Yapım Tarihi - 2016
Süre - 01:30:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Eren önsöz
Görüntü - Andreas Köhler
Kurgu - Elisabeth Raßbach
Ses - Alexander Czart, Aykut Koca, Constantin Bömers
Müzik - Jörg Follert
Yapımcı - Erik Winker, Martin Roelly, Andreas Brauer
Haymatloz - Türkiye’de Sürgün
1933 yılından itibaren Yahudi ve antifaşist üniversite profesörleri Naziler tarafından kürsülerinden uzaklaştırıldılar.
İçlerinden binden fazlası tanımadıkları bir ülke olan Türkiye’ye sürgüne gidip orada Atatürk döneminin üniversite
reformunu gerçekleştirilmesinde katkıda bulundular. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıllarda en önemli görevlerde yer
alan Alman göçmenlerin bilim, sanat ve mimari alanlarındaki etkileri bugün de görülebilir.
Yönetmen Eren Önsöz, bu göçmen bilim adamlarının beşinin çocuk ve torunları ile İsviçre, Almanya ve gençliklerini
geçirdikleri Türkiye’de yolculuk yaptı. Geçmişle günümüz arasında büyüleyici bir köprü kuran film, Almanların bıraktığı
mirastan bugünün Türkiye’sinde nelerin kaldığının da izini sürüyor. Haymatloz vatan ve kimlik, sürgün ve kaçış ile
bilimsel özgürlük konularına hassasiyetle dokunan son derece güncel bir film.
Haymatloz - Exile in Turkey
Haymatloz tells the stories of five German Jewish academics who emigrated to Turkey in the 1930s, to be welcomed with
open arms. After 1933 a considerable number of German intellectuals emigrated to Turkey at the invitation of Atatürk and
went on to definitively shape teaching and instruction in Turkish universities. Turkish-born filmmaker Önsöz accompanies
the descendants of these German exiles and sheds light on a memorable piece of history whose meaning is still felt to
this day, as these renowned Germans played a substantial role in the Europeanization of Turkey.
10. Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, Uluslararası Panorama Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2017
Bir Film Önerisi: Haymatloz – Exil in der Türkei
“Haymatloz – Exil in der Türkei”
2016 Alman yapımı
Senaryo ve Reji:Eren Önsöz
Üretim:HUPE Film- & Fernsehproduktion
Distribütör:Mindjazz Pictures
Süre:95 Dakika
Almanya Gösterim Tarihi:27 Ekim 2016
Yıllardır Nazi Tarihiyle ilgili araştırmalar yapıyor olabilirsiniz; her filmi izlemiş, kitapları ve ansiklopedileri
didik didik etmiş ve kampları görmeye yurt dışına gitmiş bile olabilirsiniz fakat inanıyorum ki aşağıda okuyacaklarınıza
şaşıracaksınız.
Biz Türkleri bir de Nazilerce sürgün edilen Yahudiler`in ağzından dinleyelim ve Türkiye`yi belki de hayatında ilk kez
duyan insanların buraya göç etmek zorunda bırakılarak atıldığı yaşam mücadelesine bir de buradan bakalım.
Belgesel film 27 Ekim’den itibaren Almanya’daki sinema salonlarında gösterime girecek.
HAYMATLOZ – BIR EREN ÖNSÖZ FILMI*
HAYMATLOZ Almanya ile Türkiye arasında bugüne kadar pek bilinmeyen çok farklı bir göç hikayesini anlatıyor.
1933 yılından itibaren Yahudi ve antifaşist üniversite profesörleri Naziler tarafından kürsülerinden uzaklaştırıldılar.
İçlerinden binden fazlası tanımadıkları bir ülke olan Türkiye’ye sürgüne gidip orada Atatürk döneminin üniversite
sisteminin kurulmasına katkıda bulundular. Sürgünler arasında politikacı Ernst Reuter, mimar Bruno Taut ve besteci Paul
Hindemith gibi ünlü isimler de bulunuyordu.
