Mülkiyeliler




Yapım Tarihi - 2006
Süre - 00:30:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Bölüm Sayısı - 4

Yönetmen - Can Dündar


Mülkiye Belgeseli Gösterimde
(27-01-2006)

1859 yılında kurulan Mektebi Mülkiye’nin tarihini ortaya çıkarmak için Ünlü
belgeselci Can Dündar’a yaptırılan Mülkiye Belgeseli, 22 Aralık 2005 tarihinde
düzenlenen özel bir gösterimle Siyasal Bilgiler Fakültesi mensupları ve
mezunların beğenisine sunuldu. 4 bölümden oluşan belgeselin, 2. dünya savaşı ile
1960 ihtilali arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi ekseninde yaşanan olayların
konu edildiği 2’nci bölümünün gösterildiği program izleyicilerden büyük beğeni
topladı.

Gösterimden önce bir konuşma yapan Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr.
Celal Göle, Mektebi Mülkiye-Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin
tarihiyle övünmemenin mümkün olmadığını belirterek, Osmanlı’da batılılaşma
hareketinin öncüsü olarak Mülkiye’nin kurulduğunu, daha sonra da Cumhuriyete
sahip çıkmak için Mülkiye’nin Ankara’ya geldiğini söyledi. Mülkiye tarihinin,
Cumhuriyet tarihiyle özdeşleştiğini anlatan Prof. Dr. Göle, Mülkiye’nin sosyal
bilimler alanına yaptığı katkının yanısıra Atatürk ilkelerine sahip çıkan bir
irfan ocağı olduğunu, bu belgeseli her yıl belli günlerde öğrencilere ve
mezunlara izletmenin gerekli olduğunu vurguladı.

Belgeselin yapımcısı Can Dündar ise bir yıla yakın bir süredir bu belgeseli
yapmaya uğraştıklarını, bu koca tarihi kısa bir zamana sığdırma ve belge yokluğu
gibi iki önemli sorunla karşılaştıklarını söyledi. Belgeselin yapımında,
Mülkiyelilerin kişisel arşivlerini açtığını, emniyet, asker gibi devlet
arşivlerinden de önemli oranda yararlandıklarını, eski mezunlarla
konuştuklarını, sonunda da Mülkiye’ye yaraşan bir eser ortaya çıkarttıklarını
kaydetti. Belgeselin büyük olasılıkla Şubat 2006’da en iyi kanalda ve iyi bir
saatte yayınlanacağını da söyleyen Dündar, belgeselin bir kitap olarak da
yayınlanacağını, belgeseli izleyenlerin, bir okulun değil imparatorluğun ve
cumhuriyetin tarihini göreceğini sözlerine ekledi.
http://www.ankara.edu.tr/yazi.php?yad=4314



Mülkiye Belgeseli Gösterimde
(27-01-2006)

1859 yılında kurulan Mektebi Mülkiye’nin tarihini ortaya çıkarmak için Ünlü
belgeselci Can Dündar’a yaptırılan Mülkiye Belgeseli, 22 Aralık 2005 tarihinde
düzenlenen özel bir gösterimle Siyasal Bilgiler Fakültesi mensupları ve
mezunların beğenisine sunuldu. 4 bölümden oluşan belgeselin, 2. dünya savaşı ile
1960 ihtilali arasında Siyasal Bilgiler Fakültesi ekseninde yaşanan olayların
konu edildiği 2’nci bölümünün gösterildiği program izleyicilerden büyük beğeni
topladı.

Gösterimden önce bir konuşma yapan Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr.
Celal Göle, Mektebi Mülkiye-Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin
tarihiyle övünmemenin mümkün olmadığını belirterek, Osmanlı’da batılılaşma
hareketinin öncüsü olarak Mülkiye’nin kurulduğunu, daha sonra da Cumhuriyete
sahip çıkmak için Mülkiye’nin Ankara’ya geldiğini söyledi. Mülkiye tarihinin,
Cumhuriyet tarihiyle özdeşleştiğini anlatan Prof. Dr. Göle, Mülkiye’nin sosyal
bilimler alanına yaptığı katkının yanısıra Atatürk ilkelerine sahip çıkan bir
irfan ocağı olduğunu, bu belgeseli her yıl belli günlerde öğrencilere ve
mezunlara izletmenin gerekli olduğunu vurguladı.

Belgeselin yapımcısı Can Dündar ise bir yıla yakın bir süredir bu belgeseli
yapmaya uğraştıklarını, bu koca tarihi kısa bir zamana sığdırma ve belge yokluğu
gibi iki önemli sorunla karşılaştıklarını söyledi. Belgeselin yapımında,
Mülkiyelilerin kişisel arşivlerini açtığını, emniyet, asker gibi devlet
arşivlerinden de önemli oranda yararlandıklarını, eski mezunlarla
konuştuklarını, sonunda da Mülkiye’ye yaraşan bir eser ortaya çıkarttıklarını
kaydetti. Belgeselin büyük olasılıkla Şubat 2006’da en iyi kanalda ve iyi bir
saatte yayınlanacağını da söyleyen Dündar, belgeselin bir kitap olarak da
yayınlanacağını, belgeseli izleyenlerin, bir okulun değil imparatorluğun ve
cumhuriyetin tarihini göreceğini sözlerine ekledi.


