Yarına Bir Harf




Yapım Tarihi - 2007
Süre - 00:47:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Süryanice, Dv
Orijinal Dili - Süryanice, Alt Yazı- Türkçe
Web Sitesi - http://www.yarinabirharf.com/

Yönetmen - Hakan Aytekin
Senaryo - Hakan Aytekin
Görüntü Yönetmeni - Turhan Yavuz
Yapım - SODEV, Sosyal Demokrasi Vakfı
Müzik - Gabriel Aydın
Araştırma - Özcan GEÇER
Kurgu - Erdinç Dinçer
Proje Koordinatörü - Levent ŞENSEVER
Proje Teknik Koordinatörü - Berrin DAĞÇINAR
Prodüksiyon - Ertan Erkan, Sevgi Aytekin
Türkçe ve Süryanice Çeviri - Ferit ALTINSU
İngilizce Çeviri - Serdal NAŞİFOĞLU

Diyarbakır Meryem Ana Kilisesi ,15 Mart 2008 Cumartesi günü saat 14:00 'te Özgün
bir kültürel belgesel projesine ev sahipliği yapacak. 3. yüzyıldan bu yana
işlevini devam ettiren kilisede, binlerce yıldan bu yana ayakta kalma
mücadelesini veren ''Süryanice dili ve el yazmacılığı geleneği'' izleyicilere
tanıtılacak.

Bugün dünyada yaklaşık 6.700 dil konuşuluyor. Uzmanların tahminleri doğru
çıkarsa, yaklaşık 5.000 dil, bu yüzyılda tarih sahnesinden silinmiş olacak! Bu
tehlike dünyanın yaşayan en eski üç dilinden biri olan ve bu topraklarda
yeşermiş olan Süryanice için de geçerli. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
olan binlerce dil arasında Süryanicenin özel bir yeri var. Çünkü Süryanice, hala
yaşayan ve yazılı edebiyatı olan 78 dilden biri ve bu dilin en önemli
taşıyıcılarından biri olan el yazmacılığı hala sürüyor. Yarına Bir Harf
belgeselinde Süryanicenin tarihsel geçmişi, Süryanice el yazmacılığı geleneğinin
bölgedeki son temsilcisi olan Papaz Gabriel Aktaş'ın dünyası üzerinden ele
alınırken bir yandan da Süryani cemaatinin bölgedeki yaşantısından kesitler
belgeleniyor. Çok katmanlı bir yapıya sahip olan belgeselin sinema dili farklı
okumalara olanak sağlıyor.

Belgeselin çekimleri 2007 yılı Mayıs-Haziran aylarında tamamlandı. Filmde doğum
ile ölüm arasında yaşamın ve kültürün temel dinamikleri ile Süryanicenin
tarihsel gelişimi arasında paralellikler kuruluyor; Süryani dili ve el
yazmacılığı geleneği, Süryanicenin 22 harfine karşılık gelecek biçimde bölümlere
ayrılarak ele alınıyor. Belgeselin orijinal dilinin Süryanice olması ise bir ilk
olma özelliği de kazandırıyor filme. Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca,
İsveççe ve Hollandaca altyazılar ise filmi izleyecek olan dünyanın çeşitli
coğrafyalarına dağılmış durumdaki Süryanilerin, kendi ana dillerini okumada ve
anlamada çektikleri zorluğun altını çiziyor.

Belgesel ekibi Süryaniceyi sadece bir lisan olarak değil "tarihin arşivi" olarak
tanımlarken Süryanice yazılı belgeleri de pek çok bilim dalında kilit rol
oynayabilecek belgeler olarak görüyor:"

Yüzlerce yıldır sürdürüle gelen el yazmacılığı geleneğinde, adet üzere, el
yazmacıları derler ki: "Hattat son satırda her şeyi unutuyor."Çünkü Bilir ve umarlar ki yazdıkları,
yazıldığı için unutulmayacaktır. Söz uçacak ama "yarına bir harf" bile olsa
"yazı" kalacaktır."


