Yapım Tarihi - 2015
Süresi - 00:56:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Eylem Şen
Yürütücü Yapımcı - Ferzan Özyaşar
Portakalın Uykusu
1915'te tehcir yasasına göre Musadağ Ermenileri önce Halep’e sürülecek, oradan
da asıl sürgün yerlerine gönderilecekti. Fakat Musadağ’da, tehcirin
sonuçlarından kurtulmak için halkın dağa çıkmasıyla beklenmedik bir direniş
doğdu.
Ve o direnişi yaratanlar ve onların çocukları ve onların çocuklarının çocukları
bu onurlu mücadeleyi kuşaktan kuşağa anlattılar.
Hasmig Martiryan, bu direnişin anıları ve düşleriyle büyüyen bir genç kadın...
tüm bu anlatıların izini sürerek tarihine, köklerine, kimliğine, kim olduğuna ve
evine doğru bir yolculuğa çıktı.
Sleep Of The Oranges
With the deportation law passed in 1915, the Musadagh Armenians were forced to
leave their homes to Aleppo, and from there to their final destinations of exile.
Taking refuge in the mountains surrounding their villages in order to escape the
fatal results of
deportation, they created an unexpected resistance. They then passed the
memories of this honorable struggle from generation to generation.
Hasmig Martiryan is one of the young women who grew up listening to these
memories, dreaming to see Musadagh herself. In this documentary, following the
footsteps of her ancestors, she goes through an odyssey of her own to discover
her roots, identity, history and home.
”Portakalın Uykusu” Belgeseli Gala Gösterimine Davetlisiniz
Yapımcılığını Ferzan Özyaşar’ın, yönetmenliğini Eylem Şen’in üstlendiği
”Portakalın Uykusu” belgeseli, Ermenistan-Türkiye Normalleşme Süreci Destek
Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlandı. Belgesel, Türkiye’nin
son Ermeni köyü olan 135 kişinin yaşadığı Vakıflı Köy’deki farklı nesillerin
hikayelerini anlatıyor.
”Portakalın Uykusu” belgeseli gala gösterimi 16 Mayıs’ta İstanbul’da…
Portakalın Uykusu
1915’te Tehcir Yasası’na göre Musadağ Ermenileri önce Halep’e sürülecek, oradan
da asıl sürgün yerlerine gönderilecekti.
Fakat Musadağ’da, tehcirin sonuçlarından kurtulmak için halkın dağa çıkmasıyla
beklenmedik bir direniş doğdu.
Ve o direnişi yaratanlar ve onların çocukları ve onların çocuklarının çocukları
bu onurlu mücadeleyi kuşaktan kuşağa anlattılar.
Hasmig Martiryan, bu direnişin anıları ve düşleriyle büyüyen bir genç kadın…
Tüm bu anlatıların izini sürerek tarihine, köklerine, kimliğine, kim olduğuna ve
evine doğru bir yolculuğa çıktı.
Portakalın Uykusu, Hasmig Martiryan’la birlikte Musadağ Ermenilerinin sürgün ve
direniş öykülerini bugüne taşıyor…
Ermenistan-Türkiye Normalleşme Süreci Destek Programı, Avrupa Birliği desteği
ile, Ermenistan ve Türkiye’den sekiz sivil toplum kuruluşundan oluşan bir
Konsorsiyum tarafından gerçekleştirilmektedir.
Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesine ve kapalı sınırın açılmasına
yönelik sivil toplum faaliyetlerini desteklemek için geliştirilen program, iki
ülke halkı arasındaki temasların artırılması, ekonomi ve iş dünyası arasında
bağların güçlendirilmesi, eğitim ve kültür faaliyetlerinin teşvik edilmesi ve
her iki toplumda tarafsız bilgiye erişimin kolaylaştırılmasını hedefliyor.