Kaynak - Ankara Üniversitesi






MÜLKİYE BELGESELİ JENERİĞİ SİTEMİZDE

Gönderen:- mulkiyeadmin Tarih- Çarşamba, Şubat 01, 2006


Genel Merkezimizce hazırlatılan Mülkiye Belgeseli'nin jenerik görüntüleri ve
müziğine ana sayfamızdaki ilgili bölüme tıklayarak erişebilirsiniz.

Yönetmenliğini Can Dündar'ın yaptığı belgeselin yapım sürecinde 37 kişiyle
söyleşi yapıldı. Belgeselde kullanılan görüntüler için; Kültür Bakanlığı, Ordu
Foto Film, Emniyet ve TRT arşivlerinde görüntü çalışması yapıldı.

Kültür Bakanlığı'ndan 20 dakikalık görüntü alındı.

1963 yılında kutlanan İnek Bayramı'nın görüntülerine (Kültür Bakanlığı)
ulaşıldı.

Belgesel için İstanbul'da Yıldız Sarayı'ndaki Eski Mülkiye'nin binası,
Soğukçeşme'deki eski Adli Tıp binası ve Ankara'daki Mülkiye binasında çekimler
yapıldı.

İnek Bayramı ve diploma töreni görüntülendi.

Kişisel arşiv taramaları yapıldı.

Röportaj yapılan isimlerden alınan fotoğraflar kayda alındı. Okul arşivindeki
fotoğraflar da elden geçirildi.

Hüseyin ve Rıza Ezer'den Mülkiye fotoları alındı.

Anı yazmış olan Mülkiyelilerin anıları incelendi.

Mülkiye ile ilgili yapılan tarih çalışmaları elden geçirildi.

Ali Çankaya'nın Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler kitabı kuşkusuz en önemli
kaynaktı.

Kütüphane çalışması yapıldı. 146 yıllık Mülkiye tarihindeki önemli olaylar
gazete ve dergilerden ayıklandı.

İstanbul ve Ankara Mülkiyeliler Birliği'nin arşivleri de incelendi.
23 Nisan 2005 tarihinde Mülkiye Belgeseli için Fakültede yapılan toplantının
notları doğrultusunda ek çalışmalar yürütüldü.

Belgesel için 37 kişiyle görüşme yapıldı. Bunlar:
1. Cahit Kayra (1938)
2. Feriha Ayata (1945)
3. Sadun Aren (1944)
4. Bülent Daver (1950)
5. Mümtaz Soysal (1953)
6. İlber Ortaylı (1969)
7. Uluç Gürkan (1968)
8. Hikmet Çetin (1960)
9. Cevat Geray (1953)
10. Metin Kazancı (1966)
11. Altan Öymen (1955)
12. Hasan Cemal (1965)
13. Ünsal Oskay (1963)
14. Celal Göle
15. Nuri Çolakoğlu (1967)
16. Erdoğan Alıveren (1952)
17. Mehmet Şevket Eygi (1956)
18. Özgen Acar (1962)
19. Baskın Oran (1968)
20. Şükrü Esirci (1953)
21. Ayla Kutlu (1960)
22. Çelik Aruoba (1966)
23. Hasan Celal Güzel (1968)
24. Güngör Uras (1955)
25. Murat Karayalçın (1968)
26. Taner Timur (1958)
27. Ali Çolak (Mülkiyeliler Birliği Başkanı) - 1988
28. Zeynep Dağı (1987)
29. Abdüllatif Şener (1977)
30. Yunus Isın (1976)
31. Abdülkadir Aksu (1968)
4 Mülkiye çalışanı
2 Öğrenci





MÜLKİYE BELGESELİNİN 1. BÖLÜMÜNÜ SBF AZİZ Köklü SALONUNDA BİRLİKTE İZLEMEYE
DAVET

Mülkiyeliler Birliği tarafından hazırlatılan, yönetmenliğini Can Dündar’ın,
müziklerini Fahir ATAKOĞLU’nun yaptığı "Yetiştik Çünkü Biz" Mülkiye Belgeseli 26
Şubat 2006 Pazar günü CNN Türk’te ilk bölümüyle ekrana gelecektir. Belgeselin
ilk bölümünü öğretim elemanlarımız, mezunlarımız, öğrencilerimiz, konuklarımız
ve yönetmen Can Dündar'ın katılımıyla 26 Şubat Pazar günü saat 23.00’te
Fakültemiz Aziz Köklü Salonunda hep birlikte izlemek istiyoruz. Sizleri aramızda
görmekten mutluluk duyacağız.
Sevgi ve saygılarımızla.
Prof.Dr. Celal GÖLE (Dekan)
Ali Çolak (Mülkiyeliler Birliği Genel Başkanı)

Can Dündar'ın Yeni Belgeseli

Mustafa Yiğit
23.12.2005


"Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz/Ey vatan gözyaşların dinsin,
yetiştik çünkü biz/Gül ki sen, neşenle gülsün ay, güneş, toprak, deniz/Ey vatan
gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz..."

