Yapım Tarihi - 2010
Süre - 00:00:00
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe
Yönetmen - Ensar Altay
Yapımcı - Orhan Seyfi Güner
Konsept Danışmanı - Yusuf Kaplan
Yönetmen Yardımcısı - Süleyman Civliz
Sezai Karakoç belgeseli geliyor
Sezai Karakoç belgeseli çok yakında izleyici ile buluşacak. Sezai Karakoç
Belgeseli uzun zamandır yönetmenlerin üzerinde uğraştığı fakat gerçekleştirmenin
kimseye nasip olmadığı bir işti. Hatta yönetmenler kendi aralarında bu meseleyi
espri malzemesi yapmışlar “Sezai Karakoç Belgeseli Çekemeyenler Belgeseli”
yapmayı bile düşünmüşlerdi.
Bu meşakkatli ve çok önemli iş en sonunda başarıldı. Sezai Karakoç Belgeseli’nin
çekimleri bitmek üzere. Belgesel ile alakalı üzerinde durulması gereken en
önemli nokta ise şu- “Sezai Karakoç bu işe izin verdi ve destekliyor”.
Metnini Yusuf Armağan’ın yazdığı belgeselin yönetmeni ise Ensar Altay. Projede
yönetmen yardımcılığını Süleyman Civliz yapıyor. Projenin destekçisi ise Cine 5
kanalı. Belgeselin çekimleri Ergani, Maraş, Antep, Karaman, Bursa ve
Diyarbakır’da yapıldı ve hala yapılıyor.
Yönetmen Ensar Altay amaçlarının “Sezai Karakoç şiirinin dokusuna uygun bir
dille bir belgesel çekerek, Sezai Karakoç’un söyledikleri açısından tarihe bir
not düşmek” olduğunu söylüyor. Belgesel bir aksilik olmazsa Kasım ayı gibi
izleyenlerin beğenisine sunulacak.
Kaynak
dunyabizim.com
17 Eylül 2009
Türk dünyasının önemli düşünce adamı ve edebi kişiliklerinden Sezai Karakoç'un
hayatını, mücadelesini ve düşüncesini anlatan "Gün Doğmadan" belgeseli
tamamlandı.
Alınan bilgiye göre, Sezai Karakoç hakkında yapılan ilk geniş kapsamlı çalışma
olma özelliğini de taşıyan, yapımcılığını Cine5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi
Güner, yönetmenliğini ise Ensar Altay'ın yaptığı belgesel, 15 Ocak Cuma akşamı
Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenlenecek gala gecesinde ilk defa
gösterilecek.
Belgeselde, Sezai Karakoç'un izi sürülerek ülke toprakları üzerindeki
değişimler, dünyanın Tanık olduğu teknoloji ve fikir dönüşümleri ve bütün
bunlarla birlikte gelen anlam karmaşası sade bir film diliyle anlatılıyor.
Yaklaşık bir senelik çalışmanın ürünü olan belgesel, Türk düşünce, edebiyat ve
siyaset dünyasından önemli isimlerinin birikimlerinden ve Sezai Karakoç'un yakın
çevresindeki insanların tecrübe ve tanıklıklarından da yararlanılarak
oluşturuldu.
Kaynak
cnnturk.com
12.01.2010
Sezai Karakoç Belgeseli
Türk edebiyatının yaşayan en önemli üstatlarından Sezai Karakoç’un hayatını,
mücadelesini ve düşüncesini anlatan, yapımcılığını Cine5’in gerçekleştirdiği
“Gün Doğmadan” belgeseli, Cemal Reşit Rey Kongre Salonu’nda düzenlenen gala ile
tanıtılıyor.
Gün Doğmadan farklı sinema diliyle dikkat çekiyor
Yapımcılığını Cine5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner’in, yönetmenliğini ise
Ensar Altay’ın üstlendiği “Gün Doğmadan - Sezai Karakoç” adını taşıyan
belgeselde, kısa filmler haline dönüştürülmüş Sezai Karakoç şiirleri, özlü
anlatımlar eşliğinde ve kronolojik bir sıra ile ekrana geliyor.
“Gün Doğmadan - Sezai Karakoç”, tipik bir biyografi belgeselinden farklı olarak,
içerdiği yoğun sinematografik unsurlar ve farklı dili ile dikkat çekiyor.
Belgeselde, Sezai Karakoç’un ortaya koyduğu Diriliş fikrinin, ülkemize ve
insanlığa ne anlattığı, akıcı bir film diliyle yer alıyor. Türkiye toplumunun
yaşadığı dönüşümlerin macerası, Sezai Karakoç’un düşünce dünyasından
referanslarla kısa öyküler halinde anlatılıyor.
Sezai Karakoç Hakkında Yapılan En Geniş Kapsamlı Belgesel Çalışması
Sezai Karakoç’un hayatının anlatıldığı belgesel, aynı zamanda şairin yaşadığı
döneme tanıklık etmesi açısından da büyük önem taşıyor. Belgeselde, Sezai
Karakoç’un izi sürülerek, ülke toprakları üzerindeki değişimler, dünyanın Tanık
olduğu teknoloji ve fikir dönüşümleri ve bunların yol açtığı anlam karmaşası
sade bir film diliyle anlatılıyor. Yaklaşık bir senelik yoğun bir çalışmanın
ürünü olan belgesel, Türk düşünce, edebiyat ve siyaset dünyasından önemli
isimlerinin birikimlerinden ve Sezai Karakoç’un yakın çevresindeki insanların
tecrübe ve tanıklıklarından da yararlanılarak oluşturuldu. 110 dakika Süren
filmin çekimleri, Diyarbakır, Bursa, Gaziantep, Ankara, Bolu ve daha birçok ilde
yapıldı. “Gün Doğmadan” belgeseli, Ünlü şair ve düşünce adamı hakkında yapılmış
en geniş kapsamlı çalışma niteliğini taşıyor.
