Sözün Farkı - Türkiye’de Tartışma Kültürü




Yapım Tarihi - 2013
Süresi - 00:50:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Erhan Odabaş





Yanılgıdan kurtarmak aşağılamak mı?

Erhan Odabaş'ın "Sözün Farkı-Türkiye'de Tartışma Kültürü" belgeseli, ülkemizin
içinden geçtiği ortamda, münazaraya değil gerçek tartışmalara aslında ne kadar
ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor. Belgesel, 1 Mart'ta vizyonda.

Bir tarafta devlet krizi, rüşvet ve yolsuzluk operasyonları, AKP-Cemaat
çatışması ve paralel devlet tartışmaları, diğer tarafta muhalefet partilerinin
yaşanan büyük krize ilişkin yaklaşımları ve kamuoyunun tepkisi. Bir diğer önemli
konuysa 'barış ve çözüm' sürecinin akıbeti.
"Sözün Farkı - Türkiye'de Tartışma Kültürü" belgeseli, işte böylesi bir ortamda
'Türkiye nasıl tartışıyor?' sorusundan yola çıkarak sol ve sağ düşüncenin;
siyasal İslam ve Kürt siyasal hareketiyle Kemalist düşüncenin, dünden bugüne
tartışma ve müzakere yöntemlerini sorguluyor.
Danışmanlığını Murat Belge üstlendi

Yönetmenliğini Erhan Odabaş'ın, danışmanlığını Murat Belge'nin yaptığı Levent
Dönmez tarafından seslendirilen "Sözün Farkı - Türkiye'de Tartışma Kültürü"
belgeseli, dil ve üslup özelliklerini tüm yönleriyle ele alıyor. Belgeselde,
'farklı eğilim ve düşüncelere sahip insanlar, gruplar ve partiler birbirleriyle
nasıl iletişim kurmalı', 'nasıl bir dil ve üslup kullanmalı' sorularına yanıt
aranıyor. Ayrıca Türkiye medyasının kamuoyunun oluşmasındaki rolü, tartışma
ortamına bir zemin hazırlayıp hazırlamadığı da sorgulanıyor.
Sözün kelam niteliğini yitirip boş bir lakırdıya dönüştüğü, müzakereden ziyade
münazaranın ve münakaşanın öne çıktığı günümüz medya ortamından örneklerin yer
aldığı belgeselde, iletişimde ve tartışma zemininde empatinin varlığı ve
gerekliliği de irdeleniyor.
"Tartışma kültürü"nü tartıştılar

Bu çerçevede gerçeği aramanın, doğruyu bulmanın bir aracı olarak 'tartışma' ve
Türkiye'deki tartışma kültürünü anlatmayı hedefleyen "Sözün Farkı - Türkiye'de
Tartışma Kültürü" belgeselinde, farklı temsiliyetlere sahip gazeteci, yazar ve
akademisyenler Avni Özgürel, Ayşe Böhürler, Aydın Çubukçu, Ece Temelkuran,
Erdoğan Aydın, Ertuğrul Kürkçü, İsmail Beşikçi, Kurtuluş Kayalı, Murat Belge,
Mehmet Bekaroğlu, Nuray Mert, Oya Baydar, Ömer Laçiner, Sedef Kabaş, Sırrı
Süreyya Önder, Şükran Soner, Taha Akyol, Tanıl Bora, Tuğrul Eryılmaz ve Ümit
Fırat tarihsel ve güncel sorunları da irdeleyerek Türkiye'de tartışma kültürüyle
ilgili Can Alıcı sorulara yanıt verdiler. İşte o yanıtlardan bazıları:
"Tartışma değil münazara kültürümüz var"

(MURAT BELGE) “Türkiye’de bizim fazla bir tartışma kültürümüz yoktur. Münazara
kültürümüz vardır. Münazara galip gelmek için yapılan bir şeydir.”

(ŞÜKRAN Soner) “Yarattığımız vitrin demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü
çerçevesinde gibi görünüyor. Ama belki de insanlık tarihinin en özgür olmayan
medya gerçeğiyle yüz yüzeyiz.”

