Şimdi Geçti Buradan




Yapım Tarihi - 2005
Süre - 01:00:00 (29' versiyonu vardır)
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Mesut Kara
Yapımcı - Mesut Kara
Senaryo - Mesut Kara
Görüntü Yönetmeni - Mesut Kara
Müzik - Diler Ebeperi
Kurgu - Mesut Kara, Uğur Aydedim

“Erkan Yücel de, birçok çağdaşı gibi, sanatı sadece sınırlamalar, baskılar, ilgisizlikler, mahpusluklar, yokluklarla karşılamayı seven bir dönemde yaşadı.  Bütün bu acılardan payını bol bol aldı. Tüm yaşam tutkusuna, mizah duygusuna karşın, bu acıların hepsini çekti. Gene birçok çağdaşı gibi umutla direndi olumsuzluklara. Işıyarak, çevresini ışıtarak… Bu anlamda, onun yaşam çizgisi, tutarlı bir grafik oluşturur. Işırken sürekli kendinden verdi ve bir gün yok oldu. Şimdi bizlere düşen, en azından bu ışıklı anıyı, unutuşa terk etmemektir.”
Onat Kutlar

Tiyatronun efsane oyuncusu, sinemanın unutulmayan yüzü Erkan Yücel’in yaşamöyküsü, sanat serüveni…

17. Ankara Film Festivali, Ulusal Belgesel Film Yarışması, Gösterim Seçkisi. 2006
11. Nürnberg, Türkiye/Almanya Film Festivali, Belgesel Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2006
3. Akbank Kısa Film Festivali, Ulusal Bölüm. 2006
11. Boston Türk Festivali, Belgesel ve Kısa Film Yarışması, Yarışma Filmi. 2006
2. Hisar Kısa Film Festivali. 2006
2. Akbank Kısa Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2005
25. İstanbul Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2006
27. İFSAK Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması. 2005
1. Dikili Kısa Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2011

Dünya Hakları - Mesut Kara
Telefon - +90 533 242 00 17
Elektronik Posta Adresi - mesutkara @ kablonet.com.tr









Mesut Kara'dan Erkan Yücel Belgeseli

Ölümünün yirminci yılında tiyatro ve sinemanın efsane oyuncusu Erkan Yücel için belgesel çalışması ve Erkan Yücel Yılı etkinlikleri.

Ölümünün yirminci yılını 9 Eylül’den 9 Eylül’e Erkan Yücel Yılı olarak anıyoruz. Belgeselde yer alan sanatçılardan bazılarının katılımlarıyla, çeşitli kentlerde belgesel gösterimi eşliğinde anma toplantıları yapılacak. Ekim ayında İstanbul galası yapılacak belgeselin ilk gösterimi, 17 Eylül  2005’te İzmir’de “Sinema Burada” etkinliklerinde gerçekleştirildi.

Erkan Yücel için her yer tiyatro, her yer sahneydi.

Mesut Kara, bağımsız ve kişisel çabalarla hazırladığı ve Erkan Yücel’in yakın arkadaşı Sayın Ethem Sancak’ın önemli desteğiyle tamamlanabilen Erkan Yücel belgeselinde, efsane oyuncunun bölük pörçük ve farklı kişilerde yaşayan anılarını, tanıklıkları, dostlarına, yol arkadaşlarına topluca sunmayı, derli toplu, kalıcı bir belge bırakmayı ve genç kuşaklara da “Işıyarak Yok Olan Aktör, Erkan Yücel-Şimdi Geçti Buradan” başlığıyla tanıtmayı hedefledi.

İki yıla yakın Süren bir çalışmayla hazırlanan belgeselde, özenli bir arşiv çalışmasının yanı sıra yüz elliye yakın kişiyle görüşüldü, anılar, tanıklıklar kaydedildi. Bu kapsamlı çalışmanın sonucunda gerçekleştirilen Erkan Yücel belgeseli festivaller ve özel gösterimler dışında VCD ve DVD olarak da yayımlanacak.

Belgeselde, onlarca fotoğrafın, üç sinema ve iki televizyon filminden, tiyatro oyanlarından görüntülerin yanı sıra Adalet Ağaoğlu, Ali Özgentürk, Ali Poyrazoğlu, Ayşe Emel Mesçi, Atilla Dorsay, Burçak Evren, Bülent Kayabaş, Can Gürzap, Celal Üster, Cezmi Baskın, Doğu Perinçek, Doğu Yücel, Ethem Sancak, Erhan Bener, Ender Özkahraman, Erden Kıral, Erdoğan Yücel, Erkan Can, Fatma Murat, Fatmagül Berktay, Ferhan Şensoy, Fehmi Yaşar, Fırat Yücel, Fikret Hakan, Füsun Erbulak, Genco Erkal, Gülsen Tuncer, Gün Zileli, Halil Ergün, Halit Refiğ, İpek Çalışlar, Köksal Engür, Levent Ülgen, Macit Koper, Mehmet Esen, Menderes Samancılar, Meral Niron, Mert Egemen, Muhsin Kızılkaya, Nur Sürer, Nurhan Karadağ, Nuri Çolakoğlu, Osman Şahin, Osman Şengezer, Oral Çalışlar, Ömer Vargı, Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Rutkay Aziz, Salih Kalyon, Sarper Özsan, Selçuk Uluergüven, Sinan Bengier, Şener Kökkaya, Şükran Yücel, Tunca Arslan, Turgut Özakman, Tunca Yönder, Tuncel Kurtiz, Vecdi Sayar, Yalçın Pekşen, Yaşar Güner, Yılmaz Guruda, Yılmaz Onay, Zeynep Oral gibi Erkan Yücel’in arkadaşlarıyla, sanatçı dostlarıyla yapılan söyleşiler, anılar, tanıklıklar yer alıyor.