Mısralarıyla başlayan Mülkiye Marşı Fahir Atakoğlu tarafından yeniden
düzenlenmiş, daha ritmik, daha canlı bir hal almış.

Geçtiğimiz Perşembe günü katıldığımız, Can Dündar’ın hazırladığı “Mülkiye
Belgeseli”nin ilk gösteriminde ediniyoruz bu sıcak bilgiyi.

Bir zamanlar Hukuk Başlangıcı, Sosyoloji gibi ortak dersleri aldığımız Büyük
Amfi’de yapıldı ilk Gösterim Seçkisi.
Okula başladığım ilk gün aklıma geldi. Okulun hemen girişindeki en büyük sınıftı
burası.

Şimdiki adı ise Aziz Köklü Konferans Salonu.

Salonun ön tarafında Mülkiye’nin ak saçlı hocaları yerlerini almışlar.
Yanlarında Türkiye’de isim yapmış Mülkiyeli sanatçılar, yazarlar ve siyasiler
var. En arkada ise Genç Mülkiyeli öğrenciler, kimisi yer bulmuş büyük bir
çoğunluğu ise ayakta.

Mülkiyeliler Birliği tarafından hazırlatılan belgesel Şubat ayında ekranlara
gelecek. Hangi kanalda yayınlanacağı daha kararlaştırılmamış. Ancak çok rağbet
göreceği kesin. Çünkü Mülkiye belgeseli yalnızca bir okulun tarihini değil, bir
imparatorluğun çöküş dönemini, cumhuriyetin kuruluşunu ve günümüze kadar
yaşadığı önemli olaylarını anlatan 148 yıllık bir tarihi kapsıyor.

İlk konuşmacı Mülkiyeliler Birliği Başkanı Ali Çolak belgeselin
hazırlatılmasındaki ana amacı şu şekilde açıklıyor; “Üretilmesine Mülkiyenin de
katkıda bulunduğu toplumsal değerlerin özellikle genç kuşaklara aktarılmasını
sağlamak, Mülkiyenin Türkiye tarihindeki yerini ve üstlendiği işlevleri
tartışmak, bir yandan geleneğini sürdürürken diğer yandan kendini çağın
gereklerine uygun olarak yenileme potansiyelini ortaya koymak “

Uzun süredir Mülkiye’nin Dekanlığını yapan Celal Göle ikinci konuşmacı. O da, bu
hazırlanan belgeselin her yıl okul başlangıcında yeni kaydını yaptırmış Mülkiye
öğrencilerine gösterileceği müjdesini verdi bizlere.


148 Yıl 160 Dakikaya Sığdı

Ardından Can Dündar belgesel hakkında birkaç önemli ayrıntıyı dile getiren bir
konuşma yaptı. 148 yılı 160 dakikaya sığdırmak gerçekten zor oldu . Mülkiye gibi
bir okulun tarihini yansıtmak hem cesaret hem de başarı gerektiriyordu, çünkü
zor beğenen bir camiadır Mülkiyeliler diyor Can Dündar ilk gösterimden önce
yaptığı konuşmasında ve devam ediyor. Mülkiye gibi tarihi Cumhuriyetten bile
eski bir kurumun belgeselini yaparken çok zorlandıklarını da söylüyor. Özellikle
de görüntülü belgeler konusunda.

Ve ekliyor, şakayla karışık- “Görüntülü belgeleri en çok Emniyet Genel Müdürlüğü
Arşivlerinden bulduk” diye.

Gösterime geçilmeden bir küçük not daha aktarıyor Can Dündar.

Belgesel 4 bölümden oluşmuş. İlk bölüm, Mülkiye’nin kuruluşundan Ankara’ya
gelişine kadar olan bölüm. Yani Osmanlının son dönemleri, Cumhuriyet, tek
partili dönem. İkinci bölüm, 1960 darbesine kadar, üçüncü bölüm 12 Eylül 1980’e
kadar ve dördüncü bölümde 1980’den günümüze kadar Mülkiye anlatılıyor.
Belgeselde pek çok Mülkiyeli bürokrat, siyasetçi, yazar, şairle konuşulmuş.

Mülkiye İstanbul’dan Ankara’ya Taşınır

İlk gösterimde ikinci bölümün izlenmesi kararlaştırılmış.
Takdir büyüklerin dedik ve Biz de izlediğimiz ikinci bölümden aklımızda
kalanları aktarmak üzere aldık kalemi elimize. Mülkiye İstanbul’dan Ankara’ya taşınınca hocaların pek çoğu İstanbul’da kalır. Bu nedenle ilk dönemlerde sıkıntı yaşanır. Derslere ilk zamanlarda, üst düzey
bürokratlar, bakanlar girer.

Onlardan biri de Mahmut Esat Bozkurt’tur. Sadun Aren’in söylediğine göre Mahmut
Esat Bozkurt derslere hiç ayık gelmezmiş. Bütün meseleleri de hep iktisada
bağlarmış, hatta neden komünist olunmazın cevabı da kendisine göre ‘iktisat’mış.

İkinci dünya savaşının başladığı yıllardır, bu nedenle de Mülkiye’de açlık ve
yokluğu çekmektedir. Mülkiye’de 400 öğrenci vardır ve bunların çoğu günlerini
yarım ekmekle geçirirler.