Türkiye kökenli yönetmen Eren Önsöz, gençliklerini Türkiye’de geçiren bu profesörlerden beşinin günümüzde yaşayan genç
kuşak aile üyesi ve akrabalarıyla görüştü. Tarihsel olaylardan yola çıkan yönetmen, İsviçre’den başlayıp Almanya
üzerinden Türkiye’ye uzanan bir geziye de çıkıp geçmiş ve bugün arasında bir köprü kuruyor.
HAYMATLOZ, kovulma ve kaçış, kimlik ve yurt, aynı zamanda bilim özgürlüğü ve tarihin tekerrür edip etmediğini soran bir
film.
Yönetmen ve Film Hakkında Basına Yansıyanlar**
Eren Önsöz, 1972 Kayseri doğumlu, 1977 de Almanya’ya göç etmişler. Düsseldörf ve Roma’daki öğreniminden sonra radyo ve
tv için 1997’de serbest gazeteci olarak çalışmaya başlamış. Daha önce de, Köln Medya Sanatları Yüksek Okulu’nda diploma
filmi olarak, Türk -Alman ilişkilerinin 500 yılı aşan geçmişi hakkında “Import-Export/ Türk-Alman Geçmişine Yolculuk”
adlı bir belgesel film hazırlamış.
Belgesel film için Önsöz, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (1939-1946) şehircilik ve belediyecilik dalında öğretim
üyeliği yapan, bu alanlarda Türkçe eserleri olan, Prof. Dr. Ernst Reuter’in oğlu Edzard Reuter ve dönemin diğer
tanıklarıyla konuşuyor. Önsöz, “Bu insanların anlattıkları, Alman kamuoyunda egemen olan geri kalmış Türkiye imgesini
yalanlıyor. Yaptığım filmde bu kadar çok Alman’ın Türkiye hakkında olumlu şeyler söylemesi çok önemli. Çünkü Almanlar,
bir gerçeği böylece Almanların ağzından öğrenmiş oluyorlar.” diyor.
Önsöz, Türkiye’ye sığınanlar arasında belirlediği beş ünlü bilim adamının çocukları veya torunlarını belgeseli için
belirlemiş. Evlerinde (Almanya ve İsviçre) ekip ile çekimler yapmış. Ardından çekimleri İstanbul ve Ankara’da sürdürmüş.
“Babalarının iş yerlerinde, oturduğu semtlerde, özledikleri yerlerde çekimler yaptım. İlginç olan: hepsi ya Türkçe
konuşuyor ya da Türkiye ile iş bağlantıları veya ziyaret ettiği arkadaşları var. Onlarla beraber şu soruyu takip ettim:
‘Bugünkü Türkiye’de babalarınızdan kalan miras halâ canlı mı?'”
O tarihlerde Türkiye’ye sığınan Alman aydınların sayısı bine ulaşıyor. Önsöz’ün bu filminin Türkiye’nin Almanya’daki
prestiji açısından da büyük önem taşıdığı su götürmez bir gerçek.**
Önde gelen üniversitelerde doktora tezlerine ışık tutmasını arzuladığımız bu konu ile ilgili daha fazla detay
öğrenilebilir. Ancak filmi Türkçeye kimin çevireceği de ayrı bir merak konusu.
FİLM HAKKINDA GÖRÜŞ ALDIĞIMIZ KİŞİLER***
Arif Ünal – Yeşiller Partisi Milletvekili: ‘Bu film Türk – Alman ilişkileri açısından çok önemli, tarihi bir
film.Harika bir yapıt.Maalesef alman bilim adamlarını yaşadıkları dönemlerde, o zamanki yaşananları aksettiren böylesi
belgeseller hazırlanmadı. 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti‘nde emeği geçen birçok bilim adamın katkısının yeni
nesillere, unutulmadan aktarılması lazım. Bu filmin Türkiye‘de gösterilmesi önemli.Uluslararası düzeyde alınan
katkıların, ilişkilerin, batı‘ya açılmanın ne kadar önemli olduğunu anlatması bakımından önemli. Fim’de bazı sahnelerde
filmdeki o bilim adamlarının,Türkiye’de doğup büyüyen çocuklarının, torunlarının ifadelerinden çok duygulandım.Bir insan
her iki ülkeyi de sevebilir. Bir ayağı Türkiye’de, bir ayağı Almanya’da olabilir. Her iki Ülke açısından bir köprü
vazifesi görebilir bu insanlar.aynı burada yaşayan milyonlarca Türkiye kökenli insanlarımız gibi.onları bşr barış
elçileri olarak görmemiz gerekiyor.Mutlaka görülmesi gereken bir Belgesel.’
