Delirium (Deliri(yor)um)




Yapım Tarihi - 2004
Süre - 00:06:00
Format - Videoart, Renkli, Türkçe, Mini Dv

Yapımcı - Ethem Özgüven
Yönetmen - Ethem Özgüven
Senaryo - Ethem Özgüven
Kurgu - Ethem Özgüven, Ulaş Şimşek
Kamera - Ethem Özgüven, Selçuk Erzurumlu
Müzik - Alper Maral








...tümüne, bu çabaların tümüne "yeniden başlamak" gibi bereketli bir ad vermek seni kurtarmayacak. orada ya da burada, aşina veya yabancı tüm coğrafyalarda hissedeceksin bu yalnızlığı, bu biçareliği, bu öksüzlüğü, bu koyu, kalın yabancılığı, bu vatansızlığı...

akraban olmayacak, tuttuğun takım olmayacak, avanen olmayacak, halı sahada top oynadığın arkadaşların, berberin, kasabın, terzin, astların ve üstlerin onların hanımları beyleri çocukları olmayacak...

hava sıcaklığıyla pek ilgili olmayan bu titreme seninle her yere gidecek ve gelecek. susmayacaksın, susmayacaksın, susmayacaksın da ne olacak. haçlar ve sıcak şarap, otobanlar, hava alanları, yılbaşı çamları ve televizyonlar arasında yok olacak söylediklerinin tümü. susacaksın sonunda...

"Hırsız Kent İstanbul" Aksanat / Beyoğlu sergisinde 22 aralık-24 ocak sergilenecek olan filmim "delirium" un gösterimine hepiniz davetlisiniz.

eğer gerçekten bir sorun varsa ortadaki asıl sorun bu ülkede geniş kitlelerin cahil bırakılması, adaletin hemen hiç gerçekleşmemesi, büyük enerjilerin tribünlerde dövüşmek gibi beyhude alanlara yönlendirilmesi, para ve iktidarın üç beş kişinin tekelinde tutulmasının ötesinde bir şey olmalı



en azından benim baktığım yerden böyle görünüyor...

asıl sorun bu her şeye karar veren, her şeye sahip üç beş kişinin durumun bu şekilde sürmesi yönündeki çabaları da değil bana kalırsa; bu çabaların niteliksizliği.

asıl sorun hiç bir şeyin değişmemesi yönünde çaba sağlayan iktidar sahiplerinin çabalarının, eylemlerinin, planlarının pespayeliği, sıradanlığı, eskiliği ve kolaycılığı...

bahsettiğim insalar her gün kullandığımız anlamda mafya, tutucu, solcuymuş gibi yapan partilerin ve dinci partilerin sokaktaki ve meclisteki adamları, büyük toplu konut projeleri yapıp bunların içinde deprem sonrası binlerce insanın ölümüne yol açan müteahhitler ya da şeyhler değil.

bahsettiklerim bütün tarih boyunca saklanmayı ve kaygan durmayı başarmış bir gurup; her şey sekiyor üzerlerinden hiç bir şey işlemiyor onlara.

bir ölümden başka..



açıkcası biz köleler bu bahsettiğim gurubun zulmü altında ezilmeye ve adam yerine koyulmamaya yönelik zavallı durumumuzu zaten çoktan kabullendik; ben kendi adıma bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim- kabullendim... bu durumun böylece, değişmeden sürdürülmesine yönelik çabalardaki olağanüstü düşük kalite salak yerine de konmak anlamında şüphesiz. asıl sorun bu. yaşamın fiziki ve sanal alanlarını ve koşullarını kendi lehlerine organize eden bu küçük gurubun, elitin bunu yaparken ojelerinin kenarı bile sıyrılmıyor ve çok akıllı olduklarından, çok uzun boylu olduklarından, gözleri çok sürmeli olduğundan, yüz metreyi dokuz saniye altında koştuklarından dolayı onlar orada biz burada değiliz.

öyle de değil...

