Doğum Tarihi - 1945, Ankara
Ölüm Tarihi - 4 Ağustos 2007, İstanbul
Türk şiirinin ilk devrimci hareketi sayılan 'Garip Hareketi'ni başlatan
isimlerden Oktay Rifat'ın oğlu olan Samih Rifat, 1945'te Ankara'da doğdu. Şair
ve dilci Samih Rifat dedesi, şair Nâzım Hikmet babasının teyze oğlu, Türk
solunun önemli isimlerinden Mehmet Ali Aybar ise babasının kardeş torunuydu.
Saint-Benoit Lisesi'nin ardından 1970'te İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık
Fakültesi'ni bitiren Samih Rifat, 1970-86 yılları arasında çeşitli devlet
kurumlarında restoratör olarak çalışmıştı.
Üniversite yıllarından başlayarak çeviriye yönelen Samih Rifat; ilk çevirilerini
80'li yıllarda Yazko Çeviri dergisinde yayımladı. Rene Char, Jacques Prevert,
Andre Verdet, Jean Follain, Paul Valery, Kavafis, Le Corbusier gibi
Ozan/yazarlardan çeviriler yapan Samih Rifat, daha sonra reklam sektörüne geçti;
fotoğrafçılık, belgesel film ve reklam filmi yönetmenliği ile reklam yazarlığı
gibi işler yaptı. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ta danışman olarak çalışan,
2000'li yıllarda Koç Kültür Sanat bünyesindeki K Kitaplığı ve sadece beş sayı
çıkan Aries dergisinde yayın yönetmeni olarak çalışmıştı. İlk yazısı 1978'de
Cumhuriyet gazetesinde çıkan Rifat'in birçok deneme ve çevirisi Sanat Dünyamız,
Kitap-lık ve P gibi prestijli dergilerde yayımlanmıştı.
'Herakleitos (Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi)' (YKY) adlı inceleme,
'Ada' (Sel Yay.) adlı bir anı kitabı bulunan Rifat'ın Türkçeye kazandırdığı
onlarca kitap arasında Amin Maalouf'un 'Yüzüncü Ad' (YKY), Mayakovski'nin 'Ne
Var Ne Yok' (Sel), Seferis'in 'Kapadokya Kaya Kiliselerinde Üç Gün' (YKY), Rene
Char'in 'Seçme Şiirler' (Ada) ve Paul Valery'nin 'İmge ve Sanrı'sı (Harf) da yer
alıyordu.
"Ölümdür uyanıkken gördüğümüz, uyurken gördüğümüzse uyku."
"Yangın söndürmekten önemlidir ölçüsüzlüğü söndürmek."
"Biz onların ölümünü yaşarız, onlar bizim ölümümüzü."
Samih Rifat
Akla Kara Arası
Herakleitos - Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi
Kaynak Fotograf
Cengiz Oğuz Gümrükçü
cengizgumrukcu.com
Gerçek bir entelektüeli yitirdik
62 yaşında ölen Samih Rifat'ın cenaze töreni yarın öğleyin Erenköy Galip Paşa
Camii'nde.
Türkiye'de sanat dünyasının önemli kişiliklerinden çevirmen, denemeci,
fotoğrafçı, mimar Samih Rifat, dün yaşamını yitirdi. 62 yaşında ölen Rifat Rene
Char, Prevet ve Kavafis'i Türkçeye çevirmişti
"Hastalığının son evresinde bile bıkmadan usanmadan üretmeye devam etti" diyor
Özalp Birol, 15 yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı arkadaşı Samih Rifat
için. Buna Radikal okurları da şahit. İki ay önce yakın dostu Ferit Edgü'yle
Radikal için söyleşi yapmıştı, 7 Haziran tarihinde bu sayfalarda okudunuz.
Yaklaşık iki yıldır kanserle boğuşuyordu, amansız hastalık her yanını sarmıştı.
İlaçlar yardımıyla genel durumu iyiydi. Üretmeyi hep sürdürdü; 'Üç Öykü' adlı
Flaubert çevirisi bu yıl içinde Can Yayınları'ndan çıkmıştı. Elden geldiğince de
dostları Celâl Üster ve Ferit Edgü'yle birlikte Refik buluşmalarını ihmal
etmiyordu. Önceki gece fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. Dün sabah 06.00
dolaylarında acı haber geldi: Çevirmen, denemeci, fotoğrafçı, mimar Samih Rifat
ölmüştü...
