Yapım Tarihi - 2007
Süre - 00:55:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Web Sitesi - aysaminor.com
Yönetmen - Tahsin İşbilen
“Asya Minor… Yeniden” adlı belgesel film çalışmamız, 15 Şubat Cuma günü saat
22.00’da Haber Türk televizyonunda yayınlanacak. Filme ilişkin ayrıntıları
asyaminor.com adresinden edinebilirsiniz.
İkinci Dünya Savaşı akıllarda, dünyada gaz odaları, katliamlar, Türkiye’de de
yokluk ve ekmek karneleri olarak kalmıştır. Ancak savaşın çok karanlık bir yüzü
daha vardır; göç. Farklı yüzleriyle, çok sayıda insanın yerini yurdunu terk edip
Göçmen olarak yollara düşmesine neden olmuştur savaş. İşte bu göç dalgalarından
biri de, Yunanistan’dan Anadolu’ya yönelen göç dalgasıdır.
Yunanistan faşistler tarafından işgal edildiğinde, başlıca üç nedenle Yunanlılar
ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar- Yaşanan büyük açlık nedeniyle gelen
siviller, Mısır’daki sürgün hükümetine katılmak için örgütlenen askerler ve
mücadelelerini ana karada sürdürebilmek için adalardan kaçan direnişçiler.
Hepsinin çıkış kapısı Küçük Asya, yani Anadolu’dur.
Yaklaşık 20 yıl önce “Küçük Asya Felaketini” yaşadıkları Anadolu. Onları
karşılayanlar da büyük oranda mübadeleyle Yunanistan’dan gelen Türklerdir.
Türklerden kaçarak Yunanistan’a gidenler, Yunanlılardan kaçarak Türkiye’ye
gelenlerin yanına sığınırlar. Bir kısmıyla, Alaçatı’da, Çeşme’de aynı evleri
paylaşırlar üç dört yıl. Gelenlerin bir bölümü, Türkiye’den Ortadoğu’ya,
Mısır’daki sürgün hükümetine katılmaya gider. Bir bölümünün de yolu Yunanistan
anakaraya düşer, direnişçilere katılmaktır hedefleri.
Yönetmenliğini Tahsin İşbilen’in yaptığı bu film, sözü edilen dönemin öyküsünü
anlatır bizlere Kostas Demerci’nin anılarından ve oğlu Nikos Demerci’nin
ağzından. Bir, babanın gözünden görürüz yaşananları, bir de yanında götürdüğü on
yaşlarındaki oğlun gözünden. Filmin iki ana karakteri yanı sıra, Yunanistan ve
Türkiye’de yaşayan diğer dönem tanıklarının anılarıyla da desteklenir öykü.
Yunanistan’dan Türkiye’ye o dönemde gelen insanların sayısının 60.000’nin
üzerinde olduğu belirtiliyor. Bugün o yılları hatırlayan çok az sayıda insan
var. 1950’li yıllarla birlikte iki ülkenin gerilen ilişkileri bu dönemi ve bu
“insanlığı” unutturmuş durumda iki halka da.
İşte bu film, geçmişte bu iki halk arasında yaşanmış olan dayanışma
örneklerinden birini, geleceğe ilişkin umutları yeşertmesi için hatırlatmayı
deneyen bir barış filmidir.
Aramızda bir durum değerlendirme toplantısı yaptık ve çoğunluk Anadolu’ya
gitmeye karar verdi. Çünkü artık bizler için Samos’ta hayat gittikçe
zorlaşıyordu, Samos dağları direnişçilerle dolmuştu. Buralarda barınmak zordu ve
bizim de o koşullarda yaşamak için yaşımız oldukça ileriydi. Kostas Demerci,
1941
Sandalı, gerillaları ve silahlı Yunanlıları görünce çok etkilendim. Bindik
kayığa. Çok güzel, sakin bir geceydi. Gece boyunca kürek çekerek Küçük Asya’ya
geçtik. Nikos Demerci, 2007
İkinci Dünya Savaşı akıllarda, dünyada gaz odaları, katliamlar, Türkiye’de de
yokluk ve ekmek karneleri olarak kalmıştır.
