Beyaz Motosiklet: Devrimin Beyaz Küheylanı




Yapım Tarihi - 2022
Süre - 01:35:24
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Aslı Esma Karaca
Yapımcı - Cihan Karaca, Aslı Esma Karaca
Uygulayıcı Yapımcı - Sibel Tekin

Tayfur Cinemre’nin motosikletiyle ODTÜ’den başlayıp Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamlarına tanıklığa giden yolculuğunu anlatılıyor.

The documentary chronicles Tayfur Cinemre's journey, beginning at METU on his motorcycle. Cinemre's story starts in 1968, where he was a university student involved in student movements alongside student leaders of the period.







ODTÜ'den yola çıkan beyaz motosiklet: 'Devrimin Beyaz Küheylanı'

'Motosiklet, ‘devrim' tutkusuyla ODTÜ’den yola çıkıyor ve Sanasaryan Han’daki işkencelerden; Kartal/ Maltepe Askeri Cezaevi’nde, Mamak’taki tutsaklıklardan sonra Karşıyaka’da duruyor.'

"Beyaz Motosiklet, Devrimin Beyaz Küheylanı" belgesel filminin ilk gösterimi Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’in idam edildiği 6 Mayıs’ın 50. yıldönümünde Ankara’da yapıldı.

1968’de üniversiteye başlayan ve öğrenci hareketlerine katılan, dönemin öğrenci liderlerinin yanında mücadele eden Tayfur Cinemre’nin motosikleti ile ODTÜ’den başlayıp, işkencehaneye, hapishaneye, arkadaşlarının katledilmesine tanıklığına giden yolculuğunu anlatan filmi, yönetmeni Aslı Esma Karaca ile konuştuk.

Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’in Şarkışla/Gemerek’te yakalandıkları beyaz motosikletin peşine düşmesinin 20 yıllık bir geçmişi olduğunu anlatan Karaca, "Motosiklet, ‘devrim’ tutkusuyla ODTÜ’den yola çıkıyor ve Sanasaryan Han’daki işkencelerden; Kartal/ Maltepe Askeri Cezaevi’nde, Mamak’taki tutsaklıklardan sonra Karşıyaka’da duruyor. Motosikletle taşınanlar ise Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Cihan Alptekin. Bu izlek üzerine oturttuğumda hikayeyi aktarabilmek mümkün hale geldi” diyor.

Karaca ile filmin uygulayıcı yapımcısı Sibel Tekin’i buluşturansa 10 Ekim Ankara Gar Katliamı oluyor. Karaca bunu “tuhaf bir ironi” diye niteliyor.

ODTÜ’den yola çıkan bir beyaz motosikleti takip ederek bize Denizler’in tam bağımsız ve sosyalist bir Türkiye için çıktıkları yolu anlatıyorsunuz? İlk gösterimi Denizler’in idamının 50. yılında Ankara’da yapılan bu filmi çekmeye nasıl karar verdiniz?
İlk gençlik yıllarımdan bu yana okuyup etkilendiğim 68 kuşağının insanlarına ve mücadelelerine karşı hissettiğim ve net olarak açıklayamadığım bir şeyler var. Belki 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledilenlerle aynı gün doğmuş olmamla fizik ötesi bir bağlantısı vardır, bilmiyorum. Onları bir şekilde anlatma isteği benim tutkumdu. Yaklaşık 20 yıllık bir geçmişi var motosikletin peşine düşmemin.

