Ay Üstünde 28 Gün (28 Days On The Moon)




Yapım Tarihi - 2012
Süre - 00:53:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Eda Elif Tibet
Kameraman - Eda Elif Tibet
Kamera - Canon 7D
Kurgu - Tufan Bora, Eda Elif Tibet
Müzikler - Alain Blesing “Hittite Sun”, Ozan Musluoğlu “You Must Forget Sometimes”.

1. Ayvalık Film Festivali, Uluslararası Belgesel Film Dalı, Yarışma Filmi. 2012



Kaynak
Ayvalık Film Festivali











"28 Days on the Moon" Cappadocia Documentary (Ay Üstünde 28 Gün)

İlk gösterim İZ TV'de 8 Haziran, yıl boyunca İZ TV'de izleyebilirsiniz.

Kapadokya'daki aşırı otelleşmenin getirdiği değişime, aşırı yükselen ev fiyatlarıyla beraber ev sahibi olmayan, olamayan, turizmden diğerleri kadar nasibini almamış olanların, yaşadıkları sıkıntıları anlatan bu belgesel, bu sürecin insanları evsiz ve köysüz bıraktığını gösteriyor. Yüzyıllardır süre gelen doğayla ve hayvanlarla özellikle güvercinlerle iç içe yaşayarak peri bacalarını, evlerini ve kültürlerini canlı ve korunaklı tutan insanların, bölgeden ayrılışlarıyla beraber, peri bacalarının yıkılıp tahrip edildiğini görüyoruz. Bölge'de sadece Hıristiyan mezarlıklarının, fresklerin ve gereğinden fazla balon uçuşları ve çevreyi kirleten ATV'lerin aşırı pazarlanmalarından rahatsızlık Duyan bölge halkına söz veren bu belgesel, Kapadokya'yı esas Kapadokya yapanın her şeyden önce insanları olduğunu vurgulamak istiyor.

Belgesel; üç farklı köyden dokuz ayrı kişinin turizme ve onun beraberinde getirdiği değişime olan bakış açılarını, gündelik hayatlarından kesitlerle aktarıyor. Belgesel; arıcılıkla ilgilenen sıradışı bir adam, güzel ve zeki pansiyon sahibi bir kadın, yılların halı dokumacısı erdemli bir ana, köklerine bağlı kültürünü savunan bir emektar,zanaatını sürdürmeye çalışan bir onyx ustası, girişimci bir mücevherci,bağcılık geleneklerine sadık kalmış Ortahisar'lı bir çift ve oldukça yürekli olan emektar bir hanımın hayatla olan mücadelesinden kesitler sunuyor.

http://www.28daysonthemoon.weebly.com
Film: 28 Days on the Moon / Ay Üstünde 28 Gün
Original Duration: 53 minutes
Filmed and Directed by: Eda Elif Tibet
Edited by: Tufan Bora & Eda Elif Tİbet
Music by: Alain Blesing "Hitite Sun" http://www.alainblesing.com/ Ozan Musluoglu "you must forget sometimes" http://www.ozanmusluoglu.com/tr/ Tunç Tandoğan (temir komuz sanatçısı)
Shot with Canon 7D
Production Date & Place: January 2012, Turkey

Cappadocia, a UNESCO World Heritage Site since 1985 is a popularly visited touristic site by millions of visitors each year, for its' surreal looking moonlike landscape and undeniably rich Christian Heritage.Located in the heartland of Anatolia in Turkey, this place still remains to be inhabited by its own secluded, hospitable yet conservative Muslim people, whom having been experiencing radical changes due to the international development of tourism.

The social transformation that is being experienced since the last thirty years of the introduction of tourism in the area, has leaded to the displacement of the self-sustaining local community from the center of the heritage attraction and fastened the destruction of the locally known "fairy chimneys", volcanic rock cones where people, their animals and pigeons used to dwell in.