Sezai Karakoç Şiirleri Belgesel İçin Özel Olarak Seslendirildi
Öte yandan belgesel, Ünlü sesleri bir araya getirmesiyle de dikkat çekiyor.
Aralarında Müşfik Kenter, Ayla Algan, Sinan Albayrak, Deniz Arcak, İbrahim
Paşalı, Necdet Tok, Ahmet Balveren, Buğra Canaslan ve Üsame Sarıoğlu’nun yer
aldığı önemli isimler Sezai Karakoç’un şiirlerini belgesel için özel olarak
seslendirdi.
Gün doğmadan Belgeseli Cine5 Sponsorluğunda Gerçekleştirildi
Cine5’in sponsorluğunda gerçekleştirilen belgeselde sinema ve düşünce
dünyasından bir çok önemli ismin emeği var. Konsepti Yusuf Kaplan tarafından
hazırlanan belgeselin metinleri Hamit Can ve Yusuf Armağan tarafından yazıldı.
Cesur Küçük’ün bir araya getirdiği 15 öğrenciden oluşan ‘okuma grubu’ Sezai
Karakoç'un eserlerinin tümünü tarayarak detaylı bir fihrist çalışması
gerçekleştirdi.
Belgeselin yönetmeni Ensar Altay; Karakoç’un yaşadığı Ergani, Maraş, Maden,
Diyarbakır, Mardin, Urfa ve Bursa'da üstadın izini sürdü. Belgeselin
yapımcılığını ise Cine5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner üstlendi.
Kaynak
EBM HABER
ebmhaber.com
16 Ocak 2010
Sezai Karakoç belgeseli için Cumhurbaşkanı Gül de konuştu
Türkiye’nin en gizemli şairlerinden biri olan Sezai Karakoç hakkında yapılan
belgesel 15 Ocak Cuma günü kamuoyunun önüne çıkıyor. Belgeselde Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül de Sezai Karakoç ile ilgili Duygu ve düşüncelerini anlatacak.
“Sevgili, en sevgili, ey sevgili, uzatma dünya sürgünümü benim.” Bu mısralar,
Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın en gizemli, en merak edilen, hakkında en fazla
efsane üretilen şairi olan Sezai Karakoç’a ait. Cuma akşamı Cemal Reşit Rey
Konser Salonu’da gösterilecek olan ‘Gün Doğmadan’ isimli belgesel film, işte bu
en çok merak edilen şairi anlatıyor. Ensar Altay’ın yönetmenliğini yaptığı
belgeselde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de Sezai Karakoç’a ilişkin Duygu ve
düşüncelerini anlatıyor. Karakoç’la ilgili olarak konuşan bir diğer isim ise
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu.
Farklı bir şair
“Öyle bir Müslüman ki Marx da Bilir. Nietzsche de Bilir. Rimbaud da Bilir.
Salvador Dali de sever. Nâzım da Okur.” Ünlü şair Cemal Süreya, Siyasal
Bilgiler’den arkadaşı olan Sezai Karakoç’u böyle tanımlıyor ve ekliyor-
“Şemsiyesi yok!” Şemsiye bahsi önemli. Çünkü Cemal Süreya, insanları
şemsiyelerle kurdukları ilişkiye göre tanımlardı ve ‘şemsiyesi olmamak’ bir övgü
ifadesiydi. Sezai Karakoç’un, 2006’da Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’ne değer
görüldüğü zaman takındığı tutum da ‘şemsiyesizliğin’ somut göstergesiydi
elbette. Çünkü Karakoç, ödül törenine katılmadığı gibi parayı da almamıştı.
Sezai Karakoç’u Sezai Karakoç yapan da bu nitelikleriydi zaten. Tıpkı J.D.
Salinger gibi, göz önünde bulunmayı değil, kenarda kalmayı tercih edecekti.
Dolayısıyla, bu belgesel hakkında nasıl bir tutum takınacağı merak konusu.
Çünkü, “Bana sormayın böyle nereye, Koşa koşa gidiyorum, Alnından öpmeye
gidiyorum, Evleri balkonsuz yapan mimarların” diyen de Sezai Karakoç’tan başkası
değildi ki?
Karakoç kimdir
1933’te Diyarbakır’ın Ergani İlçesi’nde doğdu. 1955’te Ankara Siyasal Bilgiler
Fakültesi’nden mezun oldu. Maliye Bakanlığı bünyesinde çalıştı. Diriliş
Yayınları’nı, Diriliş Partisi’ni kurdu, Diriliş Dergisi’ni çıkardı.
Şiirleri- Şiirler I (Hızırla Kırk Saat), Şiirler II (Taha’nın Kitabı, Gül
Muştusu), Şiirler III (Körfez, Şahdamar, Sesler), Şiirler IV (Zamana Adanmış
Sözler), Şiirler V (Âyinler), Şiirler VI (Leylâ ile Mecnun) , Şiirler VII (Ateş
Dansı), Şiirler VIII (Alınyazısı Saati), Şiirler IX (Mona Rosa).
