Çan - 2004 .... Kurmaca, 00:06:00
41. Antalya Altın Portakal Kısa Film ve Video Yarışması, Kurmaca Dalı. 2004
Senarist Filmografisi
Sevda - 1996
Bodyguard - 1996
Leş Kargaları - 1996
İslam Adalettir - 1994
Kadere 45 Var - 1994
Öp Babanın Elini - 1993 .... Tv Filmi
Emekli - 1993
Üçümüze Bir Dünya - 1993
Babalar da Ağlar - 1993
Gülpembe - 1993
Bul Karayı Al Parayı - 1993 .... Tv Filmi
Öp Babanın Elini - 1993
Aşka Vakit Yok - 1988
Tapulu Irgat - 1987
Tırpan - 1987
Azap - 1987
Gölet - 1987
Sultan - 1987
Gelin Oy - 1986
Kara Diken - 1986
Karamanın Koyunu - 1986
Rabbine Dön - 1986
Güvercinim - 1986
Ekmek Elden Su Gölden .... Video1985
Sarı Öküz Parası - 1985
Üç Süpermen Olimpiyatlarda - 1984
Sev Ölesiye - 1984
Buyurun Cümbüşe - 1982
Kirvenin Kızı - 1981
Harman Sonu - 1981 .... Video
Şahin - 1979
Otobüs Neriman - 1979
Madrabaz - 1979
Meryem (2) - 1973
Süper Adam İstanbul'da - 1972
Oku Beşikten Mezara Kadar - 1971
Profesyoneller - 1971
Mehmetçik Altın Çocuk - 1971
Ölüler Konuşmaz Ki - 1970
İki Cesur Adam - 1970
Cesur Kabadayı - 1969
Zalimin Zulmü Varsa - 1969
Talihsiz Meryem - 1968
Aslan Bey - 1968
Sinanoğlu - 1968
Sinanoğlu'nun Dönüşü - 1968
İmamın Gazabı - 1967
Efenin İntikamı - 1967
Kanlı Hıdrellez - 1966
Su Testisi - 1966
Nasreddin Hoca - 1965
Asker Arkadaşım - 1965
Kanlı Kale - 1965
Keloğlan - 1965
Dağların Aslanı - 1964
Kamil Abi - 1963
Genç Osman - 1962
Soytarı - 1962
Acar Kardeşler - 1961
Altın Hırsı - 1961
Fedakar Onbaşı - 1960
Yapımcı Filmografisi
Kadere 45 Var - 1994
Aşka Vakit Yok - 1988
Ana Yüreği - 1987
Tırpan - 1987
Sarı Öküz Parası - 1985
Sev Ölesiye - 1984
Üç Süpermen Olimpiyatlarda - 1984
Buyurun Cümbüşe - 1982
Otobüs Neriman - 1979
Oku Beşikten Mezara Kadar - 1971
Profesyoneller - 1971
Mehmetçik Altın Çocuk - 1971
Ölüler Konuşmaz Ki - 1970
Zalimin Zulmü Varsa - 1969
Aslan Bey - 1968
Sinanoğlu - 1968
Sinanoğlu'nun Dönüşü - 1968
Kardeşim Benim - Kargacı Halil - 1968
Asker Arkadaşım - 1965
Keloğlan - 1965
Dağların Aslanı - 1964
Oyuncu Filmografisi
Beyaz Atlı Adam - 1965
Beyaz Atlının Dönüşü - 1965
Dağların Aslanı - 1964
Korkunç Şüphe - 1964
Susuz Yaz - 1963
Dişi Örümcek - 1963 .... Garson Remzi
Soytarı - 1962
Dolandırıcılar Şahı - 1960
Üsküdar İskelesi - 1960
Ana Kucağı - 1959
Yalnızlar Rıhtımı - 1959 .... Sabri
Diğer Filmografisi
Yalnızlar Rıhtımı - 1959 .... Yönetmen Yardımcısı
Kaynak
Internet Movie Database
4 Temmuz 1930 yılında İzmir'in Buca kazasında dünyaya gelen Yavuz Yalınkılıç,
ilk ve Ortaokulu Buca'da Okur. Lise tahsili için İzmir'e giden Yalınkılıç, İzmir
Atatürk Lisesini bitirir. 1948'de İzmir Şehir Tiyatrosuna girer. Tiyatroya olan
aşkı onu Üniversiteye gitmekten alıkoyar. Babasının tüm ısrarına rağmen, Abisi
Yılmaz Yalınkılıç gibi Üniversiteye gitmek, makine mühendisi olmak istemez. Onun
tek isteği vardır, tiyatrocu olmak. Nitekim bu isteğini yerine getirmek için
İzmir Şehir Tiyatrosunun imtihanına girer ve imtihanı kazanarak tiyatro oyuncusu
olur. Bir süre İzmir Şehir Tiyatrosunda sahne alan Yalınkılıç, bu tiyatronun
Anadolu turnelerinde de yer alır.