Ancak savaşın çok karanlık bir yüzü daha vardır; göç. Farklı yüzleriyle, çok
sayıda insanın yerini yurdunu terk edip Göçmen olarak yollara düşmesine neden
olmuştur savaş. İşte bu göç dalgalarından biri de, Yunanistan’dan Anadolu’ya
yönelen göç dalgasıdır.
Yunanistan faşistler tarafından işgal edildiğinde, başlıca üç nedenle Yunanlılar
ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar- Yaşanan büyük açlık nedeniyle gelen
siviller, Mısır’daki sürgün hükümetine katılmak için örgütlenen askerler ve
mücadelelerini ana karada sürdürebilmek için adalardan kaçan direnişçiler.
Hepsinin çıkış kapısı Küçük Asya, yani Anadolu’dur.
Yaklaşık 20 yıl önce “Küçük Asya Felaketini” yaşadıkları Anadolu. Onları
karşılayanlar da büyük oranda mübadeleyle Yunanistan’dan gelen Türklerdir.
Türklerden kaçarak Yunanistan’a gidenler, Yunanlılardan kaçarak Türkiye’ye
gelenlerin yanına sığınırlar. Bir kısmıyla, Alaçatı’da, Çeşme’de aynı evleri
paylaşırlar üç dört yıl. Gelenlerin bir bölümü, Türkiye’den Ortadoğu’ya,
Mısır’daki sürgün hükümetine katılmaya gider. Bir bölümünün de yolu Yunanistan
anakaraya düşer, direnişçilere katılmaktır hedefleri.
Yönetmenliğini Tahsin İşbilen’in yaptığı bu film, sözü edilen dönemin öyküsünü
anlatır bizlere Kostas Demerci’nin anılarından ve oğlu Nikos Demerci’nin
ağzından. Bir, babanın gözünden görürüz yaşananları, bir de yanında götürdüğü on
yaşlarındaki oğlun gözünden. Filmin iki ana karakteri yanı sıra, Yunanistan ve
Türkiye’de yaşayan diğer dönem tanıklarının anılarıyla da desteklenir öykü.
Yunanistan’dan Türkiye’ye o dönemde gelen insanların sayısının 60.000’nin
üzerinde olduğu belirtiliyor. Bugün o yılları hatırlayan çok az sayıda insan
var. 1950’li yıllarla birlikte iki ülkenin gerilen ilişkileri bu dönemi ve bu
“insanlığı” unutturmuş durumda iki halka da.
İşte bu film, geçmişte bu iki halk arasında yaşanmış olan dayanışma
örneklerinden birini, geleceğe ilişkin umutları yeşertmesi için hatırlatmayı
deneyen bir barış filmidir.
Ekip
Yönetmen- Tahsin İşbilen
1964 Ezine doğumlu. 1982 yılında girdiği Hava Kuvvetlerinde değişik kademelerde
görev yaptı. Hava Kuvvetlerindeki görevi sırasında, ordu için birçok eğitim
filmi ve belgesel hazırladı. 1998 yılında görevinden istifa ederek bu alanda
çalışmaya başladı. Birçok reklam ve tanıtım filminde yönetmen ve görüntü
yönetmeni olarak çalıştı. Amerikan History Channel ve Alman ARD televizyonları
için hazırlanan belgesellerde görüntü yönetmenliği yaptı. CCG (Chirtians Church
of God) organizasyonu için Anadolu ve erken dönem Hıristiyanlık konularında
hazırlanan belgesellerde yönetmenlik yaptı. Birçok belgesel film festivali
organizasyonunda çalıştı. Belgesel Sinemacılar Birliği üyesi ve İzmir
Sözcüsüdür.
