Yapım Tarihi - 2014
Süre - 00:00:00
Format - Uzun Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen / Director - Ayşe Ayben Altunç
Kurgu / Editing - Ayşe Ayben Altunç, Bülent Yarbaşı, Nail Pelivan
Yapımcı / Producer - Günebakan Film
Eylül’ün Kadın Yüzleri belgeseli, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrasında
Diyarbakır Cezaevi’nde kadın mahkumlara yapılan işkenceleri, bizzat yaşayanların
şahitlikleri ve ifadeleri yle perdeye aktarıyor. Darbenin üzerinden geçen 34
yılın ardından, ilk kez kadınların bakış açısından o gün tutuklu bulunan
kadınların gördüğü insanlık dışı muameleler anlatılıyor.
The documentary Eylül’ün Kadın Yüzleri shows the torture of women prisoners in
Di yarbakır Prison after the Military Coup of September 12, 1980, with the
testimo nies and statements of those who lived personally. After the 34 years
that have passed since the coup, for the first time, the inhumane treatment
experienced by the women who were detained that day is described from the point
of view of women.
3. Ayvalık Film Festivali, Uzun Belgesel ve Kurmaca Panorama Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2014
13. Filmmor Uluslararası Gezici Kadın Filmleri Festivali, Kadınların Sineması Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2015
2. Zeugma Film Festivali, Belgeseller Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2014
18. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Gösterim Seçkisi. 2015
5. Nar Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2015
10. Boston Türk Belgesel ve Kısa Film Yarışması, Finalist ve Gösterim Seçkisi.
2015
1. Akdeniz Belgesel Film Günleri, Gösterim Seçkisi. 2015
4. Filmamed Belgesel Film Festivali, Kadın Filmleri Bölümü, Gösterim Seçkisi.
2016
6. Kadın Yönetmenler Festivali, Dünya Panorama Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2023
12 Eylül Hikayelerini Kadınlar Anlatacak
12 Eylül'ü çok farklı açılardan yaşamış 32 kadınla yapılan röportajlardan oluşan
“Eylül’ün Kadın Yüzleri” belgesel filminin ilk gösterimi anlatıcılarının da
katılımıyla 25 Nisan’da.
12 Eylül’ ü bugüne kadar hep erkekler anlattı. Bu kez söz sırası kadınlarda.
12 Eylül'ü çok farklı açılardan yaşamış 32 kadınla yapılan röportajlardan oluşan
“Eylül’ün Kadın Yüzleri” belgesel filminin ilk gösterimi anlatıcılarının da
katılımıyla 25 Nisan’da gerçekleşecek.
Yapımcılığını Günebakan Film’ in, yönetmenliğini A. Ayben Altunç’ un yaptığı
film, dört yıl Süren çalışmaların ardından Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği ve
KADAV-Kadınlarla Dayanışma Vakfı’nın katkılarıyla gösterilecek.
Tarih- 25 Nisan 2014, Cuma saat 19.30
Yer- Şişli Kent Kültür Merkezi, İstanbul
Filmde anlatılarıyla yer alanlar- Ümide Aysu Çelik, Nevay Samer, Feyza Zeybek,
Aysel Hoşgit, İkbal Kaynar, Ülfet Taylı, Yeter Özdemir Şahin, Gülnur Aksop,
Özlem Eren Türkmen, Filiz Karakuş, Gaye Boralıoğlu, Demet Demir, Şükran İrençin,
Nur Sürer, Leman Fırtına, Cemile Çakır, Zeynep Oral, Melek Ulagay Taylan, Oya
Baydar, Hacer Arıkan, Bircan Şahin, Ayşegül Devecioğlu, Mukaddes E. Çelik, Filiz
Ağın, İkbal Eren, Elmas Eren, Seza Mis Horuz, Anais Martin, Sevim Belli, Melike
Demirağ, Mevlüde Acar, Gültan Kışanak.
bianet.org
Eylül'ün Kadın Yüzleri
12 Eylül hikayelerini bu kez kadınlar anlattı...
Yönetmenliğini A. Ayben Altunç'un yaptığı "Eylül'ün Kadın Yüzleri" belgesel
filmi, izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
Yapımcılığını Günebakan Film'in üstlendiği film, 4 yılda hazırlandı.