Bir de bu dönemde Nazi’lerden kaçan ve Mülkiye’ye gelen hocalar vardır. Onların
özellikle saha araştırmacı tekniği Mülkiye’de önem kazanır.

Mülkiye bir erkek okuludur o döneme kadar.

Daha sonra Emniyet Amirliği yapacak Fehriye Ayata Mülkiye’nin ilk kız
öğrencisidir.1940’lı yılların başında gelir. O döneme kadar Mülkiye Balosu’nda
dans edecek erkek öğrenciler provaları bir biriyle yaparlarmış. Dans öğrenmenin
ikinci gerekçesi ise, dışişlerinde görev alacak, yurtdışına gidecek öğrencilerin
yabancılık çekmemesiymiş.

Bir Mülkiye Balosunda dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’yla dans eden Fehriye
Ayata, ilk önce Başbakanı dansa kaldırmaya gittiğinde Azar işittiğini, beş
dakika sonra Saraçoğlu’nun onu dansa kaldırdığını söylüyor. Bu bir nezaketsizlik
olarak algılandı sanırım diyor.

Harbiyeli’ler Mülkiyelileri Palaskalarla Döverdi
Mehmet Şevket Eygi’de Mülkiyelidir bilmeyenlere duyurulur. “Ama ben bu
eğlencelerin hiç birine katılmazdım, şunu da belirtmeliyim ki, Mülkiye’de farklı
görüşler de olsa herkes birbirine saygılıydı. Mesela okulun yurdunun altında bir
mescit vardı , hatta takunyalar bile mevcuttu’ diyor Eygi.

Altan Öymen ‘Mülkiye-Harbiye’ çekişmesine dikkat çekiyor. O dönemin en önemli
olaylarından biri de basketbol maçlarıydı. Özellikle de Mülkiye-Harbiye maçları
çok çekişmeli geçerdi.

Hatta sonu çoğu defa kavgayla biterdi. Tabii dayağı hep biz yerdik çünkü onların
palaskaları vardı diyor Bülent Daver Hoca da.

Mümtaz Soysal asistanlık meselesini anlatıyor. Mülkiye’de Anayasa kürsüsünde
asistan olmak istiyordum, gittim Yavuz Abadan’a asistan olmak istiyorum dedim.
Hoca, sen Amme İdaresi Enstitüsünde asistan ol, oranın maaşı daha iyi dedi.
Sonradan gördüm ki, anayasa kürsüsüne Nermin Abadan alınmış.

Daha sonraki yıllara damgasını vuracak, mısralarını pek çok kişinin
ezberleyeceği meşhur şairler de bu yıllarda Mülkiye’den geçer. Cemal
Süreyya(1954), Sezai Karakoç(1957), Ece Ayhan(1958) gibi büyük şairlerin okuduğu
bir dönemdir 50’li yıllar.

50’li yıllar aynı zamanda tek partili iktidarın yerini çok partili döneme
bıraktığı ve Demokrat Parti’nin ülkede estiği bir dönemdir. Demokrat Parti ezici
bir çoğunlukla iktidar olmuş ve Adnan Menderes Başbakanlığı’nda kurulan
hükümette 5 Mülkiyeli Bakan da yer almıştır. Ama Menderes’in Mülkiye ile arası
hiçbir zaman iyi olmayacaktır. Hatta bir grup Mülkiye’li akademisyenin çıkardığı
Forum dergisinde çok sert eleştiriler hükümeti zor duruma sokacaktır. Yazarlar
Şerif Mardin, Mümtaz Soysal, Azis Köklü, okulun dekanı Turhan Feyzioğlu ve
birkaç akademisyen muhalefet partisi gibi davranmaktadır.

Bardağı taşıran son damla ise Turhan Feyzioğlu’nun okulun açılış konuşmasında
yaptığı ve Başbakanı eleştirerek açıktan cephe aldığı sert konuşmadır. Bundan sonra Feyzioğlu görevinden alınır. Okulda protestolar başlar. Öğrenciler okulu boykot eder. Boykotta çok ilginç isimler vardır. Ünsal Oskay boykot sonrası kaçarken “gül” adlı pasta salonuna girer ve eşiyle
orada tanışır. Keşke o pasta salonuna girmez olaydım diye espiri yaparken,
belgeseli izleyen genç mülkiye’liler de kahkahayı patlatıyor bu arada.

Yine Uğur Mumcu, bildiriyi dağıtanlardan bir diğer öğrencidir, hukuk
fakültesinden. Hikmet Çetin CHP Gençlik kollarının önemli simalarından biri
olarak Mülkiye’de öğrencidir..

Hatta okulu polisler çevirdiğinde, İsmet İnönü’nün evine gider, İnönü kahvaltı
masasındadır, o olayı anlatırken İnönü sürekli sormaktadır ‘Sen aç mısın? Bunlar
o kadar önemli değil”

Okulda yaralı öğrenciler vardır. Duvarlarda kurşun delikleri.

