Yapım Tarihi - 2019
Süresi - 01:00:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Ümran Safter
Senaryo - Ahsen
Diner
Yapımcı - Suraj Sharma
Görüntü Yönetmeni - Bertan Özer
Kurgu Yönetmeni - Fatih Ayyıldız
Animasyon - May Kindred Boothby
Tarih Danışmanı - Yaprak Zihnioğlu
Uygulayıcı Yapımcı - Esra Yeşilçimen
Oyuncu
Aysel Yıldırım .... Nezihe Muhiddin
Kadın Olmanın Günahı, önyargılarla, yerleşik değerlerle, otoriteyle savaşan,
cesur bir feminist kadının hikâyesini anlatıyor. Unutulan, yok sayılan, tarih
kitaplarında adı dahi hiç anılmayan bir kadını, Nezihe Muhiddin’i ve onun
mücadelesini yeniden gün ışığına çıkarıyor. Nezihe Muhiddin, 19 yaşında feminist
makaleler yazmaya başladı, Cumhuriyet tarihinin ilk ve tek kadın partisini
kurdu, kadınların seçme ve seçilme hakkı için mücadele etti. Bu yüzden tehditler
aldı, dışlandı, hakkında davalar açıldı. Terk edildi, unutuldu ve yapayalnız
hayata veda etti. Film, hüzünlü bir sonla biten feminist bir kadının hikâyesini
anlatırken Osmanlı dönemi veCumhuriyet’in kurulduğu yıllarda kadınların zorlu
eşitlik mücadelesine de ışık tutuyor. Bunu yaparken Nezihe Muhiddin’in izinden
giden Türkiyeli feminist ve aktivistlerin, tarihçilerin, sosyologların
tanıklığına başvuruyor.
The Sin of Being a Woman is the story of a remarkable individual who fought an
uphill battle against prejudice, convention and authority. The film resurrects
and honours the memory of Nezihe Muhiddin and her quest to seek equal rights for
women at a time when women were considered second class citizens. It tells the
story of a woman that the establishment has erased from history books and would
prefer to remain forgotten. At the age of 19, Nezihe Muhiddin began to write pro
women’s rights articles. She went on to establish the first – and to date only –
women’s political party in Turkey’s modern Republican era. She devoted her
energy to fight for the right of women to vote and be elected to office.Her
life-long struggle meant she became the target of physical threats,
ostracisation and lawsuits. She was forgotten, abandoned and died alone in a
mental health facility.The Sin of Being a Woman is the inspiring story of a
feminist who fought against all the odds. The film reveals the fight for
equality that women faced in Turkey’s late Ottoman and early Republican years.
30. Ankara Film Festivali, Belgesel Yarışması, Finalist. 2019
22. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Sinemamız Bölümü,
Gösterim Seçkisi. 2019
KADIN OLMANIN GÜNAHI GALA GÖSTERİMİ
Kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edişlerinin yıl dönümünde, Cumhuriyet
tarihinin ilk siyasi partisini kuran Nezihe Muhiddin uzun metraj belgesel film
ile anılıyor. Ümran Safter'in yönettiği, Ahsen Diner'in senaryosunu yazdığı
"Kadın Olmanın Günahı" adlı film 5 Aralık tarihinde Kadir Has Üniversitesi'nde
izleyici ile buluşacak.
Kadın Olmanın Günahı Gala Gösterimi
“Kadın Olmanın Günahı” ön yargılarla, yerleşik değerlerle, otoriteyle savaşan,
cesur bir feminist kadının hikayesini anlatıyor. Unutulan, yok sayılan, tarih
kitaplarında adı dahi hiç anılmayan bir kadını Nezihe Muhiddin’i ve onun
mücadelesini yeniden günışığına çıkarıyor.
Nezihe Muhiddin, 19 yaşında feminist makaleler yazmaya başladı, Cumhuriyet
tarihinin ilk siyasi ve tek kadın partisini kurdu, kadınların seçme ve seçilme
hakkı için mücadele etti. Bu yüzden tehditler aldı, dışlandı, hakkında davalar
açıldı. Terk edildi, unutuldu ve yapayalnız hayata veda etti.
Uzun metraj belgesel film, Nezihe Muhiddin’in izinden giden Türkiyeli feminist
ve aktivistlerin, tarihçilerin, sosyologların tanıklığında, hüzünlü bir sonla
biten feminist bir kadının hikayesini anlatırken Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet’in
kurulduğu yıllarda kadınların zorlu eşitlik mücadelesine de ışık tutuyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün katkılarıyla hazırlanan
filmin çekimleri İstanbul, Ankara ve Boston’da gerçekleştirildi.Belgesel filmde,
Nezihe Muhiddin’i ve kadın hakları mücadelesini Yaprak Zihnioğlu, Fatmagül
Berktay, İpek Çalışlar, Senem Timuroğlu, Lerna Ekmekçioğlu, Nükhet Sirman, Müge
Telci, Yeşim Arat başta olmak üzere kadın akademisyenler anlattı.
Ekim Medya tarafından hayata geçirilen film, daha önce Ara Güler’in hayatını
anlatan "İstanbul’un Gözü" belgeselinin yan ısıra "Sevan Bıçakçı: İstanbul'u
Mücevhere Sığdıran Usta" ve "Saraydan Bakmak" isimli belgeselleri seyirciyle
buluşturan ve ulusal ve uluslar arası ödüller kazanan ekip tarafından
hazırlandı.