Kaynak
BSB


HERŞEY YARINA BİR HARF İÇİN

DÜNYANIN YAŞAYAN EN ESKİ DİLLERİNDEN BİRİ OLAN SÜRYANİCE BELGESEL OLUYOR

Yönetmenliği Hakan Aytekin tarafından yapılan ve Süryanice’nin yarına kalma
savaşını konu alan “Yarına Bir Harf” başlıklı belgesel filminin çekimlerine
başlandı. Avrupa Birliği’nin “Türkiye’de Kültürel Hakların Desteklenmesi” hibe
programı çerçevesinde sağlanan mali destekle Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV)
tarafından gerçekleştirilen belgesel film çalışması Kültür ve Turizm Bakanlığı
ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce de destekleniyor.

Hakan Aytekin'in Süryani serüveni 2000'li yıllarda bir mektupla başlıyor. Belki
çoğunuz duymuşsunuzdur.

1992 yılında TRT-İNT'e yayımlanan istek programına Hollanda'dan gönderilen bir
mektupla ve bu mektubun bir arkadaşı tarafından Hakan Aytekin'in eline
geçmesiyle başlıyor her şey. Aytekin mektubu okuduğunda çok etkileniyor ve
mektubu yazan Süryani İsa Bakır'ın peşine düşüyor; bir mektup yazıyor, bir
zamanlar Mardin'in Harapmişki (Dağiçi) köyünde yaşamış ama oradan ayrılmak
zorunda kalmış, İsa Bakır için- "Mektubun ve sen ne kadar benziyorsunuz
birbirinize, doğduğun topraklardan uzaklarda unutulmuşken, buruşturulmuş, çöpe
atılmış mektubunla bir tür Kader ortaklığı yaşadığını görüyorum. Acı ama
öyle..." bu notu düşüyor Aytekin yazdığı mektubuna ve daha neler neler...

Uzun Süren beklemenin ardından yanıt geliyor, sonra yazışmalar uzun süre devam
ediyor ve bu mektuplaşma sonucunda Hakan Aytekin 'Hasret Rüzgârı' adını verdiği
'ağacından ayrı düşmüşlere' bir kitap yayımlıyor. İşte tüm bu mektuplaşmaları ve
hasreti kitapta Türkçe, Süryanice ve İngilizce olarak anlatıyor. Bir mektupla
başlayan Hakan Aytekin'in Süryani serüvenine değinmeden Süryanilerle ilgili
çektiği belgesel filmlerini anlatmayalım dedik.
2002 yılında yayınlanan 'Işık Sesini Arıyor' adlı belgesel filmin ardından yine
Süryanileri konu alan Yarına Bir Harfin çekimlerine Mardin'de başlandı. Film
Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Bakısyan (Alagöz) köyünde geçiyor. Bu köyde
sadece Süryaniler yaşıyor. Hattatlık sanatının ustası ve son halkası olan köyün
papazı Gabriel Aktaş'tan yola çıkılarak yapılıyor film.

17 belgesel filme imza atan ve “Benim derdim insan” diyen Hakan Aytekin'le bir
araya geldik, yok olmaya yüz tutmuş, dili bile neredeyse yok olan Süryanileri ve
“Yarına Bir Harf”i konuştuk.

Daha önce de Işık Sesini Arıyor diyerek Süryanilerleilgili belgesel
çekmiştiniz.”Yarına Bir Harf” fikri nasıl çıktı?
Süryanilerle ilgili ne duyduysam peşine düştüm. Süryanilerin yazı dili ve
konuşma dili de çok dikkatimi çekti. Yaşadığımız coğrafyaya baktığımız zaman yok
olmaya doğru giden bir kültür. Bu kültürün en önemli yanı dili. Baktığımızda
özellikle şehirlerde dil bitmiş durumda.

»Türkiye'de Süryaniler ne kadar?
Türkiye'de 15 bin Süryani var, bunlardan sanırım en az 10-12 bini dilini
bilmiyor. Mardin'e baktığımız zaman Arapçanın etkisinde kaldıklarını görüyoruz.
Sadece köylerde konuşuluyor. Tarihsel gerilimin içinde dilin darbe aldığını
düşünüyorum.

