Yapım Tarihi - 2025
Süre - 00:20:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen / Director - Yalçın Çiftçi
Senarist / Writer - Yalçın Çiftçi
Yapımcı / Producer - Yalçın Çiftçi
Ana Karakter / Key Cast
Atta Gholabi
İran’ın Hewraman bölgesinde yaşayan Gorani Kürtleri, bin yıllık bir geleneği
günümüzde de yaşatmayı sürdürüyor. Zagros Dağları’nın eteklerinde yer alan
Uraman Taht köyünde yaşamış olan Pir Şaliyar’ı anmak için her yıl kış mevsiminde
bir araya gelen halk, onun efsanevi düğününü ritüel eşliğinde yeniden
canlandırıyor. Bölgenin köklü kültüründen beslenen bu tören, ibadetler ve
zikirlerle örülü, çağlar boyunca canlı kalmayı başarmış ruhsal bir yolculuk
olarak her yıl tekrarlanıyor.
The Gorani Kurds living in Iran's Hewraman region continue to preserve a
thousand-year-old tradition to this day. Every winter, the people gather in the
village of Uraman Taht, located at the foot of the Zagros Mountains, to
commemorate Pir Shaliyar, who once lived there, reenacting his legendary wedding
with accompanying rituals. This ceremony, rooted in the region's deep-seated
culture, is woven with prayers and zikrs, and is repeated every year as a
spiritual journey that has managed to remain alive throughout the ages.
“Pirlerin Düğünü” belgeselini çekerken, kadim bir geleneğin izini sürerek yola
çıktık. Filmimizin çekildiği mekanlar, sinematografik anlamda bize olağanüstü
görsel imkânlar sundu. Bölgenin ruhunu yansıtan sade ama bir o kadar da güçlü
bir görsel dünya kurmaya çalıştık. Kadim motifler, geleneksel giysiler, danslar,
dualar ve halkın ortak belleğinde yaşayan semboller, filmimizin hem estetik hem
de anlatısal temelini oluşturdu.
Bu unsurları yalnızca görsel bir arka plan olarak kullanmadık; onları, Pir
Şaliyar’ın kadim düğün geleneğini günümüze taşıyan bir hikâyenin parçası hâline
getirdik. Bu ritüelde kullanılan eşyalar, semboller ve geleneksel nesneler
aracılığıyla çok katmanlı bir anlatı kurmaya, geçmişin izlerini bugünün
insanıyla buluşturmaya gayret ettik.
Pir Şaliyar merasimi, halklar arasında yüzyıllardır yaşatılan bir ortak hafıza
ve derin bir anlam dünyası taşıyor. Biz de bu belgeselde, bu törenin bin yıllık
hikâyesini, insanların dayanışmasını, sevinçlerini, hüznünü ve inançlarını bir
araya getirerek izleyiciye aktarmayı amaçladık. Düğünün bugün hâlâ nasıl
canlandığını, yüzyılların süzgecinden geçerek bugüne nasıl ulaştığını ve
geleceğe nasıl aktarılacağını belgeledik.
Bu belgesel, etnografik sinema alanına önemli bir katkı sunduğuna inandığım bir
çalışma oldu. Çekimler boyunca kültürün var olduğu coğrafyalara giderek, o
kültürü yaşayan insanlarla birlikte vakit geçirdik; onların hikâyelerini
dinledik, onlarla birlikte öğrendik, onlarla birlikte yaşadık. Amacımız,
hakikati olduğu gibi, doğallığını bozmadan, sinematografik bir dille izleyiciye
sunmaktı.
Kültürler, anlatıldıkları ve aktarılabildikleri sürece var olurlar. Bu film,
yüzyıllardır devam eden bir geleneğin, bir inancın ve bir yaşam biçiminin zamana
direnen hikâyesini kayda geçirmeyi hedefledi. Bir belgesel yönetmeni olarak, bin
yıldır süregelen bu düğün ritüelini, hem görsel hem de duygusal bir derinlikle
ele alarak izleyiciyle buluşturduğum için mutluluk duyuyorum.