Yapım Tarihi - 2006
Süre - 00:48:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Halil Demirci
Tarihle Yaşayanlar- Diyarbakır Belgeseli
Yönetmenliğini Halil Demirci'nin Yaptığı 48 dakika süreli "Tarihle Yaşayanlar
Diyarbakır belgeseli" Türkçe, İngilizce, Almanca, Arapça, Fransızca, Urduça ve
Farsça dillerinde seslendirildi. Seslendirmede Türk spikerler görev aldı.
Diyarbakır belgeseli 2006 yılında Türkiye, Suriye ve Ürdünde çekildi. Belgesel
Eylül 2009 itibari ile 65 ulusal televizyonda ve 28 yerel televizyonda
yayınlandı. Film halen yayında. Tarihle yaşayanlar Diyarbakır Belgeseli Ekim Ayı Başında Dvd formatında
şirketimiz tarafından satışa sunulacaktır.
Tarihle Yaşayanlar Diyarbakır Belgeseli
30 sahabe mezarının bulunduğu Diyarbakır’ın dinî ve kültürel zenginliği belgesel
film halinde çekildi. 8 dilde seslendirilen ve 47 dakika Süren belgesel, üç
dinin bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış kutsal değerlerini dünya kamuoyu ile
paylaşıyor ve Diyarbakır hakkında bilmediğimiz pek çok şeyden haberdar olmamızı
sağlıyor.
Diyarbakır’ın üç büyük din için önemli yer teşkil eden kutsal mekanları ve
kültürel zenginliklerinin filmi çekildi. ‘Tarihle Yaşayanlar-Diyarbakır
Belgeseli’ adını taşıyan çalışma geniş bir kadroyla yaklaşık 1 yılda
tamamlanabildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve
İskan Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın desteğiyle hazırlanan ve 47
dakikadan oluşan belgesel için Suriye ve Ürdün’de de çekimler yapıldı. Belgesel,
Türkçe, İngilizce, Arapça, Farsça, Urduca, Almanca, Fransızca ve İspanyolca
olmak üzere 8 dilde seslendirildi. Dünyanın birçok ülkesindeki Türk
ataşeliklerine gönderilen belgesel yerli ve yabancı televizyon kanallarında
önümüzdeki günlerde yayınlanacak.
Spiker Mesut Mertcan’ın seslendirdiği belgesel, Trabzonlu yönetmen Halil
Demirci, yapımcı Bahar Akay ve ekibi tarafından çekildi. Şehrin inanç turizmi
açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu anlatan Demirci, 3 dinin bugüne
kadar gün yüzüne çıkmamış kutsal değerlerini dünya kamuoyuna ilk kez sunacakları
için heyecanlı olduklarını söylüyor. Yönetmen Demirci, terör ve kapkaç
çeteleriyle anılan şehrin, aslında bir peygamberler ve sahabeler kenti olduğunu,
diğer semavi Dinler açısından da çok sayıda kutsal mekân barındırdığını ifade
ediyor. Diyarbakır’ın sahip olduğu zenginliklerin bugüne kadar tanıtılmamış
olmasına anlam veremeyen Demirci’ye göre, şehir çok değerli ve okunmayı bekleyen
bir kitap gibi.
Belgesel hakkında bilgi veren Demirci, kutsal mekân görüntülerini ayetlerde
verilen ipuçları ve delilleri ile birlikte ekrana yansıttıklarını anlatıyor.
Ashab-ı Kehf mağarasının Diyarbakır’da bulunduğunu belirtirken bölgedeki ilginç
bir geleneği ise şöyle aktarıyor- “Lice ilçesinde 168 kişiye Ashab-ı Kehf’ten
Yemliha ismi verildiğini tespit ettik. Mağarada bekleyen köpek olan Kıtmir ismi
bile 12 kişiye verilmiş. Bu isimler gelenek üzerine veriliyor. Ayrıca mağaranın
görüntüsü ve güneş ışıklarının giriş şekli ayetlerde belirtildiği gibi.”