Okul yönetimine o deliklerin biran önce kapatılması gerektiğini bizzat Menderes
telefonla bildirir. Okul yönetimi o delikleri Mülkiye’nin şanı diye kapatmak
istemez. Menderes ise bunu bir Kara leke olarak gördüğünü ifade eder. Mülkiye’yi
kapatır Konya’da bir Hukuk fakültesi Açar öğrencileri de oraya yerleştiririz,
tehdidini de savurur.

İkinci Bölüm burada bitiyor. Diğer bölümler ise muhakkak ki, daha renkli ve daha
çok görüntülü belgeye dayalı diye tahmin ediyorum. Çünkü meşhur 68 Kuşağı, 70’li
yıllar 12 Mart Muhtırası, Yöncüler, 12 Eylül ve daha pek çok olay ve tarihe
tanıklık etmiş pek çok Mülkiyeli bu dönemde.

Daha önce de değindiğim gibi Mülkiye’nin tarihi aslında Türkiye’nin tarihi.

O yüzden belki de “Mülkiye demek Türkiye demektir” sloganı bu kadar anlamlı.
Can Dündar tarihi belgesel alanında yine güzel bir işe imza atmış.

Her ne kadar siyasal olaylar biraz taraflı ela alınmış olsa da, bir tarih hayat
bulmuş kaleminde.


Darısı diğer okulların başına.
http://millethaber.com/index.php?option=com_content&task=view&id=7928&Itemid=32




Mülkiyeliler Belgeseli 26 Şubat'ta CNN Türk’te...
Can Dündar'ın yönettiği 4 bölümlük "Yetiştik Çünkü Biz..!" Mülkiyeliler
Belgeseli'nin ilk bölümü 26 Şubat Pazar akşamı 23.00'da CNN Türk'te... Belgesel
4 hafta boyunca Pazar günleri yayınlanacak. Mülkiyeliler, belgeseli okulda
topluca canlı yayında izleyecek. Mülkiye Dekanı Prof. Dr. Celal Göle, belgeselin
bundan sonra okula yeni başlayan 1. sınıf öğrencilerine ders olarak
gösterileceğini açıkladı.

http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=2282





Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener
"İktidardaki muhalif"i Mülkiye şekillendirdi

Abdüllatif Şener konuştukça, aynı zorlu yıllardan, aynı dikenli yollardan geçip
geldiğimizi fark ettim. Bugünkü Şener'i şekillendiren yolculuğun ilk duraklarını
görebildim. Ve anladım, nasıl olup da iktidardayken muhalif kalabildiğini...

Ben SBF Basın Yayın Yüksek Okulu'na büyük heyecanla girmiştim. Girdiğim sene bir
kitap tutuşturdular elime- Pulitzer'den "Felsefenin Temel İlkeleri"... Altını
çize çize okudum. Okula yeni gelenlerin talim kitabı olduğunu sonradan öğrendim.
Sonra 70'lerin son dönemecine girdik. Kan sızdı okul duvarlarından... Devam
etmek gelmedi içimden... İşe girdim, okula sınavdan sınava uğradım.
Ama gidip geldikçe, bahçede öğrencileri gördükçe hep "Keşke doyasıya bir
öğrencilik yapabilseydim" burukluğu geçti içimden. Hâlâ da geçer.

Aynı yıllar, aynı yollar
Mülkiyeliler Birliği'nin girişimiyle hazırladığımız "Mülkiye belgeseli" için
1977 mezunu, Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'le buluştuk.
Mülkiye yıllarından konuştuk. O konuştukça, aynı zorlu yıllardan, aynı dikenli
yollardan geçip geldiğimizi fark ettim.
Bugünkü Şener'i şekillendiren yolculuğun ilk duraklarını görebildim. Ve anladım,
nasıl olup da iktidardayken muhalif kalabildiğini...
AKP'nin içkiye karşı topyekun savaş açtığı bir dönemde Şarap Üreticileri
Derneği'nin toplantısına katılıp "Ben bu nesnenin her şeyini bilirim, tadı
dışında" diyebildiğini...
Herkes yabancı sermaye geliyor diye zil takıp oynarken "Dikkat, Arjantin'e
benzeriz" uyarısını yapabildiğini...

İstanbul'a vali olacaktı
Şener'in babası 93 Harbi'nde Rus zulmünden kaçıp Sivas'a yerleşen bir Kafkasyalı
muhacir...
Annesi de aynı zulümden kaçıp Osmanlı'ya sığınan Çeçen bir ailenin kızı...
Babası Sivas'ta TCDD'de işçilik yaparken, Abdüllatif aileye destek için simit
satmış.
Lisede okurken karateciymiş. Ama gözü İstanbul'daymış. Aynı sırada oturduğu
arkadaşıyla, liseyi bitirip İstanbul'a gidecekleri günlerin hayalini
kurarlarmış.
Sınavda edebiyat fakültesini tutturmuş Şener; bir yıl orada Okumuş. Ertesi yıl
yeniden denemişler. İkisinin puanı da İstanbul'da okumaya yetmiş bu kez... Sıra
arkadaşı İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü'nü seçmiş.
Ama Şener ön kayıt için gittiği Mülkiye'deki heyecandan çok etkilenip son anda
İstanbul hayalinden vazgeçmiş:
"Ben Mülkiye'ye gideceğim. İstanbul'a vali olarak geleceğim" demiş.

