Nuri Kino


Yönetmen

1965, Midyat doğumlu. İsveç’te yaşayan yönetmen ve serbest muhabirdir. Assyriska - Ulusu Olmayan Ulusal Takım belgeseliyle 2006 Altın Palmiye Ödülünü alan yönetmen, altı yıl boyunca Stockholm Uluslararası İnsan Hakları Film Festivali jüri üyesi olarak görev aldı. Romanlarından Kumdaki İz Hollywood yapımı olarak hayata geçmek üzere senaryolaştırılmıştır. Filmin çalışmaları devam etmektedir.

Yönetmenliğini Yaptığı Belgesel Filmler

Kutsal Ruh (Holly Sprit) - 2014 .... Belgesel, 00:42:00
9. SineMardin Mardin Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2014

Ulusu Olmayan Ulusal Bir Futbol Takımı: ASSYRİSKA - 2005
6. Beverly Hills Film Festivali, Altın Palmiye ödülü. 2006




İsveç’in gazetecilikte ödül rekortmeni Nuri Kino

Midyat doğumlu Nuri Kino gazeteciliğe 5 yıl önce başladı. 5 yıl içinde İsveç’in Pulitzer ödülü diyebileceğimiz, araştırmacı gazetecilere verilen “Altın Kürek” ödülünü 3 kez kazandı.

Altın Kürek’lerin yanısıra ikinci derecede daha bir sürü ödülü var.

Meğer Nuri Kino gazeteci Doğmuş da haberi yokmuş. Bilseydi, liseden sonra doktor sekreterliği eğitimine gideceğine gazetecilik okuluna Gider mesleğe daha erken başlardı. Ama kısmet derler ya, Nuri Kino’nun yaşam yolu da biraz rastlantı biraz kısmetlerle örülmüş. Tabii her şeyden önce zeka ve yetenek. Yoksa rastlantılara kalsaydı bugün İsveç’in ödül rekortmeni gazetecisi nasıl olabilirdi?

4 yaşında Midyat’tan ayrılan Nuri Kino’nun, gazeteciliğe Marmara depremiyle başlaması da sanki biraz kaderin cilvesi. Birkaç yılda bir ziyaret ettiği memleketinde Marmara depremini yaşasın ve yaşadıklarını, gördüklerini yazarak birden İsveç’te, Almanya’da haberleri manşet olsun. Nuri, deprem haberlerinden bu yana zaten manşete çıkmayacak haber peşinde koşmuyor. Araştırmacı gazeteci olarak serbest çalışıyor. “Altın Kürek”te ifadesini bulan araştırmacılığıyla pislikleri kazıp altındaki pislikleri ortaya çıkarıyor ve skandalları bazen radyoda patlatıyor bazen gazetelerde.

Nuri’yi tanımadan önce adını duymuştum. Deprem haberlerini Afonbladet gazetesine geçmiş, radyo ve Tv’de de canlı yayınlarda gözlemlerini aktarmıştı. Daha sonra radyoevinde tanıştık. Koridorlardan Fırtına gibi geçer. Telefonu durmadan çalar. İsveç’in her tarafından yolsuzluk haberleri gelir. Mağdur durumda kalanlar ilgi bekler. Yetkililerden, kurumlardan hesap sorulmasını için olayın üstüne gidilmesini isterler. Arayan İsveç’ten değilse, ya Almanya’dan ya da ABD’dendir. Oralardan arayanlar da gazetecilerdir. Kulaklarına çalınan skandal haberler hakkında Nuri’den daha geniş bilgi almak isterler. Makale ısmarlarlar.

Kimdir Bu Marifetli Gazeteci?

Nuri, 1966’da Midyat’ta doğdu. 4 yaşında Almanya’ya gitti. 8 yaşındayken de ailesi İsveç’e göç etti. Süryanilerin Mardin bölgesinden topluca Batı’ya göç ettikleri yıllar yani. Nuri’nin ailesi Stockholm’ün 40 kilometre güneyinde tam bir Süryani mahallesi haline gelmiş olan Södertalje’ye yerleşti.

