Yapım Tarihi - 2007
Süre - 01:30:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Funda Özyurt Torun
Oluşum sürecine internet üzerinden Tanık olacağınız ve isterseniz dahil
olabileceğiniz bu belgeselin son iki yılı çok daha yoğun olmak üzere beş yıllık
bir geçmişi var... İçinde yoğrulduğumuz kültür mozaiğinde sahip olduğum kültür
mirasının mihenk taşına ve o mihenk taşının bana kattıkları konusuna yaratmak
istediğim farkındalık telaşı; içinde bulunmaktan tarifsiz haz duyduğum
coğrafyaya mevcut vefa borcumun ötesindeki bu belgeselin her adımını buradan
takip edebileceksiniz.
Kendi ile dalga geçebilecek kadar kendisi ile barışık, sevdikleri söz konusu
olduğunda hayata karşı kendi kimliğinden ve kişiliğinden vazgeçebilecek kadar
dik başlı, fedakarlıklara açık ve sıkıntılara karşı dirayetli, sıkıntıları
etrafından dolaşarak bertaraf etmeyi bilen, pratik zekası ile sürekli olarak
radikal çözümler üreten, ölümü hiçe sayan, inatçı, ayakları yere basan,
bilgisinin sınırlarını bilen, kendinden emin, acılarına karşı ketum, içindeki
fırtınalara rağmen Güleç fıkralar uyduran, hoşgörülü, tez canlı, espri ve
ironiyi hayatının odak noktasında tutan sevecen ve tüm Türk toplumu gibi
konuksever Lazların dünyasına bir yolculuk yapacaksınız...
Tarihten endemik bitkilere, mimariden pratik zekaya, etnografik yapıdan 93
Harbi’ne, 1915’teki iki göçten sosyolojiye, müzikten dile, şiirden sanata her
konuda donelerin içinde yer alacağı belgesel ‘ilk’ olacağı için de ayrı bir önem
ve değer taşıyor.
Ancak proje koordinatörü olarak benim açımdan bu belgeselin ‘içselleştirdiğim’
özel bir yanı var. Ben babama söz verdim. Akreple yelkovanın her hamlesinde
zaman aleyhimize işliyor. Yaşayan tarih yaşlılarımız gün be gün hayata gözlerini
yumuyor. Bildiğimiz ve bilemediğimiz hikayeler arşiv belgelerine dönüşemeden
sessiz sedasız o zihinlerde toprak oluyor. Tıpkı daha düne kadar birlikte proje
üstüne beyin fırtınası yaptığım babam gibi...
Bu proje benim gibi bir çok yeni kuşak Lazın da içselleştirebileceği bir
belgesel olacak. Tam da bu nedenle bu belgeselin ‘katılımcı’ bir yapısının
olmasını temenni ediyorum. Görüş, öneri ve dilekleriniz; dahası göndereceğiniz
fotoğraflar, video görüntüleri özetle arşiv değeri taşıyan her materyal bu
belgeselin içinde yer alabilmesi açısından değerlendirilecektir. Sizin de bu
çorbada tuzunuz olabilir...
Web Sitesi - tkmly.com
bilgi@tkmly.com
belge@tkmly.com
mektup@tkmly.com
tkmly@irisorganizasyon.com
Proje Koordinatörü Funda Özyurt Torun kimdir?
1972’de İstanbul’da doğdu. İlkokula 2.sınıftan başlayınca hayatında her şeyi
yaşıtlarından birkaç adım önde yapar oldu. 16 yaşında üniversiteye girdiğinde
TRT’de çalışmaya başladı. Hayatı boyunca hep “çok çalıştı”. Medya’nın ağır
şartlarında ve Çelik çarklarında yoğruldu. Özel televizyonlarla tanıştığında
1992 yılının Ağustos ayı idi. Bir çok uluslararası projeye ve belgesele imza
attı, 1000’in üzerinde reklam ve tanıtım filmi çekti. 20 yaşında Türkiye’nin en
genç yönetmeni, 23 yaşında ise televizyon kanallarının en genç idarecisi idi.
Bundan 5 yıl önce; yolun yarısına 5 kala yapılması gerekenler listesine uzun
zamandır üzerine düşündüğü kendi coğrafyası ile ilgili bu belgeseli ekledi...
Bugün tam da yolun yarısına gelmişken projesini hayata geçirebilmenin
mutluluğuna, projenin başlangıç aşamasında; babasını bu projeye dahil edemeden
kaybetmiş olmasının acısını ekleyip detaycı ve mükemmeliyetçi bir yaklaşımla
çalışmalarına devam etmektedir... Funda Özyurt Torun Belgesel Sinemacılar
Birliği üyesidir.
Bu projeye duyulan ihtiyaçları sıralamak gerekirse;
° Laz kültüründeki sözlü gelişmelerin alan araştırmalarıyla yazıya geçirilmesi
° Üzerine fazla araştırma yapılmamış halk danslarının derlenerek korunması
° Laz kültürüne özgü anaerkil yapının doğuşunun sosyolojik açıdan anlatılması
° Kendine has içe kapanık yapıları itibarı ile yeterli düzeyde kayıt altına
alınamamış olan destan ve şarkıların kayıt altına alınması.
° Gelenek ve göreneklere dair kayıt altına alınmamış ve artık uygulanmayan
yaşamsal değerlerin yaşayan tarih yaşlılarla beraber kaybolmaması.
