Yapım Tarihi - 2024
Süresi - 01:13:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen / Director - Bülent Vardar
Senaryo / Script - Bülent Vardar
Görüntü Yönetmeni / Cinematography - Bülent Vardar
Kurgu / Editing - Alper Aykut Yayla, Hasan Can
Müzik / Music - Greece (By Texas Brother)/Vardar Ovası / Envato
Sanat Yönetmeni / Art Director - Demet Eşrefoğlu Vardar
Yapımcı / Producer - Bülent Vardar
Bu proje, Kuzey Yunanistan olarak bilinen Selanik, Yenice-i Vardar’da (Giannitsa) doğan ve büyüyen dedem İbrahim Vardar ve babaannem Binnaz Vardar'ın, 1912 Balkan Savaşı sonrasında doğdukları ve
yaşadıkları topraklardan ayrılmak zorunda kalmaları ve bu sürecin, yaşayan kişiler üzerinde yarattığı etkileri, travmaları anlamak için gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Kuzey Yunanistan’ı fetheden ve
süreç içinde mübadeleyle yaşadıkları topraklardan ayrılmak zorunda kalan Gazi Evrenos'un ailesinin yaşadığı olaylar ve travmalar da yansıtılmıştır.
This project was carried out to understand how my grandfather İbrahim Vardar and grandmother Binnaz Vardar, who were born and raised in Yenice-i Vardar (Giannitsa), Thessaloniki, known as Northern
Greece, had to leave the land where they were born and lived after the 1912 Balkan War and the effects and traumas this process had on the living people. By the way, the events and traumas experienced
by the Gazi Evrenos Family, who conquered Northern Greece and had to leave the lands they lived in through population exchange, were also reflected.
62. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Yarışma Dışı Ulusal Belgesel Bölümü,
Özel Gösterim Seçkisi. 2025
Köklere Yolculuk: Selanik Şehrinden Türkiye’ye Uzanan Hikayeler
Yönetmenliğini ve yapımcılığını Bülent Vardar’ın üstlendiği, 35. Ankara Film Festivali’nde özel gösterim olarak sunulan Köklere Yolculuk adlı belgesel türündeki kısa film, yönetmenin Selanik şehrinde,
Yenice-i Vardar’da doğup büyüyen dedesi ve babaannesinin 1912 Balkan Savaşı’ndan sonra yaşadıkları topraklardan nasıl ayrılmak zorunda kaldıklarını anlatıyor. Belgesel ayrıca, Kuzey Yunanistan’ı
fetheden ve mübadeleyle yaşadıkları topraklardan ayrılmak zorunda kalan Gazi Evrenos’un ailesinin yaşadıkları olayları ve bu olayların yol açtığı travmaları da ele alıyor.
Köklere Yolculuk belgeseli, köken ve aidiyet temalarını merkeze alarak izleyiciyi kültürel ve kişisel bir yolculuğa çıkarıyor. Belgesel, karakterlerin geçmişe dönük hikâyelerinden oluşan bir yapı
kurarak, kimlik arayışını ve bireylerin hem bireysel hem de toplumsal köklenme süreçlerini ele alıyor. Özellikle bireylerin atalarına olan bağı, bu bağı kaybetme korkusu ve geçmişin izlerinin bugünkü
yaşamlarımıza etkisi belgeselin ana temaları arasında yer alıyor. Yönetmen, bireyin köklerinden uzaklaşmasının yarattığı içsel çatışmayı ve bu çatışmanın kültürel miras ve aidiyet duygusuyla nasıl
harmanlandığını ifade ediyor. Belgeselin birçok sahnesinde hafızaların ve köklerin günümüzdeki izdüşümleri öne çıkarken, geleneklerin bireyin kimliğinde bıraktığı izler hem görüntülerle hem de
kişilerin kendi anlatımlarıyla işleniyor.
Belgeselin konuyu ele alış biçimi, karakterlerin bireysel hikâyeleri üzerinden evrensel bir anlatı kuruyor. Bu bağlamda belgesel, kültürel kimlik ve kişisel kimlik arasındaki ince çizgiyi sanatsal bir
bakış açısıyla inceliyor. Yönetmen, geçmişle yüzleşmenin getirdiği duygusal karmaşıklığı işlerken, günümüz ile geçmiş arasındaki çatışmayı da ifade ediyor. Ancak genele baktığımızda, her ne kadar
başarılı bir anlatı dili sunulmuş olsa da belgeselin temposu oldukça yavaş. Sadece 20-25 dakika boyunca tek bir kişinin konuşmasını aynı açıdan izliyoruz. Kişisel görüşüme göre, bu durum bir süre
sonra tarih dersi izliyormuşum gibi hissettirdi. Kurgu yapılırken, konuşmalar sırasında daha fazla görsel içerik kullanılarak bu durum önlenebilirdi. Öte yandan belgeselin durgun yapısına rağmen,
içsel sorgulamalar ve sanatsal tasvirler üzerine yoğunlaşması, izleyicinin farklı bir perspektiften düşünmesini ve kafasında soru işaretleri oluşmasını sağlıyor.
