Yapım Tarihi - 2013
Süresi - 00:50:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Erhan Cerrahoğlu
Birinci Dünya Savaşı’nda gösterdiği başarılarla, aralarında Viktorya Kross ve
Legion D’Honneur’un da bulunduğu onlarca madalya kazanan bir “kahraman”ın
varisleri, İstanbul Deniz Müzesi’ne, üzerinde Osmanlıca yazılar bulunan bir gemi
arması gönderir. Belgesel, İskoçya’dan gelen bu armanın ekseninde, Çanakkale
Savaşı’nın cephe gerisinde yaşanan acı bir öyküyü anlatırken, savaşın her iki
taraf için de güçlüklerini gözler önüne seriyor.
2013 .... İskoçya’dan Gelen Arma .... Yapımcı, Yönetmen, Metin Yazarı
14. Altın Safran Belgesel Film Festivali, Profesyonel Film
Kategorisi, Birincilik Ödülü. 2013
13. Uluslararası Eskişehir Film Festivali, En iyi Sinema Programı Ödülü. 2013
2013 TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Profesyonel Kategori, T.C. Kültür ve
Turizm Bakanlığı Özel Ödülü. 2013
1. Artemis Film Festivali, Yalıçapkını Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı,
Finalist. 2013
2. Altın Yunus Denizcilik Başarı Ödülleri, Basın Dalı, En İyi Belgesel Ödülü.
2015
Ödüllü Belgeseller 2013 "İskoçya'dan Gelen Arma"
İskoçya'dan Gelen Arma
Birinci Dünya Savaşı’nda gösterdiği başarılarla, aralarında Viktorya Kross ve
Legion D’Honneur’un da bulunduğu onlarca madalya kazanan bir “kahraman”ın
varisleri, İstanbul Deniz Müzesi’ne, üzerinde Osmanlıca yazılar bulunan bir gemi
arması gönderir. Belgesel, İskoçya’dan gelen bu armanın ekseninde, Çanakkale
Savaşı’nın cephe gerisinde yaşanan acı bir öyküyü anlatırken, savaşın her iki
taraf için de güçlüklerini gözler önüne seriyor.
İskoçya'dan Gelen Arma, TRT ekranlarında…
Kaynak
TRT Belgesel Film Yarışması
Çanakkale Savaşı’nın hiç bilinmeyen öyküsü
Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi TRT’nin ödüllü belgesellerine ev
sahipliği yaptı. “İskoçya’dan gelen arma” isimli çalışma, savaşın az bilinen
yönlerini gözler önüne serdi.
Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi tarafından Selçuk Yaşar
Kampüsü'nde düzenlenen " TRT'nin Ödüllü Belgeselleri" etkinliği, yönetmenleri ve
öğrencileri bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında gösterilen "İskoçya'dan gelen
arma" adlı belgesel Çanakkale Deniz Savaşı sırasında İngiliz E-11 denizaltısı
tarafından batırılan ve hastane gemisi olarak kullanılan Halep Vapuru'nu konu
alıyor.
İSKOÇYA'DA BULUNDU
"İskoçya'dan Gelen Arma" belgeselinin yönetmeni Erhan Cerrahoğlu 99 yıl önce
şehit olan 200 askerimizin yürek burkan hikayesini, vapurun arması üzerinden
anlattığını belirterek şunları söyledi- "Çanakkale Savaşları sırasında en çok
Türk deniz taşıtını batıran E-11 denizaltısının Kaptanı'nın oğlu ve torunu
Kaptan Nasmith'in rotasını izlemek üzere Türkiye'ye gelmişlerdi. Kendileriyle
Araştırmacı Selçuk Kolay sayesinde tanıştık ve Marmara denizinde E-11'in
izlediği rotayı takip ederek günler süren bir yolculuk yaptık."
Yönetmen Erhan Cerrahoğlu armanın Türkiye'ye iadesini ve aileyle birlikte
şehitliğe yapılan ziyareti ise şöyle anlattı- "Bu yolculuğun en son durağı,
Halep Vapuru'nda şehit düşen 200 askerlerimizin yattığı Akbaş Limanı'nda bulunan
şehitlik oldu.
HÜZÜNLÜ ANLAR
Kaptanın oğlu Prof. James Nasmith bu ziyaret sırasında gözyaşlarını tutamazken
torunu Duncan Dunbar Nasmith İskoçya'nın milli çalgısı olan gaydayla çaldığı
parça ile şehitlerimize saygı duruşunda bulundu. Şehitlik ziyaretinden sonra
Halep Vapuru'nun isim plakasının İskoçya'da ki evlerinde bulunduğunu öğrendik.
Ailenin, geminin öyküsü hakkında en ufak bir bilgisi olmadığı için armayı
sıradan bir savaş anısı olarak saklıyordu. Halep Vapuru'nun hikayesini
öğrendikten sonra, yolculuğun bitiminde, armayı Türkiye'ye iade etmek istediler
ve aradan geçen 99 yılın ardından arma İstanbul Deniz Müzesi'ne teslim edildi."
