Yapım Tarihi - 2012
Süresi - 01:10:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe, HD
Yönetmen - Nejla Demirci
Müzik - Serkan Çağrı
Kurgu - Semih Korhan Güner
Yıldız Dağları’ndan Doğan ve 293 km sonra Saros Körfezi’ne dökülen Ergene Nehri
25-30 yıl öncesine kadar geçtiği topraklara hayat veren bir nehirdi. Oysa bugün
nehir, içinde hiçbir canlı organizmanın yaşamadığı, ağır metallerle yüklü pas
renginde akan bir suya dönüştü. Gündöndü, halen bir milyon civarında insanın
yaşamakta olduğu Ergene Havzası’nın endüstrileşmeyle birlikte yaşadığı sosyal,
kültürel, ekonomik ve ekolojik değişimleri anlatan bir belgesel. Bilimsel
verilerle canlı tanıklıklar arasında mekik dokuyan anlatısı, durumla ilgili
somut adımlar atmanın gerekliliğini vurgularken, büyük bir aciliyet duygusunu
samimi bir dille seyirciye geçirmeyi başarıyor.
24. Ankara Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Belgesel Dalı, Jüri Özel
Ödülü. 2013
AFM 12. Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, Ev Bölümü Gösterim Seçkisi. 2013
TRT Belgesel Film Yarışması, Ulusal Profesyonel Kategori, Finalist. 2013
6. İstanbul Uluslararası Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali, Gösterim Seçkisi. 2012
Mimarlık ve Kent Filmleri 6. Festivali, Belgesel ve Canlandırma Filmleri
Yarışması, Gösterim Seçkisi. 2012
Kaynak
Semih Korhan Güner
Web Sitesi- www.gundondu.net
"Gündöndü"
Ergene havzasındaki sosyokültürel, ekonomik değişimlerin anlatıldığı,
bilimsel verilerin ve canlı tanıdıkların yer aldığı bir belgesel. Belgesel,
Ergene'nin ekolojik dengesini yok eden endüstriyi, havzanın doğasını yeniden var
etmeye çalışan halkı anlatıyor.
Mimarlık ve Kent Filmleri 6. Festivali, Belgesel ve Canlandırma Filmleri
Yarışması, Gösterim Seçkisi. 2012
Kaynak
Mimarlık ve Kent Filmleri Festivali
Ergene Nehri film oldu
Çerkezköy Ergene İnisiyatifi tarafından yarın Çerkezköy Cinemy Sinema Salonu’nda
‘Gündöndü Bir Nehrin Hikayesi… Ergene’ adlı belgesel filmin gösterimi yapılacak.
Gün içinde iki seans olarak gösterimi gerçekleştirilecek belgesel film saat
18.00 ve 20.00 saatlerinde seyirci ile buluşacak. Ergene Havası içinde yaşayan
halkın ve tüm yaşam savunucularının dikkatini Ergene Nehri’nin kirliliğine
çekmek, devletin yetkili kurumlarının çözüm için somut adımlar atmasını sağlamak
amacıyla çekilen ‘Gündöndü Bir Nehrin Hikayesi… Ergene’ adlı belgesel filmi
yarın Çerkezköy’de gösterilecek.
EKOLOJİK BİR FELAKETE DÖNÜŞÜNÜ ANLATIYOR
Belgesel, Çerkezköy topraklarına ulaşmadan önce pırıl pırıl bir kaynak suyu olan
Ergene’nin sanayi atıklarıyla kirlenerek doğayı ve insan sağlığını tehdit eden
ekolojik bir felakete dönüşümünün hikayesini anlatıyor.
FİLMİN SONUNDA SÖYLEŞİ OLACAK
Öte yandan, filmin gösteriminden sonra Ergene İnisiyatifi Gönüllüsü Yönetmen
Necla Demirci ile söyleşi de yapılacak.