° Kuşaklar arasında kaybedilen değerlerin günlük hayatın akışında eriyip
gitmemesi
° ‘Laz’ların kimliği üzerine toplumda farkındalık oluşturulması
° Hiç arşivlenmemiş bir çok materyalin varlığı
° Halkbilim açısından da Laz kültürüne farkındalık yaratılması
° Projenin çıktıları ile bir çok açıdan genç kuşaklara itici güç olunması
° Eylül’de başlayan ihale sürecinin tamamlanmasının ve ihaleye katılan projeler
arasından projemizin seçilişinin ardından 30 Kasım 2006’da AB ile sözleşme
imzalanmıştır...
° AB ve Kültür Bakanlığı tarafından hibe kapsamında verilmekte olan rakam
projenin %49’luk (59.056,83€) bölümünü kapsamaktadır.
° İris Organizasyon ve Grandis İletişim firmaları projeye 30.733,66 Avro’luk
(%25,50’şerlik) katkıda bulunmaktadır.
° Aralık ayının ilk yarısı genel hazırlıklar ile geçmiş ve ekip kadrosunun
göreve başladığı 19 Aralık’tan itibaren çalışmalar ivme kazanmıştır.
° Araştırma süreci, çekimlerle paralel olarak sürmektedir.
° 27 Ocak-4 Şubat arasında bir hafta Süren ilk çekimler tamamlanmıştır. Bu
çekimler esnasında bugüne dek belgelenememiş bir çok materyale arşiv niteliği
kazandırılmıştır.
° Çekim süreci:
Şubat ayı sonunda İstanbul, Mart ayında Ankara, Mayıs ayında Yalova, Düzce,
Akçakoca ve Haziran ayında Arhavi, Hopa, Ardaşen, Fındıklı, Pazar, Çamlıhemşin,
Temmuz ayında Gürcistan’da devam edecektir.
° Belgeselin ilk gösteriminin ve basın kokteylinin Eylül ayında Ankara’da
yapılması planlanmaktadır...
* Projenin yol haritasında ve tarihlerde değişiklik yapma hakkı Proje
Koordinatörünün inisiyatifindedir.
Projenin Hazırlanışı
Arıcılık
Arıcılık bölge coğrafyası için önemli gelir kurgularından biri. Kestane balı ve
özellikle de karakovan balı Lazlar için ayrı bir anlam taşıyor. Bölgede
bulunduğumuz süreç çok müsait olmasa da arıcılık ile ilgili arşiv niteliğinde
bazı çekimler yapıldı.
Kemençe Yapımı
Laz Müziğinin olmazsa olmazı kemençe yapımı çekildi. Fındıklı’da Nurdoğan Demir
ve Yılmaz Şişmanoğlu’na ait küçük atölyede kameralarımıza yansıyan coşku soğuk
hava koşullarının bile bölge insanı için engel tanımadığının bir göstergesi
idi...
Helimişi Hasan
Helimişi Hasan’ın Batum Sanat Müzesi’nde yer alan eserleri eskizleri de içeren
bir bütünlükte hem fotoğraf hem de video olarak kayda alındı... Bu görsellere
kızı Narima’nın evindekiler de eklenerek bütün eserlerinin yer aldığı geniş
çaplı bir arşiv oluşturuldu.
Proje Başlangıcı
Emek yoğun bir araştırma sürecinin ardından projenin çekimleri başladı. İlk
çekimler 27 Ocak-4 Şubat tarihleri arasında Pazar, Fındıklı, Ardaşen, Arhavi,
Hopa, Sarp ve Batum’da yapıldı.
“TÜRKİYE'DE KÜLTÜREL HAKLARIN DESTEKLENMESİ YAYINCILIK HİBE PROGRAMI”
“Türk Kültür MOZAİĞİNDE LAZLARIN YERİ PROJESİ”
“LAZLAR” BELGESELİNİN TANITIM FİLMİ CANNES FİLM FESTİVALİNDE
16-27 Mayıs 2007 tarihleri arasında 60.sı düzenlenmekte olan Cannes Film
Festivalinde Türkiye Pavilyonunda bu yıl ilk kez belgesellere de yer veriliyor.
Basılan afişler ve dvd kopyalar ücretsiz olarak Cannes Film Festivali
pavilyonunda ücretsiz dağıtılıyor.
Funda Özyurt Torun tarafından hazırlanmakta olan LAZLAR Belgeselinin emek yoğun
bir çalışma ile 2 gece gibi kısa bir sürede hazırlanan tanıtım filmi de hem
katalogdaki, hem de Türkiye Pavilyonunda yayınlanmakta olan sine vizyondaki
yerini aldı.
Eylül ayının sonunda tamamlanacak olan LAZLAR Belgeselinin 2008'de yapılacak
olan 61.Cannes Film Festivali katılım amaçlı olarak gönderilmesi planlanıyor.
Belgeselde tarihten günümüze Lazlar, gelenek-görenekler, mimari yapı, müzik,
edebiyat, atma türküler, dil, gelir kurgusu, ahşap işçiliği, halk dansları gibi
sosyolojik ve etnografik öğelere yer verilecek.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının ve T.C. Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon
Genel Müdürlüğü'nün koordinasyonu ile Kültürel Hakların Desteklenmesi Yayıncılık
hibe programı kapsamında AB destekli olarak yapılmakta olan LAZLAR belgeselinin
Tanıtım Filmi Cannes Film Festivalinde Türkiye Pavilyonunda yayınlanmaktadır.
