Yapım Tarihi - 2003
Süre - 00:33:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe, Beta, DV-CAM
Yönetmen - Nedim Hazar
Metin - Nedim Hazar
Yapım - Troja Filmproduktion
Bir ada dolusu dostluk!
Yönetmenliğini Nedim Hazar'ın (ortada) yaptığı belgesel, ressam ve şair Emilios
Yorgos Eden (sağda) ile tiyatro sanatçısı Cüneyt Türel'in dostluklarının
çevresinde gelişiyor. 20'ye yakın etnik kimliğin yaşadığı Burgazada, yönetmen Nedim Hazar tarafından
'Yakın Ada Uzak Ada' adıyla belgeselleştirildi. Belgeselde Türel'le Eden'in
ilginç bir öyküsü de var
Resepsiyondaki görevliye pasaportunu uzatıp rezervasyonu olduğunu söyleyince bir
sessizlik olur önce. Görevli biraz da tedirgin, "Burada kalmak istediğinizden
emin misiniz?" diye sorar.
Yıl 1974'tür. Kıbrıs savaşı yeni bitmiş, ada ikiye bölünmüştür. Türkiye ile
Yunanistan arasında büyük bir gerginlik yaşanmaktadır. Otelin Kıbrıslı bir Rum'a
ait olduğunu ve neredeyse tüm müşterilerinin Yunanlılar olduğunu öğrenince anlar
resepsiyon görevlisinin tedirginliğini.
Kendisini Londra'ya çağıran kuruluş bu otelde yer ayırtmıştır. Çaresiz
kalacaktır.
"Sabah kahvaltı salonuna girince çatal, bıçak sesleri duruyor, konuşmalar
kesiliyor, gözler bana çevriliyordu. Oteldekiler de salonun en kıyısında yer
ayırıyordu bana. Tecrit edilmiş gibiydim" diye anlatıyor o günleri tiyatro
sanatçısı Cüneyt Türel.
Gerginlikten dostluğa
Bu gerilimin sürdüğü otelin odasındayken kapısı çalınır. "Kim o?" der. Düzgün
bir Türkçeyle, "Ben Emilios Yorgos Eden. Burgazadalıyım. Sizinle görüşmek
istiyorum" yanıtını alır. Eden, Türel'e İstanbul'dan gelen bir mektubu
resepsiyonda görünce anlamıştır otelde bir Türk'ün kaldığını. Biraz da gergin çıkar odasından Türel.
Hiç de umduğu gibi geçmez görüşmeleri. Sıcak bir sohbete, giderek artan bir
dostluğa dönüşür 1974 yılında, Londra'da, bir Türk'le bir Rum'un buluşması. Eden, Burgazada doğumlu. Babası Riko adanın tek doktoru. Aynı zamanda da Sait
Faik'in yakın arkadaşı. 6-7 Eylül olayları ve sonrasındaki gerginliklerin de etkisiyle, artık üniversite
çağına gelen Eden, ailesiyle birlikte Yunanistan'a göçer. Burada babasının
mesleğini seçer ve göz doktoru olur.
Eden'le Türel'in dostluğu sürer. Hatta bir keresinde Eden, "Evleniyorum,
Atina'ya düğünüme gel" diye çağırır Türel'i. Ancak gidemez. Zaman içerisinde
görüşmeleri azalır ve sonunda iletişimleri kopar.
30 yıl sonra gelen ses
Aradan 30 yıla yakın bir zaman geçer. Bir kış günü Türel, tiyatroya gitmek üzere
Nişantaşı'ndan arabaya binerken arkasından biri, "Siz Cüneyt Türel misiniz?"
diye seslenir. "Evet" yanıtını alınca da sorar-
"Sizin Londra'da tanıdığınız şair ve ressam bir arkadaşınız var mı?" "Hayır" der
Türel, "benim Londra'da tanıdığım, doğma büyüme Burgazadalı, ama şu anda
Atina'da yaşayan göz doktoru bir arkadaşım var."
Adam, "Ben de ondan bahsediyorum. O sizi hep aradı, ama bir türlü bulamadı"
karşılığını verir. Meslek olarak göz doktorluğunu seçen Eden, aynı zamanda bir
şair ve ressam olarak da adını duyurmuştur ülkesinde. İstanbul'a her geldiğinde
de Türel'i aramış ancak hep tiyatronun kapalı olduğu yaz aylarına rastladığı
için gelişi, bir türlü ulaşamamıştır. Telefonunu ve adresini alır Eden'in.