Filmde 12 Eylül darbesinin mağduru kadınlardan Ümide Aysu Çelik, Nevay Samer,
Feyza Zeybek, Aysel Hoşgit, İkbal Kaynar, Ülfet Taylı, Yeter Özdemir Şahin,
Gülnur Aksop, Özlem Eren Türkmen, Filiz Karakuş, Gaye Boralıoğlu, Demet Demir,
Şükran İrençin, Nur Sürer, Leman Fırtına, Cemile Çakır, Zeynep Oral, Melek
Ulagay Taylan, Oya Baydar, Hacer Arıkan, Bircan Şahin, Ayşegül Devecioğlu,
Mukaddes Erdoğdu Çelik, Filiz Ağın, İkbal Eren, Elmas Eren, Seza Mis Horuz,
Anais Martin, Sevim Belli, Melike Demirağ, Mevlüde Acar ve Gültan Kışanak
tanıklıklarıyla yer alıyor.
Filmin ilk gösterimi anlatıcılarının da katılımıyla 25 Nisan Cuma günü saat
19.30'da Şişli Kent Kültür Merkezi'nde yapılacak.
Filmin duyuru metninde şöyle denildi- "12 Eylül'ü bugüne kadar hep erkekler
anlattı. Bu kez söz sırası kadınlarda. O dönemi her yönüyle yaşamış 32 kadın;
yaşadıklarını, bugüne kadar kimseye anlatmadıklarını içtenlikle anlattılar. O
dönemde gencecik kadınlar olarak cezaevi ile tanışanlar, haksız yere işlerinden
atılanlar, fişlenenler; şimdi sanatçı, yazar, milletvekili oldular. Anneler,
eşler, kardeşler cezaevi kapılarında örgütlendiler. Güçlerini birleştirdiler,
İnsan Hakları Derneği'ni kurdular. Kadınlar önce kadın olduklarının bilincine
vardılar ve hakları için bir araya geldiler. Filmimiz zulmün en karanlık yerinde
bile umutlarını kaybetmeyen, direnen insanların öykülerini anlatmaya aracılık
etti. İşte bütün bu süreçleri; yaşayanlara hatırlatmak, genç kuşaklara ise
anlatmak istedik. "Eylül'ün Kadın Yüzleri", 12 Eylül darbesiyle daha yeni yeni
yüzleşilmeye çalışıldığı, sorumlularının yargı önüne çıkarıldığı bir dönemde,
çok önemli bir boşluğu dolduracağına ve geçmişin aydınlatılması yolunda değerli
bir katkı sunacağına inanıyoruz. Dudaklarınızda buruk bir gülümseme,
gözlerinizde iki damla yaş bırakırsak; bunlar hep o günler unutulmasın ve tekrar
yaşanmasın diyedir."
etha.com.tr
Etkin Haber Ajansı
22 Nisan 2014
'Eylül'ün Kadın Yüzleri'nin gösterimi yapıldı
12 Eylül askeri darbe döneminde cezaevlerinde kadınlara uygulanan şiddeti
anlatan "Eylül'ün Kadın Yüzleri" adlı belgesel filmin ilk gösterimi İstanbul'da
yapıldı.
Yönetmenliğini Ayşe Ayben Altunç'un yaptığı, 12 Eylül askeri darbe döneminde ve
sonrasında kadınların cezaevi ve gözaltılarda yaşadıkları şiddet, cinsel taciz
ve tecavüzleri anlatan "Eylül'ün Kadın Yüzleri" adlı belgesel filmin ilk
gösterimi, Şişli Kent Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Gösterime, kayıp
yakınları ve belgeselde yaşadıklarını anlatan kadınların yanı sıra çok sayıda
izleyici katıldı. Belgesel film gösterimi yapılan saygı duruşu ile başladı.
