Sporun Binbir Rengi, Coşkusu ve Hüznüyle - TSYD’nin Kısa Tarihi
Yapım Tarihi - 2023
Süre - 01:00:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Genel Yönetmen - Nebil Özgentürk
Genel Koordinatör - Umur Talu
Senaryo Tasarım ve Metin - Dr. Bengi Başaran / Umur Talu
Seslendiren - Nebil Özgentürk
Görsel Yönetmen - Murat Karakuş
Bir Yudum İnsan Danışma ve Araştırma Grubu - Melda Davran, Zeynep Erpamir
Editör - Bilge Espinosa Higuita
Kamera - Volkan Evcim, Ömer Gram
Asistan - Ozan Çubuk
Yapım - Bir Yudum İnsan Film
Onlar ki çoktular ve sahalarda, statlarda, salonlarda, pistlerde, kulvarlarda,
minderlerde adeta çocuktular… Anlatacağımız onların hikayesidir. Onların
dayanışma, birlik ve emek ile haysiyet tarihidir. “Spor yazarı”, tabii muhabiri,
İsmet Gümüşdere’nin deyişiyle hayatı 3 direk arasında geçen foto muhabiri ve her
kademesi spor sever, spor sevdirir. Yazısında bir cümlesiyle, haberinde bir
satırıyla, radyoda ve TV’deki sesiyle, esprisiyle, deklanşöründen yayılan bir
enstantaneyle, kamerasının bir açısıyla, sayfadaki mizanpajıyla sporu seven ve
sevdirendir. Spor, daha doğrusu müsabaka bazen düşmanlık haline gelivermiştir
ya, spor gazeteciliğinin kökeninde esasen dosta düşmana karşı kardeşlik yatar. O
yüzden ustalık mesleğidir, ustaların el verdiği meslektir. Sadece bilgisi,
becerisi değil bir adabı da mevcuttur. Rüzgârı yiyen, çamura bulanan, her anı
kollayan, bazen sırtında en ağır fotoğraf çantasını, kamerayı; bazen yüreğinde
binlerce binlerce okurun, izleyicinin sorumluluğunu, sporcunun onuru da
taşıyandır.
Spor yazmak, çizmek, fotoğraflamak, yayınlamak milyonlarca insanın
bağlılıklarına, umutlarına, hayal kırıklıklarına, meraklarına, sohbetlerine,
tartışmasına, atışmasına, barışmasına, rüyasına, nefes nefese ve kısık sesle kan
ter içinde kalışına, kimi zaman sıcaktan bayılışına kimi zaman soğuktan donuşuna
dair upuzun bir hikayedir.
Sonra bazen hüzün, atlanmış bir haberin, kaçırılmış bir enstantanenin üzüntüsü.
Bazen mutluluk mu mutluluk. İyi bir yazının, atlatma haberin, özel bir
görüntünün kıvancı.
Sporu sevip sevdirirken bazen sevilmeyen olmanın da çok sevilen olabilmenin
hissiyat karmaşası. Evin yolunu unutmak, çocuğun uykusuna yetişememek, her
şutun, her golün, her çalımın bile hafızası olabilmek.
Spor gazetecisi, gazetecinin sporcusu değil, spor kulüplerinin, taraftarların
gazetecisi değil, sporun centilmenlik içinde rekabet ruhunun gazetecisidir.
Doğru haber ve özgür ama hakikate dayanan yorumun neferidir.
En azından, saygınlık öyledir işte!
TSYD bu saygınlığı korumanın, büyütmenin tarihidir bir bakıma. Anlatacağımız
onun da hikayesidir.