Mektuplaşmaya başlarlar. Aradan geçen 30 yılın özlemini giderirler mektupla.
Sonra da bir gün İstanbul'a gelir Eden. Buluşup Burgazada'ya giderler. Çünkü
artık Türel de bir Burgazadalıdır.
Barış içinde, bir arada
Dededen Burgazadalı olan Avusturya kökenli Robert Schild'e göre ada etnik yapı
zenginliği açısından 'canlı bir Etnografya Müzesi'dir. 1.5 kilometrekarelik
adaya 20'ye yakın farklı etnik ve dinsel yapı sığmıştır. Hepsi de yıllardır
barış içersinde bir arada yaşamaktadır. Türkler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler,
Kürtler, Bulgarlar, Boşnaklar, Almanlar, Avusturyalılar, İtalyanlar; Süryaniler,
Keldaniler, Aleviler, Protestanlar, Ortodokslar, Gregoryenler, Katolikler.
Schild, 'Kuştepe Blues', 'Mercan Dede ile Bir Yolculuk', 'Burhan Öcal-Sılaya
Dönüş' gibi belgesellerden tanıdığımız yönetmen Nedim Hazar'a adanın bu
çok kültürlü, çok- kimlikli yüzünü belgesel olarak çekmesini önerir. Burgazada
üzerine çalışmaya başlar Hazar. Ama yalnızca 20'ye yakın farklı kimlikten yola
çıkarak bir belgesel çekmek içine pek sinmemektedir. İşte tam bu sırada Türel
ile Eden'in öyküsünü öğrenir. Artık belgeselin merkezine yerleştireceği bir öykü
bulmuştur. Bundan sonra çalışmalara Cüneyt Türel ile Tilbe Saran da katılır.
Önce geçen aralıkta gelir Eden adaya. Türel'le buluşurlar. İlk çekimleri yapılır
belgeselin ve bu yaz da tamamlanır. Yönetmen Hazar'la birlikte belgeselin ilk
montajını izlerken ilk dikkatimizi çeken şey fona egemen akordeon oluyor. Hazar,
bunun nedenini, "Bütün farklılıkları temsil etmesini istedim müziğin. Akordeon
hemen hemen tüm kültürlerde var" diyor.
Tabuları yıkan yürekler
Belgesel çekimleri sırasında kendi geçmişiyle ilgili değinmeler de yaşamış
Hazar- "Azınlıklar konusu benim kişisel yaklaşımımla da çok özdeşleşti. Çünkü
ben de 1980'den sonra 20 yıl Almanya'da kaldım. Çoğunluk içinde azınlıkta
kalmanın ne demek olduğunu iyi bilirim. Bazı tabuları ancak pozitif örneklerle
aşmak mümkün oluyor. Ben de öyle yaptım. Zaten bu örnekler Burgazada gerçeğinin
içinde var. Örneğin belgesel çalışmaları sırasında öğrendim ki 6-7 Eylül
olaylarında tek talan edilmeyen ada burası. Adada yaşayan Türkler yağmaya gelen
Vandalları karaya çıkarmamış."
Adanın bütün sakinleri canla başla katkı sunmaya çalışmışlar belgesele. Ada
hayatını anlatmışlar kameralara. Örneğin kokoreççi Erdal'ı, Rum papazların
önünden kış günü denize atlarken görüyoruz. Çünkü Ortodoksların bayramıdır ve
denize atılan haç dalınıp çıkarılacaktır. Ancak adada yeteri kadar Rum genci
kalmadığı için Alevi Erdal da haçı çıkarmak için denize atlayanlar arasındadır.
Denizden çıkınca da "Hepsi benim dostum. Buradan giden arkadaşlarla bile hâlâ
haberleşiyoruz. Hatta onları görmek için Atina'ya da gittim" diyecektir. Adalı
başka bir Rum genci de bunun üzerine, "Keşke Erdallar çoğalsa buralarda"
dileğinde bulunacaktır.
Burgazada doğumlu Alman kökenli bir Adalı, "Anadilin Türkçe mi Almanca mı?"
sorusuna, "Bilmiyorum, hem Almanca hem Türkçe" karşılığını verince yanında
bulunan eşi hemen uyaracaktır- "Ama uykunda Almanca konuşuyorsun."