Kaynak
Sefa Kaplan
13 Ocak 2010
hurriyet.com.tr
Bir Sezai Karakoç belgeseli
CINE5 televizyonu, Türkiye'nin yaşayan en büyük şairlerinden ve Diriliş hareketi
önderi Sezai Karakoç için 'Gün Doğmadan' adlı belgeselini hazırladı.
15 Ocak'ta galası yapılacak belgesel bu ay içinde ekranlarda olacak. Belgeselin
yapımcısı Cine 5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner "Bizim burada yaptığımız
iş Sezai Karakoç'u, onun düşüncesini, anlama, tanıma ve tanıtma çabası olarak
tanımlanabilir." diyor.
TMSF'nin yönetiminde yola devam eden Cine 5, Türk edebiyatının usta şairi ve
Diriliş hareketinin önderi Sezai Karakoç belgeseliyle, Türkiye'nin kültür
arşivine önemli bir not düşüyor. Ocak ayı içinde yayınlanacak belgeselin
arkasındaki isim olan Cine 5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner, "Türk
şiirinin en önemli şairi ile karşı karşıyaydık. Ancak Sezai Karakoç sadece bu
değildi. Bu nedenle belgeseli yaparken bir şairin hayatını konu almadık.
İnsanlığın kurtuluşuna çareler arayan bir mütefekkir Sezai Karakoç. O sadece
çığır açmış, iyi bir şair değil; aynı zamanda medeniyeti ihya edici bir aktör."
diyor.
Sezai Karakoç, Türk edebiyatının yaşayan en güçlü kalemlerinden biri. Ancak
onunla ilgili bir haber, röportaj yapmak neredeyse imkânsız gibi. Belgesel
yapmaksa imkânsızın ötesinde bir durum. Siz nasıl ikna ettiniz Karakoç'u?
İkna etmedik, edemezdik. İkna etmeye çalışmak da edebe aykırı olurdu. Biz sadece
üstadı bu belgeselden haberdar ettik. Kendisini ziyarete gittiğimde söyledim,
böyle bir belgesel çekme niyetimizin olduğunu. "Hayırlısı olsun." dedi. Bu bizim
için önemliydi. "Hayır çekemezsiniz!" de diyebilirdi. Hayır deseydi böyle bir
işe girişir miydik, bilmiyorum.
Bugüne kadar neden böyle bir belgesel çekilemedi sizce?
İnsanların zihninde yanlış bir Sezai Karakoç imajı var. "Acaba biz böyle bir işe
girişirsek üstad buna ne der? Bize kızar mı? Asla Rıza göstermez" diye bir
kanaat var. Onu müstağni tavırlar sergileyen, herkesi azarlayan biri olarak
görüyorlar ya da böyle gösteriyorlar. Halbuki yanına gittiğinizde mutlaka ayağa
kalkarak karşılıyor sizi. Konuklarına buyur etmeden çayını yudumlamayacak kadar
nezaket sahibi. Sözlerinin inşirah veren bir yanı var. Yanındayken kendinizi
güven içinde hissediyorsunuz. Hal böyle iken kalkıp aksini söylemek çirkin bir
iftiradır. Bu durum onun duruşunu ve derinliğini kavrayamamaktan kaynaklanıyor.
Sezai Karakoç, enginliği bu ülkenin sınırlarıyla sınırlı olmayan bir mütefekkir.
Böyle bir mütefekkir benim belgeselimi yapın ya da yaptığınız işe izin veriyorum
der mi? Bize şunu söyledi- "Size yapmayın diyemem. Ama eleştiri hakkım
mahfuzdur." Bu muhteşem bir sözdü.
Zor oldu mu bu belgeseli yapmak?
Sezai Karakoç üstada ilk gittiğim gün hoşgörüsüne sığınarak şunu söyledim; "Ne
yaparsak yapalım, iddianızın büyüklüğü karşısında bu belgesel mütevazı bir
çalışma olacaktır." Bizim burada yaptığımız Sezai Karakoç'u, düşüncesini, tanıma
ve tanıtma çabası olarak tanımlanabilir. Bu, sinema alanında Sezai Karakoç ile
ilgili yapılmış ilk çalışma. Bununla, Sezai Karakoç düşüncesini anlamaya yönelik
çok güzel çalışmaların önünü açmak istedik.
Belgesele kimler emek verdi?
6 ay önce yapmaya karar verdik. Sezai Karakoç üç nesli etkilemiş bir mütefekkir.
Biz bunun son halkasıydık. Yapacağımız belgeselin bu aidiyete yakışır olması
gerekiyordu. En çok Sezai Bey beğenmeliydi bu belgeseli. Yusuf Kaplan hocamızın
yol göstermesi ile çatıyı oluşturduk. Metin yazımı işini Hamit Can ve Yusuf
Armağan'a yükledik. Hamit Can Beyefendi otuz yıla yakındır 'Diriliş' çevresinde
bulunuyordu. Genç nesil gazeteci-yazar Yusuf Armağan, inanılmaz bir özveri ile
çalıştı. Bu arada Sezai Karakoç'un eserlerinin tümünün taranarak bir fihrist
çalışması yapılması ihtiyacı doğmuştu. Cesur Küçük'ün organizasyonuyla 15 genç
arkadaşın oluşturduğu bir okuma grubu Sezai Bey'in tüm eserlerini aralarında
paylaşarak okudular. Bizim için de ayrı bir önemi vardı bunun. Çünkü bu
belgeseli yapmaktaki asıl amacımız Üstad Sezai Karakoç'u genç nesle tanıtmaktı.