Gösterim öncesi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak'ın 12
Eylül askeri darbe döneminde cezaevinde yaşadıklarını anlatan mesajı okundu.
Kışanak, mesajında 12 Eylül askeri darbesinin tüm Türkiye halkları ile birlikte
toplumsal kaygıları, siyasal, sosyal, emek ve sanat alanında dillendirilen
eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren kadınları da tahakküm altına almak
istediğini belirtti. Kışanak mesajında ayrıca kadınların büyük direnişine dikkat
çekerek, "Kadınların her biri olduğu yerden onur mücadelesi vererek 12 Eylül'ü
büyük bir direniş destanına dönüştürdü" dedi.
Kışanak, mesajında darbelerin ve siyasete müdahalenin tartışıldığı bir ortamda
hakikat ve yüzleşmenin ölçütlerinden birinin de 12 Eylül'de yaşanan zulme
yaklaşım olduğunu ifade ederek, 12 Eylül'den Kürt halkının bir direnişle,
kadınların feminist hareketlerle, çevrecilerin ekolojik mücadeleyle çıktıklarını
dile getirdi. Bu zulmün hikayeleri, romanları, belgeselleri, filmleri ve sanatın
her alanında daha fazla emeğe, sosyal bilimler alanında ise daha fazla
irdelenmeye muhtaç olduğunu kaydeden Kışanak, belgeselin yönetmeni Ayşe Ayben
Altunç şahsında emeği geçen herkesi kutladığını belirtti.
Ardından belgesel filmin gösterimi yapıldı. Seyircilerin gözyaşlarıyla
izledikleri belgeselin bitiminde belgeselde yaşadıklarını anlatan kadınlar
sahneye çıkarak Duygu ve düşüncelerini dile getirdi.
'Cezaevinde gördüğümüzü şiddeti bugün sokaklarda görüyoruz'
Kadınlardan Paris'te katledilen Kürt siyasetçi Sakine Cansız'la 6 yıl aynı
cezaevinde tutulan Mevlüde Acar, "Sara direnişimizin simgesi oldu. O çok
şefkatli ve yiğit bir kadındı. Biz mücadelemizde hiç yılmadık ve yılmayacağız. O
gün işkence ve şiddeti cezaevlerinde görüyorduk. Bugün ise sokaklarda ölümle
karşılaşır hale geldik. Ama artık susmuyoruz ve susmayacağız" dedi.
Etkinlik belgesel filmin gösteriminin ardından düzenlenen kokteyl ile sona erdi.
12 Eylül'ün kadın yüzleri
12eylulkadinyuzuBugüne kadar 12 Eylül'e ilişkin ağırlıklı olarak erkekler
konuştu. Oysa, kadınlar da 12 Eylül'ün mağduru oldu, bu vahşete karşı direndi.
A. Ayben Altunç'un çektiği belgesel, 12 Eylül'ün görünmeyen kadınlarını
anlatıyor. "12 Eylül'ün Kadın Yüzleri" belgeseli, yönetmenin dediği gibi,
"Kadınlar, darbeye karşı yenilmedi" diyor.
Yönetmenliğini A. Ayben Altunç'un yaptığı "Eylül'ün Kadın Yüzleri" belgesel
filmi, izleyiciyle buluştu.
Şişli Kent Kültür Merkezi'ndeki galaya ilgi yüksek oldu. Gösterime, belgeselde
12 Eylül tanıklıklarını anlatan kadınlar da katıldı.
Belgesel, "12 Eylül'ü bugüne kadar hep erkekler anlattı. Bu kez söz sırası
kadınlarda" ilkesiyle yola çıkılarak hazırlanmış.
