Yapım Tarihi - 2010
Süresi - 00:00:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Elif Uslu
Danışman - Nilgün Öneş, Hasan Hüsrev Hatemi, Yavuz Turgul, Tolgay Ziyal
İstanbul’un Cuma, Cumartesi, Pazarı
Dünyanın büyük şairlerine ve fikir adamlarına nice ilhamlar sunmuş olan bu
muhteşem şehirde yüzyıllar boyunca dünyaya Örnek olan birlikte yaşama sanatı bir
belgesele konu oldu- İstanbul’da Üç Gün
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın katkılarıyla hazırlanan
belgesele Nilgün Öneş, Hasan Hüsrev Hatemi, Yavuz Turgul, Tolgay Ziyal gibi
alanında en iyi isimler danışmanlık yaptı.
İstanbul’da Üç Gün Belgeseli’ndeki tüm görüntüler özel izinlerle çekildi.
Müslümanların Bayram Günü olarak kabul edilen Cuma ile başlayan, Musevilerin
Şabat’ı Cumartesi ile devam eden ve Hıristiyanların kutsal Pazar günü ile Süren
belgeselde belki de ilk kez İstanbul’da bir Musevi ailenin evinden Şabat Yemeği
görüntüleri yer alıyor. Dini kurallar gereği Şabat yemeği sırasında herhangi bir
görüntü çekilmesinin yasak olması nedeniyle Cumartesi gününden farklı bir günde
çekilen görüntüler oldukça dikkat çekici.
OSMANLI’NIN ÖZGÜVENİNİN ESERİ
1453’ten bu yana semavi dinlerin mensuplarının büyük bir barış, huzur ve
mutluluk atmosferini paylaştığı İstanbul’un kardeşliğe kucak açan kodları bu
belgeselde çözülüyor. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’, İstanbul’un kardeşliğe kucak açan iklimini şöyle
yorumluyor- “Osmanlı, Musevilere kucak açtığı zaman zorlanmadan, herhangi bir
sıkıntıya düşmeden kucak açıyordu, çünkü kendisinde bir Özgüven vardı. Yani ehli
kitap olan bir varlığın, zulme uğramış bir varlığın, sıkıntıda olan bir
varlığın, benden yardım talep eden bir varlığın, hamisi, babası, koruyucusu
tabii ki ben olacağım düşüncesiyle hareket ediyordu. Buruda Müslümanların
ötekine yaklaşımı, yani Müslüman olmayana yaklaşımı, bir dışsallık yaklaşımı,
bir diplomatik yaklaşım değil...
Osmanlı insanı Yahudilere kucak açtığı zaman
dini bir vecibeyi yerine getirmiş oluyorlardı. İstanbul’daki hoşgörü ortamı, Sufi filtreden geçmiş İslam anlayışına sahip Müslümanlar tarafından tatbik
edilmişse, tekrar uygulanabilirliği vardır... Ancak bunun tekrarlanabilmesi
için, daha evvelki bu tecrübenin dinamikleri iyi analiz edilmelidir” diyor.
SÜLEYMANİYE- BİNYILLIK NAZİRE
İstanbul, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlaması nedeniyle mistik şehir olarak da
anılıyor. İslam tasavvufunun yedi nefis mertebesine denk olarak yedi tepe
üzerine kurulu olan, yine Batıni, yani insanın iç dünyasını temsil eden doğru
ile dış dünyayı, zahiri temsil eden batıyı buluşturan İstanbul, Hıristiyanlık
döneminde de diğer şehirlerden farklı olarak mistik bir Hıristiyanlığa ev
sahipliği yapıyordu.
GELİNCİK BALIĞINI SADECE MUSEVİLER YİYOR
İstanbul’da Üç Gün Belgeseli semavi dinlerin İstanbul’daki hayatlarına ilişkin
ilginç ayrıntılar içeriyor. Bunlardan biri de Gelincik Balığı… Diplerde, kumluk
alanlarda yaşayan derelerin Boğaz’a kavuştuğu yerleri seven, gündüz uyuyan, gece
avlanan gelincik balığını tüketen İstanbulluların yüzde 99’unun Musevi olduğu
belirtiliyor. 1920’lerde Türkiye’deki balıkları ayrıntılarıyla yazdığı kitabında
bu bilgileri veren İstanbul Balıkhanesi Müdürü Karekin Deveciyan, Gelincikten
“eti lezzetli ve kıymetlidir, ama çabuk bozulur,” diye söz ediyor.