Ayrıca Mesut Kara’nın yazdığı Erkan Yücel’in yaşamöyküsü, kitap olarak da yayınlanacak. Birçok belgenin de yer alacağı kitapta, belgesel için yapılan söyleşilerin tam metinlerine, ailesinin, arkadaşlarının ağzından anılara, tanıklıklara da yer verilecek.

Kaynak
Mesut Kara













Erkan Yücel Belgeseli 27 Aralık'ta Ekin Sanat'ta

Mesut Kara’nın iki yıllık bir çalışma sonunda hazırladığı “Işıyarak Yok Olan
Aktör Erkan Yücel, Şimdi Geçti Buradan” belgeseli 27 Aralık Salı saat 20.00'de
Ankara Ekin Sanat Merkezi’nde gösterilecek.

Erkan Yücel’in 20. ölüm yıldönümünü “9 Eylül’den 9 Eylül’e Erkan Yücel Yılı”
olarak andıklarını söyleyen Mesut Kara, belgeselin İstanbul gösterimlerinden
sonra Ankara, İzmir ve diğer illerde de galalar ve Erkan Yücel’i anma
etkinlikleri yapacaklarını belirtti. İlk gösterimleri İzmir ve İstanbul’da
gerçekleştirilen belgesel, beğeniyle izlenmiş ve yeni gösterimler için davetler
almıştı.

“Işıyarak Yok Olan Aktör Erkan Yücel, Şimdi Geçti Buradan” belgeseli, 27
Aralık’ta Ankara Ekin Sanat Merkezi’nde...

Belgeselde Ali Özgentürk, Ali Poyrazoğlu,Aykut Töleğen, Atilla Dorsay, Burçak
Evren, Bülent Kayabaş, Can Gürzap, Celal Üster, Cezmi Baskın, Doğu Yücel, Ethem
Sancak, Erhan Bener, Ender Özkahraman, Erden Kıral, Erdoğan Yücel, Erkan Can,
Fatma Murat, Fatmagül Berktay, Ferhan Şensoy, Fehmi Yaşar, Fırat Yücel, Fikret
Hakan, Füsun Erbulak, Genco Erkal, Gülsen Tuncer, Gün Zileli, Halil Ergün, Halit
Refiğ, İpek Çalışlar, Köksal Engür, Levent Ülgen, Macit Koper, Mehmet Esen,
Menderes Samancılar, Meral Niron, Mert Egemen, Metin Coşkun, Muhsin Kızılkaya,
Nur Sürer, Nurhan Karadağ, Nuri Çolakoğlu, Osman Şahin, Osman Şengezer, Oral
Çalışlar, Orhan Aydın, Ömer Vargı, Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Rutkay Aziz,
Salih Kalyon, Sarper Özsan, Selçuk Uluergüven, Sinan Bengier, Şener Kökkaya,
Şükran Yücel, Tunca Arslan, Turgut Özakman, Tunca Yönder, Tuncel Kurtiz, Vecdi
Sayar, Yalçın Pekşen, Yaşar Güner, Yılmaz Guruda, Yılmaz Onay, Zeynep Oral gibi
Erkan Yücel’in arkadaşlarıyla, sanatçı dostlarıyla yapılan söyleşiler, anılar,
tanıklıklar yer alıyor.

27 Aralık 2005 saat - 20.00 ‘de ücretsiz gösterim
Ankara Ekin Sanat Sanat Merkezi
Menekşe - 1 sokak No 8/A Kızılay Tel- 419 56 56 - 425 84 53





Işıyarak yok olan aktör...

“Artizler Kahvesi” ve “Yeşilçam’da Unutulmayan Yüzler” adlı iki kitabı bulunan Mesut Kara, “Işıyarak
Yok Olan Aktör Erkan Yücel Şimdi Geçti Buradan” isimli belgeselini tamamladı. “Anadolu turneleri
nasıl bir sanat yapılması gerektiğini kavrattı bana. O zamandan bu yana toplumcu bir çizgi
izliyorum” diyen sinemamızın ve tiyatromuzun unutulmaz oyuncularından Erkan Yücel 20 yıl önce
aramızdan ayrılmıştı. Kara, onun için bir şeyler yapılmasını beklemiş ama sonunda bu unutuluşa terk
edilmesini içine sindiremeyerek belgesel için kollarını sıvamış. Seslendirmesini Gülsen Tuncer’in
yaptığı belgeselin ilk gösterimi 17 Eylül 2005’te İzmir’de gerçekleştirilen Sinema Burada
etkinliklerinde yapılacak.

