Kış BahçesiSüre - 00:00:00 Formatı - Dijital Video, Dram Yönetmen - Uygar Asan Yapımcı - Anita Sezgener, Uygar Asan Yapımcı Firma - Yeşil Karınca Video Ve Düş Laboratuarı Senaryo - Uygar Asan Görüntü Yönetmeni - Uygar Asan Kurgu - Uygar Asan Müzik - Uygar Asan Oyuncular - Melika Kandemir, H. Levent Günüüç, Meryem Gürdurdak, Nazmi Erbatur, Zehra Kaynarca Dijital çekilen bu uzun metrajlı Uzun Kurmacanin, yine dijital olarak gösterime girecek olması, ‘Kış Bahçesi’nin önemli özelliklerinden. Çeşitli kültür merkezleri ve dijital gösterim imkanı olan salonlarda gösterime giren film, aynı zamanda yönetmenin ilk uzun metraj denemesi. Daha demokratik bir sinema İlk filmini çeken Yeşil Karınca Video Düş Laboratuvarı, başkalarının projelerine de açık. Yönetmen Uygar Asan'la, filmi 'Kış Bahçesi'ni ve 'Yeşil Karınca' üzerine... 18.01.2006 (Erman Ata Uncu / Radikal) Teknoloji, amatör sinemacıların işine yaradı. Dijital kamera, 35 mm. egemenliğindeki sinema piyasasında deneylerini gerçekleştiremeyecek birçok genç ismin iştahını kabartıyor. Uygar Asan, Pınar Asan, Anita Sezgener, Nilay Kaçar ve Tolga Çelik'ten oluşan beş kişilik bir çekirdek kadroyla 2004'ün başında yola çıkan, Yeşil Karınca Video Düş Laboratuvarı da bu tür farklı projeleri hayata geçirmek için bir mecra işlevini görmek amacında. Ekibin büyük bir kısmı kısa filmlerden gelme. Yönetmen Tolga Çelik, Artun Yeres'in yönettiği 'Hiroshige ve Hokusai'den Mevsimler', 'Alain-Robbe Grillet İstanbul'da' gibi deneysel belgesellerin senaryolarını yazmış. TRT'nin Genç Sinemacılar projesi kapsamında gerçekleştirdiği 'Rüzgarın Evi' dahil olmak üzere üç kısa filmi ve besteci İlhan Usmanbaş üstüne bir belgeseli var. Sanat yönetmeni Anita Sezgener, yine Artun Yeres imzalı uzun metrajlı 'Oluşum' dışında, tıpkı ekipteki diğer sanat yönetmeni Nilay Kaçar gibi kısa filmlerde çalışmış. Yönetmen yardımcısı Pınar Asan'la sesçi Tolga Çelik de yine kısa filmlerden gelme. Ne var ki ekibin, 'Yeşil Karınca Video Düş Laboratuvarı' adını aldıktan sonraki ilk ürünü, 99 dakikalık 'Kış Bahçesi'. Çekimleri Bozcaada'da gerçekleştirilen ve üç hafta süren 'Kış Bahçesi', İstanbul'daki çeşitli kültür merkezlerinde gösterilecek. Ankara, Kars, Diyarbakır'da gösterilmesi için de hazırlıklar sürüyor. Dijital kamerayla çekilen 'Kış Bahçesi'nin özel kılan ise, 35 mm.'ye basılmadan dijital olarak gösterime girecek olması. Bu, hem maliyetleri düşürecek bir strateji hem de Yeşil Karıncacılara göre sinemayı demokratikleştirecek bir adım. Yönetmen Uygar Asan, bu yolla majör dağıtımcılara muhtaç olmadan seyirciye ulaşacağından hareket ediyor. 3 Ocak'tan itibaren de senede üç ile altı arası projeye destek vereceklerini belirtiyor. Şimdilerde içlerinden Pınar Asan'ın 8-9 dakikalık video art projesinin ön çalışmalarını sürdüren ekipten yönetmen Uygar Asan'la, filmi 'Kış Bahçesi'ni ve 'Yeşil Karınca'yı konuştuk. 