Gelincik balığı, Musevilerin İstanbul’a gelişinin anısını saklayan vefalı,
cefakâr bir Kara gün dostu olarak biliniyor. Gelincik balığı Musevilerin
İspanya’dan sürgün edilip İstanbul’a geldiklerinde yaşadıkları zor koşullar
içerisinde bol bulunan, keseye uygun bir balık olarak Şabat sofrasının
başköşesine kurulmuş.
İSTANBULLU MUSEVİLER- ANADİLİMİZ TÜRKÇE
İstanbullu Musevilerden Rozita İgual ise ilginç bir tespitte bulunuyor
İstanbullu olmakla ilgili… 6 yaşından bu yana Türkçe konuştuğunu söyleyen İgual,
“Benim her zaman söylediğim bir laf vardır- Ana diliniz nedir dendiği zaman
herkes birşey söyler... Ben hayır derim- Eşinizle hangi dilde kavga ediyorsanız,
benim için ana dil o. Çocuğunuza hangi dilde bağırıyorsunuz, eşinizle hangi
dilde kavga ediyorsunuz, ben bütün bunları hep Türkçe yapıyorum.” İgual,
yaklaşık 40 yıl önce Ramazan’da, Ermenilerin, Yahudilerin ve Müslümanların
oruçları aynı döneme denk gelmesi nedeniyle hep birlikte oruç açtıklarını
anlatıyor.
*** Rozita Hanım’ın gaya con avramilas’ı, yani erikli gelincik balığı hazır.
Mumlar yakıldıktan sonra, Cuma günü, gün batımının ardından Şabat başlayacak.
Cumartesi akşam güneş batana kadar hiçbir işle uğraşılmayacak, bütün hazırlıklar
buna göre yapılacak.
*** İstanbul’da Üç Gün Belgeseli’nde İstanbul Rumlarından Apoyevmatini
Gazetesi’nin sahibi Mihail Vasiliadis ile Bugünkü Fener Rum Patriği
Bartolomeos’un ortaokulu Beyoğlu’ndaki Zoğrafyon’da okuduğu bilgisi de
paylaşılıyor ve şöyle deniyor- Kader birini Patrik yaptı, sıra sıra arkadaşını
ise gazeteci yaptı .
Gala tarihi- 06 Eylül 2010
Kokteyl- 20:30
Gösterim- 21:30
Yeri- Atlas Sineması
Kaynak
istanbul2010.org
İstanbul 2010'un sinema filmleri ustalara emanet
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında 15'ten fazla kurmaca film ve
belgesel çekilecek. Filmlerin toplam bütçesi 20 milyon TL'yi aşıyor
Geçen yıl çeşitli tartışmalara neden olan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti
projesi kapsamında çekilecek sinema filmleri nihayet belli oldu.
Proje kapsamında kurmaca ve belgesel, 15'den fazla film çekilecek. Filmlerin
toplam bütçesi 20 milyon TL'den fazla. Zülfü Livaneli, Ali Özgentürk, Avni
Özgürel, Özkul Ören'in film projeleri İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti
Ajansı Yürütme Kurulu tarafından kabul edildi. Hüseyin Karabey'in Unutma Beni
projesi ise Yürütme Kurulu'ndan onay bekliyor. Kurmaca filmlerin uluslararası
film festivallerde, belgesellerin ise dünyanın önemli TV kanallarında
gösterilmesi planlanıyor.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sinema, Belgesel Animasyon Yönetmeni
Yusuf Kaplan, birçok film projesinin başvuru yaptığını ama belirli kriterler
çerçevesinde seçimlerin gerçekleştiğini söylüyor. İstanbul ile ilgili olarak
'Doğu- Batı arasında bir köprü' gibi oryantalist bir algı olduğunu belirten
Kaplan amaçlarının bu algıyı değiştirmek olduğunu vurguluyor. Kaplan "Çünkü,
İstanbul'un en büyük özelliği bir sürü medeniyeti bünyesinde barındırması. Bir
medeniyet kurucu özelliği var. Biz de İstanbul'un bu özelliğini öne çıkartan
film projelerini destekliyoruz" diyor.
Yusuf Kaplan film bütçelerinin tamamının ajans tarafından karşılanmadığına
dikkat çekiyor ve kimi filmler için sponsor arayışlarının sürdüğünü belirtiyor.
ÇEKİLECEK BELGESELLER
İstanbul Şehirleri- Mustafa Şen ile Koray Demir'in belgeselinde 30 Avrupa
kentinde İstanbul'un izi sürülecek. Bütçesi 3.5 milyon TL.