Araştırma/Yapım Yönetmeni- Işın Turgut
1964 İzmir doğumlu. Sosyolog olarak birçok projede araştırma koordinatörlüğü
yaptı. 2000 yılında Belgesel Sinema ile tanıştı ve araştırmalarını bu yönde
yoğunlaştırdı. Belgesel projelerinde araştırmacı ve yapım yönetmeni olarak görev
aldı. Halen İzmir’de çalışmalarını sürdürmektedir.
Özgün Müzik- Müşfik Turgut
1970 İzmir doğumlu. DEU Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil tasarım mezunu. Küçük
yaşlarda müzik çalışmalarına başladı. Paradoks Yapım bünyesinde müzik
çalışmalarını sürdürmekte. Birçok belgesel ve tanıtım filmi için müzik yaptı.
Yunanca Çeviri/Yunanistan Koordinasyon- Tanaş Çimbis
İstanbul doğumlu, evli iki erkek çocuğu var. İstanbul İktisadi Ticari İlimler
Akademisi mezunu.
Askerlik görevini Yedek Subay olarak Gaziantep’te yaptı.Meslek hayatına
İstanbul’da serbest muhasebeci olarak atıldı. 1972 yılında Yunanistan’a göç
etti. Aynı mesleğe Girit’te devam ettikten sonra, 4 ve 5 yıldızlı iki oteli olan
bir turizm şirketinin 30 yıl Mali Müdürlüğünü yaptı.Türk-Yunan dostluk
ilişkilerine 1998 yılında, Ak Yeniköy ile Giritin Milatos Kasabası’nın kardeş
şehir olma çalışmalarına katılarak başladı. Takip eden yıllarda Ege ile Girit
arasında gelişen dostluk köprüsüne, yazılı (kitap, A.B. projeleri, gazete,
dergi) ve sözlü (paneler, reportajlar, televizyon programları, belgeseler)
tercümanlık yaptı. Her iki yakanın Belediyeleri, Ticaret Odaları, Tarım Odaları,
Lozan Mübadilleri Vakfı ve Girit Alaçatılılar Derneği tarafından
gerçekleştirilen gezi ve etkinliklere katkıları oldu.
Samos Barış Hareketi- Nikos Demirci
İzmir’de Atatürk’ün heykeli önünde babasından aldığı ders boşa gitmedi. Niko
1980’den beri Samos Barışsever Hareketi’nin aktif üyelerinden. Tüm Samoslular
Barış Komitesinin temsilcisi. Bu komite ve karısı Angeliki’nin senelerce
başkanlığını yaptığı Samos İlerici Kadınlar Hareketi ile Samosluların, karşı
komşuları Kuşadası, Bergama, Urla, Ayvalık, Çeşme, Foça, Didim ve Bodrum
sakinleri ile yaklaşmalarını sağladı, bunun sonucu olarak Samos ve Türkiye’de
birlikte etkinlikler ve yürüyüşler tertip edildi. Bu iki örgüt bugüne kadar
Türklerin ve Yunanlıların barış içinde yaşamaları için çalışmalarına devam
ediyor.
SİNEPARKSİ- Ege`de Birlikte Varolma ve İletişim Vatandaş Hareketi, Midilli
“Birlikte Var Olma” ırkçı olaylara karşı Midilli’nin duyarlı vatandaşları
tarafından bu tip olayların, milliyetçi fenomenlerin ve diğer milletlere kinin
Yunanistan`da artığı bir zamanda, Ocak 1988 yılında faaliyete başladı. Üye ve
dostlarının gönüllü ortak çalışmalarına dayanan bir sivil toplum örgütü olup,
ülkenin tüm siyaset yelpazesinden gelen bireyleri kapsamaktadır.
“Birlikte Var Olma”, çalışmalarının büyük bir kısmını, Türk Yunan halklarının
yakınlaşmasına ayırmıştır. Kuruluşundan beri onlarca etkinlik düzenlemiştir, bu
çalışmaların hedefi, iki halk arasında, coğrafi yakınlığın gerektirdiği birlikte
varolma, işbirliği ve dostluğun gelişmesini sağlamaktır.
Proje Koordinatörü- Keramettin Akbaş
KA Production 1997 yılında Keramettin Akbaş tarafından kurulmuştur.
