Koleksiyoncu




Yapım Tarihi - 2002, İstanbul
Süre - 46'40"

Formatı
Orijinal - DV, Digital Hi 8
Gösterim Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe, Betacam SP
İngilizce Altyazılı
BSB Arşiv No - 604

Yönetmen - Pelin ESMER
Yapımcı - Pelin ESMER
Kameraman - Pelin ESMER
Kurgu - Perizad JOHNSON
Müzik - David SYLVIAN

Bu belgeselde, 70 yıl boyunca akla gelebilecek her şeyin koleksiyonunu yapan ve yapmaya devam eden; kendi evinde koleksiyonlarının misafiri gibi yaşayan, yaşadığı anı elinden bırakmak istemezmişçesine dondurmaya çalışan tutkulu bir koleksiyoncunun portresi çiziliyor. Film boyunca, İstanbul'un en kalabalık ve hareketli sokaklarında, binlerce insanın arasında, her gün yeni koleksiyon parçaları arayan bu tutkulu adamın peşine takılıp, başka türlü bir hayata yaklaşabilirsiniz.



Yönetmenin Notu

"Koleksiyoncu" benim amcam.

Benim için bu nev'i şahsına munhasır insan, çocukluğumdan beri hep ilgiyle izlediğim, çok özel bir insan olmuştur. Yıllar geçtikçe, onun bende uyandırdığı merak zamanla ona ve onun inanılmaz dünyasına daha yakın olma isteğine dönüştü. Onunla ilgili bir film yapmaya karar verdim.

Önümdeki karakter duruşuyla, konuşmasıyla o kadar güçlü ifade ediyordu ki kendini, bence ideal bir oyuncuydu ve filmi belgesel olarak çekmeye karar verdim.

Ona projemden bahsettiğimde, gülümsedi; fazla sorgulamadı; sanki yıllardır bu teklifi bekliyormuş gibiydi.

Bir sonraki soru, çekimleri kimin yapacağıydı? Ben mi, bir kameraman mı? Ses kaydını kim yapacaktı? Bu projede, koleksiyon parçaları aramak için gittiği yerlere onun kuyruğuymuş gibi rahatça girip çıkabilmek çok önemliydi. Çekim yaptığım yerler genellikle İstanbul'un en kalabalık, en hareketli sokakları ve alışveriş merkezleriydi. Çekimlerde yalnızca ikimizin olması, onun kendini daha rahat hissetmesini sağlayacak ve benim onun gündelik hayatına müdahalemi en aza indirecekti. Bu da bu filmde benim için çok önemliydi. Sonuçta, çoğu zaman onun için o gün aradığı bir koleksiyon malzemesinden bir çift edinebilmek kameraya çekiliyor olmaktan çok daha önemli oldu. Ayrıca, çekim yaptığım yerlerde, elinde bir kamerayla yaşlı bir adamı takip eden bir kadın, yanında küçük de olsa bir ekiple koşturan bir yönetmenden çok daha az dikkat çekecekti. Sadece Koleksiyon'cunun değil, onun gün boyu iletişim kurduğu insanların da mümkün olduğunca kamerayı unutmalarını istiyordum. Ve sonunda, kamerayı kendim kullanmaya karar verdim. Daha sonra çekim yapmak için onun evine gittiğim zaman, tripotumun ayağını açabilecek kadar bile bir yer bulamadığımı görünce, bu filmi bir ekiple çekmenin ne kadar imkansız olduğunu teyit etmiş oldum.

Sıra kritik soruya geldi; filmin bütçesi ne olacaktı? Yalnızca kaset alabilecek kadar bir bütçem vardı. Yapımcısı da olmak durumda kaldığım bu filmin bütçesiz çekilmesine karar verdim ve hemen çekimlere başladım. Bir çekim planı yapmayı ve çekim mekanlarını belirlemeyi özellikle istemedim. Çünkü onun her gün gittiği yerler bana onunla ilgili pek çok şey anlatıyordu zaten. Çekim yapmak istediğim günler onu telefonla arayıp- "Bugün size katılabilir miyim? Nereye gitmeniz gerekiyor?" diye soruyordum. Onun evinde olduğumuz zamanlar da, röportaj çekimi yapmaktan çok, onunla hoş bir öğlen geçirirken kameramı kayıtta tutarak çalışmayı tercih ettim.

