Takım Böyle Tutulur




Yapım Tarihi - 2005
Süre - 00:30:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Gösterim Tarihi - 25 Kasım 2005

Yönetmen - Okan Altıparmak, Andreas Treske
Yapımcı - Okan Altıparmak, Andreas Treske, Serdar Aksoy
Senaryo - Andreas Treske
Müzik - Çilekeş
Dağıtımcı - Özen Film

Bir taraftar filmi...

Eski milli futbolcu Ogün Altıparmak'ın oğlu Okan
Altıparmak, hayatındaki en büyük tutkuyu; Fenerbahçe'yi ve Fenerbahçe
taraftarlığını "Takım Böyle Tutulur" ile perdeye aktardı.

Altıparmak'ın Fenerbahçe tutkusu, Andreas Treske'nin teknik bilgisiyle buluştu
ve Fenerbahçe'ye gönül vermiş insanların gerçek yaşamları görüntülere yansıdı.

Okan Altıparmak filmiyle ilgili şöyle diyor- Biz bu filmde analiz yapmadık.
Fenerbahçe taraftarını içinde bulunduğu durumlarda, özellikle stadyumda olduğu
gibi tutkusuyla ve duygusuyla gösterdik.

Filme ilk başladıklarında halkla ilişkiler uzmanından "filminizde büyük bir
Yıldız yok, seyrettirmesi zor olacak" yorumunu alan Altıparmak şöyle cevap
veriyor- Bizim filmimizde Türkiye'nin en büyük yıldızı var; Fenerbahçe
taraftarı...





"Takım böyle tutulur"

ABD'de sinema sektöründe çalışan Okan Altıparmak, 'Takım Böyle Tutulur' adıyla
Fenerbahçe taraftarının belgeselini çekti. Altıparmak'ın, Serdar Aksoy ve
Andreas Treske ile ortak yapımı olan 120 bin dolar bütçeli film, 25 Kasım'da 100
kopya olarak vizyona girecek. Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda yaptıkları
280 saatlik çekimden 107 dakikalık belgesel hazırlayan Altıparmak, "1 yıl
boyunca seyircileri çektik. 6 da taraftar seçip onların hikâyeleri etrafında
bütün Fenerbahçe taraftarını filme aktardık."

'Fener bankası kurulsun'

Altıparmak sözlerini şöyle sürdürdü- "Seyircilerden biri bir ev hanımı.
İstanbullu bekâr bir kadın, 23 yaşında bir erkek, telefon şirketinde çalışan bir
kadın, bir kuyumcu ile ilkokul öğretmeni var. Bir de 1 yıllığına Türkiye'ye
gelen ABD'li Fenerbahçeli var belgeselimizin karakterleri arasında. Bir Fenerli
genç, 'Fenerbahçe sevdiği din gibi' diyor, bir başkası ise, 'Paramızı başka
bankalara yatırmaktan bıktık, Fenerbahçe bankası kurulsun, oraya yatıralım' diye
konuşuyor."

'Fenerlilerin hikâyesi, filmin hikâyesi oldu'

Futbolcu Ogün Altıparmak'ın oğlu olan belgeselin yapımcı ve yönetmeni Okan
Altıparmak, bu projede fikrin doğuşunu şöyle anlatıyor- "Bir gün trafikte
giderken Fenerbahçe taraftarını gördüm; bir film yapayım, gerçek insanlar
oynasın, onların hikâyeleri, filmin hikâyesi olsun istedim. Projeyi Aziz
Yıldırım'a sundum ve 'Sadece manevi destek istiyorum' dedim. Bize çekim
rahatlığı ve manevi destek verdiler."

Kaynak
Milliyet, 06.10.2005
fenerbahce.com/haberler/14944




Takım Böyle Tutulur
Bir tutku çekilip filmde gösterilebilir miydi? Gösterilip gösterilemeyeceğinden
tam emin değildim ama hissettirilebileceğine inanıyordum.

Dolayısıyla benim hayatımda gördüğüm tutkuların en büyüğü olan Fenerbahçe
tutkusunu yaşayan taraftarlara odaklı bir film yapmak aklıma geldi. Hemen bu
düşüncemi Bilkent Üniversite’sinden, film bilgisine çok güvendiğim ve uzun
zamandır beraber bir proje yaratmak istediğimiz Andreas Treske’yle paylaştım.
Kendisi de düşüncem hakkında heyecanlandı ve durumdan bir çok proje tasarımında
bir süredir ortaklık yaptığım Serdar Aksoy’a bahsettik. Serdar da projeye
inanınca yapımın üçüncü ve son ayağı tamamlanmış, proje resmen Doğmuş oldu.

Meteksan Bilgisayar ve Sistem Teknolojileri A.Ş. sponsor olunca, Başkan Aziz
Yıldırım ve Fenerbahçe Spor Kulübü de manevi destek ve çekim imkanları
sağlayınca proje tam anlamıyla hayata geçmiş oldu.

Çekimler
Aktörler yerine gerçek insanların gerçek hayatlarından oluşan ve bu insanların
en duygusal anlarını göstermeyi gerektiren bir filmin gerçekleşmesi büyük gayret
ve uzun süreç isteyen bir çalışma. Her şeyden önce sağlıklı ilişkiler
gerektiriyor. Yeni tanıştığınız insanlarla güven ve inanç üzerine kurulu bir
işbirliğine girmeye çalışıyorsunuz, ve bunu derin bir ilişki geliştirmek için
gerekli olan yılların yerine bir kaç ay, hatta bir kaç hafta gibi kısa bir
sürede, bazen bir kaç günde bile gerçekleştirmeniz gerekebiliyor.