O dönemi her yönüyle yaşamış 32 kadın, yaşadıklarını tüm içtenlikleri ve
sadelikleri ile anlatıyor.
Filmde anlatılarıyla yer alanlar- Ümide Aysu Çelik, Nevay Samer, Feyza Zeybek,
Aysel Hoşgit, İkbal Kaynar, Ülfet Taylı, Yeter Özdemir Şahin, Gülnur Aksop,
Özlem Eren Türkmen, Filiz Karakuş, Gaye Boralıoğlu, Demet Demir, Şükran İrençin,
Nur Sürer, Leman Fırtına, Cemile Çakır, Zeynep Oral, Melek Ulagay Taylan, Oya
Baydar, Hacer Arıkan, Bircan Şahin, Ayşegül Devecioğlu, Mukaddes E. Çelik, Filiz
Ağın, İkbal Eren, Elmas Eren, Seza Mis Horuz, Anais Martin, Sevim Belli, Melike
Demirağ, Mevlüde Acar, Gültan Kışanak.
Film, 12 Eylül öncesinde devrimci mücadele içinde yer alan kadınların, kendi
durumlarını tanımlamalarıyla başlıyor. Anlatının ortak noktası, "Mücadelede
vardık ancak emeğimiz, aklımız, cesaretimiz görünmüyordu."
Ardından 12 Eylül'ün nasıl yaşandığı, öfke, hüzün, acı, neşe, kederle, insanın
tüm hallerini içeren duygularla anlatılıyor.
Kadınların son sözleri ise; "Hala tünelin sonunda bir ışık var", "Biz kazandık",
"Mücadelemiz sürüyor" oluyor.
Yönetmen A. Ayben Altunç, daha önce Cemal Süreyya'nın hayatını belgesel olarak
beyaz perdeye aktarmış. 12 Eylül'ün Kadın Yüzleri ise ilk politik içerikli
çalışması.
"12 Eylül döneminde yaşananlar unutulmasın ve bir daha yaşanmasın" diye filmi
çektiğini anlatıyor.
32 kadını uzun uzun dinleyen yönetmen Altunç'un çıkardığı sonuç ise, "Kadınların
12 Eylül'e, darbeye hiçbir şekilde yenilmemiş" olduğu gerçeği.
Altunç, "Ayrıca oradan kadın hareketinin filizlendiği, o kadınların yeni kuşak
feministleri yetiştirdiği ve o kavganın o kadınların üstünden devam ettiği"
diyor.
Galaya katılan ve belgeselde tanıklığını anlatan Melek Ulagay Taylan'ın; "12
Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde Esat Oktay Yıldıran'ın köpeğinin
konulduğu yerde tutulan Gültan Kışanak, bugün Diyarbakır'a belediye başkanı
oldu" sözü de, 12 Eylül'ün kadınları yenemediğini gösteriyor.
RUKEN Adalı
DİHA, 26 Nis2014
rojevakurdistan.org
'Kürt değil Türk'üm demediğim için köpek kulübesinde 6 ay hücre cezası aldım'
Gülten Kışanak- Düriye Ana Türkçe bilmediği ve Kürtçe konuştuğu için onu
yanındaki tutsakla beraber döverlerdi. Sonra da ‘Düriye Ana’ya 1 haftada Türkçe
öğreteceksin’ derlerdi
'Kürt değil Türk'üm demediğim için köpek kulübesinde 6 ay hücre cezası aldım'
‘Eylül’ün Kadın Yüzleri’ belgeselinde, 12 Eylül döneminde gördüğü işkencelerin
ruhunda derin yaralar açtığını belirten Gülten Kışanak, “Hâlâ vücudumda fiziksel
izlerini taşıyorum” dedi. Kışanak, “Biz Türkiye’deki diğer insanlar gibi darbe
olduğunu TRT’den öğrenmedik. Diyarbakır Cezaevi’nde dayak yiyerek öğrendik” diye
konuştu.