Belgesel Fragmanı- vimeo.com/117779749
Kaynak
ab-ilan.com
Portakalın uykusu ve Musadağ Ermenileri
Hrant Dink Vakfı ve Eurasia Partnership Foundation desteğiyle hazırlanan, Eylem
Şen’in yönettiği filmin yürütücü yapımcılığını yapan Ferzan Özyaşar, belgesele
ve çekimler için bulundukları Vakıflı ve Erivan’daki izlenimlerine dair
sorularımızı yanıtladı.
Portakalın Uykusu belgeseli Ermenistan’da yaşayan 19 yaşındaki Musadağlı bir
Ermeni olan Hasmik’in dedesinin hikayelerinden bildiği Vakıflı Köyüne
yolculuğunu ve atalarının direniş için çıktığı Musadağı’na tırmanışı etrafında
ilerliyor.
Hasmik’in köklerini keşfetme yolculuğu çevresinde dünyanın dört bir yanına
dağılmış Musadağı Ermenilerinin ortak özlemlerini anlatan belgesel, Musadağı
Ermenilerinin MÖ 83-64 yıllarında Ermeni Kralı Büyük Dikran ile Antakya’ya
gelmelerinden, 1915’te Musadağı’nda gösterilen direnişe, Fransız gemisi ile Musa
Dağı’ndan Port Said’e kaçmalarına ve Hatay’ın Türkiye’ye verilmesi ile dünyaya
dağılmalarına… Musadağı Ermenileri ile ilgili tarihsel kesitlere yer veriyor.
Belgesel her yıl Ermenistan’dan gelip Musadağ’a baharı getirdiği rivayet edilen
hazaran bülbülünün artık Musadağ’a gelmemesi hikayesi ile başlıyor. Belgeselin
yürütücü yapımcılığını üstlenen Ferzan Özyaşar, projenin temel amacının
Musadağlı Ermenilerin en büyük özlemi olan Ermenistan-Türkiye sınırının açılması
olduğunu söyledi.
16 Mayıs’ta Hrant Dink Vakfında gösterilecek Belgeselin ismi, belgeselin de
karakteri olan Hasmik’in dedesinin anılarından etkilenerek yazdığı “Portakalın
Uykusuzluğu” hikayesinden geliyor. Hasmik’in dedesi bugün denizden uzak bir
iklimde portakalı olmayan Yerevan’da yaşıyor. Hikaye dedesinin çocukken
Vakıflı’da yağmur altında portakal topladığı günlere olan özlemini anlatıyor.
Dedesinin portakal yediğinde Vakıflı’yı hatırladığını ve oradaki portakalın
tadını Ermenistan’dakilerin vermediğini, dedesinin geceleri uyuyamadığını
anlatıyor Hasmik. Dedesinin Vakıflı’ya olan özleminden etkilenerek bu hikayeyi
yazdığını söylüyor.
Hrant Dink Vakfı ve Eurasia Partnership Foundation desteğiyle hazırlanan, Eylem
Şen’in yönettiği filmin yürütücü yapımcılığını yapan Ferzan Özyaşar, belgesele
ve çekimler için bulundukları Vakıflı ve Erivan’daki izlenimlerine dair
sorularımızı yanıtladı.
Belgeseli çekmeye nasıl karar verdiniz ekip nasıl oluştu?
Belgeseli yapmaya karar vermemiz şans eseri oldu. Belgeselimizin de yönetmeni
olan Eylem Şen, Suriyelilerle ilgili bir araştırma için Antakya’ya gelmişti. Bu
çalışma dışında Vakıflı köyünün görünürlüğünü arttırmak için kısa bir şeyler
çekmek istiyorduk. Orada Misak Hergel ile tanıştık. O yöreye ait bir hikaye
istedik. “Size Musadağ’ın hikayesini anlatayım” dedi. Biz bu hikayeden
etkilenerek uzun bir film haline getirmeye karar verdik. Hrant Dink Vakfının
seyahat fonu ile Ermenistan’a gittik. Akrabalık ilişkileri sürüyor. Aileler
internetten görüşüyor. Bazen bir araya geliyorlar. O yüzden orada bize yardımcı
olacak birini bulmakta zorlanmadık. Erivan’da bize Vartkes Martiryan yardımcı
oldu. Musadağı’na hiç gelmemiş bir genç aradık; Hasmik ile tanıştık. Hrant Dink
Vakfı ve Eurasia Partnership Foundation’dan destek aldık ve projeye başladık.
