Doğru Yer (The Right Place)




Yapım Tarihi - 2004
Süre - 00:45:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe, DV

Yönetmen - Aykut Atasay, Efe Peker

Oyuncular
Aslan Yavuz Şir .... Yavuz
Aslı Çırakman .... Yavuz'un Annesi

outistanbul gay lezbiyen film festivalinin tek Türk filmi. filmin yönetmenleri Efe Peker ve Aykut Atasay. oyuncu kadrosu ise tamamen bilkent üniversitesinde ki öğrencilerden oluşuyor. 45 dakikalık doğru yer türkiyede biseksüelliği konu alan ilk filmlerden biri.biletleri şimdiden tükenen film için festival komitesi ek gösterim düzenlemeye hazırlanıyormuş.

filmin başrolünde aslan Yavuz şir adında bir üniversiteli genç oynuyor. film, 3 yaşında babasını kaybetmiş, annesiyle ilişkisi kopuk olan, yalnız yaşamış ve arayış içindeki bir gencin sonunda biseksüelliğe varan yolculuğuna ayna tutuyor.

bir arayış bir deneme, belki huzuru orada bulabilirim düşüncesi üzerine oturtulmuş olan film, epeyce ses getireceğe benziyor. filmin yönetmenlerinden Aykut atasoy filmi için şöyle diyor- 'biz bu filmi sıfır parayla yaptık. kamera bizimdi, mikrofon aldık 100 milyona o kadar. yani aslında 100 milyona da bir film yapılabiliyor, anlatmak istediğinizi anlatabiliyorsunuz; ama bunu istemek önemli'.

filmin başrolündeki aslan Yavuz şir'in kadın kıyafetleri içindeki hali gerçekten çok şirin ve tatlı. filmde erotik yada pornografik sahneler görmeyi umanlar hayal kırıklığına uğrar, çünkü yok. bu film psikolojik okumalara açık bir film. filmde bilkent üniversitesi, siyaset bölümünden bir öğretmende rol almış.

sonuç olarak; yalnızca doğalarının gerektirdiğini yerine getiren eşcinsellere 'sapık' damgası vurulan Türkiye gibi bir ülkede, bu anlamda bir şeyler yapılmış olması çok hoş ve cesurca. bir türlü eşcinselleri kabul edemeyen ve eşcinselliği hazmedemeyenlere, gözünün içine soka soka bu ülkede yüz binlerce eşcinselin yaşadığını bir şamar gibi gösteren güzel bir film. imkanınız varsa mutlaka izleyin.

Kaynak
Bilkent Forumları






"İstesek, gay filmi de yapardık" diyor...

Atasay, "Sinemayla yatıp kalkıyorum," diyor...

Doğru Yer adlı filmiyle Outistanbul Gay&Lezbiyen Filmleri Festivali'ne katılan Aykut Atasay, "Bence film yanlış anlaşıldı. Basında çıkan yazılar beni üzdü," diyor...

Aykut Atasay, Outistanbul Gay&Lezbiyen Filmleri Festivali'ndeki tek Türk filminin yönetmeni. Atasay, Doğru Yer isimli bu biseksüel filmi, yakın dostu Efe Peker ile, yok denecek kadar az bir bütçe kullanarak çekmiş. Ancak, basında çıkan eleştirilerden çok rahatsız olduğunu, festivalin ardından biraz buruklukla anlatıyor.

Biraz hayatınızı anlatır mısınız, mesela sinemaya nasıl başladığınızı?
1982 İstanbul doğumluyum. Tek çocuğum. Şişli'de büyüdüm. Üniversiteyi Bilkent'te okudum. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunuyum. Lise 2'deyken, üç gün üst üste Titanic, Good Will Hunting ve As Good As It Gets'i izlemiştim. Sanırım, sinemaya merakım böyle başladı. Bu üçü bana ayrı bir heyecan verdi, "Sen bu karanlık alandan çıkmamalısın," dedim kendime. İstanbul'daki tüm film festivallerini takip etmeye başladım. Yönetmenin, senaristin bize yansıttığı o zeka, birikim, iç dünyaları, yaratıcılıkları beni çok etkiledi. Birkaç milyon bilet parası ile o paylaşılan şey ölçülemez. Şimdi de, sinemayla yatıp kalkıyorum. Günde dört-beş film izliyorum.

Neden sinema okumadınız?
Çok istedim, ama bizim lisede sözel bölüm yoktu. Kendi hayatım olsun diye, ailemden ayrılıp Ankara'ya gittim. Bir yönetmenin toplu gösterimini izlemek için, final sınavımı kaçırdığımı bilirim ama. Hayatım sinemaydı.

