Yapım Tarihi - 2008
Süresi - 00:33:00
Formatı - Kurmaca, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Mehmet Ada Öztekin
Uluma Beat şairlerinin okuma ritüellerine, Wholy Communion'a, 1965'e, Allen
Ginsber'e, Jack Kerouac'a, William Burroughs'a, William Blake'e, Neal Cassady'ye,
Richard Brautigan'a, Cennetten çıktığına inandığımız bütün kitaplara ve tüm
tedirgin ruhlara bir saygı duruşudur.
bu topraklardan olabildiğince.
Film, kitabın çevirmeninin, bir müzisyen eşliğinde Uluma'yı Türkçe olarak
okumasının belgesidir.
Howl is an homage to the reading rituals of the Beat poets, to Wholly Communion,
to 1965, to Allen Ginsberg, to Jack Kerouac, to William Burroughs, to all those
books that we believe to be published in heaven, and to all the restless spirits,
from these lands. The film documents the translator of the poem Howl into
Turkish, accompanied by a musician.
Mehmet A. Öztekin
Kaynak
53 yıl sonra Türkçe “uludular”
Allen Gingberg’in bir kuşağa damgasını vuran ve ilk olarak 7 Ekim 1955 yılında
Frisco’daki Six Gallery’de okunan şiiri Uluma, ilk defa Türkiye’de de okundu.
Aynı adlı film başta İstanbul olmak üzere Uluma tüm ülkeye yayılacak
Jack Kerouac Yolda’yı yazdı, William Burroughs, Çıplak Şölen’i ve bunlardan en
önemlisi de Allen Ginsberg Uluma‘yı yazdı. Sadece yazmakla kalmadı “Gördüm;
kuşağımın en iyi beyinlerinin çılgınlıkla yıkandığını, çıplaklıkla açlıktan
geberdiğini, Zenci sokaklarının şafağında gördüm onları bozuk kafalarıyla mal
ararken...” diye haykırarak 7 Ekim 1955 yılında Frisco’daki Six Gallery’de ilk
defa okudu. Kapı komşusundan korkan, gün geçtikçe daha da paranoyaklaşan
Amerika’yı büyük bir korku sardı bu okumanın ardından. Çünkü tehdit çok açıktı,
Beatnikler geliyordu ve onlar yaşamlarıyla dünyayı bambaşka bir hale getirmek
istiyordu. Çünkü kapitalizm vahşeti yükseliyordu. Uluma daha sonra kendi
kuşağının diğer kitaplarından biraz daha üstte kalacak ve kısa zamanda bir
manifesto olarak kabul görecekti. Çıplak Şölen ve Yolda neyse, onların biraz
daha üzerinde bir yerde olacaktı Uluma.
Geçen aylarda ilk defa Altıkırkbeş Yayınları tarafından yayınlanan Uluma, ilk
okunuşundan 53 yıl sonra Eskişehir’de de seslendirildi. Şenol Erdoğan’ın
bağırarak, kızarak, söverek okuduğu Uluma, aynı adla çekilen filmle Eskişehir,
İstanbul, İzmir’de gösterildikten sonra Allen Ginsberg Trust’ın davetlisi olarak
San Francisco’ya gidip yazıldığı, okunduğu ve dehşet saçtığı topraklarda bir
defa daha lanet kusacak.
Film Eskişehir’in ardından 5 haziranda İzmir Hayalbaz Kültür Merkezi, 6
haziranda İstanbul Kargart’ta 26 ağustosta ise San Francisco’da City Light
Bookstore’da gösterilecek. Mehmet A. Öztekin’in yönettiği film sadece Uluma’nın
okunmasından ibaret değil. Film ney eşliğindeki İstanbul görüntüleriyle
açılıyor, ardından Mesnevi’den yapılan alıntının yanında Uluma’nın yayıncısı
Altırkırkbeş Yayınları’ndan Kaan Çaydamlı ve şiirin çevirmeni ve şiiri okuyan
Şenol Erdoğan’ın Beat Kuşağı ve Uluma üzerine söylediklerini izliyoruz. Yönetmen
Öztekin söyleyeceklerini filmde elbette görüntüyle anlatıyor, ama biz bunla
yetinmeyip bir de sözlü olarak dinlemek istiyoruz...
“O dönem çok şey ifade ediyor aslında, yaşam tarzları duruşları, oldukları
şeyler, bu kadar yerde olup bu kadar şey yapmak. Bir yaşam tarzı olarak
baktığınızda Beatnik olup, bunu her şekilde yerine getirip ondan sonra da hangi
arada böyle metinleri yazdıkları ciddi bir soru işareti, başka bir şey var
orada. Uhrevi bir şey olduğunu düşünüyorum. Uluma‘da bu diğer yapıtlara nazaran
daha fazla. Çok içten ve gerçek olduğunu düşünüyorum. Diğerlerinin alt
yapılarına ilişkin, hazırlanışları yazılmaları, yazılırken aldıkları destekler
nihayetinde birbirlerinden besleniyorlar. Uluma’da gerçekten o dönemi
görebiliyorsunuz. Uluma Beat tarihini gözümüzde canlandırıyor. Benim için de,
hayatımda yer alan çok önemli metinler var, bu anlamda Uluma her bir şeyle
kıyaslanamayacak bir Metin.”
