Yapım Tarihi - 2009
Süre - 00:09:10
Format - Kurmaca, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Zeynep Ceren Alp
Nazlı İzmir’de ailesi ile birlikte oturmaktadır. Üniversite’yi kazanması
nedeniyle İstanbul’a taşınır. Ailesi başta çok karşı çıkarlar. Sıkı bir ailesi
vardır. Nazlı İstanbul Üniversitesi Bankacılık bölümünü kazanmıştır. İkinci
senesinde fark etmiştir ki bu mesleği severek yapamayacaktır. Nazlı gezmeyi,
eğlenmeyi, takıp takıştırmayı, süsü, modayı, tasarımı çok daha sever, okulda
moda tasarım bölümünde okuyan arkadaşlarına imrenir. Babasının zoru ile
bankacılık bölümündedir. Ama okulu bırakmak hiç aklından geçmemiştir. Hem Okur,
hem de moda tasarım bölümünde ki arkadaşlarından bir şeyler öğrenmeye çalışır,
arkadaşı Sibel çalıştığı moda evinde Nazlı’ya bir iş ayarlar hayalini kurduğu
mesleğe adım atmaya başlamıştır artık. Okuduğu bölümde 2 senedir hoşlandığı bir
çocuk vardır. İkisi de birbirlerine bakarlar ama hiç konuşmamışlardır.Nazlı’nın
hoşlandığı çocuk Ahmet Hıristiyan dır ve dinine çok bağlıdır. Sonunda okuldan
mezun olurlar. Ahmet bir çok kızla arkadaşlık kurmuş fakat Nazlı ile mezuniyet
partisinde bile hiç konuşmamışlardır. Nazlı, Ahmet’in en iyi arkadaşlarından
olan İrem den Ahmet’in numarasını ister ,İrem’de gizliden Ahmet’i sevdiği için
Nazlı’ya kendi numarasını verir. Nazlı Ahmet’in numarası diye mesaj atar ve
duygularından bahseder. Gelen cevap hiç tahmin ettiği gibi olmaz. Nazlı Ahmet’i
en son mezuniyet partisinde görmüştür. Uzun zaman sonra Nazlı kendi moda evini
Açar. Altı sene geçmiş ve Nazlı kariyeri üzerinde yoğunlaşmış hiç evlenmemiştir.
Bir gün müşterilerinden biri gelinliğinin Nazlı’nın tasarlamasını ister,
gelinliğin sahibi, Pınar,fizik olarak Nazlı’ya çok benzemektedir ve çok iyi
anlaşmışlardır.Pınar dans hocasınıdır. Nazlı’da dans etmeyi çok sever ve tango
dersi almaya başlar.Pınar ve Nazlı’nın arasından su sızmıyordur
alışverişe,yemeğe birlikte giderler.Nazlı gece gündüz çalışmıştır gelinlik için,
bitirir ve teslim eder. Pınar çok ısrarcı bir kızdır, Nazlı bir o kadar kısa ve
öz konuşmayı tercih eder. Nikaha Nazlı’da davetlidir fakat o gece İzmir’e
annesinin yanına gitmek zorundadır. İzmir’de 2 gece kalır ve İstanbul’a döner.
Gecen akşam nikahı olan Pınar’ın hediyesini vermek ister Nazlı. Pınar ‘da akşam
yemeği organizasyonu yapar ve eşi, yakın arkadaşları ve Nazlı da bu yemeğe
davetlidir. Nazlı hiç olmadığı kadar sade ve çok çekici olmuştur. . Restoran
‘dan içeri girer, Pınar, eşi ve eşinin kardeşi masadadır. Nazlı masadakileri
görünce çok şaşırır, Pınar’ın Eşi Ahmet’ten başkası değildir. Masaya gitmekle
gitmemek arasında kalır, üniversiteden beri tanıdığı ama hiç konuşmadığı adamla
ilk defa konuşacaktır. Pınar, masadan Nazlı’ya seslenir ve Ahmet’le tanıştırır.
Ahmet sanki Nazlı’yı hiç tanımıyor, hiç görmemiş gibi rahattır. Misafirler tek
tek gelir ve ana yemek bittikten sonra Ahmet birden bire Nazlı’yı dansa
kaldırır. Dans ederken öğrenir ki; Ahmet içten içe Nazlı’ya aşıktır. Nazlı’nın
kendisine bakmayacağını mezheplerinin farklı olmasından Nazlı’nın rahatsız
olacağını düşünerek onunla hiç konuşmamıştır. Nazlı’nın yüzünün her köşesini
ezbere biliyordur. Yıllar geçse de üstünden onu hiç unutmamıştır çünkü onu
unutturmayan bir sebebi vardır. Nazlı’nın gülüşüne, parfüm kokusuna, yürüyüşüne,
bakışına çok benzeyen bir kadınla evlenmiştir