Proje Koordinatörü ve Görsel Yönetmeni Funda Özyurt Torun 1972'de doğdu. 1988
yılında üniversite hayatı ile birlikte TRT'de çalışmaya başladı. 19 yıllık
çalışma hayatında uluslararası birçok projeye imza attı. Belgesel Sinemacılar
Birliği üyesi olan Funda Özyurt Torun, Eurodoc'un 25-28 Nisan 2007 tarihleri
arasında İstanbul'da yaptığı Eurodocmed organizasyonunun tamamına da gözlemci
olarak katıldı.
Kaynak
Defne Yoluç, İris Organizasyon
Lazuri.Com, 27.05.2007
'Lazlar' belgeseli gösterimde...
Lazlarla ilgili hazırlanmış en kapsamlı belgesel olan "Lazlar"ın galası 30 Eylül
günü Ankara'da gerçekleşecek.
Yönetmenliğini Funda Özyurt Torun'un yaptığı, yapımcılığını Defne Yoluç'un
üstlendiği AB projesi kapsamında hazırlanan "Türk Kültür Mozaiğinde Lazların
Yeri" konulu "Lazlar" Belgeseli'nin galası 30 Eylül günü Kızılay Büyülü Fener
Sineması'nda yapılacak. 10 ay Süren proje boyunca hazırlanan belgesel kapsamında
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Rize, Artvin, Gürcistan'da çekimler yapıldı.
Belgesel, Lazların 4 bin yıllık tarihini, gelenek ve göreneklerini, el
sanatlarını, müziklerini ve müzik aletlerini, destanlarını, horonlarını, 93
harbi sırasındaki göçlerini, atmaca tutkularını gibi konu ele alıyor. Belgesel
"Lazlar hakkında hazırlanan en kapsamlı belgesel" olma özelliğini de taşıyor.
Öte yandan belgeselde, Gürcistan'daki arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan
Lazların kökenine, Kolheti uygarlığına ait daha önce hiç görüntülenmemiş tarihi
buluntulara da yer veriliyor. Lazların gerçekten kim olduklarını, nereden
geldiklerini anlatan belgesel Lazca'nın ayrı bir dil olduğunu da vurgulanıyor.
Lazların kimi zaman fıkralara konu olan esprili yönleri ve günlük yaşamı
kolaylaştırmak için kullandıkları buluşları da belgeselde geniş yer buluyor.
ANKA
28 Eylül 2007, Cuma
Lazlar Belgeseli
4000 yıllık tarih; "LAZLAR" belgeselinin tanıtım filmi yapıldı. Belgeselimizin Tanıtım Filmi Cannes Film Festivali için hazırlanan kataloğa girmesi için gönderildi. Belgeselin afişlerini görmek için www.tkmly.com adresine bakabilirsiniz... Belgeselin ingilizce adı; A history of 4000 years; "LAZLAR" olacak...
Lazca destan ve atma türküler, yaşayan tarih yaşlılarla röportajlar, kamera arkası görüntüler, TKMLY çekimleri Arhavi ve Fındıklı. Bu proje, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Koordinasyonunda yürütülmektedir. Bu yayın AB'nin desteğiyle hazırlanmıştır. İçeriğinden yalnızca "İris Organizasyon" sorumludur. Bu belgesel hiçbir surette AB'nin ve lehdar kuruluşların görüşlerini yansıtmamaktadır.
Türk Kültür Mozaiğinde Lazların Yeri Projesinin çekimleri başladı. TKMLY Ekibi Laz Belgeselini Çekerken Çifteköprü'de Mahsur Kaldı.
Bu proje, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Koordinasyonunda yürütülmektedir. Bu yayın AB'nin desteğiyle hazırlanmıştır. İçeriğinden yalnızca "İris Organizasyon" sorumludur. Bu belgesel hiçbir surette AB'nin ve lehdar kuruluşların görüşlerini yansıtmamaktadır.
TKMLY çekimleri Batum, Gürcistan. Gonia Kalesi, Laz Güneşi.
Bu proje, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Koordinasyonunda yürütülmektedir. Bu yayın AB'nin desteğiyle hazırlanmıştır. İçeriğinden yalnızca "İris Organizasyon" sorumludur. Bu belgesel hiçbir surette AB'nin ve lehdar kuruluşların görüşlerini yansıtmamaktadır.
"Türk Kültür MOZAİĞİNDE LAZLARIN YERİ” KONULU PROJENİN WEB SAYFASI AÇILDI
www.tkmly.com veya www.turkkulturmozaigindelazlarinyeri.com
BELGESELİN WEB SAYFASI AÇILDI. BELGESELDE YER ALMASINI İSTEDİĞİNİZ BİLGİ, BELGE
VE DÖKÜMANLAR DANIŞMAN KADROSU TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLECEKTİR. PROJE VE
BELGESEL ÇEKİMLERİ HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMAK İSTEYENLER www.tkmly.com VEYA
www.turkkulturmozaigindelazlarinyeri.com ADRESLERİNDEN HER TÜRLÜ DETAYA VE
BİLGİYE ULAŞABİLECEKLER. PROJE VE BELGESEL ÇEKİMLERİ HAKKINDAKİ HABERLER,
DUYURULAR, FOTOĞRAF ARŞİVİ, BASINDA PROJEMİZ... BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ İÇİN
SAYFAYI ZİYARET EDİN...
“Türk Kültür MOZAİĞİNDE LAZLARIN YERİ” ADLI KAFKASYA’DAN KARADENİZE GEÇMİŞTEN
GÜNÜMÜZE LAZLARI ANLATAN BELGESELİN ÇEKİMLERİNE BAŞLANDI...