Türk şiirinin ilk devrimci hareketi sayılan 'Garip hareketi'ni başlatan
isimlerden Oktay Rifat'ın oğlu olan Samih Rifat, 1945'te Ankara'da doğdu. Şair
ve dilci Samih Rifat dedesi, şair Nâzım Hikmet babasının teyze oğlu, Türk
solunun önemli isimlerinden Mehmet Ali Aybar ise babasının kardeş torunuydu.
Saint-Benoit Lisesi'nin ardından 1970'te İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık
Fakültesi'ni bitiren Samih Rifat, 1970-86 yılları arasında çeşitli devlet
kurumlarında restoratör olarak çalışmıştı.
Üniversite yıllarından başlayarak çeviriye yönelen Samih Rifat; ilk çevirilerini
80'li yıllarda Yazko Çeviri dergisinde yayımladı. Rene Char, Jacques Prevert,
Andre Verdet, Jean Follain, Paul Valery, Kavafis, Le Corbusier gibi
Ozan/yazarlardan çeviriler yapan Samih Rifat, daha sonra reklam sektörüne geçti;
fotoğrafçılık, belgesel film ve reklam filmi yönetmenliği ile reklam yazarlığı
gibi işler yaptı. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ta danışman olarak çalışan,
2000'li yıllarda Koç Kültür Sanat bünyesindeki K Kitaplığı ve sadece beş sayı
çıkan Aries dergisinde yayın yönetmeni olarak çalışmıştı. İlk yazısı 1978'de
Cumhuriyet gazetesinde çıkan Rifat'in birçok deneme ve çevirisi Sanat Dünyamız,
Kitap-lık ve P gibi prestijli dergilerde yayımlanmıştı.
'Herakleitos (Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi)' (YKY) adlı inceleme,
'Ada' (Sel Yay.) adlı bir anı kitabı bulunan Rifat'ın Türkçeye kazandırdığı
onlarca kitap arasında Amin Maalouf'un 'Yüzüncü Ad' (YKY), Mayakovski'nin 'Ne
Var Ne Yok' (Sel), Seferis'in 'Kapadokya Kaya Kiliselerinde Üç Gün' (YKY), Rene
Char'in 'Seçme Şiirler' (Ada) ve Paul Valery'nin 'İmge ve Sanrı'sı (Harf) da yer
alıyordu.
Samih Rifat, Türkiye'deki sanat dünyasının önemli kişiliklerinden biriydi,
Mehmet Ali Aybar'ın kızı Güllü Aybar'ın deyimiyle gerçek bir entelektüeldi.
Rifat'ın cenazesi Erenköy Galip Paşa Camii'nde yarın öğleyin kılınacak cenaze
namazın ardından defnedilecek. (Kültür Sanat)
'Nitelikten asla ödün vermezdi'
Tahsin Yücel (yazar): Çok üzüldüm. Gerçekten Değer verdiğim bir insandı. Çok
bilgili, iyi yetişmiş bir incelemeci, yayıncıydı. Çok erken yitirdik onu. Sanat
ve düşünce dünyamız için büyük kayıp.
Güllü Aybar (Samih Rifat'ın yeğeni): Çocukluğumun en önemli ağabey
figürlerindendi. Candan gülümsemesi, elinde gitarıyla hatırlıyorum onu. Gerçek
bir entelektüel oldu. Ama bizde pek rastlanmayan özellikleri vardı.
Alçakgönüllü, nazik ve Yapıcı bir adamdı. İki hafta önce hastane odasına
girerken üzüntü içindeydik ama çıkarken onun verdiği moralle hafiflemiştik.
Erken sevinmişiz. Çok üzgünüm.
Gündüz Vassaf (yazar): Dört kuşaktır şiir içinde, şiirle yaşayan bir aileden
gelen Samih, sevdiği, Türkçeye kazandırdığı şiirlerden birinde, ölümlerden sonra
ölümü dillendirmemizi şöyle çevirmiş: "Geçici bir düştür, ölümlerin
olumlandırılması."