Montaj bittiği zaman beraber filmi izlemek üzere onu evime davet ettim. Aylardır heyecanla ve merakla bu günü bekliyordum.

"Filmi çok beğendim." dedi. "İki kopya alabilir miyim, birini koleksiyona koyarım."

KATILDIĞI VE DAVET ALDIĞI ÖDÜLLER
Eylül 2002, Antalya Altın Portakal Kısa Film Festivali, Özel Gösterim
Ekim 2002, Kalamata Belgesel Film Festivali- Yunanistan, Yarışma Bölümü
Kasım 2002, Ankara Film Festivali - Belgesel Film Yarışması Bölümü, Üçüncülük Ödülü
Mart 2003, 1001 Belgesel Film Festivali-İstanbul, Gösterim
Mayıs 2003, Kuba No-Budget Film Festivali- Belgesel Film, Yarışma Bölümü
Mayıs 2003, Ankara Uçan Süpürge Film Festivali, Gösterim
Ağustos 2003, Odense Film Festivali, Danimarka, Yarışma Bölümü
Eylül 2003, New York Türk Filmleri Haftası, Gösterim
Ekim 2003, DocumenArt Film Festivali, Almanya, Yarışma Bölümü
Şubat 2004, RIFF, Roma Bağımsız Film Festivali, İtalya, En İyi Belgesel Film Ödülü
Mart 2004, Tiburon Film Festivali, San Fransisco, Gösterim






"Koleksiyoncu" En İyi Belgesel...

Pelin Esmer'in belgesel filmi `Koleksiyoncu', 3. Roma Bağımsız Film Festivali'nde (RIFF) En İyi Belgesel Film Ödülü'nü aldı.

Film bugüne kadar Türkiye, Yunanistan, Danimarka, Küba, Almanya, İtalya ve Amerika'da toplam 11 festivalin resmi yarışma ve özel gösterim bölümlerine davet edilmiş, 2003 yılında Ankara Film Festivali'nde üçüncülük ödülü almıştı.

'Koleksiyoncu', her günkü değerli parça avına çıkıyor. Yapımcılığını, yönetmenliğini ve kameramanlığını Pelin Esmer'in üstlendiği, çok küçük bir bütçeyle gerçekleştirilmiş olan `Koleksiyoncu' adlı 46 dakikalık bu belgesel filmde Pelin Esmer, her şeyin koleksiyonunu yapan kendi öz amcası Mithat Esmer'in hikayesini anlatıyor ve film boyunca kimi zaman İstanbul'un en kalabalık ve hareketli sokaklarında, binlerce insanın arasında yeni koleksiyon parçaları arayan bu tutkulu koleksiyoncunun peşine takılıp, kimi zaman da onun çok özel evine konuk olarak, izleyiciyi onun hayatı ve koleksiyonları arasında ufak bir yolculuğa çıkarıyor. Her 'koleksiyoncu' gibi Mithat Bey'in de hayali, koleksiyonunu zenginleştirmek.

Kaynak
Pelin ESMER




Türk belgeselciye Roma'dan ödül...

Yönetmenliğini Pelin Esmer'in yaptığı Koleksiyoncu adlıbelgesel 3.Roma Bağımsız Film Festivali'nde en iyi belgesel ödülüne değer görüldü. Film bugüne kadar Türkiye, Yunanistan, Danimarka, Küba, Almanya, İtalya ve Amerika'da toplam 11 festivalin resmi yarışma ve özel gösterim bölümlerine davet edilmiş, 2003 yılında Ankara Film Festivali'nde 3'üncülük ödülü almıştı.

Yapımcılığını, yönetmenliğini ve kameramanlığını Pelin Esmer'in üstlendiği, çok küçük bir bütçeyle gerçekleştirilmiş olan 'Koleksiyoncu' adlı 46 dakikalık bu belgesel. Filmde Pelin Esmer, herşeyin koleksiyonunu yapan kendi öz amcası Mithat Esmer'in hikayesini anlatıyor. Film boyunca kimi zaman İstanbul'un en kalabalık ve hareketli sokaklarında, binlerce insanın arasında yeni koleksiyon parçaları arayan bu tutkulu koleksiyoncunun peşine takılıp, kimi zaman da onun çok özel evine konuk olarak, izleyiciyi onun hayatı ve koleksiyonları arasında ufak bir yolculuğa çıkarıyor.