The film tells the story of three different villages; 9 individuals. All interlinked yet unattached from the common realities of each others' lives, they comment on the daily issues and highlight the important themes that may be of interest not only for the curious anthropologists or protective conservationists, but for everyone who travels or traveled at some point, from home to someone else's home...

The film represents the 28 days in Cappadocia, a visually anthropological documentation of a fulfilling fieldwork period of a graduate native anthropology student, in search of her heritage, in hope of its maintenance and protection.


tibettoproductions
29 Mart 2012







28 Days on the Moon / Ay Üstünde 28 Gün

28daysonthemoon.weebly.com
Directed and filmed by: Eda Elif Tibet
Edited by: Tufan Bora & Eda Elif Tİbet
Shot with Canon 7D
January 2012 / Turkey

Broadcasted by IZ TV Turkey's foremost documentary TV Channel 2012.
iztv.com.tr/program.aspx?id=1599

FESTIVAL SCREENINGS:
*Astra Film Festival, Romania 15-21 October 2012
*Intimate Lens Visual Ethnography Film Festival On 8'th Of December 2011, Caserta Italy.
*Massey University ,Palmerston North/New Zealand 27 March 2012
*Zumeff: Zayef Middle East Student Film Festival İn Abu Dhabi ,23rd Of April 2012
*Babayan Culture House ,İbrahimpaşa Village Cappadocia- 15th Of Aptil 2012
*Sofia Middle East & North Africa Film Festival, Bulgaria. 16-31 January 2013
*Ethno Fest: Athens Ethnographic Film Festival 30 Nov- 1'st Of December İn Athens, Greece
*Aspekty: Festival Of Visual Anthropology, Poland 22-25 November 2012


Music by: Alain Blesing "Hitite Sun" alainblesing.com/
Ozan Musluoglu "you must forget sometimes" ozanmusluoglu.com/tr/
Tunç Tandoğan (improvisational komuz)

About:
Cappadocia, a UNESCO World Heritage Site since 1985 is a popularly visited touristic site by millions of visitors each year, for its' surreal looking moonlike landscape and undeniably rich Christian Heritage.Located in the heartland of Anatolia in Turkey, this place still remains to be inhabited by its own secluded, hospitable yet conservative Muslim people, whom having been experiencing radical changes due to the international development of tourism.

The social transformation that is being experienced since the last thirty years of the introduction of tourism in the area, has leaded to the displacement of the self-sustaining local community from the center of the heritage attraction and fastened the destruction of the locally known "fairy chimneys", volcanic rock cones where people, their animals and pigeons used to dwell in.

The documentary tells the story of three different villages; 9 individuals. All interlinked yet unattached from the common realities of each others' lives, they comment on the daily issues and highlight the important themes that may be of interest not only for the curious anthropologists or protective conservationists, but for everyone who travels or traveled at some point, from home to someone else's home...

The documentary represents the 28 days in Cappadocia, a visually anthropological documentation of a fulfilling fieldwork period of a graduate native anthropology student, in search of her heritage, in hope of its maintenance and protection.






28 Days on the Moon (Ay Üstünde 28 Gün- Kapadokya belgeseli) Cappadocia Documentary


29 Mar 2012 tarihinde yayınlandı
Documentary on Cappadocia: "28 Days on the Moon"
Cappadocia, a UNESCO World Heritage Site since 1985 is a popularly visited touristic site by millions of visitors each year, for its' surreal looking moonlike landscape and undeniably rich Christian Heritage.Located in the heartland of Anatolia in Turkey, this place still remains to be inhabited by its own secluded, hospitable yet conservative Muslim people, whom having been experiencing radical changes due to the international development of tourism.
The social transformation that is being experienced since the last thirty years of the introduction of tourism in the area, has leaded to the displacement of the self-sustaining local community from the center of the heritage attraction and fastened the destruction of the locally known "fairy chimneys", volcanic rock cones where people, their animals and pigeons used to dwell in.
The film tells the story of three different villages; 9 individuals. All interlinked yet unattached from the common realities of each others' lives, they comment on the daily issues and highlight the important themes that may be of interest not only for the curious anthropologists or protective conservationists, but for everyone who travels or traveled at some point, from home to someone else's home...
The film represents the 28 days in Cappadocia, a visually anthropological documentation of a fulfilling fieldwork period of a graduate native anthropology student, in search of her heritage, in hope of its maintenance and protection.