Belgeselin yönetmeni Ensar Altay, Ergani, Maraş, Maden, Diyarbakır, Mardin, Urfa
ve Bursa'da Sezai Karakoç'un izini sürdü. Onu aradığımda ya Sezai Bey'in okuduğu
okulun arşivinde bir ipucu bulmak için aramalar yapıyordu, ya da bir röportaj
alabilmek için yüzlerce kilometre yol gidiyordu. Ergani'deki Zülküfül Dağının
zirvelerindeki Zülküfl Nebi (A.S.) makamına kamerasını yüklenerek çıkıyor, Ali
Dağı'nda Hazreti Ali'nin ayak izini arıyordu. Belgesele başladığımız günden
itibaren hep şunu vurguladım- Bu iş bir mîrî malıdır, hepimizin eseridir.
Karakoç'u anlatırken sadece şair kimliği üzerinden mi yol alındı?
Sezai Karakoç, Poetika'sında "Sanat tutumum, genel dünya görüşümün bir
bölümünden başka bir şey değildir. Onun bir sesini, yeni bir sesin sırtına
yüklemekten ibarettir." der. Türk şiirinin en önemli şairi ile karşı
karşıyaydık. Ancak Sezai Karakoç sadece bu değildi. Bu nedenle belgeseli
yaparken bir şairin hayatını konu almadık. İnsanlığın kurtuluşuna çareler arayan
bir mütefekkir Sezai Karakoç. Fikirlerini hayatına bir iman-amel bütünlüğü
içerisinde yansıtmaya çalışan bir eylem insanı. O sadece çığır açmış, iyi bir
şair değil; aynı zamanda medeniyeti ihya edici bir aktör. İşte bu sebeple
'öldükten sonra dirilme' kavramından yola çıkarak oluşturduğu hareketin adını
'Diriliş' koymuştur.
Sizce Sezai Karakoç için Diriliş ne anlam ifade ediyor?
Sezai Karakoç'un bütün yazdıkları, söyledikleri ve yaptıklarının bütünüdür
'Diriliş'. Eserlerinde "Diriliş; yeniden inanmak, yeniden düşünmek, yeniden
duymaktır. Bir hakikat akımıdır." diyor. Yeni değil "yeniden" olması önemlidir
burada. Bu çağrı insanlığın ilk devirlerinden beri yapıla gelmektedir. Bu
yönüyle 'diriliş çağrısı' kadim bir çağrının günümüzdeki karşılığıdır. Diriliş
düşüncesi; insanın, insan ile, eşya ile, zaman ile, mekân ile ve Yaratıcısı ile
varoluş amacına uygun bir şekilde yeniden ilişki tesis etmesi gerektiğini
vurgular. Sezai Karakoç'un 1960'lı yıllardan itibaren yapmış olduğu tespitler ve
çözüm önerilerinin bugün hâlâ geçerli oluşu onun ufkuna henüz yetişemediğimizin
bir kanıtı.
Sezai Karakoç denilince akla 'Monna Rosa' isimli şiiri ve onun etrafında yapılan
spekülasyonlar geliyor. Siz belgeselde bu tür spekülasyonlara yer verdiniz mi?
İnternette bir tarama yapsanız, insanlara sokakta mikrofon uzatsanız Sezai
Karakoç ile ilgili karşınıza çıkacak en çok sonuç 'Monna Rosa' olacaktır. 'Bu
şiir önemsizdir' anlamında söylemiyorum; ama bu durum Sezai Bey'e yapılmış en
büyük haksızlıktır. Türkiye'deki magazin merakına da güzel bir Örnek aynı
zamanda. Belgeselde böyle şeyler bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklar.
Ancak, görmezden gelmek yerine bu şiirin Türk şiiri açısından önemini vurgulamak
bâbında, çok naif bir şekilde işlemeye gayret ettik.
Özel kanallar, belgeseller hele de kültüre sanata dair belgeseller konusunda
çekimser davranırken siz neden böyle bir yapıma sponsorluk yaptınız?
Özel kanallar maalesef RTÜK'ten ceza aldıklarında, ceza alınan programın yerine
RTÜK'ten gelen belgeseli yayınlıyorlar. Trajikomik bir durum bu aslında.
İzleyiciye değer veren bir anlayışla televizyonlarda muhteşem işler yapılabilir.
Televizyon, dayatma hayatları değil, yaşandığında insanın hayatını anlamlı hale
getirebilir Örnek hayatları anlatmalıdır. Biz burada bir Örnek sergiledik.
Bizler büyük bir medeniyetin çocuklarıyız. Sezai Karakoç'un 'Gök Medeniyeti' ya
da 'Hakikat Medeniyeti' olarak tanımladığı bu büyük medeniyete, tüm insanlığın
ihtiyacı var.
timeturk.com
12 Ocak 2010
Vatandaşın parası ile Sezai Karakoç belgeseli - açılımın da önderi!
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen, televizyon kanallarından biri.
