Kertenkele




Yapım Tarihi - 2008
Süre - 00:32:00
Format - Kurmaca, Renkli, Türkçe, HDV

Yönetmen .... Özgür E. Arık
Senaryo .... Özgür E.Arık
Yapımcı .... Bülent Ayaz
Görüntü Yönetmeni .... Tufan Kılınç
Uygulayıcı Yapımcı .... Ferdi Ayaz
Yapım Tasarımı .... Erhan Alabaş
Sanat Yönetmeni .... Dicle Keskin
Kurgu .... Özgür E.Arık
Ses kayıt .... Onur Albayrak
Işık Şefi .... Özgür Gülabi
Kostüm tasarımı .... Hale İşsever
Müzikler .... Emin İgüs
Tanbur / Tanbura .... Emin İgüs
Duduk .... Ertan Tekin
Keman / Klavye .... Mutlu Ödemiş
Ses Kayıt .... Buğra Varol
I.Yardımcı Yönetmen .... Fesih Alpagu
II. Yardımcı Yönetmen .... Görkem Erdem
Yönetmen Yardımcıları .... Nilay Bayram, Erman Bostan, Oğuz Ayaz
Cast Sorumlusu .... Özüm Seda Duran
Yapım Koordinatörü .... Önder Önsal
Yapım Sorumlusu .... Doğa Tunca
Yapım Yardımcısı .... İsmail Cerev
Kamera Operatörü .... Sertaç Özkan
Makyaj .... Esra Bakar
Set Amiri .... İbrahim Ulaş Albal
Kamera Ekipmanları .... Lokomotif Kamera
Işık Ekipmanları .... Meşale Production
Set Ekibi .... Albal Production
Kurgu Stüdyosu .... KH Production / Kaya Hacaloğlu
Post Prodüksiyon Stüdyosu .... Hayal Stüdyosu
Post Prodüksiyon Sorumlusu .... Nihan Belgin
Color Correction .... Funda Çiçek Güner
Müzik Kayıt Stüdyo .... Kanguru / Buğra Varol
Set Fotoğrafları .... Füsun Eskioğlu
Web ve Afiş Tasarım .... Bülent Erdoğan
Çizimler ve Çeviri .... Sedef Özge

Teşekkürler
Berzan Yücel (Meşale Production) / Mehmet Akgün (Lokomotif Kamera) / Serdar Pehlivanoğlu (Lokomotif Kamera) / Serdal Doğan (Asi Film) / Tunç Tatoğlu (NHKM) / Çağrı Kınıkoğlu (NHKM) / Sadettin İzgi / Erdal Çebi / Biket İlhan (Hayal Stüdyosu) / Çolpan İlhan (Hayal Stüdyosu) / Ahsen Akdal / Özlem Acun / Mustafa Ziya Ülkenciler / Mehmet Esatoğlu / Hetem Ayaz / Feyza Uslu / Zahit Atam / Şule Süzük / Karin Karakaşlı / Selda Taşkın / Orhan Aydın / Sennur Nogaylar / İsmail Karadaş / Uğur İçbak / Deniz Eyüboğlu / Serpil Yıldırım / Mustafa Temiztaş / Erhan Altınkaynak / Zerrin Gökay / Sertel Uğur / Hasan Karadereli / Akın Şancı / Taner Arslan / Mukaddes Arslan / Murat Pabuç / Oktay Yağcı / Gülzerin Kızıler / Emre Aydilek / Furkan Üstel / Hakan Masraf / Ramazan Arıtürk / Aziz Kıvrak / Meryem Kıvrak / Asım Arıtürk

Kısa Metraj Kurmaca / 32 dakika / HD / Renkli / Stereo

Oyuncular

Bertan Dirikolu .... Abdullah
Ali Yıldırım .... İsmail
Hüseyin Akşen .... Hacı
Hasan Pabuç .... Çolak
Şebnem Mazak .... Hacer
Samet Demirtaş .... Memo
Ahmet Kıvrak .... Ömer
Ani İpekkaya .... Hafizana