'Kış Bahçesi' fikri nasıl gelişti? Belgesel hazırlarken sinema dilimin, öykü anlatma tarzımın yavaş yavaş uzuna yakın olmaya başladığını fark ettim. Ve bir senaryo yazdım; 'Rüzgar ve Tümsek' isminde. Ama bütün o bütçe aşamalarında, yani olayın ekonomik sürecinde anlaşıldı ki, 'Rüzgar ve Tümsek'i çekmek biraz maliyetli. Bu da garip bir şey doğurdu. Bir senaryo yazıyorsunuz çekemiyorsunuz. Kısa film projelerim de vardı, hâlâ gerçekleştireceğim belgesel projelerim var. Ama uzun film yapmak istediğimde ne olacak? Dedim ki kendi kendime, eğer sinema yapmayı düşünmeyi sürdürmek istiyorsam, daha düşük bütçeli bir şeyler yapayım. 'Kış Bahçesi' senaryosu da öyle doğdu. Genelde kısıtlı bütçenin yaratıcılığı körüklediği söylenir. Bir eylem anı var. Bunu maliyetleri daha düşük tutabilecek şekilde nasıl çözümlerim sorusu doğduğu zaman asıl o ilginç yaratıcılık serüveni başlıyor. Filmde maliyetten dolayı sıkıntı duyduğum, yani param olsaydı bu sahne şöyle olurdu da daha iyi olurdu diyebileceğim, hiçbir sahne yok. 'Kış Bahçesi'nin hikâyesi? 'Kış Bahçesi', birkaç kavramla ilgili. Bunlardan ilki, şehirden başka bir şehre göç etmek, şehirden kurtulmak. İkincisi, aşkta kötülük. Bir soru sormaya çalışıyoruz. Birine âşıksınız ve o gitmeye hazırlanıyor. O, sizinle kalsın diye onun hayatını değiştirecek ve kalmasını sağlayacak bir kötülük yapar mıydınız? Filmde aşk ve kötülük meseleleri böyle yoğrulmaya çalışıldı. Bir de ilk kısa filmden itibaren yaptıklarıma bakıyorum. Her şeyin yavaş geliştiği, bir şey olmuyormuş gibi göründüğü ama bir süre sonra eyleme kalkışıldığı bir sinema dilinden yana olmuşum. Bu biraz benimle ilgili, beni çok çarpan, şimdiye kadar karşılaştığım sinema filmlerinin bende bir yankı bulmasıyla ilgili. Umarım sevecekler. Dijital oynatmanın ne gibi bir farkı var? Dijital çekilip 35'e aktarılıp sinemada gösterime girmek gibi bir yol izlendi şimdiye kadar Türkiye'de. Yeşil Karınca'nın bu anlamdaki esprisi, evet dijital çekilme kısmımız diğer filmlerle ortak, ama biz dijital olarak gösterime gireceğiz. Dijital oynatmak, tek başına Türkiye'de bütün her şeyi demokratikleştirecek bir süreç gibi geldi bize. Maliyetler korkunç derecede düşecek; 35'e aktarmak gibi bir masraftan da kurtulmuş olacağız. Bir de bizde örneğin, çok daha rahat dağıtıma çıkabilecek bir yönetmen. Artık projeksiyon sistemi olan her yer, bizim için sinema salonu. Dolayısıyla majör dağıtımcılarla muhatap olmak zorunda kalmayacaksınız. Maliyeti çok düşürdüğünüz, herkesin yapabileceği bir şeye dönüşecek sinema. Ortaya çıkan ürünün iyi olduğu garantisini vermez ama dağıtımı pratikleştirdiğinden sinemayı da demokratikleştirecek bir adım. Bu yolla film, izleyicisine ulaşabilecek mi? Yeşil Karınca'nın attığı bu adım, dramatik yapıda bir uzun Uzun