Yapım Tarihi - 2014
Süre - 00:55:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Gökçe Kaan Demirkıran
Senarist - Gökçe Kaan Demirkıran
Kurgucu - Hande Yıldırımer, Mustafa Balaban
Özgün Müzik - Evren Karakul
Oyuncular - Süreyya Soner
Yapımcı - Gökçe Kaan Demirkıran
Yapım Şirketi - FilmDeney
Dünya Hakları - FilmDeney
2011’in kış aylarında Süreyya Soner, nam-ı diğer Malzemeci Süreyya ile, Gökçe
Kaan Demirkıran’ın İnönü Stadyumu’nda yolları kesişir. Bu kesişme bir dostluğa
dönüşür. Bu dostluk Gökçe’yi Süreyya’nın hayat hikayesine dair bir yolculuğa
çıkarır. Çünkü Süreyya Türk futbol tarihinin canlı hafızasıdır. Uzun yıllardır
Beşiktaş futbol takımının malzemecisi olarak çalışmaktadır. Futbol ve İstanbul
çok hızlı değişmekte ama Süreyya hiç değişmemektedir. Bir futbolcu kadar
şöhretlidir ve farklı kuşakların tanıdığı bir futbol karakteridir. O bir futbol
emekçisidir. Beşiktaşlı bir belgesel yönetmeni olarak Gökçe bir süre sonra
Süreyya’ya şu teklifle gider. Hayat hikâyeni belgesel film yapalım, ne dersin?
Ve ekler, Beşiktaş’la birlikte bütün hayatın... Güzel Adam Süreyya, Malzemeci
Süreyya’nın biyografisiyle birlikte kent tarihinin ve Beşiktaş tarihinin
izlerini sürüyor.
Güzel Adam Süreyya Belgeseli
Beşiktaş Jimnastik Kulübü Malzeme Sorumlusu Süreyya Soner'in Beşiktaş'a adadığı yaşamı
belgesel çalışmasına konu oldu. Gökçe Kaan Demirkıran'ın yönetmenliğinde
belgeselin tamamlanma çalışmaları devam ediyor.
Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, hayatını Beşiktaş'a adayan malzeme sorumlumuz
Süreyya Soner'in anılarından oluşan belgeselini hazırlıyor. Videoda bu
belgeselin kısa bir tanıtım klibini izleyebilirsiniz.
Galatasaray'a çok ağır gönderme!
Beşiktaş Kulübü Genel Sekreteri Mesut Urgancılar, dün akşam BJK TV'de katıldığı
programda önemli açıklamalarda bulundu.
DHA
25 Ağustos 2012
Kendisine sorular tüm soruları yanıtlayan Urgancılar Galatsaray derbisi öncesi
gündem yaratacak ifadeler de bulundu. Urgancılar, "Galatasaray sayesinde benim
aklıma şerefli ikincilikler geliyor" dedi ve şunları söyledi.
"Ezeli rekabete dair söyleyecek bir şey yok. Ancak taraftara şirin gözükmek için
Galatasaraylı dostlarımızdan bazıları sağ olsunlar ağzına geleni söylediler,
esirgemediler. Bu anlamda bir gönül kırgınlığı ve ağrımıza giden tarafları
olmuştur. Bunlar kötü birer hatıra olarak kalır. Ben Galatasaraylı bir ailede
büyüdüğüm için mecburen Galatasaraylı gibi gözüken bir çocuktum. Ama kendi
fikrim oluştuktan sonra Beşiktaşlı oldum. Babam Galatasaraylıydı. Benim için
Galatasaray Metin Oktay’dır. Bugün rahmetli olan Metin Kurt’dur. Bugün
Galatasaraylı dostlarımız ile konuştum. Galatasaray maçlarından önceki Efsaneler
programında Metin Kurt’u ağırlamadılar. Bunun acısını çekiyorlar. Galatasaray
sayesinde benim aklıma şerefli ikincilikler geliyor. Eğer hal böyle ise Galatasaray
karşılaşmalarında galibiyet hakkı sadece Beşiktaş’ındır. Ezeli rekabet deniyorsa
biz kazanmalıyız. Ne olursa olsun kazanmak lazımı getiren kulüp
Galatasaray'dır."
"Herkesin kendince bir Beşiktaşlı duruşu var. 2000’den bugüne özellikle son 8
yılda daha da farklı oldu; değerlerimizi yitirdik"
Urgancılar'ın programda yaptığı diğer açıklamalar ise şunlar:
İnönü Stadı'ndaki son antrenmanı izlediniz. Takımın havası nasıldı?