HİÇBİR CANLININ YAŞAMADIĞI BİR SUYA DÖNÜŞTÜ
Konuyla ilgili açıklama yapan Çerkezköy Ergene İnisiyatifi yetkilileri, tüm
duyarlı vatandaşları filme beklediklerini belirtirken, filmin amacı ile ilgili
olarak da, “Yıldız Dağları’ndan Doğan ve 285 kilometre sonra Saros Körfezi’ne
dökülen Ergene Nehri, 25-30 yıl öncesine kadar geçtiği topraklara hayat veren
bir nehirdi. Oysa bugün, nehir, hiçbir canlı organizmanın yaşamadığı, ağır
metallerle yüklü pas renginde akan bir suya dönüştü. Gündöndü, halen 1 milyon 50
bin insanın yaşamakta olduğu Ergene Havzası’nın, endüstri ile birlikte sosyal,
kültürel, ekonomik ve ekolojik değişimleri anlatan ve Trakya Bölgesi’nin nasıl
etkilendiğini, konuyla ilgili bilimsel verilerin yer aldığı, canlı tanıkları
içeren bir belgesel. Film, bölge halkının ve tüm yaşam savunucularının dikkatini
bu konuya çekmek, devletin yetkili kurumlarının çözüm için somut adımlar
atmasını sağlamayı amaçlıyor” açıklamasında bulundu. 09 Mart 2013
GÜNDÖNDÜ Belgeseli Ve Yönetmeni Nejla Demirci İle Söyleşi
21 Nisan Pazartesi
16:30 - 17:45
İstanbul Şehir Üniversitesi
Kuşbakışı Caddesi No- 27 34662 Altunizade, Üsküdar, İstanbul
Şehir Üniversitesi Genç Tema kulübü olarak ilk etkinliğimizi Sosyoloji
Dükkanının da ortaklığıyla düzenliyoruz.Etkinliğimizde Gündöndü belgeselini
izleyip daha sonrasında yönetmeni Nejla Demirci ile bir söyleşi
düzenleyeceğiz.Gündöndü Belgeseli Hakkında,Sanayi sektörnünü kirli ve zehirli
atıkları nedeniyle kirlenmekte olan Trakya Bölgesi'nde bu tehlikelerden nasibini
en fazla alan bölgelerden biri de Ergene Nehri'dir. Günden güne daha kritik
seviyeye erişen Ergene Nehri'ndeki kirlenmeden dolayı burada yaşayan canlıların
hepsi yok olmuştur. Pas renginde akan su, artık yeni yaşamlara da kapalıdır.
Nehrin çevresindeki Ergene Havzası'nda yaşayan insanlar ise günden güne bu
değişime Tanık olmakta ve değişimin doğurduğu sonuçları derinden hissetmedirler.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini Nejla Demirci'nin yaptığı belgesel türündeki
film, son yılların en problemli konularından biri olan çevre sorunlarından biri
üzerine farkındalık yaratmaya çalışıyor. !F İstanbul, Fransa 6. Dünya Alternatif
Su Forumu ve Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali gibi festivallerde
izleyicisiyle buluşan belgesel, Ankara Film Festivali’nde Seçici
Kurul Özel Ödülü’ne layık görülmüştür.
Nejla Demirci ile Gündöndü Belgeseli Okuması
21 Nisan Pazartesi
16:30
Batı Konferans Salonu
Genç TEMA kulübü ile ortak olarak hazırladığımız belgesel okumamızda, yönetmeni
Nejla Demirci'nin katılımı ile izleyeceğimiz ardından Ferhat Hocamız ve
hepimizin katılımıyla üzerine konuşacağımız Gündöndü belgeseli için şu şekilde
bilgi verebiliriz:
Sanayi sektörnünü kirli ve zehirli atıkları nedeniyle kirlenmekte olan Trakya
Bölgesi'nde bu tehlikelerden nasibini en fazla alan bölgelerden biri de Ergene
Nehri'dir. Günden güne daha kritik seviyeye erişen Ergene Nehri'ndeki
kirlenmeden dolayı burada yaşayan canlıların hepsi yok olmuştur. Pas renginde
akan su, artık yeni yaşamlara da kapalıdır. Nehrin çevresindeki Ergene
Havzası'nda yaşayan insanlar ise günden güne bu değişime Tanık olmakta ve
değişimin doğurduğu sonuçları derinden hissetmedirler.
Yapımcılığını ve yönetmenliğini Nejla Demirci'nin yaptığı belgesel türündeki
film, son yılların en problemli konularından biri olan çevre sorunlarından biri
üzerine farkındalık yaratmaya çalışıyor. !F İstanbul, Fransa 6. Dünya Alternatif
Su Forumu ve Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali gibi festivallerde
izleyicisiyle buluşan belgesel, Ankara Film Festivali’nde Seçici
Kurul Özel Ödülü’ne layık görülmüştür.