Okuduğum kitapların birinde Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’in Şarkışla/Gemerek’te yakalandıkları beyaz motosikletin “Tayfur Cinemre”ye ait olduğunu öğrendiğimde aynı soyadını taşıyan doktor arkadaşım Okan’ı aramamla başladı motosikletin hikayesi. Tayfur Cinemre’nin Okan’ın amcası olduğunu ve İstanbul’da yaşadığını öğrendiğimde onunla tanışıp hikayeyi dinlemeyi kafama koymuştum. Sanıyorum 2000’li yılların başıydı. Okan’ın dayısı da 1983’te idam edilen teğmen Ömer Yazgan’dır. 12 Eylül yönetiminin el koyduğu son mektubu ailesine verilmemiş olan Ömer Yazgan… İdamından 25 yıl sonra ortaya çıkarılan o mektubun son cümleleri şöyledir: “… Az sonra son görevimi yapmak üzere darağacına çıkacağım. Sloganlarımı haykıracağım, dizlerim titremeyecek. Yirmi yedi yaşına bastığım bu gecenin sabahını kimse unutmayacak. Ellerinizden öperim. Tek Yol devrim. Kahrolsun Faşizm.” O da anlatılası ayrı bir hikayedir.

10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda 102 barış elçisinden biri kuzenim Ata Önder Atabay’dı. Aradan geçen onca yıla rağmen daha hakça bir dünya diyen, barış diyen, eşitlik diyen insanların kaderi değişmiyordu. Bunun bende yarattığı travma, 68 kuşağını anlatma tutkusuyla birleşti.

Bir video eylem aktivisti olarak sokak eylemlerini kayda geçirmekle gelecek kuşaklara tarih kaydı bırakan Sibel Tekin ile 10 Ekim’den dolayı tanıştım. Bu tanışıklık, yıllardır anlatma hayalini kurduğum motosikletin hikayesini görünür hale getirdi. Ben ne yapmak istediğimi, neyi anlatmak istediğimi uzun yıllardır biliyordum. Bunu teknik olarak nasıl yapacağımı bilen de Sibel’di. İkimizi bir araya getirenin, 10 Ekim katliamı olması da tuhaf bir ironidir.

Tayfur Cinemre’nin anlatımıyla dönemi yansıtıyorsunuz. ODTÜ’den Sansaryan Han’a, Ulucanlar Hapishanesi’ne bir dizi farklı mekanda yapılan çekimler sanırım henüz sürerken Cinemre ani bir rahatsızlıkla yaşamını yitirdi. Film Cinemre’nin ölümü sonrasında tamamlanabildi. Planladığınız bazı çekimleri ise yapamadınız sanırım. Bunlar nelerdi?
Bu süreçte öğrendiğimiz ve hep dillendirdiğimiz bir şey var: 68 kolektif bir hareketti. Bu kolektivizm aslında tüm hikayeleri birbirinin içine geçiriyor ve içlerinden birini seçip münhasıran anlatmak mümkün olmuyor, belki de olmamalı zaten. Beyaz motosiklet de kuşağın tüm önemli olaylarının ortasından geçiyordu ve nereden tutup nasıl anlatacağımı bir türlü kestiremiyordum. İkinci üniversite olarak DTCF tiyatro bölümünü bitirdim. Hikayenin malzemesinin sinematografik olduğunun farkındaydım. Bu sebeple yıllar boyunca, Dil Tarihteki sinemaya meyilli arkadaşlarıma, hocalarıma kafamdaki motosiklet hikayesinden bahsedip durdum. Sevgili Birol Tezcan, Cemil Cahit Selimoğlu, Halil Özer, tez danışmanım Tülin Sağlam...

Arkadaşım Halil Özer ile uzun süren tartışmalarımız, hikayenin sarmallı yapısının içinden çıkmamı sağlayacak bir yol hikayesi ortaya çıkardı: Motosiklet, “devrim” tutkusuyla ODTÜ’den yola çıkıyor ve Sanasaryan Han’daki işkencelerden; Kartal/ Maltepe Askeri Cezaevi’nde, Mamak’taki tutsaklıklardan sonra Karşıyaka’da duruyor. Motosikletle taşınanlar ise Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Cihan Alptekin. Bu izlek üzerine oturttuğumda hikayeyi aktarabilmek mümkün hale geldi.