Filmin asıl temasını Gabriel Aktaş oluşturuyor, tanışmanız nasıl oldu?
Geziler ve çekimler sırasında tanışmıştım. Bakısyan köyünde yaşıyor. Papaz aynı
zamanda. Çok ilginç biri çünkü hattatlık geleneğini sürdüren bölgedeki tek kişi.
Ve belki de son kişi olacak. Eğer Gabriel Aktaş da olmazsa bu kültür kısa
zamanda yok olup gidecek. Müthiş bir zenginlik, zincirin son halkasını filme
konu etmek istedim.


“Yarına Bir Harf” derken...
Bu filmin ilginç yanı Süryanice olarak çekilmesi. Türkçe ve İngilizce alt yazılı
olacak. Süryaniceyi kendi dilinde anlatmak istiyorum. Kendi kendime çok düşündüm
nasıl bir kavram peşine düşmeliyim ki insanlara en doğruyu anlatayım diye.
Doğudaki hattatlar bir kitabı kopyaladıktan sonra kitabın sonuna bir sayfa
eklerler; o sayfada yaşadıkları süreci yazarlar, o sayfa aynı zamanda tarihin iz
düşümüdür. Yarına bırakılan bir sayfadır aslında. Ben de "yarına bir sayfa mı"
desem diye düşündüm ama işin estetik ve grafik yanını düşündüğümde de farklı
sonuçlar ortaya çıktı. Sayfalar harfe dönüştü… Bu fikri geliştirmek için
araştırma yaparken Süryani yazma geleneği içinde üretilmiş bir kaynağa ulaştım.
“Fardayso Aden” yani “Cennet Bahçesi” adını taşıyan bir kaynak. Yıllar içinde
kopyalanarak günümüze ulaşmış. O kitapta da harfler üzerinden gidilmiş. Gabriel
Aktaş'ı düşündüm, o bu kitapla karşılaşsa, acaba nasıl bir harf bırakırdı diye
geçirdim içimden ve “Yarına Bir Harf” dedim.

Belgesel sadece Gabriel Aktaş'ı mı konu alacak?
Bakısyan köyünde sadece Süryaniler yaşıyor. Dolayısıyla kameramızı zaten Süryani
dünyasına çevireceğiz. İnsanı yok sayamazsınız; filmde yaşayan herkesin peşinde
olacağım. Gündelik yaşam, işinden tutun da dinsel törenlerine, bayramlarına
varıncaya kadar her şeyi filmin içinde kullanacağım.

Sadece Bakısyan köyü mü yoksa çevre köylerde kameranıza yansıyacak mı?
Temelde o köy olacak ama yakın çevre köyleri de işleyeceğim. Süryaniliği doğru
şekilde anlatabilmek için o çevreye de ihtiyacım var. Bölgedeki manastırlara,
kiliselerdeki elyazması kitaplara... Ulaşabildiğimiz her yerde olmaya
çalışacağız.

Kültürler arası dayanışma nasıl? Dışarıdan bir göz olarak neler görüyorsunuz?
Eskiden çok fazla birbirlerinin yaşamına göz dikme meselesi yoktu. Mesela ben
bir papaza sordum, "Burada yaşanılan PKK olayları size nasıl yansıyor?" diye; o
da "Ormana ateş düşünce bütün ağaçlar yanar" dedi. Evet, orada herhangi bir şey
olsa bütün kültürler etkileniyor.

Baktığımız zaman azınlık olarak Süryaniler daha çok mu baskı altındaydılar?
Tabii. 60'lı yıllardan sonra gitmek zorunda bırakılan Süryaniler o kadar fazla
ki... Süryaniler Hıristiyan oldukları için ötekinin ötekisi oluyor. Şimdi
baktığımızda artık sınırlar Keskin, bakışlar farklı. 'Ötekine' tahammül yok.
Eskiden tek ayrım vardı. “Müslüman” ya da “Hıristiyan”... Dinsel ayrım vardı.
Ama şimdi etnik kimlikler de tartışılmaya başladı.

