Yapım Tarihi - 2004
Süresi - 00:17:00
Format - Kurmaca, Renkli, Almanca, Türkçe
Yönetmen - Ebru Karaca
Hotel Almanya
TECHNICAL INFORMATION
Short film
Screening format - [DVC Pro] [colour] [4:3] [Pal] [Stereo]
Duration - 17 min
Production - 2004 / Germany
Languages - German, Turkish & English
SYNOPSIS
Two members of a human rights organisation are commissioned to write a report on
the situation of illegal migrants and refugees in Turkey. For this purpose they
check into the run-down Hotel Almanya where migrants from all parts of the world
are being held by the police due to lack of space in actual prisons.
Apart from the migrants they also have encounters with tourists and people who
work at the hotel. Their investigations lead the viewer to question the
effectiveness of their endeavour, but finally the NGO workers learn that their
work might have great impact when least expected.
The fictional film is based on research on actual conditions of illegal migrants
and refugees in Turkey.
In cooperation with the University of Applied Sciences Mainz, Institute for
Media Design, Supervised by Prof. Sylvie Pagé.
Founded by a Grant Program for Up-and-Coming Media Artists by the University of
Applied Sciences Mainz & the Ministry for Sciences, Continuing Education,
Research and Culture Rheinland-Pfalz & Pro Asyl.
Hotel Almanya was funded by Transit Migration. Transit Migration is part of
“Projekt Migration” a project initiative of the German Federal Cultural
Foundation in cooperation with Domit e.V. and Kölnischer Kunstverein.
CAST & CREDITS
Susanne Buchenburger, Özgür Karadeniz, Charles Moura
Perihan Kurtoğlu, Ibrahim Turgay, Can Kolukisa, Şirvan Şirin
Emrah Kolukisa, Nurten Demirbaş
Written by - Tom Soper & Ebru Karaca
Based on an idea of and research by - Dr. Sabine Hess & Serhat Karakayalı,
Transit Migration
Production - Arzu Şirin & Birnur Pilavci
Directed by - Ebru Karaca
Director of Photography - Anja Hansmann
Production Designer - Tural Polat
Gaffer & Grip - Eike Zuleeg
Production Sound & Sound Design - Holger Jung
Edited by - Daniela Thiel & Ebru Karaca
Costume Design - Claudia Plazzolo
Stage - Bülent Erdönmez & Uluç Erdönmez (Set Pozitif)
Make up & Hair Design - Ahmet Yıldırım
FESTIVALS AND SCREENINGS
Europe in Motion Film Festival, Berlin/Germany (12/2004)
Transit Migration Symposium, Cologne/Germany (11/2005)
Ankara International Film Festival, Ankara/Turkey (03/2005)
Flying Broom International Women’s Film Festival, Ankara/Turkey (05/2005)
International Istanbul Short Film Festival, Istanbul/Turkey (03/2006)
Mültecilere yirmi dakikalık bir ağıt...
Frankfurt Üniversitesi’nde antropolog olarak görev yapan Sabine Hess’in birçok
ülkede yaşayan mültecilerin durumuna ilişkin 1.5 yıldır üzerinde yoğunlaştığı
projesinin parçası olan 20 dakikalık kısa filmin çekimleri tamamlandı.
Yönetmenliğini Fhmaina Üniversitesi Sinema Bölümü’nde okuyan Ebru Karaca’nın
yaptığı ve aynı zamanda Karaca’nın bitirme tezi olan ‘Hotel Almanya’ adlı film,
Türkiye’deki mültecilerin hayatlarına bir pencere açıyor.
1 haftadan beridir Büyük Londra Oteli’nde çekimleri devam eden “Hotel Almanya”
adlı kısa film tamamlandı. Film, Alman Antropolog Sabine Hess’in mültecilerin
durumuna ilişkin geliştirdiği projenin parçalarından sadece biri. Hess’in
geliştirdiği proje kapsamında Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve
Macaristan’da kurulan ekipler tarafından çeşitli araştırmalar yapılıyor.
Yönetmenliğini Ebru Karaca’nın yaptığı ve bütün çekimlerin Büyük Londra
Oteli’nde gerçekleştirilen film, otele mültecilere yardım etmek isteyen 2 insan
hakları kuruluşunun gelmesi ve verdiği mücadeleyi konu alıyor. Projenin Türkiye
ayağını oluşturan bu film, ilk olarak sonbahar aylarında Köln’de düzenlenecek
olan etkinliğin ardından projenin yürütüldüğü ülkelerde ve uluslararası
festivallerde gösterilecek.
Yönetmen Ebru Karaca, mültecilerle ilgili proje sahibi Antropolog Sabine Hess ve
senarist Tom Soper, filmi DİHA’ya değerlendirdi.