Halil Demirci, ilk insanların yaşadığı, ilk tahılın ve buğdayın hasat edildiği
10 bin yıllık Çayönü bölgesi, Hilar Mağaraları ve Kikan yerleşim alanının ilk
kez kendileri tarafından kameraya alındığını söylüyor. İslam, Hıristiyan ve
Yahudi dünyasının ilgisini çekecek, turizm açısından önemli kutsal mekânları
tespit ettiklerini bildiren Demirci, Eğil yakınlarında Yuhanna İncili’nin
yazıldığı mağarayı görüntülemiş. Mağarada aziz mezarları, duvarları süsleyen
freskler ve kabartmaları tespit etmiş. “Dağdaki mağaranın içerisinden Dicle
Nehri’ne inen yaklaşık 200 basamaklı yol ve Gizli geçitler vardı. Bu görüntüler
dünya televizyonlarında yayınlandıktan sonra şüphesiz değişik inanca sahip
insanlar bu toprakları ziyarete gelecektir. Hz. Elyesa ve Hz. Zülküf’ün burada
bulunması, Hz. İlyas’a peygamberliğin bu şehirde verilmesi, Hz. Yunus’un Fis
Kayası’nda 7 yıl kalması tarihî gerçeklerdir.” diyen Demirci, şehri, anlatılmayı
ve anlaşılmayı bekleyen bir tarih hazinesi olarak tanımlıyor.
Şairler ve yazarlar memleketi
Diyarbakır’ın Halid bin Velid komutasındaki İslam Ordusu tarafından 639’da
fethedildiğini hatırlatan Halil Demirci, şehirde o günden bugüne kadar ezan
sesinin hiç dinmediğini ve şehrin hiç düşman işgaline uğramadığını söyledi.
Şehrin kamuoyundaki kötü imajını hak etmediğini vurgulayan yönetmen,
Diyarbakırlıya bu konuda büyük sorumluluk düştüğünü ifade ediyor. Demirci, Ünlü
Malabadi ve Haburman Köprüsü, Çermik Kaplıcaları, Ergani’deki tarihî eserler ve
Silvan’daki Selahattin Eyyubi Camii gibi çok sayıda eserin ayakta olduğunu
belirtiyor. Yurtdışındaki insanların Türkiye’yi tanımaması gibi, Türkiye’nin
batısının da doğusunu iyi tanımadığını anlatan Demirci, “Ahmed Arif, Sezai
Karakoç, Süleyman Nazif, Ozansoy ailesi, Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Gökalp
Diyarbakırlı.” diyor.
Diyarbakır belgeselinde Ulu Cami’ye 5 dakika yer verildi. 3 dine mabetlik yapan
Ulu Cami, Diyarbakır’da 4 mezhepten olan vatandaşların aynı anda ibadet
ettikleri bir mekân. Yönetmen Demirci, camiden çıkan farklı mezhepten insanların
aynı avluda bir araya gelmesini, beraberlik ve kardeşlik adına Diyarbakır’ın
tarihini özetleyen bir olay olarak nitelendiriyor.
Diyarbakır; sahabe kenti
Fetih sırasında 41 sahabe şehit oldu. Diyarbakır’da 30 sahabe mezarının kesin
olarak yerleri biliniyor. Ancak daha sonra şehirde kalan ve soylarını devam
ettirenlerle birlikte 541 sahabe ve tâbiînin kabrinin bulunduğu belirtiliyor.
Kentte halen sahabe torunu olduklarını belgeleyebilen, şecere tutan aileler var.
Kentte 6 peygamberin kabri, 3 peygamberin ise makamının bulunduğu ifade
ediliyor. Sahabe kabirlerinin sayısı bakımından Mekke ve Medine’den sonra üçüncü
sırada yer alan Diyarbakır’ı Kudüs, Suriye ve Irak takip ediyor. Ak Parti 22.
Dönem Diyarbakır Milletvekili İrfan Rıza Yazıcıoğlu, hazırladığı 90 sayfalık
Diyarbakır raporunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunmuştu. Yazıcıoğlu, dini
envanterleriyle şehrin inanç turizmine kazandırılması için projeler
hazırlandığını açıklamıştı.