Yapım Yılı - 1963
Süre - 01:30:00
Formatı - Uzun Kurmaca, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Metin Erksan
Yapımcı - Ulvi Dogan
Senarist - Metin Erksan
Hikâye (eser) - Necati Cumalı
Müzik - Manos Hacıdakis, Ahmet Yamacı
Görüntü Yönetmeni - Ali Uğur
Kurgu - Stuart Gellman
Stüdyo - Hitit Film
Dağıtıcı - Manson Distributing Corp. (ABD dağıtım)
Oyuncular
Ulvi Doğan
Erol Taş
Hülya Koçyiğit
Diğer Adları
Dry Summer (ABD)
Reflections (ABD)
I Had My Brother's Wife (İngiltere)
L'Estate Arida (İtalya)
Trockener Sommer (Almanya)
Susuz Yaz, 1963 yapımı yönetmenliğini Metin Erksan'ın yaptığı filmin senaryosunu
yine Erksan, Necati Cumalı'nın 1962'de yazdığı aynı adlı hikâyesinden uyarlayıp
yazmıştır. Filmin başlıca rollerinde Erol Taş, Hülya Koçyiğit ve aynı zamanda
filmin yapımcısı da olan Ulvi Doğan oynamışlardır. Hülya Koçyiğit'in sinemadaki
ilk filmidir. Susuz Yaz, aynı zamanda Erol Taş'ın yardımcı rolde değil de başrol
oyuncusu olarak oynadığı ilk filmidir.[kaynak belirtilmeli] Filmin özgün
müziğini Yunanistan'ın Akademi Ödüllü bestecisi Manos Hacıdakis bestelemiştir.
Hacidakis aynı yıl Topkapı filminin müziğini de yapmıştı. Çekimleri Necati
Cumalı'nın hikâyesinin geçtiği yerde, yani İzmir'in Urla ilçesinin Bademler
köyünde 9 ayda gerçekleştirilen film susuzluk ve kadınsızlık temasını işler.
Necati Cumalı'nı avukatlık yaptığı yıllardaki gözlemlerine dayanan bu psikolojik
- toplumsal filmde çiftçi Osman (Erol Taş) arazisinde çıkan suyu kendi başına
sahiplenmek ister, ancak suya ihtiyaçları olan diğer köylüleri karşısına alır.
Bu çatışmada hapse düşen kardeşi Hasan'ın (Ulvi Doğan) karısı Bahar'a da (Hülya
Koçyiğit) göz koyar.
Yapım Öyküsü
Film, uyarlandığı öykünün yazarı Necati Cumalı'nın bir zamanlar avukatlık
yaptığı yerde, yani İzmir'in Urla ilçesinin Bademler köyünde çekilmişti. Öykü,
yazarın o yıllardaki gözlemlerine dayanmaktadır. Su ve arazi anlaşmazlıkları
temasını işleyen filmde figüran olarak köylüler rol aldı. 1963 yılında başlanan
çekimler kalabalık bir ekiple dokuz ayda bitirildi. Sansür Kurulu tarafından
filmin gösterimine izin verilmemiştir.
Bunun üzerine film rafa kaldırılmış ve yönetmen Metin Erksan'la yapımcı ve aynı
zamanda başrol oyuncularından biri olan Ulvi Doğan arasında hiç bitmeyecek olan
sürtüşmeler başlamış oldu. Sinemaya bir heves için girmiş olan aslında tekstilci
ve stilist olan Ulvi Doğan filmi otomobil bagajında gizlice Avrupa'ya kaçırmış
ve afişteki Metin Erksan ismini uyduruk bir isimle değiştirerek Berlin Film
Festivali'nde yarışmaya sokmuştu. Film festivalin büyük ödülü Altın Ayı'yı
kazanıp Avrupa'da büyük sükse yapınca devlet bu kez filme itibarını iade etme
kararı vermiş, ama buna rağmen film geri gelmemişti. Avrupa'da Hülya Koçyiğit'e
benzeyen bir figüranla çevrilen birkaç pornografik parça filme eklenerek film "I
Had My Brother's Wife" (Tr: Kardeşimin Karısına Sahip Oldum) adıyla yeniden
piyasaya verilmiş ve daha çok erotik film gösteren sinemalarda gösterilmişti.