BELGESEL DAHA İLK AYLARINDA ÇOK FARKLI BİR ÇİZGİDE İş YAPTIĞINI ORTAYA KOYAN
İLKLERE İMZA ATTI.
ŞAİR, RESSAM, BESTECİ VE Yazar KİMLİKLERİNİ TAŞIYAN TİFLİS DEVLET
ÜNİVERSİTESİNDE ÖĞRETİM ÜYELİĞİ DE YAPMIŞ, NAZIM HİKMET Ran’IN ARKADAŞI HELİMİŞİ
HASAN’IN Batum SANAT MÜZESİN’DE BULUNAN TABLOLARININ TAMAMI İLK KEZ KAYIT ALTINA
ALINDI.
ARHAVİ’DEKİ CENEVİZLİLERDEN KALMA CİHA KALESİNİN KARLAR ALTINDAKİ HALİ İLK KEZ
ZORLU BİR TIRMANIŞIN ARDINDAN GÖRTÜNTÜLENDİ.
İris Organizasyon, Tanıtım, Danışmanlık” ve ortağı “Grandis İletişim, Tanıtım ve
Halkla İlişkiler” tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koordinasyonunda ve
Avrupa Birliği’nin desteği ile hazırlanacak olan “Türk Kültür MOZAİĞİNDE
LAZLARIN YERİ” konulu belgeselin çekimlerine başlandı.
Projenin ilk durağı olan Doğu Karadeniz Bölgesi’nde RİZE; Fındıklı, Ardeşen,
Pazar, ARTVİN; Arhavi ve GÜRCİSTAN; Batum’da çekimler yapıldı. Kar altındaki dağ
köyleri ve doğanın eşsiz güzellikleri görüntülendi. Yaşayan tarih yaşlılarla
anılarına, laz kültürüne, gelenek ve göreneklerine dair röportajlar lazca olarak
gerçekleştirildi. Bu şekilde gün geçtikçe kelime haznesinden kaybeden lazca
belgelenirken, sadece yaşlılar tarafından bilinen bazı olayların genç nesillere
aktarılmak üzere kayıt altına alınması sağlandı.
Laz ressam, besteci, yazar ve şair Helimişi Hasan’ın Batum Sanat Müzesi’nde
bulunan resimlerinin tamamı (taslak çizimler de dahil olmak üzere) ilk kez
çekilerek, Helimişi’nin kızı Narima ile babası, sürgün yılları ve Nazım Hikmet
Ran hakkında röportaj yapıldı. Bu röportajla Ünlü ressam ve şair hakkındaki
değerli anılar ve gerçekler ortaya çıkarıldı. Aynı zamanda Helimişi’nin kızı
Narima Helimişi’nin babasının resimlerinden esinlenerek yaptığı el işleri de
kameraya alındı. Batum’da yaşayan lazlarla da röportajlar yapılarak gelenek
görenekler ve dil ile ilgili değişiklikler kayıt altına alındı. M.Ö.2yy’dan
kalma Sarp-Batum yolu üzerinde yer alan ilk Laz kalesi görüntülendi.
Arhavi’nin en yüksek noktası; Ciha Kalesi’ne çıkılarak karlar altındaki şehir
görüntüleri ve Cenevizlilerden kalma Ciha Kalesi’nin karlar altındaki görselleri
ilk kez kayıt altına alındı. Zorlu ve yer yer 1 metreyi aşan karlar altındaki
parkurda 3km’den fazla ekipmanları ile birlikte yürüyerek Ciha’ya tırmanan
ekibimiz karlar altındaki Arhavi’den olağanüstü görüntü ve fotoğraflarla geri
döndü.
Ancak Çifteköprü ekibimize yol vermeyecekti. Arabası Kara saplanan ve iki saat
mahzur kalan ekibimizi Arhavi Belediyesi’nin kar küreme aracı tarafından
kurtarıldı.
Kemençe yapımının çekildiği Fındıklı’da bu enstrüman eşliğinde söylenen şarkı ve
türkülerle renkli resimler elde edildi. 90 yaşındaki nine ve dedenin söylediği
türküler ile Karadeniz insanının hangi yaşa gelirse gelsin canlı ve kıpır kıpır
olan yapısı ortaya konuldu.
Belgeselin çekimleri Şubat ayı içinde İstanbul’da, Mart ayı içinde Ankara’da
yapılacak röportajlar ve Adapazarı, Düzce çekimleri ile devam edecek.
FUNDA ÖZYURT Torun:
‘Türk Kültür Mozayiğinde Lazların Yeri’ni anlatacağız. Farklı etnik bir kültürü
bu kültürün zenginliğine artı değer olarak görüyoruz.
Arslan Bulut:
Farklılıkları ayrıntılarına kadar tespit ederek, farkındalık yaratmak, Ulus
devletleri parçalama stratejisinin uygulamasıdır.
Avrupa Birliği, Türkiye’de yeni azınlıklar oluşturma çabasına etnik unsurlara,
farklı milliyet bilinci vermeyi hedefleyen projeler üreterek veya bu yönde
hazırlanan projeleri destekleyerek devam ediyor. Son projelerden biri “Türk
Kültür Mozayiğinde Lazların Yeri” adlı belgesel! Arkadaşımız Fatih Erboz,
belgeselin koordinatörü Funda Özyurt Torun ile projenin amaçlarını konuştu.
