Köy Enstitüleri




Yapım Tarihi - 2000
Süre - 01:00:00
Bölüm Sayısı - 24
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Ahmet Soner

Köy Enstitüleri- Cılavuz Köy Enstitüsü - 2000 / 2008 .... Belgesel, 01:15:00
Köy Enstitüleri- Kızılçullu Köy Enstitüsü - 2000 / 2007 .... Belgesel, 01:35:00
Köy Enstitüleri- Savaştepe Köy Enstitüsü - 2000 / 2005 .... Belgesel, 01:10:00
Köy Enstitüleri- Çifteler Köy Enstitüsü - 2000 / 2005 .... .... Belgesel, 01:10:00
Köy Enstitüleri- Göçebe Enstitü- Kepirtepe - 2000 / 2004 .... Belgesel, 01:01:00


Yüzde doksana yakını okuma yazma bilmeyen bir ülkede Cumhuriyet’i yaşatma ve bu topraklarda yeni bir insan tipi yetiştirme amacıyla, dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde 17 Nisan 1940’ta kurulan Enstitüler, köyden aldıkları çocukları eğitip tekrar köye yollayarak halkın bu geniş kesiminin aydınlanmasını hedeflemişlerdi.

Konuyla ilgili Ahmet Soner’in hazırladığı altı belgesel filmin DVD'leri Pera Müzesi Artshop'ta satışta!

Çifteler Köy Enstitüsü
Göçebe Enstitü Kepirtepe
Savaştepe Köy Enstitüsü
Kızılçullu Köy Enstitüsü
Cılavuz Köy Enstitüsü




Köy Enstitüleri TRT ekranında

1935'te açılıp fiilen 1954'te kapatılan Köy Enstitüleri'nin tarihi serüveni 24 bölümlük belgesel olarak filme çekiliyor

Kuruculuğunu zamanın İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'un yaptığı, 1935-1946 yılları arasında 16 bin öğretmen, 9 bin eğitmen, 600 köy sağlıkçısı yetiştiren, öğrenci sayısını 380 binden 1.5 milyona çıkaran, 1946 seçimlerinden sonra DP tarafından baş düşman ilan edilip, kapatılması için kampanyalar yürütülen, 1954 yılında "Enstitü" adı "Öğretmen Okulu" olarak değiştirilen (öğretmen okulları 1974 yılında kapatıldı) Köy Enstitüleri'nin serüveni yönetmen Ahmet Soner tarafından filme çekiliyor.. Çekimleri yaklaşık 5 aydır devam eden ve ekim ayında bitecek olan "Köy Enstitüleri Belgeseli" üzerine Ahmet Soner'le görüştük.

Köy Enstitüleri'ni filme çekme düşüncesi nerden doğdu?
18 Nisan seçimlerinin sonuçları gerçekten bir şok yarattı. Cumhuriyetin kuruluşunun 75. yılında böyle bir kadro ile karşılaşmak ürkütücüydü. Milliyetçi muhafazakar partilerin aldığı oy karşısında sosyal demokrat partilerin veya sol partilerin bu kadar gerilemesinin bir sebebi olması gerektiğini düşündüm. Ve de köy enstitüleri deneyinin tekrar gündeme getirilmesi ve araştırılması gerektiğini, Türkiye'nin aydınlığa çıkacakken, nasıl birden bire karanlığa itildiğinin altının çizilmesi için bu işe giriştim.

Nasıl bir ön çalışma yaptınız?
60 yıl önce kurulan bu enstitüler bugün ne halde.. Hala ayaktalar mı.. bütün bunları merak ediyordum. 21 enstitüyü de gezip dolaştım. 60 yıllık zaman binaların pek çoğunu silip süpürmüş. Yangın, deprem ve sel gibi afetler enstitülerde derin izler bırakmış. Örneğin Arifiye'de tek bir bina ayakta kalmış. Sapanca gölünün kıyısındaki iki katlı balıkhanenin izi bile yok ortada. Pek çok bina için Bayındırlıktan yıkım kararı alınmış ve binalar ortadan kaldırılmış. Savaştepe'de bir bina "L" harfi şeklinde olduğu ve Lenin'i çağrıştırdığı için yıkılmış!

Senaryoyu nasıl ele aldınız?
Köylülerin de izlenimlerini almaya çalıştım. 60 yıl öncesini nasıl hatırlıyorlar. O zamanları ve sonrayı kıyaslamalarını istedim. Onun dışında mezun olan yirmibeş bin enstitülüden yarısı yaşıyor. Yaklaşık ikiyüz enstitülüyle görüştüm. Kurulduğu dönem orda olanlar var, o yozlaşma dönemini yaşayan da var. Hem öncesini hem sonrasını, bir çeşitlilik içinde sunmak istedim. Onun dışında bazı çok tipik olaylar var enstitülerde yaşanan. Onları da canlandırma yoluna gittim. Örneğin her cumartesileri yapılan eleştiri - özeleştiri toplantıları var. Orda müdürleri, öğretmenleri kıyasıya eleştiriyorlar. Bunları da önümüzdeki günlerde çekeceğiz. Herbir enstitü yaklaşık bir saatlik bölümler olarak anlatılacak. İlk açılan Eskişehir'deki Çifteler'den başlayacağız arkasından İzmir Kızılçullu. Böylece bütün bir belgeselin uzunluğu hemen hemen 24 saati bulacak. Ayrıca eğitmenleri ve İsmail Hakkı Tonguç ile Hasan Ali Yücel'i anlatan bölümler olacak.