Filme çekilen kişiler sadece sizin önünüzde değil aynı zamanda kameralar önünde
rahat ve doğal olmak durumunda kalıyorlar. Bununla beraber çektiğiniz kişiler
neyin çekileceğine o anda doğal olarak yaptıklarıyla karar veriyorlar. Bu
nedenle, önceden hazırladığınız çekim planları bir anda değişmek zorunda
kalabiliyor. Yönetmen normal bir film çekiminde olduğu gibi çekilecek karenin ne
olduğuna karar verdikten sonra tüm aktörleri istediği gibi yerleştirip onları
senaryoya göre hareket ettiremiyor. Böyle bir filmde çekimi gerçekleştiren
kameramanlar, önlerindeki gerçek taraftara göre anında reaksiyon göstermek ve
kendilerine verilen genel planları karşılarındaki gerçek anlara göre uyarlamak
zorunda kalıyorlar.

“Takım Böyle Tutulur” projesinde benim özellikle teknik bilgi konusunda desteğe
ihtiyacım olduğundan, film alanında ve teknik konularda uzman olan Andreas
Treske ile beraber yönetmenlik yaptık. Andreas’ın Bilkent Üniversitesi’ndeki
sorumlulukları nedeniyle Ankara’da kalması, önceden beraber planladığımız
çekimleri uygulama işlevini bana bıraktı. Çekimler sırasında, yukarıda
bahsettiğim uyarlama gerektiren durumları göz önüne alarak projemiz için
özveriyle çalışan yapım koordinatörlerimize ve kameramanlarımıza inisiyatif
vermek durumundaydım. Onlar da bizim kendilerine olan güvenimizi boşa
çıkarmadılar ve bazı durumlarda bizim ümit ettiğimizin ötesinde güzel
enstantaneler yakalamayı başardılar.

Bir insan ancak beraber çalıştığı insanlar kadar başarılı olabilir. Ben ve
Andreas bu özverili ekibimiz olmadan, ben ise Andreas ve Serdar olmadan
kesinlikle bu projenin altından kalkamazdım.

Sonuç
Biz bu filmde analiz yapmadık. Fenerbahçe taraftarını içinde bulunduğu
durumlarda, özellikle stadyumda olduğu gibi tutkusuyla ve duygusuyla gösterdik.
Benim için hem çekimleri yapmak hem de görüntüleri seyretmek inanılmaz
duygusaldı. Filmi seyreden taraftarımızın da aynı duyguları yaşayacağını ümit
ediyorum. Projeye ilk başladığımızda bana bir halkla ilişkiler uzmanı
“filminizde büyük bir Yıldız yok, seyrettirmesi zor olacak” demişti. Ben de
“bizim filmimizde Türkiye’nin en büyük yıldızı var, Fenerbahçe taraftarı!” diye
karşılık vermiştim. Eninde sonunda Fenerbahçelilik tutkusu yorum istemez. Bu
tutkuyu yaşamayan da bunu bilemez. “Takım Böyle Tutulur” filmimizde Fenerbahçe
tutkusunun küçük bir parçasını bile hissettirebildiysek bu bana yeter.

Okan 6parmak






Takım Böyle Tutulur
Serdar Aksoy (Yapımcı)
50 yasında, evli ve bir erkek çocuklu olup Eğitim Enstitüsü mezunudur.

Son sekiz yıldır Türkiye film ve televizyon dünyalarında önde gelen isimlerden,
kardeşleri Medyapım'dan Fatih Aksoy ve UFP Film Yapımcılık Şirketi'nden Faruk
Aksoy'a TV programları format ve film senaryoları geliştirme konularında
danışmanlık yapmaktadır.

2002 yılının Kasım ayından bu yana Edessa Film Yapımcılık şirketinin kurucu
ortağıdır. Şirket olarak Medyapım ve UFP'ye danışmanlığa devam etmektedir.

Andreas Treske (Senarist)

Bu filme yaklaşımımız hakkında birşeyler söylemek gerekirse- Genellikle şu soru
sorulur; “Bu filmi planlarken nasıl bir yaklaşım düşündünüz?” En başından beri
Okan ve benim için kesin olan şey bu filmi mümkün olduğunca “sade”, az ama öz
olarak tutmaktı. Temel yaklaşım, bu filmi taraftarlarla birlikte taraftarlar
için yapmak...her tartışma ve her irdelemeden sonra bu noktaya varıyorduk. Buna
benzer bir film daha önce görmedim. Daha önce dünyanın çeşitli yerlerinde buna
benzer projeler gerçekleştirilmiştir mutlaka, ama tam aynı yaklaşımı bilmiyorum.
Elbetteki kaçınılmaz olarak film tarihinden bir çok film aklımdan geçti, beni
etkileyen bir çok film ve yönetmen, Münih Film okulundaki tecrübelerim, orada
öğrendiklerim, beni etkileyen hocalar ve daha önce çalıştığım projeler. Okan’la
durmadan daha önce bizi etkileyen filmler hakkında tartışıyorduk, ama özellikle
şu film ya da şu yönetmen diyemeyeceğim. Evet Kurosawa ve Petersen’den çok şey
öğrendim, ama aynı şekilde Türk sinemasından Nuri Bilge Ceylan’dan da, ya da
yönettiği müzik videoları ile meşhur olan Michel Gondry’den de. Seçtiğimiz
basit, az ve öz yaklaşımda, komplike bir teknik ve ekipman kullanamazdık. Biz
sadece taraftarın yanında, arasında durup, onların yaşadıklarını yaşayıp,
hissettiklerini hissetmek ve hissettirmek istedik. Ortamın doğallığını
bozmayacak handycam kullandık, teknik kaliteden ödün vermek zorunda kalsak da,
doğru duyguları yakalayabilirsek film de doğru olacaktı. Bu da filme o özel
bakışı verecekti, çok profesyonel olmamalıydı, yakınlık duygusunu destekleyecek
amatör bir yaklaşım istedim, içinde olup yaşıyormuşçasına. Hatta bu yüzden
normalde kesmem gereken yerlerden kesmedim, kesemedim bazen. Hiç bir effect ve
manipulasyon olmamalıydı, ya da diyebilirim ki olanı vermek için bir
manipulasyon, düz kurgularla. Taraftarla olmak aynı zamanda çok dinamik,
fleksibil ve her türlü duruma her an hazır olmayı gerektiriyordu. Ana amaç da
onları bu her türlü halleri ile olduğu gibi yansıtmaktı, ve bu amacımızı da
projenin tümüne uygulamaya çalıştık.