Hasmik ile nasıl tanıştınız, Neden hiç gelmemiş Musadağ’a?
Hasmik’in ailesi Vakıflılı ama sınır kapalı. Haftada iki kere uçak var. Uçak
ciddi derecede pahalı. Gürcistan üzerinden otobüs seyahati de pahalı ve zor bir
alternatif. İster istemez bağlantılar kesiliyor. Ama internet üzerinden
iletişimleri sürüyor. Amacımız Vakıflı’yı görünür hale getirmek ve
Musadağlıların bir araya gelmesini kolaylaştırmak. Bu konuda şimdiden
ilerlemeler oldu. Projeye başladığımızın duyulması bile Vakıflı’da
hareketlenmeye sebep oldu.
Vakıflı’da yaşayan Musadağlı Ermenilerle de Erivan’dakilerle de çokça vakit
geçirdiniz. Yıllar aralarında kültürel olarak bir fark oluşturmuş mu?
Ben onları ‘kültürel olarak aynı ağacın uzağına düşmüş iki dalı’ olarak
tanımlıyorum. Kültürleri çok yakın aynı ailelerden geliyorlar. Bunun sebebi
birbirleri ile iletişimlerini Musadağı direnişinin kimliklerine yansıması
sayesinde bu kadar net sürdürmeleri. Anjar’da, Erivan’da, Türkiye’de
kominiteleri var. Erivan’da, Musadağ Mahallesi var. Sokaklara Musadağ’da bulunan
7 köyün isimleri veriliyor. İnsanlar yılda bir kere Meryem Ana Yortusu’nda bir
araya geliyorlar. Vakıflının en şenlikli olduğu zaman.
Peki Musadağlıların en büyük özlemi nedir?
En büyük özlemleri sınırların açılması. İnsanlar aileleriyle birlikte olmak
istiyor. Buradaki insanları için orası Ermeni kültürünün ağırlıkta olduğu bir
yer. Oradakiler için burası ailelerinin, topraklarının olduğu bir yer. Herkesin
en ortak isteği var olan bağların sıkılaştırılması.
Yüzüncü yılında Ermeni Soykırımı ile yüzleşmek için Türkiyelilere ne diyor
belgesel?
Özellikle yüzüncü yılda göstermek gibi bir derdimiz yoktu. Öyle denk geldi.
Vakıflı varoluş mücadelesi veren bir köy amacımız Musadağlıları bir araya
getirmekti. Emek harcadılar yüreğini koydu herkes. Bu proje herkesi
heyecanlandırdı.
Belgeselde Ermenistan’da yaşayan bir Demirci ustası Vakıflı’dan bahsederken
“Başkasının bahçesinden portakal koparmak gibi bir şey” diyor. Onların köyüne
yerleşmiş olan başkaları var. Musadağlılar Musadağ’a oradan nasıl bakıyor?
Onların yerine gelmiş olanlarla kimsenin derdi yok. Ama çok ciddi bir kalp
kırıklığı var. Kırık bir kalple politika yapılmaz. Sınırlar açılmadığı ve
insanların yüzleşmediği müddetçe, kalplerin kırık kaldığı müddetçe bir yere
varılacağını zannetmiyorum. İnsanların hissiyatları zarar görmüş. İnsanların
içerisinde simsiyah bir nokta olarak Duran bir şey var. O çözülmediği müddetçe
bir yere varamayız. Musadağlıların en çok istedikleri bir araya gelebilmek ve
dağılmamak. Yeni yasalarla Vakıflı mahalle haline getirildi. Kimliğini daha ne
kadar daha sürdürebilir bilmiyoruz. Projenin temel varoluşu bir arada yaşamayı
öğrenmek.