Engin Bağdan – Otto Gerngross’un torunu: ‘Dedem Atatürk’ün davetiyle, Ankara’ya geldi. Ziraat fakültesini kurdu. İlk
Dekan’ı dır kendisi. Babam’da 25 yaşlarında iken Atatürk Orman Çiftliğinde, Atatürk’ün yaverlerindenmiş.Bu yüzden annem
ve babam yüzde,züy kemalist olarak,bize kemalist ,laik düşünceyi ruhumuza işledi.Biz Türküm, Doğruyum, Çalışkanım, ile
büyüdük.Fakat bu gün Türkiye’de geriye baktığımızda bu anıları maalesef göremiyoruz.
Enver Tandoğan Hirsch: Ben Prof.Dr.Ernst Eduard Hirsch’in oğluyum. Babam 1933-1952 yılları arası İstanbul ve Ankara
Üniversitelerinde görev yaptı. Türk Ticaret Hukuku, Patent hakkı Hukuk’unun Türkiye’deki babası. Üniversitelilerin
metodik olarak yasal hakları kitabını yazarı.Büyük Hoca olarak tanına babamın hayatını anlatan kitabın Türkiyede 15.ci
baskısı yapıldı. Hukukçular arasında babam büyük bir saygınlık görüyor.
Elisabeth Weber –Belling – Alman Heykeltraş Rudolf Belling’in kızı:Ben Türkiye’de doğdum ve büyüdüm. Babam’ın
atölyesini İsmet İnönü ziyaret etmiş ve kendisinin atlı bir heykelini yapmasını istemişti. Babam 1941-1943 yılları
arasında bu heykeli tamamladı.Daha sonra Ziraat Fakültesi önündeki İnönü heykelini tamamladı. Birde ailesi için özel
olarak kendisinin portre heykelini yapmıştı. Babam , İTÜ mimarlık fakültesinde’de ders vermiş ve Türkiye’de heykel
sanatının gelişmesine büyük katkılar yapmıştır. Türkiye Kültür bakımından çok zengin ve ilginç bir ülke.Türkiye’de
doğmam, çocukluk ve gençlik yıllarımı Türkiye’de geçirmem, beni geçmişe götüren önemli bir bağlılık.
Kaynakça
2 Kasım 2016
*http://www.haymatloz.com/türkçe/
**http://www.postgazetesi.ch/turkiyedeki-alman-siyasi-gocmenler-1688h.htm
***http://www.aydinlik.com.tr
Denizlili yazar Yalçın’ın kitabı Almanya’da film oldu
Bugüne kadar 25 kitabı yayımlanan, onlarca dile çevrilen Denizlili yazar Kema Yalçın’ın Nazilerden kaçarak Türkiye’ye
sığınan Alman bilim insanlarının öyküsünü anlatan Haymatlos isimli kitabı Almanya’da film yapıldı.
Denizli’nin ünü sınırları aşmış yazarı Kemal Yalçın’ın kitabı filme uyarlandı. 1933-45 yılları arasında Nazi zulmünden
kaçarak Türkiye’ye sığınan Alman bilim insanlarının öykülerini anlatan Yalçın’ın kitabı Haymatloz (Yersiz, yurtsuz)
ismiyle Türk yapımcı ve yönetmen Eren Önsöz tarafından beyaz perdeye aktarıldı.