Kurgu

Kurgu sırasında da elimizdeki malzemeye uygun bir yaklaşım benimsedik. Bunu
herhangi bir öyküleme ya da klasik belgesel yaklaşımı ile yapmak istemedik.
Tabii ki kaçınılmaz olarak takip ettiğimiz, geçirdiğimiz futbol sezonunu
yansıtan bir öykü çizgisi vardı, ama seçimlerimiz gene de öncelikli olarak
“Duygu”yu yakalamak üzerineydi. Ayrıca, filmin dışında bırakırsak yokluğu
hissedilecek, taraftar için önemli olan, olmazsa olmaz bir çok konu da vardı.

Burada da kurguya yaklaşımımı en çok etkileyen başka bir noktaya geliyoruz,
taraftarın enerjisi, görüntülerin enerjisi. Tek bir çizgisel öyküleme ile bu
enerjiyi ayakta tutmak, olduğu gibi yansıtmak neredeyse imkansız. O anı vermeli,
tekrar yaşatmalı ama ilk defa yaşanıyormuşçasına da coşkulu olmalı. Taraftarlar
bütün maçları seyrediyorlar, her anını biliyorlar. Sadece bir ya da iki
karakterle olup onlara fokus olmak, bu sefer de stadyumun çarpıcı enerjisini göz
ardı etmek olacaktı. Stadın enerjisini de öne çıkarıp, izleyiciyi tamamen oyunun
içine çekmek, gördüklerinin parçası olmak ya da yeniden orada olmayı istetecek
görüntüleri, anları tekrar yaratmak. Buna MTV tarzı kurgu da diyebiliriz bir
şekilde, o andaki duygunun o andaki öyküden daha önemli olduğu...Dolayısı ile
film zaman zaman karakterlerini terk ediyor, zaman zaman da onlara geri dönüyor,
hayatlarına giriyor, ama sadece önemli olduğunu düşündüğümüz o “Duygu” anı için.
Onlar hakkında daha çok şey bilmek te güzel olabilirdi, ama aynı zamanda özel
hayatlarının sınırı ve korunması da bir yandan önemliydi. Onlar taraftarlar ve
bu filmde tüm taraftarları temsil ediyorlar.

İki Yönetmen?

Benim görevim, stadyumda doğrudan olayların içinde olmamakla birlikte, görünmez
olarak projenin her evresinde vardı. Bu projede Okan ve benim için, bire bir
fonksiyonumuz şuydu demek zor. Gereken her alanda bir birimizi tamamladık.....
Yapım, yönetim, kurgu ve daha bir çok konu. Elbette Okan taraftarları ve o
çevreyi benden daha iyi biliyor. Ama bazen bir şeye çok yakın ve hatta içinde
iseniz, dışarıdan soğukkanlı bir bakışın faydası çoktur. Ayrıca, gerçek
hayatlarla ve bir kaç şehirde gerçekleştirilen filmde, kuvvetli bir ortaklığı
gerektiren ve ayrı ayrı çözülmesi gereken bir çok konu vardı.

Yapım

Bu düşük bütçeli, hatta “hiç bütçeli” bir yapım. Sanırım filmin samimiyetine de
yakışıyor bu, şikayetçi olmazdık tabii, ama, eğer etrafta paraların uçuştuğu
büyük bir bütçe olsaydı belki bu samimiyeti ve gerçekliği de yakalayamazdık.
Ancak, hiç bir mali katkı bulunmasaydı bile, sonsuza kadar sürecek de olsa bu
filmi yapmaya karar vermiştik. Küçük, ancak coşkulu ve özverili bir ekiple
çalıştık.

Türkiye

Evet, uzunca bir zamandır Türkiye’de yaşıyorum, artık evim oldu. Burayı ve
insanlarını seviyorum. Bazı şeyleri bire bir paylaşamıyorsam bile, bu film bana,
burada bir yabancı olduğum halde beni evimde hissettiren güzel insanlara bir
şeyler sunma şansını verdi.

ozenfilm.com.tr/html/film_tanitimi/film_tanitim.asp?id=235



Taraftarlarımızı anlatan ve Okan Altıparmak ile Andreas Treske'nin
yönetmenliğini yaptığı "Takım Böyle Tutulur - Vazgeçersen Kaybedersin" isimli
film için yapılan Afiş Yarışması'nın birinci etabı sona erdi. Yapılan elemeler
sonucu Finale kalan 10 adet afiş yine Taraftarlarımızın oyları ile yarışacak.
Oylama sonucu birinci seçilecek olan Afiş bu filmde kullanılacak...

Yönetmenliğini Okan Altıparmak ile Andreas Treske'nin yaptığı "Bir Takım Tutmak"
isimli filmin afiş seçimi için açtığımız oylama sonuçlandı. Taraftarlarımız,
yine tasarımları Fenerbahçe taraftarına ait olan afişler arasından ilk üçünü
oylarıyla belirlediler. İlk üçe giren arkadaşlarımız, filmin galasına katılma
hakkı kazandılar. Filmin resmi afişi olarak kullanılacak eser, film ekibince
oylama sonucu ilk üçe giren afişler arasından seçilecektir. Oylamada başarılı
olan arkadaşlarımızı kutluyoruz.