"Susuz Yaz" 1964 Berlin Film Festivali'nde "En İyi Film" ödülü almıştı. Lakin,
hakkı yenen, alaşağı edilen, bir türlü başarısı ülkemiz tarafından takdir
edilmeyen bir film.
Filmin başına gelen en büyük facialardan biri de, hiç kuşkusuz, yönetmen Metin
Erksan ile filmin yapımcılığını üstlenen ve ayrıca başrol oyuncusu olan Ulvi
Doğan'ın arasındaki sürtüşmedir. Sinema kariyeri sadece Susuz Yaz'dan ibaret
olan Ulvi Doğan, filmi sabote eder ve pornografik eklemeler yaparak yurt dışında
pornografik filmleri gösterime sokan sinemalara pazarlar.. Film bazı ülkelerde
"Kardeşimin Karısı" ismiyle gösterime girer. Bilinmez ama belki de bu olay
yüzünden dahi yönetmen Metin Erksan sinemaya erken denilebilecek bir zamanda
küser, küstürülür.
(Reklamcı ve Yazar Mesud Topal)
Susuz Yaz 45 yıl sonra Cannes'da gösterildi
Cannes'daki gösterimde filmin başrol oyuncuları Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan da
hazır bulundu.
Komünistim deyince Almanlar filmi göstermek istemedi
Dünya Sinema Vakfı'nın başkanı Martin Scorsese, Türk sinemasının kayıp ve
yıpranmış önemli filmlerinin bulunup yenilenmesi görevini Fatih Akın'a vermişti.
Akın'ın geçen yıl başlattığı çalışmalar meyvesini bu yıl verdi ve Metin
Erksan'ın 1964 yılında Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazanan
"Susuz Yaz"ı yeniden düzenlenerek 45 yıl sonra Cannes Film Festivali'nde tekrar
gösterildi. Cannes'daki gösterimde Akın'ın yanı sıra filmin başrol oyuncuları
Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan da hazır bulundu. Üçlü, Ömür Gedik'in sorularını
yanıtladı. Filmin Berlin'e gidiş sürecinde yaşadığı zorlukları anlatan Ulvi
Doğan, "Berlin belediye reisi 'Burada bir komünistin filmini oynatamayız, ya
yönetmenin adını değiştirin ya da yarışmadan çekilin' deyince biz de filmi
İsmail Metin filmi olarak gösterdik" dedi.
- Ulvi Bey, siz "Susuz Yaz"ın hem oyuncusu hem de yapımcısısınız. Film, Berlin’e
giderken çeşitli zorluklar yaşandı. O günlere gidersek bu yolculuğu nasıl
anlatırsınız?
Ulvi Doğan: "Susuz Yaz" yasaklanınca, ben de filmi kaçırmak zorunda kaldım.
Yönetmen Metin Erksan “Ben komünistim” deyince, filmin Berlin’de gösterilmesi
tehlikeye girdi. Berlin belediye reisi odama geldi ve "Burada bir komünistin
filmini oynatamayız, ya yönetmenin adını değiştirin ya da yarışmadan çekilin"
dedi.
- Peki nasıl bir çözüm buldunuz?
Ulvi Doğan: Metin Erksan’ın doğum yerinde araştırma yaptık, ismi İsmail Metin
Erksan çıktı. Biz de filmi 'İsmail Metin' filmi olarak gösterdik. Bu isim
değişikliği benim Metin Erksan'la aramdaki kavgadan değil, mecburiyetten oldu.
Başka türlü filmi orada gösteremeyecektik.
- Fatih Bey, restorasyon için neden "Susuz Yaz" seçildi?
Fatih Akın: Martin Scorsese "Bana bir liste ver" dedi. 10 film istiyordu. Ben bu
süreçte işi bilenlerle ve üniversitelerle görüştüm. Yılmaz Güney’in filmlerinin
Londra ve İsviçre bağlantıları var. Onlar kendileri uğraşabilir ve düzeltebilir
diye düşündüm. Diğer yanda "Susuz Yaz"a kişisel bir merakım da vardı. "Duvara
Karşı"nın Altın Ayı kazandığı günün ertesinde gazetede "Susuz Yaz"ın resimlerini
gördüm. "40 yıl sonra Türkiye bir Altın Ayı daha kazandı" diye yazıyordu. Ben de
bu filmi çok merak ettim ve hemen izledim.