Televizyonculuk yaşamına 1976 yılında T.R.T. istanbul televizyonunda başlamış
olan Keramettin Akbaş özel televizyonların açılmasıyla InterStar televizyonunda
teknik yönetmen olarak başlamış, ATV televizyonunun teknik koordinatörü olarak
meslek hayatına devam etmiştir. Ayrıca çeşitli yapımcı firmalarda da teknik
koordinatör ve kameraman sıfatlarıyla görev aldıktan sonra da bir Betacam SP ve
bir adet de Jimmy Jib ile KA Production 'ı hizmete sokmuştur. Bu gün, elindeki
teknik gücü ve birikimi gönül verdiği Belgesel projelerinde değerlendirmektedir.
Proje
“Yeniden Gelen Göçmenler Defteri” -
Gittiler ama yine geldiler…
Hoş geldiler, safa geldiler,
Carr “Tarihsel süreç süreklidir; bugünün geleceğe nasıl yansıyabileceğini
bilmezsek, geçmişin bugüne nasıl dönüştüğünü hiç anlayamayız. Her kuşak tarihi
yeniden gözden geçirmelidir. Zaman zaman yeniden gözden geçirilmeyen tarih yavaş
yavaş ölür ve toplumsal oluşumun dramatik iniş çıkışlarının yerine, geleneksel
söylencelerin durgun görüntüsü geçer.”diyor.
Kuşkusuz bu yeniden gözden geçirme yazılı belgelerle yapılır. Ama yazılı
belgeler yoksa ya da yetersizse, tarih onlar olmadan da yapılır. Sözlerle,
şarkılarla tarih yapılır. Resimlerle, gravürlerle, toprakla, mağarayla,
kiremitlerle, zeytinle, şarapla, bağ fideleriyle tarih yapılır. Arkeologların
taşlar, jeologların kayalar, kimyagerlerin eski Maden eşyalar üzerine yaptığı
araştırmalarla da tarih yapılır. Ve elbette anılarla tarih yapılır.
Belgesel filmin çatısı, yukarıda sözü edilen farklı bir tarih yapma deneyimi
olarak, anıların yeniden yorumlanması üzerine kuruldu. Günümüzde Akdeniz üzerine
yaygın kanı, farklı Ulus ve ırklardan oluşmakla birlikte ortak bir kültürel
atmosferin havzası olduğudur. Bugün yeryüzü ciddi bir ayrışma dönemini geride
bırakıyor, yakın gelecek özellikle kültürel uyum arayışlarının dönemi olacak.
Bizler bu belgeselle II. Dünya savaşı yıllarında, savaşa dahil olmuş Yunanistan
ile savaş dışı kalmış Türkiye’nin ilişkilerini, 2007’de tekrar gözden geçirmeyi
deniyoruz. Çünkü bugüne kadar yapılmış gözden geçirmelerde, gözden kaçmış bir
olguyu ele aldık. Ege kıyılarında, Türklerle Yunanlıların birlikte yaşama,
birbirine yakın olma, komşu olma macerası, ortak bir hayatı şöyle ya da böyle
oluşturma öyküsü, aslında mübadeleyle bitmiyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında
Alman faşizmi Yunanistan’ı esir aldığında, Yunan halkının bir kısmı, özellikle
adalar halkı, Türkiye topraklarına yöneliyor. Ege kıyılarında, Alaçatı’da,
Çeşme’de, İzmir’de, Kuşadası’nda, Marmaris’te ortak bir hayat kuruluyor. Öyle ki
belgelere baktığımız zaman, gelenlerin kayıtlarının tutulduğu defterin başlığı
“Yeniden Gelen Göçmenler Defteri”.
Özetle, Croce’nin dediği gibi, bütün tarih “çağdaş tarihtir” çünkü her ne kadar
irdelenen olgular eskilere ait görünse de, tarih aslında o olayların
hatırlandığı şimdiki anın gerekleri ve konumlarıyla ilgilidir.