Kaynak - Fenerbahçe Taraftar Web Siteleri ve Forumları






İşte taraftar işte belgesel

Fenerbahçeli eski futbolcu Ogün Altıparmak'ın sinemacı oğlu Okan Altıparmak
"Takım Böyle Tutulur" adlı filmde Fenerbahçe taraftarını anlatıyor. 25 Kasım'da,
100 salonda birden gösterime girecek film, 120 bin dolara malolmuş.

İşte 'takım böyle tutulur'

Fenerbahçeli eski futbolcu Ogün Altıparmak'ın oğlu Okan, "Dünyada benzeri yok"
dediği Fenerbahçe taraftarının tutkusunu film yaptı. Taraftarlar Fenerbahçeli
olma duygusunu anlattı.

Fenerbahçe taraftarının Fenerbahçe tutkusu film oldu. Okan Altıparmak "Takım
Böyle Tutulur" adlı filmde, Fenerbahçe taraftarlarının takımlarına olan
tutkusunu konu alıyor. Film 25 Kasım'da 100 salonda birden gösterime girecek.
Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı başta olmak üzere, deplasman maçlarında,
Kadıköy ve Bağdat Caddesi'nde, ev ve işyerindeki taraftar görüntüleri ve
röportajlarından oluşan "Takım Böyle Tutulur" filmi, "Fenerbahçelilik"
duygusunun boyutunu gözler önüne seriyor. Okan Altıparmak ile filmini konuşmak
üzere Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın altlındaki Fenerium'da buluştuk. Amerika'da
oyunculuk eğitimi alan ve film yapım şirketinde çalışan Altıparmak, ilk denemesi
olan Fenerbahçe filmini Hollywood film sektörüne giriş vizesi olarak görüyor;
"Hollywood'da dikkat çekebilmeniz için düşük bütçeyle para kazandıran bir film
yapmanız gerekiyor. Ben de böyle bir proje arayışındayken yolda gördüğüm bir
Fenerbahçe taraftarından esinlenerek bu filmi yaptım. Maliyeti 120 bin dolar
oldu. Filmi yurtdışında da göstermeyi amaçlıyorum. Hem konu olarak hem de bütçe
olarak dikkat çekecektir. Bir de gişe yapıp para kazanırsa bir Türk Hollywood'a
girmiş olacak." Okan Altıparmak filmi yapma amacını biraz daha açıyor ve "Bu
filmi yapmamın bir amacı da, gücünün yüzde 10'uyla var olduğuna inandığım
Fenerbahçe camiasının gücünü gözler önüne sermekti. Hem Fenerbahçelilik neymiş,
hem de Fenerbahçe filmi yapılırsa ne olurmuşu göstermek istedim. Bu filmi
yurtdışında piyasaya çıkardığımda ki, mutlaka çıkaracağım, Fenerbahçeyi
taraftarıyla onlara tanıtacağım"

HAYATIN TA KENDİSİ
Altıparmak ve ekibi geçen yıl aylar Süren bir çalışmayla tribünde, sokakta,
evde, işyerinde, kafede Fenerbahçe taraftarlarını çekmiş. Böylelikle Fenerbahçe
taraftarının tutkusunu, Fenerbahçelilik duygusunu filme yansıtmış. Kendisi de
Fenerbahçeli olan Okan Altıparmak çekimler sonunda Fenerbahçe taraftarlığının
dünyada benzeri olmadığını görmüş. "Fenerbahçe taraftarının yüzündeki tutku ve
duyguyu başka takımların taraftarında göremezsiniz. Bence Fenerbahçe
taraftarlığının altında müthiş bir güç var, nereden geliyor bilmiyorum, bunun
araştırılması gerek"diyen Altıparmak, taraftarlara ait şu bilgileri veriyor-
"Taraftarlara Fenerbahçelilik nedir diye sorduğumda 'Sevgi, aşk, tutku, itibar,
güç, hayat tarzı, hayatın ta kendisi..." gibi cevaplar aldım. Bu cevabı başka
taraftardan duyamazsın. Fenerbahçelilerin taraftarlığı tribünde kalmaz,
hayatının her dakikasında vardır. Fenerbahçe'nin binlerce çeşit lisanslı
ürünlerinin satışı da bunu gösteriyor. Adamın evindeki yatağı da, suyunu içtiği
bardağı Fenerbahçe logolu." Filmi Andreas Treske ile birlikte çeken Altıparmak,
taraftarların anlattıklarından örnekler de aktarıyor. "Adam evli, evlilik
yüzüğünde 'Fenerbahçe seni seviyorum' yazıyor. Eşinin bu duruma ne dediğini
soruyorum. 'Önce bozuldu, sonra onunla konuştum. Kendisini sevdiğimi ama
Fenerbahçe'yi daha çok sevdiğimi, hatta ilk eşimin Fenerbahçe olduğunu ve bunu
da kabullenmesi gerektiğini söyledim' diyor. Bir başka taraftar, 'Başkana
söyleyin Fenerium'ları Carrefour gibi yapsın, bütün ihtiyacımızı oradan alalım'
diyor. Bir başkası ise 'Ana, baba, kardeş, eş, sevgili seni terkedebilir ama bir
tek şey var ki, seni hiçbir zaman terk etmez, o da Fenerbahçedir' şeklinde tarif
ediyor." Filmde Lefter, Aykut Kocaman, Ogün Altıparmak gibi eski futbolcularla
röportajlar da var.