(MEHMET BEKAROĞLU) “…Bir süre sonra taraf oluyoruz, taraftar oluyoruz. Taraf ve
taraftar olunduktan sonra tartışmanın çok fazla bir anlamı kalmıyor. Tartışma
bir amaç haline geliyor ve tartışmayı yapanlar bir araç haline geliyor....”

(AVNİ Özgürel) “Kanaatlerimizi söyleyemiyoruz. Samimi değiliz. Orada başka türlü
konuşuyoruz, burada başka türlü konuşuyoruz. Duruma göre konuşuyoruz.”

(ÖMER LAÇİNER) “Bir Marksist ırkçıyla tartışmaz, tartışmamalıdır da. Irkçılık ve
milliyetçilik insanlık dışı ideolojilerdir.”

(SIRRI SÜREYYA Önder) “Bence tartışılır, tartışılmalı da; tartışmadan bunun
teşhiri mümkün değildir.”

(ÜMİT Fırat) “Dindarlarla ben oturup pekala konuşabiliyorum ama ne onun dinine
doğru bir tartışmaya giriyorum ne de o benim farklı inançlarıma, ateist
duygularıma yönelik bir tartışmaya giriyor...”

(Kurtuluş KAYALI) “Dünyaları ayrı ayrı olanların tartışmalarının anlamı yoktur.”

(Altan ÖYMEN) “Empati elbette karşı tarafı anlamanın yoludur ve bir sonuca
varmak istiyorsanız karşınızdakinin içinde bulunduğu şartları da göz önünde
tutmak durumundasınız.”

(Aydın Çubukçu) Empati, saygı, etkilenmeye açık olmak gibi şeyler tamamen
bilimsel, sanatsal tartışmalarda olmalıdır. O olmazsa olmaz zaten. Ama siyasi
tartışmalarda bunu beklediğiniz zaman havamızı alırız.”

(AYŞE BÖHÜRLER) “Empati biraz modern dünyada, fazlasıyla sakız edilmiş, biraz da
asıl anlamından uzaklaştırılmış bir şey. Birbirimizi sevelim, empati duyalım,
anlayalım, barışalım falan gibi şeylerin reel dünyada aslında çok karşılıkları
yok.”

(TAHA Akyol) “Mesela ben bir teröristle empati kurmam, ama terörü meydana
getiren psikolojik ve sosyolojik sebeplerin araştırılmasını, tartışılmasını
haklı bulurum.”

(Ertuğrul KÜRKÇÜ) “Ben faşizm ile empati kurmanın gerektiğini düşünmüyorum. Ama
bir faşistin niçin faşist olduğunu düşünmem gerekir. Çünkü hiç kimse faşist
doğmuyor.”

(OYA Baydar) “Düşünce akımlarıyla, ideolojilerle, görüşlerle empati kurmayız.
İnsanlarla empati kurarız. Empatinin tanımı da bu zaten.”

(TANIL Bora) “İnsan en yakınındakiyle tartışır. Dağ gibi düşman vardır ama
onunla yapacağınız şey artık tartışma değildir, o bir çatışmadır. Tartışma evet,
en yakınınızdakiyle yapılır zaten.”

(NURAY Mert) “80’lerden sonra demokrasi fikri siyasal yelpazenin her tarafında
tartışılmaz önem kazandı, herkes çok demokrat olmaya Özen gösteriyor ama sağ
siyasetlerin en ılımlısından en ucuna kadar çok fazla tartışmaya eğilimli
değillerdir.”

(Erdoğan Aydın) “Bütün otoriter düşünceler gibi İslamcılığın tarihi de hak ve
özgürlüklerin ihlali, tartışmanın engellendiği, otoritenin esas alındığı bir
tarihtir.

(TAHA Akyol) “Nutuk'taki dile bakın. Nutuk'taki dil müzakere dili değildir.
Nutuk'taki dil tebliğ dili bile değildir. Nutuk'taki dil çatışma dilidir.
Nutuk'taki dil dışlama dilidir.”

(TUĞRUL Eryılmaz) “Kemalistler şöyle kötü de dinciler, dindarlar böyle iyi ya da
tam tersi. Yok canım ne münasebet! Aynı iklimin çocukları ikisi de.”