Özalp Birol (Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür Sanat İşletmesi Genel Müdürü): 15
yılı aşkın süre birlikte çalıştığım, çok değerli bir dostu yitirdim. Çok
üzgünüm. Samih, müthiş bir bilgi birikimine sahip nitelikten asla ödün vermeyen
çok dürüst, özverili, Çalışkan, zarif ve alçakgönüllü bir insandı. Hastalığnın
son evresinde bile bıkmadan üretmeye devam etti.
Kaynak
radikal.com.tr
05/08/2007
Samih Rifat
Mimar, restoratör, yazar, mütercim, fotoğrafçı, sinemacı, belgeselci, yayıncı...
Geçen cumartesi günü genç sayılabilecek bir yaşta kaybettiğimiz çok yönlü,
Çalışkan bir kültür adamından, Samih Rifat'tan söz ediyorum. Okuyucularımız,
gazetelerde çıkan haberlerden, onun, Garip şiirinin üç öncüsünden biri olan şair
(ve ressam) Oktay Rifat'ın oğlu olduğunu öğrenmişlerdir. Ancak hiçbir haberde,
ismini taşıdığı dedesinden söz edildiğini görmedim. Bilmiyorum, belki de benim
dikkatimden kaçtı.
Başta musiki ve şiir olmak üzere, sanatın çeşitli dallarıyla ve kültür
meseleleriyle ilgilenmek, Samih Rifat'ın mensup olduğu ailenin geleneğinde var.
Bildiğim kadarıyla gelenek, büyük dedeyle başlıyor. Aslen Polonyalı olan ve iyi
Macarca bildiği için "Macar" lâkabıyla anılan Kaymakam (Yarbay) Hurşid Bey, hem
Batı, hem Türk musikisine vâkıftı ve bestekârdı.
Sadedin Nüzhet Ergün, Hurşid Bey'in bestelerinin 93 Harbi sırasında
kaybolduğunu, sadece Bülbül Peşrevi adlı eserinin günümüze ulaştığını söyler.
Hurşid Bey'in dört oğlundan biri olan Hasan Rifat Efendi, babası gibi askerlik
mesleğine girmiş olmakla beraber, şiir da Yazan kültürlü bir adamdı ve mükemmel
Farsça bilirdi. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında, Türk dil ve tarih tezlerinin
inşasında önemli rol oynayan ve Türk Dili Tedkik Cemiyeti başkanlığı yapan Samih
Rifat, onun oğludur.
Babası gibi Bektaşi olan ve Farsçayı ondan öğrenen Samih Rifat, geçen asrın
başlarında, kalem kavgaları ve tuhaf tezleriyle öne çıktı. Mesela Zerdüşt'ün ve
İran mitolojisinde şarabın mucidi olarak kabul edilen Cemşid'in Türk olduğunu
iddia etmişti. Şair ve musikişinastı. Tanbur çaldığı ve birkaç nefes bestelediği
biliniyor. Genç yaşında kaybettiği oğlu Hatif, Tanburî Cemil Bey'in talebesiydi
ve gelecek vadeden bir tanburî olarak kabul ediliyordu.
Yeri gelmişken, Samih Rifat'ın Mehmed Âkif'in Değer verdiği dostlarından biri
olduğunu belirtmeliyim. Hatta Ali Fuat Cebesoy'un babası İsmail Fâzıl Paşa'nın
mezar taşı için birlikte manzum bir kitabe yazmışlardı. Yahya Kemal'in İthaf
şiirinin de Samih Rifat'ın bir nefesine nazire olduğunu hatırlatmakla
yetiniyorum.
Hasan Rifat Bey'in büyük oğlu, udî ve bestekâr Ali Rifat Çağatay'dır. Musiki
tarihimizde son derece önemli bir yere sahip olan Ali Rifat Bey, Âkif'in Köse
İmam'ını ve Bülbül'ünü bestelemişti. İstiklâl Marşı'nın bir süre okunan ilk
bestesi de ona aittir.
Üçüncü oğula gelince: Belki inanmayacaksınız, Yahudiler ve masonlar aleyhindeki
kitaplarıyla birkaç nesli derinden etkileyen milis generali Cevat Rifat Atİlhan...