BENZERİ YOK
Okan Altıparmak'a Fenerbahçe taraftarlarının bu filmde ne bulacağını, daha
doğrusu niye izleyeceğini soruyoruz; "Taraftar kendini izleyecek, adeta aynaya
bakacak. Geçen yılki şampiyonluk heyecanını bir kez daha yaşayacak. Yeri gelecek
'biz neymişiz' diyecek, yeri gelecek Fenerbahçe tutkusunun çok normal bir şey
olmadığını görecek' cevabını alıyoruz. Şimdi de gişe beklentisini öğrenmek
istiyoruz. "Hiçbir şey tahmin edemiyorum. Çünkü şimdiye kadar dünyada böyle bir
film yapılmadı. Örneği yok" diyor bunun üzerine dağıtımcı firmanın 100 salonda
birden filmi gösterime sokmasının beklentilerin yüksek olduğunu gösterdiğini
hatırlattığımızda yine kaçamak cevap veriyor; "Bizim filmi Özen Film dağıtıyor,
onlar bu filmden ne bekliyorlar bilmiyorum." Bu arada Okan Altıparmak
Fenerbahçe'nin 25 milyon taraftarı olduğunu sık sık dile getirmeyi de ihmal
etmiyor. Son olarak Okan Altıparmak'ın Fenerbahçe tutkusunu ölçmek için
Galatasaray veya Beşiktaş'a da film çekip çekmeyeceğini soruyoruz. "Ben
Fenerbahçeliyim ama aynı zamanda yönetmenim. Hatta ben Fenerbahçe'den önce
Galatasaray'a film teklifinde bulunmuştum. Fatih Terim'e, Milan'dan döndüğünde,
Galatasaray'ın şampiyonluk hikayesini İngilizce film yapayım dedim. Ama Terim
istemedi."


Kaynak - Milliyet




01 Aralık 2005, Perşembe 20:25 Üyeler , Üye olmak için

20 Kasım 2005
Binlerce gönüllü oyuncuyla nasıl takım tutulur filmi

Cahit Akyol

Fenerbahçeli eski futbolcu Ogün Altıparmak’ın oğlu Okan Altıparmak, bir film
çekti- İşte Takım Böyle Tutulur. Tıpkı o şarkıda olduğu gibi, karda, soğukta,
yağmurda, yenilgide ve galibiyette hep takımlarının yanında olan taraftarların
sevinç ve üzüntülerinden çıkma bir sinema filmi bu. Fenerbahçelilerin filmi.
Filmde, yaşanan sevinçlerden üzüntülere, taşkınlıklardan küfürlere kadar tüm
haller olduğu gibi sergilenmiş. Seyrederken, siz de kendinizi tribünde onlarla
birlikte hissediyordunuz. 108 dakikalık film, önümüzdeki cuma (25 Kasım) 60
sinemada vizyona giriyor.

İlk defa geçen ağustos ayında aklına gelir böyle bir film. Fikrini önce,
arkadaşı Anderas Treske’ye Açar. Treske kabul eder. Sonra yapımcı aramaya
başlar. Türkiye’nin en büyük yapım şirketlerinden MED Yapım’ın sahibi Fatih
Aksoy’un ağabeyi Serdar Aksoy’a giderler. Hasta Galatasaraylı Aksoy, önce ‘Siz
şaşırdınız galiba’ der. Ama sonra epey bir konuşmanın ardından ikna olur. Olaya
‘duygusal’ açıdan bakarım, gerisine karışmam, der. Fenerli Okan Altıparmak,
Almanya’da Bayern Münih’li Türkiye’de Beşiktaşlı Anreas Treske ve her kıtada
Galatasaraylı Serdar Aksoy, üç kişi yola koyulurlar.

İsim mevzuuna gelinir. Malum, Türkçe lastikli bir dil. İşte takım böyle tutulur
lafı, yanlış yerlere çekilebilir, der bazıları. Ama Altıparmak ısrar eder.
Fenerbahçe Kulübü’nden de isim için onay alır ve çekimlere geçilir.

KULÜPTEN DESTEK İSTEMEDİK

Filmin Fenerbahçe Kulübü ile tek organik bağı da bu isim onayıdır zaten.
Kulüpten maddi destek istemezler. Hatta tam tersine anlaşmaya göre hasılattan
Fenerbahçe ve Fenerbahçe TV’ye pay vereceklerdir.

Konusuna gelince. Film, özetle Fenerbahçe taraftarlarının takımlarına olan
tutkusunu anlatıyor. Fenerbahçelilerin tribünlerde, gişe kuyruklarında, takımla
birlikte herhangi bir yerde yaşadıkları yansıtılıyor.

120 bin dolara mal olan film için ekip 280 saat çekim yapar. Fenerbahçe Şükrü
Saracoğlu Stadı başta olmak üzere, deplasmanlardan, Bağdat Caddesi’nden,
evlerden, işyerlerinden taraftar görüntüleri alınır. Nasıl takım tutulacağını
gösteren binlerce gönüllü oyuncudan manzaralar.

Sporda iddia her zaman güzeldir ama ya futbolun illeti şiddet. Şiddete
başvuranlarla ilgilenmedik, diyor Altıparmak. Geçen yıl öyle bir ortam da olmadı
zaten ama olsaydı çekmezdim, diye de ekliyor.

Altıparmak’a çekimlerin ne kadar doğal yapılabildiğini soruyoruz- ’Biz filmi
herhangi bir öyküleme ya da klasik belgesel yaklaşımı ile yapmak istemedik.
Seçimlerimiz, öncelikli olarak duyguyu yakalamak üzerineydi. Taraftar kendini
izleyecek, adeta aynaya bakacak. Yeri gelecek ‘Biz neymişiz’ diyecek, yeri
gelecek Fenerbahçe tutkusunun çok normal bir şey olmadığını görecek.’

MÜSTEHCEN KÜFÜR YOK

Futbol, tribün, tezahürat denilince, insanın aklına hemen küfürler de geliyor
tabii. Ya küfürler, onlar da duygulara dahil mi?