Bu dünya herkesin
İtalyan bir gençle evli Rizeli kız, Eşkanazi ile evli Seferhat, Almanla evli bir
Rum; Erzincanlı faytoncu, emekli bir Ermeni, adanın yaşlı Rum balıkçısı;
Ortodoks kilisesindeki ayin, Müslüman camisindeki namaz, Alevilerin Cem evinde
durulan semah yarın ilk gösterimi yapılacak olan 'Yakın Ada Uzak Ada Burgazada'
belgeselinde öne çıkan çok renkli, çok kimlikli, çok kültürlü, çok dinli, çok dilli
bir gökkuşağının birbiriyle sarmaş dolaş olmuş renkleri.
Kendinden başkasının bu ülkede yaşamasına katlanamayanlar var. Duvarlara 'Bütün
dünya Türk olsun' diye yazarak, değil bu ülkeye, koskoca dünyaya, kendinden
farklı olanlarla sığamayanlar var. Oysa 1.5 kilometrekarelik adanın insanları,
bu küçücük alana onca farklı kimliği, etnik yapıyı, dili, dini sığdırmışlar.
Çünkü onların beyinleri, yürekleri büyük!
Radikal
26/09/2005
Celal BAŞLANGIÇ
Yakın Ada Uzak Ada- Burgazada
Nedim Hazar’ın yönettiği belgesel, “Yakın Ada Uzak Ada- Burgazada”, ilk kez
NTV’de yayınlandı. Belgeselde, Burgazada sakinlerinin hikayeleri üzerinden,
adanın çok kültürlü yapısına dikkat çekildi.
“Yakın Ada Uzak Ada”da, 20 etnik ve dini kimlikten oluşan Burgazada sakinlerinin
hikayeleri anlatılıyor...
Tiyatro oyuncusu Cüneyt Türel 1974’te kazandığı bursla gittiği Londra’da,
Kıbrıslı Rumların işlettiği bir otele tesadüfen yerleşirken, görevli kendisine
hakikaten otelde kalıp kalmak istemediğini sorar. Dönem, Kıbrıs harekatı
dönemidir. Türk pasaportlu insanlara otelde pek sıcak bakılmamaktadır. Türel
buna rağmen, maddi nedenlerden dolayı otele yerleşir. Bir süre sonra kapısı
çalınır. Türel - korkudan kapıyı açmadan - kim o, diye sorar. Mükemmel bir
Türkçeyle, “ben Emilios Yorgos Eden’im, Burgazlı bir Rum’um”, diye yanıtlar
kapının arkasındaki ses. Eden ile Türel’in arasındaki 30 yılı aşkın dostluk
böyle başlar.
Daha sonra yollar ayrılır. Emilios Atina’ya, Cüneyt ise İstanbul’a döner. Belli
bir süre yazışsalar da birbirilerinin izlerini kaybederler. 1-2 yıl önce
tesadüfler sonucu karşılaşırlar. Türel, eşi Tilbe Saran’dan dolayı artık
Burgazadalı, Emilios ise Londra’da öğrenimini gördüğü göz doktorluğunun dışında
Atina’da saygın bir ressam ve şair olmuştur. Emilios’un babası Sait Faik’in
yakın dostu ve doktoruydu.
AB MÜZAKERELERİ ARİFESİNDE HUZURLU BİR Ada
Film, bu dostluğu ve 60’lı yıllardan itibaren Rumların yerine Burgazada’ya
yerleşen yaklaşık 20 küsur farklı etnik ve dini cemaat arasındaki sessiz, sakin
ve kardeşçe birlikte yaşamı anlatmakta. AB müzakerelerinin başlamasının
arifesinde, övünerek gösterebileceğimiz ‘Burgazada’da Türkü, Kürdü, Lazı,
Süryanisi, Alevisi, Ermenisi, Rumu, Musevisi ortak müştereklerde anlaşmış, Adalı
olmayanların tadamadığı bir huzurun keyfini çıkarıyorlar.
ANLATIM DİLİ DUYGUSAL VE ESPRİLİ
Filmin kozları Türel ve Saran gibi oyuncular, sempatik Emilios, Sabahat Akkiraz
(bugün adanın yerleşik nüfusunun çoğunluğunu Erzincanlılar ve Sivaslılar
oluşturmakta), Ermeni tiyatrocu Bercuhi Berberyan ve daha bir sürü renkli
kişilik olunca, anlatım dili duygusal ve esprili hale gelmekte.