Henüz atv vb. gibi ihaleye çıkarılıp birilerine devredilmedi. TMSF'nin elinde
durmaya devam ediyor yani. Başka bir deyişle gelirleri ve harcamaları kamusal!
Kanalın haber yorumcusu Mehmet Altan. Arada sırada kaç kuruş aldığını soran
gazetecileri, ustalıkla savuşturuyor. Liberalleri besleyen TMSF/CINE 5, şimdi
de, Türk gericiliğinin önderlerinden Sezai Karakoç için belgesel çekmiş.
Belgeselin yapımcısı CINE 5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner olarak geçiyor.
Filmin galası, dün gece, gerici belediyenin kültür etkinlikleri yerine mehter
etkinliklerine açtığı Cemal Reşit Rey salonunda gerçekleştirilmiş. Galaya
İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Tarım Bakanı Mehdi Eker bizzat katılmışlar ve
Karakoç'un nasıl bir önder olduğunu vurgulamışlar. Atalay daha da İleri gidip
"açılımı ona borçlu olduklarını" yumurtlamış. Devletin zirvesi, yani
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bir mesaj gönderip düşünce hayatında Karakoç'un
büyük bir etkisi olduğunu belirtmiş.
Haberi ve Karakoç'la ilgili kısa bilgileri gerici timeturk.com sitesinden
aktarmadan önce, İkinci Yeni'den "uzaklaştırılması"nın ardından yeni bir
Kısakürek olmaya soyunan Karakoç'la ilgili kısa bir Ece Ayhan anekdotu da
aktaralım. (Karakoç'un gelişimini özetleyen bu anekdot CINE 5 kaynaklı
belgeselde yer almıyordur büyük ihtimalle) - "Sezai Karakoç'u burnunu karıştırıp
durduğu için aramızdan atmıştık!.."
Bu da içinden geçtiğimiz çÜrük ya da "sümüklü dönem"in tipik bir örneği ve
haberi-
Açılım'ın öncüsü Sezai Karakoç
Sezai Karakoç'un hayatının anlatıldığı "Gün Doğmadan" adlı belgeselin galası
CRR'de yapıldı. Gecede konuşan Bakan Atalay, Açılım'ın öncüsünün Karakoç
olduğunu açıkladı.
Türkiye'nin yaşayan en büyük şairlerinden ve Diriliş hareketi önderi Sezai
Karakoç için CINE 5 tarafından hazırlanan 'Gün Doğmadan' adlı belgeselinin
galası CRR'de yapıldı. Galaya, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Tarım Bakanı Mehdi
Eker ve çok sayıda seçkin davetli katıldı.
AMAÇ; Karakoç'U ANLAMA, TANIMA VE TANITMA ÇABASI
Sunuculuğunu tiyatrocu Ahmet Yenilmez'in yaptığı galada konuklar kısa bir
konuşma gerçekleştirdi. İlk olarak söz alan belgeselin yapımcısı Cine 5 Medya
Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner konuşmasında "Bizim burada yaptığımız iş Sezai
Karakoç'u, onun düşüncesini, anlama, tanıma ve tanıtma çabası olarak
tanımlanabilir" dedi.
AÇILIM'I SEZAİ Karakoç'A BORÇLUYUZ
Güner'in ardından Tarım Bakanı Mehdi Eker ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay
sahneye çıktı. Atalay yaptığı konuşmada hükümetin yaptığı "Milli Birlik ve
Kardeşlik Projesi" adıyla yürütülen Demokratik Açılım'ı Sezai Karakoç'a borçlu
olduklarını açıkladı. Açılım projesi Sezai Karakoç'un kendilerine kazandırdığı
perspektifin yansıması olduğunu belirten Atalay, "Suriye sınırının açıldığında
aklıma Sezai Karakoç'un Anadolu Medeniyeti ile ilgili sözleri geldi. İslam
coğrafyasına vurgular yapması nedeniyle Açılım'ın öncüsü o'dur" diye konuştu.
Bakan Atalay, Sezai Karakoç'un kendi kuşakları üzerinde büyük emeği olduğunu ve
kendisine minnettar olduklarını dile getirdi.
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker de, Sezai Karakoç'un Türk modern şiirinin
temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. Eker, birçok imgenin Karakoç ile
hayatımıza girdiğini ifade etti. Karakoç'un aynı zamanda bir mütefekkir olduğuna
dikkat çeken Mehdi Eker, belgeselin onun sağlığında yapılmasının sevindirici
olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da birer
mesaj göndererek düşünce hayatlarına Sezai Karakoç'un büyük etkisi olduğuna
dikkat çektiler.
BELGESEL HAKKINDA
Yapımcılığını Cine5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner'in yönetmenliğini ise
Ensar Altay'ın üstlendiği "Gün Doğmadan -Sezai Karakoç" adını taşıyan belgesel,
Sezai Karakoç hakkında yapılmış en kapsamlı belgesel çalışması olarak dikkat
çekiyor. Belgeselde, Sezai Karakoç şiirleri, kısa filmler halde ve kronolojik
bir sıra ile ekrana geliyor.
Belgesel, Türk düşünce, edebiyat ve siyaset dünyasından önemli isimlerinin
birikimlerinden ve Sezai Karakoç'un yakın çevresindeki insanların tecrübe ve
tanıklıklarından da yararlanılarak oluşturuldu. Çekimleri, Diyarbakır, Bursa,
Gaziantep, Ankara, Bolu ve daha birçok ilde yapılan belgesel filmi, 110 dakika
sürüyor.
