Yapım Tarihi - 2006
Süre - 00:30:00
Bölüm Sayısı - 2
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - İlkgün Serdar
Yapımcı - Murat Bardakçı
Kameraman - Serdal Taşkın, Barış ALADAR
Post Production - Non StopProduction
Montaj - Özgü Kurt
Metin - Murat Bardakçı
Seslendiren - Müşfik KENTER, Mazlum Kiper, Meral Babacan, Can BAŞAK, Canan
SANAN, Murat Bardakçı
Jenerik Müziği - Nikriz Peşrevi
80 yıl boyunca suskun kalan Son Osmanlılar ilk kez konuşuyorlar.
Kanal D’de, önümüzdeki 18 Ocak Çarşamba gününden itibaren benim hazırladığım
dört bölümlük bir belgesel yayınlanacak- "Son Osmanlılar"...
Belgeselin konusunu Fatih’in, Yavuz’un ve Kanuni’nin soyundan gelen hanedan
mensuplarının 1924 Mart’ında Türkiye’den sürgüne gönderilmelerinden sonra
yaşadıkları, filmlere taş çıkartacak derecede macerayla ve ıstırapla yüklü
gurbet öyküleri oluşturuyor. Hanedanın başta Neslişah Sultan olmak üzere
gazetelerden ve özellikle de televizyonlardan bugüne kadar hep uzak durmuş olan
birçok mensubu ilk defa bu belgesel için kamera karşısına geçtiler ve
Osmanoğulları’nın imparatorluğun yıkılışından sonraki yazılmamış tarihini hikáye
ettiler.
SİRKECİ İstasyonu’ndan bundan 82 yıl önce, 1924’ün 5 Mart akşamı saat sekizde
kalkan Simplon Ekspresi’nin kadınlı-erkekli 100 küsur yolcusu, dönüşü olmayan
bir yolculuğa çıkıyordu.
Yolcuların tamamı Osmanoğlu ailesine, yani Osmanlı Hanedanı’na mensuptu ve Büyük
Millet Meclisi’nin 3 Mart 1924 günü kabul ettiği 431 sayılı kanun uyarınca ve
kanunun ifade ettiği şekilde "Türkiye topraklarında yaşamaktan ebediyyen mahrum
bırakılıp" sürgüne gönderiliyorlardı. Hanedanın Türkiye’deki reisi olan Son
Halife Abdülmecid Efendi, ailesiyle beraber 3 Mart gecesi Türkiye’den zaten
sınırdışı edilmişti.
1924 Mart’ının ortalarına gelindiğinde, Türkiye’de Fatih’in, Yavuz’un ve
Kanuni’nin soyundan gelen artık tek bir kişi bile kalmamış; Sirkeci’den kalkan
Simplon Ekspresi ile yahut Eminönü’nden demir alan Fransız gemileriyle vatandan
ayrılmışlardı.
Gurbete gönderilen Son Osmanlılar erkek, kadın ve çocuk olmak üzere toplam 164
kişiydiler ve sürgün, hanedanın kadınları için 28, erkekleri için 50 sene
boyunca devam etti. Kadınlara 1952’de, erkeklere de 1974’te Türkiye’ye yeniden
dönebilme izni verildi. İleri yaştaki Son Osmanlıların çoğu gurbette bin bir
sıkıntı içerisinde Can vermiş, memleketi terk ettikleri sırada henüz çocuk
olanların saçları ise, dönüş kapıları açıldığında çoktan ağarmıştı.
SARAYI HATIRLAYANLAR
Padişah torunlarının bazıları Türkiye’ye dönüp sıradan vatandaş olarak yaşamaya
başladılar, bir kısmı ise kurulu düzenlerini bozamayarak önceden yerleştikleri
memleketlerde kalmayı ve Türkiye’ye arada bir turist olarak gelmeyi tercih
ettiler.
Dönüşten hemen sonra gazete muhabirleri, ileriki senelerde de televizyoncular,
hanedanın önde gelenlerini, yani "ailenin saray görmüş olan büyüklerini"
konuşturabilmek ve hatıralarını nakledebilmek için büyük çaba gösterdiler. Ama
Osmanoğlu ailesinin hiçbir büyüğü bugüne kadar kameranın önüne geçip maceralı
hayatını anlatmadı ve modern Türkiye hakkında ne düşündüğünü söylemedi. Onlarla
ilgili yazılanlar sadece gittikleri davetlerde yahut katıldıkları toplantılarda
çekilmiş fotoğrafların altındaki birkaç satırdan ibaret kaldı.