Yönetmen Nejla Demirci tarafından çekilen ve Ergene Nehri'ndeki çevre felaketini
çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren Gündöndü belgeseli, bugün gösterime
giriyor. Belgesel, yönetmenin deyişiyle Ergene Nehri'nde sanayileşmenin neden
olduğu kirliliğe ilişkin “Trakya'nın bir muhabbeti” aslında. Bu muhabbette
Trakya halkının, yöneticilerin, sanayicilerin ve akademisyenlerin ağzından
halkın karşı karşıya kaldığı kanser riskini, bölgeden göç olgusunu, tarım ve
hayvancılığın çöküşünü ve yaşanan faciaya yıllardır neden bir çözüm
getirilmediğini dinliyoruz. Ergene İnisiyatifi üyesi olan ve sinemacı olarak
değil, ekoloji savunucusu olarak yola çıktığını anlatan Nejla Demirci “Ergene'ye
bakınca çok büyük bir vicdansızlık görüyorum. Yeterince örgütlü bir toplum
olamamanın büyük acısını yaşıyorum” diyor. Demirci ile Ergene nehrinin
hikâyesine ilişkin konuştuk.
Belgeseli çekme fikri nasıl ortaya çıktı?
Ben yirmi yıl boyunca Trakya’da yaşadım. Kendimi, çok önemli bir sürecimi orada
var ettim. Trakya’da yaşarken çok hoşuma giden bir şey vardı. O da dümdüz ova,
mis gibi topraktır. Ağrılı bir aileyiz ve toprak çok kıymetliydi bizim için.
Ağrı'da insanlar topraklarını ekmek için önce tarladaki taşları toplarlar. Tarım
zordur Ağrı'da. Dolayısıyla Trakya'nın coğrafyasına bu anlamda çok yakın
hissediyorum kendimi.
Uzun zamandır Ergene'nin kirliliği benim için bir yaraydı. Ergene inisiyatifi
adıyla yola çıkıp, ekolojik mücadele vermeye başladım. Bu filmi de bir sinemacı
olarak değil, bir ekoloji savunucusu, doğa savunucusu olarak yaptım. 2010
yılından itibaren ekoloji mücadelemizin doğuşuna, tüm eylemlerimize,
toplantılarımıza, halkın tepkilerine, örgütlediğimiz tüm eylemlere,
yurtdışındaki çalışmalara ilişkin görüntüleri biriktirmeye başladım. Üç yıl
sürdü. Sıkıntılı bir süreçti.
Neden sıkıntılı?
Bir kere, baskı altında çalıştık. Beş bin tane sanayi kuruluşunun olduğu, ciddi
bir sermayenin olduğu, patronların helikopterlerle pistlerine indikleri bir
coğrafyada siz kalkıp oradaki kirliliği, bu kirliliğe neden olan politikaları
filme dönüştürmeye çalışıyorsunuz. Sizin elinizde bir fotoğraf makinesi veya
kamera varsa, kendilerine karşı sizi tehdit görüyorlar.
'TAKİPLER, TACİZLER OLDU'
Ne gibi engellemelere veya baskılara maruz kaldınız?
Çorlu'da organize sanayi bölgesinden atılmaya kalktık. Çöp alanına girmemize
izin vermediler. Takipler oldu, alenen sözle saldırılar oldu. Telefonla tacizler
oldu. Çerkezköy’den Edirne’ye girerken ciddi bir kaza atlattık. Belirli yerlerde
köylü kıyafetleri giyerek çekim yapmak zorunda kaldık. Bazı üniversite ve
akademisyenlerden bilgi alamadık, çekindiler, görüşmediler.
Peki, belgesel için röportaj yapmak istediğiniz halk çekinmedi mi?
Ben aslında başka türlü kurgulamıştım belgeseli. Bir işçi ve bir Çiftçi aile
üzerinden çekmeyi planlamıştım. İşçi aile on beş gün sonra geri çekildi.
Telefonlarımı dahi açmadı. Nedenini tahmin etmek çok zor değil. Çiftçi aile ise
daha proje bitmeden rahatsız edilmeye başlandı. Birileri gidip, evine o kadını
bir daha sokmayacaksın, diye tehdit etmiş. Rahatsız edildiler. Onların güvenliği
ve psikolojileri için onlarla çekimleri sonlandırdık.