Bir düşüncenin, önce var olabilmesi, sonra da gelişebilmesi için, karşıt
düşünceyle tartışmaya girmesi gerekir. Ayrıca insanın kendi düşüncesinin farkına
varabilmesi, anlayabilmesi için gereklidir tartışma. Ve tartışma, gerçeği arayan
insan aklının karşılıklı söyleşmesi, söz üstüne söz söylemesinden başka bir şey
değildir.

Projede görüş bildiren Aydın, yazar ve siyasetçilerin katılımıyla belgeselin
Özel Gösterimi 1 Mart 2014 - Cuma günü Saat- 18:00'de Osmanbey'deki Şişli Kent
Kültür Merkezi'nde.

http://gazetemetro.com/
17.05.2013






'Türkiye'de Tartışma Kültürü' belgeselinin galası yapılıyor

Yönetmenliğini Erhan Odabaş’ın yaptığı, Metin ve senaryosunun da Odabaş ile
Göksel Aymaz’ın yazdığı, danışmanlığını Murat Belge’nin yaptığı ve Levent Dönmez
tarafından seslendirilen “Sözün Farkı-Türkiye’de Tartışma Kültürü” belgeselinde
Kürt siyasal hareketinde, siyasal İslam’da, sol ve sağda, Kemalistlerde,
devlette ve medyada “tartışma” tüm yönleriyle ele alınıyor.

Belgeselde, “Türkiye, barış ve çözüm sürecine girerken toplumun sağlıklı bir
tartışma yapması önem kazanıyor. Farklı düşüncelerdeki insanlar, gruplar,
partiler ve değişik kesimler birbirlerini nasıl daha iyi anlayacak? Nasıl empati
kuracak? Nasıl bir dil ve üslupla tartışacak ve bu tartışmadan nasıl bir sonuca
varacak?” sorularına yanıt aranıyor.

Avni Özgürel, Ayşe Böhürler, Aydın Çubukçu, Ece Temelkuran, Erdoğan Aydın,
Ertuğrul Kürkçü, İsmail Beşikçi, Kurtuluş Kayalı, Murat Belge, Mehmet Bekaroğlu,
Nuray Mert, Oya Baydar, Ömer Laçiner, Sedef Kabaş, Sırrı Süreyya Önder, Şükran
Soner, Taha Akyol, Tanıl Bora, Tuğrul Eryılmaz, Ümit Fırat Türkiye’de tartışma
kültürüyle ilgili Can Alıcı sorulara yanıt verdikleri belgeselin gala gösterimi
7 Haziran Cuma günü saat 20.00′de Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapılacak.

http://dunyalilar.org
Haziran 7, 2013





"TÜRKİYE'DE TARTIŞMA KÜLTÜRÜ" BELGESELİNİN GALASI YAPILIYOR

"Sözün Farkı - Türkiye'de Tartışma Kültürü" belgeselinin gala gösterimi bu akşam
gerçekleşecek.

Yönetmenliğini Erhan Odabaş’ın yaptığı, Metin ve senaryosunun da Odabaş ile
Göksel Aymaz’ın yazdığı, danışmanlığını Murat Belge’nin yaptığı ve Levent Dönmez
tarafından seslendirilen "Sözün Farkı-Türkiye’de Tartışma Kültürü" belgeselinde
Kürt siyasal hareketinde, siyasal İslam’da, sol ve sağda, Kemalistlerde,
devlette ve medyada “tartışma” tüm yönleriyle ele alınıyor.

Belgeselde, "Türkiye, barış ve çözüm sürecine girerken toplumun sağlıklı bir
tartışma yapması önem kazanıyor. Farklı düşüncelerdeki insanlar, gruplar,
partiler ve değişik kesimler birbirlerini nasıl daha iyi anlayacak? Nasıl empati
kuracak? Nasıl bir dil ve üslupla tartışacak ve bu tartışmadan nasıl bir sonuca
varacak?" sorularına yanıt aranıyor.