Gezici Tiyatro toplulukları ile her gittikleri şehirde halka gösteriler yapan
dönemin tiyatro oyuncuları, İzmir'e bir gösteri için geldiklerinde, Yavuz
Yalınkılıç'la tanışırlar. Bu gurubun lideri olan Avni Dilligil Çığır Sahne
Tiyatrosu'nda hem oynuyor hem de yönetmenlik yapmaktadır. Genç ve yetenekli
gördüğü Yavuz Yalınkılıç'a beraber çalışması teklifin de bulunur. Yalınkılıç bu
teklifi memnuniyetle kabul eder.
Avni Dilligil ile bir süre Çalışır Ege'yi, Akdeniz'i dolaşarak tiyatro turneleri
yaparlar. Yalınkılıç bu tiyatro topluluğunda hem oynar hem de, Dilligil'e
yönetmen asistanlığı yapar. Bir süre Avni Bey'le çalıştıktan sonra Tevhit Bilge
Tiyatro topluluğuna girer. Bu tiyatro gurubu ile de bir süre Çalışır,
Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar giderek tiyatroyu halkın ayağına kadar
götürürler.
Tevhit Bilge topluluğu Anadolu turnesini bitirip İstanbul'a döndüğünde
Yalınkılıç, Vahi Öz tiyatrosuna uğrar "Sizinle çalışmak istiyorum" der. Vahi Öz
yeni bir oyuna hazırlanmaktadır. Üç aylık bir Anadolu turnesine çıkacaktır "sana
verebileceğim bir rol var ama yeni turneden dönmüşsünüz, tekrar aynı çileleri
çekmek zor gelmez mi?" diye sorar. Yalınkılıç mesleğine ölesiye aşıktır ki...
"Zorluk ne kelime. Bin kere olsa yine dolaşırım Anadolu'yu" der, ekibe dahil
olur... Vahi Öz ile üç aylık turneyi bitirdikten sonra Muammer Karaca
Tiyatrosuna girer. Bir süre Karaca tiyatrosunun İstanbul'daki Tiyatrosunda ve
Anadolu turnelerinde oyunculuk yapar, kendisini iyice yetiştirir.
On yıl kadar Tiyatrolarda oynayarak bazı oyunlarda yönetmen yardımcılığı yapan
Yavuz Yalınkılıç, Yeşilçam'a girmenin, filmlerde oynamanın çarelerini arar.
Şansızlığı sinemaya eskisi gibi tiyatrocuların değil, Yeşilçam'da yetişenlerin
hakim olduğu bir döneme rastlamasıdır. Bunun için bir tavsiye ediciye ihtiyacı
vardır.
Beraber çalıştığı tiyatro ustalarının hemen hepsi filmlerde de oynayan
oyunculardı. Onlardan başkası yardım edemezdi. Yalınkılıç bir gün Avni Dilligil
tiyatrosuna Gider, eski ustasına rica da bulunur. "Bende sizler gibi sinema
filmlerinde oynamak istiyorum. Ne olur bana yardımcı olun hocam. Tanıdıkların
çoktur, birisine tavsiye et beni. Çok hevesliyim. Önce oyuncu sonra da yönetmen
olacağım. Muvaffak olursam size de rol vereceğim çektiğim filmlerde" der. Yavuz
Yalınkılıç, Dilligil'in tavsiyesi ile 1959 yılı "Ana Kucağı" adlı filmde Küçük
bir rol alır. Ancak, daha etkili roller alabilmesi için daha etkili torpillere
ihtiyacı vardır.