Yönetmenliğe nasıl başladınız? Doğru Yer, kaçıncı filminiz?
Benim sinema merakım okulda bilinirdi. Üçüncü sınıfın yazında Efe (Peker), "Kamera aldım, haydi film çekelim," diye bir öneriyle geldi. Eylülde oturduk, senaryo üzerinde çalışmaya başladık. Efe'yle dünyalarımız farklı ama iyi anlaşıyoruz. Bu ilk filmimiz. Senaryoda, hem bizden bir şeyler var hem de tamamen hayal gücümüzle yarattığımız şeyler var. İki kişi çalışmak bir avantaj bence, birbirimizi ateşledik. Bir de, biz hiç sinema eğitimi almadık, kitaplardan, dergilerden okuduğumuz kadar. Oyuncular da amatör, arkadaşlarımız, hatta okuldan iki hocamız oynadı. En çok senaryoya yoğunlaştık. Amacımız, bir ana karakteri bütünüyle anlatmaktı. Kısa film olmadı zaten, bir başladık, 20 sayfa senaryo yazdık.

Zor olmadı mı bu kadar amatör olmak?
Zorlukları var ama şunu gördük ki, istekli olan herkes hayalindeki hikayeyi bir şekilde paylaşabilir. Bir gay'in hikayesi, bir Kürt'ün ya da bir imamın oğlunun, hiç fark etmez. Doğru Yer'in çekimleri bir buçuk hafta sürdü. Okul bize çok katkıda bulundu, kurgu aşamasını orada hallettik. Müthiş bir serüvendi. O kadar mutlu olduk ki, beğenseler de beğenmeseler de umurumuzda değildi.

Filmi festivale nasıl ulaştırdınız?
Gazetede bu festivalin haberini okudum. e-mail'le başvurduk. Kabul edildi. Bizim kahramanımız biseksüel bir erkek, kadın kıyafetleri giydiği bir sahne var. O yüzden, Outistanbul'a uygun bir film olduğunu düşündük. Festivalde dört kere gösterildi.
Bu festival sizin için bir şans oldu herhalde, hatta Türkiye'de ilk olduğu için sürpriz...
Biz, bu biseksüel karakterin bile nasıl ortaya çıktığını bilmiyoruz, o da bir sürprizdi.
Aileniz ve çevreniz, Outistanbul'da bir filminizin olması yüzünden size olumsuz tepki verdi mi? Biseksüel bir filmle adınız duyuldu.
Ailem, festivalin temasına hiç takılmadı, başarımla ilgilendiler. Tabii, benim cinsel yönelimim, bu film yüzünden merak konusu olmuş olabilir. Ama daha sonra, yaptığım işin başarısı bu söylenenleri gölgede bıraktı.

Bundan sonraki hedefiniz ne?
Sürekli olarak üretmek istiyorum. Adımın duyulması hiç önemli değil, projem önemli benim için. İsimsiz ya da takma isimle de film yapabilirim. Sadece kısa metrajlı film değil, klip de çekmek istiyorum. Müzik beni çok kışkırtıyor. Film eleştirmenliği ve akademisyenlik de yapmak istiyorum. Ben Ateist'im ve benim için zamanımı boşa geçirmemek çok önemli.

Film hakkında öne çıkan tartışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bence film yanlış anlaşıldı. Bu film, temasız bir festivalde olsa, cesur bulunabilirdi ama gay-lezbiyen temalı bir festivalde, seyircilerin bir kısmı tatmin olmadı. Çünkü, buraya gelen seyirci bir gay karakterin acılarını, aşkını, ailesiyle ve toplumla mücadelesini izlemek istiyor. Ama biz bunları anlatmadık. Anlatmak istesek anlatırdık, ne olacak! "Olayı yumuşatmak için gay değil de, biseksüel filmi çekmişler," dendi. Filmi seyretmemiş, sadece röportajlarımı Okumuş insanlar bunu söyledi. Hiç alakası yok. Hikâyemiz böyle. Basında çıkan yazılar ve festival sırasında gelip insanların bana söylediği şeyler beni üzdü açıkçası.



Kaynak
Esra Güngör, Radikal
09/10/2004




Yerli yapım gay filmi. Aykut Atasay ve Efe Peker'in sıra dışı filmi biseksüel bir genci konu alıyor.