Avni Özgürel, Ayşe Böhürler, Aydın Çubukçu, Ece Temelkuran, Erdoğan Aydın,
Ertuğrul Kürkçü, İsmail Beşikçi, Kurtuluş Kayalı, Murat Belge, Mehmet Bekaroğlu,
Nuray Mert, Oya Baydar, Ömer Laçiner, Sedef Kabaş, Sırrı Süreyya Önder, Şükran
Soner, Taha Akyol, Tanıl Bora, Tuğrul Eryılmaz, Ümit Fırat Türkiye’de tartışma
kültürüyle ilgili Can Alıcı sorulara yanıt verdikleri belgeselin gala gösterimi
7 Haziran Cuma günü saat 20.00'de Şişli Kent Kültür Merkezi'nde yapılacak.

medyaradar.com
07.06.2013




Erhan Odabaş- TARTIŞMADA “YANILGIDAN KURTARMAK AŞAĞILAMAK DEĞİLDİR”

Erhan Odabaş İle “Sözün Farkı - Türkiye’de Tartışma Kültürü” Adlı Belgesel
Üzerine Söyleşi

Çocukken “tartışma” kavramının anlamını düşündüğümde hep olumsuzluk, bir kavga
ortamı gelirdi aklıma. Büyüdükçe bu fikrim değişti ve aslında karşıdaki kişiyle
sözlü şekilde belli bir konu üzerinde görüşlerimizi, düşüncelerimizi belirtmek
olduğunu, çoğunlukla eleştiri şeklinde gerçekleştirilen diyalogların saygı
çerçevesinde olması gerektiğini anladım.

Geçen haftalarda ise konusu ilgimi çeken “Sözün Farkı- Türkiye’de Tartışma
Kültürü” adlı belgeselin galasına katıldım. Belgeselin konusu daha önce geniş
çaplı olarak ne kitaplarda ne filmlerde ne belgesellerde ele alınmamıştı. Bu
açıdan bir ilkti. İzledikten sonra ise kesinlikle anlatılması gerektiğini
düşünerekten belgeselin senaristi ve yönetmeni olan Erhan Odabaş’ı arayarak
söyleşi yapmak istediğimi belirttim. Kendisini akşam 19.00 gibi aramama rağmen
nerede olduğumu ve vaktimin olup olmadığını sordu. Tabii ki vardı. O zaman hemen
görüşebiliriz diyerek 15 dakika içinde Mecidiyeköy’de buluştuk. Odabaş ile bakın
neler konuştuk.

BELGESELİN OLUŞUM AŞAMASI
Benim merak ettiğim ilk şey belgeselin oluşum aşamasıydı. Bu fikir nerden ve ne
zaman çıkmıştı?, nasıl gelişmişti de belgesel olma niteliğine gelmişti? Bu
sorularımı Odabaş şöyle yanıtladı:

“ Bu belgesele şöyle başladım. Bu konu benim bitirme tezimdi. İnsanın
özgürleşmesinde tartışma kültürünün rolü ve önemi üzerine bu belgesel
şekillendi. Türkiye’de tartışma daha çok medya üzerinden tartışma programlarında
yürütülmekte. Daha önce de bu konu üzerine bir dergiye makale yazmıştım. Makale
ve tez olmadan önce kitap şeklinde düşünülmüştü.

Belgeselde toplumda fikir beyan eden gazeteci, yazarları katmaya çalıştık. Okur
kitlesi olan yazarları belirlemeye çalıştık. Bu kişiler Aydın, bilim adamı
niteliğine sahip insanlar. Bu kişilerden muhafazakar kimliğe sahip olanları,
liberalleri, sosyalistleri, Kemalistleri belirlendi ve bir konsept oluşturuldu.
Sonrasında da bazı temel kavramlar üzerinden alt başlıklar oluşturarak sorular
üzerinden bir belgesel hazırlamaya çalıştım. İnsanın özgürleşmesinde tartışma
kültürünün önemi, empati nedir?, her düşünce akımıyla empati kurulmalı mı? gibi
sorulara yer verdim.. Sol ve sağ düşüncenin dil ve üslup açısından aralarındaki
fark olup olmadığını irdelendi, Kemalistlerde bir tartışma kültürünün niteliği,
siyasal İslam’da tartışma kültürünün niteliği nedir? gibi sorulara da yer
verdim. Belgeselin en sonunda da devlet tartışır mı? sorusu üzerine şekillendi.