Kemal Yalçın ve Eren Önsöz
Filmin galası Köln’de yapıldı. Filmi ilk kez galada izleyen Kemal Yalçın, “Mutlaka görülmeli” dedi. Yalçın, “Filmin
yapımcısı Eren Önsöz çok güzel, muhteşem bir film yaratmış. Eren Önsöz’ü candan kutluyorum. Haymatloz, bu konuda bugüne
kadar gördüğüm en güzel film olmuş. Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve büyüklüğü, Atatürk ve İnönü döneminin
Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyadaki saygınlığı ancak bu kadar güzel ve inandırıcı olarak anlatılabilirdi. Bu film Türkiye
ile Almanya arasındaki gönül bağını, Türkiye’ye sığınmış Almanların vefasını, dostluğunu bugünün dünyasına çok güzel ve
inandırıcı olarak anlatıyor. Ben HAYMATLOS’un belgesel romanını yazdım. EREN ÖNSÖZ ise HAYMATLOZ belgesel filmini yaptı.
HAYMATLOS ile HAYMATLOZ birbirini tamamlıyor, konuyu zenginleştiriyor. HAYMATLOZ filmi mutlaka görülmeli. İsteyen
HAYMATLOS’u okuyabilir” dedi.
24 Ekim 2016
Denizli Güncel
Haymatloz, Stuttgart’ta seyirci ile buluştu
Stuttgart Türk Alman Film Günleri’ SİNEMA kapsamında yönetmen Eren Önsöz’ün belgesel filmi Haymatloz, Stuttgart’ta
seyirci ile buluştu. Nazi Almanyasından, Mustafa Kemal Atatürk’ün üniveriste reformları kapsamında daveti ile Türkiye’ye
gelen ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin bilim ve sanat alanaında kalkınmasında büyük rol oynayan Yahudi Almanların öyküsü,
büyük ilgi ve merakla izlendi. Nazi faşizminden kaçarak Türkiye’ye göç eden sayısız […]
Haymatloz, Stuttgart’ta seyirci ile buluştu
Stuttgart Türk Alman Film Günleri’ SİNEMA kapsamında yönetmen Eren Önsöz’ün belgesel filmi Haymatloz, Stuttgart’ta
seyirci ile buluştu.
Nazi Almanyasından, Mustafa Kemal Atatürk’ün üniveriste reformları kapsamında daveti ile Türkiye’ye gelen ve genç
Türkiye Cumhuriyeti’nin bilim ve sanat alanaında kalkınmasında büyük rol oynayan Yahudi Almanların öyküsü, büyük ilgi ve
merakla izlendi.
Nazi faşizminden kaçarak Türkiye’ye göç eden sayısız Alman akademisyenden 5’inin çocukları, torunları Susan Ferenz
Schwartz, Kurt Heilbronn, Engin Bağda, Enver Tandoğan Hirsch ve Elisabeth Weber Belling’in anlatımıyla Türk Alman ortak
geçmişinin en öneli kesitlerinden birinin aktarıldığı film sonrası yönetmen Eren Önsöz, seyiriclerin sorularını
yanıtladı.
DTF Genel Müdürü Kerim Arpad’la birlikte gösterim sonrası sahneye çıkan Önsöz, filmde işlenen kesitin ne Türkler ne de
Almanlar tarafından yeterince bilinmememsinin son derece üzücü olduğunu, Atatürk’ün o dönemde gerçekleştirdiği dostluğu
mayasını bugünün politikacılarının her iki topluma unutturduklarını dile getirdi.
Eren Önsöz, filmin medyada gördüğü ilgiye rağmen, Haymatloz’u çekerken Alman televizyonları ve redaksiyonları tarafından
mesafeyle bakıldığını da vurguladı.
Filmin kahramanlarının çocukluklarını geçirdikleri özgür Türkiye’nin yavaş yavaş yitip gittiğini söylediğini hatırlatan
Önsöz, „Atatürk’ün çağdaşlaştırdığı Türkiye’nin her geçen gün biraz daha yok olması onlar için çocukluklarının da yok
almasıyla eş anlama geliyor“ dedi.
Kasım 2016 tarihleri arasında 14. sü gerçekleşen ve Türk-Alman Forumu’nun (DTF) girişimleriyle, Robert-Bosch Vakfı ve
Stuttgart Büyükşehir Belediyesi katkısıyla düzenlenen programa Delphi Arthaus Sineması evsahipliği yapıyor.
SİNEMA’da on bir film ve belgesel sunuluyor.