Yönetmenliğini Ümran Safter’in üstlendiği 60 dakikalık filmin senaryosunu Ahsen
Diner kaleme aldı. Filmin yapımcılığını Suraj Sharma, görüntü yönetmenliğini
Bertan Özer, kurgu yönetmenliğini Fatih Ayyıldız, uygulayıcı yapımcılığını Esra
Yeşilçimen yaptı. Belgesel filmde, Nezihe Muhiddin'i tiyatro sanatçısı Aysel
Yıldırım canlandırdı. Filmde kullanılan animasyonları İngiliz sanatçı May
Kindred Boothby yaptı. Filmin tarih danışmanı ise araştırmacı Yaprak Zihnioğlu.
Galanın ardından belgesel film,gösterim yolculuğuna Türkiye ve yurtdışında
çeşitli film festivalleri aracılığıyla devam edecek.
Ayrıca belgesel film gösteriminin yanısıra ressam Eşref Yıldırım’ın feminist
kadın portrelerinden oluşan sergisi deKadir Has Üniversitesi’nde ziyarete
açılacak. Eşref Yıldırım, 5 yıldır üzerinde çalıştığı proje kapsamında Nezihe
Muhiddin, Zabel Yesayan, Suat Derviş ve Yaşar Nezihe’nin resimlerini yaptı.
NEZİHE MUHİDDİN KİM?
Nezihe Muhiddin, 19. yüzyılın sonunda İstanbul'da doğdu. "İyi bir hatip,
karizmatik bir kişilik, esaslı bir feminist" olarak tanındı.
Çocukluğunda Farsça, Arapça, Almanca, Fransızca öğrendi.
Gençliğinden itibaren gazetelere kadın sorunları le ilgili makaleler yazmaya
başladı. Kadın derneklerinde çalıştı. 1923 yılında, kadınlara oy hakkı ve
siyasal haklar talebiyle cumhuriyet tarihindeki ilk siyasi partiyi Kadınlar Halk
Partisi’ni kurdu.
Parti programın da kadınların milletvekili, hatta asker olması bile vardı.
Ancak dönemin hükümeti, programdaki talepleri "aşırı" bulduğundan partiye izin
vermedi. Bunun üzerine Muhiddin, talepleri daraltarak Türk Kadınlar Birliği’ni
kurdu ve mücadeleyi dernekte sürdürdü.
Dernek, kadınların seçme, seçilme hakkının olmadığı ilk seçimlerde Nezihe
Muhiddin'i aday gösterdi. Camilerde kadın konferansları düzenlenmesi için
Diyanet'e başvurdu. Bütün bu girişimler reddedildiği gibi, o dönem ki gazeteler,
hakkında alaycı karikatürler, yazılar bastı.
Türk Kadınlar Birliği, oy hakkı elde edemeyince seçime bir "feminist erkek
aday"la katılma kararı aldı, ancak o da alaylara ve baskılara dayanamayıp
çekilmek zorunda kaldı. Bu arada Nezihe Muhiddin ile ilgili soruşturmalar
başlatıldı, hakkında davalar açıldı. Dernek yönetiminden istifa etmek zorunda
kaldı. Muhiddin küsüp köşesine çekildi, kendini edebiyata verdi. 20 roman, 300
öykü yazdı.
1908'den beri ısrarla talep ettiği siyasi haklar, kadınlara ancak 1934'te
tanınabildi. O ise 1958'de İstanbul'da yapayalnız vefat etti.
3 Aralık 2018
Nezihe Muhiddin
Nezihe Muhiddin, 19. yüzyılın sonunda İstanbul'da doğdu. "İyi bir hatip,
karizmatik bir kişilik, esaslı bir feminist" olarak tanındı.
Çocukluğunda Farsça, Arapça, Almanca, Fransızca öğrendi.
gençliğinden itibaren gazetelere kadın sorunları ile ilgili makaleler yazmaya
başladı. Kadın derneklerinde çalıştı.
Cumhuriyetin kurulduğu dönemde 1923 yılında, kadınlara oy hakkı ve siyasal
haklar talebiyle Kadın Halk Partisi’ni kurdu.
Parti programında kadınların milletvekili, hatta asker olması bile vardı.
Ancak dönemin hükümeti, programdaki talepleri "aşırı" bulduğundan partiye izin
vermedi. Bunun üzerine Muhiddin, talepleri daraltarak Türk Kadınlar Birliği’ni
kurdu ve mücadeleyi dernekte sürdürdü.
Dernek, kadınların seçme, seçilme hakkının olmadığı ilk seçimlerde Nezihe
Muhiddin'i aday gösterdi. Camilerde kadın konferansları düzenlenmesi için
Diyanet'e başvurdu.
Bütün bu girişimler reddedildiği gibi, o dönemki gazeteler, hakkında alaycı
karikatürler, yazılar bastı.
Türk Kadınlar Birliği, oy hakkı elde edemeyince seçime bir "feminist erkek
aday"la katılma kararı aldı, ancak o da alaylara ve baskılara dayanamayıp
çekilmek zorunda kaldı.
Bu arada Nezihe Muhiddin ile ilgili soruşturmalar başlatıldı hakkında davalar
açıldı. Dernek yönetiminden istifa etmek zorunda kaldı. Muhiddin küsüp köşesine
çekildi, kendini edebiyata verdi. 20 roman, 300 öykü yazdı.
1908'den beri ısrarla talep ettiği siyasi haklar, kadınlara ancak 1934'te
tanınabildi.
O ise 1958'de İstanbul'da yapayalnız vefat etti.