Psikoloji okumak istiyordu ama doktor sekreteri oldu. Södertalje’de çalıştığı klinik organizasyon bozukluğundan hastalar için cehennem haline gelmişti. Doktor sekreteri Nuri, kısa sürede burayı tıkır tıkır işler hale getirdi.

Genç yaştaki ilk deneyiminden sonra bar-restoran açtı. Çok para kazandı, bir tane daha açtı. İşlettiği barlarda yarattığı müşteriler arasında dostluk ilişkilerinin gelişmesini sağlayan farklı bir atmosfer yarattı. Müşterilerden biri hasta oldu mu Nuri’nun organizasyonuyla gruplar halinde hasta ziyaretine bile gidilir oldu. İşletmecilikte gösterdiği farklı anlayış ve başarıyla yılın restorancısı seçildi.

1988’de otomobil kazası geçirdi. Ölümden döndüğü kazadan sonra Uzun bir süre tekerlekli sandalyede kaldı. Bu arada lisedeki hocalarından biri gazetecilik okuluna gitmesini önerdi. 12 yaşındayken okulda müsamere için yazmış olduğu “Cennet İsveç” adlı piyesi unutmayan hoca, Nuri’yi gazeteci olması yolunda ikna etmeyi başardı. Nuri okula gitti ama, yıllarca bu eğitime devam etmesinin gereksiz olduğunu düşündü. Meraklı karakteri, azmi ve zekasıyla gazeteci olabileceğine karar verdi. O sırada akrabalarını ziyaret için İstanbul’a gezmeye gitti. Ve büyük depremin içine düştü. “İstanbul’da yıkık bir binadan abey abey, diye inilti halinde bir ses geliyordu. Döndüm baktım. 13-14 yaşlarında bir çocuk. Yedi kat binanın altında kalmış; kafası dışarıdaydı. Çocuğu görünce görünce şoke oldum. Kurtulmasına imkan yoktu. Sigara istedi. Bunu son arzusu kabul ettim. Bir sigara yakıp ağzına tutuşturdum. Zar zor iki nefes çekti. O arada çocukluğumdan beri konuşmadığım Türkçe birden kopup geliverdi. Çocukla Türkçe konuştum.”

Gözlerinin önünde çocuğun ölümü Nuri’yi şoka uğrattı. Şoku atlatınca kolları sıvayıp yardım ekiplerine katıldı. Aynı zamanda Aftonbladet gazetesini arayarak deprem haberini geçti. Küçüklüğünde Almancayı öğrendiğinden Alman gazeteleriyle de temasa geçti. Bir hafta boyunca bütün deprem bölgesini gezdi. Hem yardım çalışmalarına katıldı hem gazetecilik yaptı. Böylece mesleğe de adımını atmış oldu.

Ödüller

Nuri Kino’nun karakteri masa başı gazeteciliği yapmaya Uygun değil. İsveç’i ve İsveçlileri çok iyi tanıdığından dönen dolapları da biliyor. Hümanist ruhu da onu aktif çalışmaya zorluyor. Haksızlığa karşı mücadele, mağdurlara sahip çıkmak asli görevi. Deprem haberlerinden sonra İsveç’e gelince Uzun süre mülteci kaçakçılığı üzerine çalıştı. Ortadoğu’ya gidip kaçakçılarla kaçış için pazarlıklar yaptı. Tehlikeli olaylar yaşadı. Sonunda insan kaçakçılığının bütün mekanizmasını sergileyen röportaj dizisi patlattı. Bu dizisiyle 2001 yılının “Altın Kürek” ödülünü kazandı. Mülteci kaçakçılığıyla ilgilenirken çocuk mültecilerin dramını gördü. Özellikle yalnız başına iltica eden çocukların seks tacirlerinin elinde fuhuş piyasasına sürüldüklerini saptadı.

Gene Uzun incelemeler, röportajlar ve 2003’te bir “Altın Kürek” daha. Bu röportaj dizisinde çocukları hem kendi amaçları için kullanan hem de fuhuş piyasasına sürenler arasında yetkililerin de bulunduğunu ortaya çıkarması İsveç’i sarstı.