Sezai Karakoç şiirleri belgesel için özel olarak seslendirildi
Öte yandan belgesel, Ünlü sesleri bir araya getirmesiyle de dikkat çekiyor.
Aralarında Müşfik Kenter, Ayla Algan, Sinan Albayrak, Deniz Arcak, İbrahim
Paşalı, Necdet Tok, Ahmet Balveren, Buğra Canaslan ve Üsame Sarıoğlu'nun yer
aldığı önemli isimler Sezai Karakoç'un şiirlerini belgesel için özel olarak
seslendirdi.
Sezai Karakoç hakkında
1933'de Diyarbakır/Ergani'de doğdu. İlkokulu Ergani'de, ortaokulu Diyarbakır ve
Maraş'ta, liseyi Gaziantep'te okudu. Lise sonda Necip Fazıl Kısakürek ile
tanıştı. Burslu öğrenci olarak girdiği Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1955'de
bitirdi. 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler
Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu. 1967 yılında İslamın Dirilişi ve Yazılar
adlı kitaplarından dolayı yargılandı. Büyük Doğu, Hisar, Akpınar, Dernek,
Düşünen Adam, A dergilerinde deneme ve şiirler, Yeni İstanbul, Sabah ve Milli
Gazete'de fıkra yazıları yayımlayan Sezai Karakoç, mart-nisan 1960'ta iki, mart
1966 - mart 1967'de oniki, ekim 1969 - ocak 1971'de onaltı sayı olmak üzere
Diriliş dergisini yayımladı.
1974'ten itibaren düzenli olarak 18 sayı yayınlanan, 1976'dan itibaren gazete
biçiminde çıkan Diriliş dergisi yerli düşünce ve edebiyatın en önemli
dergilerinden biri oldu. 1977-78, 1980 ve 1983 yıllarında da yayımlanan Diriliş,
son olarak 1987-1993 arası altı yıl haftalık olarak yayımlanmıştır. Diriliş
Dergisi, gerek edebiyatımız gerekse fikir ve kültür hayatımız için bir okul
olmuş, çok sayıda Aydın ve sanatçı yetiştirmiştir.
1990 Diriliş Partisi'ni kuran Sezai Karakoç, 1997 yılında Anayasa Mahkemesi
tarafından kapatılışına kadar da bu partinin genel başkanlığını yürüttü.
haberveriyorum.net
(Orijinal Kaynak- timeturk.com, 16 Ocak 2010)
Gün Doğmadan- Sezai Karakoç
Sezai Karakoç Belgeseli Hakkında Bir Değerlendirme
Gün Doğmadan- Sezai Karakoç belgeseli, kitle iletişiminin siyasi bir zeminde
kitleselleşebildiği gerçeğinden hareketle değerlendirildiğinde, siyasi
varoluşları ile kültürel varoluşları arasında paralel bir ilerleme ilişkisi
kuramayan Türkiye’deki Müslümanların, önceki belgesel-drama örnekleriyle
kıyaslandığında teknik ve ideolojik anlamda değişik bir sürece işaret
etmektedir.
Belgeselde Sezai Karakoç üzerinden farklı hikâyelerin anlatılması, Necip Fazıl
Kısakürek, Bediiüzzaman ve pek çok düşünüre atıflar yapılması, (yapılan atıf
biçimleri değil) Türkiye’deki düşünce hayatını anlamak ve gelenekle ilişki
kurmak açısından önemli veriler sunuyor. Sezai Karakoç’un çölün ortasında yalnız
başına açan bir çiçek olmadığını, onu doğuran tarihin, kültürün, coğrafyanın ve
düşünce adamlarının bulunduğunu vurgulamak filmdeki kahramanlaştırma kültünü
dengeleyebilecek özellikler arasında anılabilir.
Yine de Cine5’in yapımcılığında Ensar Altay’ın yönettiği belgesele izleyici
olmaktan ziyade okuyucu, çözümleyici bir gözle bakarak açıklama zorluğuyla
yüzleşildiğinde bazı yapısal sorunlar karşılıyor metnin okuyucusunu.
Göstergebilimin iki unsuru, gösteren ve gösterilen kavramlarından yola çıkarak
filmde kullanılan sözel ve görsel imgeler ele alındığında ‘politik’ mesajları
öne çıkartan bir yapım önceliğini dayatıyor belgesel. Batı uygarlığını
anlayabilme ve ona karşı imajinatif tasavvurlar geliştirebilme kaygısından
ziyade, kullanılan imgeler üzerinden ötekisiz yapamayan bir dil geliştiriliyor.
Batı karşıtı imgelerin ve söylemin yoğun olması bilindiği kadarıyla bizzat Sezai
Karakoç’un metinlerinden yansıyan ‘Özgüven’ ve ‘ben idraki’ gerçeğine aykırı
düşüyor. Örneğin kent algısı, çocukların feslerinin yere atıldığı ve üç mankenin
dizili olduğu sahne bunu gösteriyor (benzeri başka sahneler de olabilir). Sadece
Sezai Karakoç değil, belgeselde atıfta bulunulan Necip Fazıl Kısakürek ve
Bediiüzzaman Said-i Nursi de öteki üzerinden anlatılmaya çalışılıyor.