"Antrenmanı izleyince nasıl oynayacağımızı bilecek kadar futbolun içinde
değilim. Stad için şunu söyleyebilirim, çok kısa zamanda çok iyi bir hale
gelmiş. Çalışanlara organize edenlere tek tek teşekkür ederim. Başta Berkan
Gocay’a teşekkür ederim. Futbolcular birbirleri ile şakalaşmaları heyecan
vericiydi. Yavaş yavaşda olsa takım olma yolunda ilerliyoruz. Umarım Pazar
günüde aynı şekilde güllüyor oluruz. Galiba Kartalspor maçı sonrası konuşalım
dediniz. Yeni bir program yapalım dediğinizde. Ben Metin Erksan öldüğü için
üzgündüm. Daha sonrasında Müşvik Kenter’i kaybettik. Benim için arşivlik
filmlerden biri Metin Erksan’ın 'Sevmek Zamanı' filmidir. Bu filmle kült olmuş 2
tane replik vardır. Bunlar 'Ben seni değil senin resmini seviyorum' diğeri ise
'Söyleyecek birşey yok senden tek istediğim benimle resminin arasına girme'...
Beşiktaş'ta bir algı, aidiyet ve yüklediğimiz farklı anlamlar ile ilgili
sıkıntılarımız var. Herkesin kendince bir Beşiktaşlı duruşu var. 2000’den bugüne
özellikle son 8 yılda daha da farklı oldu; değerlerimizi yitirdik. Farkındalık
problemimiz var. Gerçeklerle yüzleşemedik. Şimdiki sorulara bakında 'maça giriş
çıkışlarda sorunlar yaşıyoruz' diyorlar. Biz kaybettiğimiz değerlerimizi
bulmalıyız. Bunları düşündükçe işimiz zor diye düşünüyorum. Beşiktaş'ın kongresi
problemli, çağın gereklerine uymayan tüzüğü problemli, taraftar seyirci aidiyet
problemli, Beşiktaş'ın kulüp ve şirketlerinin yönetimi problemli. Şimdi tüm
bunların üzerine konuşursak sabahı buluruz. Ben göreve başladığımızdan beri BJK
TV’ye konuşan biriyim. Böyle olunca da birçok medya görevlisinin isteklerine
cevap veremiyoruz. Onlarda belki darılıyorlardır ama kurumsallık adına
yapıyorum. Kapalı kapılar ardından çok sesli, dışarı çıkınca tek sesli olmaya
çalışan biriyimdir. Futbol, futbol komitesinin işleridir. Ancak benim tercihim
top çizgiyi nasıl olsa geçer. Aslolan kulübün nasıl yönetildiğidir, arma
aşkıdır, tutkularımızı nasıl yaşadığımızdır, armalarımızı ne kadar
yükseltebildiğimizdir.
"Beşiktaş'ın devrimlere ihtiyacı var. Küçülme deyince, Beşiktaş'ın küçülecek bir
hali yok. Derdimiz mali yapımız. Kötü yönetilen mali ve idari bir 8 yıl var
geçmişte, Yarım yamalak dönen bir teker var"
Küçülme nedir diye bir soru gelmiş. Beşiktaş zor zamanlar yaşıyor ancak bunlar
geçicidir. Özellik Beşiktaş gibi büyük bir camiada kağıt üstünde gözüken de bu.
Dile getirmekte sıkıntılarımız var bunları. Ben çok garanticiyimdir. Beşiktaş'ın
geleceğinde hiçbir sorunu olmayacaktı. Ancak Beşiktaş'ın devrimlere ihtiyacı
var. Küçülme deyince, Beşiktaş'ın küçülecek bir hali yok. Derdimiz mali yapımız.
Kötü yönetilen mali ve idari bir 8 yıl var geçmişte. Yarım yamalak dönen bir
teker var. Gelir gider dengeli oldum mu tüm problemler çıkar. Daha önce
yapıldığı gibi anormal harcamalar yapmazsanız hiçbir problem kalmaz. Mali yapısı
disiplin ve denetim altına alınacak. Beşiktaş yönetim kuruluna, en büyük
haksızlığın yönetim kuruluna yapıldığını düşünüyorum. 3 ay içerisinde 20 milyon
TL yaptı bu yönetim. Bu yönetime parasız demek insaf sınırlarını zorlamaktadır.