Gösterilen filmler arasında Toz Bezi, Ana Yurdu, Bulantı, Çırak, Dünyanın En Güzel Kokusu, Eksik, El Değmemiş Aşk,
Haymatloz, Köpek, Mustang ve Saklı yer alıyor.
Stuttgart
Yeni Posta
25 Kasım 2016
HAYMATLOZ, Frankfurt Film Festivali’nde izleyici ile buluştu
Frankfurt 16. Türk Film Festivali kapsamında "HAYMATLOZ" belgesel filmi izleyici ile buluştu.
HAYMATLOZ (Vatansız), Almanya ile Türkiye arasında bugüne kadar pek bilinmeyen çok farklı bir göç hikayesini anlatıyor.
1933 yılından itibaren Almanya'da Yahudi üniversite profesörleri Naziler tarafından kürsülerden uzaklaştırıldı.
İçlerinde binden fazlası Türkiye'ye sürgüne gidip orada Atatürk döneminin üniversite sisteminin kurulmasına katkıda
bulundu.
Yönetmen Eren Önsöz tarafından çekilen 90 dakikalık belgesel film ilgiyle izlendi.
SÖYLEŞİyE HİTLER’İN ZULMÜNDEN KAÇAN PROFESÖRÜN OĞLU DA KATILDI
TGB Frankfurt, TG Hessen Kulturtreff e.V. ve bir çok kitle örgütünün destek verdiği etkinliğin ardından gerçekleşen
söyleşiye Hitler zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn’un oğlu Kurt Lütfü Leopold
Heilbronn da katıldı.
Kurt Heilbronn 1935 senesinde İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Farmakobotanik ve Genetik Enstitüsü müdürlüğüne
getirilen Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn'un oğlu Heilbronn, "Türkiye'ye minnettarım çünkü öncelikle bizlere yaşama
sonra da çalışma, öğrenme ve öğretme hakkını tanıdılar" dedi.
‘BOĞAZ’DA DOĞDUM, MEZARIM DA BOĞAZ’DA OLACAK’
Almanya'da yaşayan Heilbronn konuşmasını "Türkiye vatanım ve mezarım hazır. Ben Boğaz'da doğdum ve son evim Boğaz'da
olacak" cümlesi ile sonlandırdı.
Heilbron, “Türkiye benim vatanım ve kararımda değişiklik hiç bir zaman olmayacak. Ben İstanbul’da doğdum, mezarımda
orada olsun isterim. Türkiye o zaman başta bilim adamları olmak üzere Hitler zulmünden kaçan göçmenlere kucak açtı,
hayatlarını kurtardı” dedi.
Küçük yaşta Almanya’ya giderek psikoloji okuyan Kurt Heilbronn, şimdi Almanya hükümeti tarafından desteklenen ve
ülkedeki göçmenler için psikoterapi hizmeti veren Frankfurt’taki Uluslararası Aile Danışma Merkezi’nin psikiyatri
bölümünde yöneticilik yapıyor.
Aydınlık
Eylem Demirel/Frankfurt
4.11.2016
'Haymatloz-Türkiye’de Sürgün' gösterime girdi.
Film yönetmeni Eren Önsöz, Türk - Alman tarihinin heyecan verici, fakat unutulmuş bir dönemi’ne ‘Haymatloz – Türkiye’de
Sürgün’ filmiyle ışık tutuyor. Haymatloz, kovulma ve kaçış, kimlik ve yurt, aynı zamanda bilim özgürlüğü ve tarihin
tekerrür edip etmediğini soran bir film...
‘HAYMATLOS – TÜRKİYE’DE SÜRGÜN’ adlı film Almanyanın Köln kentindeki ‘ODEON’ sinema salonunda gösterime girdi. Filmi ile
büyük bir başarıya imza atan yönetmen EREN ÖNSÖZ sinema salonunu dolduran izleyicilerden büyük bir alkış aldı.