Kurmaca anlamında Türkiye'de ilk. Ve bunun bir sancısı var. Bilet meselesinden dağıtım meselesine, kavramlardan sağlıklı bir iletişime kadar çözülmesi gereken sorunlar var. Eğer bunlar aşılabilirse önü çok açık bir yol olduğunu düşünüyorum. Salon sahiplerinden kültür sanat merkezi temsilcilerine kadar herkes heyecanlandı. Çünkü ortaya atılan düşünceler güzel düşünceler. Tüm sorunları netleştirip yolumuza devam etmek ve bununu arkasının gelmesini de çok isterim. Yani sadece kendi adıma veya ikinci filmim için söylemiyorum. Yeşil Karınca başkalarının projelerine de açık olacak mı? 'Kış Bahçesi' ekibinin tamamı Yeşil karıncanın as elemanları aslında. 'Kış Bahçesi' ekibi içinden kendi projesini gerçekleştirmek isteyenler var. Artı, Ocak 2006 itibarıyla diğer arkadaşların, Yeşil Karınca içinde olmayan, ama adını duymuş, -tabii ki belli ölçülerde ve estetik kaygılarıyla çıkartılmış projelerden bahsediyorum- insanların projelerine açık. Kısa filmler, deneysel çalışmalar, video art, belgeseller ve uzun sinema filmleri... Şu anda kendimize ait, dijital video, montaj, ses sistemlerimiz var. 'Kış Bahçesi', 20-29 Ocak arasında İstanbul Modern, Mezopatamya Kültür Merkezi, Kargart ve Nazım Kültür Merkezi'nde. (0216-550 11 42) Daha fazla bilgi için: yeşil karınca video ve düş laboratuarı Tel:0216.418 95 34 Cep:0.536.464 50 89 Email - yesil_karinca @ yahoo.com.tr Kış Bahçesi Etkinlik Tarihi:25 ve 27 Ocak 2006 Senaryo / Yönetim - Uygar Asan Oyuncular - Melika Kandemir, H. Levent Günüüç, Meryem Gürdurdak, Nazmi Erbatur, Zehra Kaynarca Yönetmen Yardımcısı - Pınar Asan Sanat Yönetimi - Nilay Kaçar / Anita Sezgener KIŞ BAHÇESİ “kış bahçesi “ filmi, bir kadın ve bir erkek özelinde “gitmek” ,“aşk“ ve “kötülük” kavramlarının işlendiği yalın bir üslup çalışmasıdır. erkek, bir şarap fabrikasının şişe yıkama bölümünde çalışıyor. 35 yaşlarında. kendisi gibi adada yaşayan bir kadına aşık. uzaktan kadını takip etmeden öteye götürememiş iletişimi... kadın, 25 yaşlarında. yufkacıda çalışıyor. merkeze 4 kilometre uzaktaki aileden kalma 3 odalı bir evde yalnız yaşıyor. tek isteği var - İstanbul’a taşınmak. erkek, kadının gitme isteğinden habersiz kadını uzaktan takip etmeyi sürdürüyor. o gün gelinceye kadar... FİLMİN YAPIM HİKAYESİ “kış bahçesi” filmi, “rüzgar, kum ve tümsek” adlı senaryomun filme çekilmesi için gerekli ekonomik sorunların aşılamaması üzerine doğdu. tüm 2004 yılına yayılan bu sıkıntılı süreç sonunda, sinema düşünmeye devam etmenin kendi adıma daha düşük maliyetli bir başka senaryo çalışması yapmaktan geçtiğini düşünmeye başladım. “kış bahçesi” senaryosu bu düşünceyle yazılmaya başlandı. 