Yapım Tarihi - 2014
Süresi - 00:54:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe, HD
Yönetmen - Bingöl Elmas
Senarist - Bingöl Elmas
Görüntü Yönetmeni - Koray Kesik
Kurgucu - Uğur Hamidoğulları
Özgün Müzik - Necla Melike Atalay
Katılanlar - Hale Akınlı, Aleaddin Koç, Mehmet Susam, Blanca Cruz, Sevinç Bektaş,
Suna Davulcu
Yapım Şirketi - Asmin Film
Tek katlı eski bir ev ile, bir rezidansın komşuluğu… Türkiye’de son birkaç
yıldır adına kentsel dönüşüm denen bir canavar ortaya çıktı. Mahallelere dadanan
bu canavar, eskiye ait ne varsa yıkıp döküyor, her yere cam kuleler dikiyor,
kalan üç beş ağacı da yutuyor. Canavar işini yapadururken de eskiyle yeni,
zenginle yoksul komşu haline geliveriyor. İstanbul’un göbeğindeki Kurtuluş’ta
yükselen dev bir residans ve onun gölgesinde nefes almaya çalışan eski bir
yerleşim yeri Paşa Mahallesi. Film, bu mahalledeki gecekondu ile rezidansın
komşuluğu hakkında. Olan biteni bize pembe bir ev anlatıyor.
“Kentsel dönüşümün sonuçlarından biri de eski mahallelerin yok olması.
Mahallelerle birlikte yaşam biçimleri, kültürleri ve geleneksel yapıları da
yapay bir biçimde değişti. Bu dönüşümle birbiriyle ilişkisi olmayan, kimyası
uymayan topluluklar yan yana düşüverdi. Ultra zenginlikle yoksulluk komşu oldu.
Birbirlerini görmezden gelemeyecek kadar dip dibe düştüler.” - Bingöl Elmas
34. İstanbul Film Festivali, Ulusal Belgesel Yarışması, Finalist ve
Gösterim Seçkisi. 2015
34. İstanbul Film Festivali, Gösterimi Yapılmadı. 2015
Kaynak
İstanbul Film Festivali
Komşu Komşu Huu!
İstanbul Film Festivali’nde gösterimi yapılması planlanan; ancak yaşanan sansür
krizinin ardından yönetmenin isteğiyle festivalden çekilen “Komşu Komşu Huu!”,Documentarist
kapsamında bugün izleyiciyle buluştu.
Bingöl Elmas’ın yönetmenliğini yaptığı “Komşu Komşu Huu!”, gecekondular ile lüks
siteler arasında gidip gelerek, kentsel dönüşümün yıktığı yapılar ile birlikte
yıktığı hayatlara ve ideallere odaklanıyor. Belgesel, gökdelenleri “sırık”
olarak tanımlayan yaşlı bir teyzenin anlatımıyla ilerlerken, teyzenin yaşadığı
pembe evi ise bir nevi sembol haline getiriyor.
Dış ses olarak eşlik ettiği yapımda hayatın sesini de tam merkezden aktaran
teyze; takındığı esprili dille kentsel dönüşümün getirdiği dertlerden yakınıyor.
Teyze, eskiden kapılar açık duruyorken, şimdi güvenlik adına takılan çelik
kapıları da “sırık”lara geçmeden bir önceki adım olarak değerlendiriyor. Zira
“sırık”lar dikilmeden önce güvenlik problemi olmadığıgibi, kapıların da sonuna
kadar açık olduğunu belirtiyor.
Öte yandan hemen karşı komşuları olan lüks site yaşayanları ise, güvenliğin ve
yüksek yaşam koşullarının kendilerine sunduğu olanakları anlatıyor. Cerrahlık
yapan bir site yaşayanı poşet çayını yudumluyor, ardındansa binlerce çatı içeren
İstanbul manzarasının ne kadar güzel olduğundan bahsediyor. Cerrah, sahip olduğu
bu manzaranın, her bir evin içinde yaşanan hayatla ilgili kendisine merak
duygusu verdiğini de söylüyor. Karşı mahalleye geçildiğinde her ne kadar bu
manzaranın oluşturduğu hayatların içine dahil olunsa da; cerrahın kendisi şu
ifadelerde bulunuyor- “Bu kadar farklı sosyo-ekonomik gruplar belki de yan yana
getirilmemeli.”
Belgesel, Recep Tayyip Erdoğan’ın kentsel dönüşüm hakkında yaptığı konuşmalara
da yer veriyor. “Kentsel dönüşüm kralı”nın mahalleye gelmesiyle birlikte, kendi
adamları tarafından gökyüzüne balonlar salınıyor ve dozerler yıkıma başlıyor.
Yönetmen Bingöl Elmas ise, gösterimin sonunda gerçekleşen soru-cevap kısmında,
televizyonlarda “herkesi ev sahibi yapıyoruz” denerekinsanların olmadık yere
borçlandırıldığına ve rant sağlanabilecek yerlerdeki halkın barınma ihtiyacından
faydalanılarak çıkarlar sağlandığına dikkat çekiyor. Elmas, konuyu aktivizm
açısından ele alarak, şu an bölgedeki kentsel dönüşüm planını durdurduklarını
ifade ediyor. Zira Bingöl’e göre, bir kentsel dönüşüm projesi yapılıyorsa, bu
alanda yaşayanların da projeye dahil edilmesi gerekiyor. Kentsel dönüşümün,
“dönüşüm” aşamasında bölge yaşayanlarına saygı duyulmalı ve bir yoksulluk
simgesi olan gecekondunun ise içlerine bakılmalı. Aslında tüm belgeseli, pembe
evin sahibi teyzemiz çok güzel özetliyor- “Bize de o kadar masraf yapsınlar, biz
de ne güzel süslü püslü oluruz.”
“Komşu Komşu Huu!”, yaklaşık bir saatlik süresini dolu dolu kullanarak, çarpık
ve orantısız bir biçimde büyüyen İstanbul’un insanlarına yolun iki farklı
yakasından bakıyor ve “yeni gelen komşunun” eskiyi dışarı atma çabasını gözler
önüne seriyor. Belgesel için, yalnızca Feriköy’ü odağına alsa da, İstanbul’u
anlatıyor diyebiliriz.