Yapım Tarihi - 2015
Süre - 00:13:38
Format - Kurmaca, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Onur Saylak, Doğu Yaşar Akal
Senaryo - Hakan Günday, Onur Saylak, Doğu Yaşar Akal
Görüntü Yönetmeni - Feza Çaldıran
Kurgu - Ali Aga
Oyuncular - Selim Bayraktar, Muhammed Uzuner, Tuba Büyüküstün, Mustafa Uğurlu, Mavi Mercan
Hiçliğin ormanı megakent İstanbul’un göbeğinde Suriye’deki savaştan kaçan Omar
ve kızları yaşam mücadelesi vermektedir. Dünyanın bütün acılarının ve
zevklerinin yaşandığı bu şehirde, memleketinde bayındır memuru olan Omar adeta
dilenci durumuna düşmüş, hayatını bir bilinmezlik üzerine inşa etmeye
çalışmaktadır. Şehirde kızıyla birlikte dolaşıp insanlardan yardım
dilenmektedir. Kendine bulduğu yegane iş şehrin başıboş hayvanlarını toplayıp
petshop sahibi Fahri’ye satmaktır. Ancak Fahri bu sefer çok garip bir istekte
bulunur Omar’dan; şehrin kıyısındaki ormandan yılan yakalamasını.
The Jungle
In the heart of Istanbul, the forest of nothingness and a megacity, Omar and his
two daughters struggle for their lives after fleeing the war in Syria. In this
city witnessing all the sorrows and pleasures of the world, Omar, who was once a
Public Works officer in his homeland, starts living like a beggar and tries to
build his life on an utter obscurity. He pounds the pavement and begs for help
with his daughters. The only source of income he could find is catching stray
animals and selling them to Fahri, the pet shop owner. One day, however, Fahri
comes to Omar with a strange request: He wants Omar to catch snakes in the
forest at the outskirts of the city.
22. Adana Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması,
Ulusal Kurmaca Dalı, Finalist. 2015
20. Boston Türk Festivali, Belgesel ve Kısa Film Yarışması, Finalist ve
Gösterim Seçkisi. 2015
3. Boğaziçi Film Festivali, Ulusal Kısa Kurmaca Film Yarışması, Finalist. 2015
52. Antalya Film Festivali, Ulusal Kısa Film Seçkisi. 2015
Kaynak
Adana Altın Koza Film Festivali
http://www.bitarts.info/projects/
the jungle orman
turkey 2015, 13’, fiction, colour
directors Onur Saylak, Doğu Akal
script Onur Saylak, Doğu Akal, Hakan Günday
cinematography Feza Çaldıran
editing Ali Aga
music Uygur Yiğit
cast Selim Bayraktar, Tuba Büyüküstün, Muhammet Uzuner
production-distribution b.it.arts, Cemre Kutluay
T +90 532 646 8885 cemre@bitarts.info
Omar and his two daughters are struggling to survive after fleeing the war in
Syria. Omar catches stray animals and sells them to Fahri, a pet-shop owner. One
day, Fahri approaches Omar with a strange request - he wants Omar to catch snakes
in the forest.
Onur Saylak (1977, Ankara) is an actor. He won recognition for his first
performance in O¨zcan Alper’s film, Autumn. Dogˆu Akal (1985, Ankara) graduated
from the Bilkent University Department of Performing Arts in 2009. He has
directed several plays. The Jungle is their first short film.
66. Berlin Film Festivali, Türkiye Standı, Gösterim Seçkisi. 2016
Onur Saylak - ‘Festivallerin en güzel özelliği benzer serüvenleri yaşamış
insanlarla bir araya gelmek.’
Orman adlı kısa filmi tiyatro yönetmeni arkadaşı Doğu Akal’la birlikte yöneten
Onur Saylak ile konuştuk. Filminde mülteci sorununa değinen Saylak’la kısa film
yolculuğunun yanında ülkenin durumunu ve hayattaki seçimlerimizi de konuştuk.
İyi okumalar…
Öteki Sinema için söyleşen - Banu Bozdemir
-Kısa filmle başlayalım istersen… Neden kısa film ve neden Suriyeliler? Sanki
film çekme kararında onların yaşadıkları etkili olmuş gibi…
Kafamızı kurcalayan-çatlatan meseleler vardı. Göçmen sorunu da bunlardan biri
sadece. Her gün gazetelerde, televizyon kanallarında, sanki reality show gibi
gösterilen; çok derin ve tüm insanlığı ilgilendiren bir sorun. Biz de Doğu Akal,
Hakan Günday ve Cemre Kutluay’dan oluşan bir ekiple neler yapabiliriz diye
masaya oturduk. Uzun sohbetler sonucu doğdu kısa filmimiz ‘Orman’.
-Ülkenin durumunu en kısa yoldan ve en çarpıcı şekilde anlatmanın bir yolu gibi
olmuş bu film… Tabii duyarlılıkla duyarsızlık çizgisi sürekli değişim gösteren
bir ülkedeyiz bir yandan da sen ne dersin?