Sanasaryan Han'daki çekimlerden...
Çekimleri kısa bir sürede tamamladık aslında ancak kaba kurgu çalışmasından sonra eksikliğini hissederek planladığımız Antalya/ Elmalı yolunda motosikletli çekimler, Cihan Alptekin’in köyü Oce’deki çekimler, Kızıldere çekimlerini ve hatta Şarkışla/Gemerek hattı yol çekimlerini de düşünmüştük, bunları yapamadık. Çünkü sevgili Tayfur Cinemre’yi çok ani bir biçimde kaybettik. O da çok heyecanlanmıştı, çekimler için tarih belirliyorduk. Yazışmalarımız halen duruyor…

‘Bizim küheylanı anlatmaya gelmişler…’
'Devrimin Beyaz Küheylanı' adı nereden geliyor? Adana’ya örgütlenmek için giderken Hüseyin İnan’ın Toroslar’da Tayfur Cinemre’ye mırıldandığı türküden mi?
Tayfur Cinemre beyaz motosikletine “küheylan” diyordu: “Bizim küheylan”ı anlatmaya gelmişler” demişti bir arkadaşına bizi tanıştırırken. Aslında ilk çalışmalardan itibaren kullandığımız isim “Motosiklet Hikayesi/ Beyaz Motosiklet” idi. Hele bir bitsin, görelim ismine karar veririz diyorduk. Tayfur Cinemre’yi kaybedince filmin adında ondan bir iz olsun istedim.

Tayfur Cinemre’nin bize aktardığı Hüseyin İnan’ın Toros’lardaki motosiklet yolunda mırıldandığı “Beyaz Atlı” türküsü filmin motivasyonlarından biri oldu benim için. Çünkü beyaz atlı türküsünün sözleri, beyaz motosikletin metaforları ile birebir örtüşüyordu.

Beyaz atlı şimdi geçti buradan
Süvarisi can evinden vurulmuş
Çıksın dağlar taşlar gayri aradan
Beyaz atın süvarisi yorulmuş…

Beyaz atın süvarisi Tayfur Cinemre idi. Onu can evinden vuran “devrim”di. Beyaz motosikletle Nurhaklar’a götürdüğü Sinan Cemgil idi ve Tayfur Cinemre bunca kayıptan sonra yorulmuştu…

Dağlar taşlar bu hasretten eridi
Yollarını kara duman bürüdü
Hak yoluna beyaz atlı yürüdü
Beyaz atlı şimdi geçti buradan…

Dağlar ve taşlar “devrim” hasretinden erimişti. Yolları bürüyen kara duman 12 Mart idi. Beyaz atlı hak yoluna, halk yoluna yürüyordu…

İstanbul’da Tayfur Cinemre’nin ölüm yıldönümünde ODTÜ Mezunlarınca düzenlenen anmada filminiz gösterildi. Buradaki söyleşide Sibel’in (Tekin) dikkat çektiği bir şey vardı. Verilen mücadelenin kolektif niteliğiydi bu. Bunu biraz açar mısınız?
68 mücadelesi kolektif bir mücadeleydi, topyekün bir hareketti. Aralarından biri ya da diğerinin üstünlüğü, liderliği söz konusu değildi. Mücadele içinde gerek bilgi birikimiyle, gerek liderlik vasıflarıyla gerekse fiziksel yapısı ve ataklığıyla öne çıkanlar vardı ancak bu, hiçbir zaman yöneten/yönetilen ilişkisi olmamıştı. Hepsi sıra neferiydi. Bize bunu anlatan, gösteren Tayfur Cinemre oldu. Peşine düştüğüm onun hikayesiydi ama o bana 68’i tekil biçimde anlatamayacağımı öğretti. Çekimlere yoldaşlarını ve onların hikayelerini de dahil etti.

Filmin yapım sürecinde Tayfur Cinemre’nin yoldaşlarıyla tanışmak iki de kitap ortaya çıkardı: Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından 2020’de yayımlanan “Hasan”, idamları engellemek için Jandarma Genel Komutanı Kemalettin Eken’i rehin alma girişiminin faillerinden Hasan Ataol’u anlatıyor. 6 Mayıs 2022’de Yeni İnsan Yayınevi tarafından yayımlanan “Mete” ise, dört Amerikalının kaçırılması eyleminde yer alan ve o gece yakalanan Mete Ertekin’i anlatıyor. Bunlar 68’in topyekün karakteristiğinden ortaya çıktı.