Yönetmen
Özgür E.Arık
1976 yılında Eskişehir’de doğdu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde tamamladı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden yüksek lisans derecesini aldı. Bugüne kadar birçok belgesel ve kısa filmin yönetmenliğini üstlendi. Yaptığı çalışmalar, çeşitli yurtiçi ve yurtdışı festivallerde gösterildi ve ödüle layık görüldü. Halen Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde sinema çalışmalarını sürdürmektedir.

Yapımcı
Bülent Ayaz
Doksanlı yılların sonunda kurduğu Green Ajans adlı firmayla tekstil sektöründe reklam hizmetleri vermeye başladı. Ajansın ana kuruluş hedeflerinden biri olan sinema alanına hizmet verme düşüncesi, 2008 yılında, Kertenkele adlı filmin yapımcılığını üstlenmesiyle hayata geçti. Halen Green Ajans ve Dünya Etiket firmalarının sahibi olan Bülent Ayaz, sinema alanındaki çalışmalarına da devam etmektedir.






“Kertenkele” Üzerine…

Hrant Dink’e…
Bu ülke kardeşlik toprağı oluncaya kadar…

19 Ocak 2007 tarihinde, Türkiye’de işlenen onlarca Aydın cinayetine bir yenisi daha eklendi. Hrant Dink, onu hedef tahtasına yerleştirenler, tetiği çektirenler ve çekenler tarafından katledildi. O gün ülkenin vicdanında açılan büyük boşluk, hala duruyor orta yerde. Hrant Dink artık yok; ama açılmış olan yara hala üşüyor, hala acıtıyor.

Hrant Dink, inandığı değerler uğruna mücadele veren önemli bir aydındı. Bu mücadelenin ne denli çetin olduğu açık; kardeşlikten, eşitlik ve özgürlükten yana söz söylemek ağır işçilik sayılmalı bu ülkede. Ve bu topraklar üzerinde yüzyıllardır birlikte yaşamış halkların, emekten yana, barış içinde bir yeni hayatı, yine hep birlikte kuracaklarına olan inanç, her geçen gün daha da güçlenecek, güçlenmeli…
“Kertenkele” ekibi, işte bu umutla yola koyuldu. Hrant Dink’in bir yazısında yer verdiği ‘Kertenkele Abdullah’ın hikâyesini anlatarak, bir katkı da bizden diyerek…

Yıl 1918, Süphan Dağının eteklerinde bir köy.
Zor kaçmıştı olan bitenden. Dar sığınmıştı Pelteklerden İsmail'in köyüne.
Herkeslerin herkeslerden kaçtığı, herkeslerin birbirinin çaresizliğine sarıldığı yıllardı.
Karışmıştı köylünün arasına yaşayıp gidiyordu işte....
Zararsızdı da Allah için.
Ağılın bir köşesinde yuvalandığı karanlık sığınak,
örme duvardaki iki taş arasındaki İnce yarık kadardı sanki.
Hani kertenkeleler olur ya o aralıkların ağzında...
Hani bir ses duyarlar da birden dalarlar yarığa.
Tam öyle işte.
Gizlenerekten yaşar giderdi.
Arada bir gün yüzüne çıkar, yüreği insaf tutanların yanına varır, harmanın ucundan tutar,
dökebildiği kadar ter döker, iki dilim ekmek yer, sığınağına geri dönerdi.
Toprağın kan kustuğu zamandı, her bir gayret ıccığ daha yaşamak içindi.
Köylünün yanında yeni adı Abdullah'tı... Allahın gönderdiği.
Allahın unuttuğu bir delikte yaşayıp gidiyordu işte.
Ta ki Pelteklerden İsmail'in sondan üçüncü oğlu Memo,
duvar dibinde Abdullah'ı işerken görene kadar.
Memo, eğilmiş, ferfecir gözlerini dipten Abdullah'ın İt ölüsü çüküne dikmiş,
hınzır hınzır kıkırdıyordu.
Zıplamasıylan bağıra bağıra koşması bir oldu Memonun.
Koşun laaan diye bağırıyordu Memo...
Koşun laaan koşun, Abdullaha bakın, vallah görmişem onunki kabuklu, onunki kabuklu















Bu ülke kardeşlik toprağı oluncaya kadar...