Bu toplumda bir tartışma kültürü yok. Aslında belgeselin ismi “Sözün Farkı” ama
Türkiye’de sözün farkı önemli olmasına rağmen daha çok demogoji, diyalog yerine
münakaşa ve sözün fazlalığı üzerinden sürdürülen bir tartışma var.

Çekimlere 15 Mayıs 2010’da başladık. Yaklaşık 3 yıl sürdü. Sponsor desteği yok
fakat Kültür Bakanlığı destekli bir projedir.”

SÖZÜN FARKI- TÜRKİYE'DE TARTIŞMA KÜLTÜRÜ

“BU BELGESEL TARTIŞMA KÜLTÜRÜNÜ KONU Alan TÜRKİYE’DE VE HATTA DÜNYA’DA İLK TİR.
DAHA ÖNCE BU KONU Temel ESAS ALINARAK OLUŞTURULAN İLK BELGESEL OLMA ÖZELLİĞİNDEN
DOLAYI BÜYÜK ÖNEM TAŞIR.”

En çarpıcı, herkeste aynı yorumu yaptıracak bir yönü de vardı belgeselin.
İzledikten sonra insanı silkelendiren, ben farklı düşünüyormuşum bu zamana kadar
dedirttiğini de Odabaş’a gelen yorumlardan anlayabiliyoruz. Kendisi şöyle diyor-
“Belgesel izlendikten sonra da herkesten şöyle bir yorum aldım. “Biz tartışmayı
bilmiyormuşuz.” Ayrıca “bizden sonraki kuşaklara da sözlü bir kaynak niteliği
taşımaktadır.” diye de ekledi.

EMPATİ KENDİNİZİ BAŞKASININ YERİNE KOYMAK MIDIR?
Empati kavramına da değinmek istiyorum. Ben belgeseli izlediğimde şu zamana
kadar bildiğimi sandığım kavramın aslında çok başka bir anlam taşıdığının
farkına vardım. Empatinin en basit anlamıyla kendini başkasının yerine koymak
olmadığını anladım. Bakın Odabaş empatiyi nasıl anlattı.

“İnsanın kendisini başkasının yerine koyma diye bir şey yoktur. Tam tersine
anlamaya çalışmak olmalıdır. Kendinizi başkasının yerine koyarak oradan bir
empati kurmaya çalışırsanız kendiniz olmaktan çıkarsınız. Karşıdakiyle empati
kurarken şunları görmek lazım. “Kişinin içinde bulunduğu durum.” Bir insan
diyelim ki ırkçılığı savunuyor. Onunla ben empati kurmam ama neden ırkçı
olduğunu anlamaya ve sorgulamaya çalışırım. Hiç kimse doğuştan ırkçı, sosyalist,
faşist olmuyor.

Tartışmada esas olarak bir eleştiri yoksa orada bir tartışma olmaz. Tartışmada
taraflar birbirlerinden etkilenir mi etkilenmez mi buna da bakmak lazım. Medya
üzerinden yapılan tartışmalarda bir etkilenme yok. Herkes kendi fikriyatını
kendi seyircilerine oynayarak yönlendirmeye çalışır. Seyirciye yönelik dil ve
üslupla söylemde bulunur. Buradan hareketle böyle bir çalışma ortaya çıktı.”

BELGESEL KİTAP HALİNE GELECEK
Erhan Odabaş- “Belgeseli yurt dışında ve Türkiye’de birkaç festivale
yollayacağız. Daha sonra da kitap olarak yayınlanacak. Bu 35 saatlik bir proje
ve biz belgeselde 1 saate sığdırmaya çalıştık. Çok fazla kesmek istemediğim ama
kesmek zorunda kaldığımız parçalar oldu. Kitap sayesinde 35 saatin tamamını
okuma şansına sahip olacağız.”