Özelleştirme histerisine tutulan İsveç’te tercümanlık hizmetlerinin nasıl laçkalaştığı, hastanelerde, mahkeme salonlarında ne trajediler yaşandığını İsveç halkı radyodan, Nuri Kino’nun sesinden ve röportajlarından öğrendiler. Tercümanın yanlış tercümesi yüzünden yumurtalığı alınan kadınlardan, söylemediği şeyleri söylemiş gibi anlatan tercüman yüzünden hapse giden yabancıların dramı halkı sarstığı gibi, istatistik bürosunun bültenlerini haber yapmaya alışmış İsveçli gazetecileri de şaşırttı. Nuri Kino, bu röportajlarıyla da 2004’ün “Altın Kürek”ini aldı.

2004 yılında ödül aldıktan sonra neler mi yaptı?

Saddam’ın ajanlarını ortaya çıkardı. Hem İsveç’te hem ABD’de. Ailelerinden alınıp bakımevlerine yerleştirilen çocukların, eğitimsiz personellerin elinde nasıl perişan olduğunu ortaya çıkardı. Gene özelleştirme histerisiyle özel sektöre devredilen bakımevlerinin, hizmet anlayışından çok uzak, fazla kar etme amacıyla kaçak ve eğitimsiz personel çalıştırdığının ortaya çıkması üzerine hükümet de harekete geçti.

Nuri şu sıralarda ortalıkta yok. Belki herhangi bir Avrupa ülkesinde gazetecilik okulunda konferans veriyordur. Belki de bakımevinde ırzına geçilen ama yetkililerin örtbas etmeye çalıştığı 14 yaşındaki Türk kızının durumuyla ilgileniyordur. Boş vakti olmadığından cebindeki CD çalardan yollarda Barış Manço ya da Orhan Gencebay, dinliyordur.

NTv-MSNBC
5 Aralık 2004






Kaynak
Nuri Kino ResmiWeb Sitesi
nurikino.com







Born in Midyat, in southeast Turkey, Nuri Kino moved with his family to Germany when he was about four years old and eventually settled in Sweden with his parents, younger sister and two younger brothers. For many years he bounced around from job to job working as a caretaker, teacher, interpreter, bartender, medical secretary, pizza maker. In 1994, he owned a restaurant named "Den Galne Kocken" rated as Stockholm's most popular according to Sweden's largest daily newspaper Aftonbladet.

In 2002, Nuri Kino wrote a series of stories for Aftonbladet on pedophile networks abusing immigrant children. The stories were picked up by several other media outlets; awarded with the investigative award Guldspaden and eventually led to a massive police action and trials where pedophile rings were exposed and terminated.

2009 is he published in media all over the world and one of the leading investigative journalists in Europe and. He is also seen as a human right activist and gives speeches about the importance of stopping persecution of women, children and minoritys in Middle East

Switching careers, in early 2000, he decided to become a freelance journalist and filmmaker. He shares writing credits with several other journalists from Sweden including Juan Flores, Bo-Göran Bodin, Margita Boström, and Jenny Nordberg for which they have received awards. Kino occasionally writes guest editorials for online Assyrian and Middle-Eastern sites and all-Swedish newspapers including their online outlets such as Aftonbladet, Göteborgsposten and Östgöta Corren, as well as his own Swedish blog that compiles news from around the world. He won the Golden Palm Award at the Beverly Hills Film Festival for his documentary Assyriska a National Team Without a Nation that he was a co-producer on. He has served as a jury member for the Humanity of the World Documentary Film Festival. He is author of By God - Six days in Amman, a report that was sent to all congressmen in USA and all European parliamentarians. By God is supposed to have changed the political view of the war in Iraq. He is also the co-author of a novel along with Jenny Nordberg published by Norstedst, in Sweden. Summer 2008 Nordberg and Kino also produced the documentary The High Price of Ransom for Dan Rather Report.