Son Osmanlılar’ı maceralı hayatlarının bir TV belgeseli haline getirilmesi için
ikna etme şansı, ilk defa bana nasip oldu.
Bundan 15 sene önce, aynı ismi taşıyan bir kitap çıkartmıştım, kitap çok satan
eserler listesinde uzun müddet kalmıştı ve şimdi arada bir sadece mezatlarda
rastlanan "nadir" bir yayındı.
"Son Osmanlılar" belgeselinin temelini, işte yıllar önce çıkarttığım bu kitap
teşkil etti. Hanedanın başta Neslişah Sultan (Osmanoğlu) olmak üzere
gazetelerden ve özellikle de televizyonlardan senelerden buyana uzak Duran
birçok mensubu sağ olsunlar, konuyu kalıcı bir TV belgeseli haline getirme
ricamı kırmadılar ve maceralı hayatlarının bütün ayrıntılarını kameraya
anlattılar.
Elimde, Osmanoğlu ailesi ile ilgili olarak fotoğraftan filme ve belgeden
hátırata kadar zaten bir hayli doküman vardı. Bu belgeler ve şimdi hayatta
olmayan hanedan mensuplarıyla seneler önce yaptığım özel çekimlerin bazı
bölümleri, sürgünü bütün ıstırabıyla yaşayan ve belgesele konuşan padişah
torunlarının görüntülerinin arasına yerleştirildi. Ortaya böylece benim
yapımcılığımda ve tecrübeli televizyoncu İlk gün Serdar’ın yönetmenliğinde
ilginç, duygusal ve gündeme ilk defa gelecek olan bilgilerle dolu dört bölümlük
bir belgesel çıktı- "Son Osmanlılar"...
"Son Osmanlılar", önümüzdeki 18 Ocak Çarşamba gününden itibaren dört hafta
boyunca, her çarşamba gecesi Kanal D’de yayınlanacak. Osmanlı Hanedanı’nın
"reisi", yani Türkiye’de bugün cumhuriyet rejimi yerine Osmanlı idaresi devam
etseydi tahta geçecek olan Şehzade Osman Ertuğrul Efendi, Son Padişah Sultan
Vahideddin ile Son Halife Abdülmecid Efendi’nin torunları Neslişah ve Neclá
Sultanlar, hanedanın artık hayatta olmayan eski reisi Şehzade Mehmed Orhan
Efendi, Sultan Vahideddin’in torunu Hümeyra Hanımsultan (Özbaş) ve ailenin daha
birçok mensubu, izleyicilere Osmanoğulları’nın, imparatorluğun yıkılış
sonrasındaki yazılmamış tarihini hikáye edecekler.
HÜRRİYET VE KANAL D’DE
Hürriyet’te de, yarından itibaren Son Osmanlılar belgeseli ile aynı ismi taşıyan
üç günlük bir yazı dizisine başlayacağım. Dizide belgeselin tanıtımının yanısıra
bugüne kadar hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğraflarla dokümanlar yeralacak,
tarihten futbola uzanan şaşırtıcı bağlantılar ve hattá gözlerinizi yaşartacak
derecede Duygu yüklü hadiseler anlatılacak.
Bütün bu yayınlardan önce, bir konuya açıklık getirmem gerekiyor- Son Osmanlılar
belgeseli ve dizisi senelerden buyana aramızda sessizce yaşayan bir grup insanın
yarım asır boyunca devam etmiş ve filmlere taş çıkartacak derecede macerayla ve
ıstırapla yüklü sürgününün öyküsüdür. Ama bu macera siyasi değil insanidir;
"Osmanlı hayali" ile alákası yoktur ve üzüntülerle, heyecanlarla ve hayal
kırıklıklarıyla doludur.
BELGESELDE NELER Var?
Padişah torununa polis sorgusu- Halife dedelerin Müslüman mıydı?