Onun sanat dünyasıyla ilişkisine gelince: Ünlü senarist Bülent Oran'ın babası,
Ayşe Şasa'nın kayınpederidir.
Samih Rifat, Hasan Enver Celâleddin Paşa'nın kızı Münevver Hanım'la evliydi.
Buna göre, Oktay Rifat'la Nâzım Hikmet teyze çocuklarıdır. Kayınvalidesi Leyla
Hanım ise Müşir Mehmed Ali Paşa'nın kızıydı. Mehmed Ali Paşa'nın kızlarından
Zekiye Hanım, İsmail Fâzıl Paşa'yla, Hayriye Hanım da Hüseyin Hüsnü Paşa'yla
evlendi. Ali Fuat Cebesoy, İsmail Fâzıl Paşa'nın oğlu, Mehmet Ali Aybar ise
Hüseyin Hüsnü Paşa'nın torunudur. Kâzım Karabekir Paşa'yla Prof. Dr. Sabri
Ülgener'in de bu aileyle yakın akrabalık bağlarının bulunduğunu kaydedersem,
pazartesi günü Karacaahmet Mezarlığı'nda babasının yanına gömülen Samih Rifat'ın
nasıl bir aileye mensup olduğu ortaya çıkar. Bizde böyle kaç aile var dersiniz?
Bu vesileyle, Samih Rifat'a Allah'tan rahmet, yakınlarına ve dostlarına
başsağlığı diliyorum. Umarım, aile geleneği devam ediyordur.
BEŞİR AYVAZOĞLU
b.ayvazoglu@zaman.com.tr
09 Ağustos 2007, Perşembe
zaman.com.tr
Yazar, çevirmen, fotoğrafçı ve mimar Samih Rifat, 4 Ağustos 2007 tarihinde, 62
yaşında hayata veda etti. Ardında pek çok önemli çeviri, kitap ve fotoğraf
bırakarak...
Türk Dil Kurumu'nun kurucu başkanı Samih Rifat'ın torunu, Türk şiirinin ilk
devrimci hareketi sayılan 'Garip Hareketi'ni başlatan isimlerden Oktay Rifat'ın
oğlu olan Rifat, 1945 yılında İstanbul'da doğdu. Saint-Benoit Lisesi'ni ve
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni bitirdi. Üniversite
yıllarından başlayarak çeviriye yöneldi. Renè Char, Jacques Prèvert, Andrè
Verdet, Jean Follain, Paul Valèry, Kavafis, Le Corbusier gibi isimlerden
çeviriler yaptı. Yine üniversite yıllarında fotoğrafçılıkla ilgilendi. '80'li
yıllardan başlayarak çeşitli dergilerde yazdığı yazılara eşlik eden fotoğrafları
yayımlandı; fotoğraf üzerine yazılar kaleme aldı.
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'ta danışman olarak çalışan, 2000'li yıllarda
Koç Kültür Sanat bünyesindeki K Kitaplığı ve sadece beş sayı çıkan Aries
dergisinde yayın yönetmeni olarak çalışmıştı. İlk yazısı 1978'de Cumhuriyet
gazetesinde çıkan Rifat'in birçok deneme ve çevirisi Sanat Dünyamız, Kitap-lık
ve P gibi prestijli dergilerde yayımlanmıştı.
Rifat, edebiyata kuramsal açıdan yaklaşan ilk yapıt sayılan Aristoteles'in "Poetika"sı
başta olmak üzere onlarca kitabı çarpıcı çevirileriyle Türkçeye kazandırdı: "Üç
Öykü" (Flaubert), "Yüzüncü Ad" (Amin Maalouf), "Ne Var Ne Yok" (Mayakovski),
"Kapadokya Kaya Kiliselerinde Üç Gün" (Seferis), "Seçme Şiirler" (Rene Char), "mge
ve Sanrı" (Paul Valery)...
"Akla Kara Arası" adlı kitabıyla fotoğraf yazımına dair de ne kadar usta
olduğunu bir kez daha gösteren, Türkçedeki en Sağlam Herakleitos denemesi olarak
nitelendirilen "Herakleitos - Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi"ne imza
Atan Samih Rifat iki yıldır kanserle mücadele ediyordu.