Yapım Tarihi - 2020
Süre - 00:52:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Elif Yiğit
Yönetmen Yardımcısı - Ercan Altuntaş
Yapımcı - Elif Yiğit
Prodüksiyon - Pel Film
Müzik - Mahdi Ahmadpourian
Görüntü Yönetmeni - Elif yiğit
Kameraman - Engin Yiğit
Kurgu - Ercan Altuntaş
Ana Karakterler
Rıdvan Ayhan
Sakine Baytar
Eyüp Ağalday
Özgür Dağtekin
Naif Yıldız
Faysal Çınar
Belgesel 12.000 yıllık tarihe sahip Türkiye’nin Batman iline bağlı tarihi bir
ilçesi olan Hasankeyf’in Ilısu Barajı nedeniyle sular altında kalıp yok
olmasının yanı sıra yerli halkın yaşamlarındaki değişikliği konu alıyor. Baraj
suyunun tutulmaya başlamadan öncesiyle başlayan belgesel Hasankeyf merkez ve
onun gibi sular altında kalacak köylerde insanların gündelik yaşamları üzerinde
duruyor. Belgeselde dakikalar ilerledikçe su seviyesi de artıyor ve insanlar
yavaş yavaş göç etmeye başlıyorlar. Su tamamen dolduktan sonra yeni yaşamlarıyla
insanları görüyoruz. Belli karakterler RIDVAN, EYÜP, SAKİNE, NAİF üzerinden
giden belgesel her bir karakterin ortak sorunu olan Ilısu barajı üzerinde
duruyor.
Eyüp’ün babası Alzheimer hastası yaşlı bir adam ve sadece geçmişi doğup büyüdüğü
yerleri hatırlıyor. Yeni Hasankeyf’in bir türlü evi olduğunu kabul etmiyor ve
eski Hasankeyf’e gitmek istiyor. Eyüp babasının hayatını hapis hayatına
benzetiyor. Yeni Hasankeyf’te hayvancılığa izin verilmediği için çoban olan Eyüp
her gün bot üzerinden karşıya geçip hayvanlarının yanına gidiyor.
The documentary is about the submersion and the demolition of Hasankeyf a
historical district in Batman that has 12,000 years of legacy, because of Ilısu
Dam, and about the lives of the people who had to lose their villages, homes,
memories before the increase of dam water, during the process of demolition, and
after it.
‘Heskîf’in yönetmeni: Belgeseli toplumsal hafızanın silinmemesi için çektim
Hasankeyf’in sular altında bırakılma sürecini “Heskîf” belgeseliyle anlatan
yönetmen Elif Yiğit, belgeseli toplumsal hafızanın silinmemesi için çektiğini
söylüyor.
Batman’ın tarihi Hasankeyf ilçesi, tüm tepkilere rağmen yapımı tamamlanan Ilısu
Barajı suları altında bırakıldı.
Yönetmen Elif Yiğit, 12 bin yıllık tarihin sular altında bırakılma ve binlerce
kişinin göç etme sürecini “Heskîf” adlı belgeselle anlattı.
Hasankeyf’e ilk olarak 2013’te giden Yiğit, belgeselin çekimlerine 19 Ağustos
2019’da başladı ve Ekim 2020 ayında tamamladı.
Kürtçe ve Türkçe çekilen belgesele, yurt dışındaki birçok festivalle
gönderildiği için altyazı olarak İngilizce de eklendi.
Üç bölümden oluşan belgeselde, ilk olarak yıkım öncesi insanların Hasankeyf’te,
köylerde ve şehirde nasıl yaşadığını, ikinci bölümde yıkım süreci, barajda su
tutulması ve sonraki süreç, üçüncü bölümde ise su tutulmasından sonra insanların
göç etmesi ve yerleştikleri yerlerdeki yaşamları anlatılıyor.