Türk–Alman tarihinin heyecan verici fakat unutulmuş bir dönemine ışık tutan Önsöz, Film bitiminde, filmin kahramanları,
Engin Bağda, Suzan Ferenz- Schwartz, Kurt Heilbronn, Enver .Tandoğan Hirsch, Elisabeth Weber-Belling, film yapımcısı ve
film ekibinden, Andreas Köhler, Constantin Bömers,Alexander Czart, Aykut Koca, Elisabet Rasbach, Jörg Fallert sahneye
gelerek seyircileri selamladı. İzleyicilerden filmle ilgili sorulara yanıtlar verildi.
HAYMATLOZ, Almanya ile Türkiye arasında bugüne kadar pek bilinmeyen çok farklı bir göç hikayesini anlatıyor. 1933
yılından itibaren Almanya’da Yahudi ve antifaşist üniversite profesörleri Naziler tarafından kürsülerinden
uzaklaştırıldılar. Içlerinden binden fazlasi tanımadıkları bir ülke olan Türkiye ’ye sürgüne gidip orada Atatürk
döneminin üniversite sisteminin kurulmasina katkıda bulundular. Sürgünler arasinda politikacı Ernst Reuter, mimar Bruno
Taut ve besteci Paul Hindemith gibi ünlü isimler de bulunuyordu.
Türkiye kökenli yönetmen Eren Önsöz, gençliklerini Türkiye’de geçiren bu profesörlerden beşinin günümüzde yaşayan genç
kuşak aile üyesi ve akrabalarıyla görüştü. Tarihsel olaylardan yola çıkan yönetmen, Isviçre’den başlayıp Almanya
üzerinden Türkiye’ye uzanan bir geziye de çıkıp geçmiş ve bugün arasında bir köprü kuruyor.
Film yönetmeni EREN ÖNSÖZ, Aydınlık’la film hakkında bilgiler vererek şunları söyledi: 'Bugün çok mutluyum. Köln benim
şehrimde diyebilirim. Yapımcı şirket ve Filmimin kahramanları ve ekibimiz bugün burada, yıllarca beni desteklediler
onlara çok teşekkür ediyorum. Bu Film Türk – Alman tarihi mucizesini anlatıyor.1933 yılında,Nazi döneminde çıkartılan
bir kanunla önemli bilim adamlarını üniversitelerden, işlerinden atıyorlar. Bu insanlar için tek çare ya ölümü
seçeceklerdi ya da klasik sürgün ülkeleri olan, Amerika, İngiltere, İsviçre gibi ülkeler kolay kolay gidemediler.Her
tarafın kapısı kapalıydı.Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk bu bilim adamlarını Türkiye’ye davet etti. Üniversitelerde
bilimin serbest, çağdaş ve modern olmasını istedi Atatürk. Din ve devlet işlerini ayırdı. Bu vizyona modern çağdaş bilim
adamları gerekiyordu.Atatürk bu insanlara sadece sığınma hakkı vermedi. Üniversiteleri kurdular. Türkiye’nin
Üniversitelerini Alman bilim adamları kurdu . Atatürk her daldan insanları çağırdı. Astronomi‘den, Zooloji’ye kadar. Bu
çok önemli bir tarih. Mesela Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesi veya girmemesi söz konusu olurken, bu konu açılıp hiç
konuşulmadı.Bu çok üzücü bir şey. Türkiye’nin tarihi Laik, Demokratik, hümanist’tir.2.ci Dünya savaşında Türkiye’yi
savaşın içine çekemiyorlar. Komşularıyla barış istiyor.Türkiye’de bilim Almanların sayesiyle üstün bir hale geliyor.1933
yılında İstanbul Üniversitesi, en iyi Alman Üniversitesi olarak biliniyordu. O zamanda, bunlar güzel pozitiv yaratıcı
şeyler. Filmim ile ilgili araştırmalar yaparken , Alman arkadaşlarla knuşurken farkettim ki, Türkiye’nin tarihini hiç
bilmiyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki Türkler, kendi tarihlerini biliyorlar mı? Ama burada maalesef hiç bilinmiyor ve ön
yargıyla yaklaşılıyor. Atatürk daha 1920’li yıllarda kdın hakları için savaştığını, bilimin özgür olmasını, Laik bir
ülke olmasını istedi.Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonra tek bir adamın gerçekleştirdiği bu reformlar müthiş bir şey.