Torun, bu tür çalışmaların Türk toplumunu ayrıştırmak isteyenlerin çabalarına
ket vuracağını savundu. Özyurt’un açıklamalarını aynen vermekle birlikte, hemen
altında yorumunu da yazarımız Arslan Bulut yaptı ki gerçekler sadece sunulduğu
gibi değil, bütün açıklığıyla ortaya çıksın.
* ERBOZ- Niçin böyle bir belgeseli çekmek için proje hazırladınız? Belgeselin
ana ekseni etnik farklılık mı olacak? Örneğin dil konusunun üzerinde duracak
mısınız?
Torun- Belgesel insan odaklı bir belgesel olacak. Daha sonra tarihe, sosyolojik
yapıya, Lazların kendine ait anaerkil yapısına odaklanacak. Farklı etnik bir
kültürü bu kültürün zenginliğine artı değer olarak görüyoruz. En azından ben
kendi adıma bunu söyleyebilirim ki Çivi yayınları da bundan farklı düşünen bir
yayınevi değil. Onlar da zaten Türkiye’de bu etnik kültürlere dair ve onlar
hakkında farkındalık yaratmaya dair basılan eserlerin yüzde 90-95’ine sahipler
kendi skalalarında. Bu önemli bir şey.
MENSUBİYET BİLİNCİNE DARBE
Arslan Bulut:
Lazların veya başka bir kavmin elbette kendine özgü farklılıkları vardır. Fakat,
milli devletler, bu farklılıkları değil, ortak yönleri öne çıkarmaya çabalar ki,
milli birlik sağlansın! Farklılıkları en İnce ayrıntılarına kadar tespit ederek,
farkındalık yaratmak, küreselleşme projesinin Ulus devletleri parçalama
stratejisinin taktik uygulamasıdır. Etnik farklılıkların farkına varılması için
basılan eserlerin hemen hiçbiri bilimsel değildir, aksine küreselleşme
ideolojisinin etkisiyle yazılmıştır. Bu ideolojinin yöntemi, 2002 yıllarında
Bartın’da sürdürülen Paflagonya projesi sırasında eğitilen kişilere şöyle
anlatılmıştı- “Amacı ulusal devletlerin iç federasyonu (devletler federasyonu)
şeklini gerçekleştirmek olan, politik şekilli, Avrupa karakterli bir fenomen
geliştiriliyor. Globalizeleşme ve kimliği arama çalışmaları aynı paralelde
seyreden iki muhakemeyi birleştiriyor. Orijinin bulunması, kişinin bölgeler ve
devletler üstü bir kimlik kazanması olarak yorumlanıyor ve temelinde kişinin
birçok ülkenin yurttaşıymış gibi düşünülmesi fikrine ulaşılıyor. Sonuçta, en
ideal biçimine çoklu kimlik (çok kimlilik) araştırması olarak dönüşüyor, yani
tüm insanların tek, aynı büyük genetik kökten geldiği orijinde, bir çeşit uluana
ve ulubaba isminde birleşiyor; Adem ve Havva; ya da Homo sapiens, ya da
Austrolopitecus.” Proje, etnik araştırmalarla, özellikle Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarının Türk Milleti’ne mensup olma bilincini yok etmeyi amaçlıyordu.
Torun- Öncelikli olarak tarihçeden başlanacak. Lazlar kimdir? Celiyrum,
cidiyrumdan öte Lazların kendine ait bir dili vardır... Lazca, Doğu Kafkas
dilleri arasındadır. Gürcüce, Megrelce ile kardeş dillerde
değerlendirilmektedir. Bu dilin aykırı bir takım yapısal özellikleri var. Türkçe
sondan eklemeli bir dildir. Lazca ise hem baştan hem de sondan ekleme alır.
Lazca üzerine çok fazla araştırma yapan yok. Bugün artık Lazlar kendi dillerine
biraz daha fazla sahip çıkıyorlar ama ana dili olarak Lazca’yı konuşan insanlar
bile artık dillerinin yüzde 70’ini kaybetmiş durumdalar. Bazı kelimelerin Lazca
karşılığını artık yaşlılar bile hatırlamıyor.
Lazlıkla İlgisi yok
Arslan Bulut:
Lazların tarihçesi, böyle kesin ifadelerle ortaya konulacak kadar açık değildir.
Torun’un iddiaları, Gürcistan’ın resmi ideolojisinden alınmadır. Gürcistan,
Lazların Gürcülerle akraba olduğunu öne sürerek, kendi içinde bulunan Lazları
eritmeye, Türkiye’deki Lazları da kalben kendisine bağlamaya çalışmaktadır. Doğu
Karadeniz Türkçe'sindeki k/c veya g/c değişmesi, yani celiyrum, cidiyrum gibi
ifadelerin Lazlıkla ilgisi yoktur. Bu konuşmalar, eski Tebriz Türkçesi’nin
yansımalarıdır. Lazların bir Kafkas kavmi olduğu doğrudur. Hem Heredot’ta, hem
Kesenefon’un Onbinlerin Dönüşü eserinde Lazlar olduğu tahmin edilen kavimlerden
bahsedilmektedir. Fakat o tarihlerde Gürcü kelimesi yoktur! Lazlar ile İskitler
arasında da sarı saçlı, mavi gözlü olmaları ve gelenekler açısından bağ
kurulmaktadır. Tabii bütün iddialar bilimsel olarak araştırılmalıdır. Lazca, o
kadar başka dillerden etkilenmiştir ki, hangi kuralın Lazca’ya ait olduğunu
bugünkü Lazca’dan çıkarmak mümkün değildir. Tarihte Türk devletlerini
yönetenlerin Lazca’yı yok etmek gibi bir düşüncesi olmamıştır. Lazca
kendiliğinden gelişen bir süreçte unutulmuştur. Kaldı ki Lazlar, Türk Milleti
içinde en sevilen etnik gruptur.
