Berdel




Yapım Tarihi - 1990
Süre - 02:20:00
Format - Uzun Kurmaca, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Atıf Yılmaz
Senaryo - Esma Ocak'ın öyküsünden Yıldırım Türker ve Atıf Yılmaz
Görüntü Yönetmeni - Erdal Kahraman
Müzik - Selim Atakan
Sanat Yönetmeni - Mustafa Ziya Ülkenciler

Oyuncular
Türkân Şoray
Tarık Akan
Mine Çayıroğlu
Füsun Demirel
Gülsen Tuncer
Levent Yılmaz
Taner Barlan






Atıf Yılmaz'ın 'Berdel adlı filmi bugün Atlas'ta gösterilmeye başlıyor.

Kör inancın kurbanları Berdel

ÖMER, HANIM VE ÇOCUKLARI
Atıf Yılmaz'ın 'Berdel' adlı filminde Hanım'ı Türkân Şoray, Ömer'i de Tank Akan oynuyor. Filmin senaryosu, Esma Ocak'ın ödül kazanmış bir öyküsünden yola çıkılarak gerçekleştirilmiş.

"Feodal kültür" ya da "köylülük" üzerine ne biliyoruz?

Kuşkusuz çok şey. "Köylülük" gelip kentlerimizi bunca kuşattığına göre ve de onca Yeşilçam "köy filmi"nden sonra!. Ama belki de çok az şey - Çünkü "köy konusu" ve "köy filmi", sağolsunlar, bizlere her şeyi öylesine yalına indirgeyerek, öylesine şematize ederek, öylesine kalıplaştırarak veregeldiler ki!. Böylece "idealist öğretmen/cahil halk", "zalim ağa/sömürülen köylü', "Cumhuriyetçi yönetici/gerici eşraf" gibi birkaç temel izleğe, temel çelişkiye indirgenen "köy hikâyesi", oysa ardında kimbilir daha ne değişik, zengin bir inançlar, inanışlar, yaşam pratikleri bütünü içeriyor!.

Gerçek sanatın ve has sanatçının, Türk feodal kültür/ahlak kuram ve pratiğinden çıkaracağı daha çok şey olsa gerek... "Ülke" yaftası yapıştırıveren uygarlıkların aslında ne zenginlikler içerdiği Claude Lévi-Strauss'dan beri daha iyi bilinen bir gerçek değil mi?

Afrika Ülkeleri'ne çok başka bir açıyla bakıp, yalnız o "ülkeleri" kendine özgü mantığını ortaya çıkarmakla kalmayıp. "Uygar Batı" ile de dalgasını geçen "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" gibi bir filmden sonra, aynı sinema programında yer alan "Berdel", "Türk köyleri"ne bu kez dramatik bir pencereden bakıyor. Ama bu dramatik çerçeveli bakış, yine de oldukça yeni/yenilikçi/sonuçlara varmıyor değil. İlk olarak Semra Özdamar'ın yazdığı ve Türkiye Aile Sağlığı ve Planlama Vakfı'nın ödülünü kazanan senaryo, daha sonra Yıldırım Türker ve Atıf Yılmaz tarafından yeniden yazıldı. Film, Anadolu'da kadın/erkek ilişkilerini, çocuk ve özellikle "oğlu babası" olma özlemlerinin karmaşık yapısını irdeliyor. Ömer'e tam 5 çocuk vermiş Hanım... Ama beşi de kız olmuş!.. Oysa Ömer, her Anadolu (her Türk?) erkeği gibi, "soyunun sürmesini sağlayacak" bir "erkek çocuk" istiyor. Bunun için de tek çare, eve "kuma" getirmektir. Ama "kuma" için "başlık" parası gerekiyor.

Bunları (yine Yeşilçam fîlmleri sağolsun) biliyoruz. Ama o başlık parası yoksa, evde de onca kız varken, ne yapılabileceğini biliyor muyuz?

Hayır. Feodal kültürümüz o denli gelişmiş değil. Bu durumda "berdel" uygulanırmış. Yani, yeni eşin babasına, evin en büyük kızı verilir, iki genç kız "değiş-tokuş" edilirmiş. Filmde de böyle oluyor. Evin daha ancak 15'ini süren büyük kızı Beyaz, "müstakbel" gelinin yaşlı, hastalıklı babasına "gelin gidiyor". Ama bu çare de yeterli olmayacak, Ömer'in "erkek evlat" arzusu kolay gerçekleşmeyecektir... Daha önce de feodal ahlakın çeşitli evlerine kamerasını zaman zaman belli bir ustalıkla çevirmiş olan Atıf Yılmaz, "berdel''i belirgin bir sinema ustalığıyla anlatıyor. Yönetmenin gelişkin sinemasının insanı etkileyen temel bir özelliği, bunca katı, sert, bir anlamda "vahşi" insan ilişkilerini anlatırken, yumuşaklıktan, sevecenlikten hiç vazgeçmemesi. O zor, yalçın koşullarda bile, Ömer'le Hanım'ın, Beyaz'la ailesinin, aynı evi ve erkeği paylaşan iki "kuma"nın insancıl ilişkileri bozulmuyor. Ama öte yandan, filmin çok acı, çok hüzünlü sahneleri de var.

Daha çocukluğunu yasayamamış bir genç kızla, düzeni kurulu bir eve "kama" giden bir başkasının, binbir renkli peçeler, yemeniler, takılar altında gizli, kaygı dolu yüzleriyle "becayiş" töreninde karşılaşmaları, ülkemizde "kadının konumu" üzerine sayısız yazıdan, bildiriden daha çok etki gücü içeren bir sahne.

Ya Beyaz'ın kimselere açamadığı derdini mağaradaki boz yılanla "paylaşması?"

Feodal kültür"ün içindeki insancıl öğelere, insan ilişkilerinin sıcaklığına, otantikliğine hep işaret edilegelmiştir. Ama o "yılanla konuşma" sahnesi, bu kültürün her şeye karşın insanı, insan kişiliğine, özellikle de kadını ezen yapısını deşifre etmeye ve somutlaştırmaya yetiyor. Film, Yılmaz'a özgü bir dram/güldürü dengesiyle sürüyor. Ömer'in "psikolojik " öksürük krizleri, kadınlara "sağlık öğütleri" vermek üzere gelen ekibin dersi gibi bölümlerde ince bir güldürü izi sürülüyor. Yılmaz'ın oyuncu yönetimi de her zamanki gibi başarılı. Filmin ünlü oyuncuları da, küçücük ve amatör oyuncuları da inandırıcı. Ah, bir de Yılmaz, finali biraz daha özenle, daha etki gücü içeren bir sinemayla kotarabilseydi!.. "Berdel", feodal kültür/yaşam üzerine bildiklerimizi sorgulayan, kimi bilinen, kimi hiç bilinmeyen inançlara, uygulamalara sinemanın benzersiz ışığını tutan; ilgiyle, merakla izlenen bir film. Yapıma olarak, ülkemizde ilk kez bir Yeşilçam firmasının dışında bir özel vakfın adını taşıyor ve böylece Yeşilçam-dışı sermayenin Yeşilçam'a (kendi amaçları doğrultusundaki bir film için de olsa) el atmasını simgeliyor. Bu açıdan, bu önemli ve ilginç girişimi destekliyor ve ayrıca sinemasal nitelikleri açısından da bu filmi görmenizi öğütlüyoruz.