“Bir Bütün Olarak Yılmaz Güney” dışında, Unutulmayan Yüzler üst başlığıyla Yeşilçam oyuncularının
yer aldığı belgesel için de çalışmalarını sürdüren Kara ile 9 Eylül’den 9 Eylül’e Erkan Yücel yılını
ve hazırladığı belgeselini konuştuk.

Ölümünden 20 yıl sonra Erkan Yücel belgeseli yapma fikri nasıl oluştu?
Tiyatromuzun efsane ismi ve sinemanın unutulmayan yüzü Erkan Yücel’i, tam hayatının ve sanatının
olgunluk çağında, büyük düşlerin izini sürerken ve dünya çapında işlere imza atmaya hazırlanırken
kaybetmiştik. Haberi duyduğumda inanamamıştım. 12 Eylül’ün karanlığını yaşadığımız günlerde Eylül
bize başka bir acı daha yaşatmıştı. Aradan tam yirmi yıl geçti. Bu sürede sadece bağlı olduğu
partisinin yaptığı ve katılımın gittikçe azaldığı anmalar dışında Erkan Yücel unutuluşa bırakıldı.
Hep bir şeyler yapılmasını bekledim. Kimse bir şey yapmayınca ben yapmak istedim.

Onu tanımış olmanız bu belgeseli yapmanızda ne kadar etkili oldu?
Tanımış olmamın da önemli yeri olduğunu söyleyebilirim. İlk gençlik yıllarımda tanımış ve sahnede
izlediğim de ise çok etkilenmiştim. Sahnede izlerken adeta büyüleniyordum. Belgeselde konuşan
arkadaşlarının da söylediği gibi sahne sempatisi olan, tiyatroda da sinemada da Örnek oluşturmuş,
tiyatro tarihi içinde ustalar arasında adı ilk sıralarda yer alan bir oyuncuydu. Fakat hayat
değişmiş, Erkan Yücel’lerin uğruna hayatlarını adadıkları, mücadele ettikleri erdemlerin yerine,
yükselen başka değerler monte edilmişti. Hızlı bir insan kirlenmesi ve kültürel erozyon yaşandı son
yirmi yılda. Erkan Yücel gibi öncü ve Örnek sanatçıların unutuluşa terk edilmesi bu nedenle
anlaşılır geliyor. O da Nazım Hikmet gibi, Aziz Nesin gibi, Yılmaz Güney gibi güzel bir dünya
düşleriyle yaşadı, mücadele etti.

Unutturmamak dışında bu belgeselle aynı zamanda Erkan Yücel gibi sanatçılarına ne kadar ihtiyaç
duyduğumuzuda göstermiş oldunuz...
Anlatmaya çalıştığım, hem sanatçı hem de Aydın olarak bütün bu özellikleri ve duruşuyla
unutulmaması, unutturulmaması gereken biri olduğunu görebilmemiz için küçük ipuçları sadece. Genç
kuşakların tanımıyor olması, adının bilinmiyor olması anlaşılabilir bir durum. Fakat onu tanıyanlara
düşen, Onat Kutlar”ın dediği gibi “bu ışıklı anıyı, unutuşa terk etmemektir.” Çünkü o sağlığında
olduğu gibi, bugün de ışığıyla yolumuzu aydınlatan çok özel insanlardan biri. Ölümü üzerine Uğur
Mumcu şöyle yazmıştı köşesinde- “Erkan Yücel, sanatı dünyayı değiştirmek, toplumu aydınlatmak, bu
yolla iyiye ve güzele ulaşmak için yapan sanatçılardandı. İnançlarını hiç yitirmedi, yeteneklerini, sanat anlayışını inançlararına katık yaptı. Boynunu ancak kendisini alkışlayan
halkını selamlamak için eğen Örnek sanatçılardandı.”

Böylesi önemli bir belgeseli hazırlamak için neler yaptınız?
Belli bir dönemim araştırma, arşiv ve belge toplamakla, bağlantı kurabileceğim isimlerin
belirlenmesiyle geçti. Yüz elliye yakın sanatçı ve her dönemden arkadaşıyla konuştum, bu
görüşmelerden yüz on yedisini kaydettim. Efsane oyuncunun bölük pörçük ve farklı kişilerde yaşayan
anılarını, tanıklıkları, dostlarına, yol arkadaşlarına topluca sunmayı, derli toplu, kalıcı bir
belge bırakmayı ve genç kuşaklara da “Işıyarak Yok Olan Aktör, Erkan Yücel- Şimdi Geçti Buradan”
başlığıyla tanıtmayı hedeflemiştim başlarken. Bir çok kenti dolaştım arkadaşlarına ulaşmak için.
Tabii daha görüşemediğim onlarca isim var elbette. Yaklaşık yüz yirmi dakikalık bir belgesel çıktı
ortaya. Fakat özel gösterimler, anma geceleri ve festivaller için daha kısa özel bir kurgu yaptım.
Uzun versiyonu meraklısına ulaşması için VCD olarak yayınlanacak. Sonra da Erkan Yücel’in yaşam
öyküsünün ve belgesel görüşmelerinin tam metinlerinin yer alacağı bir Erkan Yücel kitabı
yayınlayacağım.