Torun- 1965 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine baktığınız zaman,
Türkiye’de yaşayan 2 milyona yakın Laz var. Sadece Lazca konuşan insan sayısı 3
bin 964.
Arslan Bulut:
1965 yılı DİE verilerinde böyle bir rakam yoktur. Bu iddia tamamen yanlıştır.
Fakat 1965 nufus sayımına göre, o tarihte Lazca konuşan nüfus 20 bindir! 20 bin
nerede, 2 milyon nerede? 1965’te nüfusu 20 bin olan Lazların bugün nüfusları 2
milyona ulaşmış olabilir mi? Bu iddia, akla ve mantığa Uyar mı? Bu kadar Laz
varsa nerede yaşıyor bu vatandaşlarımız?
Torun- Yani bu insanlar 1965’de hem Türkçe’yi mükemmel konuşuyorlar, hem
Lazca’yı. Bundan sonra da zaten DİE’nin yapmış olduğu bir araştırma yok.
İnsanların sadece Lazca konuşmak gibi bir beklentisi yok. Türkçe de biliyorlar,
hatta Osmanlıca biliyorlar. Bir de aidiyet duygusu olarak Türkiye’yi ve
Türkçe'yi asla sorgulamamış bir topluluk Lazlar. Lazlar kendini soyutlayarak ben
başka bir topluluğum demiyor. Kendini Türk olarak görüyor. Türk olmaktan da
gurur duyuyor. Bu projeyi yaparken de arkasında direk durabilmemin nedeni budur.
Söyleşi yaptığımız bir çok insan, biz onlara Lazca soru sorsak dahi bize Türkçe
cevap verdiler. Genele hitap edecek bir şey olması neticesiyle Türkçe olmasının
daha doğru olacağını düşündüler.
Bu bir AYRIŞTIRMA PROJESİDİR
Arslan Bulut:
Lazların kendilerini Türk olarak gördüğü doğrudur. Torun’un projenin arkasında
durmasına gelince; bu bir ayrıştırma projesidir. Projenin neye hizmet ettiğini
yukarıda açıkladık.
Torun- Lazlarda, Lazca’ya ve Laz Kültürüne ait bir farkındalık yaratma telaşı
var. Ama üzerine çok fazla araştırma yapılmamış, ya da yapılan araştırmalar
nokta atışı şeklinde kalmış. Laz diliyle yapılan araştırmalar, 8-10 sayfanın
ötesine geçmemiş. Bu nedenle projenin önemli bir bölümü araştırmayla ilgili. Bu
arada, araştırmayı karşılayan AB, bu bağlamda Gürcistan’da yapılacak
araştırmaları karşılamıyor. Her ülkenin kendine göre bir duruşu var. Nasıl
Türkiye’de bugüne kadar Lazlarla ile ilgili olarak yapılmış araştırmalar varsa,
Gürcistan ve Rusya’da da yapılmış araştırmalar var. Bu araştırmaların bizim
yaptığımız araştırmalara tezat düşen yönleri de var. Bir anlamda bizim
yaptığımız belgesel ve araştırmalar, bu araştırmalara yönelik olarak da bir
farkındalık yaratacaktır.
HEDEF MİLLİ BİRLİĞİMİZ
Arslan Bulut:
AB, Gürcistan’ın milli birliğini bozmak istemiyor. Aksine oradaki milli birliği
korumaya çalışıyor. Çünkü Gürcistan turuncu devrimle, küreselleşme ideolojisinin
gereğini yerine getirmiş durumdadır. Bu durumu korumaya çalışıyorlar. AB’nin
hedefi, Doğu Karadeniz’deki milli gücü çökertmektir. Bunun için Türkiye’deki
Lazlarla ilgili araştırmaların Gürcistan araştırmaları ile paralelize edilmesi
süreci yaşanıyor. Bunun için Türkiye’deki Lazların, Türk Milleti’nden tamamen
farklılaştırılması esas alınıyor.
Trabzonlu gençlere İngiliz oyununa gelmedi
Türkiye’ye gelen bazı yabancı gazeteci ve karanlık kişilerin, halkın
hassasiyetleriyle oynadığını gözler önüne seren bir olay daha yaşandı. El Cezire
Televizyonu adına çalışan iki İngiliz gazeteci, Trabzonsporlu taraftarları atış
talimi yapmaya ve Galatasaray maçına beyaz bereyle girmeye ikna etmeye çalışarak
provokasyon tuzağı kurdu. Bugün gazetesinin haberine göre yabancı gazetecilerin
içinde yer aldığı çirkin bir provokasyon Dink cinayetinden hemen sonra
Trabzonspor taraftarlarına karşı yürütüldü. El Cezire adına Türkiye’ye gelen
baba-oğul iki İngiliz gazeteci, belgesel çekimi bahanesiyle Trabzonspor
kulübünün İstanbul’daki ateşli taraftarları ’Gurbetçi Gençler’ ile buluştu.
Gençlerden Erden Sağlam, olayı şöyle anlattı-
El Cezire Televizyonu adına çalışan iki İngiliz gazeteci, provokasyon tuzağı
kurdu
’Samast şov’ istediler
“Bize Trabzon şehrini ve Trabzonspor’u dünyaya tanıtacak bir belgesel yapmak
istediklerini söylediler. Biz, takımımız ile ilgili konuşmak istedikçe onlar
alakasız sorular sordular. Kürt-Türk çatışmasına yöneltecek sorular sordular.