Sibel’in de İstanbul’da vurguladığı gibi filmin üretim süreci, dönemin ruhuna uygun olarak kolektif bir emekle gerçekleşti. Cahit Berkay filmin ruhunu yansıtan müzikleri yaptı. Sena Şat çizimleriyle filmi tekdüzelikten çıkarıp görünür hale getirdi. Gürcan Öztürk kamerasını yüreğini katarak kullandı. Altuğ Akarpa 68 model beyaz Jawa motosikleti Antalya’dan Ankara’ya getirerek filme başlamamızı sağladı, Tayfur Cinemre ile planladığımız ancak gerçekleştiremediğimiz Antalya dağ yolu çekimlerini yaptı. Ankara’daki ilk çekimlerde Namık Uğur kameramanlığımızı yaptı; Erol Üçem set fotoğraflarını aldı. Gökçen Taner afiş tasarımını gerçekleştirdi. Post Prodüksiyon ve renk düzeltmeyi Yusuf Şen yaptı. Altyazıları Özge Kayakutlu çevirdi. Beni tüm ekiple buluşturan sevgili Sibel Tekin oldu.


Tayfur Cinemre ve Cihan Alptekin. 31 Mayıs 1971'de Tekirdağ'da yakalanmalarının ardından...
Filmin finansmanını da Dr. Cihan Karaca yaptı ki o da ismini aldığı Cihan Alptekin’e kendini borcunu ödemiş oldu. Burada Cihan’ın bir hastasının yıllar önce ona yazıp gönderdiği bir anlatıyı paylaşmak isterim:

Adı Cihan’dı. Toplumun en saygın bir mesleğini yapıyordu. “Cihan” adı çoğunlukla Karadeniz bölgesinde verilir. Birden sordum: “Karadenizli misiniz?” “Değilim” dedi. “Ama, adım bir Karadenizli’den geliyor.” “O Karadenizli kim?” “Cihan Alptekin”. İkimiz de sustuk…

Benzerlerinden farklı olarak marşlara ya da sloganlara yer verilmemesine karşın filmin etkisinden bir şey kaybetmemesi dikkat çekiyor. Bu özel bir tercih miydi?
Bu kesinlikle bilinçli bir tercih. Yaptığımız işin kahramanlık hikayesi haline gelmesi 68’in değerleriyle örtüşmezdi. Hikayenin abartıdan, duygu sömürüsünden, hamasiyetten, efsanelikten uzak bir insanlık hikayesi olarak anlatılması gerekiyordu. Çünkü bu gerçek insanların, gerçek hikayeleriydi. Ama çalışırken Gündoğdu marşını, Dev-Genç marşını defalarca dinledik tabii, bilhassa çok yorulduğumda, filme dair umutsuzluğa kapıldığımda dönüp dönüp dinlemişliğim vardır.

Sanırım filmin festivallerde gösterilmesi için başvurularınız var. İzlemek isteyenler için yakın tarihli bir gösterim var mı gündeminizde?
Ben, tüm derdi 68’i anlatmak olan; belki de bu amaçla ikinci üniversiteyi DTCF Tiyatro bölümünde okuyan bir eczacıyım. Hikayeyi anlattım ve mümkün olduğunca çok insana, bilhassa gençlere ulaşmasını murat ediyorum. Bunun yolunu, yordamını bilen Sibel bir profesyonel olarak gösterim ve festival sürecimizi de yönetiyor.

haber.sol.org.tr
05 Haziran 2022






Devrimin Beyaz Küheylanı, Beyaz Motosiklet’in Yolculuğu

Türkiye Devrimci Hareketin önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilişinin 50’nci yıldönümünde bir 68 Hikayesi olan “Beyaz Motosiklet, Devrimin Beyaz Küheylanı” belgesel film gösterimi Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezinde gerçekleşti.