ARAŞTIRMA YÖNTEMİ
Çalışmada araştırma yöntemi olarak, belgesel–tarihsel yöntem kullanılacaktır. Bu
yöntem temel olarak- a) Arşiv verileri; b) Sözlü tarih ve hayat hikayeleri c)
Kişisel belgeler; d) Görsel malzeme; e) Kamu dokümanları ve literatür taraması
teknikleriyle biçimlendirilecektir. Çalışmanın yakın tarih çalışması olması
nedeniyle, sözlü tarih kayıtlarının ağırlıkta olacağı açıktır. Yine aynı
nedenle, gerek Yunanistan gerekse Türkiye’de resmi kayıtlar da daha zengin
olacaktır.
PROJENİN HEDEFİ
Bu projenin hedefi, birbirinin kültürleri üzerinde derin izler bırakmış iki
ulusun ilişkilerinin, yüksek politikalar dışında, halkları nezdinde nasıl
şekillenebileceğine ilişkin bir izlek oluşturmaktır. Bu projenin hazırlayıcıları
olarak, bu hazırlık sürecinde karşılaştığımız insan hikayelerini aktarmayı,
ulusların hikayelerinde öyle kalıcı ezel ve ebet düşmanlıkların, yaşamın doğası
gereği barınamayacağı inancını paylaşmayı ve bu inancı gelecek nesillere
aktarabilmeyi hedeflemekteyiz. Projenin yakın tarihli olması, ülke olarak geç
başladığımız tarihi kayıt altına alma çabalarımızı kolaylaştırmaktadır. Şu anda,
o günleri hatırlayan, yaşayan en genç kuşak 60’lı yaşların sonlarını sürüyor.
Dolayısıyla bu proje, zamanın elinden bazı tanıklıkları almayı da hedefliyor.
Röportajlar
Abdülgani Kalaycı
Ahmet Akcan
Ahmet Gönül
Ahmet Yorulmaz
Ali Onay
Angeliki Voyaci
Bayram Dikoğlu
Bekir Sıtkı Baykal
Dimitrios Karaminas
Dimitros Karatzitzis
Fatma Bozdemir
Hacer Kurt
İbrahim Gündenç
Kazım İnam
Manolis Violatzis
Mehmet Hayati Ocak
Nikos Demerci
Nikos Karavas
Osman Hakkı Akbaykal
Panayotis Doukas
Spiros Pavlis
Yorgos Photellis
Yorgos Primos
Paradoks Yapım ve Görsel Tanıtım Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
269/12 Sok. Işıl Sitesi B Blok D:3 35030 Bornova - İZMİR
Bir Belgesel Bir Yönetmen'de Bu Hafta
Rengahenk Sanatevi
Asya Minör Yeniden
26 Temmuz 2008
Cumartesi Saat- 16:00
Yönetmen- Tahsin İşbilen
55 dk, 2008
İkinci Dünya Savaşı akıllarda, dünyada gaz odaları, katliamlar, Türkiye'de de
yokluk ve ekmek karneleri olarak kalmıştır.
Ancak savaşın çok karanlık bir yüzü daha vardır; göç. Farklı yüzleriyle, çok
sayıda insanın yerini yurdunu terk edip Göçmen olarak yollara düşmesine neden
olmuştur savaş. İşte bu göç dalgalarından biri de, Yunanistan'dan Anadolu'ya
yönelen göç dalgasıdır.
Yunanistan faşistler tarafından işgal edildiğinde, başlıca üç nedenle Yunanlılar
ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar- Yaşanan büyük açlık nedeniyle gelen
siviller, Mısır'daki sürgün hükümetine katılmak için örgütlenen askerler ve
mücadelelerini ana karada sürdürebilmek için adalardan kaçan direnişçiler.
Hepsinin çıkış kapısı Küçük Asya, yani Anadolu'dur.
Yaklaşık 20 yıl önce "Küçük Asya Felaketini" yaşadıkları Anadolu. Onları
karşılayanlar da büyük oranda mübadeleyle Yunanistan'dan gelen Türklerdir.