Bir gün Ses Tiyatrosuna Gider. Kulis arkasında makyajını yapmakta olan Sadettin
Erbil'i bulur. "Muammer Karaca hocamın size selamı var. Bende sizler gibi
sinemada oynamak istiyorum. Çalıştığın yönetmenlere beni de tavsiye eder
misiniz? "der. Tiyatrodan birbirlerini tanıdıkları için aralarındaki sohbet
verimli geçer.
Sadettin Erbil, Yavuz Yalınkılıç'ı Sadri Alışık'a yönlendirirken "Senin işini
ancak Sadri Alışık halleder, onunla konuş. Lütfi Ö.Akad yeni bir filme
hazırlanıyor. Kalabalık bir oyuncu kadrosu ile çekilecek. Başrolde Çolpan İlhan
ile Sadri Alışık oynayacak. Senin işini yapsa yapsa o yapar" der. Yavuz
Yalınkılıç'ın anlattığına göre, heyecandan Taksim'den Fatih'teki evine kadar
yürümüş, sabaha kadar da hiç uyumamıştır.
Yalınkılıç'ın babası, İzmir Buca'daki evi satarak İstanbul'un Fatih semtinde üç
katlı bir ev almıştı. Ailece bir arada kalıyorlardı. Yavuz Yalınkılıç uykusuz
geçirdiği gecenin sabahı gizlice abisi Yılmaz'ın ütülü takım elbisesini giyer,
kimseye görünmeden evden çıkar, Beyoğlu'na, Sadrı Alışık'ı bulacağı yere Gider.
Sadettin Erbil'in selamını söyler, kendi geliş amacını anlatır...
Sadri Alışık Yavuz'u Dinler, yardımcı olmaya çalışacağını belirtir "On gün sonra
çekimine başlayacağımız "Yalnızlar Rıhtımı" filminde akordeon çalacak iyi bir
oyuncuya ihtiyaç var. Seni Fütfi Ö.Akad'a götüreyim bir görsün. Eğer aradığı tip
sana Uygun ise bu iş olur "der, beraberce İpek Film Şirketine giderler...
İpek Film sahibi İhsan İpekçi şirkete henüz gelmişti, karşısında Sadri Alışık'ı
görünce şakalaşır "Hayırdır, filme başladınız da benim mi haberim yok. Sabahın
köründe yazıhaneye geldiğine göre" der, gülüşürler. Sadri Alışık, Yavuz
Yalınkılıc'ı İhsan Bey'le tanıştırır. Geliş sebeplerini anlatır. İpekci "Bu
konuda emin olun ne hiçbir fikrim var nede yetkim. Yönetmen ne derse o olur. Ben
sadece para ödemelerini yaparım hepsi bu" der.
Yönetmenin gelmesini beklerler bir saat kadar. Lütfi Ö Akad gelir, Yalınkılıç'la
tanıştırılır. Bu tanışma sanatçının kaderini değiştirecek tanışma olur. Yönetmen
tarafından Beğenilen Yalınkılıç, Akordeoncu rolünün yanı sıra Akad'ın ikinci
asistanlığını da yapacaktır. Bir hafta sonra çekimleri başlayacak film için
Yalınkılıç'la şirket arasında mukavele imzalanır ve avans olarak bir miktar da
para verirler.
Yavuz Yalınkılıç, emeline kavuşmanın mUtluluğu içinde eve dönerken terziye
uğrar, gri bir takım elbise dikmesini söyler. Ölçülerini verir, bir kısım para
ödemesi yapar. Gayesi, çekilecek "Yalnızlar Rıhtımı" filminin gala gecesinde şık
giyimli olmaktır.
Bir hafta sonra "Yalnızlar Rıhtımı"nın çekimleri başlar. Başrolde Çolpan İlhan,
Sadrı Alışık ve Sadettin Erbil. Diğer rollerde Turgut Özatay, Melahat İçli,
Ahmet Tarık Tekçe, Kamuran Yüce, Yavuz Yalınkılıç, Osman Alyanak, Kemal Edige,
Rıza Tüzün gibi değerli oyuncular oynar.
