Yapım Tarihi - 2018
Süre - 01:17:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Ensar Altay
Director - Ensar Altay
Writer - Ensar Altay
Produced - Ibrahim Eren
Cinematography - Kürsat Üresin
Editing - Mustafa Benter
Colourist - Pascal Nowak
Camera Operator - Kürsat Üresin
Production Coordinator - Ayse Besli Akpak
Star - Mohamed Bzeek
Guardian of Angels
This documentary focused the life of Mohammad Bzeek, is a 62-year-old foster
parent who takes in terminally ill children in Los Angeles.
Süper Kahraman Olabilmek İçin İyi Bir Müslüman Olmanız Yeterli
Los Angeles'ta yaşayan ve ölmek üzere olan çocukları evlat edinen Muhammed
Bzeek'in belgeselini çeken yönetmen Ensar Altay, "Muhammed Bzeek ile ABD'de
yaklaşık 2 ay geçirdim. Onun evinde de kaldım. Hemhal olduk. Süper kahraman
olabilmek için çok büyük güçleriniz olmasına gerek yok.
Los Angeles'ta yaşayan ve ölmek üzere olan çocukları evlat edinen Muhammed
Bzeek'in belgeselini çeken yönetmen Ensar Altay, "Muhammed Bzeek ile ABD'de
yaklaşık 2 ay geçirdim. Onun evinde de kaldım. Hemhal olduk. Süper kahraman
olabilmek için çok büyük güçleriniz olmasına gerek yok. İyi bir Müslüman olmanız
yeterli." dedi.
Önder Genç ve Önder Eğitim iş birliğinde düzenlenen Sinema Atölyesi'ne katılan
Altay, "Belgesel: Gerçek ve Kurgu Arasında İnsanı Anlatmak" konulu söyleşide
sinema tekniklerine ve son dönemde hazırladığı belgesel çalışmasına ilişkin
bilgi verdi.
Gün Doğmadan, The Golden Boys, Göl İnsanları belgesellerine imza atan yönetmen
Altay, klasik yöntemlerle çekilen 90 dakikalık bir filmin belli bölümlerinde
uygulanan kodları detaylı biçimde ele aldığı konuşmasında, "Ben daha çok klasik
yöntemlerden bahsediyorum. Israrla, ihtiyacımız olan şeyin bu olduğunu
düşünüyorum. Mesela Tarantino, bu kodlarla oyuncak gibi oynuyor ve o kadar güzel
oynuyor ki kimse itiraz edemiyor. Mesela (Lars von) Trier, bu kodlarla dalga
geçer gibi oynuyor. Bu yönetmenler neden bu kadar rahat bu kodları kullanıyor?
Klasik dile ne kadar hakim olduklarını gösterebildikleri için."
değerlendirmesinde bulundu.
İlk işe başladığında, sinemaya gönül veren her yönetmen gibi kurmaca film yapma
niyetinde olduğunu dile getiren Altay, şartların kendisini başka bir yere
götürdüğünü söyleyerek, "Sezai Karakoç belgeseli yapmak nasip oldu. Profesyonel
bir düzlemde değil, gerilla usulü bir belgesel yaptım. O gün bugündür de
belgeselle uğraşıyorum." diye konuştu.
Ensar Altay, günümüzde yaygın bir şekilde kullanılan akıllı telefonların
etkisiyle, hemen herkesin video ya da görüntü çektiğine vurgu yaparak, "Film
yapmak eskisi kadar zor bir şey değil artık. İki tane görüntü çekip, göz kararı
nereden nasıl keseceğinizi öğrenip bir kurgu programıyla, bilgisayarda
rahatlıkla bir şey ortaya çıkarabiliyorsunuz. Bu kadar çok şeyin rahatlıkla
ortaya çıkabildiği bir ortamda özellikle anlatımın ne olması gerektiği konusunda
çok ciddi eksiklikler var." ifadelerine yer verdi.
"Konuya, basit ve düz şekilde, eğer doğru yaklaşırsanız, iyi bir film çıkar"
Yönetmen adaylarına önerilerde de bulunan Altay, her çalışmasından önce 5 önemli
soruya yanıt aradığının altını çizerek, şu bilgileri verdi:
"Sezai Karakoç belgeselinden sonra bu sorular belirginleşti. Bu 5 soruya net
cevap vermeniz ve bu cevapların da sizi tatmin etmesi gerekiyor. Öncelikle 'Ne'
anlatacaksınız? Örneğin akşam yemeğini mi anlatacaksınız? Her gün yaptığınız
sıradan bir şey olabilir. Ancak doğru yaklaşmayı bilirseniz, onu iyi bir filme
dönüştürebilirsiniz. Yani anlatacağınız hikaye ne? Felsefe yapacağım, insanlığı
aydınlatacağım diyorsanız, o sizin yüksek sanatınıza bağlı. Saygı duyarım ama
hazzettiğimi söyleyemem. En basit, en sıradan ve düz şekilde, eğer doğru
yaklaşırsanız, iyi bir film çıkar."