İlk gösterim İZ TV'de 8 Haziran, 22:00 pm
Kapadokya'daki aşırı hotelleşmenin getirdiği değişime, aşırı yükselen ev fiyatlarıyla beraber ev sahibi olmayan, olamayan, turizmden diğerleri kadar nasibini almamış olanların, yaşadıkları sıkıntıları anlatan bu belgesel, bu sürecin insanları evsiz ve köysüz bıraktığını gösteriyor. Yüzıllardır süre gelen doğayla ve hayvanlarla özellikle güvercinlerle iç içe yaşayarak peri bacalarını, evlerini ve kültürlerini canlı ve korunaklı tutan insanların, bölgeden ayrılışlarıyla beraber, peri bacalarının yıkılp tahrip edildiğini görüyoruz. Bölge'de sadece hristiyan mezarlıklarının, fresklerin ve gereğinden fazla balon uçuşları ve çevreyi kirleten ATV'lerin aşırı pazarlanmalarından rahatsızlık Duyan bölge halkına söz veren bu belgesel, Kapadokya'yı esas kapadokya yapanın herşeyden önce insanları olduğunu vurgulamak istiyor.
Belgesel; üç farklı köyden dokuz ayrı kişinin turizime ve onun beraberinde getirdiği değişime olan bakış açılarını, gündelik hayatlarından kesitlerle aktarıyor. Belgesel; arıcılıkla ilgilenen sıradışı bir adam, güzel ve zeki pansiyon sahibi bir kadın, yılların halı dokumacısı erdemli bir ana, köklerine bağlı kültürünü savunan bir emektar,zanaatını sürdürmeye çalışan bir onyx ustası, girişimci bir mücevherci,bağcılık geleneklerine sadık kalmış Ortahisar'lı bir çift ve oldukça yürekli olan emektar bir hanımın hayatla olan mücadelesinden kesitler sunuyor.

http://www.28daysonthemoon.weebly.com


Film: 28 Days on the Moon / Ay Üstünde 28 Gün
Original Duration: 53 minutes
Filmed and Directed by: Eda Elif Tibet
Edited by: Tufan Bora & Eda Elif Tibet

Music by:
Alain Blesing "Hitite Sun" alainblesing.com
Ozan Musluoglu "you must forget sometimes" ozanmusluoglu.com
Tunç Tandoğan (temir komuz sanatçısı)

Shot with Canon 7D
Production Date & Place: January 2012, Turkey


https://www.youtube.com/watch?v=EHatWZiM1I4











Eda Elif Tibet’in “28 Days on the Moon” isimli belgeseli İZ TV’de gösterilecek

İngiltere’deki Kent Üniversitesi’nde sosyal antropoloji okuyan Eda Elif Tibet, kültürel miras alanında çevre ve ev etkileşimleri üzerine hazırladığı yüksek lisans tezi için seçtiği Kapadokya’da “28 Days on the Moon” isimli bir belgesel çekti. Baba tarafından Göremeli ve Nevşehirli olan Tibet, ön hazırlıklarına 2007’de başladığı filminin çekimlerini Eylül 2011’de tamamladı. Montaj çalışmasından sonra ilk gösterimi Kapadokya’da yapılan belgesel, İtalya, Yeni Zelanda ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde çeşitli üniversite ve festivallerde izleyiciyle buluştu. Üç farklı köyden dokuz ayrı kişinin turizme ve onun beraberinde getirdiği değişime olan bakış açılarını gündelik hayatlarından kesitlerle aktaran belgeselin ilk televizyon gösterimi ise 08 Haziran 2012 günü saat 22:00’de İZ TV’de gerçekleşecek. Biz de, Kapadokya turizmine bölge insanının gözünden bakan Elif Eda Tibet’e ulaşarak, çekimlere başlamadan üç ay önce kaybettiği babasına ve atalarına ithaf ettiği belgeseliyle ilgili merak ettiklerimizi sorduk; o da tüm içtenliğiyle yanıtladı.

