Yapım Yılı - 1972
Süre - 01:34:00
Formatı - Uzun Kurmaca, Renkli, Türkçe, 35mm Film
Yönetmen / Filmmaker - Türkan Şoray
Senaryo / Script - Safa Önal
Görüntü Yönetmeni / Cinematographer - Kaya Ererez
Kurgu / Editing - Şerif Gören
Müzik / Music - Yalçın Tuna
Yapımcı / Prodüktör - İrfan Ünal
Yapım / Production - Akün Film
Oyuncular / Cast
Türkan Şoray
Kadir İnanır
Bilal İnci
Osman Alyanak
Mehmet Büyükgüngör
Hikmet Taşdemir
Reşit Çildam
Yusuf Taşdemir
Necip Tekçev
Gülcan, tarlalarının borcunu ödeyebilmek için Almanya’ya giden İbrahim’in
ardından çocuğuyla yalnız ve Reşit Ağa’nın tacizleriyle başbaşa kalır.
Almanya’ya gidenlerin ardında kalan, onları bekleyen kadınlardan birinin türlü
eziyetlere direnmesinin hikayesi…
After her husband, İbrahim, goes to Germany for work to pay off the debt on
their farm, Gülcan finds herself alone with her child, facing harassment from
Reşit Aga. The story of women who were left behind and resisted all kinds of
persecution while waiting for the return of those who went to Germany.
Moscow Film Festival, Special Award. 1973
21. Filmmor Kadın Filmleri Festivali, Kadınların Sineması Bölümü, Gösterim
Seçkisi. 2024
Gülcan, kendisi gibi bir köylü olan İbrahim ile evlenmiştir. Ardından bir de
çocukları olur. Ancak en başından beri köy ağası Reşit Bey de Gülcan'ı
istemektedir. Gülcan'ın kendisini reddedip İbrahim'le evlenmesi Reşit Ağa'nın
zoruna gider ve intikam almak için birçok kötülük yapmaya başlar. Gülcan'ı
yalnız ve savunmasız bırakabilmek için, aracılar vasıtasıyla İbrahim'in aklına,
Almanya'ya işçi olarak gitme fikrini sokar. Daha fazla para kazanabilmek
umuduyla İbrahim bunu kabul etse de, Gülcan itiraz eder. Fakat İbrahim'in bu
fikirden vazgeçmeye niyeti yoktur.
İbrahim'in yokluğundan istifade eden Reşit Ağa kötülüklerine devam eder. Gülcan
ve İbrahim'e ait olan tarlayı yakar, kümes hayvanlarını katleder, evinin
çatısını yıkar. İlk günlerde, İbrahim, eşine mektuplar yollar ama Gülcan okuma
yazma bilmediği için, muhtara ve köydeki çocuklara okutur. Birkaç ay sonra
İbrahim, Almanya'da çalıştığı yerden izin alıp köyüne gelir ancak artık eski
İbrahim değildir. Almanya'daki hayatı görmüş ve çabucak benimsemiştir. Köydeki
hayat tarzı ve yoksulluk zoruna gitmektedir. Bir süre sonra otomobille
döneceğini ve Gülcan'ı da temelli yanında götüreceğini vadederek yeniden
Almanya'nın yolunu tutar.
Okuma yazma öğrenmeye karar veren Gülcan, köy okulunun öğretmeninden yardım
ister. Köylülerin kolayca provoke edilebilmesini fırsat bilen Reşit Ağa, Gülcan
ve öğretmen arasında ilişki olduğuna dair söylentiler yayılmasına sebep olur ve
Gülcan'ın ders aldığı bir sırada köylüler sınıfa baskın yapıp onları "el ele,
diz dize" yakaladıklarını iddia ederler. Artık Gülcan suçlu ilan edilmiştir ve
evinden dışarı adım atamamaktadır.
Bu olaylardan sonra muhtar efendi, köylü çocuklardan birine, İbrahim'e
yollanması için bir mektup yazdırıp acilen dönmesini ve namusunu temizlemesini
söyler. Çocuğuyla birlikte gizlice evden çıkmayı başaran Gülcan, nehir
kenarından geçerken Reşit Ağa'nın adamlarıyla karşılaşır ve saldırıya maruz
kalır. Kendini korumaya çalışırken çocuğu nehre düşerek boğulur. Çocuğunun
cansız bedenine ulaşan Gülcan, İbrahim dönüp gelene kadar onu gömmemeye karar
verir. Evinin önünde toplanan köylüler, çocuğu toprağa vermesi için ısrar
ederler ancak çabaları sonuçsuz kalır. Son olarak kendisine okuma yazmayı
öğreten köy okulu öğretmeninin hatırını kıramaz ve gömmeye razı olur.
Cenazeden eve döndüğünde, İbrahim'in ilk ziyaretinde getirdiği ne kadar hediye
varsa hepsini evinin önünde ateşe verir. Alevler arasında kalan eşyaların
arasından, ses kayıt cihazı çalışmaya başlar ve içinden Gülcan'la İbrahim'in
konuşmalarıyla ölen çocuğunun ağlama sesi yükselir. Ardından Reşit Ağa gelir ve
Gülcan'ı götürmek ister. Her şeyini kaybettiğine inanan Gülcan'ın artık çaresi
kalmamıştır ve Reşit Ağa'yla kasabanın yolunu tutmaya karar verir. Bu sırada
köylülerin yazdığı mektubu alan İbrahim, yeni otomobiliyle hızla köyüne
dönmektedir ancak arabada yalnız değildir. Alman bir kadınla evlenmiş ve ondan
çocuk sahibi olmuştur. Yeni karısını Gülcan'ın üzerine kuma olarak getirmek
üzeredir.
Çocuğunun boğulduğu nehrin yanından geçerken Gülcan gizlice Reşit Ağa'nın atının
üzerinde duran tüfeği alır ve Reşit Ağa'yı vurur, çocuğunun boğulduğu nehirde
öldürerek intikamını alır. Aynı dakikalarda aşırı hız yapan İbrahim'in aracı da
şarampole yuvarlanır. İbrahim ve yeni karısı kazada ölür. Kazayı gören Gülcan,
İbrahim'i ve kadını fark edip başlarında gözyaşı döker. Çaresiz şekilde kaza
mahallinden uzaklaşırken, kazadan sağ olarak kurtulan bebeğin ağlamasını duyar.
Geri dönüp bebeği alır ve oradan uzaklaşır.
Filmi Atıf Yılmaz çekecekti ama başka bir filme başlayacağı için çekemedi. İrfan
Ünal, “Bu hikayeyi çok seviyorsunuz, yönetmenliğini siz yapın” diye bana
teklifte bulununca çok heyecanlandım. Tereddüt geçirdiğimi görünce, “Eğer film
iyi olmazsa piyasaya çıkarmam, Taksim Meydanı’nda yakarım. Arkanızdayım,
göreceksiniz, başaracaksınız.” diyerek beni cesaretlendirdi. İrfan Bey’e
inandığım ve güvendiğim için kabul ettim.