Awards and nominations
2009

One of hundred Swedish inspirators, awarded by Leva Magazine
2008

Ikaros Prize for Best Public Service Radio program by the Swedish Radio
2007

Blatte de Luxe Award for Journalism [1]
Men with Style
2006

Suryoyo of the Year by Huyodo Magazine
Journalist of the Year by Qenneshrin and Suroyo Tv a Syriac newspaper and satellite television
Blatte de Luxe Award for Journalism [2]
Assyrian of the Year by Zinda Magazine
Assyrian of the Year by the Assyrian Youth Federation of Sweden
The Golden Palm Award at Beverly Hills Film Festival
2004

Nominated for Guldspaden for a joint effort with Bo-Göran Bodin and Margita Boström for a Swedish Radio Report [3]
Ikaros Prize for Best Public Service Radio program by the Swedish Radio
Nominated for Best Radio News Piece of the Year by the Swedish National Radio Academy
Awarded Det lite storre Journalistpriest for journalist students at Mitt University in Sundsvall, Sweden
2003

Awarded Guldspaden for a joint effort with Jenny Nordberg and Margita Boström for a Swedish Radio Report [4]
2002

Awarded Guldspaden for journalism [5]
Nominated for Save the Children Prize for journalists
2000

Awarded Guldspaden for a joint effort with Wolfgang Hansson [6]


Director documentary film
Among titles that Nuri Kino produced or co-produced:

The Cry Unheard (2001) documentary film about the Assyrian Genocide or Seyfo in Turkey during 1914-1918.
Assyriska: A National Team Without a Nation (2005), a five-part sports documentary film chronicling the Swedish Premier League Soccer Team Assyriska. The series was co-produced and co-directed by Nuri Kino and Erik Sandberg and executive produced by Laika Film & Television AB for Sveriges Television. In April 2006, Part 3 of this documentary won the Golden Palm Award at the Beverly Hills Film Festival. BHFF was an obvious choice, since the five-part documentary film had previously been screened on Swedish Television, thus disqualifying it from many other festivals.(Summary: They have no country to represent, nonetheless the Assyriska soccer team serves as a symbol of Assyrian identity. The fans tend to be a mixed bag from Assyrian suburban youth of Sweden which has a large and strong immigrant populations, to monks from Southeast Turkey and Assyrian kids in Iran. This documentary series interweaves elements of love, conflict and growth in a story about a team attempting to become number one in the Swedish Top Division.)



Book Review

Nuri Kino's review of The Crimson Field by Rosie Malek-Yonan, published September 2005.

Excerpt: To read The Crimson Field is to understand that the Assyrians were not merely guests in Iraq, Iran, Turkey and Syria. The country of Bet-Nahrin in Mesopotamia
was the cradle of civilization and the homeland of Assyrians. Through her characters Malek-Yonan gives us an open window into a past history most would prefer to
remain unstirred. She allows the reader to see the scars of her nation that have yet to heal. The only way to understand Assyrians of today is to understand their past.







ÖDÜL AVCISI SÜRYANİ GAZETECİ

Midyatlı Süryani Nuri Kino gazeteciliğe 6 yıl önce başladı. 6 yıl içinde İsveç'in Pulitzer ödüllü diyebileceğimiz araştırmacı gazetecilere verilen "Altın Kürek" ödülünü 3. kez kazandı. Bu seneki ödülün de en büyük favorisi...

Nuri KİNO 1966 yılında Midyat'ta doğar ve henüz 3 yaşındayken, Almanyanın Türkiyeden işçi talebi üzerine anne ve babası Nuri ve kız kardeşini Midyat'ta bırakarak 1969 yılında Almanya'ya giderler. Bundan 1 yıl sonra Nuri de Küçük kız kardeşi Meryem ile beraber Almanya'ya Gider. Nuri Almanya'da artık bir işçi çocuğudur ve işçi kaderiymiş gibi kendisi de 7 yaşından itibaren bahçelerinde çilek toplayarak aile bütçesine katkıda bulunur. 1974 yılında büyük dayısı ve baba annesini ziyaret etmeye giderler ve burada kalmaya karar verirler ve diğer aile üyelerini de Almanya yerine İsveç'e getirmeye karar verirler.