Arkadaşlarıyla görüşmek dışında onunla ilgili bilgi ve belgelere ölümünden 20 yıl sonra ulaşmak zor
olmadı mı?
Ne yazık ki bizde anı yazma, belge biriktirme geleneği yok, yeni yeni gelişiyor diyebiliriz. Var
olan belgeler de kişisel arşivlerde bir daha el sürülmemek üzere sıkışıp kalmış, ulaşmak zor.
Rastlantılarla ulaşabiliyorsunuz bu kişisel arşivlere. Örneğin bir de şunu özellikle söylemek
isterim, Devlet Tiyatroları’na bağışlanan Erkan Yücel arşivi bir sahaftan çıktı. Bu nasıl oluyor,
kim açıklayacak, hesabını kim verecek ya da telafisi mümkün olmayan bir tarihi tekrar yerine kim
koyacak. Bir tarih, bir dönem yok edilebiliyor bu biçimde. Bu tesadüfen öğrenebildiklerimizden…
Böyle yok edilmiş çok fazla bilgi, belge olduğunu düşünüyorum. Bu sadece cehaletle açıklanamaz.
Atılan ve bir biçimde sahaftan bu arşivi görüp satın alan tiyatro tutkunu genç bir arkadaşımız
olmasa ve yine tesadüfen tanışmasam böyle bir arşive ulaşmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca
teknolojinin bazı olanaklarıyla geç tanışmış olmak ve ekonomik olanaksızlıklar da görsel arşiv
fukaralığı oluşturmuş. Bizde ayrıca sevgisizlik de var. Var olan görüntüleri kullanmakta, izin
almakta zorlanabiliyoruz. Bu ya parasal talepleri karşılayamamaktan ya da bilinçli engellemelerden
kaynaklanabiliyor.

Belgeseli bitirdikten sonra neler hissettiniz?
İlk gençlik yıllarımdan itibaren hayran olduğum Erkan Yücel Belgeseli’ni yapmış olmaktan dolayı hem
çok mutluyum hem de bu süreçte çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Tabii çok sancılı bir süreçti. Bütün
aşamalarını tek başıma gerçekleştirdim. Araştırmalardan söyleşilere, kamera kullanımına, Metin
yazımından montaja kadar çok yoğun bir çalışma süreci yaşadım. Ekonomik zorluklar, günlerce Süren
uykusuzluklar bildik ve hazırlıklı olduğum zorluklardı elbette. Kolektif çalışma ruhunun yok
olduğunu görmek tek üzücü yanıydı. Onun dışında en karamsar olduğum dönemde gerçekleştirdiğim bu
belgeselde, görüştüğün onca insan, sanatçı ve Erkan Yücel’le ilgili dinlediğim anılar yeniden
umutlu, çoşkulu ve dirençli bir insan olmamı sağladı diyebilirim. Belgesel’in montaj aşaması en
pahalı ve zor olan süreçti. Tek başına üstesinden gelebilmem olanaksız gibiydi. Erkan Yücel’in
arkadaşı sayın Ethem Sancak verdiği destek sayesinde tamamlayabildim. “Ayağını Türkiye toprağına
basan, halkın sorunlarına ortak ve kendine sunulan küçük bir çıkarın büyüsüne kapılmayan onurlu
sanatçılar vardır Türkiye’de. Onlar oldukça tiyatro da olacaktır” demişti Erkan Yücel , Zeynep
Oral’la yaptığı bir görüşmede. Hayatı boyunca yasaklarla, sansürlerle, baskılarla boğuşmuş bir
sanatçı için yapılan çalışmaya verilen bu destek çok önemli diye düşünüyorum.

20. ölüm yılını Erkan Yücel yılı ilan ettiniz? Ne gibi etkinlikler gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?
Erkan Yücel’in yirminci ölüm yılını Erkan Yücel yılı olarak anmak istedim. Bu önerime belgeselde yer
alan görüşebildiğim bazı sanatçı dostlarından da destek geldi. Böylece 9 Eylül’den 9 Eylül’e Erkan
Yücel Yılı etkinlikleri gerçekleştireceğiz. Birçok kentte belgesel gösterimiyle birlikte, paneller,
anma toplantıları yapmayı planlıyoruz. Belgeselin ilk gösterimi 17 Eylül 2005’te İzmir’de
gerçekleştirilen Sinema Burada etkinliklerinde yapılacak. Ekim ayı içinde İstanbul galası ve bir
panel yapacağız. Ekim sonu ya da Kasım ayı başında da Ankara galası olacak. Sonra diğer kentlerde de
benzer etkinlikler gerçekleştirilecek.


Filistin askısındayken maymun taklidi yapar”

Erkan Yücel aynı zamanda müthiş bir mizahçıdır. Tanıyanlar çağdaş Nasrettin Hoca diye söz ederler
ondan. Mizahı da tıpkı oyunculuğu gibi hayatın zorluklarına, kötülüklerine, baskılara direnme
aracıydı. Gündelik hayatında olduğu gibi, 12 Mart’ın o karanlık günlerinde, işkencehanelerde,
hücrelerde de mizahla direnir baskılara. Her yer sahnedir Erkan Yücel için. Kontrgerillanın
işkencehanelerinde de, hücrelerde de mizahla direnir baskılara. Orada oyunlar oynayarak, taklitler
yaparak arkadaşlarına moral verir. İşkenceye götürülen Fatmagül Berktay’a moralini bozmak için
işkence görmüş arkadaşlarını gösterirler. Bunlardan biri de Erkan Yücel’dir. Ağır işkence görmüş
olan Erkan Yücel, Filistin askısındayken Fatmagül Berktay’a maymun taklidi yapar, onu güldürmeye,
moral vermeye çalışır. İşkenceyi ve işkencecileri aşağılarken, işkencenin direnen insanı teslim
alamayacağını da gösterir o durumda.