Bu durum Mardin'de nasıl? Mardin'in yerel halkı Süryanilere nasıl bakıyor?
Birkaç yıldır daha olumlu bir hava var. Süryanilerin çok fazla taraf olmamaları,
onların belli bir biçimde tehlikesiz olarak algılanmalarına neden olmuş. Ama
bence bu meselenin altında insan olmayı öne çıkarmak gerekiyor. İnsanlar her
türlü etnik yapıdan gelebilir ama her insan doğduğu yerde yaşamak ister. Gabriel
Aktaş'a "Sen buraya ait değilsin" nasıl derim? İnsan olma hali ve yaşadığınız
coğrafya asla sorgulanmamalı. Bu şekilde bakılmaması için de bu işle
uğraşıyorum. Derdim insanla. Biz Süryanileri Hakkari'de yaşatamadık, onlar artık
aramızda olmayan ötekiler, ne acı değil mi? Bir kültürü biz yok ediyoruz.


Bu kültür yok olmamalı
Süryanice bilmiyorsunuz ama Süryanice belgesel çekiyorsunuz zor olmadı mı?
Sıkıntı yarattı. Bana çevirmenlik edecek insanların ahlakına sığınmak
zorundayım. Keşke o insanlar kendileri yapsaydı böyle filmleri. Benim gibi
dışarıdan bakanlar ilgileniyor ve onlar da Süryanice bilmiyor. İçeriden bakanlar
bunları yapsaydı şimdi bu dil yok olup gitmezdi. Düşünün sadece yüzde bir
oranında Süryanice okuma-yazma biliyor buradaki Süryaniler, bu çok ciddi bir
rakam. Süryani kültür derneğinden bir arkadaşımız var bize yardımcı olan. Tabii
bu dili bilmeden belgesel çekmek çok zor bir iş...

Azınlık olmak nasıl algılanıyor ve siz nasıl algılıyorsunuz?
Aslında azınlık olmanın da güzel bir şey olduğunun farkına vardım... Mesela
kendi dilinizi çoğaltıyorsunuz. Yaşadığınız bölgenin dili, komşunuzun dili ve
kendi diliniz. En az dört dil bilmek zorundasınız. Gündelik hayatın içinde kendi
dilleriyle anlaşıyorlar; alış-verişte Arapça ya da Kürtçe konuşuyorlar. Türk
biriyle de Türkçe konuşuyorlar. Oradaki dünya çok dilli olmak zorunda;
yaşamınızı ancak o şekilde sürdürebilirsiniz. İşte o zaman kendinizi 'öteki'
gibi hissetmiyorsunuz.

Film bittikten sonra yapılacak eleştirilere hazırlıklı mısınız?
Bu çok doğal. Eleştiriler dünyanın her yerinden olabilir. Milliyetçilik ve
'yükselen değerler' olunca birilerini incitebilirsiniz. Eleştirenler içeriden
bakanlar da, dışarıdan bakanlar da olabilir. O, bu işin gerçeği. Ben bir film
yaptım, Türkiye'deki Müslümanlar filme baktılar, "Bunlar kim?" dediler;
Süryaniler baktılar "Bunlar biziz." dediler ve İsveç'te yaşayan Süryaniler de
"Bunlar biz miyiz?" dediler. Algı farklıydı. Süryani kültürü için de, diğer
etnik kültürler için de her zaman tek şey söyledim. Kendi kültürleri içinde
yaşamalılar.
Mümkün mü?
Kimliklerden sıyrılmak gerektiğine inanıyorum. İnsan olarak böyle bir kültür var
ve bu kültürün yaşaması gerektiği umudunu taşımak istiyorum.


Fotoğraflar - Hakan Aytekin Arşivi
BirGün Gazetesi, 20 Mayıs 2007
Gülşen İŞERİ
suryaniler.com



İlk Süryanice belgesel- Yarına Bir Harf

Kaybolmayla yüz yüze olan Süryanice dili üzerine yönetmen Hakan Aytekin’in
çektiği “Yarına Bir Harf” belgeseli basına tanıtıldı. Yönetmen Aytekin, “Yarına
bir harf bırakmak, Süryani dili ve kültürünü yansıtmak için çektim” dedi.