Dört ders Marksizm
O güne dek Necip Fazıl'dan heyecanla şiirler okuyan dini bütün bir öğrenci
Şener...
Marksizmi sadece onu lanetleyen yazarların kitaplarından tanıyor.
Mülkiye'de yurtta kalmaya başlamış. Orada hayatında ilk kez Marksistlerle
karşılaşmış. Bu karşılaşmayı şöyle anlatıyor:
"SBF'de öğrencilerin ve hocaların çoğu Marksistti. Hangi ders olursa olsun,
içine mutlaka Marksizmle ilgili bir şeyler serpiştirirlerdi. Hiç unutmuyorum,
bir gün dört ders vardı. İlk üçünde hocalar Marksist olmasa da Marksizmi
anlattılar. Son ders başka bir sınıfta Mümtaz Soysal'ın dersi vardı.
'O da Anayasa dersinde Marksizmi anlatacak' dediler. 'Dört dersin dördü de
Marksizm olsun bari' diye ona girdim."

Aynı kitap
Bu yoğunluk onda ters tepmemiş. Yıllar sonra bakan koltuğunda sergilenecek bir
hoşgörünün ilk adımlarını o yıllarda atmış:
"İnsan bir fikirle karşılaştığı zaman önyargılıysa toptan reddeder. Bu tür tepki
veren arkadaşımız da çok olurdu. Ben hiçbir zaman, hiçbir düşünceye karşı böyle
olmadım. Kestirmeden 'Bu yanlıştır' diye hiçbir düşünceyi reddetmedim. Bir şeyle
karşılaştığım zaman 'Acaba bu neyin nesidir?' deme alışkanlığım vardır."
İşte bu alışkanlıkla Marksizmi daha yakından tanıyabilmek için solcu
arkadaşlarından kitap sormuş. Tahmin ettiğiniz gibi Pulitzer'in "Felsefenin
Temel İlkeleri" tavsiye edilmiş. Kitabı, ders gibi altını çizerek Okumuş.

"İnançlarımı sorguladım"
Peki ne etki yapmış Marksizm, genç Şener üzerinde?
"Marksizm her şeyden önce, tutarlı bir düşünce biçimi sunuyor size... Başka
düşünceleri de kritik etme metodolojisi veriyor elinize... Bu metodolojiyle,
hemen kendime yöneldiğimi, kendimi, düşüncelerimi ve inançlarımı sorgulamaya
tartmaya başladığımı hatırlıyorum."
Belli şablonları giyinmenin, kolayından kimlik edinmek anlamına geldiği o
dönemde zor olanı, sorgulamayı seçmiş Şener-
"Müslüman bir kimliğe sahip olduğum için, İslam'la ilgili konuları tartışmaya
açardım arkadaşlar arasında... Oysa o dönemde din, inananlar açısından tartışma
alanı dışındaydı. Ama ben 'Her konu tartışılmalıdır' derdim. 'Bunları fazla
kurcalama' diyen arkadaşlarıma da, zamanında Tanrı'nın var olup olmadığını bile
tartışan eski İslam filozoflarını Örnek gösterirdim. Bu sorgulama sonunda, hakim
düşüncenin baskısı altında kendi iç hesaplaşmamı yaptığım bir dönem yaşadım. Ve
sonunda, bütün konuları önüne koymuş, tahlil etmiş, sonra da inançlarıyla ilgili
kararını vermiş bir insan olarak çıktım üniversiteden..."

Boykotta, çatışmada
Tabii o kadar kolay olmamış çıkmak...
Kantinde uygar tartışmaların yapıldığı dönem kapanıp da çatışmalar başlayınca
içinde yer aldığı "dindar öğrenciler"le birlikte kopmuş okuldan...
Sağcı öğrenciler fakülteye alınmaz olunca derslere gelmez olmuş. Sınavdan sınava
uğramış üniversiteye...
Bir sınavda kağıdı boş vererek yapılan boykota katılmış.
Çatışma çıktığında bodrumda dindar odacıların yanına sığınmış. Arada namazını da
orada kılmış.
Ayrıntılarını yakında izleyeceğiniz "Mülkiye belgeseli"nde bulacağınız o
dönemde, 10 üzerinden 7,5 not tutturarak mezun olmuş.

Ötekine saygı
Şener, Mülkiye'den sonra bir süre Maliye'de çalıştı, değişik üniversitelerde
öğretim üyeliği yaptı ve AKP kurucusu olarak siyasete atıldı.
İstanbul'a vali değilse de Türkiye'ye başbakan yardımcısı oldu. Bugün üslubuna
yansıyan "ötekine saygı" yaklaşımı, ola ki o en kanlı dönemlerin Mülkiye'sinden
ve belki de müşterek okunan bir Pulitzer kitabının satır aralarından
süzülmüştür.