çok açıklaması da yok... aslına bakarsanız onlarda kısa ve kalın ve çirkin...

köle olarak; köle olmaya alışmış bir köle olarak köle olmaktan da fazla acı veren durum bu köleliğin koşullarıdır...

yaşamın hiç bir çıkış bırakmayacak kadar katı, hindistandaki kast sistemi gibi örgütlenen ve benim hiç işime gelmeyen organizasyonunun bel kemiği televizyon daha doğrusu reklamlar; bu alan bütün süreçleriyle en kutsal , en dokunulmaz alan; alanla iştigal edenler de en...

bu sanal alan kadar önemli olmasa da hemen ardından yaşam alanları geliyor, burası temelde beyoğlu; esas olarak tünelden taksim'e kadar olan alan ve oradan da bir hançer gibi kıvrılarak nişantaş'ına uzanan bölge; bu ülkenin her şeyine burada karar veriliyor...

bütün bu nefes bile aldırmayan organizasyonun önemli belirleyenlerinden biri spor; daha doğru bir deyişle futbol. bu da sıkıştırılmış ve minimalize edilmiş, kontrolü daha kolay hale getirilmiş; galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe, gerisi organizasyonun garnitürleri. nasıl reklamları üç kişi çekiyorsa ve nasıl iki kişi gevrek gevrek seslendiriyor ve bütün ülke izliyorsa, nasıl hayli büyük bir coğrafya olan anadolu'yu iki mahalle beyoğlu ve nişantaşı belirliyorsa spor da öyle; daraltılımış, kontrolü kolay bir alanda;

erkek

futbol

galatasaray, beşiktaş, fenerbahçe...


bütün bu organizasyonun en sonunda ve solda sıfır durumunda sanat ve sanatçı var;

sanat ve sanatcı bütün bunlara ses çıkarmıyor; çok berbat bir yerinden eklemlendiği için bütün bu olan bitenlere, söylemini anlaşılmayacak kadar parçalıyor eğer iktidaraysa sözü;

ta ki kendi bile ne dediğini anlamaz olana kadar... hiç şüphesiz beyoğlunun iki tramvay durağı arasındaki mesafede üretilen sunulan ve tüketilen sanat bugünkü ensest durumun içinde, bugünkü korkaklığıyla bütün bu sonsuz ölüm halinin bir yan ürünü olmaktan öteye gitmiyor ve muhalefete dair hiç bir şey söylemiyor. gerçeğe ve hüzne dair hiç bir şey üretmiyor ; üretemez ve söyleyemez de zaten, kimsenin böyle bir şeye niyeti yok..



bugün reklamları; kitle iletişim araçlarını elinde tutan, üretim ve tüketimi belirleyen, sivil alana ve resmi alana iktidarını kabul ettirmiş küçücük bir alana sıkışmış, küçücük bir kitle var. bunlar kendilerini "elit" diye adlandırıyor, soylu, seçkin, elit; her ne kadar çoğu tıknaz, kısa ve kalın, çirkin olsa da, tek bir lisanı bile zorla konuşsa da elit bu burada, bakın sağınıza solunuza aynaya, bizimelitimiz de bu kadar... bu türkiye'nin eliti... onlar kendilerini reklam yazarı, seslendirmeci, yönetmen ve kreatif bilmemne olarak, beyoğlu'nu güzelleştirme derneği'nin kurucuları veya nişantaşı ahalisi olarak, büyük bir camianın taraftarı ve yönetim kurulu üyesi veya asbaşkanı olarak (ne demekse), fabrikaların, bankaların sahibi olarak, boğaz manzarasının ve en iyi balıkların tüketicisi olarak, sanatçı ya da sanatın hamisi olarak, televizyon programlarının konukları olarak sürekli olarak yeniden üretiyorlar.
çoğalan bu işte; çoğalan; tıpkı metastazdaki çoğalmayı andırır şekilde büyüyen bu; kent nasıl büyüyorsa bu sağlıksız yapı; ur büyüyor ve içine aldığı alana yeni hücrelere de hastalığı bulaştırarak çoğalıyor ve çürüyor;

böyle bir alanda, böyle bir süreçte metastaz bütün hızıyla sürer ve yayılırken sevgiye ve dokunmaya hiç bir yaşam alanı kalmıyor.

en azından benim baktığım yerden başka hiç bir şey görünmüyor.