Denizden haç çıkarma törenine yeterince genç bulamayan Ortodoks Rumların
yardımına Alevi gençler koşmakta, azınlıklar birbirilerinin Türkçelerini taklit
etmekte, Kürtler adadaki eski renkli günleri anımsayarak nostaljik duygulara
kapılmakta.
İSTANBUL ADALARINA BİR AŞK İLANI...
Bu film, ülkenin çok renkli tınısına yürekten bir merhaba; İstanbul adalarına
bir aşk ilanı...
Troya Medya 2003 yılından bu yana, Nedim Hazar ve ekibinin bir hayli yankı
uyandıran ‘Burhan Öçal / Sılaya Dönüş’, ‘Mercan Dede ile Bir Yolculuk’ ve
‘Kuştepe Blues’ gibi filmlerinin yapımcılığının dışında, iki yıldır İstanbul,
Kars, Malatya, Diyarbakır ve Kayseri’de ‘Akordeon Günleri’ni düzenlemektedir.
BELGESELE DESTEK VEREN KURULUŞLAR
‘Yakın Ada Uzak Ada - Burgazada’, Metro Group Türkiye, Darüşşafaka Cemiyeti,
Bilgi Üniversitesi, Kavaklıdere Şarapları A.Ş., Adalar Belediyesi, Avusturya
Liseliler Derneği, NTV, Elba Bant San. ve Tic. A.Ş, İzel Levi Coşkun, Fincan
Cafe, Adalar Deniz Sporları Kulübü ve daha birçok kuruluş ve kişinin maddi ve
lojistik desteğiyle gerçekleşmiştir.
Yakın Ada Uzak Ada- BURGAZADA
Yazan / Yöneten- Nedim Hazar
Görüntü Yönetmeni- Bülent Arınlı
Yapımcı- Ethel Kupas
Müzik- Motion Trio (Pol.), Zoe Tiganouria (Yun.), Sabahat Akkiraz
NTV-MSNBC
Güncelleme- 14:39 TSI 09 Aralık 2005 Cuma İSTANBUL
ntvmsnbc.com/news/342038.asp
"Yakın Ada Uzak Ada Burgazada"
Osmanlı Bankası Müzesi Sineması'nda...
Osmanlı Bankası Müzesi Sineması'nda "Zaman-Mekan-Yaşamlar" teması altında Nedim
Hazar'ın yönetmenliğini yaptığı, Yakın Ada Uzak Ada Burgazada adlı Türkiye
yapımı belgesel gösterilecek. 15 Mart Perşembe günü saat 19:00'da
gerçekleştirilecek gösterimin ardından, tiyatro eleştirmeni, işadamı ve
Burgazadalı Robert Schild, "Burgazada-Canlı Etnoğrafik Müze" konulu bir söyleşi
yapacak.
Belgesel; 60'lı yıllardan itibaren Rumların yerine Burgazada'ya yerleşen,
yaklaşık 20 küsur farklı etnik ve dini cemaat arasındaki sessiz, sakin ve
kardeşçe yaşamı anlatıyor- Saygın tiyatro oyuncusu Cüneyt Türel, 1974'te
kazandığı bursla gittiği Londra'da, Kıbrıslı Rumların işlettiği bir otele
tesadüfen yerleşirken, görevli kendisine gerçekten otelde kalıp kalmak
istemediğini sorar. Dönem, Kıbrıs harekatı dönemidir. Türk pasaportlu insanlara
otelde pek sıcak bakılmamaktadır. Türel buna rağmen, maddi nedenlerden dolayı
otele yerleşir. Bir süre sonra kapısı çalınır. Türel, korkudan kapıyı açmadan,
"kim o" diye sorar. Kapının arkasındaki ses mükemmel bir Türkçeyle, "ben Emilios
Yorgos Eden'im, Burgazlı bir Rum'um", diye yanıtlar. Eden'le Türel'in arasındaki
30 yılı aşkın dostluk böyle başlar.
Osmanlı Bankası Müzesi Sineması'nın Belgesel Sinemacılar Birliği danışmanlığında
hazırlanan programı, her hafta farklı bir temayı içeren filmler ve ardından
yapılan söyleşilerden oluşuyor. Seanslar, (0212) 334 22 70 numaralı telefondan
rezervasyon yaptırılarak ücretsiz izlenebiliyor.