OutIstanbul Gay-Lezbiyen-Biseksüel Film Festivali'nin tek Türk filmi "Doğru Yer"in biletleri şimdiden tükendi. Genç yönetmen Atasay yurtdışında da gösterilecek filmini anlattı.


Türkiye'nin ilk biseksüel filmi kapalı gişe oynuyor.

Outİstanbul Gay / Lezbiyen / Biseksüel Film Festivali'nde Türkiye'yi 22 yaşındaki iki amatör yönetmenin çektiği kısa metrajlı 'Doğru Yer' isimli film temsil edecek.

Outİstanbul 11 ülkeden 8 film, 2 belgesel ve 11 kısa film olmak üzere toplam 21 filmin katıldığı bir gay/biseksüel/lezbiyen film festivali. 1 Ekim günü başlayacak festivalde Türkiye'yi 'Doğru Yer' adlı 22 yaşındaki iki amatör yönetmenin çektiği film temsil ediyor. 45 dakikalık 'Doğru Yer' Türkiye'de biseksüelliği konu alan ilk filmlerden biri. Biletleri şimdiden tükenen film için festival komitesi ek gösterim düzenlemeye hazırlanıyor. Filmin yönetmenleri Efe Peker ve Aykut Atasay. Oyuncuları ise Bilkent Üniversitesi öğrencileri. Yönetmenlerden Aykut Atasay'la Doğru Yer'i konuştuk.

"Doğru Yer" serüveni nasıl başladı?
Efe benim sinemayla ilgilendiğimi biliyordu, kamera aldığını, aklında bir proje olduğunu söyledi ve "Bunu benimle birlikte yazıp, çekmek ister misin?" diye sordu. Ben de "Tamam" dedim. 2003 eylülünün sonu gibi senaryoyu yazmaya başladık. Ana karakter için zaten en başından beri Aslan Yavuz Şir'i düşünüyorduk. Hatta onu düşünerek senaryoyu yazdık.

Neden Yavuz? Karaktere uyan depresif bir yönü mü var?
Normalde filmdeki kadar depresif ya da karamsar bir insan değil. Ama öyle bir karizması var ki, kamera önünde durduğu zaman karakteri çok iyi anlatabileceğini düşündük. Rolü ona önerdiğimizde kendisi de "Tamam, her şeyi yaparım" dedi. Çekimler bir ay sürdü. Her şeyi Efe'yle birlikte yaptık.

Bir biseksüel filmi yapalım diye mi yola çıktınız?
Açıkçası ilk filmimiz olduğu için farklı, Türkiye'de pek değinilmeyen bir konu olsun dedik. İlgi çekmesini istiyorduk. O yüzden senaryoyu yazarken okumalar yaptık, bol bol Freud okuduk örneğin. Senaryo o konudan o konuya atladı. En başta Yavuz biseksüel olacak, kadın kıyafeti giyecek diye bir düşüncemiz yoktu ama sonra gittiği nokta o oldu. Üç yaşında babasını kaybetmiş, annesiyle ilişkisi kopuk olan, yalnız yaşamış, arayış içindeki bir çocuğun varabileceği sonuçlardan biri biseksüellik.

Yani babasını küçük yaşta kaybetmiş erkeklerin biseksüel olması doğal bir sonuç mu?
Normal koşullarda, anne babasıyla sağlıklı bir iletişime sahip olan çocuğun toplumun dayattığı kurallar gereğince heteroseksüel olması lazım. Ama bizim ana karakterimiz başıboş bırakılmış bir çocuk; bir arayış, bir deneme, belki huzuru orada bulacağını zannediyor.

Sizden başka başvuran Türk yapımı var mıydı?
Sanırım bir iki film daha başvurmuş ama kabul edilmemiş. Zaten Türkiye'de gay, lezbiyen, biseksüellik üzerine gösterilecek beş on tane film zor bulunur herhalde.

Niye yapılmıyor peki?
Aslında eşcinsellik üzerine kitaplar yazılıyor. Bu metinleri görselleştirmek isteyenler mutlaka vardır ama ya çekiniyorlar, ya da fırsatları olmuyor sanırım. Biz mesela bu filmi sıfır parayla yaptık. Kamera bizimdi, mikrofon aldık yüz milyona o kadar. Yani aslında yüz milyona da bir film yapılabiliyor, anlatmak istediğinizi anlatabiliyorsunuz. Ama bunu istemek önemli belki de.