‘Bütün hayatım mülteci olarak geçti’
Filmin genç Yönetmeni Ebru Karaca, “Bu filmi orada çekemezsin” söylemlerine
rağmen filmi çektiğinden dolayı çok mutlu olduğunu ve filmde çalışan bütün
ekibin hiçbir ücret almadan çalıştığını kaydetti. Almanya’dan getirdiği film
ekibi ve burdaki ekiple birlikte çok uyumlu çalıştıklarını dile getiren Karaca,
filmde oynayan oyuncuların hepsinin profesyonel olduğunu, 50’ye yakın figüran
içinde mültecilerin de rol aldığını söyledi. Filmin, son sınıfta okuduğu Fhmaina
Üniversitesi Sinema Bölümü’nü bitirme tezi olduğunu belirten Karaca, filme konu
olan mülteciler gibi bütün hayatını Almanya’da mülteci olarak geçirdiğini ifade
etti. Yıllar önce ailesinin İstanbul’dan Almanya’ya göç ettiğini anlatan Karaca,
yaşadığı ülkeye ait olmama hissini taşıdıklarını söyledi. Türkiye’de mülteci
konusunun yavaş yavaş büyük bir sorun haline gelmeye başlayacağını kaydeden
Karaca şunları aktardı-
“Mültecileri çoğunlukla bir gemi battığında duyuyoruz. Ama bu insanlar 10
senedir burda yaşıyorlar ve burda çocukları oluyor. Ne kadar Avrupa’ya gitmek
isteseler de burda kalıyorlar, isteyerek ya da istemeyerek. Türkiye toplumunun
bunu görmesi lazım.”
‘Birçok ülkede araştırma yapıldı’
Mültecilerle ilgili geliştirdiği proje üzerine 1.5 yıldan beridir çalışan Sabine
Hess, filmin; projenin Türkiye ayağı olduğunu söyledi. Mültecilerle ilgili
Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Macaristan’da oluşturduğu ekiplerle
araştırma yaptıklarını dile getiren Hess kısa filmde, Avrupa’nın siyasi
oluşumunun Türkiye’deki göçmenlere nasıl yansıdığını görmek istediklerini
kaydetti.
Konu hakkında Türkiye’deki polislerle, insan hakları kurumları, Türkiye Avrupa
Birliği Komisyonu, Birleşmiş Milletler Komisyonu, mülteciler ve onların giriş
çıkışlarını sağlayan insanlarla konuştuklarını ifade eden Hess, araştırmaları
sonucunda Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi için Avrupa’nın politikasına
uymasının şart olduğunun ortaya çıktığı için ona göre uygulamalar yaptığını
vurguladı.
Filmle birlikte yeni durumu yansıtmaya çalışacaklarını dile getiren Hess,
mültecilerin hapse girmediklerini fakat ya otellerde ya da okullarda
bırakıldıklarını kaydetti. ABD’deki 11 Eylül saldırılarının ardından mülteci
konusunun ve sınır konularının güvenlik nedeniyle sıkı denetim altına aldığını
ifade eden Hess şu şekilde konuştu-
“‘Bizim bu sınırları kapatmamız lazım, teröristlerin girmemesi için’ sözü
Almanya’da da çok popüler oldu. Böyle düşünülüyor. Türkiye’de de bu durum söz
konusu. NATO’nun Türkiye şubesi mültecilere daha dikkat ediyor, kim giriyor ne
yapıyor diye. İnsanları korkutmak için yapılan bir şey.”
‘Mülteciler toplumun görünmeyen yüzü’
Filmin senaristi Tom Saper, filmin insanın sosyal durumunu özetlediğini
belirterek, filmin bir otelde, aynı mekânda çeşitli kültürlerin birbiriyle
karşılaşmasını ve onlardan hiç beklenmeyen görüntüleri içerdiğini söyledi.
Toplumda çoğunlukla mültecilerin farklı bir görüntüsü, yaşantılarının görünmeyen
bir pozisyonu olduğunu ifade eden Saper, mülteciler için “Toplumun görünmeyen
yüzü” belirlemesini yaptı. İstanbul’a geldiğinde NATO zirvesi nedeniyle meydana
gelen olaylara Tanık olduğunu aktaran Saper, burada yaşadığı süre içerisinde
kültürün derin ve geniş olduğunu kavradığını bunu anlamının da kısa sürede
mümkün olmadığını ve defalarca gelinmesi gerektiğini ekledi.
Kaynak
Aysel BakırAY / DIHA / İSTANBUL
11-Temmuz 2004 Pazar
mezopotamya.org
evrensel.net
Bauchtanz im Armenviertel
Mainzer Studentinnen drehten preisgekrönten Film über türkische Ghettos
Campus-News
Vom 07.11.2003
Für ihren Dokumentarfilm "Gecekondu - Über Nacht gebaut" haben Ebru Karaca und
Anja Hansmann ausgiebig in türkischen Armenvierteln recherchiert und gedreht.
Jetzt zeichnete die Landeszentrale für politische Bildung die beiden
Mediendesign-Studentinnen der Fachhochschule Mainz für ihren Streifen aus.
