Baydara “Edra’nın Kaderi”




Yapım Tarihi - 2011
Süre - 00:14:00
Format - Kurmaca, Renkli, Türkçe, HD

Yönetmen - Can Eren
Senaryo - Can Eren
Yapımcı - Fevziye Hazal Yazan
Yönetmen Asistanı - Pelin Kaçar
Sanat Yönetmeni - Ayşe Abayoğlu
Kostüm - Ayşe Abayoğlu
Makyaj - Leyla Süner
Sanat Grubu - Müslüm Çalasın, Pelin Kaçar, Yaşar Arif Karagülle, Cansu Özkan, Duygu Özbağcı, Baran Tekay
Kamera Ekibi - Can Eren, Sina Aydın, Emre Küçükosman, Beyazıt Özpeynirci
Işık - Tolga Erbay
Ses Operatörleri - Duygu Özbağcı, Baran Tekay
Ses Tasarım - Can Eren, Bilhan Altay, Metin Doğan
Müzik - Kolaj
Kurgu ve Renklendirme - Can Eren
Set Fotoğrafçısı - Aslıhan Avcı
Grafik Tasarım - Ethem Onur Bilgiç
Yapım - İstanbul Bilgi Üniversitesi

Oyuncular
Uğur Bilgin
Tanju Tuncel
Taylan Ertuğrul
Onur Buldu
İrem Çakmak
Müslüm Çalasın
Berrin Alganer Lenz
Gökdeniz Salko
Salih Salko

Edra (31) annesi Jimnaz (61) ile birlikte yaşamaktadır. Jimnaz oğluna takıntılı şekilde bağlı bir kadındır. Edra ise bu takıntının ağırlığı altında ezilmiş, pasif bir adamdır. Edra asansör görevlisidir. İşini çok sever, çalıştığı müddet boyunca mütemadiyen gülümser. Jimnaz ise bütün gününü evdeki klozette geçirmektedir. Edra’ya hamile kalışı bir umumi tuvalette erkekler bölümüne girmesi ve klozetteki taze sperm tarafından döllenmesiyle olmuştur. Bir gün asansöre kokoş, orta yaşlı, huysuz bir kadın biner. Zemin kata geldiklerinde asansör arıza yapar ve kadınla Edra asansörde kalırlar. Paniğe kapılan kadın Edra’nın yersiz gülüşüne ve pasif haline sinirlenip söylenmeye başlar ve bu “trajik” durum sonucunda Edra gülümsemesini kaybeder. Ve Edra’nın kaderi değişir









18. Adana Altın Koza Film Festivali, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması, Kurmaca Dalı, Birincilik Ödülü. 2011
3. İTÜ Film Festivali, 4. İTÜ Kısa Film Yarışması, Birincilik Ödülü. 2012
23. İstanbul Kısa Film Festivali, En İyi Kurmaca Film Ödülü. 2011
2. Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Birincilik Ödülü. 2012
2. Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, En İyi Görüntü Yönetmeni Dalı, Birincilik Ödülü. 2012
2. Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, En İyi Sanat Yönetmeni Dalı, Birincilik Ödülü. 2012

12. İzmir Film Festivali, Kurmaca Kısa Filmler ve Ekip Ödülleri, Sanat Yönetimi Ödülü. 2012
Ayşe Abayoğlu, Müslüm Çalasın, Pelin Kaçar, Yaşar Arif Karagülle, Duygu Özbağcı, Cansu Özkan, Baran Tekay, Leyla Süner

48. Antalya Altın Portakal Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Gösterim Seçkisi. 2011
MinT Akademi Komedi Kısa Film Yarışması, Finalist. 2011
5. Sinepark Kısa Film Festivali, Komikaze Dalı, Finalist. 2011
17. Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali, Kısa Film Yarışması Finalist. 2011
1. Suç ve Ceza Uluslararası Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Finalist. 2011
1. Ayvalık Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Finalist. 2012
8. Akbank Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Finalist. 2012
1. Ereğli Kısa Film Festivali, Yarışma Filmi. 2012
6. Kısadan Hisse Kısa Film Günleri, Gösterim Seçkisi. 2012
5. Kristal Klaket Kısa Film Yarışması, Kurmaca Dalı, Finalist. 2012
32. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Kurmaca Dalı, Finalist. 2012
2. Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu Dalı, Finalist. 2012
2. Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Dalı, Finalist. 2012
2. Eskişehir Kral Midas Kısa Film Festivali, En İyi Müzik Dalı, Finalist. 2012
32. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması, Kurmaca Dalı, Finalist. 2012
5. İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali, Kurmaca Dalı, Finalist. 2012
ODTÜ Film Festivali '12, Kısa Dalga V Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2012
2. Altın Diş Film Festivali, Kısa Film Yarışması, Finalist. 2013
Evcil Film Günleri, Gösterim Seçkisi. 2013
9. Yıldız Kısa Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2013
2. Buenos Aires Bağımsız Türk Filmleri Festivali, Gösterim Seçkisi. 2014