Bir Beat anlatmak istiyorsanız olmazsa olmazlarından biri de elbette ki yoldur.
Çünkü yol, Beatnikleri oluşturmuştur. Ellili yılların başında savaş
ekonomisinden tüketim ekonomisine geçen Amerika’da insanlar büyük bir hızla
tüketim çılgınlığına doğru sÜrükleniyor ve günümüz Amerika’sının temelleri
atılıyordu. Reklâmlar her tarafı sarmış, insanların elindeki parayı almak için
şirketler türlü taklalar atıyor. Yeni kentler kuruluyor, herkes araba almaya
özendiriliyor, topluca çıkılan alışveriş kutsallaştırılıyor ve öneriliyordu.
Dönemin ruhu buradaydı. İnsanlar topluca hareket ediyordu. Devlet, insanları
toplu halde olduklarında kontrol etmenin daha kolay olacağını düşündüğünden
alışverişlerde bile bir topluluk yaratmaya çalışıyor ve birlikte yapılacak
tüketimin faydalı olacağı her defasında vurgulanıyordu. Amerikan hükümeti kendi
insanını yaratıyordu. Bir taraftan devam eden nükleer çalışmalar, diğer taraftan
devam eden komünist Aydın avı tüm herkesten gizleniyordu. Aydınlar ya da
entelektüeller yaşamak için ABD hükümetine bağlılıklarını kanıtlamak zorundaydı.
Beatnikler böyle bir dönemde yoldaydı. Bazen arabayla, bazen yürüyerek, bazen
yağmur altında, bazen soğukta hep yoldaydılar, baştan sona Amerika’yı dolaşıyor,
yollarda kendilerini arıyorlardı. Filmde elbette ki bir yol hikâyesi de, bir
arayış da Gizli...
“Yol çok önemli bir parçası olduğu için, filmin önemli de bir parçası olmasına
Özen gösterdik, ama yol sadece olması gerektiği kadardır. Çok derin bir anlamı
olmasına rağmen bir yol filmi yapmadık açıkçası.”
Uluma 1955 yılında okunduğunda ortalığı karıştırdığını zaten söylemiştik. 58 yıl
sonra tekrar ve Türkiye’de ilk kez okunduğunda tam olarak ne değişti, insan
ister istemez merak ediyor. Ne bekliyor yönetmen bu okumadan; belki bir fitil
yanar, bir isyan tutuşur ve insanlar yollara mı dökülür?
“Ben çok bir şey beklemiyorum, açık konuşayım. Eğer bir hareket olur, bir tepki
olur, bir geri dönüş olursa bu benim için ciddi bir sürpriz olacak. Ama yurt
dışında insanların ilgileneceğini bekliyorum. İyi kötü yorum yapacaklarını,
gittiği yerlerden tepkiyle döneceklerini biliyorum. Burada genel kanı yine saçma
sapan bir iş yaptığımız yönünde olacak. Bu iş profesyonel bakış açısıyla
bakılacak bir iş değil, aslında olması gerektiğinden biraz daha profesyonel bir
iş yaptık. Biraz daha amatör yapılabilirdi. Buna özel bir hassasiyet
göstermedik. Ben mümkün olduğunda amatör bir çekim yapmama rağmen teknik anlamda
yüksek şeyler görebiliyorum. Daha iyisini yapabilirdik, ama o zaman bizim yapmak
istediğimiz olmazdı. Bizim yapmak istediğimiz Ginsberg’in Uluma’sını Türkçe’de
okuduk insanlar ne kadar sevdi filmi değildi. Bizim yapmak istediğimiz Uluma
Türkçe’de okundu filmiydi.”
Taraf
Ferhat Uludere, 22.05.2008
tarafgazetesi.com.tr
6-45 uluma izmir ozel gosterimi
Film Eskişehir'in ardından 5 haziranda İzmir Hayalbaz'da, 6 haziranda İstanbul
Kargart'ta 26 ağustosta ise San Francisco'da City Light Bookstore'da
gösterilecek. Mehmet A. Öztekin'in yönettiği film sadece Uluma'nin okunmasından
ibaret değil. Film ney eşliğindeki İstanbul görüntüleriyle açılıyor, ardından
Mesnevi'den yapılan alıntının yanında Uluma'nin yayıncısı Altirkirkbes
Yayınları'ndan Kaan Saydamli ve şiirin çevirmeni ve şiiri okuyan Şenol
Erdoğan'ın Beat Kuşağı ve Uluma üzerine söylediklerini izleyeceğiz. 6/45 ten 150
adet kitabında İzmirli okuyuculara hediye edileceği geceye tüm hayalbaz'lar ve
6/45 dostları davetlidir.