Tarihimizde bir ilk. Bunu buğün Almanlara anlatmamız gerekli ve çok önemli. Alman Bilim adamları Türkiye’de yeni bir
zihniyet yaratıyor. Bu zihniyet Bilimle güven duygusu veriyor.Türklerin kendi kültürlerine sahiplenmesinde Almanlar
yardımda bulunuyorlar. Bugün ki Türkiye’de bütün bu yapılan güzel işler unutulup gitti. Ben bu filmimle bunları
hatırlatmak istedim. Filmin gösterimi için Türkiye’den bir teklif yok. Buna çok üzülüyorum. Ama gelecekte Türkiye’de
gösterileceğini ümit ediyorum. Türkiyedeki akedemisyen arkadaşların bu filmin yapımında büyük katkıları var .Onların
hepsine çok teşekkür ediyorum.'
Almanya’da HAYMATLOZ filmi 27 Ekim 2016’dan itibaren sinema‘larda gösterilecek. Filmin ilk haftası çok önemli seyirci
sayısı fazla olursa filmin gösterimide uzayacak. Seyirciler daha fazla bilgi için www.haymatloz.com www.mindjazz-pictures.de
sayfalarına girip bilgi alabilirler.
FİLM HAKKINDA GÖRÜŞ ALDIĞIMIZ KİŞİLER
Arif Ünal - Yeşiller Partisi Milletvekili: 'Bu film Türk – Alman ilişkileri açısından çok önemli, tarihi bir film.Harika
bir yapıt.Maalesef alman bilim adamlarını yaşadıkları dönemlerde, o zamanki yaşananları aksettiren böylesi belgeseller
hazırlanmadı. 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti‘nde emeği geçen birçok bilim adamın katkısının yeni nesillere,
unutulmadan aktarılması lazım. Bu filmin Türkiye‘de gösterilmesi önemli.Uluslararası düzeyde alınan katkıların,
ilişkilerin, batı‘ya açılmanın ne kadar önemli olduğunu anlatması bakımından önemli. Fim’de bazı sahnelerde filmdeki o
bilim adamlarının,Türkiye’de doğup büyüyen çocuklarının, torunlarının ifadelerinden çok duygulandım.Bir insan her iki
ülkeyi de sevebilir. Bir ayağı Türkiye’de, bir ayağı Almanya’da olabilir. Her iki Ülke açısından bir köprü vazifesi
görebilir bu insanlar.aynı burada yaşayan milyonlarca Türkiye kökenli insanlarımız gibi.onları bşr barış elçileri olarak
görmemiz gerekiyor.Mutlaka görülmesi gereken bir Belgesel.'
Engin Bağdan – Otto Gerngross’un torunu: 'Dedem Atatürk’ün davetiyle, Ankara’ya geldi. Ziraat fakültesini kurdu. İlk
Dekan’ı dır kendisi. Babam’da 25 yaşlarında iken Atatürk Orman Çiftliğinde, Atatürk’ün yaverlerindenmiş.Bu yüzden annem
ve babam yüzde,züy kemalist olarak,bize kemalist ,laik düşünceyi ruhumuza işledi.Biz Türküm, Doğruyum, Çalışkanım, ile
büyüdük.Fakat bu gün Türkiye’de geriye baktığımızda bu anıları maalesef göremiyoruz.
Enver Tandoğan Hirsch: Ben Prof.Dr.Ernst Eduard Hirsch’in oğluyum.Babam 1933-1952 yılları arası İstanbul ve Ankara
Üniversitelerinde görev yaptı. Türk Ticaret Hukuku, Patent hakkı Hukuk’unun Türkiye’deki babası. Üniversitelilerin
metodik olarak yasal hakları kitabını yazarı.Büyük Hoca olarak tanına babamın hayatını anlatan kitabın Türkiyede 15.ci
baskısı yapıldı. Hukukçular arasında babam büyük bir saygınlık görüyor.