Bediiüzzaman’dan bahsedilirken “takip edilirken vefat etti” ifadesi niteleyici
anlamda kullanılıyor. Necip Fazıl’ın mahkemede savunma yaparken çekilen bir
fotoğrafı onlarca kez gösteriliyor. Mücadeleci kişiliklerinin yanında kültür,
sanat, edebiyat ve düşünce alanında onlarca esere imza atan bu isimlerin
derinlikli boyutlarına atıf yapmak varken “politik” kısmında takılıp kalmak
bakış açısını sınırlandırıyor.
Belgesel, büyük ölçüde, duygusal coşkunluk, ideolojik deşarj, heyecan verici
atmosfer oluşturmasıyla genel izleyiciden alkış aldı. Fakat film bittiğinde
zihinlerde ‘harika, vay be, süperin’ dışında; akli melekeleri çalıştıracak,
izleyiciyi derin tefekkürlere taşıyacak, hayatla, hakikatle ilgili soru
sordurtacak ya da metafizik gerilimlere taşıyacak bir tasavvur oluştur-a-madı.
Yoğun müzik kullanımıyla desteklenmiş drama sahnelerinde duygusallığa, senaryo
ile ideolojik angajmanlara kilitlenen zihinlere yönelik bu tutum izleyicinin
varoluşuna saldırı olarak da değerlendirilebilir. Dolayısıyla bizzat filmin
kendisi izleyiciyi ‘ideolojik karşıtlık ve-ya bütünleşmişlik’ tüneline sokarak
onu, film karşısında nesneleştiriyor. Türk çağdaşlaşmasında nihayetine bir türlü
erdirilemeyen modernleşmenin Türk filmlerine yansıyan “oldurulamayan modernlik”
boyutu gibi Sezai Karakoç Belgeseli de; büyük ölçüde politikanın sığ sularına
hapsedilerek, reel hayatta oldurulamayan bir hesaplaşmaya tanıklık etmeye
zorlanmış gibiydi. Gösterge kullanımındaki çelişkilerin başındaysa ‘piyano’
tercihi geliyor. Sadece, Sezai Karakoç düşüncesinde piyano nereye düşer sorusu
değil piyanonun kullanılmasını arızi hale getiren. Aynı zamanda filmin
yapımcılarının senaryolarını oturttukları Batı karşıtlığı ile de ters düşüyor
piyano ve onun kültürel tarihi. Örneğin “kendi değerlerimiz” vurgusu yapılan
birkaç sahnede piyano görüntüsünün baskınlığı çelişki oluşturuyor. Benzer bir
durum ‘tren’in çokça kullanılmasında da görülebiliyor. Endüstriyel Ulus-devletin
kurucu simgesi trenin pek çok sahnede karşımıza çıkması düşünsel anlamda çelişki
oluşturuyor. Filmin gözümüzün önüne çektiği perdeyi kaldırıp kabuğun arkasına
baktığımızda daha sorunsallı bir senaryo ve görüntü dizisiyle karşılaşıyoruz.
İkisi de modern endüstriyel devletin ürünü olan kent ve tren aynı filmde;
‘birisi kaçılan ötekisi sığınılan’ mekân işlevi görüyor. İzleyicinin burada bir
denge unsuru aramaya hakkı olduğu kanısındayım.
Belgeselde eleştirelliği hak eden alanlardan birisi de mikrofon tutulan
isimlerin konuşmasına izin verilmemiş olması. Sezai Karakoç’un “önemli birisi
olduğu” (ki bunu herkes biliyor) nitelemesi dışında onun düşünce ve sanat
derinliğini anlatan röportaj yok gibiydi. Konuşma sürelerinin çok kısa tutulması
teknik bir tercih olabilir, fakat söylenenlerin anlaşılabilmesi ve bir bağlama
oturabilmesi açısından süreler daha uzun tutulmalıydı. Bazı isimlere de sadece
vizyon ve vefa gereği mikrofon tutulmuş gibiydi. Sezai Karakoç belgeselinde dahi
duygusallığın sahte, bencil dünyasına teslim olunuyorsa Müslümanların
sanatla-sinemayla yüzleşebilmek için bakacak yeni aynalar araması gerekiyor.
Aynı zamanda efsaneleştirme çabasının sonucu olarak Kazım Sağlam’a söyletilen “o
dışarıdan ödül almadığı gibi içerden de ödül almadı, çünkü başkaları gibi
satılık değildi” mealindeki cümlelerin birkaç kez tevil edilmesi gerekiyor.
Sonuçta Gün Doğmadan- Sezai Karakoç belgeseli, günahları ve sevaplarıyla bir
adım. Belgesel, 60 yıldır Türk siyasal yaşamında edindiği güçlü konuma rağmen
toplumsal talepleri belirli alanların dışına taşıyamayarak, bir yönüyle hizmete
kilitlenmiş diğer yönüyle de popüler kültürün ve tüketim çılgınlığının
ruhsuzlaştırıcı dünyasında soluk aramaya koyulmuş algılama biçimine, yapılması
gereken şeyler konusunda da bazı öneriler sunuyor. Bununla birlikte Türkiye’deki
Müslümanların ya da yaygın tanımlamayla söylersek Türk muhafazakarlığının sinema
sektöründe taklit ve politik alanları aşarak kendisinin kendi olarak ve kendi
kalarak şarkısını söyleyebilmesi için iyi yapımların ortaya çıkması gerekiyor.