Kışanak, "Cezaevi Müdürü Yüzbaşı Esat Oktay bana 6 ay boyunca köpeği Jo’nun
kaldığı kulübede ‘Ben Kürt değilim Türk’üm’ demediğim için hücre cezası verdi"
dedi.
Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak, 12 Eylül döneminde Diyarbakır 5
Nolu cezaevi’ndeki işkencenin ayrıntılarını ilk kez ‘Eylül’ün Kadın Yüzleri’
belgeselinde anlattı.
Yönetmen Ayşe Ayben Altunç, 12 Eylül darbe döneminde Diyarbakır Cezaevi’deki
kadın tutukluların yaşadıklarını beyazperdeye taşıdı. ‘Eylül’ün Kadın Yüzleri’
adlı belgeselde 32 kadının gördüğü insanlık dışı muamelelerin anlatıldığı
bölümlerde, kadınların yaşadıklarını 34 yıl sonra bile anlatırken güçlük çekip
zaman zaman ‘Kesebilir miyiz?’ demeleri dikkat çekti.
Belgeselin en önemli sürprizi ise Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı
Gültan Kışanak’ın Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’ndeki 2 yıllık zorlu hapis sürecini
tüm ayrıntılarıyla ilk kez anlatmasıydı. 12 Eylül sabahını, “Biz Türkiye’deki
diğer insanlar gibi darbe olduğunu TRT’den öğrenmedik. Diyarbakır Cezaevi’nde
dayak yiyerek öğrendik” sözleriyle tanımlayan Kışanak şöyle devam etti- “Çok
dayak yedik. Mazgallardan izlenirdik. Mahremiyet diye bir şey yoktu. Şak diye
kapı açılır Esat Oktay (Cezaevi Müdürü Yüzbaşı) köpeği ile beraber içeri
girerdi. Saatlerce bağırırdı, ‘Burası kadın koğuşu burası bizim namusumuz’ diye.
Esat Oktay bana 6 ay boyunca köpeği Jo’nun kaldığı kulübede ‘Ben Kürt değilim
Türk’üm’ demediğim için hücre cezası verdi. Yaşadıklarım ruhumun derinliklerinde
derin yaralar açtı. Hâlâ vücudumda fiziksel izlerini taşıyorum. Ayak
bileklerimde söndürülen sigaraların izleri, falaka izleri hâlâ duruyor.”
‘Düriye Ana 2 yıl konuşmadı’
Kışanak, aynı koğuşta kaldığı Düriye isimli yaşlı bir tutuklu kadının
yaşadıklarına ilişkin de şunları anlattı- “Düriye Ana Türkçe bilmediği ve Kürtçe
konuştuğu için onu yanındaki tutsakla beraber döverlerdi. Sonra da ‘Düriye
Ana’ya 1 haftada Türkçe öğreteceksin’ derlerdi. 1 haftada öğretmek imkansız
olduğu için öğretemediğimizden bir daha döverlerdi. Düriye Ana 2 yıl konuşamadı.
Sayımlarda Düriye Ana’nın yanında olanı da döverlerdi. Biz de Düriye Ana’nın
sayıma kalkmamasını önerdik ama kabul edilmedi. Bunun üzerine her gün sırayla
birimiz Düriye Ana’nın yanında durduk. Böylece hepimiz sırayla dayak yemiş
olduk.”
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir televizyon programında Kışanak’ın
yaşadıklarına ilişkin şunları söylemişti- “Ben bir BDP’li kadın milletvekiline
çok kızıyordum, çok beddua ediyordum. Onunla ilgili bir hatırayı dinledim artık
kızmıyorum. Çünkü 17 yaşındaki bir genç kızken Diyarbakır Cezaevi’nde o kadar
ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki o kadar kendisini zorlamışlar ki ben de
aklıma gelse dağa çıkardım.”
12 Eylül’ün tanığı ve mağduru 32 kadının anlatımlarında yer alan bazı ifadeler
şöyle:
- “Elektrik dâhil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel
işkenceydi.”