Elisabeth Weber –Belling – Alman Heykeltraş Rudolf Belling’in kızı: Ben Türkiye’de doğdum ve büyüdüm. Babam’ın
atölyesini İsmet İnönü ziyaret etmiş ve kendisinin atlı bir heykelini yapmasını istemişti. Babam 1941-1943 yılları
arasında bu heykeli tamamladı.Daha sonra Ziraat Fakültesi önündeki İnönü heykelini tamamladı. Birde ailesi için özel
olarak kendisinin portre heykelini yapmıştı. Babam , İTÜ mimarlık fakültesinde’de ders vermiş ve Türkiye’de heykel
sanatının gelişmesine büyük katkılar yapmıştır. Türkiye Kültür bakımından çok zengin ve ilginç bir ülke.Türkiye'de
doğmam, çocukluk ve gençlik yıllarımı Türkiye’de geçirmem, beni geçmişe götüren önemli bir bağlılık.
EREN ÖNSÖZ KİMDİR?
1972 Türkiye doğumlu. Film yönetmeni ve aynı zamanda radyo ve televizyon kanallarında serbest yazar olarak çalışıyor.Düsseldorf
ve Roma’da, Alman Dili ve Edebiyatı ile Medya Bilimleri dallarında yükseköğrenim gördükten sonra Köln Medya Sanatları
Yüksekokulu’nda televizyon / film dalında yüksek lisans yaptı. Mezuniyet filmi olan ‘‘ İmport – Export – Alman – Türk
geçmişine bir yolculuk‘‘ pek çok festivalde ve Alman ulusal-radyo- televizyon kanalı WDR’de gösterildi. Rejisör Eren
Önsöz , ‘HAYMATLOS – TÜRKİYE’DE SÜRGÜN ‘ filmiylebugüne kadarki başarılarına bir yenisini ekliyor.
Aydınlık
Mehmet Özaydın/Köln
27.10.2016
TGB Frankfurt, "Haymatloz" Belgeseli İzleyici ile Buluştu
TGB Frankfurt, 16. Türk Film Festivali kapsamında "HAYMATLOZ" belgesel filmi izleyici ile buluştu.
Haymatloz (Vatansız), Almanya ile Türkiye arasında bugüne kadar pek bilinmeyen çok farklı bir göç hikayesini anlatıyor.
1933 yılından itibaren Almanya'da yahudi üniversite profesörleri, Naziler tarafından kürsülerden uzaklaştırılırlar.
Binden fazla profesör Türkiye'ye sürgüne gidip orada Atatürk döneminin üniversite sisteminin kurulmasına katkıda
bulunurlar.
Yönetmen Eren Önsöz tarafından çekilen 90 dakikalık belgesel film ilgiyle izlendi.
TGB Frankfurt, TG Hessen Kulturtreff e.V. ve bir çok kitle örgütünün destek verdiği etkinliğin ardından gerçekleşen
söyleşide, Hitler zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn’un oğlu Kurt Lütfü Leopold
Heilbronn da katıldı.
Kurt Heilbronn 1935 senesinde İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Farmakobotanik ve Genetik Enstitüsü müdürlüğüne
getirilen Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn'un oğlu, Heilbronn "Türkiye'ye minnettarım çünkü öncelikle bizlere yaşama
sonra da çalışma, öğrenme ve öğretme hakkını tanıdılar" dedi. Almanya'da yaşayan Heilbronn konuşmasını "Türkiye vatanım
ve mezarım hazır. Ben boğaz'da doğdum ve son evim boğazda olacak" cümlesi ile sonlandırdı. Heilbron, “Türkiye benim
vatanım ve kararımda değişiklik hiç bir zaman olmayacak. Ben İstanbul’da doğdum, mezarım da orada olsun isterim. Türkiye
o zaman başta bilim adamları olmak üzere Hitler zulmünden kaçan göçmenlere kucak açtı, hayatlarını kurtardı” dedi. Küçük
yaşta Almanya’ya giderek psikoloji okuyan Kurt Heilbronn, şimdi Almanya hükümeti tarafından desteklenen ve ülkedeki
göçmenler için psikoterapi hizmeti veren Frankfurt’taki Uluslararası Aile Danışma Merkezi’nin psikiyatri bölümünün
yöneticiliğini yapıyor.