Türklerden kaçarak Yunanistan'a gidenler, Yunanlılardan kaçarak Türkiye'ye
gelenlerin yanına sığınırlar. Bir kısmıyla, Alaçatı'da, Çeşme'de aynı evleri
paylaşırlar üç dört yıl. Gelenlerin bir bölümü, Türkiye'den Ortadoğu'ya,
Mısır'daki sürgün hükümetine katılmaya gider. Bir bölümünün de yolu Yunanistan
anakaraya düşer, direnişçilere katılmaktır hedefleri.
Yönetmenliğini Tahsin İşbilen'in yaptığı bu film, sözü edilen dönemin öyküsünü
anlatır bizlere Kostas Demerci'nin anılarından ve oğlu Nikos Demerci'nin
ağzından. Bir, babanın gözünden görürüz yaşananları, bir de yanında götürdüğü on
yaşlarındaki oğlun gözünden. Filmin iki ana karakteri yanı sıra, Yunanistan ve
Türkiye'de yaşayan diğer dönem tanıklarının anılarıyla da desteklenir öykü.
RENGAHENK SANATEVİ
İstiklal Caddesi Olivio Han Geçidi Sokak
Olivio Han Kat:2 No- 5 Galatasaray/İstanbul
www.rengahenk.org
rengahenk@rengahenk.org
rengahenksanatevi @ gmail.com
Basın Bülteni
Beşiktaş’ta “Bir Belgesel Bir Gazeteci Çay ve Simit” günlerinin üçüncüsü
yapılıyor
Beşiktaş Belediyesi’nin Belgesel Sinemacılar Birliği ve Türkiye Gazeteciler
Cemiyeti ile düzenlediği “Bir Belgesel Bir Gazeteci Çay ve Simit” günlerinin
üçüncüsünde, yönetmenliğini Tahsin İşbilen’in yaptığı “Asya Minor... Yeniden”
adlı belgesel gösterilecek. Levent Kültür Merkezi’nde 24 Şubat 2010 Çarşamba
günü saat 19.00’da gerçekleştirilecek geceye Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail
Ünal’ın yanı sıra filmin yönetmeni Tahsin İşbilen ve Apoyevmatini Gazetesi’nden
Mihail Vasiliadis katılacak.
Sanata verdiği kapsamlı destek çerçevesinde belgesel film yapımcılığının
gelişmesine de katkıda bulunan Beşiktaş Belediyesi’nin Belgesel Sinemacılar
Birliği ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte düzenlediği, “Bir Belgesel
Bir Gazeteci Çay ve Simit” günlerinin üçüncüsü 24 Şubat 2010 Çarşamba günü saat
19.00’da yapılacak. Yönetmenliğini Tahsin İşbilen’in yaptığı “Asya Minor...
Yeniden” filminin gösterileceği etkinliğe Apoyevmatini Gazetesi’nden Mihail
Vasiliadis de katılacak.
İkinci Dünya Savaşı’nda işgalden kaçarak güvenliği Türkiye’de arayan Yunanlılar
İkinci Dünya Savaşı akıllarda gaz odaları, katliamlar, Türkiye’de de yokluk ve
ekmek karneleri ile yer etti. Ancak bu savaşın Türkiye ve Yunanistan’ı
ilgilendiren ortak bir yönü de oldu. Yunanistan, Almanya tarafından işgal
edildiğinde, başlıca üç nedenle Yunanlılar ülkelerini terk etmek zorunda
kaldılar. Siviller açlık nedeni ile, askerler Mısır’daki sürgün hükümetinin
hizmetinde görev yapmak için, direnişçiler ise mücadelelerini ana karada
sürdürebilmek için adalardan kaçtılar. 60 binden fazla Yunanlı o dönemde
Anadolu’ya kaçtı. “Asya Minor... Yeniden” belgeseli, Kostas Demerci’nin
anılarından ve oğlu Nikos Demerci’nin ağzından o günleri anlatıyor.