- “Tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar.”
- “Kocasının yanına getirdiler kadını, sordular ‘Kim bunun kocası’ ardından da
‘Şimdi tecavüz etmeye götürüyoruz’ dediler.”
- “Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, ‘gez’
diyorlardı.”
- “Sütyenlerimize elektrik veriyorlardı.”
- “Banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelirler ve bize baka baka mastürbasyon
yaparlardı.”
- “En büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti”
- “11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini
ona dinletmişlerdi.”
- “Lağım sularının içine zorla kadınları soktular.”
- “Serbest bırakıldım ve eve gittim. Beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk
dediği şey, ‘Bunca yıl ,neredeydin?’ olup, kızlık muayenesine götürdü.”
haberyirmibir.com
27 Nisan 2014
Kanlı etekleriyle dolaştırdılar
Yönetmen Ayşe Ayben Altunç'un 12 Eylül askeri darbe döneminde Diyarbakır
Cezaevi'ndeki kadın tutukluların yaşadıklarını beyaz perdeye taşıdığı "Eylül'ün
Kadın Yüzleri" adlı belgesel izleyiciyle buluştu.
Bugüne kadar 12 Eylül’e ilişkin ağırlıklı olarak erkekler konuştu. Oysa,
kadınlar da 12 Eylül’ün mağduru oldu, bu vahşete karşı direndi. Ayşe Ayben
Altunç’un çektiği belgesel, 12 Eylül’ün görünmeyen kadınlarını anlatıyor. "12
Eylül’ün Kadın Yüzleri" belgeseli, yönetmenin dediği gibi, "Kadınlar, darbeye
karşı yenilmedi" diyor.
Kadınlık tarihine şimdiden adını yazdıran bu belgesel, Şişli Kent Kültür
Merkezi'ndeki galada ilk kez gösterildi. Büyük ilgi gören gala gecesinde,
belgeselde 12 Eylül'e tanıklık eden 32 kadının gördüğü insanlık dışı
muamelelerin anlatıldığı bölümler tüleri ürpertti.
Kadınların yaşadıklarını 34 yıl sonra bile anlatırken güçlük çekip zaman zaman
"kesebilir miyiz?" demeleri dikkat çekti.
12 Eylül’ün tanığı ve mağduru 32 kadının anlattımlarında yer alan bazı ifadeler
şöyle:
- “Elektrik dahil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel
işkenceydi.”
- “Tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar.”
- “Kocasının yanına getirdiler kadını, sordular ‘Kim bunun kocası’ ardından da
‘Şimdi tecavüz etmeye götürüyoruz’ dediler.”
- “Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, ‘gez’
diyorlardı.”
- “Sütyenlerimize elektrik veriyorlardı.”
- “Banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelirler ve bize baka baka mastürbasyon
yaparlardı.”
- “En büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti”
- “11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini
ona dinletmişlerdi.”
- “Lağım sularının içine zorla kadınları soktular.”
- “Serbest bırakıldım ve eve gittim. Beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk
dediği şey, ‘Bunca yıl neredeydin?’ olup, kızlık muayenesine götürdü.”
"12 EYLÜL HALA DEVAM EDİYOR"
Melike Demirağ, 12 Eylül'ün hala devam ettiğine dikkat çekti, "Mücadele sürmeli"
dedi.
Ümide Aysu Çelik, "Kadınlar olarak hep vardık. Bu belgesel bunu, varlığımızı
gösterdi" diye konuştu.
Annelerin cezaevi kapılarında yürüttüğü mücadeleyi anlatan Leman Fırtına ise
"Yılmayacaksınız. Yılıp mücadeleyi bırakırsanız sizi asla affetmem" dedi.
Fırtına'nın sözleri uzun süre alkışlandı.
Seza Mis Horuz, "Çektiğimiz acılar boşuna değildir. Bir daha bu tür
belgesellerin yapılmamasının taşlarını döşüyoruz" dedi.