1959'da Siyah-Beyaz olarak çekilen "Yalnızlar Rıhtımı" adlı duygusal-macera bu
eser, zor ve titiz çalışma gerektiren bir filmdir. Lütfi Ö. Akad bu film de
kendisine üç asistan alır. Birinci asistanı Türker İnanoğlu, ikinci Yavuz
Yalınkılıç, üçüncüsü Burhan Bolan'dır. Filmde, polisin ispiyoncusu, Akordiyon'cu
Sabri'yi oynayan Yavuz Yalınkılıç rolü olmadığı sahnelerde diyalog vererek,
ikinci asistanlık yapmaktadır. Yalınkılıc'ın oynadığı sahnelerin diyologlarını
ise Burhan Bolan süfle etmektedir.
Lütfi O Akad'ın klasikleri arasında yer alan "Yalnızlar Rıhtımı"nın görüntü
yönetmenliğini Yoakim Filmerides yapmıştır. Filmin müziklerini ise, sonradan
Yapımcı-yönetmen olan Hulki Saner, şarkılar Yasemin Esmergül tarafından
söylenmiştir. Vizyona girdiğinde ses getiren "Yalnızlar Rıhtımı"nın gala
gecesine Yavuz Yalınkılıç, yeni diktirdiği gri takım elbise ile gelir.
Akordeoncu Sabri rolünü canlandıran sanatçı, filmin başından sonuna kadar
oynamış ve seyircinin beğenisini, yönetmenin de takdirini kazanmıştır. Bu
filmden sonra, Akad'ın bazı filmlerinde asistanlık ve oyunculuk yapan
Yalınkılıç, 1960 yılında kendi adına şirket kurup, yönetmen olmaya karar verir.
Nüsret Özkaya ve Ali Ekdal adlı iki oyuncu arkadaşı ile ortaklaşa 1960 yılında
"Fedakar Onbaşı" adlı filmi çekerek yönetmenliğe başlayan Yavuz Yalınkılıç, ilk
kez yazdığı bu senaryo ile yönetmen olur. Peşinden Ayhan Candeğer adlı oyuncu
arkadaşının yapımcılığında "Acar Kardeşler" adlı ikinci filminin yönetmenliğini
yapar. "Acar Kardeşler"de Turgut Özatay, Nuray Uslu, Ayhan Candeğer ve Suphi
Kaner adlı dönemin Ünlü sanatçıları ile Çalışır.
1961 yılı Yavuz Yalınkılıç için verimli bir yıl olur. Dönemin isimli jön ve
jöndam'ları ile Çalışır. "Esmer Delikanlı"da Baki Tamer, Mine Coşkun, Oktar
Durukan ve Suzan Avcı'yı oynatır. Peşinden "Altın Hırsı"adlı bir film daha
çeker. Tiyatroculuk yaptığı yıllarda kendisi gibi tiyatro oyuncusu olan Aksan
Hanım'la evlenmiştir. Hanımı adına Aksan Film Şirketini kurar ve 1962 yılında,
kendi firmasına "Ölüme Yalnız Gidilir" filmini çeker. Bu filmin başrollerinde
Fikret Hakan ile Semra Sar'ı oynatır. Hummalı bir çalışma hırsı içine girer
Yavuz Yalınkılıç. Eşi Aksan Yalınkılıç adına kurulu Aksan Film şirketini, Ankara
işletmecisi Abdullah Bey parasal yönden destekler, çekimler başlamadan önce
senetleri peşin verir.
Yalınkılıç önce "Soytarı"yı, peşinden Nebahat Çehre, Ali Ekdal ve Özcan
Tekgül'Ün başrollerini paylaştıkları "Meçhüle Gidenler" filmini çeker. Aynı yıl
zor bir filme daha başlar. Osmanlı padişahlarından Genç Osman'ı ele alır. Özene
bezene senaryosunu yazar fakat kadro oluştururken pek özendiği söylenemez.
"Genç Osman" filmi için, Özden Çelik, Gönül Yazar, Turgut Özatay, Muhterem Nur,
Öztürk Serengil, Rengin Arda ve Danyal Topatan gibi Ünlü oyuncularla anlaşır.
Yavuz Yalınkılıç filmin çekimine başlar fakat, zaman zaman ortaya çıkan olaylar,
aksamalar yüzünden çekimler sekiz ayda dört ayrı görüntü yönetmeni ile
tamamlanır...