- Altın Ayı alması etkili olmuş tabii. Ama ödülü bir kenara bırakırsak "Susuz
Yaz" sizi hangi özellikleriyle etkiledi?
Fatih Akın: Her yönüyle etkiledi. 1964 yılında bu kadar modern bir sinematografi
olması çok önemli. Ayrıca bu filmin bir anahtar gibi olacağını düşünüyorum.
Köyde çekilen bir film, batılıların ilgisini çekecektir. Türk sinemasında daha
neler var diye merak uyandırabilir.
- Yurtdışında bu tip filmler neden ilgi görüyor sizce?
Fatih Akın: Şehir filmleri de etkili. Ama köy filmlerinin, örf ve adetlerimizi
anlatan filmlerin yurtdışında daha fazla ilgi çektiğini düşünüyorum.
1970-80’lere kadar Türkiye en fazla film yapan ülkeler arasındaydı. Bu Avrupa’da
bilinmiyor maalesef. "Susuz Yaz" gibi filmlerle ilgi artarsa o dönemlerimizi
daha iyi anlatabiliriz.
- Hülya Hanım filmde çok gençsiniz. "Susuz Yaz"ın kadrosuna nasıl dahil oldunuz?
Hülya Koçyiğit: Çocukla genç kız arası bir yaştaydım. Tiyatro yapıyordum ve
oyuncu olmak istiyordum. Benden önce birçok oyuncu ile görüşmüşler ama olmamış.
Sonra annemden izin alıp bizimle anlaştılar.
Ulvi Doğan: Hülya Hanım'dan önce Türkan Şoray ve Ayhan Işık'la konuşmuştuk.
Ayhan Işık 60, Türkan Şoray 40 bin lira istedi. Bu para bize çok geldi tabii.
Kusura bakmayın söylemek zorundayım, Hülya Hanım o dönem 5 bin lira aldı.
Hülya Koçyiğit: 2 bin lira aldım. (Gülüyor) Demek ki bir hayli kârlısınız.
- O genç yaşta 33 erkeğin olduğu bir sette olmak nasıldı?
Hülya Koçyiğit: İlk iki-üç hafta sette misafir gibiydim. Çalışmadım. Oturdum
seyrettim. Köylüyle yaşadım ve onlar gibi davranmaya alıştım. Biraz iltimas
geçildi ve sete alışmam sağlandı. Çok güzel geçmişti set ortamı.
- Çekimler Urla’nın Bademler Köyü'nde yapılmış. Köyde çekim yapmak nasıldı?
Hülya Koçyiğit: Bize evlerini açtılar. Çok okur yazar bir köydü. Bizden önce
tiyatrolar gidiyordu oraya. Filmin galası da orada yapıldı zaten.
- "Susuz Yaz", 15 yaşında size sinemayı sevdirmiş. Neydi sizi bu kadar
etkileyen?
Hülya Koçyiğit: Yönetmen Metin Erksan tabii. Yaptığım işin ne kadar önemli
olduğunu o anlattı bana. 15 yaşındayken, 60 yaşımda geldiğimde bu film tekrar
karşıma çıkacak diye bir düşüncem yoktu. Ama Ulvi Bey umutluydu filmin
yurtdışında başarılı olacağından. Oldu da.
- Peki yıllar sonra filmi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hülya Koçyiğit: Filmi 10 yıl önce Paris’te izlediğimde çok etkilenmiştim. "Ben
miyim o" diye çok şaşırmıştım.
Akın'ın yardımcısını tehdit ettim
- Fatih Akın’ın eli değdikten sonra izlediğinizde neler hissettiniz?
Hülya Koçyiğit: İki kopya arasında ciddi fark var. Şimdi gerçek filmi izledim.
Fatih Akın’ı çok severim. Türk sineması için çok iyi şeyler yapıyor. Bu da
onlardan biri.
- Restorasyon süreci nasıl geçti?
Fatih Akın: Ben filmi kendim yapmış gibi hissediyorum. "Susuz Yaz", çocuğum
gibi.
