Akkuyu Belgeseli



Yapım Tarihi - 2001
Süre - 00:57:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
BSB Arşiv No - 505

Yönetmen - Orhan Çalışır, Michael Enger
Senaryo - Orhan Çalışır
G. Yönetmeni - Michael Enger
Müzik - Orhan Şimşek
Kurgu - Stefan Saufer
Yapım - Orhan Çalışır, Michael Enger

1970'li yıllara kadar yarı göçer yaşayan Büyükeçeli köylülerinin hayatı köylerine nükleer santral yapılmak istenmesi ile birdenbire değişti. Köyün sahilindeki Akkuyu mevkii nükleer santral için istimlak edilince 11 aile evlerini ve arazilerini yitirirler. Köylülerin tarlalarını korumak amacıyla başlattıkları protestolar özellikle Çernobil Kazası'ndan sonra nükleer karşıtı bir harekete dönüştü.

Büyükeçeliler hem geçim kaynakları olan sebzecilik ve balıkçılığın bir nükleer santralin yanında sürdüremeyeceklerinden hem de Akkuyu'nun 25 kilometre uzağından geçen aktif Ecemiş Fayı'nın harekete geçmesiyle oluşabilecek nükleer felaketten korkmaktadırlar.


Kaynak
Sinemakolik.com








Akkuyu Şenliği başlıyor- 'Çernobil'i unutma, Akkuyu'ya sahip çık!'

Nükleer Karşıtı Platform’un gerçekleştirdiği eşgüdüm toplantısında alınan karar doğrultusunda 5-6 Ağustos’ta “Nükleer Santrallere Karşı Akkuyu Etkinlikleri” adı altında bir şenlik gerçekleştiriliyor.

Program kapsamında 5 Ağustos Cumartesi günü 17.00-19.30 saatleri arasında Taşucu Belediyesi Festival Alanı’nda “Akkuyu’da teknik nedenlerle nükleer santral niçin kurulamaz? Türkiye’de nükleer enerji üretimi teknik bir zorunluluk mu yoksa siyasi bir tercih mi? Nükleer santrallerden dünya neden vazgeçiyor” konularının ele alınacağı bir konferans düzenlenecek.

AKKUYU BELGESELİ
Konferansa Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler ve Nükleer Mühendis Prof. Dr. Tolga Yarman konuşmacı olarak katılacaklar. 2001 yapımı olan Orhan Çalışır ve Michael Enger’in yönettiği, Büyükeceli köylülerinin günlük hayatını ve nükleer lobiye karşı verdikleri mücadeleyi anlatan 57 dakikalık “Akkuyu Filmi” konferans bitiminde gösterilecek.

“Nükleer Santrallere Karşı Akkuyu Etkinlikleri” programı çerçevesinde 6 Ağustos Pazar günü saat 11.00’de Büyükeceli Köy Meydanı’nda şenlik başlatılacak. Yerel sanatçıların kısa bir sunumundan sonra miting programı kapsamında konuşmalar başlayacak. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Ulusaler, KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, SES Genel Başkanı Köksal Aydın, Prof. Dr. İnci Gökmen ve Akkuyu köylülerinden bir temsilci konuşma yapacaklar.

ETKİNLİKTE KONSERLER DE Var
Miting programının ardından konserlerle şenlik saat 19.30’a kadar devam edecek. Yeni Türkü, Bulutsuzluk Özlemi ve Knock Out Rock Grubu nükleer karşıtı programa konserleriyle renk katacaklar.

sesonline.net








Akkuyu Belgeseli Gösterimi ve Söyleşi

25 ŞUBAT PERŞEMBE - AKKUYU BELGESELİ GÖSTERİMİ ve SÖYLEŞİ - NÜKLEER KARŞITI HAREKETLER ve GELECEK

Yeşilev - İstiklal Cad Balo Sok No 21/1 Beyoğlu 0 212 244 77 80
https://www.facebook.com/event.php?eid=346465024922&ref=mf
http://www.yesilev.info/

25 Şubat Perşembe
19:00 - 20:00 Belgesel gösterimi - Akkuyu Belgeseli
20:00 - 21:30 Söyleşi - Nükleer karşıtı hareketler ve gelecek

Akkuyu Belgeseli
1970'li yıllara kadar yarı göçer yaşayan Büyükeçeli köylülerinin hayatı, köylerine nükleer santral yapılmak istenmesi ile birdenbire değişir. Köyün sahilindeki Akkuyu mevkii nükleer santral için istimlak edilince 11 aile evlerini ve arazilerini yitirirler. Köylülerin tarlalarını korumak amacıyla başlattıkları protestolar özellikle Çernobil Kazası'ndan sonra nükleer karşıtı bir harekete dönüştü. Büyükeçeliler hem geçim kaynakları olan sebzecilik ve balıkçılığın bir nükleer santralin yanında sürdüremeyeceklerinden hem de Akkuyu'nun 25 kilometre uzağından geçen aktif Ecemiş Fayı'nın harekete geçmesiyle oluşabilecek nükleer felaketten korkmaktadırlar. Akkuyu filmi, Büyükeceli köylülerinin günlük hayatını ve nükleer lobiye karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor.