Kaynak
Ethem Özgüven, Kısa Film Grubuna atılan mail.







ETHEM Özgüven “DELIRIUM”
FİLMİ BREZİLYA’DA GÖSTERİLECEK
06-25 EYLÜL 2005

Dünyanın ve Güney Amerika’nın en önemli sanat etkiliklerinden biri kabul edilen Associação Cultural Videobrasil, Ethem Özgüven “Dosya” çalışmasından sonra şimdi de 06-25 Eylül 2005 tarihlerinde gerçekleşecek olan “15.Uluslararası Elektronik Sanat Festivali programına Ethem Özgüven’in “Delirium” filmini dahil etti.

Associação Cultural Videobrasil’in iki yılda bir düzenlediği Uluslararası Elektronik Sanat Festivali’nin 15.’sine ev sahipliği yapacak olan Brezilya’da “Güney Panoraması Bölümü”nde “Delirium” filmi gösterilecek. Ethem Özgüven Festival boyunca Videobrasil’in konuğu olarak Brezilya’da sinemaseverlerle buluşacak.

20 yılı aşkın bir süre önce Sao Paolo’da kurulan Associação Cultural Videobrasil, düzenledikleri “Elektronik Sanat Festivali”, bienal ve diğer pek çok etkinliğine, önemli sanatçıların eserlerinin sergilendiği “Dosya” (Dossier)bölümünü ekledi. Bu sergi çalışması için ilk olarak 5 Brezilyalı çağdaş sanatçı seçen Associação Cultural Videobrasil, daha sonra bu çalışmayı 5 Latin Amerikalı sanatçı ile gerçekleştirdi. Associação Cultural Videobrasil’in “Dosya” sergi çalışması için diğer ülkelerden seçilecek 5 sanatçıdan ilki Ethem Özgüven oldu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Ethem Özgüven’in Nisan 2005’te gösterilmeye başlanan “kabuslar”, “yaşamın geneline dair”, “yaşamın detayına dair”, “küçük göl”, “Erol akyavaş”, “f” ve “güre” filmleri Brezilya’da gösterilmeye devam ediyor. Gösterimlerin yanı sıra sanatçının eserleri ve düşünceleri ile ilgili olarak da toplantılar yapılacaktır.
80’lerden bu yana kısa film, belgesel, sosyal reklam/spot, Deneysel video çalışmaları gerçekleştiren Ethem Özgüven, bu çalışmalarıyla bir çok etkinlik ve festivalden ödül kazanmıştır.
Studio Azzurro (İtalya), Robert Cahen (Fransa), Eder Santos (Brezilya), Lucas Bambozzi (Brezilya), Anne-Sophie Emard & Chantal Neveu (Fransa - Kanada), Atsushi Ogata (Japonya) / C.M. Judge (USA), Sigrid Coggins (Fransa), Chris Quanta (Fransa), Marc Geneix (Fransa) gibi dünyanın en önemli video sanatçılarının işleri bu festivalde sergilenmektedir. Videobrasil’in sanatsal etkinlikleri videoart ve digital art alanında dünyanın ve Güney Amerika’nın en önemli sanatsal etkinliklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

“15.Uluslararası Elektronik Sanat Festivali” ile ilgili daha detaylı bilgiye ve sanatçıların yazı ve işlerine online olarak www.videobrasil.org.br adresinden ulaşmak mümkündür. Ethem Özgüven filmlerini online olarak http-//ozguven.bilgi.edu.tr adresinden takip edebilirsiniz.