış
Filiz Karadağlı .... Delal
Fatma Zalim .... Selma
Süleyman Bolat .... Süleyman
Xelit Diko .... Xelit
Ercan Ertik .... İşçi
Emre Halvacı .... İşçi
Serdinç Çağlayan .... İşçi
Sığınmacı ve yerli tarım işçilerinin beraber kaldığı bir çadır kampında, yerel
işçilerin sığınmacılara olan öfkesi yoksulluğun da etkisiyle iyice
yükselmektedir. Bu öfkeden habersiz olan Barış ve Evin isminde iki çocuk bir gün
ortadan kaybolur. Çadırlardaki yerli ve sığınmacı işçiler çocukları aramaya
koyulur. Arayış esnasında yerli ve sığınmacı işçiler bir süreliğine de olsa
ortak duyguları hissederler. Çocukların arayışı yol boyunca insani değerlerin
arayışına dönüşür.
In a tent camp where asylum seekers and local agricultural workers stays
together, the anger of the local workers against the refugees increases with the
poverty. Two children, Barış and Evin, who are unaware of this anger, disappear
one day. Local and refugee workers in the tents go out to find for the children.
During the search, local and refugee workers feel common feelings for a while.
The search for children turns into a search for human values along the way.
18. Kar Film Festivali, Kurmaca Film Yarışması, Üçüncülük Ödülü. 2022
12. Avrupa Birliği İnsan Hakları Kısa Film Yarışması, İnsan Hakları Kategorisi,
İkincilik Ödülü. 2022
2. Luma Kısa Film Festivali, Kısa Film Yarışması, İzleyici Ödülü. 2022
1. Bozok Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Gençlik Jüri Özel Ödülü. 2022
12. Suç ve Ceza Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Finalist. 2022
5. Siirt Kısa Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Finalist. 2022
2. Bornova Kısa Film Günleri, Gösterim Seçkisi. 2022
2. Uludağ Kısa Film Yarışması, Finalist. 2022
10. Kayseri Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Finalist. 2022
5. Dostluk Kısa Film Festivali, Kısa Metraj Film Yarışması, Finalist. 2022
Kaynak
Ümit Güç
umitguc1989 @ gmail.com
Karıncanın Ayak İzleri Ricat filmi için hazırlıklar başladı
Hataylı film yönetmeni Ümit Güç’ün ‘Yeryüzü Ayakları’ isimli belgesel türü kısa
metrajlı filminin İstanbul’da bu yıl 6. Düzenlenen ‘Kısadan Hisse Kısa Film
Festival’inde’ jüri Özel Ödülüne layık görülmesi Hatay’da sevinçle karşılandı.
Adana’da Çukurova Radyo TV ve Sinema bölümünde öğrenim gören genç yönetmen Ümit
Güç, filmi ilgili gazetemiz yazarı Ali Yolcu’ya bilgi verdi ve çekimlerine 17
Kasım günü başlayacakları ‘Karıncanın Ayak izleri’ filmi hakkında açıklamalar
yaptı.
Bu yıl düzenlenen 6. Kısadan Hisse Kısa Film Festivalinde 22 dakikalık kısa
metraj belgesel filminin Jüri özel ödülüne layık görülmesinin kendileri için
anlamlı olduğunu söyleyen Ümit Güç, film çekimleri sırasında karşılaştıkları en
büyük sorunun ise ekonomik olduğuna vurgu yaptı.
Ümit Güç, ‘Karıncanın Ayak İzleri’ filminde 2 çocuk üzerinden insan ve doğa
ilişkisi yanı sıra tarımsal alanda çalışan işçilerin yaşamlarının konu
edinileceğini söyledi. 22 dakika uzunluğunda olması beklenen filmin Adana
Karataş bölgesinde ki Bahçeköy’de çekileceğini de aktaran Ümit Güç, filme destek
için arayışa girdiklerini de aktardı.
