Yapım Tarihi - 1995
Süre - 00:20:00
Format - Kurmaca, Siyah Beyaz, Diyalogsuz, 35mm
Yönetmen - Nuri Bilge Ceylan
Senaryo - Nuri Bilge Ceylan
Görüntü Yönetmeni - Nuri Bilge Ceylan
Yapımcı - Nuri Bilge Ceylan, Lütfü Özalay (TRT)
Yapım - TRT Genç Sinemacılar Projesi
Müzik - V. Artyomov
Kurgu - Yusuf Aldırmaz, Nuri Bilge Ceylan
Ses - Yeni Lale Film
Laburatuvar - Yeni Lale Film
Oyuncular
Fatma Ceylan
Mehmet Emin Ceylan
Turgut Toprak
Yeniden birlikte yaşamayı deneyen ama başaramayan yaşlı bir çiftin hikayesi.
Koza, Cannes Film Festivali Uluslararası Kısa Film Yarışması’na (1995) davet
edilen ilk Türk kısa filmidir.
Koza (Cocoon) had its world premiere in the Short Film Competition of 48th
Cannes International Film Festival in May 1995.
Kaynak
nbcfilm.com
Nuri Bilge Ceylan - Koza
"Koza, teknik ve estetik birikimime rağmen film yapmaya bir türlü başlayamadığım
ve sürekli ertelediğim için korkak ve mıymıntı olmakla suçladığım kendime
ettiğim işkenceleri sona erdirmek için giriştiğim umutsuz bir denemeden başka
bir şey değildi. Kendimi fırlatır gibi başladım o filmi çekmeye. Bitirdiğimde de
neye benzediği konusunda gerçekten bir fikrim yoktu. Ama yine de Koza’yı çekmek,
kendi yapıma uygun üretim koşullarını yaratmamı sağlayacak bütün ipuçlarını
verdi bana."
Koza, Cannes Film Festivali Uluslararası Kısa Film Yarışması’na (1995) davet
edilen ilk Türk kısa filmidir. Nuri Bilge Ceylan’ınsa (NBC) ilk ve son kısa
filmi. Çekilen üçüncü uzun metraj filmden geriye dönüp baktığımız zaman ilk
filmin adını ve filmi daha iyi değerlendirebiliriz.
Koza bir evreye işaret eder. Değişilen, dönüşülen, başka bir şey olup çıkılan
bir evre. Bir kapanıklık, sonradan olunacak şey için bir kendini hazırlayış.
Usulca, derinden, sessiz ama güçlü bir hareket evresidir. Durağan bir evre
değildir. Çünkü, "Kozası içinde bekleyen tırtıl bir ipek böceğine dönüşüyorsa bu
durmak değildir."
Sevgi Soysal
Koza NBC’nin, güzel fotoğraflarla incelikli durum ve öyküler yaratan yönetmene
dönüşmesinden öncesini, sadece güzel fotoğraflar yaratan bir yönetmen olduğu
dönemi ifade eder. Ama bunun yanında gene de NBC’nin sinemasının kimi ipuçlarını
verir bize. Durum ve mizansen arasındaki sorun o günden çözülmüştür örneğin
(aynı çerçeve içindeki ikiliden birinin sırtı diğerine dönüktür her daim). Ses
kanalı kullanımı yetkindir. Anlamı görüntülerle oluşturmak konusunda
isteklidir.(örneğin açılış sekansı).
Açılış sekansı-
Genç bir kadını tek başına gösteren siyah-beyaz, yıpranmış, solmuş kimi
fotograflar.
Genç bir erkeği tek başına gösteren siyah-beyaz, yıpranmış, solmuş kimi
fotograflar.
Genç kadın ve genç erkeği birlikte gösteren düğün fotoğrafı.
Kadın ve erkeği birlikte gösteren kimi fotoğraflar.
Yakın plan yaşlı bir erkek yüzü.
Yakın plan yaşlı bir kadın yüzü. Kadının yüzü üzerine kapınan bir kapı.
Siyah zemin üzerine beyaz harflerle filmin adı- Koza
İki insanın birbirinden ayrı gelişen, bir ara evlilikle birleşen ve sonra
ayrılmış olan yollarının görsel anlatımı. Kelimelere ihtiyaç duymadan,
görüntülerin diliyle konuşan sıkı bir giriş. Sinemanın ta kendisi yani.