- En çok nerede zorlandınız?
Fatih Akın: En çok Ulvi Bey’i bulmakta zorlandım. Çünkü orijinal negatif
ondaydı.
Ulvi Doğan: Ben 45 yıl negatifleri bankanın kasasında sakladım. Bir gün bir kız
aradı, Fatih’in sekreteriymiş. Ben de bunlar korsan bir şey yapacak diye ona
“Sizi Interpol'e şikayet edeceğim” dedim. Sonra Fatih’in ismini duyunca "Tamam,"
dedim, "ciddi bir şey bu". Restorasyondan bahsettiklerinde "Bu film 45 yıldır
bankada duruyor, toz bile yok üstünde" dedim. Ama filmin son rulosu, son 20
dakikası yokmuş. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Neyse ki Almanya’nın
devlet arşivinden bulundu son rulo.
- Türk Kültür Bakanlığı’ndan destek aldınız mı?
Fatih Akın: Bir izin mektubu istedik ve anında geldi elimize. Başka bir şey de
istemedik zaten.
- "Susuz Yaz" ile ilgili yabancıların izlenimleri nasıl peki?
Fatih Akın: İlk İtalya’ya gönderdik filmi. Önce Jean Luca seyretti, yarım saat
övdü filmi. İşin içinde olan herkes bayıldı zaten filme.
- Süreç şu anda nasıl işliyor?
Fatih Akın: "Bulutların Kanunu", "Sevmek Zamanı", "Gelin" gibi filmler var
sırada. Ve sadece Cannes’da değil Marakeş, Roma ve İstanbul’da da gösterilecek
bu filmler.
Erksan mektup yolladı
1964'te Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı kazanan "Susuz Yaz"ın gösterimine
Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan katılırken, filmin yönetmeni Metin Erksan gelmedi
ancak bir mektup yolladı. Erksan, mektubunda "Scorsese ve Akın'a 45 yıldır kayıp
olan bir filmi herkesle buluşturdukları ve bu mucizeyi gerçekleştirdikleri için
teşekkür ediyorum” diye yazdı.
21 Mayıs 2008
hurriyet.com.tr
BİR TÜRK FİLMİNİN BÜYÜK BAŞARISI
"SUSUZ YAZ"
Berlin Film Festivalinde BİRİNCİ SEÇİLDİ...
"Altın Ayı" armağanı dün gece yapılan törenle filmin başoyuncusu ve prodüktörü
Ulvi Doğan'a verildi
14ÜNCÜ Milletlerarası Berlin Film Festivali dün gece sona ermiş, Metin Erksan'ın
«Susuz Yaz» adlı filmi yarışmanın birincilik armağanı olan «Altın Ayı» heykelini
kazanmıştır. Kapanış gecesinde yapılan törende, armağan, filmin başoyuncusu ve
prodüktörü Ulvi Doğan'a verilmiştir.
Festivalin sekiz üyeden kurulu milletlerarası jürisi «Susuz Yaz»ın konusunun
orijinal ve gerçekçi oluşu bakımından bu armağana hak kazandığını belirtmekte,
ayrıca Metin Erksan'ın, hikâyesini duygulu ve güçlü bir tarzda anlattığına
işaret etmektedir.
«Susuz Yaz» ile Türk sineması ilk defa milletlerarası bir sinema yarışmasında
birincilik armağanı kazanmış olmaktadır. «Susuz Yaz», Berlin Film Festivaline
katılan ikinci uzun metrajlı filmdir. Berlin Festivaline daha önce 1961'de
Memduh Ün'ün «Kırık Çanaklar» adlı filmi Türk sineması adına katılmış, fakat bir
ödül kazanamamıştı. Türk sinemasını bu yarışmada daha çok, İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesine bağlı bir sinema kurulunun kısa ve orta uzunluktaki
dokümanter filmleri temsil etmekteydi. Bu kordelalardan «Hitit Güneşi»
dokümanter filmler kategorisinde bir armağan kazanmıştı.
Yarışmanın ikinci armağanı olan «Gümüş Ayı» Hint sinemasının ünlü rejisörü
Satyajit Ray'in «Büyük Şehir» adlı filmine verilmiştir. Genç Japon aktrisi
Sachio Hidari «En İyi kadın oyuncu», Amerikalı aktör Rod Steiger ise «En iyi
erkek oyuncu» armağanını kazanmışlardır.