Kaynak
hayalperdesi.net
27.09.2010
Sezai Karakoç'un galası yapıldı
Türk edebiyatının yaşayan en önemli isimlerinden Sezai Karakoç'un hayatı
belgesel oldu.
Karakoç'un mücadelesini ve düşüncesini anlatan "Gün Doğmadan" belgeseli, Cemal
Reşit Rey Kongre Salonu'nda düzenlenen gala ile tanıtıldı. Galaya, İçişleri
Bakanı Beşir Atalay, Tarım Bakanı Mehdi Eker ve çok sayıda seçkin davetli
katıldı.
Galada konuşan İçişleri Bakanı Beşir Atalay, demokratik açılım sürecini
kastederek, "Bugün bir açılım yürütüyorsak, Sezai Karakoç'un büyük düşüncesinin
payı vardır" dedi. Karakoç'un bir medeniyet insanı olduğunu belirten Beşir
Atalay, "Şiiri de o medeniyetin bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. Bakan
Atalay, Sezai Karakoç'un kendi kuşakları üzerinde büyük emeği olduğunu ve
kendisine minnettar olduklarını dile getirdi.
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker de, Sezai Karakoç'un Türk modern şiirinin
temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. Eker, birçok imgenin Karakoç ile
hayatımıza girdiğini ifade etti. Karakoç'un aynı zamanda bir mütefekkir olduğuna
dikkat çeken Mehdi Eker, belgeselin onun sağlığında yapılmasının sevindirici
olduğunu söyledi.
Gün Doğmadan farklı sinema diliyle dikkat çekiyor
Belgeselin yapımcısı Cine5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner ise Sezai
Karakoç'un edebi yönünün yanısıra bir düşünce insanı olduğunu ifade etti. Güner,
belgeselle yeni neslin de Sezai Karakoç ve onun düşüncesini tanımasını
amaçladıklarını belirtti.
Yapımcılığını Cine5 Medya Grup Başkanı Orhan Seyfi Güner'in yönetmenliğini ise
Ensar Altay'ın üstlendiği "Gün Doğmadan - Sezai Karakoç" adını taşıyan belgesel,
Sezai Karakoç hakkında yapılmış en kapsamlı belgesel çalışması olarak dikkat
çekiyor. Belgeselde, Sezai Karakoç şiirleri, kısa filmler halde ve kronolojik
bir sıra ile ekrana geliyor.
Belgesel, Türk düşünce, edebiyat ve siyaset dünyasından önemli isimlerinin
birikimlerinden ve Sezai Karakoç'un yakın çevresindeki insanların tecrübe ve
tanıklıklarından da yararlanılarak oluşturuldu. Çekimleri, Diyarbakır, Bursa,
Gaziantep, Ankara, Bolu ve daha birçok ilde yapılan belgesel filmi, 110 dakika
sürüyor.
Sezai Karakoç şiirleri belgesel için özel olarak seslendirildi
Öte yandan belgesel, Ünlü sesleri bir araya getirmesiyle de dikkat çekiyor.
Aralarında Müşfik Kenter, Ayla Algan, Sinan Albayrak, Deniz Arcak, İbrahim
Paşalı, Necdet Tok, Ahmet Balveren, Buğra Canaslan ve Üsame Sarıoğlu'nun yer
aldığı önemli isimler Sezai Karakoç'un şiirlerini belgesel için özel olarak
seslendirdi.
Galaya bakanlar Beşir Atalay ve Mehdi Eker'in yanısıra edebiyat, medya ve
siyaset dünyasından bir çok önemli isim katıldı. Gala, belgesel filminin
gösterimiyle son buldu.
Sezai Karakoç hakkında:
1933'de Diyarbakır/Ergani'de doğdu. İlkokulu Ergani'de, ortaokulu Diyarbakır ve
Maraş'ta, liseyi Gaziantep'te okudu. Lise sonda Necip Fazıl Kısakürek ile
tanıştı. Burslu öğrenci olarak girdiği Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1955'de
bitirdi. 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler
Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu. 1967 yılında İslamın Dirilişi ve Yazılar
adlı kitaplarından dolayı yargılandı. Büyük Doğu, Hisar, Akpınar, Dernek,
Düşünen Adam, A dergilerinde deneme ve şiirler, Yeni İstanbul, Sabah ve Milli
Gazete'de fıkra yazıları yayımlayan Sezai Karakoç, mart-nisan 1960'ta iki, mart
1966 - mart 1967'de oniki, ekim 1969 - ocak 1971'de onaltı sayı olmak üzere
Diriliş dergisini yayımladı.
1974'ten itibaren düzenli olarak 18 sayı yayınlanan, 1976'dan itibaren gazete
biçiminde çıkan Diriliş dergisi yerli düşünce ve edebiyatın en önemli
dergilerinden biri oldu. 1977-78, 1980 ve 1983 yıllarında da yayımlanan Diriliş,
son olarak 1987-1993 arası altı yıl haftalık olarak yayımlanmıştır. Diriliş
Dergisi, gerek edebiyatımız gerekse fikir ve kültür hayatımız için bir okul
olmuş, çok sayıda Aydın ve sanatçı yetiştirmiştir.
1990 Diriliş Partisi'ni kuran Sezai Karakoç, 1997 yılında Anayasa Mahkemesi
tarafından kapatılışına kadar da bu partinin genel başkanlığını yürüttü.