Kendi ağzından Erkan Yücel

...1944 Ankara doğumluyum. 18 yaşıma kadar Ankara’nın Hacıdoğan Mahallesi’nde oturdum. Hayat
şartlarımız vasatın altındaydı. Atatürk Lisesi’nde okudum. Lise döneminde gelişen tiyatro hevesi
nedeniyle tahsilimi yarıda bırakarak tiyatrocu oldum. Nerden geliyor bilmiyorum, daha küçük
yaştayken sinema ve tiyatronun hastasıydım. On yaşlarımda falan mahallede çocuklara kukla ve tiyatro
gösterileri yapardım. O zamanlar hiçbir düğünü kaçırmazdım. Geline atılan birer kuruşları toplayıp
sinema parasını denkleştirirdim. Elli tane bir kuruşu gişecinin önüne koyduğumda, hep gülerdi bana
gişeci. Gençlik Parkı, açık hava tiyatrosundaki oyunları hiç kaçırmazdım. Bir kez gazetecilere
tiyatronun serbest olduğunu duymuştum, gündüz satamadığım iade gazeteleri koltuğumun altına
sıkıştırıp Küçük Tiyatro’ya gittim. Bilet sordukları zaman çok şaşırdım ve “gazeteciyim” dedim.
Güldüler ve durumu anladıktan sonra, balkonun arkasından oyunu seyrettirdiler.

...Tiyatro Sevenler Gençlik Cemiyeti’ne üye oldum, oynadım. Sonra Meydan Sahnesi’nde profesyonel
oldum. Artık ekmeğimi tiyatrodan kazanıyordum. Asaf Çiğiltepe beni AST’a aldı ve önemli roller
verdi. Oynadığım oyunlar ve bu yeni çevre dünya görüşümü belirlememe de yol açtı. Özellikle Anadolu
turneleri nasıl bir sanat yapılması gerektiğini kavrattı bana. O zamandan bu yana toplumcu bir çizgi
izliyorum.”

Mesut Kara

1961 yılında İstanbul’da doğdu. D. T. C. Fakültesinde, bir süre Klasik Filoloji, bir süre de Türk
Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Daha önce Artizler Kahvesi ve Yeşilçam’da Unutulmayan Yüzler
adlı iki kitabı yayınlandı… Yayınlanmak üzere olan iki kitap dışında, uzun süredir Türk Sineması
Ansiklopedisi çalışması sürüyor… İstanbul Haber, Expres, Öküz, Merhaba Beyoğlu, Fesat, Aksak
Kurbağa, Sanal Ördek, Uç, Akşam Gazetesi Sinema Eki- Prömiyer, Kaçak Yayın gibi dergilerde yazıları
yayınlandı... UÇ adlı iki aylık edebiyat dergisinin yayın yönetmenliğini ve sayfa tasarımlarını
yaptı. Televizyon deneyimleri de oldu. Ayrıca, “Bir Pütün Olarak Yılmaz Güney” belgeselinin dışında,
Unutulmayan Yüzler üst başlığıyla Yeşilçam oyuncularının yer aldığı belgesel çalışmaları da sürüyor.

Ulaş Emre, http://www.evrensel.net/05/09/06/kultur.html#1





Şimdi geçti buradan...

Erkan Yücel ölümünün 20. yılında bir belgesel ve çeşitli etkinliklerle anılacak.

Onu tanıyanlar için hep "Şimdi geçti buradan*, az önce bizimleydi, birazdan yine sürpriz yapıp
geliverecek yanımıza" hissi uyandıran biriydi Erkan Yücel. Oysa ölümünün üzerinden tam 20 yıl geçti.
Bu 20 yılda yokluğunu çok fazla hissettiğimiz isimlerin başında geldi hep. Sahnede devleşen bir
aktör, iyi bir mizahçı, bir anlamda çağdaş Nasrettin Hoca; iyiliklerin, güzelliklerin ve başka bir
dünyanın izini Süren, inançlarından hiçbir koşul altında ödün vermeyen bir dava adamı, içinin tüm
güzellikleri gözlerine yansıyan bir düşbaz, yaşama sevincini, direncini, umutlarını çevresine de
yaymaya çalışan, ışığıyla yolumuzu aydınlatan tutarlı ve onurlu bir Aydın. "72. Koğuş"un İzmirli'si,
"Bereketli Topraklar Üzerinde"nin Yusuf'u, "Hakkari'de Bir Mevsim"in Kaçakçı Halit'i, "Yorgun
Savaşçı"nın Kör Şaban'ı... Gözleriyle oynayan ışıl ışıl bakan Erkan Yücel, dünyanın en güzel ve
anlamlı bakan gözlerine sahipti.

Sahnede devleşen bir aktör...