Siz çekinmediniz mi peki?
Yo, bizim alnımız açık. Sonuçta bizim odaklandığımız Yavuz'un biseksüelliği ya da kadın kıyafeti giyiyor olması değil. Bizim çıktığımız yol babasızlık, sevgisizlik, iletişimsizlik. Tüm bunların sonuçlarından biri Yavuz'un cinsel tercihi.

Filmde çok erotik ya da açık sahne yok. Buna özellikle mi dikkat ettiniz?
Filmin erotik olmasını, ya da pornografik sahneler içermesini istemedik. Erotizm görmek için bu filmi izlemeye gelenler hayal kırıklığına uğrar. Çünkü öyle bir film değil, psikolojik, okumalara açık bir film. Bizim amacımız sevişen iki erkek ya da kız, veya Yavuz'u çırılçıplak göstermek değildi. Gösterdiğimiz kadarının yeterli olduğunu düşünüyoruz.

Filmdeki tüm oyuncular amatör mü?
Herkes amatör ve hepsi arkadaşımız. Hepsi değişik bölümlerde okuyan Bilkent son sınıf öğrencileri. Bir de siyaset bilimi bölümünden bir hocamız oynadı. Onun için çok amatör bir ekip, biz yönetmenler de amatörüz zaten. Sinema okumadan yaptık böyle bir filmi, böyle bir festivalde gösterilmesi de bizim için büyük sürpriz oldu.

Yanılmıyorsam 2005'te de NewYork'taki festivalde gösterilmesi planlanıyor?
Dünya film festivallerinde gösterileceğini biz de duyduk. Çünkü Ortadoğu'daki gay, lezbiyen ve biseksüel temalı filmlere talep varmış.

Yeni projeler için çalışmaya başladınız mı?
Biz ikinci filmimizi de yaptık. Adı da "Bilkent Efsaneleri". Bilkent'le ilgili dedikodular vardır; "otoparka kuş markalı arabalar, kantinlere burslular ve köpekler giremez" diye. Bu dedikodular gerçek olsaydı Bilkent nasıl olurduyu skeç halinde gösteren, röportajların yer aldığı kurmaca belgesel tarzında bir film oldu. Okul arada bir yeni gelen öğrencilere gösterecek bu belgeseli.



Kaynak
Sabah, Eylem Bilgiç









Yerli yapım gay filmi

Aykut Atasay ve Efe Peker'in sıradışı filmi biseksüel bir genci konu alıyor.

OutIstanbul Gay-Lezbiyen-Biseksüel Film Festivali'nin tek Türk filmi "Doğru Yer"in biletleri şimdiden tükendi. Genç yönetmen Atasay yurtdışında da gösterilecek filmini anlattı.

***

Türkiye'nin ilk biseksüel filmi kapalı gişe oynuyor

Outİstanbul Gay / Lezbiyen / Biseksüel Film Festivali'nde Türkiye'yi 22 yaşındaki iki amatör yönetmenin çektiği kısa metrajlı 'Doğru Yer' isimli film temsil edecek.

Outİstanbul 11 ülkeden 8 film, 2 belgesel ve 11 kısa film olmak üzere toplam 21 filmin katıldığı bir gay/biseksüel/lezbiyen film festivali. 1 Ekim günü başlayacak festivalde Türkiye'yi 'Doğru Yer' adlı 22 yaşındaki iki amatör yönetmenin çektiği film temsil ediyor. 45 dakikalık 'Doğru Yer' Türkiye'de biseksüelliği konu alan ilk filmlerden biri. Biletleri şimdiden tükenen film için festival komitesi ek gösterim düzenlemeye hazırlanıyor. Filmin yönetmenleri Efe Peker ve Aykut Atasay. Oyuncuları ise Bilkent Üniversitesi öğrencileri. Yönetmenlerden Aykut Atasay'la Doğru Yer'i konuştuk.

*"Doğru Yer" serüveni nasıl başladı? Efe benim sinemayla ilgilendiğimi biliyordu, kamera aldığını, aklında bir proje olduğunu söyledi ve "Bunu benimle birlikte yazıp, çekmek ister misin?" diye sordu. Ben de "Tamam" dedim. 2003 eylülünün sonu gibi senaryoyu yazmaya başladık. Ana karakter için zaten en başından beri Aslan Yavuz Şir'i düşünüyorduk. Hatta onu düşünerek senaryoyu yazdık.

*Neden Yavuz? Karaktere uyan depresif bir yönü mü var? Normalde filmdeki kadar depresif ya da karamsar bir insan değil. Ama öyle bir karizması var ki, kamera önünde durduğu zaman karakteri çok iyi anlatabileceğini düşündük. Rolü ona önerdiğimizde kendisi de "Tamam, her şeyi yaparım" dedi. Çekimler bir ay sürdü. Her şeyi Efe'yle birlikte yaptık.