“Bir Belgesel, Bir Gazeteci, Çay ve Simit”
24 Şubat film gösterimi ve söyleşi
Tarih- 24 Şubat 2010, Çarşamba
Saat- 19.00
Yer- Levent Kültür Merkezi, Onat Kutlar Sinema Salonu
Belgesel hakkında:
Asya Minor… Yeniden
Aramızda bir durum değerlendirme toplantısı yaptık ve çoğunluk Anadolu’ya
gitmeye karar verdi. Çünkü artık bizler için Samos’ta hayat gittikçe
zorlaşıyordu, Samos dağları direnişçilerle dolmuştu. Buralarda barınmak zordu ve
bizim de o koşullarda yaşamak için yaşımız oldukça ileriydi.
Kostas Demerci -1941
Sandalı, gerillaları ve silahlı Yunanlıları görünce çok etkilendim. Bindik
kayığa. Çok güzel, sakin bir geceydi. Gece boyunca kürek çekerek Küçük Asya’ya
geçtik...
Nikos Demerci-2007
İkinci Dünya Savaşı akıllarda, dünyada gaz odaları, katliamlar, Türkiye’de de
yokluk ve ekmek karneleri olarak kalmıştır.
Ancak savaşın çok karanlık bir yüzü daha vardır; göç. Farklı yüzleriyle, çok
sayıda insanın yerini yurdunu terk edip Göçmen olarak yollara düşmesine neden
olmuştur savaş. İşte bu göç dalgalarından biri de, Yunanistan’dan Anadolu’ya
yönelen göç dalgasıdır.
Yunanistan faşistler tarafından işgal edildiğinde, başlıca üç nedenle Yunanlılar
ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar- Yaşanan büyük açlık nedeniyle gelen
siviller, Mısır’daki sürgün hükümetine katılmak için örgütlenen askerler ve
mücadelelerini ana karada sürdürebilmek için adalardan kaçan direnişçiler.
Hepsinin çıkış kapısı Küçük Asya, yani Anadolu’dur.
Yaklaşık 20 yıl önce “Küçük Asya Felaketini” yaşadıkları Anadolu. Onları
karşılayanlar da büyük oranda mübadeleyle Yunanistan’dan gelen Türklerdir.
Türklerden kaçarak Yunanistan’a gidenler, Yunanlılardan kaçarak Türkiye’ye
gelenlerin yanına sığınırlar. Bir kısmıyla, Alaçatı’da, Çeşme’de aynı evleri
paylaşırlar üç dört yıl. Gelenlerin bir bölümü, Türkiye’den Ortadoğu’ya,
Mısır’daki sürgün hükümetine katılmaya gider. Bir bölümünün de yolu Yunanistan
anakaraya düşer, direnişçilere katılmaktır hedefleri.
Yönetmenliğini Tahsin İşbilen’in yaptığı bu film, sözü edilen dönemin öyküsünü
anlatır bizlere Kostas Demerci’nin anılarından ve oğlu Nikos Demerci’nin
ağzından. Bir, babanın gözünden görürüz yaşananları, bir de yanında götürdüğü on
yaşlarındaki oğlun gözünden. Filmin iki ana karakteri yanı sıra, Yunanistan ve
Türkiye’de yaşayan diğer dönem tanıklarının anılarıyla da desteklenir öykü.
Yunanistan’dan Türkiye’ye o dönemde gelen insanların sayısının 60.000’nin
üzerinde olduğu belirtiliyor. Bugün o yılları hatırlayan çok az sayıda insan
var. 1950’li yıllarla birlikte iki ülkenin gerilen ilişkileri bu dönemi ve bu
“insanlığı” unutturmuş durumda iki halka da.
İşte bu film, geçmişte bu iki halk arasında yaşanmış olan dayanışma
örneklerinden birini, geleceğe ilişkin umutları yeşertmesi için hatırlatmayı
deneyen bir barış filmidir.
Film hakkında daha ayrıntılı bilgi www.asyaminor.com adresinden alınabilir.