Çocuk yaşlarda başlayan tiyatro tutkusu, doğuştan gelen yeteneğiyle birleştiğinde çok genç yaşta
tiyatronun ustaları arasına girmeyi başardı. 10 yaşında evden yürüttüğü çarşaflarla, bahçeye kurduğu
çadır tiyatrosunda arkadaşlarına yapar ilk tiyatro gösterilerini, cam para karşılığı. Biriktirdiği
camları hurdacıya satar ve elde etiği parayla da Gençlik Parkı Açıkhava Tiyatrosu'ndaki oyunları
izlemeye gider. Nişan, düğün ya da ev toplantıları olduğunda, Erkan'ı almak için eve gelir
komşuları. Bu tür toplantıların vazgeçilmez eğlencesi olmuştur o genç yaşında. Yaptığı şakalarla,
taklitlerle, anlattığı fıkralarla, mimikleriyle herkesi eğlendirir.

Okulda düzenlenen bir monolog yarışmasında yaptığı 'Zeki Müren' ve 'Sıkışan Kekeme' taklitleriyle
birincilik kazanır. Kendine güveni artmıştır ve iyi oyuncular arasına girmeyi o günlerde koyar
kafasına. O zamanki adı Tiyatro Sevenler Gençlik Cemiyeti olan Deneme Sahnesi'nde oyunlarda rol
aldığında herkesin dikkatini çeker başarılı oyunuyla. Orada da şakacılığıyla ekip arkadaşlarının
eğlencesidir. O günlerde, Halkevi'nde açılan tiyatro kurslarına da katılır. İhsan Sanıvar, Rüştü
Asyalı, Köksal Engür, Cihan Ünal, Yaşar Güner, Yücel Erten gibi sonraları tiyatro tarihine adını
yazdıran önemli isimler o kurstaki arkadaşları arasındadır. Meydan Sahnesi'nin açtığı kursa da
katılan Erkan Yücel, Ankara izleyicisinin dikkatini çekmeyi ve adından söz ettirmeyi başarmıştır o
yaşlarda. Henüz 20'li yaşlarının başındadır, 1964 yılında "Yosma" ve "Sultan Gelin" oyunlarıyla
Ankara Sanat Tiyatrosu'na girdiğinde. İkinci oyunuyla bütün dikkatleri üzerine toplar ve üçüncü
oyunu "Ayak Bacak Fabrikası" ile tam bir patlama yaşar. Artık Ankara'da olduğu gibi İstanbul'da da,
İzmir'de de, turneye gittikleri Anadolu'nun çeşitli kentlerinde de Erkan Yücel vardır.

İnandıklarından ödün vermedi...

Daha sonra kurduğu (1975) Devrimci Ankara Sanat Tiyatrosu ile köye tiyatroyu götürür. Söke'nin,
KahramanMaraş'ın, Tunceli'nin, Adana'nın köyleri hayatlarında ilk kez tiyatro ve tiyatrocuyla
tanışır. Kendilerinden olan bu tiyatrocuları çok sever köylüler, yemeklerini, evlerini paylaşırlar.
Türkiye'de de sıcak günler yaşanıyordur o günlerde. Erkan Yücel, Söke ve Pazarcık köylülerinin
toprak işgallerine, kentlerde grevlere, mitinglere katılır, destek verir.
"Endişe"deki Cevher rolüyle Anatlya'da ve San Remo Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü
alır. Fakat politik görüşlerinden ve duruşundan dolayı dışlanıyor, yok sayılmaya çalışılıyordur.
Uluslararası alanda aldığı bu başarı da görmezden gelinir. "Bereketli Topraklar Üzerinde" filminde
sinemada da oyunculuğun doruğuna ulaşmış bir Erkan Yücel vardır karşımızda. Onu sahnede ve filmlerde
izleyenler adını İsmail Dümlüllü'nün yanı sıra Şarlo'yla da anarlar. "Hakkari'de Bir Mevsim"deki
Halit rolüyle de dünya çapında bir oyuncu olduğunu gösterir.

Erkan Yücel'in Ünlü Nasrettin Hoca fıkraları ve La Fontaine hikâyelerinin yer aldığı kaset yıllardır
elden ele dolaşır. Birçok tiyatrocunun, sinema oyuncusunun, stand'up'cının bıkmadan dinlediği ve
çevresine dinlettiği, her dinleyişte de gülmekten yerlere yattığı bir kasettir bu. Fıkra
anlatamayan, bütün fıkraları birbirine karıştıran, utanan, sıkılan bir anlatıcı vardır karşımızda.
"Nasrettin Hoca'nın yaşadığı zamanlarda Timur adlı mezalimleriyle tanınan bir zalim vardı. Timur hem
zalimdi hem de fili vardı. Ünü vardı, fili vardı. Timur varlıklıydı. Timur ilk defa Alp dağlarını
fillerle geçen zattır ve Alp dağlarının öte tarafını ilk defa görmüş, geldim, geçtim, gördüm
demiştir. Oraya taşa yazmıştır da aynı zamanda. Ve hakkaten filleri vardı. Nasrettin Hoca'nın köyü
vardı, tam Akşehir'in tam gölünün kenarında. Köye gelen Timur dedi ki köylülere 'Ey köylüler' dedi,
'bakın ben sizi fena yaparım.' Çünkü çok fena yapardı ve Yıldırım Beyazıt'la aralarında bir sürtüşme
çıkmıştır ve Yıldırım'ı hakkatten yüzüğünün içine zerkettiği fillerlen zikretmiş ve hakkatten
Yıldırım'ı kendi yüzüğünü yutmak zorunda bırakarak defnetmiştir ve Timur buydu. Biz de bu Timur'dan
bahsediyorduk. Yok, konumuz Hoca'nın fıkraları" diye başlayıp, o gevrek sesiyle daldan dala
atlayarak sürdürdüğü ve tamamı doğaçlama olan fıkralar...