Bugün dünyada yaklaşık 6 bin 700 dil konuşuluyor… Uzmanların tahminleri doğru
çıkarsa, yaklaşık 5 bin dil, bu yüzyılda tarih sahnesinden silinmiş olacak! Bu
tehlike dünyanın yaşayan en eski üç dilinden biri olan ve bu topraklarda
yeşermiş Süryanice için de geçerli. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan
binlerce dil arasında Süryanice’nin özel bir yeri var. Çünkü Süryanice, hala
yaşayan ve yazılı edebiyatı olan 78 dilden biri. Ve şimdi bu köklü dil üzerine
Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hakan Aytekin senaryosunu yazdığı “Yarına
Bir Harf” ismiyle 47 dakikalık bir belgesel çekti.

SÜRYANİCE’NİN TARİHİ
Avrupa Birliğinin ekonomik desteği ve SODEV’in katkılarıyla Süryani dili üzerine
çekilen dünyada ilk belgesel olan “Yarına Bir Harf”, Süryani diliyle ilgili
tarihten gelen süreci ve şimdiki durumunu gözler önüne seriyor.

Belgesel, Süryanicenin tarihsel geçmişi, Süryanice el yazmacılığı geleneğinin
bölgedeki son temsilcisi olan Papaz Gabriyel Aktaş’ın dünyası üzerinden ele
alınıyor. Belgesel ekibi Süryanice’yi “sadece bir lisan değil, tarihin arşivi”
diye tanımlıyor ve Süryanice yazılı belgeleri, “teoloji, arkeoloji ve tarih gibi
pek çok bilim dalında kilit rol oynayabilecek belgeler” olarak görüyor.

Belgesel hakkında ANF’ye bilgi veren yönetmen Alptekin, “Süryani dilini
paylaştığım için heyecanlıyım” dedi. “Babil kulesi efsanesi var. İnsanlar
tanrıya ulaşmak için kule yaparlar. Bir süre sonra kule çok yükselir, biri
kuleden düşen ölür ama kimse dikkat etmez, ama sonra bir tuğla düşer herkes
üzülür, çünkü tuğla yukarı götürmek zordur. Tanrı aşağı iner, kuleyi yıkar,
dilleri dağıtır, çok dillilik çıkar” diyen Hakan Aytekin, “Efsane veya gerçek,
temelde dil var. Dil anlamak, anlaşılabilmek içindir. Şimdi adeta Babil öncesine
gidiyoruz, İngilizceye dönüşüyor. Tek dilli mi olacağız, çok dilli ve renkli mi?
Bende bu konuda Süryani dili ve kültürünü yansıtmak istedim” şeklinde konuştu.


22 HARFLİ DİL
22 harfli Süryanice dili üzerine çekine belgesel, Mayıs-Haziran 2007 tarihinde
tamamlandı. Yönetmen Aytekin’e göre dünyada 4 milyon civarında Süryani var.
Bunların 2,5-3 milyonu Hindistan’da, diğerleri Mezopotamya, Avrupa ülkeleri,
Amerika ve hatta Afrika’da yaşıyor. “Türkiye’de var olan Süryanilerin ancak
yüzde 1’i Süryaniceyle yazıp okuduğu’’ söyleyen yönetmen Aytekin, şöyle devam
etti- “Dünyada, ana dile önem veren ve bu konuda ders veren ülkelerde bu oran
daha fazla. Dünyada bu oran yüzde 5’lerde.”

Süryanicenin çok zengin olduğunu hatırlatan Hakan Aytekin, “Özellikle köylerde
çok ağızlı bir durum var Süryanice de. Bu ağızlar yok olmayla yüz yüze. Bunları
kurtarmak gerek” dedi. Türkiye’de TRT başta olmak üzere çeşitli televizyon
kanallarında gösterimi hedeflenen “Yarına Bir Harf” belgeseli yabancı
televizyonlarda, çeşitli festivaller ve yarışmalarda da yer alacak.

Belgesel gösterimine katılan Metropolitan Filüksinos Yusuf Çetin ise “Değişik
diller, Dinler, ırklar bu ülkenin zenginliği. Ülkemizi seviyoruz. Ülkemizin
Avrupa Birliğine girmesi, ülkemizin gelişmesi için dua ediyoruz. Süryani dili ve
toplumu adına emeği geçen her kese teşekkür ederim” dedi.