Kaynak
Adana Altın Koza Film Festivali
Antalya Film Festivali Katalogu









Can Eren

Okuyucularımız için bir “Can Eren” tanımı alabilir miyiz?

Can Eren, 1986 yılında Ankara’da doğdu. 2005 yılında Konya ve Mevlana adlı belgesel denemesi yaptı. 2006’da fotoğrafçılığa başladı. Birçok kısa film çekti. 2009’da İtalya’da bir film şirketinde Görüntü Yönetmenliği yaptı. Lisans eğitimini 2011'de İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema- Televizyon ve Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinde çift ana dal olarak tamamladı. Şu an İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon Yüksek Lisans Programına devam etmektedir.

Bilindiği üzere “Baydara (Edra’nın Kaderi)” adlı filmin birçok farklı ödülün sahibi oldu. Sence bu filmi ne farklı kıldı?

Bu film, eğer, gereğinden fazla önemsendi ise, bunun sebebi insanların eksiklikleridir. Örneğin, insanlar bize bu filmi kimin evinde çektiğimizi sordular. Bu filmi Edra ve Jimnaz’ın evinde çektik. Kısıtlı imkanlar içerisinde sıfırdan bir mekan yarattık. Yani aslında olağan bir şey yaptık, sinemanın gerektirdiği şeyi yaptık. İnsanların bu tip sorular sormalarının nedeni kısa metrajlı filmlere yeteri kadar değer vermemeleridir, ki bunu uzun metrajlı filmler için de söyleyebiliriz. Biz elimizdeki az para ile çok sinema yapmaya çalıştık. İnsanlar ile yakın bağlar kurduk, onları projemize inandırdık ve hiçbir kuruluştan, fondan destek almadan Baydara’yı tamamlayabildik. Sinemadan bahsediyorsak tabii ki de para çok önemli. Ama paradan çok parayı nasıl kullandığınız önemlidir. Demin dediğim gibi, insanları projenize inandırmanız gerek.

Ödüller sonrasında mesleki veya akademik yardımda bulunan bir kurum/kişi oldu mu?

Ülkemizdeki festivallerinin çoğunda ‘prestij’ ödülü veriliyor. Ama ileriye dönük olarak yardımda bulunulmuyor. Asıl sorulması gereken soru şu - Bu prestij ödülleri ne işe yarıyor? Yani ülke festivallerinin çoğunun ödülleri sektörel ve akademik katkıdan yoksun.

Sinema akımlarıyla ilgili düşüncelerin neler? Hangi akımı daha çok benimsiyorsun?

Bizim kültürümüzde komedinin önemli bir yeri var. Örneğin, Yeşilçam komedi filmleri büyük sanatsal değer taşıyan filmler. Edebiyatımızda da komedi kıymetli bir ifade biçimidir. Ve ben komediyi ifade biçimime yakın buluyorum. Ülke sineması, yeni akım üretmek zorunda. Çünkü sinema bunu gerektirir. Yenilikçi olmak zorundadır. Günümüzde minimalizm ve sürrealizmden etkilenen yapımlar var. Ve bence bu akımlar arası geçişi en iyi yapan Nuri Bilge Ceylan’dır. Öte yandan çoğu yönetmen, akımdan ziyade bir furyaya kapılmış vaziyette - Yönetmenin tesadüfi olarak kaydettiği görüntülerden seyircinin tesadüfi manalar çıkarması..

Karşıt Sinema Manifestosu’nu nasıl açıklayabilirsin?

Karşıt ve çeşitli. Sürekli aynı kavramların irdelendiği hantal bir anlayış yerine yenilikçi bir hareketi savunuyoruz. Biz, tekniği basite indirgeyerek manayı yücelttiği sanrısına kapılan yönetmenlere karşıyız. Biz sinemayı sinemacı yapsın istiyoruz.

Akademisyenler ve yönetmenler bu manifesto hakkında ne düşünüyorlar?

Çoğu bizimle aynı fikirde. Bu konuda onlar da bizle aynı şeyleri düşünüyorlar.