12 Eylül'ün ilk kaybı olan Hayrettin Eren'in ablası İkbal Eren, Cumartesi
Anneleri'nin mücadelesini hatırlattı, "Katillerimizle içiçe yaşıyoruz, onlarla
aynı otobüse biniyoruz. Buna son vermek için sizi her Cumartesi günü
Galatasaray'a bekliyoruz" diye konuştu.
Melek Ulagay Taylan, Diyarbakır Cezaevi'ni hatırlattı, "12 Eylül döneminde
Diyarbakır Cezaevi'nde Esat Oktay Yıldıran'ın köpeğinin konulduğu yerde tutulan
Gültan Kışanak, bugün Diyarbakır'a belediye başkanı oldu. Kadınlar yenilmedi"
dedi.
GÜLTAN KIŞANAK'A KÖPEK KULÜBESİNDE HÜCRE CEZASI
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gülktan Kışanak da , Diyarbakır 5 Nolu
Cezaevi'ndeki 2 yılık zorlu hapis sürecini anlatırken, "12 Eylül sabahı darbe
olduğunu biz Türkiye'deki diğer insanlar gibi TRT'den öğrenmedik. Diyarbakır
Cezaevi'nde dayak yiyerek öğrendik" dedi.
Kışanak şöyle devam etti-
“Çok dayak yedik. Mazgallardan izlenirdik. Mahremiyet diye bir şey yoktu. Şak
diye kapı açılır Esat Oktay (Cezaevi Müdürü Yüzbaşı) köpeği ile beraber içeri
girerdi. Saatlerce bağırırdı, ‘Burası kadın koğuşu burası bizim namusumuz’ diye.
Esat Oktay bana 6 ay boyunca köpeği Jo’nun kaldığı kulübede ‘Ben Kürt değilim
Türk’üm’ demediğim için hücre cezası verdi. Yaşadıklarım ruhumun derinliklerinde
derin yaralar açtı. Hâlâ vücudumda fiziksel izlerini taşıyorum. Ayak
bileklerimde söndürülen sigaraların izleri, falaka izleri hâlâ duruyor.”
"DÜRİYE ANA İKİ YIL KONUŞMADI"
Kışanak, aynı koğuşta kaldığı Düriye isimli yaşlı bir tutuklu kadının
yaşadıklarına ilişkin de şunları anlattı-
“Düriye Ana Türkçe bilmediği ve Kürtçe konuştuğu için onu yanındaki tutsakla
beraber döverlerdi. Sonra da ‘Düriye Ana’ya 1 haftada Türkçe öğreteceksin’
derlerdi. 1 haftada öğretmek imkansız olduğu için öğretemediğimizden bir daha
döverlerdi. Düriye Ana 2 yıl konuşamadı. Sayımlarda Düriye Ana’nın yanında olanı
da döverlerdi. Biz de Düriye Ana’nın sayıma kalkmamasını önerdik ama kabul
edilmedi. Bunun üzerine her gün sırayla birimiz Düriye Ana’nın yanında durduk.
Böylece hepimiz sırayla dayak yemiş olduk.”
ARINÇ, KIŞANAK'A HAK VERMİŞTİ
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bir televizyon programında Kışanak’ın
yaşadıklarına ilişkin şunları söylemişti-
“Ben bir BDP’li kadın milletvekiline çok kızıyordum, çok beddua ediyordum.
Onunla ilgili bir hatırayı dinledim artık kızmıyorum. Çünkü 17 yaşındaki bir
genç kızken Diyarbakır Cezaevi’nde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki
o kadar kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım.” (etha-
Damla Yur/ Milliyet)
kazete.com.tr
Eylül'ün Kadın Yüzleri Belgesel filmi, 5 Aralık 2014 Cuma günü saat 20.00'de
Caddebostan Kültür Merkezi'nde (CKM) gösterilecektir.