1. Dünya Savaşı sırasında İtilaf devletleri donanması Akdeniz'den İstanbul'u ele
geçirmek için harekete geçerken, Almanların desteğini alan Osmanlı, Çanakkale'de
büyük bir savunma hazırlığına girişti.
Bölgeye asker ve mühimmat sevk etmek için kullanılabilecek en kolay ve güvenli
yol Marmara Denizi'ydi. Bu amaçla, seferberlik ilan edilmiş ve Türk sularındaki
tüm deniz taşıtlarına el konulmuştu. O günkü adı Şirket-i Hayriye olan şehir
hatları gemileri büyük önem taşıyordu. Bu gemilerin içinde, 1881 yapımı 110
metre uzunluğundaki Halep Vapuru da vardı. İtilaf Devletleri Çanakkale
cephesinde ummadıkları bir direnişle karşılaşmıştı. Yaşanan büyük kayıplar
İstanbul'a karadan ilerlemenin mümkün olmadığını gösteriyordu.
DİRENİŞİN TEK YOLU
Çanakkale direnişini kırmanın tek yolu, ittifak kuvvetlerinin ikmal yollarını
kesmek ve ordunun moralini bozmaktı. Bu amaçla denizaltılar, Çanakkale Boğazı'nı
su altından geçerek Marmara'ya girmeliydi. Birkaç başarısız denemenin ardından
bu görevi ilk başaran Avustralya'nın AE2 denizaltısıydı. Fakat mürettebat, tek
bir gemi batıramadan yakalandı ve denizaltı sulara gömüldü. Ancak AE2'nin
keşfettiği rota, boğazın geçiş yolunu itilaf kuvvetlerine gösterdi. 19 Mayıs
1915 günü Yüzbaşı Martin Eric Dunbar Nasmith komutasındaki İngiliz E-11
denizaltısı bu yolu izleyerek Marmara'ya girdi. Vakit kaybetmeden İstanbul'a
doğru yol almaya başladı. Nasmith, burada ilk gemisini batırdıktan sonra,
Marmara sularında ilerlemeye devam etti.
PERSONELE TAHLİYE
E-11'in bu sulardaki görevi 7 ay devam etti ve denizaltı bu süre boyunca
içlerinde Osmanlı Donanması'nın en önemli savaş gemilerinden biri olan Barbaros
Hayrettin Zırhlısı'nın da bulunduğu 94 gemiyi batırdı. Bu gerilimli ortamda,
askeri hedeflere karşı elindeki tüm imkanlarla saldıran Yüzbaşı Nasmith, cepheye
erzak ve mühimmat taşıyan sivil gemileri de durduruyor ancak gemiyi, sivil
mürettebatı tahliye ettikten sonra batırmaya özen gösteriyordu. Akbaş Limanı,
muharebeler boyunca müttefiklerin temel ikmal üssüydü. Marmara'dan gemilerle
gelen cephane ve erzak buradan cepheye naklediliyor, cepheden gelen yaralılar
gemilerle İstanbul'da kurulan hastanelere gönderiliyordu. 25 Ağustos 1915
sabahı, liman yine hareketliydi.
VAPUR BEKLİYORDU
Gece boyunca cepheden gelen yaralı askerlerden 200'ü limanda bağlı olan Halep
Vapuru'na yerleştirildi, vapur yaralı askerleri İstanbul'a götürmek için seyire
hazır halde bekliyordu. Ancak saat 07.20 sıralarında E-11 denizaltısının liman
çevresinde devriye gezen gunbota saldırması ile ortam hareketlendi. Gunbot ve
bir destroyer denizaltıyı uzaklaştırmak için ateş ederken, limanda demirli üç
vapuru gören Kaptan Nasmith aceleyle
SEYİR DEFTERİNDEN
Kaptan Nasmith, E-11'in seyir defterinde o günü şöyle anlattı- "Periskoptan
limanda bağlı üç vapur görüyordum. Bunlardan yakınımızda olanı Kızılay
amblemleri ile boyanmış bir hastane vapuruydu. Ona saldırmaktan hemen vazgeçip,
diğer vapura yöneldim ve torpidoyu ateşledim. Üzerinde hiçbir işaret bulunmayan
bu vapur muhtemelen cephane taşıyordu. Ön kısmından isabet alan vapur batmaya
başladı."
Ancak Kaptan Nasmith yanılmıştı. Cepheden o gece gelen yaralılar öylesine çoktu
ki 200 kadarı Halep Vapuru'na bindirilmiş ancak vapurun üzerine Kızılay bayrağı
asılamamıştı. Ne yazık ki, bu yaralılar batmakta olan gemiden kurtulmayı
başaramadı. Şehit askerler gemiden çıkarılıp Akbaş Limanı'na defnedildi ve
burada bir şehitlik yapıldı.