Pelin Esmer 1972 doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun olduktan sonra, Yavuz Özkan'ın Z-1 Sinema Atölyesi'nde bir yıl sinema eğitim gördü. 1995 yılından beri çeşitli Türk ve yabancı yapım belgesel, uzun metraj ve reklam filmlerinde yardımcı yönetmen olarak çalışıyor.

Kaynak
Hürriyet
08 Mart 2004





Koleksiyoncu amca film oldu

Pelin Esmer'in koleksiyon meraklısı amcasını anlattığı, Roma'dan En İyi Belgesel Film ödülüyle dönen "Koleksiyoncu" adlı belgeseli 18 Mart'ta San Francisco'da bir festivalde gösterilecek

Pelin Esmer'in 2002'de çektiği ve amcası Mithat Esmer'in koleksiyon merakını anlattığı "Koleksiyoncu" adlı belgesel filmi geçtiğimiz ay
3. Roma Bağımsız Film Festivali'nden En İyi Belgesel Film ödülüyle döndü. Bugüne kadar yerli ve yabancı 11 festivalin yarışma ve özel gösterim bölümlerine davet edilen film, 18 Mart'ta da San Fransisco'daki Tiburon Film Festivali'ne katılacak. Esmer "Koleksiyoncu"nun sadece yönetmeni değil, aynı zamanda yapımcısı ve kameramanı da...
Amca ve yeğeniyle yaptığımız röportaj sonrasında Mithat Esmer heyecanla, sahaftan dergi koleksiyonu için üç milyon liraya beş yabancı dergi aldığını anlatıyor. Ayrılırken hem foto muhabirimizden hem de benden iki adet kartvizit istiyor. "Biri benim, diğeri koleksiyonum için" diyerek.

"Pelin'in filmi koleksiyonculuğa sempati duyulmasını sağlayacak"
78 yaşındayken başrol oyuncusu olduğunuz filmin ödül alması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Daha 78'ime basmadım. 77,5 yaşındayım. Artık ayların bile önemi var. (Gülüyor)

Peki bu yaşa kadar neler yaptınız?
Liseden sonra İstanbul Tıp Fakültesi'ne girdim. Bir yıl okuyup ayrıldım. Avrupa imtihanını kazanarak devlet bursuyla Stanford Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümü'ne girdim ve okuldan ikincilikle mezun oldum. Bir yıl elektronik mühendisi olarak Amerika'da bir fabrikada çalıştım. Babamı kaybettiğimi öğrenir öğrenmez Türkiye'ye döndüm.

Bu kararınızdan dolayı pişman mısınız?
Evin en büyük çocuğuydum. Annemi ve kardeşlerimi yalnız bırakamazdım. Halbuki çok iyi bir işim vardı, iyi para kazanıyordum. Ailemi Amerika'ya aldırabilirdim. Pişmanım diyebilirim.

Türkiye'de mesleğinizi yapabildiniz mi?
Türkiye'de elektronik diye bir şey yoktu, elektrik mühendisliği yaptım. 15 yıl kadar sonra radar ve telsiz mühendisi olarak çalıştım.

"Bu merak yüzünden karımdan ayrıldım"
Koleksiyonculuk ne zaman girdi hayatınıza?
4-5 yaşındayken hoşuma giden her şeyi saklamaya başlamıştım. Mesela annem salça yapmak için domatesleri avluya döküp en güzellerini ayırırdı. Ben de aralarından en ufak ve güzel domatesleri seçip elbise dolabıma koyardım. Dolapta çürüyen domatesler nedeniyle annem kıyametleri koparırdı. Hatay'ın Fransız idaresinde olduğu yıllarda orada yaşıyorduk. Sonra Hatay devletine ait pulları, kalemleri toplamaya başladım.

Nelerin koleksiyonunu yapıyorsunuz?
Aklınıza ne gelirse. Benim en büyük hatalarımdan birisi koleksiyonları sınırlamamak oldu. Pul, para, kartvizit, kitap, çakmak, saat, tespih koleksiyonlarımdan bazıları. Evim binlerce koleksiyon parçasıyla dolu. Tam rakamını bilmiyorum çünkü yığılma nedeniyle bazı koleksiyonlara ulaşılmıyor.