* Bir biseksüel filmi yapalım diye mi yola çıktınız? Açıkçası ilk filmimiz olduğu için farklı, Türkiye'de pek değinilmeyen bir konu olsun dedik. İlgi çekmesini istiyorduk. O yüzden senaryoyu yazarken okumalar yaptık, bol bol Freud okuduk örneğin. Senaryo o konudan o konuya atladı. En başta Yavuz biseksüel olacak, kadın kıyafeti giyecek diye bir düşüncemiz yoktu ama sonra gittiği nokta o oldu. Üç yaşında babasını kaybetmiş, annesiyle ilişkisi kopuk olan, yalnız yaşamış, arayış içindeki bir çocuğun varabileceği sonuçlardan biri biseksüellik.

*Yani babasını küçük yaşta kaybetmiş erkeklerin biseksüel olması doğal bir sonuç mu? Normal koşullarda, anne babasıyla sağlıklı bir iletişime sahip olan çocuğun toplumun dayattığı kurallar gereğince heteroseksüel olması lazım. Ama bizim ana karakterimiz başıboş bırakılmış bir çocuk; bir arayış, bir deneme, belki huzuru orada bulacağını zannediyor.

* Sizden başka başvuran Türk yapımı var mıydı? Sanırım bir iki film daha başvurmuş ama kabul edilmemiş. Zaten Türkiye'de gay, lezbiyen, biseksüellik üzerine gösterilecek beş on tane film zor bulunur herhalde.

* Niye yapılmıyor peki? Aslında eşcinsellik üzerine kitaplar yazılıyor. Bu metinleri görselleştirmek isteyenler mutlaka vardır ama ya çekiniyorlar, ya da fırsatları olmuyor sanırım. Biz mesela bu filmi sıfır parayla yaptık. Kamera bizimdi, mikrofon aldık yüz milyona o kadar. Yani aslında yüz milyona da bir film yapılabiliyor, anlatmak istediğinizi anlatabiliyorsunuz. Ama bunu istemek önemli belki de.

*Siz çekinmediniz mi peki? Yo, bizim alnımız açık. Sonuçta bizim odaklandığımız Yavuz'un biseksüelliği ya da kadın kıyafeti giyiyor olması değil. Bizim çıktığımız yol babasızlık, sevgisizlik, iletişimsizlik. Tüm bunların sonuçlarından biri Yavuz'un cinsel tercihi.

*Filmde çok erotik ya da açık sahne yok. Buna özellikle mi dikkat ettiniz? Filmin erotik olmasını, ya da pornografik sahneler içermesini istemedik. Erotizm görmek için bu filmi izlemeye gelenler hayal kırıklığına uğrar. Çünkü öyle bir film değil, psikolojik, okumalara açık bir film. Bizim amacımız sevişen iki erkek ya da kız, veya Yavuz'u çırılçıplak göstermek değildi. Gösterdiğimiz kadarının yeterli olduğunu düşünüyoruz.

* Filmdeki tüm oyuncular amatör mü? Herkes amatör ve hepsi arkadaşımız. Hepsi değişik bölümlerde okuyan Bilkent son sınıf öğrencileri. Bir de siyaset bilimi bölümünden bir hocamız oynadı. Onun için çok amatör bir ekip, biz yönetmenler de amatörüz zaten. Sinema okumadan yaptık böyle bir filmi, böyle bir festivalde gösterilmesi de bizim için büyük sürpriz oldu.

*Yanılmıyorsam 2005'te de NewYork'taki festivalde gösterilmesi planlanıyor? Dünya film festivallerinde gösterileceğini biz de duyduk. Çünkü Ortadoğu'daki gay, lezbiyen ve biseksüel temalı filmlere talep varmış.

*Yeni projeler için çalışmaya başladınız mı? Biz ikinci filmimizi de yaptık. Adı da "Bilkent Efsaneleri". Bilkent'le ilgili dedikodular vardır; "otoparka kuş markalı arabalar, kantinlere burslular ve köpekler giremez" diye. Bu dedikodular gerçek olsaydı Bilkent nasıl olurduyu skeç halinde gösteren, röportajların yer aldığı kurmaca belgesel tarzında bir film oldu. Okul arada bir yeni gelen öğrencilere gösterecek bu belgeseli.

Eylem Bilgiç
sabah.com.tr