Çankaya Belediyesinin Mülkiyeliler Birliği ve ODTÜ Mezunları Derneği ile ortaklaşa gerçekleştirdiği etkinlikte, 1968’de üniversiteye başlayan ve öğrenci hareketlerine katılan, dönemin öğrenci liderlerinin yanında mücadele eden Tayfur Cinemre’nin motosikleti ile ODTÜ’den başlayıp işkencehaneye, hapishaneye, arkadaşlarının katledilmesine tanıklığına giden yolculuğu anlatılıyor.

Aslı Esma Karaca’nın yönetmenliğini üstlendiği ve Cihan Karaca ile yapımcılığını paylaştığı belgeselde Üç Fidan özelinde devrimci harekete yön vermiş gençlerin hayat yolculuğu aktarılıyor.

Belgesel gösteriminin yanı sıra gösterim öncesi Mimar ve Çizer Sena Şat’ın illüstrasyonlarından oluşan resim sergisi de açıldı. Daha yaşanılası bir yeryüzü uğruna mücadele ederken yaşamdan zamansız koparılan devrimciler için saatlerin durdurulduğu “Sorularına Yanıt Bulan Saatler” projesi ve filmde adı geçen 26 devrimci için durdurulmuş saatlerinin yer aldığı sergi katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü.

Devrimci Harekete yön vermiş gençlere adanan sergi, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezinde 11 Mayıs’a kadar gezilebilecek.

7 Mayıs 2022







Beyaz Motosiklet, Devrimin Beyaz Küheylanı

Tayfur Cinemre’nin motosikletiyle ODTÜ’den başlayıp Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamlarına tanıklığa giden yolculuğunu anlatan “Beyaz Motosiklet, Devrimin Beyaz Küheylanı” belgeselinin yapımcıları Sibel Tekin ve Aslı Esma Karaca “Biz bir tarihi anlattık” dedi. 68 gençlik hareketi önderleri Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) kurucuları Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarının 50’inci yıldönümünde “Beyaz Motosiklet, Devrimin Beyaz Küheylanı” ilk gösterimiyle Ankara’da izleyiciyle buluşacak. Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yarın gala gösterimi yapılacak olan belgesel filmi, 1968’de üniversiteye başlayan ve öğrenci hareketlerine katılan, dönemin öğrenci liderlerinin yanında mücadele eden Tayfur Cinemre’nin motosikletiyle Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) başlayıp, cezaevine, arkadaşlarının katledilmesine tanıklığa giden yolculuğunu anlatıyor. Belgesel gösteriminin yanı sıra belgeselde yer alan, Sena Şat’ın illüstrasyonlarından oluşan resim sergisi ve “Sorularına Yanıt Bulan Saatler” projesi olan, filmde ismi geçen ve katledilen 26 devrimci için durdurulmuş saatlerin yer aldığı sergi de gezilebilecek. Sergiler 11 Mayıs’a kadar açık olacak. Belgeselin yapımcılarından Aslı Esma Karaca ve Sibel Tekin, belgesel yapım sürecini ve konusuna dair konuştu. Tekin ile Karaca, 10 Ekim Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Ata Önder Atabay için yapılan beste üzerine yaptıkları kliple ilk ortak işlerini yaptıktan sonra Karaca’nın aklında olan belgesel fikrini paylaşmasıyla birlikte farklı şehirlerde çekimler, röportajlar yaparak belgeseli hazırlamaya başladılar. Belgesel ismini ise Tayfur Cinemre’nin söz konusu motosiklete “Bizim küheylanımız” demesinden alıyor.