Finansal olarak destek alabildiniz mi böyle bir proje için?
Aslında destek sözü aldığım birkaç yer oldu; ama onlar geri adım attılar. Daha
sonra bana destek olmak isteyenleri ise ben kabul etmedim. Bazı sanayi
kuruluşları ve AB fonu almış kurumlar destek vermek istedi. Kabul etmedim.
Başladıktan sonra gördüğüm sosyal kirlilik projeyi kendi imkânlarımla yapmamı
zorunlu kıldı. Sorunun çok katmanlı olduğunu daha net gördüm.
'POLİTİKACI SERMAYENİN SÖZCÜSÜ'
Dediğiniz gibi çok katmanlı bir çevre sorunuyla karşı karşıyayız. Belgeselin
anlattığı gibi Ergene'de her aileden bir kanser vakası çıkıyor, hayvancılık ve
tarım ölmüş durumda ve bölgeden göç ciddi boyutta. Siz Ergene’ye bakınca ne
görüyorsunuz?
Ergene’ye baktığımda kapitalizmin pisliğini görüyorum. Kapitalizmin orada
kokuştuğunu görüyorum. İşçi sömürüsü görüyorum, doğa sömürüsü görüyorum. Çok
büyük bir vicdansızlık görüyorum. Yeterince örgütlü bir toplum olmamanın büyük
acısını yaşıyorum. Ergene’ye baktığımda politikacıların sermayenin sözcüleri
olduğunu görüyorum. Bugün bölgeye giden iktidar veya muhalefet partilerine
bakın, soluğu sanayici ziyaretinde alıyorlar. Köylüye giden yok. Esnafa giden
yok. Kirletenleri aklama politikası yıllardır devam ettiği için bir adım yol
alınmıyor.
'FACİAYI DERİNLEŞTİRECEKLER'
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, geçenlerde bölgeye geldiğinde
Ergene Havzası Koruma Eylem Planı kapsamında ciddi bir bütçe ayrıldığını ve iki
yıl içinde arıtma sayesinde nehrin temizleneceğini iddia etti. İnandırıcı mı?
Faciayı biraz daha derinleştirecekler sadece, inandırıcı olan bu. Yeni organize
sanayi bölgeleri kuruyorlar ve bu organize sanayi bölgelerine de müşterek
artıtma tesisi koyuyorlar. Bu müşterek arıtma tesislerinde güya arıttıkları
suları, boruların içerisine alıp Marmara Denizi'ne enjekte edecekler. Yani başka
bir facia yaratacaklar, bu sefer bütün kıyılarımızı mahvedecekler. Sorunu çözmek
değil, sorunun adresini değiştirmiş olacaklar. Bilim insanları müşterek
arıtmalarda farklı bir kimyasal reaksiyon oluştuğunu ve bunu arıtılmasının
imkânı olmadığını söylüyor. Ama Bakanlığın çalışmaları bunlar.
Siz üç yıl yakından gözlemlediniz bölgeyi, neler yapıldı başka bu plan
dahilinde?
Ergene Havzası Koruma Eylem Planı'nda ıslah çalışmaları var. 2010 ve 2012
yılları arasında 58 kilometrelik bir ıslah çalışması yaptılar ve Dere
yataklarının temizlendiğini iddia ettiler. Benim elimde videosu var. Devlet Su
İşleri çalışanlarına gittim sordum; suyun daha hızlı akması için çalışma
yapıyoruz, dediler. Su taşkınlarında bütün ovayı su basıyor, onu da engellemek
için nehrin dibindeki o balçığı alıp kenara çıkardılar. Suyun denize daha hızlı
akması için yaptıkları bir çalışma bu. Gerçekte bir ıslah çalışması değil. Bu
çalışmayla nehrin doğal akışını da değiştirdiler. Nehri bir kanala
dönüştürdüler. O yüzden nehrin etrafındaki tüm ağaçları yok ettiler. Şimdi
yeniden ağaçlandırmayı hedefliyorlar.
'EKOLOJİNİN DİLİ GÜÇLÜDÜR'
Peki, ne yapmak lazım?
Örgütlü toplum olmak lazım. Ekolojinin dili çok güçlüdür. Ben buna inanıyorum.