Evet, maçlarda edilen küfürlerin bir bölümü bu filmde de var, diyor Altıparmak.
Ama sadece zararsız küfürlerin olduğunu, müstehcen olanların yer almadığını
söylüyor. ‘Şahsa edilen hakaret, küfürdür. Ama deşarj için edilen, küfür
değildir. Futbolcu topa vuruyor ve top direğe çarpıyor, dışarı gidiyor. Taraftar
bilmem neresine koyayım top girmedi, diye bağırıyor. Bunları sansür etmedik.’

Bu arada küfürler konusunda filmin tek istisnası, Galatasaray kısmı. Her
Fenerbahçeli için ayrı bir yeri olan Galatasaray ‘sevgisi’ni daha doğru
yansıtabilmek için ekip bir maçta sansürü kısmış. ‘Geçen sezon son maçta
Galatasaray’a yönelik küfürler vardı. Onların temizleyebildiğimiz kadarını
temizledik. Ama hepsini temizlerseniz o günü anlatmak olmazdı. Bu nedenle onlar
kaldı.’

Bu kadar emek ve para harcadıktan sonra maddi beklentiler ne peki? Altıparmak,
bu konuda bir tahmin yapmak istemiyor. 18-20 milyona yakın Fenerbahçe taraftarı
olduğunu ama beklenen seyirciyi buna oranlamanın doğru olmayacağını düşünüyor.
Bu arada sadece Türkiye’deki taraftarlar değil yurtdışındaki taraftarlar da
hedeflenmiş durumda. Özellikle gurbetçilerin yoğun olduğu Avrupa ülkelerinde.
Altıparmak, bu konuda ilginç bir ayrıntıyı da ekliyor- ‘Geçenlerde Meksika’da
yaşayan bir Türk’ten mail aldım. Sıkı taraftarmış. Bizim film çektiğimizi
duymuş. Burada ne zaman gösterilecek, diye soruyordu. Sanırım dünyaya
açılacağız.’

HERKES TERK EDER AMA FENERBAHÇE SENİ TERK ETMEZ

Fenerbahçe taraftarının nereden geldiğini bilmediğim bir gücü var.
Fenerbahçelilik; sevgi, aşk, tutku, itibar, güç, hayat tarzı, hayatın ta
kendisi. Fenerbahçelilerin taraftarlığı tribünde kalmaz, hayatının her
dakikasında var. Fenerbahçe’nin binlerce çeşit lisanslı ürünlerinin satışı da
bunu gösteriyor. Taraftarın yatağı da, yastığı da, bardağı da Fenerbahçe logolu
oldu. Hatta, Fenerium’ları Carrefour gibi yapsınlar, bütün ihtiyacımızı oradan
alalım, diyen taraftarlarımız bile var. Bunun altında karşılıksız bir sevgi
düşüncesi var sanırım. Çünkü bazıları şöyle düşünüyor- Anne, baba, kardeş, eş,
sevgili seni terk edebilir ama Fenerbahçe hiç terk etmez.

GS’NİN UEFA ŞAMPİYONLUĞUNU ANLATMAK İSTEDİM, TERİM İSTEMEDİ

Galatasaray’ın UEFA şampiyonu olduğu yıl, Fatih Ağabey’e gittim. Bizim
ülkemizde, bizden hiçbir şey olmaz, diye bir söylem vardır. O şampiyonluk, bunu
aşan bir durumdu. Bir kahramanlık olayıydı. Terim’e Galatasaraylı değil Türk
olarak yaklaştım. Ben sıcak bakmıyorum, dedi. İnsanlar, bu ne biçim Fenerli,
Galatasaray filmi yapmak istemiş, diyebilirler. Ama Fenerbahçe de Galatasaray da
Türkiye’nin bir parçası. Benim için bir Türk hikayesiydi. Hollywood’a uygun
tarzda bir film olacaktı. Ama olmadı.

Okan Altıparmak (44)- Amerika’da University of Southern California’da ekonomi
master’ı yaptı. Film yapım şirketlerinde çalıştı ve filmlerde figüranlık rolleri
aldı. Tiyatroda oynadı. 15 yıl Los Angeles’ta yaşadıktan sonra 38 yaşındayken
askerlik için Türkiye’ye geldi. Burada Bilkent Üniversitesi’nde sinema ve
televizyon dersleri veren Alman Anderas Treske ile tanıştı. Birlikte iş yapmaya
karar verdiler. İlk projeleri de İşte Takım Böyle Tutulur oldu.




Yapım- EDESSA FILMS

Yapımcılar- Okan Altıparmak
ANDREAS Treske
Serdar Aksoy
Yöneten- Okan Altıparmak ve ANDREAS Treske

Yapım Koordinatörleri- YAHYA TEMEROĞLU
SİNEM ÖCALIR

Kamera- HAMİT Özsoy
SİNEM ÖCALIR
YAHYA TEMEROĞLU
HALUK Başkan
CANER ÖKÇÜN
Önder Sevimli

Boom- ŞABAN Özinal
MEHMET AĞAR
HARRIS LEVINSON

Müzik- ÇİLEKEŞ

Ses Tasarımı- ANDREAS Treske ve Serdar ÖNGÖREN

Ses Kurgu Asistanı- Önder Sevimli

Kurgu- ANDREAS Treske

Kurgu Asistanı- HALUK Başkan

Özel Görüntüler- Cenk KIRAL
SİBEL ÜSTÜNEL

Post-Prodüksiyon- BİLKENT ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM
VE TASARIM STÜDYOSU

Sponsor- METEKSAN SİSTEM VE
BİLGİSAYAR TEKNOLOJİLERİ A.Ş.

Ses Stüdyosu- IMAJ

Laboratuvar- SİNEFEKT







BAŞLANGIÇ

Bir tutku çekilip filmde gösterilebilir miydi? Gösterilip gösterilemeyeceğinden
tam emin değildim ama hissettirilebileceğine inanıyordum.