Köy Enstitülü şair ve yazarlara yer verecek misiniz?
Faruk Apaydın, Mehmet Başaran, Dursun Akçam, yeni yıllara gelecek olursak Hasan Kıyafet, Osman Şahinler, bunların hepsi enstitüden geçmiş yazarlarımız. Onun dışında diğer alanları da araştırıyorum. Hiç mi ressam çıkmadı, hiç mi müzisyen çıkmadı. Çünkü enstitüde alet çalmasını bilmeyeni mezun etmiyorlardı. Nasıl ki traktörü, motosikleti kullanmasını bilmeyeni mezun etmiyorlarsa, mandolin çalmasını, saz çalmasını bilmeyeni de etmiyorlardı.

Kaynak
Radikal
Sadık Çelik
12 Ağustos 2000
radikal.com.tr/diger/ekler/cumartesi/2000/08/12/sinema/koy.shtml





Bir Dönemin Aynası

Türk eğitim sisteminde önemli bir yeri bulunan köy enstitüleri 25 bölümlük bir belgesele konu oluyor. Ahmet Soner'in çekeceği belgeselin 2000 yılında bitmesi planlanıyor.

İSTANBUL - Köy okullarına öğretmen ve eğitmen yetiştirmek, yöre kalkınmasında etkin bir görev üstlenmek üzere açılmış eğitim kurumlarıdır köy enstitüleri. İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı, şair Can Yücel'in babası Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanı olduğu 1940'lı yılların başında kurulan Köy enstitüleri senarist-yönetmen Ahmet Soner'in eliyle bir kez daha hayat bulacak. Hem işleyiş hem de verdiği eğitimle ülkenin önemli bir ihtiyacına cevap veren enstitüler, yapılan spekülasyonlar nedeniyle 1946'da klasik okullara dönüştürüp 50'den sonra tamamen kapatılmıştı.

Her yıl 17 Nisan'da bir araya gelen Köy Enstitüsü mezunlarının ellerinde görsel malzeme olmadığını ve etkinliklerin dia gösterisiyle sınırlı kalmasından yola çıkarak böyle bir proje hazırladığını söylüyor Ahmet Soner ve devam ediyor- "26 bin mezunu olan bir enstitü nasıl böyle bir şeyi akıl edemez diye düşündüm. Ankara'da bir vakıfları da var. Fakat onlar sadece kütüphane kurmak ve belge toplamakla uğraşıyorlar. Oysa günümüzde görüntünün yapacağı etki bambaşka. O yüzden bu projeyi yapmaya karar verdim. Uzun zamandır düşündüğüm bir belgeseldi. Seçim sonuçlarından sonra da proje, yapılması gerekenler arasında ilk sırayı aldı."

Projenin aslında birkaç yıl daha ertelenebileceğini ama seçimlerin Türkiye'nin nereden nereye geldiğini anlatan somut bir gösterge olduğuna inanan Soner, "CHP gibi 75 yıllık bir parti barajı aşamadı. Bunun sebebi yapılan ters uygulamalardır. Seçim sonuçları Türkiye'nin uçuruma doğru gittiğinin de bir göstergesidir ve bu duruma bir dur demek gerekir. O nedenle de geçmişte yapılan güzel uygulamalar bir kez daha anlatıl-malı diye düşünüyorum" diyor.

Köy enstitüleri belgeseli, 40 ya da 50 dakikalık klasik belgesel anlayışından ziyade uzun soluklu ve bir dönemi siyasal, ekonomik, sosyal gerçekliğiyle anlatmayı amaçlayan bir yapım. Soner, projenin içeriğinden söz ederken ne kadar kapsamlı olacağına dikkat çekiyor. "Enstitülerin kuruluşundan önceki eğitim sistemini anlatan bir bölüm olsun istiyorum. O yıllarda askerliğini yapan kişilerden bazıları köylere eğitmen olarak gönderilirmiş. Bunlardan söz edilmeli. Ayrıca bu işin mimarlarına, Hasan Ali Yücel ve İsmail Tonguç'a da özel bölümler ayırmak gerekiyor. Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle enstitüler hakkında yaratılan söylentiler ve kapatılışı ayrıca ele alınmalı. Ağır bir iş."

Anti-propaganda yapıldı
Aslında böyle bir projenin Kültür Bakanlığı ve TRT tarafından yapılması gerektiğini savunan Ahmet Soner, belgeseli gösterecek televizyon kanalı bulamamaktan da şikâyetçi; "Yurtdışındaki bazı televizyon kanallarıyla iletişime geçtik. Türkiye'deki televizyonların pek ilgi göstereceğini sanmıyorum. Çünkü cumhuriyet tarihinin el atmadık yerini bırakmayan TRT, defalarca önerilmesine rağmen böyle bir proje için herhangi bir girişimde bulunmadı. Sanırımo yıllarda enstitülerin 'komünist yuvası' olarak suçlanması buna en büyük etken. O kadar büyük bir anti-propaganda yapılmış ki, kimse bu işe el atmak istemiyor."

Belgesel, normal filmlerle karşılaştırıldığında mütevazı bir bütçeye sahip. 20 ya da 25 milyar lira olması düşünülen bütçenin karşılanması için sponsor arayan Soner, "Belgesel, genellikle röportajlara dayanacak ama canlandırma bölümleri yapmak şart. Enstitülerde yaşanan ilginç sahneleri çekmek için oyuncu gerekir. Özellikle her cumartesi, öğretmenler ve öğrenciler bir araya gelerek eleştiri ve özeleştiri yaparlarmış. Kitaplara geçen
hoş örnekler var, bunları da aktarmak istiyorum" diyor.

Kaynak
Sema Uludağ makalesi