TAKSİM - GEZİ PARKI TARTIŞIYOR MU?
Beni düşündüren bir konu da vardı. Belgeselin galası 7 Haziran Cuma günü
yapıldı. Bildiğimiz gibi Taksim Gezi Parkı’nda 31 Mayıs’ta direniş gerçekleşti.
Yani bu direniş galanın olduğu gün de devam etmekteydi. Katılımcı sayısı buna
rağmen Şişli Kent Sineması’nı doldurdu. Bende izledikten sonra içimden “işte bu
belgesel tam da şuan içinde bulunduğumuz gezi parkı durumunda medyanın göstermiş
olduğu tutumu çok iyi anlattığı için bir an önce tüm halkın izlemesinin bir
fayda sağlayabilir” dedim. Bunun üzerine Odabaş durumu şöyle özetledi:

“Türkiye’de bir uzlaşma, diyalog sürdürme kültürü yoktur. Birinin birine dayatma
kültürü egemendir. Siyasal bakış açıları üzerinden bakıldığı zaman uzlaşmaz
karşıtlıklar vardır. Örnek verecek olursam bir burjuvaziyle bir işçi sınıfı ne
kadar uzlaşabilir? Bunlar asla fikri düzeyde uzlaşmazlar. Gündelik hayatta ise
insanların uzlaşabileceği alanlar vardır. Mesela bir filmde o film, tekniği
açısından güzeldir ve sanatsal içeriği vardır. Filmi İslamcı biri yapmış
olabilir ama karşıdaki kişi topyekün kötüleme yapamaz. Orada filmin niteliksel
özelliklerini görebilmek önemlidir.

“Tartışmada yanılgıdan kurtarmak aşağılamak değildir.”

Taksim Gezi Parkı Türkiye’nin bir panaroması. Başbakan daha ilk günden “siz
haklısınız burası Gezi Parkı hatta burasının adı Gezi ve Özgürlük Parkı olsun”
deseydi milyonlar sokağa dökülür müydü acaba? Ama şuan yapılan tartışma değil
bir dayatmadır. Ve kullanılan dil ve üslup aşağılayıcı. Gezi Parkı’nda
tartışmalar yapılıyor ama devlet tartışmıyor.

Resmi ideolojinin belirlediği ortamlarda sağlıklı bir tartışma olmaz. Sınırlar,
kurallar vardır. O belirlenen kurallar içerisinde bir tartışma sürdürülür. Resmi
ideolojinin egemen olduğu bir ortamda da insanlar ne kadar özgür tartışabilir?

Toplum kendisine yukardan sunulan argümanlar üzerinden dil ve üslubunu
belirliyor. İktidarın dili toplumsal kanaatin oluşmasında önemli bir rol oynar.
Toplum da kendisine sunulanlar üzerinden tartışır ve onun üzerinden bir dil ve
üslup kurar.”

DEVLET TARTIŞIR MI?
Devlet tartışır mı sorusuna halktan hem tartışır hem tartışmaz yanıtları
gelebilir. Bana sorarsanız tartışmaz. Odabaş’ın yanıtı ise şöyle oldu.“Devlet
tartışmaz. Temel niteliği budur. Çok zor durumda kaldığı zaman tartışır gibi
yapar ama tartışmaz.

Mesela Gezi Parkı direnişinde ilk gün devlet tartışmadan demokratik taleplerini
dile getirmeye çalışan insanlar üzerinden şiddet ile bastırdı. İkinci gün “sonuç
çıkartılmıştır”, “mesaj alınmıştır” dediler ve devlet “ tartışmanın kapısını
araladı”. O zaman içerisinde kendisine bir zaman tanıdı. Ardından Gezi Parkı’na
müdahale edildi. Yani yapmak istediği özü itibariyle halkın kitlesel tepkisini
engellemeye çalışmak için sorunu çözüyormuş algısı yaratarak kendilerine yönelik
bu kitlesel tepkiyi nasıl engellerim üzerinden bir kapalı kapılar ardından
tartışma yürüttü. Ve sonuçta almış olduğu karar tartışma değil, kolluk güçlerine
tebliğ ile uygulatmaktı. İşte yapmak istedikleri tartışma bu.”

MÜNAZARA MÜZAKERE FARKI?
Erhan Odabaş- “Türkiye’de müzakere kültürü yoktur. Münazara ve münakaşa vardır.
Bir sorgulama yok. Sistem içinde olan Ahmet, Mehmet ne dediyse ona göre
şekilleniyor.

Her zaman akılla düşünmek yeterli olmuyor. Akılla düşünüp vicdanımızın sesine
kulak verdiğimiz zaman olumlu bir sonuç elde edebiliriz. Metalar hiçbir zaman
insan hayatından değerli değildir.”

