Kara Kabuk




Yapım Tarihi - 2010
Süre: 00:28:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen - Ece Güneş, Vakkas Aksu
YAPIMCI - Ece Güneş, Vakkas Aksu
KAMERA - Güray ERVİN, Adem Keleş
KURGU - Uğur Işık

Midyenin ve midyecilerin öyküsü...

İstanbul’da hava henüz ağarıyor. Gökyüzü pembe, mor, sarı, mavi. Rumeli Kavağı’nda küçük tekneler kıyıda Usul Usul sallanıyor. Teknelerin diğer yanı Kara. Toprak yolun üstünde barakalar yıkık dökük. Güneş içlerine tozlarını serperken uzun hareketli gölgeler içlerinde beliriyor. Denizde çuvallarda midyeler var. Durgun suyun altında simsiyah parlıyor. Kocaman ellerin kalın parmakları çuvalları suyun dibinden bir çekişte çıkarıyor. Plastik kasaların üzerine ahşap kalaslar konuyor. Tezgah oluyor. Midyeler üzerine şıngır mıngır dökülüyor. Daha önceki günlerden biri başlıyor. Gölge ahşap kalasın arkasına yerleşiyor kambur. Bir sonraki çuvala kadar yerinden kalkmayacak. Elindeki bıçağı midye kabuğunun arasına soktukça üç beş paraya elleri büyüyor,üç beş paraya gölgesi kısalıyor. Nasıl kısalıyor anlatıyor.

Midyeyi kabuğundan çıkartıyorum ama kendimi buradan çıkartamıyorum.



5. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, Türkiye'den Belgeseller, Gösterim Seçkisi. 2010
TRT Belgesel Yarışması, Ulusal Amatör Kategori, Finalist. 2011





Mardin Eğitim-Sen- Karakabuklar Kırılsın!

10 Aralık 2010, 23:52

Mardin Eğitim-Sen İşçi Filmleri Atölyesi'nin gazetemize yolladığı yazıyı olduğu gibi siz değerli okuyucularımızla payaşıyoruz.

MAİNE KIYILARINDAKİ MAVİ MİDYELERE SALDIRAN YENGEÇLER !..
VE HELOTLARI DAĞLARIN ETEKLERİNDE ÖLÜME TERK EDEN EFOROSLAR

Basında haberler okunduğunda “Midye avı için beş mürettebatla denize açılanlar sır oldu” ya da İzmir Kadifekale'de ''Midyecilerle, belediye zabıtaları arasındaki kovalamaca...'' diye başlayan ve “Çöpteki midye kabuğu İtalyan tavuğuna yem oluyor” diye devam eder satırlar… Haberlerde, ekranlara pek gelmeyen, getirilmeyen olgular üzerinde konuşuluyor süsü verilip; ortada Duran ÇÖZÜMÜ GÜVENCE ALTINA ALIN(A)MAYAN SORUNLAR...

07.12.2010 günü saat 17.30'da yine atölyedeyiz. Hem de midyeci Beşir ve Abdullah'la beraber. Erciyes Öğrenci Belgesel Film Festivalinde ödül alan, yönetmenliğini KERİM Abanoz'un yaptığı, İstanbul Rumeli Konağı Keçelik Kıyısı'ndaki MİDYE İŞÇİLERİNİN içler acısı yaşamlarını konu eden KARAKABUK BELGESELİ'ni araştırma ve izleme gereği duyarak, hemen hemen aynı mekanlarda yapılan, Ece Güneş ve VAKKAS Aksu'nun yönetmenliğini birlikte yaptıkları bir başka KARAKABUK BELGESELİ'ni atölyemizde izledik.

Moderatörümüzün kısa sunumunda ve yöneltilen sorulara verdiği yanıtlarda- İstanbul’da, Çanakkale Lapseki/Çardak LAGÜN GÖLÜ’nde, İzmir Kadifekale'de vd. kıyılarda midye mevsim işçilerinin, sabahın erken saatlerinde başlayan serüvenlerinin içler acısı olduğunu belgeselde görüldüğü gibi beslenme, derme-çatma dört kazığa serilen naylondan çadırlarda ve sosyal yaşamdan uzak kıyılarda bir (1) kuruşa denizin dibine dalarak, bir kuruşa ızgara kasa ile avlanan midyeleri kabuğundan Keskin bıçakla sıyırarak bir ayın hesabını almak için çavuşa teslim ettiği 52.000 (elli iki bin) midyenin birer kuruştan 52.000 kuruş ettiği ve bunun 520 TL'ye bir ayın karşılığı oluyorsa; bu gencin enerjisinin gerisinde kalan kadın işçilerimizin, çocuk yaştaki kızlarımızın, ücretlerinin ne kadar olduğunun yanıtını kim verecek ?

Midyeci Abdullah'a yöneltilen sorulara verdiği yanıtlarda suç işlemiş de ifadesi alınan biri gibi çekinerek - ''Kızıltepe'liyim, ASKERLİĞİMİ YAPTIM.Hiç bir güvencem olmadığından, okuluma devam edemediğimden Ankara’da babamın yanında midye işçisi olup; işi kavrayınca çekilen zorluklara dayanamadan satıcılığına Mardin'de başladım.'' diye özetledi Abdullah !..

