Yapım Tarihi - 2002
Süre - 00:37:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
BSB Arşiv No - 641
Türkiye/ DVCAM / Türkçe-Kürtçe / İngilizce altyazılı
Kamera - Sony PD-150 DVCAM
Kurgu - Matrox RT2000 + Adobe Premiere
Master - Sony DSR-20, DVCAM
Yönetmen - Ümit Kıvanç
Senaryo - Gaye BORALIOĞLU
Görüntü Yönetmeni - Ümit Kıvanç
Kurgu - Ümit Kıvanç
Görüşmeler - Burcu Aktaş, Ender ÖZKAHRAMAN
Seslendiren - Görkem YELTAN
Işık - Van Güneşi
Afiş - Sertaç Ergin, Ebru Özbay
Fotograf - Manuel ÇITAK
Enstrümantal Müzik - Ümit Kıvanç (Filmin bütün enstrümantal müziği, kızların kilim dokurken
çıkardıkları seslerin işlenmesiyle, herhangi bir müzik aleti kullanmadan üretildi.)
Şarkı ve Türkü - Zeynep Yıldız, Altun EDİŞ
Şiir - Turgut Uyar ("İyimser bir sonuç'a" Dünyanın En Güzel Arabistanı'ndan)
Van Belediyesi Kilim Atölyesi'nden uzun süredir haberimiz vardı. Çünkü bu atölyeyi var eden ve
geliştirmek için didinen Enver Özkahraman, Leman'daki "Orası Öyküleri"nden ve bu adla yayımladığı
kitaplarından tanıdığınız çizer Ender Özkahraman'ın babası.
Onun aracılığıyla haberdar olduğumuz bu Özgün atölyedeki yaşantıyı çok merak ediyorduk. Nihayet
2002 Eylül'ünde kamera, ışık, reflektör, ayak... ne varsa yüklenip Van'a gittik. Minicik bir ekip olarak-
Ümit Kıvanç, Burcu Aktaş ve Ender Özkahraman.
Kilim atölyesindeki kızlarla çarçabuk kaynaştık. Atelyenin görevlileri bize yardımcı olmak için ellerinden
geleni esirgemediler. Enver Özkahraman, "laboratuvarının" sırlarını bize açtı. Onlarla -ve
tabiî "kızlar"la- birlikte bu filmi yaptık.
Kızlarla görüşmeleri daha çok Burcu Aktaş yaptı. Ender Özkahraman da bazı görüşmeleri yaptı, bunun
dışında gönüllü set işçisi olarak koşturdu. Ümit Kıvanç, Van'da kamera başındaydı, dönüşte de kurgu
masasında.
Enver Özkahraman, bu küçük işçilerin hem hocası hem babası gibi. "Çocuklarına", yüz yıl, iki yüz yıl önce
"anamız ninemiz nasıl dokumuşsa öyle" kilim dokumayı öğretiyor. Dağlardan kökler, bitkiler toplanıyor,
yünlerle birlikte kaynatılıyor, büyük şehir insanlarına pek tuhaf görünecek yöntemlerle Özgün kilimler
üretiliyor. "Runas"ın kırmızısını güçlendirmek için üç avuç sumak atılıyor, indigo idrarla birleştikten
sonra havayla temas ettiğinde o maviyi yaratabiliyor.
Özkahraman atölyeyi "sadece kilim dokunan bir yer" olarak görmüyor. Atölyede
kızlara okuma-yazma öğretiliyor, ana-çocuk sağlığına, kadın hastalıklarına ilişkin dersler veriliyor.
Ceviz ağaçlarını, koyunlarını, evlerini bırakıp şehrin kıyısına göçmek zorunda kaldıklarında onlar çok küçüktüler.
Çoğu köyü hatırlamıyor bile. Aynur, "Sadece özetleri hatırlıyorum," dedi. Bizim karşımıza çıkanın özetiyse, tek
başlarına çalışıp 10-15 kişilik ailelere bakmak zorunda kalmış kızlar. Yüzyıllardır annelerinin, büyükannelerinin
yaptığı gibi, kilim dokuyorlar. Ama kendi kilimlerini değil.
Çoğu, 7-8 yaşlarından beri çalışıyor. Dilek, "Van'da erkekler için pek iş yok," diyor. Gülhan, "Ailelerimize
bakıyoruz, ne yapalım?" diye soruyor. Sahiden de, onlar bakmasa aileler ne yapacak, belli değil. Esice'nin
iki erkek kardeşi var, ikisi de kendinden küçük; on iki kişilik aileye bakan Esice 13 yaşında. "Sen fazla büyüksün"
diye okula alınmayan Hülya da öyle.
"Kızlar ve Kökler", Van'da, köylerinden göçmek zorunda kalmış çocuk ve genç kızların, ailelerine bakmak için
kilim dokuduğu bir atölyeyi konu alıyor.
Bu atölye, bir başka yönden, yüz yıl, iki yüz yıl önceki "orijinallerine" uygun kilimler dokunduğu için de çok
ilginç. "Kızlar ve Kökler", 2002 Türkiye'sinin özellikle Büyükşehir insanlarına, yanı başlarında süre giden, pek
tanımadığımız bir hayatı anlatıyor. Filmimiz izlensin istiyoruz; böyle şeyler yapan herkes gibi. Ama amacımız
sadece yaptığımız işin hoşa gitmesi değil; asıl, bu atölyeden herkesi haberdar etmek ve onlara destek olmak
istiyoruz. Nasıl, henüz bilmiyoruz. Ama "kızları" ve "Enver Amca'larını sizinle tanıştırabilirsek, dapdaracık bir hayat
alanında başlarını dik tutmaya çalışan bu insanları seveceğinizden ve "bir şeyler yapma" arzusu duyacağınızdan
eminiz.
15. Ankara Film Festivali
Mezopotamya Kültür Merkezinde Gösterim Seçkisi. 2005