Bir çok kutsal kitapta Süryani kelimelerinin olduğunu hatırlatan Çetin, “21.
asırda maalesef Türkiye’de bir ilkokul, bir dershanemiz bile yok. Türkiye’de
demokrasi istiyoruz. Doğru yoldayız. Lisanımızı yaşatmak için bu bir ilktir”
diye konuştu.

ANF NEWS AGENCY
huyodo.com


İlk Süryanice Belgesel Film “Yarına Bir Harf” Basına Tanıtıldı

Süryanice dili ile ilgili yapılan ilk belgesel film olan “Yarına Bir Harf”, 26
Eylül 2007’de Taksim Hill Otel’de düzenlenen tanıtım toplantısıyla basına ve
kamuoyuna sunuldu.

'Yarına Bir Harf' filminde, dünyanın yaşayan en eski 3 dilinden biri ve yok olma
tehlikesiyle karşı karşıya olmasına rağmen hâlâ yaşayan , yazılı edebiyata sahip
78 dil arasında olan Süryanice ve el yazmacılığı anlatılıyor. Yarına Bir Harf,
Süryanice dili ve elyazmacılığı geleneğinin peşine düşen Maltepe Üniversitesi
Öğretim Görevlisi Hakan Aytekin‘in pek çok belgeselinin arasında, Süryani
kültürünü ele aldığı ikinci belgesel çalışması.

Avrupa Birliği’nin desteği ile gerçekleşen ve yapımcılığını Sosyal Demokrasi
Vakfı’nın üstlendiği yapımda Yönetmen Hakan Aytekin bir yandan, Süryanicenin
tarihsel geçmişini, Süryanice el yazmacılığı geleneğinin bölgedeki son
temsilcisi olan Papaz Gabriel Aktaş’ın dünyası üzerinden ele alırken bir yandan
da Süryani toplumunun bölgedeki yaşantısından kesitleri, şiirsel bir sinema
diliyle belgeliyor.
Çok katmanlı bir yapıya sahip olan belgeselin sinema dili farklı okumalara
olanak sağlıyor. Hiçbir kurmaca öğenin yer almadığı belgeselin çekimleri 2007
yılı Mayıs-Haziran ayları arasında tamamlandı. Filmde doğum ile ölüm arasında
yaşamın ve kültürün temel dinamikleri ile Süryanice’nin tarihsel gelişimi
arasında paralellikler kuruluyor. Filmde, Süryani dili ve el yazmacılığı
geleneği, Süryanice’nin 22 harfine karşılık gelecek biçimde bölümlere ayrılarak
47 dakikalık bir süre içerisinde ele alınıyor.

Filmin Süryanice olması ise bu açıdan bir ilk olma özelliği de kazandırıyor
belgesele. Türkçe, İngilizce altyazılar ise, filmi izleyecek olan dünyanın
çeşitli coğrafyalarına dağılmış durumdaki Süryanilerin, kendi ana dillerini
okumada ve anlamada çektikleri zorluğun altını çiziyor.

Belgesel ekibi Süryanice’yi “sadece bir lisan değil, tarihin arşivi” diye
tanımlıyor ve Süryanice yazılı belgeleri, “teoloji, arkeoloji ve tarih gibi pek
çok bilim dalında kilit rol oynayabilecek belgeler” olarak görüyor. Türkiye’de
TRT başta olmak üzere çeşitli televizyon kanallarında gösterimi hedeflenen
“Yarına Bir Harf” belgeseli yabancı televizyonlarda, çeşitli festivaller ve
yarışmalarda da yer alacak.

Yüzlerce yıldır sürdürüle gelen el yazmacılığı geleneğinde, adet üzere, el
yazmacıları derler ki:”Hattat son satırda her şeyi unutuyor ... Çünkü biliyor ve
umuyorlar ki yazdıkları, yazıldıkları için unutulmayacaktır .”Söz uçacak ama
“yarına bir harf” bile olsa “yazı” kalacaktır.
İstanbul Süryani Kadim Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin'in de bulunduğu
toplantıda SODEV Genel Başkanı Aydın Cıngı ve 'Yarına Bir Harf 'filminin
senarist ve yönetmeni Hakan Aytekin filmle ilgili konuşma yaptı. Aydın Cıngı,
Süryanilerin Türkiye'de azınlıklara sağlanan kültürel korumadan büyük ölçüde
yoksun kaldıklarını, bu nedenle Süryanice'nin yok olma tehdidi altında olduğunu
söyledi. Cıngı, “Süryanice'ye bir çiçeği sular gibi özenle ve nazikçe
yaklaşılması gerekir” dedi. Yönetmen Aytekin, yaptığı konuşmada kutsal
metinlerde geçen Babil Kulesi efsanesinden yola çıkarak Süryanice'nin ve
kaybolma tehdidi altındaki dillerin içinde bulunduğu durumu anlattı.