Yönetmen - Orhan Çalışır, Michael Enger
Senaryo - Orhan Çalışır
G. Yönetmeni - Michael Enger
Müzik - Orhan Şimşek
Kurgu - Stefan Saufer
Yapım - Orhan Çalışır, Michael Enger
Yapım Tarihi - 2001
Süre - 57'





Cahil Cesareti ve Neoliberalizm

Akkuyu ile ilgili olarak Alman radyo ve televizyonlarına belgesel filmler ve radyo haberleri hazırlayan gazeteci Orhan Çalışır, “Japonya’daki felaketten gerekli dersler çıkarılmalıdır” çağrısında bulundu. Almanya’da 15 yıldır çevre konularında uzman habercilik yapan Orhan Çalışır, Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

- Akkuyu’nun çok tehlikeli bir macera olduğu uyarısında bulunuyorsunuz. Neden sakıncalı?
Orhan ÇALIŞIR - Eğer Akkuyu’ya nükleer santral yapılırsa bu, ilk günden itibaren bir saatli bomba olur. Çünkü her şeyden önce burası bir deprem bölgesi. Aktif Ecemiş fayı, Akkuyu’nun sadece 25 km doğusundan geçiyor. Uzmanların, örneğin Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Hasan Çetin’in araştırması, bu fay üzerinde yakın zamanda şiddetli bir depremin olabileceğine işaret ediyor. Cumhuriyet okuyucuları hatırlarlar, söz konusu araştırmanın kısa bir versiyonu, Cumhuriyet’in “Bilim Teknik” ekinde (6 Mayıs 2000, Sayı- 685) yayımlanmıştı. Araştırmaya göre Akkuyu’ya nükleer santral değil, bir deprem anında çevre ve insanlar için tehlike yaratacak hiçbir yapı yapılamaz. Tabii nükleer santralın bir deprem durumunda yaratacağı tehlikenin boyutları nasıl olur, bunu şimdi Japonya örneğinde görüyoruz. Akkuyu’ya nükleer santral fikri 1970’lerde oluşuyor. Eğer iyi niyetle hareket edersek, bu santrale o zaman lisans veren bilim insanlarının bugünkü bilgi ve birikimine sahip olmadıklarını söylemeliyiz. O zamanlar bir atık sorunu henüz bilinmiyordu. Fakat en geç 1986 Çernobil kazasından sonra, nükleer enerjinin sivil kullanımına da çok farklı bir biçimde bakmak durumundayız.

Kaza olmasa bile büyük bela
- Türkiye, nükleer enerjiyle nereye varabilir? Erdoğan hükümetinin bu pervasız atağı Avrupa’dan nasıl bir destek alıyor?

- Türkiye, nükleer enerjiyle -hiçbir kaza olmasa bile- başına müthiş bir bela alır. Her şeyden önce nükleer santral dışa bağımlılığı arttırır. Bunun sadece teknolojisi değil, aynı zamanda yakıtı, yedek parçası da yurtdışından gelecek. Bu yakıt, falanca ilden, topraktan çıkarılıp kürekle santralın kazanına atılan bir şey değil. Ayrıca bir veya iki nükleer reaktör zaten ekonomik olmaz. Nükleer enerjiyi sakıncasız görsek bile, bu teknolojinin kendi mantığı içinde ekonomik olması için en az sekiz on reaktörden oluşan bir sistemin kurulması gerekir. Tabii bu ekonomik kavramı, bu teknolojinin örneğin atık gibi binlerce yıl insanları uğraştıracak sorunlarını görmezden gelirsek geçerli. Hükümetin istediği gibi Akkuyu ve Sinop’a nükleer santral yapıldığını varsayarsak, bu santrallerin ürettiği toplam enerji, Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 6’sını karşılamaya yeter.

Aygaz tüpü trajikomik
Hükümetin Japonya’daki kazadan sonra bile Akkuyu’da nükleer santral kurmakta ısrar etmesi bize şunu gösteriyor- Türkiye’yi yöneten bu kadroyu hareket ettiren iki faktör var- Cahil cesareti ve sınırsız neoliberalizm. Biz dedik oldu! Bugün rant getirsin de yarın insana, doğaya ne olursa olsun anlayışı. Bir çeşit “Benden sonra tufan” yaklaşımı olan neoliberalizm, cehaletle birleşince maalesef ortaya “O halde eve Aygaz tüpü de almayalım” gibi trajikomik şeyler çıkıyor.

- Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri nükleer riskleri ve Türkiye ayağını sizce yeterince ciddiye alıyor mu? Yoksa Almanya ve Avrupa bu tehlikeli gidişte kararlı AKP’yi nükleer enerji konusunda açıkça teşvik mi ediyor?

- Avrupa, Türkiye ile ilgili konularda genelde ikiyüzlüdür. Nükleer santral konusunda da durum aynı. 2000 yılının 25 Temmuzu’nda, zamanın Ecevit hükümetince son anda iptal edilen Akkuyu nükleer santral projesini Alman ve Fransız şirketlerin öncülüğündeki konsorsiyumun kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. O zamanlar buradaki hükümet çevreleri, bu nükleer santral projesine hiç de eleştirel bakmıyorlardı. Akkuyu ihalesine katılan firmalar, devletten ihracat garantisi alıyorlardı.

Atıkları kakalamayı planlıyor olabilirler
Tabii diğer yandan şunu da belirtmek lazım- Avrupa ülkeleri hangi yüzle Türkiye’ye “Nükleer santral kurma” diyecekler? Avrupa’da bir kısmı eski teknolojiyle yapılmış, birçoğu ciddi derecede tehlikeli olan onlarca nükleer santral var. Bunlara, şimdi AB üyesi olan eski Doğu Bloku ülkelerinin Rus yapımı santrallerini da eklemek lazım. Bir de çok ciddi bir nükleer atık sorunu var. Almanya bu atıkları ne yapacağını bilemiyor. Biraz komplo teorisi gibi olacak ama benim kanaatimce Avrupa’daki bazı çevreler, “Türkiye bu nükleer işine girse de biz de onlara bir yolunu bulup buradaki atıkları kakalasak” diye düşünüyorlar. Unutmayalım, 1980’li yıllarda bir TC hükümeti Almanya’dan zehirli çöp almıştı. Bildiğim kadarıyla bu “ithalatı” yapanlar hakkında hiçbir idari veya hukuki soruşturma açılmadı.

Merkel ‘Yeni Yeşilci’
- Türkiye ve Almanya’daki kamuoyu bu felaket projeleri konusunda yeterince duyarlı mı? Filminiz üzerine halktan nasıl bir tepki geldi?

- Alman kamuoyunu diğer Avrupa ülkelerininkinden farklı değerlendirmek lazım. Burada dünyanın en güçlü, en dinamik çevre hareketi var. Birlik 90/Yeşiller bugün Almanya’yı yöneten unsurlardan biri. Her ne kadar bu parti sisteme uyduysa da, hareketin yarattığı kurumların çevre bilincinin gelişmesine çok büyük katkısı oldu. Daha birkaç ay önce, bütün eski reaktörlerin kullanım sürelerini uzatan Angela Merkel hükümeti, Japonya’daki felaket üzerine planlarından çark etti. İlk elde 7 eski reaktör üç ay süreyle bakım için durdurulacak. Bazı yorumcular, Merkel için biraz da alaylı bir biçimde “Yeni Yeşilci” diyorlar. Türkiye’de bir taraftan yurtlarını, doğayı korumak için yıllardır mücadele eden Büyükeceli ve Bergama halkı var. Tabii bir de kitlesel olmasa da, çok etkin etkin bir çevreci bir hareket var. 2000 yılında nükleer lobiye rağmen Akkuyu ihalesinin iptal edilmesi, “Anti Nükleer Platform”un eseridir. Ancak halkın büyük bölümü manipülasyona açık.

Orhan Çalışır kimdir?
Orhan Çalışır, Almanya’ya 1960’lı yılların sonunda işçi olarak gelen bir ailenin dört çocuğundan biri. Almanya’ya liseden sonra üniversite okumak için geldi ve burada ekonomi okudu. 15 yıldır serbest gazeteci olarak Alman devlet radyo televizyon kurumu için çalışıyor. Daha çok radyo haberleri yapan gazetecinin son belgesel filmi Torf (Türkçesiyle- Yer Kömürü). Film, Amasya’nın bir köyünden yer kömürü çıkarmak için Kuzey Almanya’ya gelen bir grup işçinin hikâyesinden hareket ederek, üç kuşakta göçün öyküsünü anlatıyor. Orhan Çalışır’ın 2001 yılında tamamladığı Akkuyu filmi Almanya’da ilgi gördü. Filmin “Köy ve Nükleer Santral” adlı 15 dakikalık kısa versiyonu, Almanya’nın en büyük radyo televizyon kuruluşunun (WDR) okul televizyonu tarafından alındı ve defalarca gösterildi.


21.04.2011
yapi.com.tr