“28 Days on the Moon” neyi anlatıyor? Neden Kapadokya’yı seçtiniz?
İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden 2008 yılında mezun olduktan sonra bir yıl boyunca Hindistan’daki ileri gelen bir MBA üniversitesinde iş geliştirme departmanında çalıştım. Bu sırada da insan ve kültür çalışmalarına büyük bir ilgi duyduğumu fark ettim. Böylece, İngiltere’ye gidip Kent Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümü’nde burslu asistan öğrenci olarak çalışmaya başladım. Tez konumu da, kültürel miras alanında çevre ve ev etkileşimleri üzerine çok ilginç ve sıradışı bir etnografi sunduğunu düşündüğüm Kapadokya’da gerçekleştirmek üzere seçtim. Bu enteresan etkileşimleri ve çok tartışmalı kültürel miras konusunu sadece akademisyenlerle değil, aynı zamanda daha geniş kitlelerle de paylaşmak istediğim için belgesel çekme ihtiyacını duydum.

Kapadokya’daki resmi akademik çalışmalarıma 2009 yılında başladım. Ancak, yabancı ve yerli arkadaşlarımı gezdirmek amacıyla bölgeyi 2007’den beri ziyaret ediyorum. Ziyaretlerim sırasında kurduğum dostluklar sayesinde, bölgedeki aşırı otelleşmenin getirdiği değişime, aşırı yükselen ev fiyatlarıyla beraber ev sahibi olamayan, turizmden diğerleri kadar nasibini almamış insanların yaşadıkları sıkıntılara tanık oldum. Bu sürecin insanları evsiz ve köysüz bıraktığını gördüm. Yüzyıllardır süregelen, doğayla ve hayvanlarla, özellikle de güvercinlerle iç içe yaşayarak peribacalarını, evlerini ve kültürlerini hem canlı hem de korunaklı tutan insanların bölgeden ayrılışlarıyla beraber, peribacalarının tahrip olup yıkılışlarına tanık oldum. Ayrıca, bölgede sadece Hıristiyan mezarlıklarının, fresklerin ve gereğinden fazla yapılan balon uçuşlarının, çevreyi kirleten ATV’lerin aşırı bir şekilde pazarlanmasından rahatsızlık duydum ve Kapadokya’yı Kapadokya yapanın her şeyden önce insanları olduğunu vurgulamak istedim.

“28 Days on the Moon”, üç farklı köyden dokuz ayrı kişinin turizme ve onun beraberinde getirdiği değişime olan bakış açılarını gündelik hayatlarından kesitlerle aktarıyor. Belgesel; arıcılıkla ilgilenen sıradışı bir adam, pansiyon sahibi güzel ve zeki bir kadın, yılların halı dokumacısı erdemli bir ana, köklerine bağlı kültürünü savunan bir emektar, zanaatını sürdürmeye çalışan bir oniks ustası, girişimci bir mücevherci, bağcılık geleneklerine sadık kalmış Ortahisarlı bir çift ve oldukça yürekli olan emektar bir hanımın hayatla olan mücadelesinden kesitler sunuyor.