"Mülkiye'de dayaktan nasıl kurtuldum?"
"O yıl biz 3. sınıftaydık. Boykotlar nedeniyle fakülte açılmamıştı.
Bir gün okula gittim. Seha Meray'ın cenaze töreni vardı. Bütün öğrenciler
oradaydı. Tam kapıdan çıkacağım sırada iki öğrenci geldi, kimliğimi sordu.
Çıkarırken, biri diğerine 'Ara üzerini' dedi. İşin tehlikeli olduğunu anladım.
Her gün birilerinin öldüğü bir ortamda, çok fazla oralarda oyalanmamak
gerektiğini düşünerek 'Buradan kaçmam lazım' dedim. Sol tarafa doğru koşsam
orada Hukuk Fakültesi, Siyasal yurdu var; sağ çıkamam. Ne yapıp yapıp fakültenin
önündeki caddeyi geçmem lazım. O zaman yaşama şansım var.

"Yakalayın faşisti!"
Son sürat, caddeye doğru koşmaya başladım. Siyasal'ın kapısından çıktıktan sonra
8-10 merdiven vardır, biraz gidince iki-üç merdiven daha, sonra bir-iki merdiven
daha var, en son gene bir 8-10 merdivenle caddeye inilir. Ben ilk merdivenden
atlar atlamaz, arkamdan, 'Yakalayın faşisti' diye bağırdılar. O anda bahçede
kızlı erkekli oturan grup birden ayaklandı ve beni yakalamak için harekete
geçti. Bahçeye doğru, son sürat koşmaya devam ettim. Üçüncü merdivenleri
geçerken, biri çelme taktı, takılıp düştüm. Elimdeki kitaplar dağıldı. Bir ara
'Kitapları toplasam mı?' diye düşündüğümü hatırlıyorum ama 'Her an bir kurşun
gelebilir' düşüncesiyle kalktım, son merdivenlerden indim, o hızla caddenin
karşı tarafına geçtim. Yukarıda, farklı düşünceden arkadaşların kaldığı bir
yurda doğru koştum. Bir ara takip ediyorlar mı diye dönüp baktım, öğrencinin
biri kemerini çıkarmış, sallaya sallaya hâlâ peşimden koşuyordu. Yakalayamadılar
ama düşmekten kalkmaktan, ayakkabımın topuğu sökülmüş, pantolonum, dizim, elim,
hem tarafım parçalanmıştı, kanamıştı."

"Kız arkadaşımız yoktu, ne eksiklik!"
"Her türlü riskine rağmen Mülkiye'yi çok sevdim ben. Orada öğrenci olmayı çok
önemsedim. Mülkiyeli kimliğini her şeyin ötesinde gördüm. Ama o ortam da hiç
hoşuma gitmedi. Şöyle adam gibi bir öğrencilik yapamamak, içimde ukde kalmıştır
hep... Hatta 1980'den sonra, Maliye'de çalışırken, 'Üniversite sınavına tekrar
girsem de şöyle düzgün bir öğrencilik yapsam' diye düşündüğüm olmuştur.
Kızdığım şey aslında, Mülkiye değil, o günkü ortamdı. Şimdi bakıyorum, mesela
fakülte yıllarında bir kız arkadaşımızın olmayışı doğru bir şey değildi. Yani o
dönemle ilgili bir eksiklik olarak değerlendiriyorum. Ama o günün koşullarında,
böyle bir şeyin olması da mümkün değildi.

Sev-Genç yok, Dev-Genç var
Çünkü o dönemki tüm ideolojik gruplar, böyle ideolojik faaliyetleri bırakıp da
kız-erkek arkadaşlığıyla vakit geçirenleri döverlerdi. 'Sev-Genç yok, Dev-Genç
var' derlerdi. Bakış tarzı bu olunca, siz, üniversite atmosferinin gerektireceği
bazı doğallıkları da yaşama imkanından mahrum kalıyorsunuz. Bu, büyük bir
eksiklik. Böyle bir ortamda öğrenci olmanın sıkıntısını yaşadık. O kadar ki, ben
o günün atmosferinin etkisiyle olsa gerek, diplomayı aldıktan sonra okul
kapısından çıkarken 'Bu kapıdan içeri girmek bir daha nasip olmasın' dediğimi
hatırlıyorum."


"Her Mülkiyelide biraz komünistlik vardır"
"Sevdiğim bir hocam, derdi. (gülüyor) Bence bu, belli bir dönemdeki algılamayı
yansıtıyor. Neden? Özellikle Soğuk Savaş döneminde, Türkiye'nin genel
atmosferinde zaten bir devletçilik vardı. O zaman siyaset, ekonomi devletçi
boyutlar taşıyordu. Mülkiye öğrencilerinin de mezun olduktan sonra iş alanları
hep kamuydu. Dolayısıyla Mülkiye'nin bir devletçi ağırlığı vardı. Tabii oradaki
öğrenciler de bu yapı üzerinde yetişiyor. O halde, devletçiliği komünistlik
sayarsanız, bizim jenerasyon için ister sağcı ister solcu olsun, hepsinde biraz
komünistlik kırıntısı, komünist bir damar vardır diyebiliriz."

Can.dundar@e-kolay.net
http://www.milliyet.com.tr/2005/12/04/yazar/dundar.html




Mülkiye için belgesel çekildi...

Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şubesi, yönetmenliğini Can Dündar'ın, müziklerini
Fahir Atakoğlu'nun yaptığı, "Mülkiye Belgeseli" nin İstanbul galasını
gerçekleştirdi. "Mülkiye Belgeseli", Mülkiye'nin 146 yıllık tarihini anlatıyor.
Belgeselin ilk bölümü, 1859'da Mülkiye'nin kuruluşundan 1936'da Ankara'ya
nakline kadar olan dönemi kapsıyor. İkinci bölüm, "2. Dünya Savaşı"dan, 1960
ihtilaline kadar geçen yılları; üçüncü bölüm, 1960-1980 arasında yaşanan
günleri; dördüncü bölümse 1980 ihtilalinden günümüze yaşananları anlatıyor.
http://www.sabah.com.tr/2006/02/21/gnd107.html






Yetiştik Çünkü Biz ..!

Mülkiyeliler Birliği tarafından hazırlatılan, yönetmenliğini Can Dündar’ın,
müziklerini Fahir ATAKOĞLU’nun yaptığı "Yetiştik Çünkü Biz" Mülkiye Belgeseli 26
Şubat 2006 Pazar günü CNN Türk’te ilk bölümüyle ekrana gelecektir.

Belgeselin ilk bölümünü öğretim elemanlarımız, mezunlarımız, öğrencilerimiz,
konuklarımız ve yönetmen Can Dündar'ın katılımıyla 26 Şubat Pazar günü saat
23.00’te Fakültemiz Aziz Köklü Salonunda hep birlikte izlemek istiyoruz.

Sizleri aramızda görmekten mutluluk duyacağız.
Sevgi ve saygılarımızla.

politics.ankara.edu.tr/yazi.php?sira=153


Can Dündar'dan Mülkiye Belgeseli...
Mülkiye 145. yaşını Can Dündar'ın hazırladığı belgeselle kutladı.
Mülkiye'nin 145. ve Mülkiyeliler Birliği'nin 58. yıldönümü etkinlikleri
çerçevesinde yönetmenliğini Can Dündar'ın, müziklerini Fahir Atakoğlu'nun
yaptığı "Mülkiye Belgeseli"nin galası gerçekleştirildi.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki (SBF) galaya, İçişleri
Bakanı Abdülkadir Aksu, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Milli Güvenlik Kurulu
Genel Sekreteri Yiğit Alpogan, SBF Dekanı Prof. Dr. Celal Göle, Mülkiyeliler
Birliği Genel Başkanı Ali Çolak, belgeselin yönetmeni Can Dündar, fakülte
öğretim üyeleri ve öğrenciler ile çok sayıda Mülkiye mezunu katıldı.
Belgeselin gösteriminden önce konuşan Prof. Dr. Göle, Mülkiye'nin tarihini
irdelemenin çok önemli bir olay olduğunu belirterek, "Mülkiye tarihi, cumhuriyet
ve Türkiye tarihi ile özdeşleşmiştir. Mülkiye demek Türkiye demektir" diye
konuştu.
Mülkiye Mektebi'nin Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde kurulduğunu ve
cumhuriyet ile birlikte Ankara'ya taşındığını hatırlatan Göle, "Siyasal Bilgiler
Okulu cumhuriyete sahip çıkmak için Ankara'ya getirilmiştir" dedi.
Belgeselin yönetmeni Can Dündar ise konuşmasına SBF mezunu olduğunu anımsatarak,
"Bu okulda çok sınava girdim ama hiç biri bu kadar zor olmamıştı" diyerek
başladı.
Belgesel için görsel malzeme bulmakta büyük zorluklar yaşadıklarını ifade eden
Dündar, Kültür Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Türk Silahlı Kuvvetleri ve
Ankara Üniversitesi'nin arşivlerinden yararlandıklarını anlattı.
Dündar'ın, "Tahmin ettiğiniz üzere en çok görüntü ve bilgi Emniyet Genel
Müdürlüğü'nün arşivlerinden çıktı" sözü salonda gülüşmelere neden oldu.
Dündar, "Belgeselde bir imparatorluğun, cumhuriyetin ve bir ülkenin tarihini
izleyeceksiniz. Ben, 'Önce Mülkiye, sonra Türkiye' sözünün ne demek olduğunu
belgeseli yaparken anladım" diye konuştu.
Belgesel 4 Bölümden Oluşuyor
Galada, ikinci bölümü gösterilen belgesel 4 bölümden oluşuyor. Belgeselin
birinci bölümünde okulun kuruluşu ve Ankara'ya taşınması konu ediliyor.
Belgeselin ikinci bölümde, 2. Dünya Savaşı sırasında okulun durumu ve okuldaki
gelişmeler ile Demokrat Parti döneminde okulda yaşanan olaylar anlatılıyor.
Can Dündar'ın "en renkli" bölüm olarak nitelendirdiği üçüncü bölümde 1960 ve
1980 döneminde okulun durumu, dördüncü bölümde ise 12 Eylül sonrası yaşananlar
ve okulun bugünkü durumu konu ediliyor.
Toplam 160 dakikalık belgesel, 1 yılda tamamlandı ve 100 bin YTL'ye mal oldu.


Kaynak
TRT Resmi Web Sitesi, 23.12.2005