Hrant Dink’in ‘Kertenkele Abdullah’ öyküsü, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde faaliyet gösteren sinemacılar ve yönetmen Özgür Arık tarafından sinemaya aktarıldı.

“Kertenkele Abdullah”, Hrant Dink’in bizlere aktardığı bir öykü. Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde (NHKM) faaliyet gösteren sinemacılar ve yönetmen Özgür Arık, bu hikâyeyi 2007 sonbaharında keşfederek beyaz perdeye aktarmaya karar vermiş. Filmin “Politik bir film” olduğunu belirten Arık, ulaşması gereken her yere filmi ulaştırmaya çalışacaklarını vurguluyor.

Kertenkele’nin 25 Ocak Pazar günü gerçekleştirilen basın gösteriminin ardından yönetmen Özgür Arık ile görüştük. Oyuncuların ve film ekibinden başka insanların da katıldığı gösterimin ardından Hrant Dink’in eşi Rakel Dink kısa bir konuşma yaptı. Dink, “Geleneklerimizi, tarihimizi çocuklarımıza, sonraki kuşaklara aktarırken ne anlattığımızı, neye neden olduğumuzu göstermesi açısından bu filmin çok önemli olduğunu ve gereken mesajı ilettiğini düşünüyorum” dedi. Özgür Arık da Dink’in filmi beğenmesinin kendileri için çok önemli olduğunu vurguluyor.

- Kertenkele’nin beyaz perdeye uyarlanması nasıl oldu? Neden kısa metrajlı bir filmi tercih ettiniz?
Hikâyeyle ilk olarak 2007 yılının sonlarına doğru Hrant Dink’in yazıları tekrar yayımlanırken Birgün gazetesinde karşılaştık. Ben Hrant Dink’in başka yazılarını biliyordum ama Kertenkele Abdullah’ın hikâyesini ilk kez o zaman okudum. Tabii sinemayla içli dışlı olunca hemen kafanız belli bir şekilde çalışmaya başlıyor - Nasıl görselleştirilebilir, diye. Anlatılan hikâyeyi beyaz perdede, kahramanlarla, anlatılan mekanla canlandırmaya başlıyorsunuz kafanızda. Sonra hikâyenin görselliği uyanınca, bunu yapalım dedik. Zamanla oturdu, kafamızda gelişti, ancak asıl faaliyete, yani senaryonun yazımına ve çekimlere Haziran 2008’den sonra başladık. 6-7 aylık bir çalışma, onun öncesinde de bir ortak düşünce üretimi süreci diyelim. Benim filmografim içinde bir yeri var elbette. Daha önce belgeseller yapıyordum ve kimi kısa film çalışmalarım oldu. Ancak bu, daha önceki çalışmalardan farklı bir profesyonellik seviyesi oldu. Bir tür geçiş filmi diye düşündük. Hikâyenin yapısı gereği de kısa metraj daha uygundu. Böylesi bir mesajı bu çarpıcılıkta verebilmek bize böyle olanaklı göründü.