Belgeselinizde yer alan kişilerle nasıl iletişime geçtiniz? Çalışmanıza yaklaşımları nasıl oldu?
Kapadokya’yı her ziyaretimde, birbirinden güzel dostluklar kurma şansım oldu. Bir ziyaret ettiğimi, her gidişimde ziyaret etmeye devam edince, zannedersem gelip geçici turistlerden biri olmadığımı anladılar ve beni sevip saymaya başladılar. Zaman ilerledikçe de projem doğrultusunda yapmak istediklerimi ciddiye almaya başladılar. Özellikle teyzelerle çok iyi iletişim kurma şansım oldu. Onlarla vakit geçirip sohbet etmek, işlerine yardımcı olmak istediğimi söylediğimde beni neşeyle karşıladılar. Belgeselimde yer alan çoğu kişi, bu uzun tanışıklık sürecinin ardından bulduğum cesaretle ikna ettiğim kişilerdir. Onlar benim için sadece belgeselimde yer alan kişilerden de öte, hayatımın en zor ve yaslı zamanında bana ışık tutmuş, destek olmuş değerli ağabeylerim, ablalarım ve büyüklerimdir.

Çekimleri hangi tarihler arasında yaptınız? İlk gösterim nerede, ne zaman oldu?
Çekimleri Eylül 2011’de, 28 günde tamamladım; montajı ise Ocak 2012’de bitti. Belgeselimin adı da bu yüzden “Ay Üstünde 28 Gün”dür. Kapadokya’ya ve üzerindeki sıradışı yaşam şekline büyük bir ilgi duyuyorum. Bu şekilde adlandırırsam başkalarına da ilgi çekici gelebileceğini düşündüm. İlk gösterim, İtalya’daki bir görsel antropoloji festivalinde, 08 Aralık 2011’de gerçekleşti. Geleneksel olmayan, deneysel bir yaklaşım benimsediğim için bu festivaldeki akademisyenlerin belgeselim hakkında ne düşüneceği benim için önemliydi. Beklediğimden daha çok ilgi ve kabul gördü. İzleyenler, Kapadokya’ya ve insanlarına hayran kaldılar.

Belgeseliniz için sık sık Kapadokya’ya gelmişsiniz ve uzun süre kalmışsınız. Maliyeti nasıl karşıladınız? Örneğin sponsor desteği aldınız mı?
Sponsor desteğim yoktu, aslında hiç de aramadım. Düşük bütçeyle de iyi işler çıkarılabileceğine inanıyorum. Annemin bana hediye ettiği dijital HD SLR’ımdan ve bölge insanının yardımseverliğinden başka bir desteğim yoktu. Özellikle Kapadokya Akademi ve Fairy Chimney Inn Guest House’un kurucusu, antropolog Dr. Andus Emge ile eşi Gülcan Yücedoğan Emge beni defalarca pansiyonlarında konuk ettiler. Bana her konuda, sonsuz destek verdiler. Onlar olmadan Kapadokya’da bu kadar rahat edebilir miydim bilmiyorum. Aynı şekilde, misafirperverliklerinden ötürü Ekrem ve Metin kardeşlere, Coco Cave Guest House’ta bana çok iyi indirimlerde ve ikramlarda bulundukları için ayrıca çok teşekkür etmek istiyorum.
Belgeseli baştan sona kendi başıma çekip, montajladım. Sonrasında çok yetenekli bir editör olan Tufan Bora’yla tanıştım. Onun sayesinde belgeselim, anlatış biçimi ve içerik açısından bir kaç seviye birden atlamış oldu. Çok değerli müzisyen arkadaşlarım Tunç Tandoğan’a (belgeselde improvize temir komuz çalan sıradışı bir müzisyen), Türkiye’nin meşhur kontrbasçısı Ozan Musluoğlu’na ve Türk folk jazz’ın çok değerli öncüleri Alain Blesing ile eşi Senem Diyici’ye muhteşem müziklerini kullanma izni verdikleri için sonsuz teşekkür ediyorum.

Kapadokya'daki gösterimlerle ilgili izlenimleriniz neler? Örneğin çalışmada yer alan Kapadokyalılar belgeselinizi izledi mi? İzledilerse nasıl tepkiler verdiler? Aynı şekilde gösterimlere katılan diğer insanların ve yurt dışı gösterimlere katılanların izlenimlerini alabilme fırsatınız oldu mu?