Dolayısıyla benim hayatımda gördüğüm tutkuların en büyüğü olan Fenerbahçe
tutkusunu yaşayan taraftarlara odaklı bir film yapmak aklıma geldi. Hemen bu
düşüncemi Bilkent Üniversite’sinden, film bilgisine çok güvendiğim ve uzun
zamandır beraber bir proje yaratmak istediğimiz Andreas Treske’yle paylaştım.
Kendisi de düşüncem hakkında heyecanlandı ve durumdan bir çok proje tasarımında
bir süredir ortaklık yaptığım Serdar Aksoy’a bahsettik.
Serdar da projeye inanınca yapımın üçüncü ve son ayağı tamamlanmış, proje resmen
Doğmuş oldu.

Meteksan Bilgisayar ve Sistem Teknolojileri A.Ş. sponsor olunca, Başkan Aziz
Yıldırım ve Fenerbahçe Spor Kulubü de manevi destek ve çekim imkanları
sağlayınca proje tam anlamıyla hayata geçmiş oldu.

ÇEKİMLER

Aktörler yerine gerçek insanların gerçek hayatlarından oluşan ve bu insanların
en duygusal anlarını göstermeyi gerektiren bir filmin gerçekleşmesi büyük gayret
ve uzun süreç isteyen bir çalışma. Her şeyden önce sağlıklı ilişkiler
gerektiriyor. Yeni tanıştığınız insanlarla güven ve inanç üzerine kurulu bir
işbirliğine girmeye çalışıyorsunuz, ve bunu derin bir ilişki geliştirmek için
gerekli olan yılların yerine bir kaç ay, hatta bir kaç hafta gibi kısa bir
sürede, bazen bir kaç günde bile gerçekleştirmeniz gerekebiliyor.

Filme çekilen kişiler sadece sizin önünüzde değil aynı zamanda kameralar önünde
rahat ve doğal olmak durumunda kalıyorlar. Bununla beraber çektiğiniz kişiler
neyin çekileceğine o anda doğal olarak yaptıklarıyla karar veriyorlar. Bu
nedenle, önceden hazırladığınız çekim planları bir anda değişmek zorunda
kalabiliyor. Yönetmen normal bir film çekiminde olduğu gibi çekilecek karenin ne
olduğuna karar verdikten sonra tüm aktörleri istediği gibi yerleştirip onları
senaryoya göre hareket ettiremiyor. Böyle bir filmde çekimi gerçekleştiren
kameramanlar, önlerindeki gerçek taraftara göre anında reaksiyon göstermek ve
kendilerine verilen genel planları karşılarındaki gerçek anlara göre uyarlamak
zorunda kalıyorlar.

“Takım Böyle Tutulur” projesinde benim özellikle teknik bilgi konusunda desteğe
ihtiyacım olduğundan, film alanında ve teknik konularda uzman olan Andreas
Treske ile beraber yönetmenlik yaptık. Andreas’ın Bilkent Üniversitesi’deki
sorumlulukları nedeniyle Ankara’da kalması, önceden beraber planladığımız
çekimleri uygulama işlevini bana bıraktı. Çekimler sırasında, yukarıda
bahsettiğim uyarlama gerektiren durumları göz önüne alarak projemiz için
özveriyle çalışan yapım koordinatörlerimize ve kameramanlarımıza insiyatif
vermek durumundaydım. Onlar da bizim kendilerine olan güvenimizi boşa
çıkarmadılar ve bazı durumlarda bizim ümit ettiğimizin ötesinde güzel
enstantaneler yakalamayı başardılar.

Bir insan ancak beraber çalıştığı insanlar kadar başarılı olabilir. Ben ve
Andreas bu özverili ekibimiz olmadan, ben ise Andreas ve Serdar olmadan
kesinlikle bu projenin altından kalkamazdım.

SONUÇ

Biz bu filmde analiz yapmadık. Fenerbahçe taraftarını içinde bulunduğu
durumlarda, özellikle stadyumda olduğu gibi tutkusuyla ve duygusuyla gösterdik.

Benim için hem çekimleri yapmak hem de görüntüleri seyretmek inanılmaz
duygusaldı. Filmi seyreden taraftarımızın da aynı duyguları yaşayacağını ümit
ediyorum.

Projeye ilk başladığımızda bana bir halkla ilişkiler uzmanı “filminizde büyük
bir Yıldız yok, seyrettirmesi zor olacak” demişti. Ben de “bizim filmimizde
Türkiye’nin en büyük yıldızı var, Fenerbahçe taraftarı!” diye karşılık
vermiştim.

Eninde sonunda Fenerbahçelilik tutkusu yorum istemez. Bu tutkuyu yaşamayan da
bunu bilemez. “Takım Böyle Tutulur” filmimizde Fenerbahçe tutkusunun küçük bir
parçasını bile hissettirebildiysek bu bana yeter.

Okan 6parmak



Yönetmenin Perspektifinden-

Andreas Treske

Bu filme yaklaşımımız hakkında birşeyler söylemek gerekirse- Genellikle şu soru
sorulur; “Bu filmi planlarken nasıl bir yaklaşım düşündünüz?” En başından beri
Okan ve benim için kesin olan şey bu filmi mümkün olduğunca “sade”, az ama öz
olarak tutmaktı. Temel yaklaşım, bu filmi taraftarlarla birlikte taraftarlar
için yapmak...her tartışma ve her irdelemeden sonra bu noktaya varıyorduk. Buna
benzer bir film daha önce görmedim. Daha önce dünyanın çeşitli yerlerinde buna
benzer projeler gerçekleştirilmiştir mutlaka, ama tam aynı yaklaşımı bilmiyorum.