- Hikâyeyi sinemaya uyarlarken siz ne kattığınızı düşünüyorsunuz? Yalnızca sinemasal değil, siyasal ve toplumsal sonuçları düşünüldüğünde de...
Bunun, Hrant Dink’in aktardığı bir öykü olması zaten başlı başına bir anlam katıyordu. Dink, bu ülkenin katletilmiş bir aydını. Onun anlattığı bir hikâye, hele de kendi içinde bulunduğu ruh halini de serimleyen bir hikâye olması bizi çok etkiledi. Hikâyenin ebedi dilinden de etkilendik ve bu siyasi mesajıyla birlikte güç kazandı. Dink’in öldürülmesiyle büyük bir hassasiyet ortaya çıktı, yüz binlerce insan bu hassasiyete katıldı. Biz de buna daha farklı bir cepheden, daha kalıcı bir şekilde katkı koyalım istedik. Sanatsal bir ürünle sözümüzü söyleyelim istedik, -zaten filmde de belirttik- bu ülke kardeşlik toprağı oluncaya kadar filmimizi Hrant Dink’e, yani eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin mücadelesini veren insanlara adadık. Politik bir söz, politik bir film o anlamda...

- Hikâyenin tarihine ve mekanına birebir göndermeler yok filmde, bunu özellikle mi seçtiniz, yaklaşımınız nedir?
Hrant’ın aktardığı hikâyede zaman ve mekan var - 1918 yılı, Süphan Dağı etekleri. 1918, Birinci Dünya Savaşı’nın sonlandığı dönemler ve bölge de Ermeni nüfusun yoğun olduğu yerler. Biz ise, bunu filmleştirirken kesin bir zaman ve mekandan koparalım istedik. Tabii, tamamen kopmuyor - Dönem yine savaş dönemi ve Anadolu’ya ait bir öykü. Zaten oyuncuların diline de yansıyor, herhangi bir şive kullanmadık, ya da bir giyim tarzını özellikle tercih etmedik. Bütün Anadolu, binlerce yıldır insanların her etnisiteden, her kimlikten insanın bir arada yaşadığı, birlikte ürettiği, birlikte vakit geçirdiği, hüzünlerini paylaştığı, bayram yaptığı topraklar... Kesin bir lokalizasyon yaparak herhangi bir kimliğe sıkışmasını istemedik öykünün. Bunu da oyuncuların diline, kostümlerine yansıtmaya çalıştık.

- Sinemaya uyarlarken hikâyeye eklediğiniz bölümler oldu mu, ek bir mesaj vermek istediniz mi?
Mesaj kaygısıyla değil ama söylemek istediğimiz şeyi simgeleştirdiğimiz, sembolleştirdiğimiz bölümler ekledik. Mesela bir sapan hikayesi var; Abdullah çocuğa bir sapan yapıyor ve hediye ediyor ama sonra bakıyorsunuz o sapan ona dönüyor, ona karşı bir silah haline geliyor. Girişte bir masalımız var, bir şehzade masalı yazdık. Onun tek bir mesajı yok, daha doğrusu okumaya açık. İzleyici bunu istediği gibi alabilir. Yani daha masalsı bir kurguya büründürmek için kimi ekler yaptık, diyebilirim.

Kertenkele bir metafor

- Kertenkele neyi sembolize ediyor?
Hrant Dink aktardığı hikâyede kertenkele metaforunu kullanıyor, aynı zamanda kendi durumuna da göndermeler yapıyor buradan yola çıkarak. Aldığı tehditler vs. Kertenkele genel olarak ürkekliği ve yaşadıklarının sonucu edinilmiş bir korkaklığı sembolize ediyor. Savaşa katılmış bir askerin en küçük bir pat sesinden bile ürkmesini düşünün örneğin. Böyle bir ürkeklik ve kaçarken kuyruğunu bırakma özelliği onu güçlü bir metafor yapıyor.

- Filmin kendisine nerelerden bir kanal açmasını bekliyorsunuz?
Herşeyden önce 30 dakikalık bir film, şanssız bir filmdir. Ne kısa sayılır, ne de uzun. Festivallere katılmayı düşünüyoruz. Bunun dışında ise, Kültür Merkezleri, filmi göstermek isteyen kurumlar, üniversiteler gibi mekanları düşünüyoruz. Bir takım kanalları zorlayacağız.