Biz göreve geldiğimizde UEFA kriterlerine göre UEFA’ya gidemeyecek bir Beşiktaş
vardı. Hergün tebliğat geliyordu kulübe. Bu yönetime parasız demek
insafsızlıktır. İnsanın ağrına gidiyor ancak bunlarda olacak. Beşiktaş yıllardır
'çamur at izi kalsın' a alışmış. Biz ayaklar altına aldığımız değerlerimizi
ortaya koyacağız. Beşiktaş'ın finansal açıdan yönetime ihtiyacı var. Mali
yapının kontrole alınması ile sporcuların disiplinli bir şekilde ikame edilmesi
ile sağlam gelir kaynakları ile kurumsal iletişim hal yoluna koyulması ile devam
etmesi lazım. Egemen'in niye gittiği ortada. Bursa'dan Trabzon'dan niye gittiyse
bizden de ondan dolayı gitti. Beşiktaş'ın son 3 yılında gelirle gideri
arasındaki fark 70 milyon dolar. Bizim 5 aylık süreçte futbolcu transferinde 11
milyon EURO’luk bir fark var. Giderleri azaltıp temlikleri kaldırabilirsek yıl
sonu itibarı ile gelir gideri eşit olur.
Önümüzdeki yıllarda da çok daha büyük hale gelir. Kombine satışlarında en kötü
ihtimalle yıllık 10.000 civarında satmamız gerekiyor. Bugün itibarı ile
sattığımız kombine adeti 7.700 civarında. Kartal Yuvaları %50 artması lazım.
Dernek bünyesindeki şirketlerin organizasyonu yapılması gerekiyor. Nakit
akışının hal yoluna konması, tüzük değişimi ile her şey yoluna girebilir."
Yeniden yapılandırma konusunda neler söylerseniz?
"Adnan Dalgakıran’a teşekkür etmek lazım. Komitesindeki tüm arkadaşlar gönüllü
olarak çalışıyorlar. Hepsine teşekkür ediyorum. Olağanüstü bir iş başardılar.
Beşiktaş bu kişilere ne kadar teşekkür etse azdır. 2023 yılına kadar
stratejileri ile ilgili çalışmalar var, başkan dönünce bunlar açıklanacaktır.
Ancak dünyanın en büyük şirketleri bile 18+1 kişi ile yönetilmiyor.
Profesyonellerin yönettiği bir Beşiktaş yönetimi özlemimizdir. Tüzük konusunda
da bizim kendimizce bir çalışmamız var; başta Adnan Dalgakıran olmak üzere.
Umarım en kısa sürede bu tamamlanır. Divan Kurulu'nun bir çalışması var, ikisi
harmanlanıp çağdaş yepyeni bir tüzük ortaya çıkar.Hazırlıklar bitince
paylaşılacak. Ancak Beşiktaş'ın en önemli problemlerinden birisi genel kurul
yapısıdır. Ancak Beşiktaş'ı yaşamayan ve ait olmayan 2 sene aidat bile
yatırmayan kongre üyelerinin zihniyetini değiştirmeye, dışarıda kalanları içeri
almaya çalışıyoruz. Beşiktaş'ın üyelik aidatlarını düşürerek yıllık aidatlarını
arttırdık. 700 yeni üye oldu bu sayede. Bu rakam küçümseniyor belki ama bir
tanıtım yapılmadı. 2014-2017'de kongre var gibi kişisel hesaplar ile bu aidatlar
düşürülmedi. Şuanda 700 üye kendi başvurusu getiren 700 kişi. Bazıları gibi iş
adamlarının fabrikasındaki blok başvurular değil. Bazıları gibi değiliz biz.
Herkes kendi iradesi ile %90 üniversite mezunu olan başvurular. Aynı adreste 10
kişi yok aynı firmanın bayiliğini yapan 500 kişi yok. Belki şaşkınlıkları için
algılamakta çekiniyorlardır. Kendi ve vicdani hür aidatlar yatırıldı.Bunlar öyle
yada böyle kongredeki su bulanık. Suyu berraklaştırmanın yolu da kendileri gelen
üyelerdir. Beşiktaş kongre üyelerinde eller yukarı, eller aşağıya şeklinde
olmuştur. Beşiktaş kongre üyesi nitelikli, gerçeklerin farkına varan ve gerekli
olanları yapsaydı Beşiktaş bugün bu hallere düşmezdi. Beşiktaş her sene mali
idari kongre yapıldı noldu oralarda? Beşiktaş'ın İleri geleni belki kongre üyesi
bile olmayabilir. Son sekiz yılda 8 tane mali kurul yapıldı ve durum ortada.