Hürriyet’te yarın, Kanal D’de de önümüzdeki çarşamba günü yayınlanmaya
başlayacak olan ve Osmanlı Tarihi’nin bir yerde "yıkılış sonrası öyküsü" olan
"Son Osmanlılar" belgeseli, 600 sene devam eden bir devlet kuran Osmanoğlu
ailesinin yarım asırlık sürgün dramından anekdotlar veriyor.
İşte, dizide ve belgeselde yer alan konulardan bazıları:
Neslişah Sultan’a, 1950’lerin sonunda Türk vatandaşlığına geçmesi sırasında
Sirkeci’deki Sansaryan Hanı’nda bulunan Emniyet Müdürlüğü’nde sorulan soru-
"Büyükbabalarınız Sultan Vahideddin ile Abdülmecid Efendi’nin dinleri neydi?
Müslüman mıydılar?"... Sultan’ın cevabı- "Her ikisi de Halife idi, utanın!"
İkinci Abdülhamid’in 1994’te Fransa’nın Nice şehrinde vefat eden torunu ve
Osmanlı tahtının várisi Şehzade Mehmed Orhan Osmanoğlu’nun cenazesi, Nice Umumi
Mezarlığı’nda parasızlık yüzünden, üzerlerinde haçların yükseldiği Hıristiyan
mezarlarının arasına defnedildi.
Sürgün yıllarında acı bir şekilde Can veren Osmanlı şehzadeleri... Sultan
Reşad’ın torunu Şehzade Namık Efendi’nin hayatı Kahire’nin Tora Zindanı’nda
noktalandı, Abdülhamid’in İkinci Dünya Savaşı öncesinde Türkistan İmparatoru
olmaya çalışan torunu Şehzade Abdülkerim Efendi de New York’ta Japon Gizli
servisinin kurşunlarına hedef oldu.
Sultan Vahideddin’in kızı Sabiha Sultan’ın yayınlanmamış hatıralarından-
"Türkiye’de bugün Cumhuriyet kurulmuş, ailemiz vazifesini yapıp geçmiştir.
İmparatorluk ayrı bir devirdi, fakat o da Türk’ün idi, bugünkü Cumhuriyet de
Türk’ün malıdır".
Osmanlı Hanedanı’nın New York’ta yaşayan reisi Şehzade Osman Ertuğrul Efendi
anlatıyor- "Mustafa Kemal Paşa bizi sürgüne göndermek zorundaydı, zira
göndermeseydi yapmak istediklerini yapamazdı."
Neslişah Sultan’ın Duygu yüklü konuşması- "Sürgünde seneler boyunca yanımda bir
avuç İstanbul toprağı olmasını istedim, bir türlü temin edemedim ama İstanbul’a
nihayet kendim dönebildim. Şimdi sokağa çıktığımda güzel ne varsa dedelerim
tarafından yapılmış olduğunu görüyorum ve bu toprağa ait olmakla iftihar
ediyorum."
Müşfik Kenter okudu biz de oturup çaldık
"SON Osmanlılar" belgeselini önemli bir sanatçı, Müşfik Kenter seslendirdi.
Tarihe mal olmuş bir hanedanın hüzünlü hikáyesini, Kenter’in o hüznü tam olarak
aksettiren sesinden dinleyeceksiniz.
Belgeselin müziklerini ise, Türk Müziği’nin iki seçkin icracısıyla, viyolonselci
Uğur Işık ve kemençeci Derya Türkan ile beraber yaptık. Hem jenerikte, hem de
tema müziklerinde alışılmamış bir yol izledik ve Klasik Türk Müziği’nin az
bilinen bazı eserlerini değişik bir yorumla seslendirdik.
Eski bir elyazmasından günümüz notasına aktardığım 17. yüzyıldan kalma "Nikriz"
makamındaki bestecisi bilinmeyen bir peşrevi jenerik olarak seçtik ve peşrevin
icrasına ben de tamburumla katıldım. 1930’lu yılların unutulmaz bestekárı
Kapdanizade Ali Rıza Bey’in bundan senelerce önce ilk defa benim tarafımdan icra
ettirilen "Denizde Akşam" isimli zarif şarkısını da Uğur Işık ve Derya Türkan
enstrümantal olarak seslendirdiler. Işık ve Türkan ikilisi, ölüm temalarında
Nedim Ağa’nın 1840’larda bestelediği Sultaniyegáh makamındaki saz semaisini
modern bir anlayışla yorumlarlarken, dizinin gerilimli bölümlerinde de ortak
eserleri olan "Sürgün" isimli parçayı kullandılar.