Yeşilçam'da iki görüntü yönetmeni ile çekilen filmlere nadiren de olsa
rastlandığı görülmüştür. Ancak "Genç Osman" filmini Nedim Akanlar, Mengü Yeğin,
Gani Turanlı ve Rafet Şiriner gibi dört ayrı görüntü yönetmeni çekimleri
tamamlamıştır. Filmin aksaması ve uzamasına sebep Gönül Yazar ile Özden Çelik'in
aşkları olmuştur. İki Sevgili zaman zaman, kıskançlık krizlerine girer
birbirlerine küserlerdi. Dolayısı ile onlar barışana kadar filmin çekimlerine
ara verilirdi.
Her verilen ara Uzun süreli olur, görüntü yönetmeninin anlaşması biter, başka
bir filme başlardı. Bu yüzden dört görüntü yönetmeni vardı "Genç Osman"
filminin. Bu filmin bütçesi tahmin edilenin iki katına çıkınca Ankara
işletmecisi Aksan Yalınkılıç'a ikinci filmin senetlerini de peşinen verir ve
Yavuz Yalınkılıç "Genç Osman'ı öyle tamamlayabilir.
O dönemlerde bölge işletmecileri güvendikleri şirketlere, para verir, bazen de
sipariş üzerine, filmler yaptırırlardı. Bu günkü gibi vizyona giren filmler tek
elden, tüm Türkiye'deki sinemalarda oynatılmazdı. Yapımcı filmini ayrı ayrı
bölge işletmecilerine satar, o işletmeci de kendi bölgesindeki sinemalarda
oynatırdı. Adana Bölgesi, İstanbul, İzmir, Samsun, Ankara, Zonguldak
Bölgeleri... Bu bölgeler geniş kapsama alanına sahipti. Türkiye geneline hitap
ederlerdi. Bir de, 16mm. Türkiye işletme hakkı vardı. O da Dar Film şirketine
satılırdı.
Bölgelerden gelen senetler, Yıldız Stüdyosu sahibi Banker Ferdinat Manukyan'a
kırdırılır, paraya çevrilerek filmler yapılırdı. Şimdiki gibi sponsor olanlar
yoktu. Yavuz Yalınkılıç gibi bazı yapımcılar zor şartlarda işletmeciden
aldıkları paralarla ısmarlama filmler yapabiliyorlardı. Ismarlamanın ne demek
olduğunu merak edenler olabilir. Ismarlama film; İşletmeci, yapımcıdan istekte
bulunur, yılın modası Avantür-vurdu kırdılı filmler ise, "Şu oyuncularla yap,
buyur senetlerin" der. Bir sonraki yıl köy filmleri modası olur, yine" Şöyle bir
hikaye, şöyle bir kadro ile çek getir alayım" der. Komedi furyası, şarkıcıların
filmlerde oynama dönemi, hepsi işletmecilerin arzusuna göre olurdu. İşletmeci,
seyirci ile birebir teması olan kişi olduğundan, seyircinin ne istediğini
bilirdi. Hangi filmin iş yapıp yapmayacağını çok iyi bilirdi. Onlar için sanat
değil, gişe yapan filmler makbuldü. Bu yüzden hiçbir yapımcı kendi zevki için,
kendi istediği için, sanat için, bir kaç idealist istisnacı hariç film
yapamazdı. Yavuz Yalınkılıç da işletmecinin isteğine göre sipariş üzerine
filmler çeken yönetmenlerden biriydi. En büyük destekçisi ise Ankara işletmecisi
Abdullah Bey'di.
1963 yılı Yavuz Yalınkılıç "Kamil Abi" ve "İki Vatanlı Kadın" adlı iki film
çeker. Çolpan İlhan, Turgut Özatay, Ülvi Uraz ve Ahmet Tarık Tekçe'nin
oynadıkları "Kamil Abi" adlı eser o yıl ses getiren filmler arasına girer. Yılda
üç-beş film çekerdi. Bu arada eşi Aksan Yalınkılıç'dan ayrılır, bir yaşındaki
kızlarını yaşlı bir madam bakıcıya verirler. Aksan Hanım tiyatroya, Yavuz Bey de
sinemaya devam ederler. Madamın yanına verilen Küçük kızı zaman zaman ziyaret
eder, bakıcı ücretini öderler. Yavuz Yalınkılıç, sinemada peşpeşe filmler
çekerken Esma adlı bir kızla tanışır, birbirlerini sever evlenirler. Bir süre
sonra bu evlilikten Korkmaz adını verdikleri bir erkek çocukları dünyaya gelir.