Borçlar açıklanırken marşlar, türküler söyleniyordu. Hangi taraftar bir kombine
ile 3 kişi girmeye çalışıyor? Hangi taraftar hoşuna giden yere oturuyor,
renkdaşını yerinden ediyor? Hangi taraftar küfür edip ceza aldırıyor? Hangi
taraftar korsan ürün kullanıyor? Hangi tafartar sahaya atlıyor? Ve diğer
taraftarda Beşiktaş'ın tafartarı var diğerlerinin izleyicisi var. Onlar kombine
alıyorlar, forma alıyorlar. 5 maç sahaları kapansa da 40.000 kombine alıyorlar.
Bizimkilerde taraftarlar.
"Quaresma'nın 4.4 milyon euro bize bedeli var hiçbir takımla 2 kere üst üste
sözleşme imzalamamış Q7 niye oynamıyor yerine neden burada demek lazım bence"
Quaresma hakkında ne düşünüyorsunuz?
"Benim kendimce BJK İnönü Stadı'na baktığımda isim yoktur. Benim gördüğüm 11
tane futbolcudur. Beşiktaş'ta aidiyet ve algı çok birbirine girmiş durumda. Eski
efsane takımımızı düşünün ordaki futbolculardan Şifo ve Feyyaz haricinde hangisi
diğer takımlarda oynayabilr ki? Bizim hangi takımımıza bakarsanız bakın bir
araya gelince takım olurlar. Bir futbolcu için kendileri için metiyeler
düzenliyorlar. 4.4 milyon euro bize bedeli var hiçbir takımla 2 kere üst üste
sözleşme imzalamamış Q7 niye oynamıyor yerine neden burada demek lazım bence.
Bizde 73 maç oynamış devamlılık %70. Kimsenin beğenmediği yeni transferlerimiz
son takımlarında 8, bir öncekinde 6, ve diğeri 18 yıl oynamış. Genç bir futbolcu
Beşiktaş tafartarını ayağa kaldırır. Şimdi Beşiktaş'ta uzun süredir olmayan sol
ayaklı Hasan sahada oynuyor, kimsenin umrunda değil. Tüm bu değerleri bir anda
mı kaybetti Beşiktaş anlamıyorum. Kargaşada takımına yüklediği anlamlarda kafa
karışıklığı ve 8 yılın travmasının olmasıdır. Bir kimlik bunalı mı var
Beşiktaş'ta? Q7 gibi oynadığı her 3 maçta bir kart görmüş birinin tepki alması
konuşulmaya bile değmez. Q7 gibi bir sorun olmaması gerekir bence. Kendisi ile
görüşme teklifini reddeden, erteleyen, her fırsatta tebligat gönderen ve
parasını bunlara gerek kalmadanalan birisi kendisi. Beşiktaş bu anlamda bir
travma geçiriyor. Hasan Türk ilk 11 sahaya çıkıyor. Kimse bundan bahsetmiyor.
Geçmiş yıllarda olsa Beşiktaşlılar sokağa dökülmüştü. Fernandes ile ilgii bir
sorun olmadı. Geçen sene 2 takım olduk diyen yine Fernandes. Samet hoca onu
lider oyuncu seçti, buna rağmen sorun varsa diyecek birşey yok.
Basketbol takımı hakkında ne söyleyebilirsiniz?
"Basket takımıda bir değişik hikaye. Geçen sene başında 127 kişiye 4 220
kombineye oynamış. Erman Kunter benim içinde farklı anlamları içeriyor. Benim
kendime dair anılarım var. Benim Beşiktaş kulübünde attığım ilk resmi imza Erman
Kunter sözleşmesidir. O anlamda benim için çok önemli. Futbolda mali anlamda
yapılanma, basketbol takımında da var. Geçen seneki basket takımından
oyuncularında 2 kişi sezon başında vardı. Hepsi 6 aylık 1 yıllık sözleşmeler
yapıldı. Uzun süreli sözleşmeler yapılmamış. Bunlar imaj tazelemek ve şov amaçlı
hareketler. O sözleşmelerin maliyet 7.2 milyon dolar. Şimdi takımın maliyeti
hepsi dahil 3.7 milyon dolar. Ahmet Nur Çebi'nin isteği ile ayrılmış 5.5 milyon
Euro’luk bir bütçe de var. Basketbolu da ayrı bir A.Ş haline getirme
hayallerimiz var. Basketbola bakış ortada. En büyük eleştiriler sponsor
konusunda. Geçen yıl kimse sponsor olmadı. Beşiktaş'ın futbolda yaptığı hataları
bir nebze olsun susturabilmek amacı ile basketbola para ihtiyacı olunca bulunan
bir sponsorluk oldu. Hangi dalda olursa olsun günlük sponsorlukları kabul
etmiyoruz. Basketbolda Beşiktaş'ın makus tarihi bir ilki yaşadığımız bir
Euroleage’da çıktı. Güzel deplasmanlar var ama çok zor bir kura çektik."