Von unserer
Mitarbeiterin
Kathrin Klöpfer
Eigentlich ging es nur um einen Seminarschein, einen von vielen. Doch für ihren
"Non-Fiction"-Kurs flogen Ebru Karaca und Anja Hansmann zwei Mal in die Türkei,
gaben gut 3000 Euro aus und kümmerten sich um ein Stipendium der rheinland-pfälzischen
Filmförderung. Die Mühe hat sich gelohnt- Kürzlich wurde den beiden 26-jährigen,
die an der Mainzer Fachhochschule (FH) Mediendesign studieren, für ihr Werk
"Gecekondu - über Nacht gebaut" der Filmpreis der Landeszentrale für politische
Bildung verliehen. Sie teilen sich die mit 2500 Euro dotierte Auszeichnung für
gesellschaftspolitische Filme mit den Dokumentarfilmern Thomas Beckmann und
Martin Nudow, die das triste Leben in einer deutschen Enklave im rumänischen
Siebenbürgen portraitierten.
"Gecekondus gibt es in jeder türkischen Großstadt", erklärt Ebru Karaca.
Landflüchtlinge, die ihr Glück in einer der Metropolen versuchen wollten,
errichteten dort über Nacht einfache Gebäude - unter Berufung auf
althergebrachtes osmanisches Recht. "Wenn ein Haus über Nacht gebaut wird und am
nächsten Tag das Teewasser darin kocht, dann gilt es als legal", sagt die
Studentin. Allerdings nur der Sage nach. Die türkischen Behörden hätten von den
Vierteln, die seit den 50er Jahren illegal entstanden sind, nur wenige anerkannt
und einige abgerissen. Heute gebe es keine Möglichkeit mehr, einfach so sein
Quartier aufzuschlagen, kritisiert Ebru Karaca.
Ohne Strom und Wasser
Die in Deutschland geborene Tochter türkischer Eltern hatte die Idee zu dem
Film. Eine Bekannte, die in einem der Gecekondus Istanbuls wohnt, erklärte sich
sofort bereit, die beiden Studentinnen durch die Armenviertel der Stadt zu
führen - und wurde Hauptprotagonistin in der Dokumentation. "Die Menschen waren
sehr gastfreundlich, die ganze Familie hat uns unterstützt", sagt Anja Hansmann
begeistert. Die Deutsche war zum ersten Mal in der Türkei und lernte gleich die
unterschiedlichsten Entwicklungsstufen in den Gecekondus kennen. "Manche Viertel
bestehen aus einfachen Häusern mit Wellblechdach ohne Strom und Wasser",
beschreibt sie. "In anderen gibt es mittlerweile dreistöckige Häuser."
Die Studentinnen fuhren in die unterschiedlichsten Gegenden und redeten mit der
Frau, die gerade auf der Straße saß, Wäsche wusch und anschließend einen
Bauchtanz vorführte. Sie portraitierten das Leben von Familien, in denen sich
der Vater als Straßenverkäufer durchzuschlagen versucht und in denen
Kinderarbeit selbstverständlich ist. Sie zeigten den Optimismus von Leuten, die
in die Stadt gezogen sind, um voran zu kommen, und die Sehnsucht von
Kriegsflüchtlingen aus der Osttürkei, die von ihrer Heimat wie vom Paradies
sprechen.
Perspektiven verändern
Der Jury gefiel der Film, der sich sowohl an das deutsche, als auch an das
türkische Publikum richtet. Den beiden Mainzerinnen sei es gelungen, die
deutschlandzentrische Weltsicht aufzubrechen, hieß es zur Begründung der
Preisverleihung, "Sie zeigen, dass sich die Türken in Istanbul in einer Rolle
finden, die der von Türken in Berlin-Kreuzberg sehr ähnlich ist." Der Film sei
geeignet, Perspektiven zu verändern und die politische Diskussion zu beleben.
Etwa die Diskussion um den Abriss eines Gecekondus. Weil auf dem Gelände ein
Einkaufszentrum entstehen soll, machten Planierraupen die Hütten dem Erdboden
gleich. Neu bebaut ist die Fläche bisher nicht - heute grasen dort Kühe zwischen
den Hochhäusern.
allgemeine-zeitung.de
Hotel Almanya
Türkiye-Almanya, 2005, Kısa, Betacam SP / 17'
Yönetmen- Ebru Karaca
Oyuncular- Susanne Buchenberger, Özgür Karadeniz, Charles Moura, Perihan
Kurtoğlu, İbrahim Turgay, Can Kolukısa, Şirvan Şirin, Emrah Kolukısa, Nurten
Demirbaş
Alman İnsan Hakları Organizasyonu'nun iki calışanının, Avrupa Birliği'nin
verdiği görev doğrultusunda, Türkiye'de yasadışı yaşayan mültciler hakkında bir
durum raporu yazması gerekmektedir. Yaptıkları araştırma sonucunda, "Hotel
Almanya"da sefalet icinde yaşayan ve burada alıkonulan göçmenlere, turistlere ve
otel calışanlarına rastlarlar. Organizasyon çalışanları Avrupa Birlği'ne bir
değerlendirme yapmadan önce oteli ve oteldeki hayatları anlamaya çalışırlar.