1974 yılına kadar yapımcı olarak 15, Senarist olarak 32, Yönetmen olarak 34,
Oyuncu olarak da 12 filme imzasını Atan Yavuz Yalınkılıç, Kıbrıs Barış
Harekatından sonra Kıbrıs'a Göçmen olarak Gider. Birçok Türk gibi, Adaya
yerleşmeyi düşünen Yalınkılıç eşini ve oğlunu da beraberinde götürmüştür. Bu
arada bazı sanatçı arkadaşlarını da Kıbrıs'a çağırır. Talat Gözbak, Mümtaz
Alparslan, Fevzi Eryılmaz vesaire gibi. Mücahitlerin lideri daha sonra
Reisicumhur olan Rauf Denktaş'la temasa geçen bu sanatçılara, Türkiye'den giden
diğer Türklere verildiği gibi göçmenlik hakkı tanınır.
Yavuz Yalınkılıç'a içinde büyük bir evi bulunan çiftlik verilir. Narinciye
bahçeleri olan bu yerde yaşayacak, tarım yapacak, narenciyeleri toplayıp
satacaktır. Bu arazi işlediği sürece onun olacak, henüz tapuları verilmemiştir.
Ancak, Yalınkılıç, tarla ile uğraşmak yerine, Adada bir tiyatro topluluğu kurar,
etrafına topladığı arkadaşlarına ilaveten, Türkiye'den Sırrı Elitaş'ı da
çağırarak, bir süre tiyatroculuk yapar.
Belgeseller, fotoromanlar çeker. Kendine tahsis edilen arazi ve evin şartlarını
yerine getiremez. Bir ara Türkiye'ye dönmesi de eklenince, Denktaş'ın verdiği
yere başkaları yerleştirilir. Yalınkılıç hakkını kaybeder. Birkaç ay sonra
tekrar ailesiyle Kıbrıs'a gittiğinde evinin olmadığını öğrenir, tüm çabalarına
rağmen geri alamaz ve adada bir süre otellerde zorunlu olarak kalır. Perişan
günler geçirir. Türkiye'den giden sanatçıların hemen hepsi, kendilerine verilen
bu yerleri işleyemedikleri için kaybeder, yurda dönmek zorunda kalırlar.
1979 yılı tekrar Yeşilçam'a dönen Yavuz Yalınkılıç, yanlış projelerle işe
başlar. Yapımcılar Zerrin Egeliler'i erotik filmlerde oynatıp soyarken, bu
aksine giydirir, gelinlikler içinde oynatır "Madrabaz", "Şahin" ve "Otobüs
Neriman" filmlerini çeker Egeli'ye... Bu filmlerin hiçbirisi iş yapmaz... Sinema
bıraktığı yerde değildir. Yerli ve yabancı erotik filmler sarmıştır etrafı,
normal aile filmleri iş yapmaz haldedir. İşletmeciler de kesenin ağzını büzmüş
eskisi gibi kimseye önceden para vermiyordur artık. Yavuz gibi birçok yapımcı bu
işi yapamaz hale düşmüştür.
1980'li yıllarda videoculuk başlar, ısmarlama video filmleri çekilir,
şarkıcılarla, türkücülerle... Yavuz Yalınkılıç olmayan para ile filmler
çekebilen yapımcı-yönetmen olduğu için bu zor dönemlerde yine paralar bulur,
yeni jönlerle filmler çeker. Sinemadan ziyade videolarda gösterilir bu filmler.
Şansızlığı kaderinden, şansını ise kendisi yaratan Yalınkılıç, dönemin Star
türkücüsü Belkıs Akkale'yi filmde oynamaya ikna eder. "Kara Diken" adlı bir
hikaye yazar ve Umut film şirketine götürür. Şirket sahibi Abdurahman Keskiner'i
türkücü filmi çekmeye ikna eder... Film 1986 yılı Adana'da sinema filmi olarak
çekilir.'Kara Diken" de Belkıs Akkale, Ünsal Emre, Erol Taş, Hasan Yıldız gibi
daha birçok oyuncu rol alır...
Bu filmden sonra Akkale ile 10 kadar film çeker yönetmen. Kıbrıs dönüşü 33 esere
daha imza Atan sanatçı, 5. bölüm Tv. dizisi... Bazı belgeseller ve "Çan" adlı
Kültür Bakanlığı desteği ile Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethedişi
belgeselini çeker.