Midyeci Beşir Ustanın, atölye müdavimlerine anlattıkları midye ustası Abdullah'tan farklı değildi belki ama altını çizdiği bir konu vardı ki- “Bizden önce mevsimlik işçi olan pamuk, fındık işçileri ya da inşaat işçilerinden temelde pek farkımız yok. Hepimizin köylerinin yerle bir edildiği coğrafyadan '' KÜRT SORUNU '' diye İnsan Hak ve Özgürlüklerinin ayaklar altına alındığı ve yaşam hakkının koca bir HİÇ sayıldığı yerden göç etmenin ödülü İŞKENCE olmuş, MEVSİMLİK İŞÇİLİK Olmuş! kimin umurunda? Ben de askerliğimi yaptım, midyede usta olduktan sonra da satış alanlarına girdiğimiz belediyelere VERGİMİZİ HEP VERDİK; hala ödediğim vergi makbuzlarının koçanlarını cebimde taşıyorum...''

'' Birbirine tutunarak'' yaşamanın bir psikolojisi vardır elbette, midyeler de bu psikolojiyi bilimsel anlamda bilerek korunmalarının '' REFLEKS'' ten ibaret olduğu, gerçeğinin güvencesiz örgütlü olmayan mevsimlik işçilere vereceği mesajları vardır gerçekten...

SİYAH İnci masalının en Can Alıcı yerinden bir alıntıyla - “... midyeler suyun içinde süzülen, kıpır kıpır dolanan balıklara ağızları açık bakakalmış, çünkü midyelerin kayalara yapışmış, yosunlara sarılmış yaşamları, balıkların özgür yaşamlarına hiç benzemezmiş.''

Bir an için de olsa bugün için birbirlerine tutunarak, atölyede mevsim işçiliklerini kısa kısa soluklanmalarla; yaşayarak anlattılar, içlerini döktüler birer birer! Abdullah susarken, Beşir alıyordu sözü, tutunmak için bir dal, var mı diye?

Araştırmacıların ortaya koyup Atlas Okyanusu'nun derinliklerinde yaşayan midye çeşidi ile ABD'nin kuzey-doğu, Kanada'nın güney-doğu kıyılarındaki midyelerle farklı olup; güzelim midyeleri pusuya yatarak bekleyen düşmanları vardır. MAİNE denilen, Boston'un kuzey kıyılarındaki MAVİ MİDYELERİN, İNGİLTERE’nin kıyılarından gelip bize göre SALDIRGAN YENGEÇLERİN midyelere yaklaşırken; mavi midyelerin bu vahşi yengeçlerin suya saldıkları kimyasalların farkına vararak bir refleks sonucunda KABUKLARINI KALINLAŞTIRARAK KENDİLERİNİ SAVUNMAK ZORUNDA KALIRLAR(?) Kabukları inceleyen KARSİNOLOGLAR, bu yengeç türünün ASYA YENGECİ olduğunu iddia ederler. Aynı coğrafyadaki hedef mavi midye saldırganlarından ABD'nin kuzey kıyılarından, Grönland Adası'nın güneyinden saldıran Yeşil SALDIRGAN YENGEÇLER ise mavi midyelerin küçüklerinden başlayarak, büyüklerini de birkaç hamlede kıskaçları arasında parçalayarak amacına ulaşırlar...

Tıpkı kent devletlerinden SPARTA'da olduğu gibi, Sparta Kent Devleti'nde DOR HALKI Özgür; ASKERLİK YÜKÜMLÜLÜĞÜ OLUP SİYASAL HAKLARI BULUNMAYAN BİR BAŞKA SINIF... SPARTA'lı toprak sahipleri aileler ve bu ailelerin topraklarını işleyen KÖLELER, Yunancada HELOTLAR !.. Bugünkü midyeciler, pamuk, fındık toplayıcılar, inşaat işçileri, ameleler, kalaycılar, kazancılar, sucular, limonatacılar, şerbetçiler, arabacılar, karpuzcular cümle-alem MEVSİMLİK İŞÇİLER yani biz çalışanlar; asgari ücretliler, memurlar, yardımcı hizmetliler ve 4/C'ler değil mi?..

Sparta'da toprak sahibi ailelere Elotları (köleleri) dağıtan YÜKSEK MAHKEMELER ( Eforoslar) bir yıllık görevleri süresince beş kişilik üyeden oluşan en yüksek yargı statüsünde iken- Kölelerin sakat Doğan, zayıf Doğan çocuklarını, yaşlılarını beslememek için DAĞ ETEKLERİNE ÇIKARMA veya ÖLDÜRME kararlarını EFOROSLAR (En yüksek yargı) verirdi, SPARTA Kent DEVLETİ'nde...

Arz ve talebi yaşadık ya! Bu yaz domateste, ette, pirinçte... Şimdi ise emeğin ucuz olmasının stratejileri, teşviklerinin naraları atılıyor '' En az üç çocuk sahibi olun.'' diye, ne dersiniz
domatese, pirince, yağa, bibere ya da ete benzeyelim mi, birbirimize tutunmadan çoğalıp HELOTLARA benzeyelim mi ya da SALDIRGAN YENGEÇLERE yem olalım mı ne dersiniz?..

Atölyemiz bu sorunların analizlerini birlikte değerlendirirken, mevsimlik işçilerin KARAKABUK BELGESELİ’nde yaptıkları her esprinin trajedisini, romantik gerçekliğini tıpkı '' Çotanak Yolunda'' olduğu gibi tüm izleyenlerle birlikte yaşadık... Bir başka arkadaşımızın dediği gibi '' Ülkemiz belki de bir değil birkaç değişime gebe!” olmasının somut görüntüsünü verdiğine inanıyor ve paylaşmak istiyorsanız, atölyemizde ev sahipliğini yapar mısınız?

MARDİN EĞİTİM-SEN İŞÇİ FİLMLERİ GÜNLERİ ATÖLYESİ

filmlerdekibizler@hotmail.com
kiziltepegazetesi.com