Duyarsızlık çağın sorunu insanlık adına. İki dünya savaşı, Vietnam, Afganistan,
Irak ve daha sürü savaş yaşamış ve yaşamaya devam eden bir çağ. Tamamen elindeki
telefonlarına yapışmış bir insanlık… Çatışmayı bir varoluş biçimi haline
getirmiş yöneticiler ve bu vahşi ortamda bırakın yarını düşünmeyi, gününü
kurtarmaya çalışan insanların, dünyanın geri kalanıyla hayatta kalma mücadelesi…
Belki de bu günleri de arayacağımız hale geleceğiz…
-Kısa filmlerle aran nasıldır, izlemek, rol almak, destek olmak vs.. anlamında..
Kısa filmleri her zaman çok sevdim ve önemsedim… Ankara İletişim Fakültesi’nde
birçok arkadaşımın bitirme projelerinde yer aldım. Dizi setlerinde çalışırken,
birçok set çalışanı arkadaşımın kısa filmlerine her türlü desteği vermeye
çalıştım. Sonuçta üretimin parçası olmayı seviyorum.
-Devamını getirmeyi düşünüyor musun, çünkü kısa filmin de kendi içinde bir
yolculuğu oluyor, festival festival geziyorsunuz filmle beraber?
Kısa film çekmeyi düşünüyoruz elbette ancak şu an uzun metraj film projemize
odaklandık. Zaman yetmiyor hiçbir şeye!!!
-Oyunculuk yapıyorsun ve bir yandan da yönetmenlik yaptın. Yönetmen tarafına
geçmek nasıl bir duygu?
Aslında yönetmenlik tarafına geçtim demiyorum kendime. Sadece deniyorum ve
deneyeceğim… Hayatım böyle geçti önce fizik sonra kamu yönetimi sonra oyunculuk
sonra… Böyle işliyor bende.
–Çoğu kısa filmci ünlü oyunculara ulaşamamaktan yakınır ama sen bu konuda gayet
şanslı ve başarılı seçimler yapmışsın? Hiç amatör oyuncular oynatmayı düşündün
mü? Yoksa etrafındaki arkadaşlarınızı düşünerek mi yazdınız?
Aslında biz kimseyi düşünerek yazmamıştık. Süreçte oyuncu kadrosu oluştu. Hepsi
birbirinden değerli oyuncu arkadaşlarımız bizi kırmadı ve bizi ilk deneyimimizde
yalnız bırakmadılar.
–Ülkenin hali hepimizden fazlasıyla siyasi karakter üretti, elbette daha önce
içimizde vardı ama artık herkes daha çok keskin. Senin bu konudaki düşüncelerini
merak ediyorum.
Yönetmenin en ilkel yolu - biz ve onlar. Bunu başardığınızda kitleleri
sürüklemek her zaman daha kolay. Politika doğuşundan bu yana aynı taktiği
kullandı ve ne yazık ki hep başardı!
-Oyunculuk kariyerini dizi ve sinema filmi oyunculuğuyla sürdürüyorsun. Tiyatro
var mı bu aralar? Sinema ve dizi oyunculuğuna bakış ayrımı var mı sende de?
Hangisi daha tatmin edici diye sorsam?
Aslında her rol bir serüven… Hangi mecrada olduğunun pek önemi yok. Sadece yapım
süreçleri farklı işliyor o kadar.
-Peki, hayattaki seçimlerinde etkili olan ana şeyler nedir?
Seçimler aslında insanı şekillendiriyor. Olabildiğince benim bir şeyler
katabileceğim roller seçmeye çalışıyorum. Birçok oyuncu kabul eder ki aslında
okuma aşamasında role ya evet dersin ya da hayır. Senaryo sana her şeyi
söylüyordur. Sevdiğim, ilerleyebileceğim, hikaye olarak içinde olmaktan mutlu
Olacağım projeler peşindeyim. Gerisi teferruat…
-Aslında zorlamaya bir algıyla Orman’da da yenik bir karakter görüyoruz. Aslında
bizim sinemamız biraz yenilgiler üzerinden gidiyor, dramlarda yoğun acılara
tanık oluyoruz. Başarı öyküleri bizim sinemamızda az yer tutuyor. Bu konuda sen
neler söylersin?
Bizim sinemamız biraz uzak bu hikayelere. Hafif buluyoruz belki de! Hollywood’un
ana besin kaynağı ama.
-Çocuklar olunca hayatınızda neler değişti, bakış açısı değişikliği yaratıyor mu
gerçekte de çocuklar. Sakıncalar, sakınmalar ya da farklı bir duyarlılık hali?
Elbette çok şey değişiyor hayatta. En önemlisi bence karşılıksız sevgiyi
keşfediyorsunuz. Ne olursa olsun çocuklarınızı seviyorsunuz. Bir de benim
hayatımda bütün bulutlar açıldı. Daha net bir görüş açısına sahip oldum. Ne
istediğimi daha iyi biliyorum ve zamanımı ona göre kullanıyorum.
-Takip ettiğin kısacılar var mı, ya da bu filmden sonra kısa filmcilerle yoğun
mesain oldu mu, olmaya başladı mı?
Elbette ki üretim şu ana kısa film olduğundan daha çok mesaim kısa film çekmiş
arkadaşlarla… Festivallerin en güzel özelliği bu galiba, benzer serüvenleri
yaşamış film insanlarıyla bir araya gelmek. Konuşacak o kadar çok şey oluyor ki
kim olduğunu nerden geldiğini unutuveriyorsun; tek bir paydada birleşiyorsun -
sinema…