"Son Osmanlılar"ın jeneriğiyle tema müzikleri, zannedersem, belgesellerde klasik
müziğimizden nasıl istifade edileceğini de gösterir mahiyettedir.
Kaynak
15 Ocak 2006
Murat Bardakçı
mbardakci @ hurriyet.com.tr
‘Son Osmanlılar’ ülkelerine dönüyor
Yapımcılığını Murat Bardakçı’nın yönetmenliğini İlkgün Serdar’ın üstlendiği “Son
Osmanlılar” adlı belgeselin ilk bölümü bu akşam ekrana gelecek.
Çekimleri İstanbul, New York, Nice (Fransa) ve San Remo’da (İtalya) tamamlanan
“Son Osmanlılar”, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 3 Mart 1924 günü kabul ettiği
431 sayılı kanun uyarınca aynı gün Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına
çıkarılan ve ülkeye dönmelerine tam 50 yıl sonra izin verilen Osmanlı
Hanedanı’nın sürgün öyküsünü anlatıyor.
Çekimleri İstanbul, New York, Nice (Fransa) ve San Remo’da (İtalya) yapılan “Son
Osmanlılar”da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 3 Mart 1924 günü kabul ettiği
431 sayılı kanun uyarınca aynı gün Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına
çıkartılan Osmanlı Hanedanı’nın sürgün öyküsü anlatılıyor. Belgeselde Osmanlı
Hanedanı’nın reisi Şehzade Osman Ertuğrul Efendi ve Neslişah Sultan gibi önde
gelen mensuplarının konuşmalarının yanı sıra şu anda hayatta bulunmayan çok
sayıda şehzade ve sultanın yaşadıkları anlatılıyor.
Kanal D, 23.45, 25.01.2006
Son Osmanlılar
Yapımcılığını Murat Bardakçı’nın üstlendiği, yönetmenliğini İlkgün Serdar’ın
yaptığı “Son Osmanlılar” belgeseli bu gece 2. bölümü ile Kanal D’de ekrana
geliyor. Müşfik Kenter’in seslendirdiği, müziklerini Derya Türkan - Uğur Işık’ın
yaptığı belgesel, İstanbul, New York, Nice (Fransa) ve San Remo’da (İtalya)
çekildi.
“Son Osmanlılar”, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 3 Mart 1924 günü kabul ettiği
431 sayılı kanun uyarınca aynı gün Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına
çıkartılan ve ülkeye dönmelerine tam 50 yıl sonra izin verilen Osmanlı
Hanedanı’nın sürgün öyküsüdür. Belgesel hiçbir siyasi içerik taşımamakta ve
sadece insani konulara değinmektedir.
Osmanlı Hanedanı’nın önde gelen mensupları ve özellikle 1924 sürgününü yaşamış
olanlar bugüne kadar basın organlarına ve televizyonlara konuşmadılar, Osmanlı
İmparatorluğu’nun son günlerini ve sürgün öykülerini hiçbir zaman dile
getirmediler.
Hanedan mensupları Türkiye’den sınırdışı edilnelerinin öyküsünü, sürgündeki
hayatlarını ve çektikleri acılarla üzüntüleri 80 yıldan buyana ilk kez kamera
karşısına geçerek “Son Osmanlılar” belgeseli için anlattılar.
Belgeselde Osmanlı Hanedanı’nın reisi Şehzade Osman Ertuğrul Efendi ve Neslişah
Sultan gibi önde gelen mensuplarının konuşmalarının yanısıra şu anda hayatta
bulunmayan çok sayıda şehzade ve sultanın Murat Bardakçı tarafından geçmiş
yıllarda özel olarak çekilmiş görüntüleri, konuşmaları ve hanedanla ilgili
olarak bugüne kadar hiçbir yerde yayınlanmamış çok sayıda belge yeralmaktadır.
Bu çekimler arasında hanedan mensuplarının Nice, Şam ve San Remo gibi bazı
sürgün mekânlarının görüntüleri de vardır.