Adaları anlatan belgeseller
Nedim Hazar imzalı Yakınada Uzakada Burgazada ve Uğraş Salman’ın yönetmenliğinde
Atina’daki Büyükada belgeselleri şiirsel bir dille anlatılmıştır bu belgeseller
İstanbul Adaları’na özgü dostluk, Özlem ve çok renklilik kavramlarını ele
almıştır. Nedim Hazar imzalı Yakınada Uzakada Burgazada ve Uğraş Salman’ın
yönetmenliğinde çekilen Atina’daki Büyükada belgeselleri, İstanbul Adaları’na
özgü dostluk, Özlem ve çok renklilik kavramlarını şiirsel bir dille anlatıyor.
İstanbul Adaları tarih boyunca çok sayıda kültüre ev sahipliği yaptı. Geçmişten
bugüne, ada sakinlerinin şanslı bir bölümü ilk göz ağrıları ile aralarındaki
bağı korumayı başardı. Çeşitli sebeplerden, aşığı oldukları Adalar’ı terk etmek
zorunda kalan insanlar ise bugün dünyanın farklı yerlerinde yaşıyor ve tamamı
hayata dair ilkleri benzersiz bir kardeşlik fonunda yaşadığı adaları her geçen
gün daha da fazla özlüyor. Bununla birlikte Adalar’ın yeni sakinleri de
kaynağını çok renkliliğinden alan ada kültürünce hemen harmanlanıyor ve yine
dünyanın başka yerinde görülemeyecek bir dostluk ve kardeşlikle yerleşik ada
kültürüne adapte oluyorlar. Adalar Müzesi tarafından, Adalar Vakfı ve İstanbul
2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın katkılarıyla hayata geçirilen Atinada’ki
Büyükada ve Adalar Müzesi desteği ile yayınlanan Yakınada Uzakada Burgazada
belgeselleri, Burgazada ve Büyükada’nın hikayelerini bu kavramlar ışığında ele
alıyor.
Atina’daki Büyükada
Yönetmenliğini Uğraş Salman’ın üstlendiği Atina’daki Büyükada, birkaç yüzyıl
Büyükada’da yaşamış ama çeşitli dönemlerde ülkelerinden göç etmek zorunda
bırakılmış vatandaşlarımızın, çocukluklarını ve gençliklerini yaşadıkları ilk
aşkları Büyükada’larına özlemle yazdıkları bir mektup niteliğinde. Müziklerini
Yannis Saoulis’in, kurgusunu Tamer Üstel’in üstlendiği 35 dakikalık filmin
röportajlarını Fıstık Ahmet (Tanrıverdi) derledi. Yönetmen Uğraş Salman, filmi
hakkında şu görüşleri paylaşıyor- “Hepimizden daha eski “buralı”
vatandaşlarımız, gitmek zorunda kaldıkları yeni memleketlerinde bir “yabancı”
olarak yaşamlarını sürdürdüler ama yüreklerinde Büyükada sevgisi, kulaklarında
martı çığlıkları, ciğerlerinde mimoza kokusu hiç bitmedi… Bize de bu mektubu
postalamak kaldı.”
Yakınada Uzakada Burgazada
Nedim Hazar’ın hem yazıp hem de yönettiği 60 dakikalık film, tiyatro oyuncusu
Cüney Türel ile yaşamını bugün Atina’da sürdüren Burgazlı Emilios Yorgos
arasında gelişen dostluğu ve 60’lı yıllardan itibaren Rumların yerine adaya
yerleşen 20 civarında farklı etnik ve dini cemaat arasındaki dostane, sakin ve
kardeşçe ilişkiyi anlatıyor. Çok renkliliğini dünya genelinde yaşanan
çatışmalara nazire yaparcasına yaşatan Burgazada’nın Özgün dokusuna inen filmin
proje fikri Robert Schild’e ait. Görüntü yönetmenliğini Bülent Arınlı’nın
üstlendiği filmin müziklerini ise Polonya’dan Motion Trio, Zoe Tiganouria ve
Sebahat Akkiraz yaptı.
Adaların sadelik ve sevgi dolu dünyasından kesitler sunan her iki film de DVD
formatında ve 15 TL’lik fiyatıyla satışa sunuldu. Remzi, İstanbul ve Alkım
kitabevlerinde satışına başlanan filmler ilerleyen günlerde farklı
mecralarda da satışa sunulacak.