2005 kışı bittiğinde “kış bahçesi” senaryosu son şeklini almıştı. mart ayında bir taraftan oyuncu seçimi üzerine çalışılırken diğer taraftan da çekim mekanları, ekibin konaklama ve diğer sorunları çözümlenmeye çalışıldı. nisanın ilk haftasına girildiğinde oyuncu seçimi tamamlanmış ve baş oyunculuklar ilk uzun sinema filmlerinde yer alacak olan melika kandemir ve h. levent günüüç’e verilmişti. ses, ışık, kamera sorunları da bu günlerde aşıldı. nisanın ilk haftasına girildiğinde oyuncu seçimi tamamlanmış ve baş oyunculuklar ilk uzun sinema filmlerinde yer alacak olan melika kandemir ve h. levent günüüç’e verilmişti. ses, ışık, kamera sorunları da bu günlerde aşıldı. toplam yedi kişilik ekip ( beş teknik, iki baş oyuncu ) nisan’ın üçüncü haftası Bozcada’ya ulaştı. çekimler Bozcada halkının da yardımıyla tamamen kişisel birikimlerle üç haftada dijital kamerayla gerçekleştirildi. böylece mayısın ilk haftası bittiğinde, tüm ekibin özverisi ve dışarıdan destek veren dostların da yardımıyla 14 saatlik ham gürüntüyle “ kış bahçesi” çekilmiş durumdaydı. kurgu , neredeyse filmin tüm süreci kadar sıkıntılı bir süreçle gerçekleşti. ekonomik sıkıntılar dolayısıyla kurgu toplam altı aya yayıldı. kasım 2005’de “kış bahçesi” 99 dakikalık bir film olarak seyir noktasına geldi. “kış bahçesi” özelinde neden bütün sürecin video üzerinden aktığının ipuçları “ yeşil karınca yazıları 1 ” de var. ama yine de videonun doğru değerlendirilmesi durumunda yeni bir kanal yaratabilecek potansiyeline dikkat çekmeyi burada tekrarlayalım. SİNEMA DİLİ ÜZERİNE, SORU(N)LAR VE AMAÇLAR jon jost’ tan , theo angelopoulos’ tan , andrei tarkovski’ den, tsai ming liang’ dan ya da bela tarr’ dan konuşmak mümkün. bu özel ve büyük insanlar söz konusu olunca çarpıcı üsluplarının insanı etkilemesi kaçınılmaz, bunda bir sorun da yok. “kış bahçesi” özelinde kurmaya çalıştığım ana soru şu - aşık olduğumuz kişinin yavaş yavaş gitmeye hazırlandığını sezersek onun haberi bile olmadan sadece o yanımızda kalsın diye onun hayatını etkileyecek bir kötülük yapar mıydık... seyir sırasında bu soruyu sormaya vaktimiz var. sinema dili açısından benim için iki ayrıntı önemli. bunlardan ilki ‘uzun plan’, diğeri ‘ölçek’. uzun plan, üstelik yavaş içerikli uzun plan agelopoulos’tan alıntılarsak bir yabancılaştırma efektidir. bir plan içinde göreceğimiz bir şey kalmayınca seyirci olarak ne olup bittiği üzerine soru sorup, cevabı bulabilecek zaman vardır elimizde. ‘ölçek’ sorununa gelirsek; sinemada ölçek sorununa kişisel bir yorum yapma hakkımız var. örneğin uzaydan çekilmiş bir türkiye fotoğrafını sinemada genel plan kabul edersek, Bozcaada bel plandır. Bozcaada’da sokakta yürüyen bir kadın söylenebilir ki artık yakın plandır ve bu bakış açısıyla artık söyleyebilirim ki ilgimi çeken şey yüzlerden çok kişinin içinde bulunduğu durum ve attığı, atacağı adımlar, buna karşılık maruz kalacağı karşı adımlar, tepkilerdir. başka bir deyişle durumlar ve eylemler… uygar asan 15.12.2005 http://www.kargart.org/index.aspx |