‘6 YILLIK ÇALIŞMA’
Belgesel filminin yaklaşık 20 yıllık olduğunu ancak 6 yıldır üzerinde çalıştıklarını ifade eden Karaca, “İlk gençlik yıllarımda hep bu hikayeleri duyarak büyüdüm. 80lerin terörize ortamında ve 80 darbesi sonrasında bir dedem ‘gençlere yazık oldu’ derken diğer dedem ‘iyi oldu anarşistlere’ derdi. Yetişirken etkilendim. İlk gençlik çağındaki isyan, özgürlük isteği dönemi olur. Bendeki karşılığı bu gençlerin hikayelerini takip etmek oldu. Nasıl olmuş, nasıl inanmışlık, bunlar nedir diye başladı. Sanat tarihini incelediğimizde, yaklaşımım; sanatın değiştiren, dönüştüren olmasından yana. Bu anlamda yaptıklarım toplumu dönüştüren değiştiren bağlamda işe yaramasını istediğim işlerdi” dedi.

HÜSEYİN İNAN’IN MIRILDANDIĞI TÜRKÜ
Cinemre’nin anlattığı hikayeyi hatırlata Karaca, “Hüseyin İnanla birlikte, örgütlenme için Adana’ya giderken, Toroslarda İnan’ın ona ‘beyaz atlı’ adında bir türkü mırıldandığını anlattı. Şarkıyı arayıp bulduğumda Cem Karaca – Moğollar tarafından konser kaydına ulaştım. Hem şarkının sözleri, hem müzik anlatmak istediğimiz hikayeye uygundu. Tayfur amcaya da dinlettim o da çok etkilendi. Onun zamanında klasik türkü formunda söyleniyormuş. Belgeselin müzikleri için başından beri aklımda Cahit Berkay/Moğollar vardı, bunun üzerine tamamen emin oldum” diye aktardı. Hikayesinde, sinemacı arkadaşlarından fikren destek aldığını belirten Karaca, Halil Özer’in “Bu motosiklet yol hikayesi. Yolu takip et, onları nereye götürmüş? İşkenceye, cezaevine, mezarlığa götürmüş; böyle rota belirleyebilirsin” demesiyle önünü çok açtığını ifade etti. Hikayeyi net biçimde anlatmak istediklerini dile getiren Karaca, “Bu hikayenin içinden çok fazla kurgu çıkar fakat biz tanıklarıyla birlikte anlatmanın yolunu kullanarak, benzetmeci değil göstermeci anlatım yolunu seçtik” diye belirtti.

‘47’LİLERİ 68’LİLER YAPAN NEYDİ?’
Klasik 68 dönemini anlatan filmlerin dışına çıkmak istediklerini vurgulayan Karaca, “Bir yerlerde saklanmış gizlenmiş bir görüntü var mı? Bir fotoğraf var mı? Birinin kişisel arşivinden bir şey çıkar mı? Bunun peşinden çok koştuk. Çok zaman kaybettik. Sonunda Firuzan beni ikna etti. ‘elindekilerle ne yapıyorsan yap yoksa olmayacak.’ Sonunda da elimizdekilerle bir şey yaptık. Firuzan’ın 47’lileri anlatma biçimi ve motivasyonu, o kitabın, o dehşet kitabın hikayesi, zaten filmin sonu da onla bitiyor. 47’lileri 68’liler yapan neydi sorusuyla. Yani film sonunda bunu anlatıyor. 47 kuşağını 68 kuşağı yapan neydi? Film, aslında bu sorunun cevabı” diye konuştu.

CİNEMRE’YLE MEZARLIKTA TANIŞMIŞ

Tayfur Cinemre’yle Karşıyaka Mezarlığı’nda tanıştıklarını anlatan Karaca, “Kendisini ve motosikletini anlatmak istediğimi söyledim, bir söyleşi gerçekleştirdik, ses kaydı aldım. İki sene sonra bir daha gittim yine ses kaydı aldım. O zaman Tayfur amca dedi ki ‘habire gelirler böyle ses kaydı alırlar görüntü alırlar hiç bir şey olmaz’ Ben bundan çok etkilendim. Kendi kendime, ‘Ben onlardan biri değilim ben yapacağım bunu’ dedim. Keşke O’na da deseydim. Ama muhtemelen o hissetti yapacağımı. Hatırla Sevgili dizisinin dizi danışmanlarından birisiymiş. Hep birileri gelirmiş anlattırmış, dinlermişler ve bitmiş. Bu sefer kalmayacağını O’na söyleyebilmiş olmayı isterdim ama söylemedim. 2017’nin 6 Mayıs’ında onlarla anmaya gidip filmi çekmeye başladık” diye belirtti.