Mihail Vasiliadis-Apoyevmatini Gazetesi
Mihail Vasiliadis, İstanbul’da günlük Rumca olarak yayınlanan Apoyevmatini
Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. 1939 yılında doğdu, gazeteciliğe Embros
Gazetesi’nde yardımcı eleman olarak başladı, aynı gazetede 1964’den sonra
sorumlu yazı işleri müdürlüğüne getirildi. 1965’te “milli birliği bozacak
şekilde Rumluk propangadası yapmak” suçlamasıyla hakkında dava açıldı, 10 yıllık
bir dava sürecinin ardından 1975’te beraat etti. Bir süre Yunanistan’da
Eptalofos Gazetesi’ni yayımladı. Ancak bu sefer, Yunanistan’da Türk- Rum
ilişkileri üzerine yazdığı yazılar yüzünden, hakkında suç duyurusunda bulunuldu
ve dava açıldı. Bu davalardan da beraat etti ve 2000 yılında kendini emekliye
ayrıldı. 2002 Türkiye’ye geri dönüş yaptı ve Apoyevmatini Gazetesi’nin başına
geçti. Halen, 80 yıllık bir gazete olan Apoyevmatini’nin yazarlığını,
editörlüğünü, yayın yönetmenliğini tek başına yapıyor.
Tahsin İşbilen
1964 Ezine doğumlu. 1997 yılında itibaren yoğun olarak belgesel sinema alanında
çalışmaya başladı. Birçok reklam ve tanıtım filminde yönetmen ve görüntü
yönetmeni olarak çalıştı. Amerikan History Channel ve Alman ARD televizyonları
için hazırlanan belgesellerde görüntü yönetmenliği yaptı. CCG (Christian Church
of God) organizasyonu için Anadolu ve erken dönem Hıristiyanlık konularında
hazırlanan belgesellerde yönetmenlik yaptı. Birçok belgesel film festivali
organizasyonunda çalıştı. Belgesel Sinemacılar Birliği üyesidir.
Çalıştığı bazı belgesel filmlerden örnekler:
2009 Harp Olurken…-Yönetmen
2009 Maşatlıktan Kurtuluşa-Yönetmen
2008 Kıyıya Vuran Tahta Valiz-Yönetmen
2008 Benim Giritli Limon Ağacım-Yönetmen
2008 Asya Minör Yeniden-Yönetmen
2007 Satılık Sağlık-Yönetmen
2006 Düştük Dağlara Dağlara-Yönetmen
2005 İzmir’in Kayıkları-Yönetmen
2005 Müşteri Değil Yurttaşız-Yönetmen
2005 Balık Sağlıktır-Yönetmen
2004 İzmir Mimarlığının Elli Yılı-Yönetmen
2004 Bir Başka Dünya- Şizofreni-Yönetmen
2004 Bahçeşehir Belgeseli-Yönetmen
2003 Sabırla Aşılan Bir İLK’in Öyküsü… Beykoz-Yönetmen
2003 Mahsuni Şerif Belgeseli-Yönetmen
2003 Sağlık Haktır (Türk Tabipler Birliği)-Yönetmen
2002 Yedi Kilise (CCG için)-Görüntü Yönetmeni
2002 Diğer Kutsal Toprak- Türkiye (CCG için)-Görüntü Yönetmeni
2001 Halfeti (Kültür Bakanlığı)-Görüntü Yönetmeni
2001 Bir Başka Bakışla Nemrut (Kültür Bakanlığı)-Görüntü Yönetmeni
2000 Dünya’yı Sarsan Adam St.Poul (History Channel)-Görüntü Yönetmeni
1999 Üç Kardeşin Öyküsü-Yönetmen
1999 Aizona’nin Hikayesi-Görüntü Yönetmeni
1998 Karadeniz Yolu (NDR için)-Görüntü Yönetmeni
1998 Sular Altındaki Kent Zeugma (NDR için)-Görüntü Yönetmeni
1998 Anadolu’da Batıl İnançlar (ARD için)-Görüntü Yönetmeni
1997 Bir Fotoğrafın Hareket Olarak Portresi-Yönetmen