Hiçbir ideolojinin dünyada tüm insanları yan yana getirmeye gücü yetmez. Ama
ekolojinini dili, dünyadaki her ideolojiden insanı yan yana getirebilir. Çünkü
hepimizin ortak sorunu bu. Doğa sermayenin, büyük şirketlerin tehididi altında.
Ancak örgütlü bir toplum onlara geri adım attırabilir. Peşine düşeceğiz, teşhir
edeceğiz pisliklerini. Yan yana gelip kendi siyasi dükkanlarımızdan çıkarak bunu
yapabiliriz.
'YEŞİLÇAM ACIMI ANLIYOR'
Belgeseliniz Yeşilçam Sineması'nda gösterime giriyor. Başka nerelerde gösterime
girecek?
Belgesel şu ana kadar, İşçi Filmleri Festivali'nde, Kent Filmleri Festivali'nde,
Nar Film Festivali'nde gösterildi. Ankara Film Festivali'nde jüri özel ödülü
aldı. Uçan Süpürge'de gösterilecek. Kırklareli'nde Kakava Şenlikleri'nde
gösterilecek, orada bir halk gösterimi yapılacak, halk kürsüsü konacak ve
herkesin sözünü söyleyebileceği bir tartışma ortamı yaratılacak. Onun dışında 10
Mayıs'tan itibaren Yeşilçam'da gösteriliyor. Filmimin Yeşilçam Sineması'nda
gösterilmesi benim için özel bir anlam taşıyor. Bugün Yeşilçam Sineması çok zor
durumda. Ergene de çok zor durumda. Bugün nasıl Ergene'yi kurtarmak gerekiyorsa,
Yeşilçam'ı da kurtarmak gerekiyor. Sinemalarımız zor durumda ve kapısı sokağa
açılan bir sinemamız dahi kalmayacak. Belgesel filmler AVM'lerdeki sinemalarda
vizyona giriyor mu? Hayır, kimse belgesel film göstermiyor. Yeşilçam Trakya
halkının acısını perdesine taşıyorsa halkın sinemasıdır da ondan...
'Dağlara taşlara korku sinmiş'
Trakya’da nasıl karşılandı belgeseliniz?
Ben yaptığım işin çokça sahiplenilmesini isterim. Biri çıkmış doğanın acısını
dinleyerek bir belgesel yapmış. Trakya'dan bir belediye de çıkıp ne yapıldı bu
belgeselde, bunu halkıma göstereyim, demedi. Trakya’da bir direngenlik var.
Ekoloji mücadelesi içerisindeki çevreler, siyasi çevreler ise kendi dükkanından
ses çıkarmaya, muhalefet etmeye çalışıyor. Sesler bazen cılız çıkıyor.
Neden bu direngenlik?
Çünkü ekolojinin dilini kullanıyorsunuz. Ekolojinin dilini kullandığınız,
kapitalizm karşıtı bir yerden karşı duruş koyduğunuzda durum değişiyor. Bu karşı
tarafı korkutuyor. Trakya'da da dağlara taşlara korku sinmiş durumda. Ben bu işi
yaparken sorunu yerelden alıp evrensele taşımak istedim. Ancak yerelde de bunun
sahiplenilmesi ve bunun politikasının üretilmesi gerekiyor. Çerkezköy’deki canı
yanan insan, Adasahranlı köyünde canı yanan insanın ne düşündüğünü bilmeli.Bu
açıdan Trakya’nın muhabbetidir bu film. Bu tüm coğrafyanın muhabbetidir. Bunun
içinde suyun ticarileşmesinin ne demek olduğunu anlatan belediye başkanları var.
Sanayi kuruluşları var. Hayvancılığın, geleneksel tarımın yok olmasıyla zorluk
yaşayan çiftçiler var. Akademisyenler var. Filmde insanlar özeleştiri yapıyor.
Çiftçi hepimiz toprağımızı sattık, diye özeleştiri veriyor. Çevre Bakanı, 80
tane fabrikaya kapatma kararı aldım ama kapattırmadılar, diyor. Fabrikaların
yüzde 88'i kaçaktır, diyor. Yüzleşmek zorundayız. Tartışmanın olmadığı hiçbir
yerde ilerleme olamaz. Bu bir muhabbet ve bu muhabbetin Trakya’da yaşanması
gerekiyor.