Yönetmen Elif Yiğit
Çektiği belgeseli Mezopotamya Ajansı’na anlatan yönetmen Elif Yiğit, tarihi
Hasankeyf’i ilk kez 2013’te gezmeye gittiğini belirterek, televizyonda yıkım
sürecinin başladığını gördüğünde çok etkilendiğini ve bunu IŞİD’in Palmira’yı
yok etmesine benzettiğini söyledi.
Yiğit, “nasıl bunların yapılmasına izin veriliyor” diye kendisine sorduğunu ve
buna karşı elinden gelen her şeyi yapmaya karar verdiğini belirterek, şöyle
konuştu:
Bu hisler çerçevesinde Hasankeyf belgeseline başladım. 90’lı yıllarda köylerimiz
yakıldı ve biz köyümüzü terk etmek zorunda kaldık, şimdilerde bazen yıkılan
köyümüze gidiyor. Annem diyor ki burada bizim evimiz vardı, şurada tandırımız
vardı ama yok yani yıkmışlar ne ev var ne tandır.
Toplumsal hafızanın silinmemesi için belgeseli çektiğini dile getiren Yiğit,
sadece tarihi yapının değil insanların tarihle birlikte kültürlerinin de yok
edildiğini fark ettiğini söyledi.
‘Burası evim değil’
Belgeselde Alzheimer hastası yaşlı bir amcanın çekimlerinin kendisini çok
etkilediğini belirten Yiğit, şunları dile getirdi:
Hasankeyf’i bilmemesi, yeni Hasankeyf’e alışmaması eski Hasankeyf’in sular
altında kaldığını unutmasından kaynaklı sürekli evine geri dönmek istemesi. Oğlu
Eyüp ile olan röportajımızda, babasının devamlı olarak kendilerine beni evime
götürün, burası benim evim değil diyordu. Mesela birçok köylü yeni yerleşim
yerinin yapımı geç yapıldığı için çadırda kalmaya başladı ve bu 8-9 ay sürdü.
Evleri ise şu an yeni yeni yapılmaya başlıyor. O insanların yaşadıkları beni çok
etkilemişti. O insanlar o köylerde yüz yıllardır yaşıyorlar. Yaptıkları iş
hayvancılık ama birileri gelip yaşadığınız yeri sulara gömüyor ve sizleri hiç
bilmediğiniz bir yaşam kültürüne, kalabalık sokaklara ve çok katlı binalara
koyuyor. O köylüler ‘bizler şehirde nasıl yaşayacağız’ diye anlattı.
‘Belgeseli kısıtlı imkanlar ile çektim’
Belgeselin çekimi esnasında yaşadığı sorunlara da dikkat çeken Yiğit, belgeseli
kısıtlı imkanlarla çektiğini, yaşadığı ekonomik zorluklardan kaynaklı hem film
setlerinde çekim yaptığını hem de belgeselini çektiğini ifade etti.
Kısıtlı imkanların yanı sıra yetkililerin çekim yapılmasına izin vermediğini
sözlerine ekleyen Yiğit, buna rağmen bir yolunu bulup çekim yaptığını anlattı.
Evlerin artık yavaş yavaş su altında kaldığını gördüm. Şaşırdım, inanamıyordum,
işte tam da o zaman gerçekle karşı karşıya geldim ve ben gerçekle o vakit
tanıştım. Hasankeyf’te sular yükseldikçe kendimi kötü hissetmeye başladım,
çekimleri bırakmayı bile düşündüm. Daha sonrasında tarihe tanıklık etmem
gerektiğini düşünerek çekimlere devam etmem gerektiğini anladım ve tekrardan
çekimlere başladım. Belgesel bittiğinde zaten Hasankeyf’in her tarafı sularla
dolmuştu. Su dolduktan sonra tekrar ara ara çekimlere gittim orada ki yaşamın
nasıl devam ettiğini görmek için o arada da sular bazen çekiliyor ve artıyordu.
Sular çekildiği zamanlarda da sular altında kalan bazı evlerin damları
görülüyordu.