Kendilerine Türk olduğumuzu ve milliyetçi eğilimleri olan bir grup olduğumuzu
söyledik. Bu sefer de, milliyetçi şiddet gibi tuhaf sorular yönelttiler. Bazı
arkadaşlarımızdan Ogün Samats tarzı bere giymelerini istemişler. Tüm
görüşmelerimize Paul ve Sam bere giyerek geldiler. Galatasaray maçına 500
bereyle gidin dediler. Biz kabul etmedik.” Daha sonraki gelişmeleri anlatan
Gurbetçi Gençler grubunun lideri Turan Reis ise, şöyle devam etti- “Ormanda atış
talimi yapmamızı isteyince bardak taştı. Bizden ormana giderek silahlı atış
yapmamızı istediler. Yarın görüşmek üzere diyerek ayrıldık. Endişelenip kaseti
isteyince ortadan kayboldular.” Tuzağı fark eden Türk gençlerinin tavrı üzerine
apar topar İstanbul’dan kaçan İngiliz gazeteciler, daha önce Kandil Dağı’ndaki
PKK’lıları ’özgürlük savaşçıları’ diye belgesel olarak dünyaya tanıtan El Cezire
ekibinden çıktı. Benzer ekipler, Batman’da “Kürt vatandaşlar” ile Anadolu’nun
değişik kentlerinde “Alevi vatandaşlara” da aynı şeyi yapmak istemiş.
Kaynak
Yeniçağ Gazetesi
AVRUPA BİRLİĞİ`NİN YENİ Karadeniz OPERASYONU
‘Ayrıştırma belgeseli’ AB desteğiyle çekiliyor - 2 -
FUNDA ÖZYURT Torun:
Lazlar, Çerkezler, Nogay Türkleri, Abazhalar, Boşnaklar hiçbiri böyle bir
sorgulanmayı hak etmiyor. Hiç biri 30 bin insan öldürmedi.
Arslan Bulut:
Yabancıların desteklediği bütün projeler sorgulanmalıdır. Sorgulanan,
Türkiye’nin etnik unsurları değil, ayrıştırma projeleridir.
Dizi yazımızın birinci bölümünde AB desteği ile hazırlanan “Türk Kültür
Mozaiğinde Lazların Yeri” isimli belgeselin koordinatörü Funda Özyurt Torun’un
“Bu belgeselle neyi amaçlıyorsunuz” sorusuna verdiği cevabı aktarmıştık.
Torun’un açıklamalarındaki Gizli mesajları ise yazarımız Aslan Bulut’un
yorumlarıyla ortaya koymaya çalışmıştık. Dizimizin bugünkü bölümünde de
belgeselle ilgili şifreleri kırmayı sürdürüyoruz...
* ERBOZ- Belgeselinizin diğer araştırmalardan farklı olacağını belirttiniz. Ne
gibi farklılıklar var?
Torun- Örneğin Gürcistan Niko Bertzenişvili Araştırma Enstitüsü tarafından
basılmış bir kitapta Lazca’nın Gürcüce’nin bir alt dalı olduğu yazıyor. Halbuki
Goiji Kojima ve diğer Lazca ile ilgili araştırma yapmış dilbilimciler, Megrelce,
Gürcüce, Lazca’nın birbirlerini destekleyen diller olduğunu söylemekte. Ama
uluslararası hiç bir araştırmada bu böyle geçmiyor. Yapılan her araştırmanın
“taraflı” olduğuna dikkat ederek eleyeceğiz ve belgesele alacağız.
HEPSİ Türk GELENEĞİ
Arslan Bulut:
Batılı bilim adamları ile Gürcü bilim adamlarının araştırmaları birbirini
tutmuyor. Dolayısıyla Torun’un yapılan her araştırmanın taraflı olabileceği
ihtimalini gözardı etmemesi bizce de en doğru tutumdur. Hem sonra kim bu Goiji
Kojima?
* ERBOZ- Lazların gelenek ve görenekleri nasıl bir farklılık ortaya koyuyor?
Torun- Gelenek ve göreneklere dair kayıt altına alınmamış, bugün artık
uygulanmayan ama yaşamsal değerleri çok çok önemli olan şeyler var. Örneğin
Kuçektalaşi. Türkçe’ye ‘ayak dönüşü’ şeklinde çevirebiliriz. Bu başka hiçbir
kültürde olmayan bir gelenek. Kız evlenir, erkek evine gelin gider, üç gün sonra
annesinin evine eşiyle birlikte geri döner. Bunun gelinin yeni sahiplendiği
sosyal statüsünü göstermek üzerine bir sosyolojik anlamı var. İnsanların
birbirini tanıması açısından da bir fırsat olan Kuçektalaşi yapıldığında,
kadınlı erkekli eğlenceler düzenleniyor, yemekler veriliyor, atma türküler
söyleniyor. Lazları yapısal anlamda anaerkil diye nitelendirebiliriz. Örneğin
inşaat ustalığı... Bir aileden beş kişi altı kişi çıkıyorlar başka bir yere
giderek ev yapıyorlar. Evlerinden iki yıl boyunca ayrı kalıyorlar. Erkek evinden
uzak olduğu için kadın evini idare etmek zorunda. Dışarıya karşı duruşunu çok
net bir biçimde temsil etmek zorunda. Ekili olan alanları da kadın ekmiştir.