‘TARİHİ ANLATIYORUZ’
Belgesele konu olacak ve anlatılacak çok hikayenin olduğunu hatırlatan Karaca, şöyle devam etti: “Sibel’in ‘artakalan’ diye bir fikri var. Her olaydan sonra artakalan bir kişi anlatılacak. Örneğin, Kızıldere olayında Ertuğrul Kürkçü, 68’de bir sürü savaşçı kadın var. Adı hiçbir yerde geçmeyen, gölgede kalan kadın devrimciler de bizi tetikliyor. Onları da görünür kılmak önemli. Filmi çekmeye başlayınca zaten resmi olarak bir şeyler yapılacağını umuyorduk, biraz hassas, toplumsal yanını gören her insan bize yardım etti. Genelkurmay arşivine girmeyi istedik ve dilekçe verdik. Olmaz dediler. Sakıncalı görülüyor. Meclis’te bazı vekil arkadaşlardan soru önergeleri hazırlamalarını istedik. Bir cevap olmayınca, gazete arşivleri vs. kullandık. Aslında bakılırsa biz tarihi anlatıyoruz.”

‘CİNEMRE HAYATINI KAYBETTİ’
Çekimlerden bir sene sonra Cinemre’nin hayatını kaybettiğini anımsatan Tekin de kalan kısmı arşivlerden tamamladıklarını söyledi. Tekin, “Cinemre, belgeselin kaba kurgusuna şahit oldu ama son halini göremedi. Pandemi sebebiyle çekimlere ara vermek durumunda kalmıştık. Biz de bir sene daha bekleyelim katliamların 50’nci yılında gösterelim istedik. En çok etkilendiğim kısım, Türkiye sol tarihinde 68 denildiğinde belli isimler akla geliyor. Biz bu belgeselde kolektif mücadeleyi verip gölgede kalmış, ismi çok anılmayanları vermeye çalışıyoruz. Filmin parçası olmaktan mutluyum. Türkiye sol tarihine hakikatlerin çok yansımadığını da tanıklarından dinleyerek görmüş olduk, bunu da izleyenler anlayacaktır” dedi.

‘CİNEMRE’NİN ANLATIMLARINI ÇİZİYOR’
“Cinemre hikayeyi öyle bir anlatıyor ki gözünde canlanıyor her şey” diyen Tekin, şunları dile getirdi: “Sena da Tayfur’un anlattıklarını çizerek görsel hale getiriyor. Filmin festivallere katılması maddi imkanlar dahilinde olacak. İmkanlar el verdiği sürece başvuru yapacağız. Festivaller son zamanlarda politik meselelere dokunmak istemiyor. Politik filmleri ve belgeselleri gösteren nadir festival var. Documentarist bunlardan birisi. Karakterlerin canlandırdığı isimlerin az sayıda çamurlu fotoğraflarına ulaşıp filme koyduk. Diğer 68′ kuşak belgesellerine göre daha farklı görüntüler kullandık.”

5 Mayıs 2022








VE SERGİ

ODTÜ Mezunları Derneği, Mülkiyeliler Birliği ve Çankaya Belediyesi olarak Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Deniz Gezmiş’in idam edildiği 6 Mayıs’ın 50. yıldönümünde, bir 68 hikayesi olan “Beyaz Motosiklet, Devrimin Beyaz Küheylanı” Belgesel Filmi gala gösteriminde buluşuyoruz.

Mülkiyeliler Birliği Genel Merkezi
15 Nisan 2022