Peki, manifesto hakkındaki gelecek planların neler?

Öncelikle bu benim manifestom değil. Ben manifestonun yazarlarından biriyim. Bir ekip olduğumuzu söyleyebilirim. Planlarımız arasında afişler hazırlamak, sinema kulüpleriyle konuşmak var. Üniversitelere de afişlerimizi göndermeyi planlıyoruz. Yani manifesto şu an ilk halinde. Gelişecektir.

Mesleğine yurtdışında devam etmeyi düşünüyor musun?

Elimden geldiğince kendi sinemamı kendi evimde (Türkiye) yapmaya çalışacağım. Yurtdışı olacaksa arka mahalle (Avrupa) yerine Amerika’yı tercih ederim.

Bir yönetmen olarak ekibinle olan ilişkin nasıldır?

Bir kere sette sizden yönlendirme bekliyorlar. Ruh halinizin en küçük değişimi herkese yansıyor. Çaresiz olduğunuz an sakinliğinizi korumanız gerekiyor. Yani kriz kontrol çok önemlidir. Otoriteyi de sağlamanız lazım. Mesela bizde sigara araları 6-7 dakikadır. Hiç 10 dakika olmaz. Bu ve buna benzer şeylerde standart kalıplar yerine işin ruhuna uygun kalıplar kullanıyoruz diyelim. Ve bu ekibin konsantrasyonunun dağılmasını engellemiş oluyor.

“Baydara (Edra’nın Kaderi)” ve “Ahnectha” adlı filmlerinin arasındaki farktan söz edebilir miyiz?

Ahnectha filmi için elimizde bir hikaye vardı. Bu hikayenin formunu bozmaya çalıştık. Sonrasında bu üslup içselleşti. Çünkü Baydara’nın hikayesi tamamen bozuk formla yazıldı. Yani Baydara’nın üslubunun temelleri Ahnectha’da atıldı.

“Formu bozuk hikaye” ile neyi anlatmak istiyorsun?

“Ahnectha” filmini eski sevgilisini bekleyen kadın ve beklentisi gerçekleştiğindeki hayal kırıklığı olarak çekebilirdik. Ama metaforların tümünü değiştirdik, karakterleri objelerle değiştirdik, zamanı - mekanı değiştirdik. “Baydara” filmi de özünde ölümcül bir aşk hikayesidir. Sonra o da değişti. İki sevgiliden takıntılı bir anne ve yabancılaşmış bir oğul çıktı. Bu tip değişiklikler ve oynamalar bize formu bozuk hikayeler veriyor. Zaten bana göre sinema bizde olanı gösterecekse biricik şekilde göstermeli. Yani sahneleri yönetmenin gözünden görmeliyiz. Her yönetmen algı filtrelerini filmin önüne koyabilmeli. Bu savunduğumuz manifesto ile de yakından alakalı bir durum.

Türkiye ve yurtdışında başarılı bulduğun yönetmenler kimdir?

Nuri Bilge Ceylan. Reha Erdem ve Onur Ünlü’yü de sevmeyi çok isterim.. Jean Pierre Jeunet, Jean Marc Vallee, Coen Kardeşler ve Terry Gilliam.

Gelecek projelerin arasında neler var?

“Mavi Kalpli Kadın” adlı kısayı çekiyoruz şu an. Bu film, manifestonun ilk molotof kokteyli olacak gibi. Bunun dışında uzun metraj çalışmalarımız olabilir. Senaryolarını yazıyoruz.

Gazete veya dergilerde sinema hakkında yazmak gibi bir düşüncen var mı?

Olabilir.

İşin çok başında olan yönetmen adayları için ne gibi bir önerin var?

Egolarını bir köşeye koyabilmeliler. Kendilerine çok rahat küfredebilmeliler. Sonra sinemayı merak etmeliler. Her şey hakkında bir bilgileri olması gerek. Işığından kamerasına, yönetiminden yapımcılığına her şey hakkında araştırma yapmaları gerek. Bütün ekiple ilişki kurabiliyor olmaları gerek. Ne kadar büyük düşünürlerse düşünsünler, en rafine olanı bulmaları gerek. Rafine düşünmek çok önemlidir. Ne de olsa sinema hayatı rafine olarak irdelemektir.

karşıt sinemanın blog adresi - karsitsinema.tumblr.com/
baydara blog adresi - http://baydara.tumblr.com/
ahnectha blog adresi - http://ahnectha.tumblr.com/

Özer Akman
monetafilm