Bunun sonunda ailedeki söz hakkı tek başına erkeğe ait değildir. Lazların
anaerkil bir yapısının olmasının temelinde böyle bir gerekçe yatmaktadır.
Arslan Bulut:
Lazlar, niçin bu Özgün nitelikleri ile kabul edilmiyor da illa onları sonradan
oluşan kimliklere bağlama ihtiyacı duyuluyor! Ayrıca bu gelenekler, aynı zamanda
eski Türk gelenekleridir. Niçin bu konu üzerinde durulmuyor?
* ERBOZ- Çalışmanızın arşiv niteliği olacak mı?
Torun- Kuşaklar arasında çok fazla değer kaybı olmuş durumda. Lazca, bugün yüzde
30 oranında konuşuluyor. Kelime kaybı yüzde 70, bu çok önemli. Gelenek ve
göreneklerde de bir takım kayıplar söz konusu. Ancak bu dünyanın genelinde var.
Bu çalışma arşiv niteliği taşıyacak ve kültürün nereden gelip nereye gittiğini
sadece bugünkü genç kuşaklara değil aynı zamanda gelecek kuşaklara da bırakacak
bir belge niteliğindedir. Bunun dışında hiç arşivlenmemiş, ya da çok dağınık
arşivlenmiş hiç bilinmeyen şeyler var. Onları da bu araştırmalar süresinde ön
plana çıkarabildiğimizi düşünüyoruz. Halkbilim açısından da projenin içinde
önemli doneler olacak. Projenin en önemli kazanımı genç kuşakların kendi
kültürlerine dönük daha fazla ilgi duymaları, neyin ne olduğunu daha fazla
anlamalarını sağlayacak olması. Gerçek anlamda Laz ve Lazca’nın ne olduğunun
altının çizilmesidir.
TÜRKİYE MOZAİK DEĞİLDİR
Arslan Bulut:
Torun, bütün araştırmaların taraflı olabileceğini söylediği halde, Gürcistan’ın
geliştirdiği, desteklediği bir devlet projesindeki veriler için “bizim” diyor!
Demek ki, Türkiye’deki araştırma da tamamen Gürcü esintileri ile hazırlanıyor!
* ERBOZ- Mozaik Kavramı son günlerde pek de hoş karşılanan bir kavram değil.
Oysa çalışmanın adında mozaik kavramı var. Neden böyle bir isim altında projeyi
tanımladınız? Mozaik ayrışmanın işareti değil mi sizce?
Torun- İnsanlar söylemlerinde özgürdürler, bu söylemi beğenmeyen bir çok insan
olacaktır. Bu meseleler fikir jimnastiği ile karşılıklı tartışılır. Fakat
mozaikten kastımız, altını çizmek istediğimiz şey, Türkiye’de yaşayan herkesin
mevcut kültür biriminin Türkiye için bir zenginlik teşkil edecek olması. Mozaik
ya da x ya da z hiç önemli değil. Ben bugün hiçbir Laz’ın Kürtler gibi haritalar
çizdiğini, hiçbir Çerkez’in Çerkezya gibi bir alan istediğini düşünmüyorum. Aynı
şeyi Lazlar için de söyleyebilirim. Çünkü ben Lazım, ben Türküm. Gurur duyuyorum
ve hayatımdan memnunum. Bu tür endişelerim yok; Lazistan kurulsun gibi. Hiçbir
Lazın da bu tür bir endişesi olduğuna inanmıyorum. Hatta Türkiye’deki hiçbir
etnik grubun Kürtler gibi bir beklentisi olduğunu da düşünmüyorum. Bu nedenle
belki zaten en başından ayrı bir yere konulmalı proje. Böyle bir sorgulanmayı
hak etmiyor. Her kim sorgulayacaksa bu proje böyle bir sorgulanmayı hak etmiyor.
Lazlar, Çerkezler, Nogay Türkleri, Abazhalar, Boşnaklar hiçbiri böyle bir
sorgulanmayı hak etmiyor. Hiç biri 30 bin insan öldürmedi. Hiç biri bir
bombalama yapıp da benim basında yer almam gerek, benim kimliğimi basına
çıkartmak için şurayı hava uçurmam lazım gibi bir telaş içerisinde olmadı. Hiç
kimsenin böyle bir telaşı yok. Bir etnik grup olarak Kürtlere karşı değiliz ama
PKK’nın yaptıklarını tasvip edebilecek bir insan da değilim. Türkiye’de hiçbir
etnik grubun Kürdistan gibi bir yapı oluşturma telaşında olduğunu düşünmüyorum.
Arslan Bulut:
AB’nin veya yabancıların desteklediği bütün projeler sorgulanmalıdır. Burada
sorgulanan, Türkiye’nin etnik unsurları değil, AB’nin ayrıştırma projeleridir.
Mozaik söylemi de Türkiye için geçerli değildir. Türkiye halkı, dünya milletleri
arasında homojenlik bakımından yani, aynı milliyete mensubiyet bakımından
birincidir. Türkler yüzde 85 oranında Türk etnosuna mensuptur. Mozaik kelimesi
ise ABD halkı için kullanılabilir. Lazların veya diğer etnik grupların
Türkiye’nin bütünlüğüne yönelik bir emeli yoktur. Fakat, AB projeleri bunu
sağlamaya dönüktür. Kaldı ki Kürtlerin tamamı da ayrılıkçı
değildir.
Funda Özyurt, projeyle gerçek lazlığı ortaya koyacağını iddia ediyor.
Yeniçağ Gazetesi
cermek.wordpress.com
27 Nisan 2007