Belgeselin son halini henüz kimse izlemedi. Özellikle belgeselimde yer alan karakterlerin, filmin bitmiş halini ilk defa televizyonda görmelerini, düşüncelerinin ve hayatlarının bir çok insan tarafından izleneceğini bilerek izlemelerini çok istedim. Bu dileğim de 08 Haziran 2012’de İZ TV sayesinde gerçek olacak. İlk defa belgesel çekmiş birisi olarak bu anlamda oldukça mutluyum. Ama tabii ki, filmin ilk kesitlerini belgeselde yer alanlarla paylaştım; düşüncelerini ve endişelerini dinleyip bir çok farklı fikir ve öneri topladıktan sonra yoğun bir montaj sürecine girdim. Festivaller de bu anlamda çok yardımcı oldu.

Kapadokya’da Babayan Kültür Evi’nde Hollanda yüksek eğitim kurumu işbirliğinde bir gösterim gerçekleşti. Gösterime Hollandalı master öğrencilerinden oluşan bir grup katıldı. İşletmecisi ve aynı zamanda çok yönlü bir sanatçı olan Willemijn Bouman bana defalarca teşekkür ederek, belgeselimin yerel perspektif sunduğu için değerli bir çalışma olduğunu söyledi. Aynı şekilde belgesel, Yeni Zelandalı ve Abu Dabili öğrencilerle de buluştu. Yeni Zelanda’da Massey Üniversitesi ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde Zayef Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği Orta Doğu Öğrenci Filmleri Festivali’nde gösterime girdi. Onun dışında, dünyanın çeşitli yerlerinden duyup belgeseli izlemek istediğini dile getiren pek çok kişiye belgeselin kopyasını postaladım. Daha bilinçli ve ilgili kültür turizmi adına, belgeselin faydalı bir etki bırakacağına inanıyorum.

Kapadokya’da tekrar gösterim yapmayı planlıyor musunuz?
Kapadokya’da halka hitaben daha büyük çaplı bir gösterim yapmayı çok isterim. Belki, belgeselin müziklerini sunan müzisyenlerin de katılacağı, konserli güzel bir etkinlik organize edilebilir. Bu hususta önerileri olan, mekan sağlayabilecek ya da ilgilenecekler varsa mutlaka irtibata geçmeyi çok isterim.

Kapadokya ile ilgili başka belgesel projeleriniz veya akademik çalışmalarınız var mı?
Kapadokya’yla ilgili sayamayacağım kadar çok projem var. Bu konuda işbirliğine de çok açığım. İlgilenenlerle, fikir paylaşımında bulunmayı çok isterim. Kapadokya sadece doğal güzelliği, arkeolojik kalıntıları ve meşhur freskleriyle değil, zengin kültürüyle de korunması gereken sıradışı bir zenginliğe sahip. Her bir köyü, her biri köşesi ayrı ayrı belgesel konusu. Özellikle insan ve doğa ilişkileri adına keşfedilmemiş veya yeteri kadar ilgi görmemiş, çalışılması ve üzerinde durulması gereken düzinelerce konu var!
Bugüne kadar Kapadokya bölgesiyle ilgili yaptığım çalışmalar çeşitli akademik mecralarda yayınlandı. Turizm ve zoraki göç üzerine hazırladığım fotoğraflı bir makalem ileri gelen antropoloji dergisi AAA News Journal’da kapak fotoğrafıyla beraber yayınlandı. Ayrıca, Cambridge Scholars Publishing tarafından basılmış Sürdürülebilir Turizm (Editör: Prof. Dr. Metin Kozak) kitabında da bir makalem yer aldı.

Belgeselin Künyesi
Adı: 28 Days on the Moon.
Süresi: 52 dakika.
Çeken ve Yöneten: Eda Elif Tibet
Editör: Tufan Bora & Eda Elif Tibet
Müzikler: Alain Blesing “Hittite Sun”, Ozan Musluoğlu “You Must Forget Sometimes”.
Kamera - Canon 7D


Röportaj: Ayça Olcaytu İşçen
2012-05-27
cappadociaexplorer.com