TARTIŞMADA TARAFLAR MI YOKSA OBJEKTİFLİK Mİ VARDIR?
Erhan Odabaş- “Tartışmanın hangi koşullarda nasıl yapıldığına bağlı. Eğer bu bir
siyasi tartışma ise taraflar vardır. Herkes taraftarına oynar. İnsanlar
fikirlerini beyan ederlerken karşısında tartıştıkları kişi ile birbirilerini
anlamaları önemli. Ama objektifliğin bir ölçüsü, kriteri yoktur. Örneğin bir
kişiyle insan hakları, çevre meselesini çok iyi noktaya gelip tartışabilirsiniz.
Ama karşıdaki kişi milliyetçi diyelim ve siz milliyetçilik çok kötü bir şeydir
derseniz tartışma orada bitmiş olur. Doğruları mutlak ve değişmez olan
insanlarla sürdürülen bir tartışmada olumlu bir sonuç çıkmaz.”

BELGESELDE ÖNEMLİ NOKTALAR
Acaba Odabaş’ın belgeselde kendince gördüğü önemli noktalar var mıydı? Merak
ettim ve sordum. Odabaş’ın yanıtı şöyle oldu:

“Benim neyi önemli gördüğümden ziyade izleyicinin ne algıladığı, nasıl bir sonuç
çıkardığı, biz tartışıyor muyuz?u anlayabilmeleri önemlidir. Sokaktaki insan
empatinin anlamını en basit şekliyle kendini başkasının yerine koyma olarak
bilirken belgeselde aslında öyle olmadığını, belgeselde fikir beyan eden
gazeteci, yazar ve aydınlar üzerinden sunmaya çalıştım.”

“Bir düşüncenin var olabilmesi için karşıt düşüncenin olmasına bağlıdır.”

Karşıt düşünce var olduğu sürece seninle öteki arasındaki düşüncenin
farklılığını toplumun ayırt edebilme olanağı ortaya çıkmış olur.

İLERİKİ PLANLAR, PROJELER
“Sözün Farkı - Türkiye’de Tartışma Kültürü” belgeseli daha çok yeni proje ama
ilerideki başka planlarınız, projeleriniz nelerdir? sorusunu da es geçmemek
gerektiğini düşünerek Odabaş’tan hepsinin yanıtını almış oldum.

Odabaş- “Sözün Farkı belgeselini Uluslararası Festivallere ve Türkiye’deki
festivallere gönderiyorum. Ama öncelikle bu belgesel üzerindeki olumlu ve
olumsuz tepkileri gördükten sonra yeni projelere yönelmek daha doğru. Belgeselin
kitabı çıktığında da film hakkında olumlu ve olumsuz fikirleri görmüş olacağım.
“

Belgeselde temel verilmek istenenleri de Odabaş şöyle sıraladı- “Toplumsal
iletişimde tartışmanın önemi, tartışmanın kamuoyunda geliştirici etkisinin olup
olmadığı, eşitlik ve saygıdan ne anlamamız gerektiği, her düşünce akımıyla her
platformda tartışma sürdürülebilir mi? sürdürülemez mi?, insanlık tarihi
açısından tartışmayı kısmen irdelemeye çalıştık. “

Bu güzel, içeriği çok anlamlı olan belgeseli anlatan Odabaş ile söyleşimizi
kendisinin birkaç cümlesi ile bitirmek istiyorum. Keyifli sohbet için Odabaş’a
teşekkürlerimi sunarım.

“Tartışma ancak gerçekliği mutlak değişmez bir olgu olarak değil, değişim ve
dönüşüm süreci olarak algılayan; birbirlerini aynı düzlemde görme becerisine
sahip insanlar arasında gerçekleştiğinde daha öğretici sonuçlar doğurur.”

“Tartışma kültüründe veya bir sorunu tartışırken öncelikle esas almamız gereken
temel yaklaşım şu olmalıdır- Karşıtının haklarını korudukça aynı zamanda kendi
düşünce ve fikrini özgürce beyan etme haklarını korumanın da teminatını sağlamış
olursun.”

dagmedya.net
Zuhal Tuzcu
Haziran 26, 2013