Adana Büyükşehir belediye başkanı Zeydan Karalar’ın kendilerine destek sözü
verdiğini hatırlatan Ümit Güç, benzen desteğin doğup büyüdüğü Hatay’dan da
sağlanmasını temenni ettiğini sözlerine ekledi.
25 Nisan 1989 Hatay’ın Samandağ ilçesinde doğdum. İlköğrenimi Tomruksuyu (Karamanni)
köyünde bitirdim. Liseyi Antakya lisesinde. 2010 yılında Mersin Üniversitesi
İşletme Bölümü’nü kazandım ve bölümü okumak üzere Mersin’e gittim. 2013 yılında
bölümü bırakıp çeşitli fabrikalarda işçilik yaptım. 2014 yılında Adana'ya
yerleştim ve burada da işçilik yapmaya devam ettim. 2015 senesinde Çukurova
Radyo TV ve sinema bölümünü kazandım, ancak bölüme 2018 yılında başlayabildim.
Aynı sene ilk filmim olan Taşköprü’yü Kim Yaptı filmini çektim. Çukurova
Üniversitesi’nde öğrenim görmeye devam ediyorum.
‘Karıncanın ayak izleri’ mültecileri anlatıyor
Mülteci tarım işçilerinin yaşadıklarını ‘Karıncanın ayak izleri’ isimli kısa
filmle anlatan yönetmen Ümit Güç, sınıfsal eşitsizliklere dikkat çekerek, dünün
ötekisinin, bugünün ötekisine ırkçılık yaptığını söyledi
Suriyeli mülteci tarım işçilerinin yaşadıklarını anlatan “Karıncanın Ayak
İzleri” isimli kısa film, seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Yönetmenliğini
Çukurova Üniversitesi Radyo Sinema-TV Bölümü öğrencisi Ümit Güç’ün (33) yaptığı
film, Adana’nın Karataş ilçesinin Bahçe Mahallesi’nde mültecilerin tarım
işçiliğiyle var olma mücadelesini anlatıyor. Ayrıca 2 çocuk üzerinden insan ve
doğa ilişkisinin yanı sıra toplumda ötekileştirilen grubun, bir diğer ötekiyi
dışlaması da filmde dikkat çekiyor.
Çeşitli fabrikalarda işçilik yapan yönetmen Güç, Çukurova’daki fabrika
işçilerinin yaşamını ele alan öyküler de yazdı. İlk kısa filmi “Taşköprü’yü kim
yaptı?” ile kısa belgeseli “Yeryüzü ayakları” ile birçok festivalden ödül alan
Güç, son kısa filmiyle emek üçlemesini tamamladığını söyledi.
Yönetmen Ümit Güç, filmin konusu ve kısa filmin Türkiye’de bulunduğu noktayı
Mezopotamya Ajansı’ndan Mukadder Akyol’a değerlendirdi.
Arap Alevi kökenli bir ailede doğan Güç, lise dönemlerinde dilinin ve kültürünün
asimile olmaması için Arapça tiyatro yaptığını ve orada sanata yakınlaşmaya
başladığını söyledi. Güç, “Taş Köprü’yü kim yaptı” isimli ilk kısa filminde 2
tekstil işçisinin yaşamını, kısa belgeseli “Yeryüzü ayakları” ile de Adana’da
yaşayan ayakkabı işçilerini anlattığını dile getirdi. Filmlerini işçi emeği
üzerine kurguladığını kaydeden Güç, şunları kaydetti: “Yoksul ve emekçi bir
ailede büyüdüm, emekçilerden yanayım. Bu ülkede çok kabul görmese de muhalif bir
sinemacıyım. Emek sermaye çelişkisinde emekten yanayım, bundan dolayı
filmlerimde sinema dilinin kendi estetiği içerisinde emeği anlatıyorum. Beni
buna iten şey sınıfsal eşitsizlikler.”