1962 yılından bu yana Yeşilçam'da kurulan Sendika ve Derneklerde kurucu
üyelikler yapan çok faal birisiydi Yalınkılıç. Aktif olduğu kadar pratik zeKaya
sahipti. Bir gecede bir film hikayesi kurabilen, ertesi günü senaryo olmadan
film çekebilen ender kişilerdendi. İstediği zaman iyi iş filmleri çekebilen,
bazen da parasızlıktan "şişirme" filmlere imza Atan bir yönetmendi.
Konuyu şifahen anlatıp, oyuncuya ve yapımcıya beğendirebilen iki kişi tanıdım.
Biri Yönetmen Muharrem Gürses, diğeri Yavuz Yalınkılıç. Bunların hikayeyi
anlatıp da kabul ettiremedikleri vaki değildir. İkna kabiliyeti çok kuvvetli
kişilerdir bunlar. Yalınkılıç'ın bir özelliğini keşfetmiştim. Hikayeyi irticalen
anlatınca çok beğenirsin, senaryo haline getirdiğinde başka bir hikaye ortaya
çıkar.
Yazdığı senaryoyu çekerken, aklına başka şeyler gelir onları ilave eder, filmi
seyrettiğinde senaryosu ile arasında çok fark olan başka bir hikaye çıkar
ortaya... İlk anlattığına, yazdığı senaryoya, çektiği filme benzemez ama
filmleri iş yapardı..
Yavuz Yalınkılıç'ın hayatı hep çilelerle geçer fakat bir gün yüzü asık, neşesiz
hiç görmedik. Dünya umurunda değildi. Dini inançları vardı, beş vakit namaz
kılamazdı belki ama vakit oldukça Cuma namazlarına hep giderdi. Ölüme ve kadere
inanırdı ama ölümden Korkmaz alay ederdi. Hayatının büyük bölümü kanserle
mücadele ile geçmiştir. İlk defa bağırsak kanseri ameliyatı olur, beş yıl sonra
prostat kanserinden, sonra da önce kalp ameliyatı peşinden akciğer kanseri
ameliyatı olur...
Kendisini yatmakta olduğu hastanede ziyaret ettiğimde yine yüzünde gülücükler
vardı. "-Korkmayın bana bir şey olmaz. Kanserle arkadaş olduk. Bağırsak
ameliyatından sonra yirmi yıl prostattan sonra on beş yıl yaşadım. Bu
ameliyattan sonra yirmi yıl daha yaşarsam yeter bana" diyebiliyordu. Hayatı
boyunca doktorun verdiği ilaçları muntazaman kullanmış bunun yanı sıra ısırgan
tohumu ile bal karışımını da takviye olarak devamlı almıştır.
Son yıllarını Akçay'da kiraladığı villada, daha sonra eşinin annesinin oturduğu
İzmit'teki evde oturan Yalınkılıç, hastaneden iyileşerek çıkar. İzmit'teki
evinde on gün kadar istirahat ettikten sonra yine her gün Yeşilçam'a gelmeye,
mesleğe olan aşkı ile yeni projeler hazırlamaya, senaryo üzerinde çalışmalar
yapmaya başlar.
Bu Bayram öncesi arife hazırlığına benzer, yalandan iyileşme bir ay sürer ve bir
gece ansızın son bulur. Yavuz Yalınkılıç, 06.04.2005 tarihi sabaha karşı
İzmit'teki evinde hakkın rahmetine kavuşur. Eşi Esma Yalınkılıç ölüm telaşı
içinde, sadece birkaç arkadaşını arayabilir. Cenaze bekletilmeden kaldırıldığı
için, İstanbul'dan Muhammet Taflan, Hasan Yıldız, Cesur Yılmaz ve Gani Şavata
gidebilir ancak...
Yerel Basının ilgilendiği cenaze merasimine ilk eşinden olan kızı, eşi Esma
hanım, oğlu görüntü yönetmeni Korkmaz Yalınkılıç ve yöreden vatandaşlar katılır.
Sade bir cenaze töreni ile İzmit'te toprağa verilen arkadaşım Yavuz Yalınkılıç
affetsin beni. Ölüm haberini geç aldığım için cenaze merasimine gidemedim. Ruhu
şad, mekanı cennet olsun.