"Kimin başkan olduğu önemli değil, bir anlayışın iktidarı aslolan"
Mesut Urgancılar Beşiktaş Başkanı olmak istediğini konusunda ne söyleyebilir?
"Bu bir hayaldir. Yıllardır kendimizce dile getirmeye çalıştığımız ilkelerin,
anlayışın, felsefenin iktidar olma hayali. Benim ya da bir başkasının bu
prensiplerle başkan olması hayali. Kimin başkan olduğu önemli değil, bir
anlayışın iktidarı aslolan. Bana ve yönetim kurulundaki diğerr arkadaşlarıma en
büyük desteği veren insan başkanımız Fikret Orman. Bizleri sizin programınızda
bu anlamda afişe eden de oydu.
Yönetim kurulu toplantıları ile ilgili, Gizli kalması gereken şeyler dışarı
sızdırılıyor. Sızdıranlar gönderilecekti. Bu doğru mudur?
"Doğru bu sıkıntıları yaşıyoruz. Programlı bilerek yapılmış söylemler olduğunu
düşünmüyorum. Kişisel zafiyetler yüzünden sızmış bilgilerin olduğunu
düşünüyorum. Bugün bir gazetede de vardı düzmece ve yalana da ihtiyaç duyuluyor.
Beşiktaş'ın ilk maçı Pazar günü ve heralde lig tarihinde içerideki ilk maçımız
derbi maçımız. Az zamanda büyük iş başardı stad çalışanlarımız. Çağdaş ölçüleri
nasıl yapabiliriz diye bir toplantı düzenledik. Bu toplantıya yönetim kurulu
üyesi arkadaşlarımız ve çalışanlarımız vardı. Çok basit akış sırasına göre
konuşuldu. Stada giriş sorunları ile ilgili konuştuk. Arkadaşlarımız çok
çalışmışlar. Çağdaş medeni sinema, tiyarto gibi gidip oturulacak bi yer gibi
yapmaya çalıştık. Bu konulardaki çalışmalarda bitti. Inönü Stadyumu'nun fiziki
koşullarının yetersizliğinden bahsetmiştik. Yeni stadla birlikte bunlar
değişecek. Ancak son 2 ayda bu stad için de gece gündüz yenileme çalışmaları var
ve hepsi yapıldı."
'Feda' projesi gibi projeler olacak mı?
"Feda ile başladık. Sayın Gökçe Kaan Demirkıran'ın projesini yapabilirsek vefa
ile devam edeceğiz. Bu üçlemeyi bal süt yumurta gibi Beşiktaş'ta bir üçleme
ortaya koyacak bir 2. projeyi gerçekleştireceğiz. Stad kapanırken veda ile bu
işi noktalayacağız.
Amatör branşlardaki son durum nedir?
"Voleybol için bir sponsor var diğerleri içinde görüşmelerimiz var."
"Beşiktaş'taki taraftar örgütlenmesi doktora tezine konu olur bence"
Kapalı tribün konusunda problem var mı?
1.Bahsi geçen bir grup yok. 2. herhangi bir tribüne dağıtmak kimin ne haddine?
Programın en başında anlatmaya çalıştım. Herkesin bir kendince Beşiktaşlılık
anlayışı var. Herkesin aidiyetten algıladığı başka birşey. Algıyla ilgili
sıkıntılar var. Herkes kendi ile yüzleşsin. Kendi kafamızda yarattığımız sevmek
zamanında yarattığımız sevdiği aşkı ile kimsenin arasına girmeye hakkı yok. Bu
hakka, aşka kimse zarar vermeyecek şekilde gelelim gidelim yaşayalım. Beşiktaş
Kapalısı ile özdeşleşmiş 30. yılını doldurmuş taraftar grupları ile kurucu olan
eski dostlarımız var. Beşiktaş'taki taraftar örgütlenmesi doktora tezine konu
olur bence. Beşiktaş'a bakışlarında zaafiyetleri son 8 yılda yönetilmesi
karşısında suskunlukları ya da olaylara karşı hassasiyetleri ile tutumları
tutarsız olmuştur. Ancak nevi şahsına münhasır bir grubla ilgili, kimseyle
ilgili bir tutum olmayacaktır haksızlık etmeyelim."