Payitaht- Selim Aytekin şehrin medeniyet kurucu özelliğini anlatacak. Bütçesi
2.3 milyon TL.
İstanbul'da Aşk- Yavuz Özkan'ın belgeselinin konusu İstanbul'daki tarihi aşklar.
Film 28 Eylül'de gösterilecek.
Etek İzlerini Silmeden- Galata Mevlevihanesi'nin mistik geleneği anlatılacak.
Film nisanda gösterilecek.
İstanbul'un Sırları- Nakiye Boran'ın belgeselinde İstanbul, farklı kültürlere
ait şehir efsaneleri üzerinden anlatılacak.
Kayıp Şehzade Harikalar Diyarında- Süheyla Taşçıer ve Erol Ayyıldız'ın çekeceği
belgeselde, padişah şenlikleri üzerinden İstanbul'daki sosyal hayat anlatılacak.
Film 1 Haziran'da gösterilecek.
Günden Geceye İstanbul- Bir Şehrin Senfonisi- Necati Sönmez'in çekeceği
belgeselde İstanbul'un bir günü farklı karakterlerin gözünden anlatılacak.
Kültürel Farklılığın Renkleri- Annie Pertan'ın çekeceği filmde azınlıkların
İstanbul'un kültürel hayatına katkıları konu edilecek. Film aralıkta
gösterilecek.
İstanbul'da Kutsal Günler- Abdullah Küçükaytekin'in filminin konusu de
İstanbul'daki kutsal günler ve bayramlar.
İstanbul'un Orta Yeri Sinema- Sefa Önal'ın imzalı belgeselde filmlerdeki
İstanbul algısı anlatılacak.
İZLEYECEĞİMİZ Uzun METRAJLAR
Zülfü Livaneli, yöneteceği filmde Kayseri doğumlu, Ünlü yönetmen Elia Kazan'ın
biyografik hikâyesini anlatacak. Filmin hazırlıklarına başlandı. Bütçesi 5
milyon TL.
Ali Özgentürk çekeceği kurmaca filmde, Macar besteci, piyanist halk müziği
derleyicisi Bela Bartok'un 1936'da Türkiye'ye gelip Adnan Saygun ile Anadolu'yu
dolaşmasını anlatacak. Bütçesi 3.5 milyon TL.
Özkul Ören'in çekeceği Saatçi, Bir İstanbul Masalı adını taşıyan filmde 16. ve
17. yüzyılda Osmanlı'nın kültür sanat, eğlence, bilim dünyasıyla ilgili hikâye
konu edilecek. Bütçesi 3.5 milyon TL.
Yönetmen Hüseyin Karabey'in projesi Beni Unutma kapsamında dünyanın önemli genç
yönetmenleri İstanbul'un kültürel çeşitliliğini ve halen çevre ülkeler için
nasıl önemli bir çekim merkezi olduğunu anlatan kısa filmler çekecek. Proje
Yürütme Kurulu'ndan onay bekliyor. Bütçesi 2.3 milyon TL.
Avni Özgürel'in yapımcılığını üsteleneceği Mahpeyker- Kösem Sultan adlı filme
Kösem Sultan'ın hayatı konu edilecek. Filmin ilk gösterimi mayısta yapılacak.
Işıl Özgentürk Atölyesi'nin hazırladığı Dürbünümde 1001 İstanbul projesi, 10
yönetmenin kısa filminden oluşuyor. Filmlerde İstanbul'daki sıradan insanların
yaşamıyla ilgili hikâyeler anlatılacak. Filmler kahvehanelerde ve kültür
merkezlerinde gösterilecek.
KABUL EDİLMEYEN FİLM PROJELERİ
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi kapsamında geçen yıl açıklanan ve
kamuoyunda hararetli tartışmalara neden olan, Ünlü yönetmenlerin İstanbul
üzerine çekeceği, kısa filmlerden oluşan Emrah Yücel'in İstanbul on My Mind ile
Oscar'lı oyuncuların başrolde oynayacağı Adalar'da geçen bir aşk hikâyesinin
anlatılacağı Mehmet Çelebi'nin Living film projeleri çekilmeyecek. Yusuf Kaplan,
söz konusu iki film projesinin gerçekleştirilmesinin zor olduğu ve İstanbul'a
dair oryantalist bakışı güçlendireceği için kabul edilmediğini belirtiyor.