Karınız bu durum hakkında ne düşünüyor?
İkinci eşimle boşanma sebeplerimizden biri de koleksiyon merakımdı. Çünkü onun koleksiyonlara karşı bir hevesi yoktu. Evi bu kadar işgal etmesine de tahammül gösteremedi. Gerçi evi çok kaplamamak için birçok koleksiyon parçasını tahta sandıklara doldurup altı arkadaşımın kömürlüklerine koydum. Boşanmamın ardından Ankara'dan İstanbul'a üç kamyon eşyayla geldim. Kamyondaki eşyaların neredeyse tamamını koleksiyonlarım oluşturuyordu.

En çok yer kaplayan koleksiyonunuz hangisi?
Dergi ve kitap koleksiyonum. 40 bin kitabım var. Koleksiyon yaparken birçok bilim dalına ilgim arttı. Ve merak edip bunlar hakkında çok kitap okudum.

Deneyimsiz bir oyuncu olarak "Koleksiyoncu"nun çekimlerinde rahat davranabildiniz mi?
Rol yapmadım, nasıl yaşıyorsam öyle davrandım. Gerçi konuşurken ne kadar doğal davranmaya çalışsam da alışılmamış bir deneyimdi benim için. Pelin beni arada sırada yönlendirerek "Kitap gibi konuşma" diyordu.

Belgeselden sonra hayatınızda neler değişti?
Geçmişe önem veririm. Bir koleksiyoncu için böyle bir filme sahip olmak eşsiz bir fırsattı. Yıllardır görmediğim insanlar bile bir TV programında belgeselin haberini izleyince beni aradılar.

"Koleksiyoncu"nun kasedini de koleksiyonunuza eklediniz mi?
En önemli özelliklerimden bir tanesi de her şeyi çift edinme isteğim. Bir kendim bir de koleksiyonum için. Bu yüzden Pelin'den kendi filmimin de iki kopyasını istedim.

Filmi birçok kişinin izlemesi düşüncesi sizi mutlu ediyor mu?
Ne yalan söyleyeyim, filmin montajı bittikten sonra izlediğimde kendimi beğenmedim. Herkes görecek diye rahatsız oldum. Pelinciğime meslek hayatında bir faydası olacaksa neden olmasın dedim. İnsanların birçoğu koleksiyonla ilgilenmeyi bırakın, koleksiyonculara karşı hiç sempati duymuyor. Bu film sayesinde koleksiyonculara sempatiyle yaklaşılacak.

Pelin Esmer- "Elimdeki kameraya rağmen satıcılar benimle değil amcamla ilgilendi"
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdim. "Gönlümdeki Köşk", "Deliyürek-Bumerang Cehennemi" gibi bazı filmlerde yönetmen yardımcılığı yaptım. Şu sıralar reklam filmlerinde çalışıyorum. "Kar" adlı deneysel bir kısa film de çektim. Amcam, çocukluğumdan beri merak ettiğim bir karakterdi. Onu daha yakından tanımak için bu filmi yapmak istedim. Sanırım o da teklifimi bekliyormuş. Film sayesinde ben de amcamın koleksiyonunu yaptım. Bence çok başarılı bir oyuncuydu. 46 dakikalık film üç ayda tamamlandı. Çok ufak bir bütçem vardı. Kamera benimdi, kasete para verdim. Arkadaşım montajını yaptı. Bir diğer arkadaşım montaj ünitesini kullanmama izin verdi. Amcamın evine bir tek ben girebilirdim. Çünkü koleksiyon parçaları nedeniyle kapı ancak benim ve kameramın girebileceği kadar açılabiliyordu. Çekim yaparken satıcılar beni hiç umursamadı. Çünkü onların derdi amcama bir şeyler satabilmek, amcamın derdiyse onları alabilmekti. Polonya Pazarı, Kadıköy, Kapalıçarşı, Fener, Galata gibi yerlere gittik. Şu anda diğer belgeselimin montajını yapıyorum. Mersinli dokuz köylü kadını ve kurdukları tiyatro grubunu anlatan bir film.

Kaynak
Elif Berköz
http://www.milliyet.com/2004/03/14/pazar/paz03.html