'Diller yok oluyor, İngilizce tek dil haline geldi'
Babil Efsanesi'ni anlatan Aytekin, dillerin yok olduğunu ve Babil Kulesi
öncesine dönüldüğünü, İngilizce'nin tek dil haline geldiğini söyledi. Şair
Özdemir Asaf'ın, “Tüm renkler aynı hızla kirleniyor. Birinciliği beyaza
verdiler” dediğini hatırlatan Aytekin, herkesin kendi beyazını koruması
gerektiğini dile getirdi.

'Değişik diller, değişik Dinler, değişik halklar ülkemizin zenginliğidir'
Belgesel filmin gösterilmesinden sonra konuşan İstanbul Süryani Kadim
Metropoliti Mor Filüksinos Yusuf Çetin, Süryanilerin 21.yüzyılda dünyaya
dağıldığını, MÖ medeniyete, kültüre, dillere; MS Hıristiyanlığa, Müslümanlık
çıktıktan sonra ise, Müslümanlığa katkıda bulunduğunu söyledi.

İlk asırlarda Süryanilerin ilim ve bilim öğreten üniversite düzeyinde okulları
ve ilahiyat fakülteleri olduğunu söyleyen Çetin, 21. yüzyılda oldukları halde
ilkokulları bile bulunmadığını dile getirdi. Daha fazla demokrasi ve daha fazla
insan hakkı için çalıştıklarını ve eksikliklerini giderdiklerini söyleyen Çetin,
Türkiye topraklarında 5 bin 500 yıllık geçmişleri olduğunu ve Mezopotamya
denince akla Süryanilerin geldiğini ifade etti.

Çetin, “Dinlerimiz, dillerimiz, kültürlerimiz aynı olmayabilir. Ama Türkiye'miz
manevi bir bahçedir. Bu bahçede çeşitli ağaçlar var, çeşitli güller var, çeşitli
meyveler var ve her meyvenin değişik bir tadı var. Her gülün değişik bir
güzelliği, kokusu var. Tek gül, tek çiçek olursa monoton olur. Değişik diller,
değişik Dinler, değişik halklar ülkemizin zenginliğidir; ülkemizin
demokrasisidir. Hepimiz ülkemizin huzuru ve barışı için dua ediyoruz” diyerek
konuşmasını bitirdi.
İstanbul Süryani Katolik Toplumu Ruhani Lideri Yusuf Sağ ise, bu çalışmadan
dolayı hem çok mutlu olduğunu hem de Yarına Bir Harf belgeseli’nin kendisini,
dillerinin yok olma tehlikesini çok iyi vurguladığı için üzdüğünü söyledi. Sağ,
“dünyanın en eski dillerinden olan Süryanice, sahip çıkılması gereken bir
insanlık değeri. Belgesel bu gerçeği çok güzel vurguluyor, emeği geçenlere
teşekkür ederiz” diye konuştu.

İzleyiciler tarafından büyük beğeni toplayan belgeselin galasına İstanbul ve
Ankara Süryani Ortodoks Toplumu Ruhani Lideri Yusuf Çetin, İstanbul Süryani
Katolik Toplumu Ruhani Lideri Yusuf Sağ, İstanbul Süryani Ortodoks Meryem Ana
Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Altınışık ve Kurul üyelerinden Aziz Mesut,
Sait Susin, Maribel Mağzelcioğlu, Süryani Kilise'si Sekreteri Zeki Demir,
dünyaca Ünlü yazarlarımızdan Mıgırdiç Margosyan ve Ahmet Ümit, Türk Tabipler
Birliği Başkanı Gencay Gürsoy, Mezoder Proje Koordinatörü Muzaffer İris ile
sivil toplum örgütleri ve akademik çevrelerden pek çok temsilci katıldı.