Elbetteki kaçınılmaz olarak film tarihinden bir çok film aklımdan geçti, beni
etkileyen bir çok film ve yönetmen, Münih Film okulundaki tecrübelerim, orada
ögrendiklerim, beni etkileyen hocalar ve daha önce çalıştığım projeler.

Okan’la durmadan daha önce bizi etkileyen filmler hakkında tartışıyorduk, ama
özellikle şu film ya da şu yönetmen diyemiyeceğim. Evet Kurosawa ve Petersen’den
çok şey öğrendim, ama aynı şekilde Türk sinemasından Nuri Bilge Ceylan’dan da,
ya da yönettiği müzik videoları ile meşhur olan Michel Gondry’den de.

Seçtiğimiz basit, az ve öz yaklaşımda, komplike bir teknik ve ekipman
kullanamazdık. Biz sadece taraftarın yanında, arasında durup, onların
yaşadıklarını yaşayıp, hissettiklerini hissetmek ve hissettirmek istedik.
Ortamın doğallığını bozmayacak handycam kullandık, teknik kaliteden ödün vermek
zorunda kalsak da, doğru duyguları yakalayabilirsek film de doğru olacaktı. Bu
da filme o özel bakışı verecekti, çok profesyonel olmamalıydı, yakınlık
duygusunu destekleyecek amatör bir yaklaşım istedim, içinde olup
yaşıyormuşcasına. Hatta bu yüzden normalde kesmem gereken yerlerden kesmedim,
kesemedim bazen. Hiç bir effect ve manipulasyon olmamalıydı, ya da diyebilirimki
olanı vermek için bir manipulasyon, düz kurgularla. Taraftarla olmak aynı
zamanda çok dinamik, fleksibil ve her türlü duruma her an hazır olmayı
gerektiriyordu. Ana amaç da onları bu her türlü halleri ile olduğu gibi
yansıtmaktı, ve bu amacımızı da projenin tümüne uygulamaya çalıştık.

Kurgu-

Kurgu sırasında da elimizdeki malzemeye uygun bir yaklaşım benimsedik. Bunu
herhangi bir öyküleme ya da klasik belgesel yaklaşımı ile yapmak istemedik.
Tabii ki kaçınılmaz olarak takip ettiğimiz, geçirdiğimiz futbol sezonunu
yansıtan bir öykü çizgisi vardı, ama seçimlerimiz gene de öncelikli olarak
“Duygu”yu yakalamak üzerineydi. Ayrıca, filmin dışında bırakırsak yokluğu
hissedilecek, taraftar için önemli olan, olmazsa olmaz bir çok konu da vardı.

Burada da kurguya yaklaşımımı en çok etkileyen başka bir noktaya geliyoruz,
taraftarın enerjisi, görüntülerin enerjisi. Tek bir çizgisel öyküleme ile bu
enerjiyi ayakta tutmak, olduğu gibi yansıtmak neredeyse imkansız. O anı vermeli,
tekrar yaşatmalı ama ilk defa yaşanıyormuşcasına da coşkulu olmalı. Taraftarlar
bütün maçları seyrediyorlar, her anını biliyorlar. Sadece bir ya da iki
karakterle olup onlara fokus olmak, bu sefer de stadyumun çarpıcı enerjisini göz
ardı etmek olacaktı. Stadın enerjisini de öne çıkarıp, izleyiciyi tamamen oyunun
içine çekmek, gördüklerinin parçası olmak ya da yeniden orada olmayı istetecek
görüntüleri, anları tekrar yaratmak. Buna MTV tarzı kurgu da diyebiliriz bir
şekilde, o andaki duygunun o andaki öyküden daha önemli olduğu...Dolayısı ile
film zaman zaman karakterlerini terkediyor, zaman zaman da onlara geri dönüyor,
hayatlarına giriyor, ama sadece önemli olduğunu düşündüğümüz o “Duygu” anı için.
Onlar hakkında daha çok şey bilmek te güzel olabilirdi, ama aynı zamanda özel
hayatlarının sınırı ve korunması da bir yandan önemliydi. Onlar taraftarlar ve
bu filmde tüm taraftarları temsil ediyorlar.

İki Yönetmen?

Benim görevim, stadyumda doğrudan olayların içinde olmamakla birlikte, görünmez
olarak projenin her evresinde vardı. Bu projede Okan ve benim için, bire bir
foksiyonumuz şuydu demek zor. Gereken her alanda bir birimizi tamamladık.....
Yapım, yönetim, kurgu ve daha bir çok konu. Elbette Okan taraftarları ve o
çevreyi benden daha iyi biliyor. Ama bazen bir şeye çok yakın ve hatta içinde
iseniz, dışarıdan soğukkanlı bir bakışın faydası çoktur. Ayrıca, gerçek
hayatlarla ve bir kaç şehirde gerçekleştirilen filmde, kuvvetli bir ortaklığı
gerektiren ve ayrı ayrı çözülmesi gereken bir çok konu vardı.

Yapım-

Bu düşük bütçeli, hatta “hiç bütçeli” bir yapım. Sanırım filmin samimiyetine de
yakışıyor bu, şikayetçi olmazdık tabii, ama, eğer etrafta paraların uçuştuğu
büyük bir bütçe olsaydı belki bu samimiyeti ve gerçekliği de yakalayamazdık.
Ancak, hiç bir mali katkı bulunmasaydı bile, sonsuza kadar sürecek de olsa bu
filmi yapmaya karar vermiştik. Küçük, ancak coşkulu ve özverili bir ekiple
çalıştık.

Türkiye-

Evet, uzunca bir zamandır Türkiye’de yaşıyorum, artık evim oldu. Burayı ve
insanlarını seviyorum. Bazı şeyleri bire bir paylaşamıyorsam bile, bu film bana,
burada bir yabancı olduğum halde beni evimde hissettiren güzel insanlara bir
şeyler sunma şansını verdi.