Son kısa filminin içeriğini anlatan Güç, Çukurova bölgesinde farklı milletlerden
tarım işçiliğini 2 çocuk üzerinden anlattığını ve filmde birçok toplumsal soruna
değindiğini aktardı. Sınıfsal eşitsizliklerden, mültecilerin yaşadıkları
ırkçılığa birçok sorunun anlatıldığı filmde, dünün ötekisinin, bugünün ırkçısı
olarak milliyetçilik yaptığını kaydeden Güç, “Ortadoğu’da bir savaş hastalığı
var ve bu hastalık git gide büyüyor. Dünün ötekileri, bugün mülteci olarak
ülkeye gelen ötekiyi ötekileştiriyor. Bu başlı başına sosyolojik bir durum. Ama
bunun temelinde sınıfsal eşitsizliklerin yattığını düşünüyorum. Bugün
mültecilere karşı ırkçılık yapan öteki, elbette kendilerinin yaşadığı sosyal
sorunlardan kaynaklı ve kuşkusuz iktidarların insani olmayan politikaların
etkisinde bunları yapıyor. Filmi bu minvalde hazırladık ve bunu 2 çocuk
üzerinden anlatmaya çalıştım. Sinema bunu değiştirmez ama bunu değiştirecek olan
insanlığın kendisidir. Filmlerimde bunu göstermek istiyorum ve bunu topluma
anlatmaya çalışıyorum” diye konuştu.
Türkiye’de kısa filmi değerlendiren Güç, filmini çekebilmek için borçlandığını,
normalde Sinema Genel Müdürlüğü’nün destek olması gerektiğini, fakat muhalif
sinemacılara bunun sağlanmadığını ifade etti. Toplumun çoğu için güzel olan bir
şeyin belli bir kesim için doğru olmadığını dile getiren Güç, “Bizler filmimizi
dayanışmayla çekiyoruz. Bizim için koşullar daha zor, sözümüzü söylemek daha çok
zorlaşıyor. Türkiye’de özellikle festivallerde bazı ayrımcılıklara maruz
kalabiliyoruz. Filmlerimiz festivalde ön seçici kurul tarafından alınmıyor. Neye
göre seçildi ya da seçilmedi, hiçbir bilgilendirme yapılmıyor. Bize ‘şu nedenle
seçilmedi’ desinler, eksikliğimizi görelim ki, Türkiye sineması gelişebilsin.
Festivaller Türkiye sinemasını geliştiren etkinliklerdir ama maalesef ki siyasi
nedenler girince araya, bu festivaller bir handikapa dönüşüyor” dedi.
Türkiye’de kısa filmlerin geçim kaynağının festivaller olduğuna dikkat çeken
Güç, şunları söyledi: “Türkiye’de bazı yapım şirketleri çeteye dönüşmüş durumda
ve bu şirketler festivallere müdahale edebiliyor. Biz ne kadar emeğimizle
yaparsak yapalım, direniyor bağımsız sinema yapmaya çalışıyoruz. Ülkede kısa
film kültürü yok, kısa film başlı başına bir alandır. Kısa filmciler kendini
kanıtlamaya çalışıyor. Halbuki böyle olmaması gerekiyor. İran demokratik anlamda
daha geri duruyor olabilir ama yeni dalga akımı var. Her ülkenin kendine özgü
has bir sinema dili var, Türkiye’de maalesef bunu görmek mümkün değil. Ya batıyı
ya da doğuyu taklit ederiz. Oysaki ki; o kadar değerli bir bölgede yaşıyoruz,
çok yönlü bir kültürel yapımız var ama bunu rağmen bir akım yaratamıyoruz.
Devletin bir sinema politikası yok, aydın ve sanatçıların da genç sinemacılara
yön verecek örgütlü yapısı yok. Devlet bu konuda hakkaniyetli olmalı,
sinemacının diline, dinine, ırkına bakmamalı.”