Neticelerin ilânından sonra Ulvi Doğan gazetecilerin hücumuna uğramıştır.
Doğan ilk söz olarak şunları söylemiştir: «Ümitliydim, iddialıydım. Daha
festivalin başından beri yurda bir Altın Ayı getireceğimi söylüyordum.»
***
Alman Basını Susuz Yaz için neler yazdı...
«SUSUZ YAZ» 30 Haziranda Berlin'de gösterilmiştir. Alman basını genellikle filmi
ilgi çekici bulmakta ve bugüne kadar milletlerarası film festivallerinde
varlığından söz edilmeyen Türk sineması adına bir başarı olarak
vasıflandırmaktadır. «Susuz Yaz» için belli başlı Alman gazeteleri şunları
yazmışlardır:
DER KURRIER: Almanya'da bu tarz bir film çevirmek mümkün değil. Anadolu
köylüsünün ekmek kavgası ve namus koruma dâvâsı beyaz perdeye başarıyla
aktarılmış. Monoton ve çorak köy manzarasına rağmen, kameranın sert hareketli
geçişleri filme renk kazandırıyor. Kuvvetli dramatik sahneler, oyuncular, köylü
çehrelerinin gerçek ifadeleri bize tamamen yabancı ve uzak bir diyardan
unutulmayacak izler bırakıyor.
BERLİNER ZEITUNG: Su, kadın ve namus Anadolu köylüsü için en önemli üç unsur...
Bize çok yabancı bir konu... Kamera dramatik sahneleri aşırı bir çıplaklıkla
gözlerimizin önüne seriyor.
DIE WELT: Rejisör sadece üç dört sahnede gayret göstermiş ve onda da muvaffak
olmuş. Ama fazlası yok. Eserin sert tonu Clouzot nun «Şeytan Ruhlu İnsanlar» (Les
Diaboliques) adlı filmini hatırlatıyor.
NACHT DEUTSCHE Filmin hikâyesi daha iyi şekillendirilmeliydi.
TELEGRAF: Bazı kanlı sahneler aşırı... Oyuncular çok başarılı...
***
SUSUZ YAZ
Rejisör: Metin Erksan
Oynayanlar: Erol Taş, Hülya Koçyiğit, Ulvi Doğan
Senaryo: Metin Erksan
Eser: Necati Cumalı
Kamera: Ali Uğur
Prodüksiyon: Hitit Film
İstanbul'da gösteriliş tarihi: 16 Aralık 1963
***
Berlin Film Festivalinin resmi bülteni «Film in Berlin», «Susuz Yaz»ın Berlin'de
gösterildiği gün kapağını bu filme tahsis etti.
Örnek sayılabilecek ender bir film
«Susuz Yaz» çevrilişinden bugüne kadar sinema eleştirmecileri tarafından Türk
filmciliği için örnek sayılabilecek bir eser olarak karşılanan ender
filmlerdendir. İlk defa bu filmle prodüktörlüğe atılan Ulvi Doğan yüksek
öğrenimini Avrupa'da yapmış, genç bir tekstil mühendisidir. Filminin bütün
sorumluluğunu Metin Erksan üzerine almıştır.
«Susuz Yaz» İzmir civarındaki Bademler köyünde çevrilmiştir. Erol Taş'ın
yanısıra rol alan Ulvi Doğan ve Hülya Koçyiğit bu filmle ilk defa kamera
karşısına çıkmaktadırlar. Alışılmış ticari kalıpların dışında bir anlayışla
çevrilen film İstanbul'daki gösterilişinde sinema eleştirmecileri tarafından
alkışlanmıştır.
Ulvi Doğan, «Susuz Yaz»ın Türkiye'deki gösterilişinden cesaret alarak 14. Berlin
Film Festivaline katılmaya karar vermiş ve tamamen şahsi gayretleriyle filminin
yarışmada gösterilmesini başarmıştır.
8 Temmuz 1964, Milliyet
BERLİN, Özel Muhabirimiz ÖRSAN ÖYΜΕΝ bildiriyor