Çünkü İsveç'te Oturma izni alma ve (var olan) olanaklardan yararlanmanın Almanya’dan çok daha iyi olduğunu görürler. 31 yıldır Süryaniler tarafından İsveç’in Küçük Midyat diye anılan Sodertalje ilinde oturmaktadır. Sodertalje’de nüfusun büyük bir kısmını Midyat ve köylerinden gelen Süryaniler oluşturmaktadır. Hayatının geri kalan kısmını kendi cümlelerinden aktarırsak;

Annem ve babam bizleri yetiştirirken büyük bir Özen gösterdiler. Bu yüzden de bir çok defa genelde Türkiye ve özelde de Midyat’a ziyaretlerde bulunduk. Bu benim çok Mutlu olduğum bir konudur. Midyat’tan 4 yaşımda ayrılmama rağmen bugün Midyat’ta bir çok dostum var ve hiç bir zaman kendimi Midyat’ta bir yabancı gibi hissetmedim. BUrası benim biricik memleketim ya da daha doğrusu atalarımın yüzyıllardır yaşadığı yerdir.

İsveç’te bir çok işle uğraştım. Askerlik görevimi yaptıktan sonra; doktor sekreterliği, lazer terapistliği, sözlü çevirmenlik gibi işler yaptıktan sonra gazetecilik ve film yapımcılığı konusunda eğitim aldım. Bunun yanı sıra restoranlarda çalıştım. 1994’te amcamın oğlu Yılmaz’la birlikte Stockholm düzeyinde yayınlanan günlük büyük bir gazete tarafından en popüler barmenler olarak seçildik.

Midyat’ın Ünlü ve büyük Süryani ailelerinden Malke Mire’lerin bir kolu olan Kino ailesindenim. Son altı yılda gazetecilik alanında yoğunlaştım. Kendimi daha çok araştırmacı gazeteci olarak yetiştirdim. Son yıllarda çeşitli devletlerin ajan ağları, terör grupları, yardım kurumları, sübyancı şebekeleri, Savaş suçlularını ve polis şeflerinin rüşvet alma vb konularını ortaya çıkardım. İsveç benim platformum ve dünya ise benim çalışma alanım olmaktadır. İsveç’te Tv, radyo ve günlük basın benim öncelikli ilgi alanımdır. Yaptığım filmler çok dikkat çekiyor ve yazılarım dünyanın bir çok yerinde izlenip yayınlanıyor. Örneğin, Saddam’ın ajanlarını ortaya çıkardığım haber 52 devlet televizyonunda yayınlanmıştı.

Bunun dışında üniversitelerde konferanslar veriyor, açık oturumlara katılıyor ve sunuculuk yapıyorum. Bir çok kuruluş tarafından verilen bilgilere göre Avrupa’da en çok ödül alan Serbest Gazeteci (Freelance Journalist) ‘siyim.

Nuri Kino’nun meslek hayatı ve gazetecilik alanında gösterdiği başarılar o kadar hızlı gelişir ki bazen kendisi de bu olanlara inanamamaktadır. Bundan 2-3 yıl önce yaptığı bir Midyat gezisinden sonra Varşova (Polonya)’ya Döner ve havaalanında kendisini bir limuzin, şoför ve çok Güzel bir genç kız karşılar. Beyaz eldivenli şoför ve genç kız sadece kendisini karşılayıp otele bırakmak için gelmişlerdir. Nuri limuzine binip otele doğru giderken Midyat’tan bir telefon mesajı alır. Mesaj Midyat’ta oturan Besim’den gelmiştir.Besim hal hatırını ve neler yaptığını yarı şakayla karışık muzip bir şekilde sormaktadır. Nuri bu mesaja Güler ve hemen genç kızın yüz rengi değişir ve mahcup bir şekilde Nuri’ye ; -Efendim size karşı bir hata mı yaptık diye sorar. Nuri hayır diye cevap verir ve kendi kendine Midyatlı Küçük çocuğun birden bire büyük bir gazeteci olmasına gülmüştür. Nuri gazeteciliğe dünyayı değiştirmek için başladığını fakat şimdi tüm dünyayı değiştiremeyeceğini farkında olduğunu söyler ama en azından elinden geleni yapmak istemektedir. Dünyadaki adaletsizlik, yoksulluk, zulüm, rüşvet gibi olayları ortaya koyup bunlarla mücadele etmek Nuri için ana hedeflerdir.