Mizah da Erkan Yücel için oyunculuk gibi, hayatın zorluklarına, kötülüklerine, baskılara direnme
aracıydı. Gündelik hayatında olduğu gibi, 12 Mart'ın o karanlık günlerinde, işkencehanelerde,
hücrelerde de mizahla direnir baskılara. Cezaevini de tiyatro salonuna çevirir ve en güç koşullarda
arkadaşlarına moral verir. "Hadi tiyatrocu bize bir gösteri yap da gülelim" diyen işkencecilere,
"Hitler Rejimi'nin Korku ve Sefaleti" oyunundan bölümler oynar. İfade vermesi için uzatılan
kağıtlara, "Kahrolsun Faşizm" yazar. Demir parmaklıklarda maymun taklidi yaparak sadece
arkadaşlarını değil, gardiyanları da güldürür.

Ülkesinin geleceğiyle de, kendisiyle de ilgili büyük hayalleri vardır. Dünya çapında işler yapmak,
tiyatroda da sinemada da önemli işlere imza atmak ister. Büyük umutlarla, büyük işlere doğru yol
aldığı günlerde çocuklar gibi mutlu ve coşkuludur. Bu coşkuyla gider son filminin setine de.
Lorca'nın "Kanlı Düğün"ünden uyarlanan "Sevda" adlı filmde Uçurtmacı Ali rolünü oynayacaktır.
Hayatının rolü olduğunu, çok başarılı bir oyun çıkaracağını ve bir gün mutlaka Oscar alacağını
söyler eşi Şükran Yücel'e. Ne yazık ki hayat çok acılar, sıkıntılar çekmiş, büyük düşlerin izini
sürmüş efsane oyuncuya bu fırsatı tanımaz.

Erkan Yücel, "Sevda" filminin çekimleri için gittiği Kuşadası'nda geçirdiği trafik kazasında ayrılır
aramızdan. 12 Eylül'ün acılarının yaşandığı yıllarda, Eylül telafisi ve tedavisi mümkün olmayan bir
acı daha yaşatır bizlere 9 Eylül sabahı.

* Ölümünün 20. yılında, efsane oyuncuya ilişkin anıları tanıklıkları, dostlarına, yol arkadaşlarına
topluca sunmayı, derli toplu bir belge bırakmayı, "Işıyarak Yok Olan Aktör, Erkan Yücel- Şimdi Geçti
Buradan" başlığıyla tanıtmayı hedefledim. Belgeselde yer alan bazı sanatçı dostlarıyla birlikte, 9
Eylül'den 9 Eylül'e Erkan Yücel yılı ilan ettiğimiz bugünlerde, birçok kentte belgesel gösterimiyle
birlikte Yücel'i anma toplantıları gerçekleştirilecek.

http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=5066




Yılmaz Güney, Erkan Yücel ve 'Başını öne eğmek!..'

Paris'te, 21 yıl önce bugün.
Yani 9 Eylül 1984'te öldü Yılmaz Güney.
Aradan tam bir yıl geçti. Bu kez bir başka dev oyuncu, Erkan Yücel, 10 Eylül 1985'te trafik
kazasında yitirdi yaşamını.
Ülkesini, insanını, yaptığı işi seven, sayan, ömür adayan bu iki sanat adamının kesişen-ayrışan çok
yolu vardı elbet.

Buluşma noktası
En hazin buluşma noktalarını anımsayanlar vardır. Yılmaz Güney, Endişe filmini çekerken cinayet
suçundan tutuklanmış ve geri kalan sahnelerde Güney'in rolünü Erkan Yücel üstlenmişti.
Ama tartışılmaz buluşma noktaları; her ikisinin de sadece "kendilerini alkışlayan halkın önünde
eğilmeleriydi."

Yılmaz'ın gücü
Yılmaz Güney üzerine çok şey söylenebilir, ama Türkiye'de oyuncu sinemasını, yönetmen sinemasına
dönüştüren ilk adam oluşunun altını çizmek gerekir kanımca. Geri kalan bin bir ürünü, icraatı ise
hafta boyunca konuşulur, tartışılır sanırım.

