Geride Kalanlar (The Left Behind)




Yapım Tarihi - 2020
Süresi - 00:27:15
Format - Belgesel, Renkli, Türkçe

Yönetmen / Director - Hüseyin Özden
Yapımcı / Producer - Kadriye Özden
Senarist / Writer - Hüseyin Özden, Yunus Emre Özden
Görüntü Yönetmeni / Director of Photography - Erol Zurnacı
Kurgu / Editor - Yusuf Ali Tokat, Ozan Yıldız, Ahmet Eroğlu
Danışman / Consultant - Bahri Akbulut

Kırsaldan büyük şehirlere göçtür. Göçün neden olduğu tahribat Gümüşhane'nin Ulukale köyü üzerinden anlatılırken belgesel, insanlığın geçmişten günümüze biriktirdiği zenginliklerin "göç" ile "yok oluşuna" vurgu yapıyor.

The subject of the documentary "The Left Behind" is the migration from the countryside to the big cities. While the destruction caused by migration is narrated through the Ulukale village of Gümüşhane, the documentary emphasizes the "immigration" and "disappearance" of the wealth that humanity has accumulated from the past to the present.

Göç veren topraklar sadece insanlarını değil, binlerce yıllık hafıza ve üretim kültürlerini de kaybederler. “Geride Kalanlar” Belgeselinde kırsaldan büyük kentlere göç; vicdanlara seslenilerek yansıtılmaktadır. Göç’ün sebep olduğu tahribat, en fazla göç veren iller arasında yer alan Gümüşhane coğrafyası Fon olarak kullanılarak anlatılmaktadır. Göçün sebep olduğu kayıplar ve yaşanılan hüzün anlatılırken coğrafyanın geçmişten günümüze biriktirdiği zenginliklerin “yok olma” durumuyla karşı karşıya oluşu vurgulanmaktadır.. Ana tema göç olmakla birlikte Anadolu insanın bin yıllardır biriktirip zenginleştirerek günümüze aktardığı üretimler yansıtılırken; kitlesel göçlerle birlikte yok olma durumuyla karşı karşıya kalan değerlere de yer verilmektedir.. Kırsaldan göçün tahribatı ve “Geride kalanlar” vurgulanırken, göçle birlikte gitgide harabeye dönen köylerde, çöken çatılar, ekilmeyen tarlalar, bakımsız mezarlıklar, cemaatsiz camiler, öğrencisizlikten kapatılmış okullar ve “gıdalarnı bulma umutları kalmadığı için kuşların bile uğramaz olduğu” eski kapılar resmedilmektedir. “Geride Kalanlar” belgeselinde Gümüşhane’nin dağ köylerinde yaşamalarına rağmen göçe direnen birkaç ailenin hayatlarından kesitler sunulurken “insanın olduğu yerde umut vardır” teması işlenmektedir.

4. İzmit Uluslararası Kısa Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Yarışma Filmi. 2021



Kaynak
Türk Dünyası Belgesel Film Festivali








Geride Kalanlar

Gümüşhane Atatürk Ortaokulu’nu bitireli tam 40 yıl oldu. Daha dün gibi hatırlıyorum o günleri. Yeşil Kıbrıs Çarşısı’na pazara gelen köylüler gözümün önünde. Üretimlerini paraya dönüştürmek için yol boylarına sergiler açar, bizim gibi uzaktan gelen öğrencilere de ikram etmeyi ihmal etmezlerdi. Bu yüzden olsa gerek Gümüşhane’ye her gidişimde Kıbrıs çarşısına gider o köylüleri ararım.

Şimdilerde köylerden ürün getirip satanlara rastlamak pek mümkün değil artık Gümüşhane’de. Geride kalmış o günler. Köylerimiz boşalmış, tarlalar hozan olmuş durumda. Kuzular meyleşmiyor artık çimenler üzerinde. Öksüz çiçekler bürümüş yamaçları… Uzaktan bakıldığında hissedilmeyen bir gariplik çökmüş dağlara. Eskilerin neşeli yaylaları geliyor gözümün önüne. Topuk çimeni üzerinden zıplayarak annesine koşan kuzular yok artık oralarda.

Rastladığımız birkaç yaylacı içimizdeki umudu yeşertmeye yetmiyor. Yaz tatillerini geçirmek için memleketine gelen birkaç emekliye emanet olmuş bir zamanların üretim üssü köylerimiz.

Köylerimiz o zamanlar gerçekten birer üretim üssü idi. Her köy ve obada yarış edilircesine üretim yapılıyor, kır pazarlarındaki tüccarlar aracılığı ile kentlere akıyordu. Sebze, meyve ve tahılın en doğalını üretmesiyle ünlüydü bu diyarlar. Et,Süt, yağ, çökelik, yün, dastar, çul, çorap aklınıza ne gelirse.

Güneş yanığı yüzlerinin içinden parlayan gözleriyle köye gelen misafirleri ilk karşılayan çocuklar da şimdilerde kaybolmuş. Yoklar… Hepsi geride kalmış.

Geride kalanlar sadece bunlar mı? Elbette değil daha birçok değerimiz de geride kalmış. Ne eski bayramlar yaşanıyor, ne de eski düğünler.. Kalandar, Hıdırellez, Gündönümü hepsi unutulmaya yüz tutmuş. Köylerde rastladığımız birkaç yaşlı umutla geri gelecek komşularını beklemekte. Hepsi haklı olarak sitem etmekte gidip de dönmeyenlere, Baba ocağını tüttürmeyi terk edenlere.

Ne oldu da savaştan kaçar gibi terketti insanımız bu diyarları. Kendi tarlasını ekmekten, hayvanını beslemekten acz eder hale geldi. Aynı insanlar kentlerde yaşadıkları erozyonu bile fark etmeden neyin peşinde koşmaktalar. Kadınlar evlere hizmetçiliğe, erkekler inşaatlarda ameleliğe gitmeyi kendi öz yurtlarında üretim yaparak geçim yapmaya neden tercih ettiler?

Bazılarını elde ettiği rant hayat standardını yükseltmesine sebep olmuş olabilir. Peki gecekondularda kimlikleri kaybolmakta olan çoğunluk? Böyle giderse bir süre sonra köyleri ziyarete gelen de olmayacak. Hozan olan tarlalar daha bir yabanlaşacak, mezarlar daha bir garip kalacak, duvarları çatlayan taş evler yıkılacak… Belki de bu toprakların boşalması üzerine hesabı olanlar o kadar beklemeden yerleşir buralara. O zaman neler kaybettiğimiz anlarız.

Herşeye rağmen göç etmeyip geride kalmayı kentin rantının peşinde koşmaya tercih edenleri selamlıyorum.

Sevgi ve saygıyla…

anindahaberler.com.tr
15 Haziran 2017