Sessiz bir film değildir Koza, diyalogsuz bir filmdir. Çevre seslerinin
özellikli kullanımı çift arasındaki sessizliği daha belirgin kılar. İnsan sesi
dışındaki bütün seslere açıktır film- akan suyun sesi, sert esen rüzgarın sesi,
rüzgarın yaladığı yaprakların hışırtıları, farklı türdeki kuşların sesleri,
çerçeve dışından duyulan horoz sesi, köpek sesi, oda da dolaşan sineğin sesi,
arı kovanlarından gelen vızıltılar, ardı ardına ağaç gövdesine inen baltanın
sesi, İleri geri sallanan hamağın iplerinin ağaç gövdesine sürtünmesinden çıkan
sesler, uzaklardan geçen bir trenin sesi, ağaç dalına takılmış bir kumaş
parçasının rüzgarda çıkardığı ses, gıcırtılar çıkartarak açılan/kapanan
kapıların sesi, rüzgar yüzünden birbirine çarpan pencere kanatlarının sesi,
rüzgarda uçuşan perdelerin sesi...
Eksik olan tek ses kelimelerin gürültüsüdür. Çünkü,
Uzun yıllardan sonra birini ilk kez gördüğümüzde, saatlerce hiç konuşmadan
karşılıklı oturmak gerekecektir- Acı, sessizliğin gölgesinde kendi tadını
çıkarabilsin diye...
Emile Cioran
Yıllar sonra bir araya gelen çift tek kelime konuş(a)maz. Birbirlerinin
gözlerine bak(a)maz. Bakışları hiç karşılaşmaz. Gözleri birbirine değmez. Sadece
biri uyuyorken seyreder diğeri onu.
"Acı sessizliğin gölgesinde kendi tadını çıkarır"-
Yaşlı kadın elinde bavulu –belki de tekrar denemek için- yaşlı erkeğin yaşadığı
yere gelir. Eve girer. Erkeği yatakta uyur halde bulur. Bir bez parçasıyla
erkeğin yüzündeki terleri siler. Erkeğin elini kendi avucunun içine alarak
yatağın baş ucundaki sandalyeye oturur. Uyuyan erkeği seyreder. Onun uyanmasını
bekler. Bir süre sonra uyanır erkek. Tek kelime konuşmazlar.
Kadın ağaçlar arasında kurulmuş hamakta uyumaktadır. Erkek uzak bir köşeden
kadını seyreder. Tek kelime konuşmazlar.
Kadın gözleri açık yan yatmıştır. Yüzü kameraya dönüktür, sırtı erkeğe. Erkek
odanın içinde gezinir. Pencerenin yanına yürür. Kadından yana çekingen bakışlar
fırlatır. Kadın sessizce göz yaşı döker. Tek kelime konuşmazlar.
Aynı odanın içinde, kadın tığ işler, erkek kitap Okur. Birbirlerine bakmazlar.
Biraz sonra kadın oturduğu yerde uyuya kalır. Erkek kadını seyreder uzun uzun.
Tek kelime konuşmazlar.
Kadın geldiği gibi (vapurla) geri döner. Erkek, rüzgarın sağa sola eğdiği
başakların arasında sırt üstü uzanır-filmin başında olduğu gibi.
Söylenilecek bir şeyin olmadığı(kalmadığı) yerde susmayı seçmiş bir film
izlenimi uyandırır Koza. Belki de, aralarına uzun yıllar giren iki insanın
birbirlerine söyleyebileceklerinin tümü, rüzgarın hafifçe savurduğu perdelerin
söyleyeceklerinden fazla değildir.
Zaten ne demişti NBC henüz film çevirmezden önce, 1989’un Temmuz ayında Hürriyet
Gösteri Dergisi’ndeki (Kodak Fotoğraf Ödülü dolayısıyla yaptığı) röportajında
"...Ayrıca iç dünyanın derinliği ile ağızdan çıkan söz arasındaki uçurum hep acı
vermiştir bana"
Koza tek başına da iyi bir filmdir. Ama asıl önemi NBC’nin film çekebilecek(dört
kişilik ekiplerle de olsa) kadar sosyalleşebilmesine, üzerindeki mıymıntılığı
atabilmesine olanak sağlamasından gelir. Bu film olmasaydı Kasaba, Mayıs
Sıkıntısı, ve Uzak’da olmazdı.
Bugün artık biliyoruz ki Koza’sı içindeki tırtıl ipek böceğine dönüşmüştür.