Gazeteciliğe başlaması ise tamamıyla tesadüflerle başlar. 1998’de otomobil kazası geçirdi. Ölümden döndüğü kazadan sonra Uzun bir süre tekerlekli sandalyede kaldı. Bu arada lisedeki hocalarından biri gazetecilik okuluna gitmesini önerdi. 12 yaşındayken okulda müsamere için yazmış olduğu “Cennet İsveç” adlı piyesi unutmayan hoca, Nuri’yi gazeteci olması yolunda ikna etmeyi başardı. Nuri okula gitti ama, yıllarca bu eğitime devam etmesinin gereksiz olduğunu düşündü. Meraklı karakteri, azmi ve zekasıyla gazeteci olabileceğine karar verdi. O sırada akrabalarını ziyaret için İstanbul’a gezmeye gitti.Ve büyük depremin içine düştü.

“İstanbul’da yıkık bir binadan abey abey, diye inilti halinde bir ses geliyordu. Döndüm baktım. 13-14 yaşlarında bir çocuk. Yedi kat binanın altında kalmış; kafası dışarıdaydı. Çocuğu görünce şoke oldum. Kurtulmasına imkan yoktu. Sigara istedi. Bunu son arzusu kabul ettim. Bir sigara yakıp ağzına tutuşturdum. Zar zor iki nefes çekti. O arada çocukluğumdan beri konuşmadığım Türkçe birden kopup geliverdi. Çocukla Türkçe konuştum. “ Gözlerinin önünde çocuğun ölümü Nuri’yi şoka uğrattı. Şoku atlatınca kollarını sıvayıp yardım ekiplerine katıldı. Aynı zamanda Aftonbladet gazetesini arayarak deprem haberini geçti. Küçüklüğünde Almancayı öğrendiğinden Alman gazeteleriyle de temasa geçti. Bir hafta boyunca bütün deprem bölgesini gezdi. Hem yardım çalışmalarına katıldı hem gazetecilik yaptı. Böylece mesleğe de adımını atmış oldu.

Şu anda yeni bir belgesel film üzerinde çalışmaktadır ve yaklaşık bir ay sonra yayınlanacaktır. Son dönemde kaleme aldığı 20’nin üzerinde yazı ile İsveç’te polis şeflerinin rüşvet konusunu işlemektedir. Bir gazeteci olarak önüne koyduğu bir hedefinin olmadığını ve başarısını belki de buna borçlu olduğunu ifade etmektedir. Konulara günlük olarak yaklaşmaktadır. İşlediği konular yaşamın günlük parçasıdır.

Nuri Midyat’tan 4 yaşında ayrıldığı için, çocukluğuna ait Midyat’la ilgili fazla bir şey hatırlamamakla beraber, Midyat’a daha sonra yaptığı ziyaretlerden anımsadığı ve hafızasında kalan bir çok şey vardır. Sevdiği ve özlediği o kadar çok şey var ki bunların içinde, en çok Midyat’ta yetişen meyveler (özellikle kiraz) , yöresel yemekler, insanlar, dostlar ve diğerleri. Çocukluğuna geri dönüp Midyat’ta yaşamış olsAydın neler yapmak isterdin diye sorduğumuzda ise, babasının Midyat çarşısında bulunan berber dükkanını devr almasını istediğini ve bu mesleği sürdürmesini, annesinin doktor olmasını istediğini, dedesinin ise üzüm bağlarına bakmasını istediğini hatırlıyor. Nuri dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın galiba yine adaletsizliğe ve hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğini ifade etmektedir.

Fotoğraflar: Hakan Berktaş
NOT: Bu yazı midyat.net sitesinden izin alınarak yayınlanmıştır.
suryaniler.com