Cumhuriyet Hafta Sonu
31 Ocak 2009
Gamze Erbil







Kuyruksuz Bir Kertenkele

Hrant Dink’in Kertenkele Abdullah adlı yazısında anlattığı öykü, Özgür E. Arık’ın Kertenkele filmine ilham oldu. Arık, filmini Dink ailesine armağan ediyor.

Karanlık, insan suretine bürünür ve ava çıkar bazen. Umutları ve hayatları hedef alan bir avdır bu. Yüz binlerce acımasız askerden müteşekkil bir ordu gibi yürür karanlık insanların üzerine ve siyah bir pelerinle örtmek için sabahı, Açar uzun kollarını. Doymak ve saltanatını sürdürmek için kurban ister ve alır istediğini eninde sonunda. Bu toprakların dilinden anlayanlar, insan görünümündeki karanlığın açtığı, içi yitip giden hayatlarla dolu çukurların varlığından haberdar. Aynı aldığı tedavisi imkânsız yaralarla birlikte yaşamak zorunda kalan, karanlık mağduru insanların varlığından haberdar olduğu gibi.

Hrant Dink, 11 Ekim 2004’te Birgün gazetesinde yayımlanan Kertenkele Abdullah adlı yazısında insan suretine bürünmüş karanlığın bir deliğe hapsettiği bir Ermeni’nin, “Kertenkele Abdullah”ın hikâyesini anlatmıştı. 1918 yılında, Süphan Dağı’nın eteklerindeki bir köyde yaşanmış gerçek ve her okuyanın içini sızlatacak kadar acıklı bir öyküydü bu. Katliamdan kaçıp bir Türk köyüne sığınan Ermeni genç, karanlık bir ağıla kertenkele misali saklanmıştı. Ona sahip çıkan İsmail, “Allah’ın gönderdiği” anlamına gelen Abdullah ismini verdi ona. Köylülerin her işine koşan Abdullah, huzur içinde yaşadı köyde bir süre. Ama huzurlu günler uzun sürmedi. “(...)Allah’ın unuttuğu bir delikte yaşayıp gidiyordu işte. Ta ki Pelteklerden İsmail’in sondan üçüncü oğlu Memo, duvar dibinde Abdullah’ı işerken görene kadar. Memo, eğilmiş, fer fecir gözlerini dipten Abdullah’ın ‘it ölüsü’ çüküne dikmiş, hınzır hınzır kıkırdıyordu. Zıplamasıyla bağıra bağıra koşması bir oldu Memo’nun. ‘Koşun lan’ diye bağırıyordu Memo... ‘Koşun laan koşun, Abdullah’a bakın, vallah görmişem onunki kabuklu, onunki kabuklu(...)”

2007 yılında Hrant Dink’in Kertenkele Abdullah adlı yazısını okuyan sinema yönetmeni Özgür E. Arık çok etkilenmiş Abdullah’ın öyküsünden ve bu anlatıyı sinemaya aktarmaya karar vermiş. Çekimleri geçtiğimiz kasım ayında tamamlanan filmin basın gösterimi, 25 ocak akşamı Kadıköy’deki Nazım Kültür Merkezi’nde yapıldı.

Taraf
Özlem Ertan - İstanbul - 27.01.2009






Hrant Dink'in öyküsünden uyarlanarak çekilen kısa film "kertenkele"nin Ankara'daki ilk gösterimi 15 Nisan Çarşamba günü Kızılay Buyulufener Sineması'nda 19:30'da yapılacak. Davetiyeleri Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nden temin edebilirsiniz.

Ankara NHKM
Kızılırmak Sokak No:58
Kızılay Buyulufener Sineması
Meşrutiyet Caddesi Hatay Sokak No:18




haleissever.blogspot.com