FİLMİN KÜNYESİ
FİLMİN ADI- YARINA BİR HARF
YÖNETMEN - SENARYO- HAKAN Aytekin
YAPIM- SOSYAL DEMOKRASİ VAKFI (SODEV)
PROJE KOORDİNATÖRÜ- Levent ŞENSEVER
PROJE TEKNİK KOORDİNATÖRÜ- BERRİN DAĞÇINAR
GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ- Turhan Yavuz
ARAŞTIRMA- Özcan GEÇER
MÜZİK- GABRİEL Aydın
KURGU- ERDİNÇ Dinçer
TÜRKÇE VE SÜRYANİCE ÇEVİRİ- Ferit ALTINSU
İNGİLİZCE ÇEVİRİ- SERDAL NAŞİFOĞLU
PRODÜKSİYON- Ertan Erkan-SEVGİ Aytekin

suryaniler.com




Bir Belgesel Bir Yönetmen
Rengahenk Sanatevi

Yarına Bir Harf
2 Ağustos 2008
Cumartesi Saat- 16:00
Yönetmen- Hakan Aytekin

RENGAHENK SANATEVİ
İstiklal Caddesi Olivio Han Geçidi Sokak
Olivio Han Kat:2 No- 5 Galatasaray/İstanbul
www.rengahenk.org
rengahenk@rengahenk.org
rengahenksanatevi @ gmail.com


BSB SİNEMA ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ CEP SİNEMASI'NDA
BELGESEL FİLM GÖSTERİMLERİ DEVAM EDİYOR!
"CUMARTESİ BELGESELLERİ"

24 Ocak 2009'da başlayan "CUMARTESİ BELGESELLERİ", Her CUMARTESİ günü saat
14.00'te "BSB Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği Cep Sineması"nda belgesel
film gösterimleriyle devam ediyor.
Film gösteriminin ardından belgesel filmin yönetmeninin katılımıyla izleyiciler
arasında film ve filmin çekim süreci üzerine söyleşi yapılıyor.
Yönetmenliğini Hakan Aytekin’in yaptığı “ Yarına Bir Harf” adlı belgesel filmi
bu hafta BSB Cep Sineması’nda…

22. HAFTA
Filmin Adı - Yarına Bir Harf
Yapım Yılı - 2007
Süresi - 47’
Yönetmen - Hakan Aytekin

Bugün dünyada 6.700 dil konuşuluyor. Eğer uzmanların tahmini doğru çıkarsa, bu
dillerden 5.000’i önümüzdeki yüzyılda tarih sahnesinden silinecek. Bu tehlike,
dünyanın yaşayan en eski üç dilinden biri olan Süryanice için de geçerli. Yarına
Bir Harf, orijinal dili Süryanice olan ilk belgesel. Süryanice’nin tarihsel
geçmişinin, Süryanice el yazmacılığı geleneğinin bölgedeki son temsilcisi olan
Papaz Gabriel Aktaş’ın dünyası üzerinden ele alındığı belgeselde, doğum ile ölüm
arasında, yaşamın ve kültürün temel dinamikleri ile Süryanice’nin tarihsel
gelişimi arasında, paralellikler kuruluyor

Söyleşi - Hakan Aytekin
Tarih, Saat :16 Ocak 2010 Cumartesi, 14.00
Yer - BSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği
Kuloğlu Mah. İstiklal Cad. Gazeteci Erol Dernek Sok.
No- 6 Kat- 4 Beyoğlu İSTANBUL

Tel - (+90) 212 245 89 58 - 0 212 245 90 96
Faks - (+90) 212 245 89 58
E-Posta - mektup@bsb.org.tr / www.bsb.org.tr

Not- Belgesel film gösterimleri için sınırlı sayıda yer olması nedeniyle mutlaka
rezervasyon yaptırılması rica olunur.
Rezervasyon Telefon- 0212 245 90 96
KATILIMLAR ÜCRETSİZDİR…