Köklere Yolculuk, kimlik, köken ve aidiyet temalarını kendi içinde irdeleyen bir belgesel. Geçmişin bugüne olan etkisini bireyler üzerinden incelerken, kültürel kimliğin önemini ve bu kimliğin
günümüzdeki izdüşümlerini gözler önüne seriyor. Bu belgesel, geçmişiyle yüzleşmek isteyenler için bir içsel yolculuk sunarken, o dönemde yaşayan insanlara da duygusal bir ayna tutuyor.
Belgeselin ses tasarımına baktığımızda, özellikle dış mekân sahnelerinde ses tasarımının zayıf olduğunu söyleyebiliriz. Bazı iç mekân sahnelerinde de benzer sorunlar göze çarpıyor; sesler çok yüksek
ve mikrofona çarpıp gürültü kirliliğine yol açıyor. Bu durum, ses kurgusu yapılırken dış sesin minimalize edilmesiyle önlenebilirdi. Diğer yandan, röportajlar sırasında mikrofonun konuşan kişiye çok
yakın yerleştirilmesi ve bu durumun ses kurgusunda düzeltilmemesi, kişi seslerinin temiz bir şekilde alınmadığını gösteriyor. Çekim esnasında dış sesi önleyen bir mikrofon kullanılabilir veya kurgu
esnasında seslerin patladığı kısımlar temizlenebilirdi.
Sonuç olarak Köklere Yolculuk, konusu gereği izleyiciyi etkileyen ancak temposu nedeniyle zaman zaman bunaltıcı olabilen bir yapım. Hikâyelerin derinliği çok çarpıcı olsa da, kurgu, ses ve görsellik
açısından biraz yüzeysel kalıyor. Belgeselde tarihî konuşmaların fazla olması, video ve görsel içeriğin yetersiz kalması, izleyicinin ilgisinin dağılmasına neden olan başlıca etkenlerden. Yine de
belgeselin yapım sürecinde verilen emeğin oldukça yüksek olduğu anlaşılıyor. Emeği geçenleri tebrik ediyorum.
Köklere Yolculuk: Selanik Şehrinden Türkiye’ye Uzanan Hikayeler
Aleyna Şafak
https://ekranom.com
14/11/2024
Bülent Vardar hocamızın, Selanik'ten göçmek zorunda kalan, kendi ailesinin izini sürdüğü bir belgesel. Son zamanlarda, belgesellerde yönetmenlerin kendi ailelerinin hikayelerini anlatmasının yeni bir
örneği. Vardar ailesi ile birlikte, Evrenos ailesinin de hikayesini anlatıyor. Bunun için, hem aile üyeleri ile görüşmeler yapmış, hem de Yunanistan'da ilgili yerlere gidilmiş.
Açıkçası, Bülent Vardar bunu kendi merakını gidermek için yapmış gibi de duruyor biraz. Zaten söyleşide de bu projeye girişmek için çok geciktiğini söyledi. Aileden o dönemi asıl hatırlayanlar, vefat
etmiş çünkü.
Söyleşide bir de, konuşan kafalar belgeseli yapmak istemediğini söyledi ama biraz öyle olmuş maalesef.
Aslında filmi izlerken, ben de kendi ailemi düşündüm biraz. Bizde de benzer bir hikaye varmış. Anneanne Selanik'ten gelmiş ama o vefat ettikten çok sonra öğrendim bunu. Hiç konuşulmazdı evde. Belki de
bir askerle evlendiği için, konuşulmasını da istemiyordu, kim bilir? Büyük dede de Çanakkale'de şehit düşmüş ama şimdi onların izlerini sürmeye çalışşam, hiç mümkünü yok sanırım. Sadece buraya
yazdığım bu iki bilgi var kulaktan dolma. Bülent Vardar, en azından somut bilgilere ulaşabilmiş. O açıdan bile, değerli bir belgesel.