Şimdi geçti buradan
Erkan Yücel' e gelince.. Ölümünün 20. yılında bu dev oyuncunun belgeselini seyretmeye hazırlanın.
Mesut Kara yıllarca uğraşıp, yüzlerce kişiyle konuşup hazırladı bu belgeseli. "Erkan Yücel Şimdi
Geçti Buradan" adını verdiği bu belgesel, İzmir Fuarı sinema etkinliklerinde seyirciyle buluşacak
ilk kez. Ve genç kuşaklar çok erken kaybedilmiş bir değeri daha yakından, daha yürekten
tanıyacaklar. Eline Sağlık Mesut . Aklına, yüreğine, emeğine Sağlık.


http://www.sabah.com.tr/2005/09/09/yaz14-10-130.html





Erkan Yücel BELGESELİ 17 EYLÜL'DE

Babam Erkan Yücel'in vefatının 20. yıldönümünde Mesut Kara onun için bir belgesel hazırladı. Bu
belgesel 17 Eylül'de İzmir'de "Değişen Sinema" festivali kapsamında gösterilecek. İstanbul ve Ankara
gösterimleri de yapılacak ama tarihleri henüz belli değil. Katılmak isteyenler bana mail atarsa, ne
yapabileceğime bakarım- doguyucel@yahoo.com Sinema forumunda bugün Savaş Ay'ın babam ve belgesel
hakkında yazdıklarını okuyabilirsiniz. Ayrıca geçen salı Evrensel'de çıkan yazı da forumda.

09.09.2005
Yazan - Doğu Yücel

duslervekabuslar.com





Erkan Yücel BELGESELİ İSTANBUL FİLM FESTİVALİNDE

Işıyarak Yok Olan Aktör Erkan Yücel
Şimdi Geçti Buradan
Mesut Kara’nın yönettiği ve Erkan Yücel’in yirminci ölüm yıldönümüne denk gelen
belgesel, yönetmenin katılımıyla 11 Nisan Salı, 19.00’da Sinepop’ta
gösterilecek.

“Erkan Yücel de, birçok çağdaşı gibi, sanatı sadece sınırlamalar, baskılar,
ilgisizlikler, mahpusluklar, yokluklarla karşılamayı seven bir dönemde yaşadı.
Bütün bu acılardan payını bol bol aldı. Tüm yaşam tutkusuna, mizah duygusuna
karşın, bu acıların hepsini çekti. Gene birçok çağdaşı gibi umutla direndi
olumsuzluklara. Işıyarak, çevresini ışıtarak.
Bu anlamda, onun yaşam çizgisi, tutarlı bir grafik oluşturur. Işırken sürekli
kendinden verdi ve bir gün yok oldu.
Şimdi bizlere düşen, en azından bu ışıklı anıyı, unutuşa terketmemektir.”
Onat Kutlar

Tiyatronun efsane oyuncusu, sinemanın unutulmayan yüzü Erkan Yücel’in
yaşamöyküsü, sanat serüveni…

Erkan Yücel için her yer tiyatro, her yer sahneydi.
Yönetmen Mesut Kara, bağımsız ve kişisel çabalarla hazırladığı ve Sayın Ethem
Sancak’ın çok önemli desteğiyle tamamlanan Erkan Yücel belgeselinde, efsane
oyuncunun bölük pörçük ve farklı kişilerde yaşayan anılarını, tanıklıkları,
dostlarına, yol arkadaşlarına topluca sunmayı, derli toplu, kalıcı bir belge
bırakmayı ve genç kuşaklara da “Işıyarak Yok Olan Aktör, Erkan Yücel- Şimdi
Geçti Buradan” başlığıyla tanıtmayı hedefledi.

İki yıla yakın Süren bir çalışmayla hazırlanan belgeselde, özenli bir arşiv
çalışmasının yanı sıra yüz elliye yakın kişiyle görüşüldü, anılar, tanıklıklar
kaydedildi.

Belgeselde, onlarca fotoğrafın, üç sinema ve iki televizyon filminden, tiyatro
oyanlarından görüntülerin yanı sıra Adalet Ağaoğlu, Ali Özgentürk, Ali
Poyrazoğlu, Ayşe Emel Mesçi, Atilla Dorsay, Burçak Evren, Bülent Kayabaş, Can
Gürzap, Celal Üster, Cezmi Baskın, Doğu Yücel, Ethem Sancak, Erhan Bener, Ender
Özkahraman, Erden Kıral, Erdoğan Yücel, Erkan Can, Fatma Murat, Fatmagül Berktay,
Ferhan Şensoy, Fehmi Yaşar, Fırat Yücel, Fikret Hakan, Füsun Erbulak, Genco
Erkal, Gülsen Tuncer, Gün Zileli, Halil Ergün, Halit Refiğ, İpek Çalışlar,
Köksal Engür, Levent Ülgen, Macit Koper, Mehmet Esen, Menderes Samancılar, Meral
Niron, Mert Egemen, Muhsin Kızılkaya, Nur Sürer, Nurhan Karadağ, Nuri Çolakoğlu,
Osman Şahin, Osman Şengezer, Oral Çalışlar, Ömer Vargı, Özdemir Nutku, Hülya
Nutku, Rutkay Aziz, Salih Kalyon, Sarper Özsan, Selçuk Uluergüven, Sinan Bengier,
Şener Kökkaya, Şükran Yücel, Tunca Arslan, Turgut Özakman, Tunca Yönder, Tuncel
Kurtiz, Vecdi Sayar, Yalçın Pekşen, Yaşar Güner, Yılmaz Onay, Zeynep Oral gibi
Erkan Yücel’in arkadaşlarıyla, sanatçı dostlarıyla yapılan söyleşiler, anılar,
tanıklıklar yer alıyor.