Yönetmen Altay, ikinci sorunun "nasıl" olduğunu belirterek, "Anlatacağınız şeyin
duygusu nasıl olmalı. Ne anlatacaksanız? Konu neyi gerektiriyorsa ona göre
hareket etmeniz gerekiyor. Bir katliamı anlatırken, romantik bir şey oluşturmaya
çalışırsanız sakil durur. Yani olmaz. Dokusuna uygun değil." dedi.
Çekilecek filmin Türklerin neden ilgisini çekeceği yönündeki sorunun da önemine
vurgu yapan Altay, şöyle devam etti:
"Bu toprakta yaşıyoruz ve bu toprağın insanıyız. Dolayısıyla 'Bununla Türkler
neden ilgilenecek' sorusuna doğru cevap vermeniz gerekiyor. Anadolu'da yaşayan
herhangi bir insan, köydeki bir adamdan şehirde yaşayan kişiye kadar, Anadolu
insanı bununla niye ilgilenecek? Çünkü siz yerli olmazsanız, emin olun
yaptığınız şey güzel olsa bile bunun çok fazla karşılığı yok. Örneğin Fatih
Akın, çok iyi filmler yapıyor ama benim için bir karşılığı yok. Çünkü ben
Anadolulu, Müslüman, bu topraklarda yaşayan, bundan sonra da çocuklarımla bu
topraklarda yaşayacak, burada olduğum için de şükreden bir insanım."
Altay, yönetmenin öncelikle kendisini yansıtması gerektiğini aktararak, aksi
takdirde izleyicilerin yapılan işi de yapan kişiyi de kabullenmeyeceğini
söyledi.
Filmin, evrensel konuları ele almasının gerekliliğine de değinen yönetmen Altay,
"Hiçbir ayrım yapmadan, 'dünyadaki herhangi bir insan bununla niye ilgilenecek?'
sorusu önemli. Singapur'daki herhangi bir adam diyelim ki sizin filminizle
karşılaştı, neden ilgisini çeksin? Evrensel şeylere temas etmeniz gerekiyor. En
evrensel şey de insan ve insanlıktır. İnsan varsa zaten hikaye vardır. Özellikle
belgesel filmlerden söz ediyorum. İnsan ve insanlık adına söyleyeceğiniz
herhangi bir söz, dünyadaki herhangi birinin ilgisini çeker. Mesela ölüm. Ölüm
teması üzerinden bir şeyler yapıyorsanız, herkesin ilgisini çeker." ifadelerini
kullandı.
"Tek bir sebebi var, Allah rızası için"
Ensar Altay, yapılacak her işte kesinlikle söylenecek bir sözün olması
gerektiğini sözlerine ekleyerek, "Emin olun, ne anlatmak istediğinize doğru
karar verirseniz, geriye kalan her şey daha anlamlı olur. Yazacağınız senaryo,
odaklanmanız gereken doğru noktalar daha anlam kazanır. Bu sizin bir meseleye
bakış açınızla ilgilidir. Meseleye nereden, nasıl bakıyorsunuz? Eğer kalbiniz
mutmain değilse o artık size ait değildir." dedi.
Son çalışması kapsamında Los Angeles'ta yaşayan ve ölmek üzere olan çocukları
evlat edinen Muhammed Bzeek'in belgeselini çeken Altay, "Çoğunlukla aileleri
tarafından terk edilmiş ya da yetim kalmış ölümcül hasta çocukları evine alıyor
ve onlar ölürken bir şekilde yanlarında olmak istiyor. Aşağı yukarı 30 yıldır
bunu yapıyor ve bugüne kadar 80 çocuk evlat edinmiş. Bu çocuklardan 70'ini
kurtarmayı başarmış, 10'u ise kucağında ölmüş." diye konuştu.
Yönetmen Altay, ABD'deki sahipsiz çocukların reşit olana kadar devletin
olduğunun altını çizerek, şunları söyledi:
"Muhammed Bzeek ile ABD'de yaklaşık 2 ay geçirdim. Onun evinde de kaldım. Hemhal
olduk. Süper kahraman olabilmek için çok büyük güçleriniz olmasına gerek yok.
İyi bir Müslüman olmanız yeterli. Herkes ona niye yapıyorsun diye soruyor.
Onunla uzun zaman geçirdiğim ve neyi neden yaptığını anlamaya çalışmış biri
olarak söylüyorum. Tek bir sebebi var, Allah rızası için. Başka hiçbir sebebi
yok. Tertemiz bir Müslüman. Bir arkadaşı onun için dedi ki, Muhammed, konuşmadan
ve yaşayarak İslam'ı anlatıyor. Ondan etkilenen o kadar çok insan var ki. Her
gün insanlar geliyor ve onu anlamaya çalışıyorlar. Şu anda ABD'de süper kahraman
gibi görünüyor."
Hazırlıkları devam eden belgeselin teaser görüntüsünü de izleyicilerle paylaşan
Ensar Altay, daha sonra yöneltilen soruları yanıtladı.